TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ÖZBOYACI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/27868)
Karar Tarihi: 20/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Selçuk KILIÇ
Başvurucu
:
Ahmet ÖZBOYACI
Vekili
:
Av. Lütfü ARABACI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, temyiz isteminin süre yönünden reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 11/9/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. H.K. tarafından, Almanya Hamburg Bölge Mahkemesinin6/1/2015 tarihli kararıyla başvurucudan 120.000 euro alacağı olduğubelirtilerek söz konusu kararın tanınması ve tenfizi istemiyle başvurucualeyhine İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır.
9. Mahkemenin 9/3/2017 tarihli kararı ile davanınkabulüne karar verilmiştir.
10. Karara karşı başvurucu tarafından istinaf yolunabaşvurulması üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin (BAM)30/10/2017 tarihli kararı ile tanıma ve tenfiz davaları için gerekli usulşartlarının oluştuğu, kamu düzenine aykırı bir yön bulunmadığı ve ilk derecemahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyleistinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. Ayrıca anılan kararınhüküm fıkrasında "Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme ve müzakeresonucunda kararın tebliğinden itibaren 1 aylık süre içerisinde Yargıtaynezdinde temyiz kanun yolu açık olmak üzere" ifadesiyle kanun yolunabaşvuru süresi ve şekli taraflara gösterilmiştir.
11. BAM kararı 18/12/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir. Başvurucu tarafından kararın 8/1/2018 tarihinde temyiz edilmesiüzerine BAM'ın 12/1/2018 tarihli ek kararı ile 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıHukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 361. maddesinin (1) numaralı fıkrasındabelirtilen iki haftalık yasal süre geçtikten sonra temyiz isteminde bulunulduğubelirtilerek temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine karar verilmiştir.
12. Başvurucu tarafından ek karar temyiz edilmiş,Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin (Daire) 10/5/2018 tarihli kararı ile kararınonanmasına hükmedilmiştir.
13. Karar 15/8/2018 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiş, başvurucu 11/9/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
14. 6100 sayılı Kanun'un "Hükmün kapsamı"kenar başlıklı 297. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1) Hüküm “Türk Milleti Adına”verilir ve bu ibareden sonra aşağıdaki hususları kapsar:
...
ç) Hüküm sonucu, yargılama giderleri iletaraflardan alınan avansın harcanmayan kısmının iadesi, varsa kanun yolları vesüresini..."
15. 6100 sayılı Kanun'un "İstinaf dilekçesininreddi" kenar başlıklı 346. maddesi şöyledir:
"(1) İstinaf dilekçesi, kanuni süregeçtikten sonra verilir veya kesin olan bir karara ilişkin olursa, kararı verenmahkeme istinaf dilekçesinin reddine karar verir ve 344 üncü maddeye göreyatırılan giderden karşılanmak suretiyle ret kararını kendiliğinden ilgiliyetebliğ eder.
(2) Bu ret kararına karşı tebliğitarihinden itibaren bir hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. İstinafyoluna başvurulduğu ve gerekli giderler de yatırıldığı takdirde dosya, kararıveren mahkemece yetkili bölge adliye mahkemesine gönderilir. Bölge adliyemahkemesi ilgili dairesi istinaf dilekçesinin reddine ilişkin kararı yerindegörmezse, ilk istinaf dilekçesine göre gerekli incelemeyi yapar."
16. 20/7/2017 tarihli ve 7035 sayılı Kanun'un 31.maddesiyle birinci fıkrasında yer alan “bir ay” ibaresi “iki hafta” şeklindedeğiştirilmiş olan 6100 sayılı Kanun’un "Temyiz edilebilen kararlar"kenar başlıklı 361. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Bölge adliye mahkemesi hukukdairelerinden verilen temyizi kabil nihai kararlar ile hakem kararlarınıniptali talebi üzerine verilen kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren ikihafta içinde temyiz yoluna başvurulabilir."
17. 6100 sayılı Kanun'un "Kıyas yoluylauygulanacak hükümler" kenar başlıklı 366. maddesi şöyledir:
"Bu Kanunun istinaf yolu ile ilgili343 ilâ 349 ve 352 nci maddeleri hükümleri, temyizde de kıyas yoluylauygulanır."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
18. Mahkemenin 20/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu; BAM kararında temyiz süresinin bir ayolarak gösterildiğini ve bu süre içinde temyiz yoluna başvurduğunu, karardabelirtilen süre içinde temyiz talebinde bulunmasına karşın talebinin süreyönünden reddedildiğini, yargı organının yanlış yönlendirmesi nedeni ile hakkaybına uğramaması gerektiğini belirterek Anayasa'nın 36. ve 40. maddelerindeyer alan haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
20. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, süresinde olmadığı gerekçesiyle temyiztalebinin incelenmemesine yönelik olduğundan inceleme adil yargılanma hakkınıngüvenceleri arasında yer alan mahkemeye erişim hakkı kapsamında yapılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. MüdahaleninVarlığı ve Hakkın Kapsamı
23. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017, § 34).
24. Mahkemeye erişim hakkı bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir (Özkan Şen, B. No: 2012/791,7/11/2013, § 52). Öte yandan mahkemeye erişim hakkı ilk derece mahkemesine davaaçma hakkının yanı sıra itiraz, istinaf veya temyiz gibi kanun yollarınabaşvurma imkânı tanınmış ise anılan yollara başvurma hakkını da içerir (AliAtlı, B. No: 2013/500, 20/3/2014, § 49).
25. Mahkeme kararlarının hukuka uygun olup olmadığınayönelik uyuşmazlığın çözümlenmek üzere bir yargı makamı önüne taşınması kanunyoluna başvurma olarak nitelendirilmektedir. Anayasa'nın 36. maddesindegüvence altına alınan hak arama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Adil yargılanma hakkı birmahkeme kararına karşı üst yargı yollarına başvurabilmeyi güvence altınaalmamakla birlikte gerek suç isnadına bağlı yargılamalarda gerekse medeni hakve yükümlülüklere ilişkin yargılamalarda istinaf veya temyiz gibi kanunyollarına başvurma imkânı tanınmış ise bu kanun yolları yönünden de adilyargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin sağlanması gerekir (Hasan İşten,B. No: 2015/1950, 22/2/2018, § 36).
26. Somut olayda süre yönünden temyiz istemininreddedilmesinin mahkemeye erişim hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
27. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
28. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşullara uygun olmadığı takdirde Anayasa’nın 36. maddesininihlalini teşkil edecektir. Bu sebeple müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesindeöngörülen ve somut başvuruya uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, haklı birsebebe dayanma, ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olupolmadığının belirlenmesi gerekir.
i. Kanunilik
29. Başvuru konusu olayda 6100 sayılı Kanun'un 361.maddesinin (1) numaralı fıkrasında öngörülen sürede yapılmadığı gerekçesiyletemyiz talebinin reddedildiği anlaşılmaktadır. BAM ve Dairenin bu hükmü esasalarak verdikleri kararlara göre yapılan müdahalenin kanun tarafından öngörülmeölçütünü karşıladığı sonucuna varılmıştır.
ii. Meşru Amaç
30. Yargı kararlarının tabi kılınacakları bir kanun yoluincelemesi neticesinde ortadan kaldırılma ihtimalinin hukuk düzeni içindesürekli olarak gündemde tutulması hukuki güvenlik ve istikrar ilkeleriylebağdaşmaz. Yargılamaların sürüncemede kalmasını engellemek, uyuşmazlıklarınmümkün olan en kısa süre içinde nihai çözüme kavuşturulmasını, hukuk alemindeetki ve sonuçlarını doğurması beklenen kesin hükmün bir an önce temininisağlamak düşüncesiyle yargı kararlarına karşı üst mahkemeler nezdinde yapılmasıöngörülen kanun yolu başvuruları kanunlarla belli sürelere bağlanmıştır. Buitibarla kanun yoluna başvurma hakkının belli bir süre koşuluna bağlanması,yukarıda belirtilen sakıncaları bertaraf ederek hukuki güvenlik ve istikrarınsağlanması gibi önemli ve meşru bir amaca hizmet eder (Ertuğrul Dalbaş,B. No: 2014/7805, 25/10/2017, § 59).
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
31. Anayasa’nın 40. maddesinin ikinci fıkrasında devletinişlemlerinde ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını,başvuru sürelerini belirtmek zorunda olduğu ifade edilmiştir. Kanun koyucu,devlet organlarının tesis ettiği işlemlere karşı kanun yolları, hangi mercilerebaşvurulacağı ve başvuru süresi bakımından tarafların doğru bilgi sahibiolmalarını sağlayarak dağınık mevzuat karşısında hangi yola müracaat edeceğinibilmeyen yahut tereddüt eden bireylerin hak arama özgürlüğünü etkin ve sağlıklıbir şekilde kullanmalarını amaçlamıştır (Kommersan Kombassan Mermer Madenİşletmeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş. ve diğerleri, B. No: 2013/7114,20/1/2016, § 50).
32. 6100 sayılı Kanun’un 297. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (ç) bendinde, kanun yolları ve süresinin hüküm içeriğinde yer almasıgerektiği belirtilmiştir.
33. Usul hükümlerine göre mahkeme kararlarının hükümkısmında kanun yolu ve süresinin belirtilmesi zorunluluğu, tarafların kararakarşı öngörülen kanun yolunu etkili ve işlevsel bir şekilde kullanmalarıaçısından önem arz etmektedir (Cemile Akyıldız, B. No: 2014/1382,22/9/2016, § 40).
34. Dava açma ya da kanun yollarına başvuru içinöngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarak yanlış uygulanması yada hatalı hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma veya kanun yollarına başvuruhakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini kabul etmekgerekir (Garanti Bankası A.Ş., B. No: 2013/4553, 16/4/2015, § 42).
35. Başvuru konusu olaya benzer nitelikteki CemileAkyıldız (aynı kararda bkz. § 46) başvurusunda; icra hukuk mahkemesi kısa vegerekçeli kararında temyiz süresini on beş gün olarak göstermiş, başvurucu busüreye güvenerek kararın tebliğinden itibaren on birinci günde hükmü temyizetmiş, Yargıtay ise icra mahkemesi kararlarına karşı temyiz süresinin on günolduğunu belirterek temyiz dilekçesinin reddine karar vermiştir. AnayasaMahkemesi bu başvuruda; dava açma sürelerini düzenleyen son derece karışık ve dağınıkolan mevzuatın aşırı şekilci (katı) yorumunun mahkemeye erişim hakkını ihlaledebileceğini, özellikle başvuru mercii ve süresi doğru gösterilmeyenişlemlerle ilgili davalarda mahkemelerin usul kurallarını yorumlarken mahkemeyeerişim hakkını zedeleyecek şekilde katı yorumdan kaçınmalarının gerektiğinibelirterek somut olay açısından icra müdürlüğü işlemlerine karşı yapılanşikâyeti inceleyen icra hukuk mahkemesinin kararına karşı Kanun'da on günlüktemyiz süresi öngörüldüğü hâlde mahkemenin kısa ve gerekçeli kararında süreyion beş gün olarak gösterdiğini, bu açıdan başvurucunun belirtilen süreyegüvenerek hareket etmesinin makul görülmesi gerektiğini, kararda belirtilensüre içinde talepte bulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden Yargıtay değerlendirmesininbaşvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsız kılacak ölçüde ve aşırı şekilcibir yaklaşımla elde edildiğini, kararın başvurucunun mahkemeye erişim hakkınızedelediğini belirtmiştir.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
36. Başvurucu, BAM'ın gerekçeli kararında belirtilen süreiçinde temyiz başvurusunda bulunduğunu ancak gerekçeli kararda gösterilen süreyerine Kanun'da öngörülen temyiz süresi dikkate alınarak temyiz istemininreddedildiğini ve temyiz hakkının elinden alındığını belirtmiştir.
37. Somut olayda değerlendirilmesi gereken mesele,başvurucunun temyiz talebinin süre koşulu gerekçe gösterilerek kanun yoluincelemesine konu yapılmamasının mahkemeye erişim hakkına orantısız birmüdahale oluşturup oluşturmadığıdır.
38. Yukarıda yer alan mevzuat hükümleri çerçevesindebölge adliye mahkemesi hukuk dairelerince verilen kararlara karşı Kanun'da ikihaftalık temyiz süresi öngörüldüğü hâlde BAM'ın gerekçeli kararında söz konususüre bir ay olarak gösterilmiştir. Mahkemelerin kanun yolunu ve süresinitaraflara doğru gösterme yükümlülüğü gözönüne alındığında başvurucunun BAMkararında belirtilen süreye güvenerek hareket etmesinin makul görülmesigerektiği açıktır.
39. Buna göre kararda belirtilen süre içinde taleptebulunan başvurucunun temyiz dilekçesini reddeden BAM'ın ve BAM'ın kararınıonayan Daire yorumunun öngörülebilirlik sınırları içinde olduğunun kabuledilemeyeceği, yapılan yorumun başvurucunun temyiz hakkını kullanmayı imkânsızkılacak ölçüde ve aşırı şekilci bir yaklaşımla elde edildiğideğerlendirilmiştir. Dolayısıyla bu yorumdan hareketle temyiz isteminin süreaşımından reddedilmesi suretiyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkına yönelikmüdahalenin ölçüsüz olduğu sonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
41. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
42. Başvurucu, yeniden yargılama yapılmasına hükmedilerekihlalin giderilmesi ve uğradığı manevi zararın tazminine karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
43. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan kararındaihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genelilkeler belirlenmiştir (B. No: 2014/8875, 7/6/2018, [GK]). Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına da işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
44. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
45. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile İçtüzük’ün 79. maddesinin (1)numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgilimahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundakibenzer hukuki kurumlardan farklı olarak, ihlali ortadan kaldırmak amacıylayeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderimyolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararınabağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundakiyargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yenidenyargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66-67).
46. İncelenen başvuruda Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkemekararından kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
47. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgü düzenlemeiçeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalinve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılmasıgereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlalsonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygunyeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. HukukDairesine gönderilmek üzere İzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir.
48. Öte yandan ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağıanlaşıldığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır.
49. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harç ve3.000 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.294,70 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmakamacıyla İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesine gönderilmek üzereİzmir 1. Asliye Hukuk Mahkemesine (İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. HukukDairesinin 12/1/2018 tarihli ve E.2017/1290, K.2017/1584 sayılı ek kararıylailgilidir.) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 294,70 TL harç ve 3.000 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.294,70 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 20/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.