TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET KILIÇELLİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/31069)
Karar Tarihi: 30/9/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Kadir ÖZKAYA
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Basri BAĞCI
Raportör
:
Volkan SEVTEKİN
Başvurucu
:
Ahmet KILIÇELLİ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, tutuklunun ceza infaz kurumundan ailesininyaşadığı yere yakın bir infaz kurumuna nakli ile bu konu hakkında bilgitalebine ilişkin dilekçesinin nakil şartlarını taşımadığı değerlendirilerekişleme konulmaması nedeniyle aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 24/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Türkiye 15 Temmuz 2016 gecesi silahlı bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve Bakanlar Kurulu tarafından ülke genelinde21/7/2016 tarihinden itibaren doksan gün süreyle olağanüstü hâl (OHAL) ilanedilmesine karar verilmiştir. OHAL süreci, üçer aylık sürelerle uzatılarak18/7/2018 tarihine kadar devam etmiştir. Darbe teşebbüsüne ilişkin süreç, OHALilanı ve OHAL döneminin gerektirdiği tedbirlere ilişkin detaylı açıklamalarAnayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri ([GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-20, 47-66) kararında yer almaktadır.
10 Eski bir hâkim olan başvurucu, darbe teşebbüsüsonrasında yürütülen soruşturma sürecinde silahlı terör örgütü (FetullahçıTerör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması) üyesi olduğu gerekçesiyle İstanbul 3.Sulh Ceza Hâkimliğinin 18/10/2016 tarihli kararıyla tutuklanmış ve Silivri 6No.lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna (Ceza İnfaz Kurumu) konulmuştur.
11. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünün (GenelMüdürlük) Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) aracılığıyla Cezaİnfaz Kurumuna gönderdiği tutuklu nakilleri konulu 8/9/2016 tarihliyazısında, yargılama yeri ve suç nedeniyle bazı tutukluların başka kurumlaranakledildiğinin görüldüğü belirtilmiştir. Genel Müdürlük tarafından hazırlanan5/6/2015 tarihli ve 167 No.lu Ceza İnfaz Kurumlarının Tahsisi, Nakil İşlemlerive Diğer Hükümler Hakkında Genelge'nin (Genelge) "Suç ve yargılama yerinedeniyle nakil" kenar başlıklı 18. maddesinin (13) numaralıfıkrasında tutukluların yargılanacakları mahkemeler belli olup duruşmaları içinmüzekkere gelinceye kadar bulundukları kapalı ceza infaz kurumundabarındırılmalarına devam edileceğinin açıkça belirtildiği vurgulanmıştır. Bukapsamda soruşturma evrakı veya dava dosyasının görevsizlik veya yetkisizlikkararı ile iade edilen tutukluların yargılanacakları mahkemeler belli olmadanve duruşmaları için müzekkere gelmeden Genelge'nin ilgili maddeleri uyarıncabaşka bir ceza infaz kurumuna nakillerinin yapılması hâlinde söz konusu naklinGenelge'ye aykırılık teşkil edeceği bildirilmiştir.
12. Başvurucu; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı 27/12/2016tarihli dilekçesinde; İstanbul Adliyesinde görev yapmaktayken tutuklandığını,İstanbul'da bir yakınının bulunmadığını ve ailesinin açık/kapalı görüşleregelme konusunda sıkıntı yaşadığını belirterek ailesinin yaşadığı Denizli'deki(olmadığı takdirde İzmir veya Antalya'daki) ceza infaz kurumuna naklinin mümkünolup olmadığı, mümkün ise şartlarının bildirilmesi talebinde bulunmuştur.
13. Başvurucunun dilekçesi Ceza İnfaz Kurumu tarafındanişleme konulmamıştır. Söz konusu dilekçenin alt kısmına yazılan derkenar iseşöyledir:
"İstanbul 3. Sulh Ceza Hâkimliğitarafından tutuklanmışsınız. Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri GenelMüdürlüğünün 05/06/2015 tarihli ve 167 No.lu Genelgesinin 'Suç veyargılama yeri nedeniyle nakil' başlıklı 18. maddesinin 1. fıkrasında;'Tutuklular öncelikle mahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kurumundabarındırılacaktır.' hükmü gereğince dilekçenize işlem yapılmamıştır."
14. Başvurucu bu defa Ceza İnfaz Kurumuna hitaben yazdığı16/1/2017 tarihli dilekçesinde; Genel Müdürlüğe hitaben yazdığı dilekçesininişleme konulmamış olması nedeniyle dilekçe hakkının engellendiğini, nakilkonusunun ihtiyari olduğunu, dilekçesinde belirttiği gerekçelerin kabul görüpgörmeyeceğinin belirlendikten sonra naklin gerçekleştirilebileceğini, bunedenle dilekçesinin ekindeki yazısının Genel Müdürlüğe gönderilerek UYAP kayıtnumarasının tarafına bildirilmesini istemiştir. Genel Müdürlüğe hitaben yazdığıekli dilekçesinde ise babasının yakın zamanda trafik kazası geçirdiğindenziyaretine gelmesinin sağlığı açısından sorun oluşturduğunu, annesi veablasının da İstanbul'a gelip sonrasında Silivri'ye gelmelerinin zorluklarınıifade etmiştir.
15. Ceza İnfaz Kurumunun 17/1/2017 tarihli yazısı ilebaşvurucunun dilekçesinin işlemsiz olarak iade edilmesine karar verildiğibaşvurucuya bildirilmiştir. Karar gerekçesinde, başvurucu hakkında devam edensoruşturma veya dava dosyasının İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı ve mahkemeleritarafından yürütüldüğü hatırlatılarak nakil talebinin Genelge'nin 18. maddesinin(1) numaralı fıkrasına aykırılık oluşturacağı açıklanmıştır.
16. Ceza İnfaz Kurumu kararının kaldırılması talebiylebaşvurucunun yaptığı şikâyet başvurusu Silivri 1. İnfaz Hâkimliğinin (İnfazHâkimliği) 31/3/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiştir. Kararda, başvurucununtalebinin dilekçe hakkının kullanılmasına yönelik olduğu vurgulanmış ve dilekçehakkının kullanılmasını sağlamak amacıyla dilekçenin Genel Müdürlüğegönderilmesine karar verildiği açıklanmıştır.
17. Başsavcılık anılan karara 10/4/2017 tarihinde itirazetmiştir. İtirazda; Genel Müdürlüğün 8/9/2016 tarihli yazısına göre düzenlemedışı nakil yapılmamasına, aksi durumun Genelge'ye aykırı olacağına işaretedildiğinden başvurucunun dilekçesinin Genel Müdürlüğe gönderilmediği ve sebebikonusunda bilgilendirme yapıldığı belirtilmiştir. Aksi durumun lüzumsuzyazışmalarla Genel Müdürlüğün meşguliyetine yol açacağı gibi Ceza İnfazKurumunun işleyişini de yavaşlatacağı ifade edilmiştir. Bu nedenlerle GenelMüdürlükçe işleme alınması söz konusu olmayan dilekçenin gönderilmesi yönündekarar verilmesinin düzenlemeyle çelişmesi dolayısıyla İnfaz Hâkimliğininkararının kaldırılması talebinde bulunulmuştur.
18. Başsavcılığın itirazı, Silivri Ağır Ceza Mahkemesinin(Ağır Ceza Mahkemesi) 1/6/2017 tarihli kararı ile kabul edilmiş ve İnfazHâkimliğinin kararının kesin olarak kaldırılmasına karar verilmiştir. Karargerekçesinde, başvurucunun dilekçesinin öncelikle Ceza İnfaz Kurumuncadeğerlendirilerek şartları taşıyorsa Genel Müdürlüğe gönderilmesi ve açıkçaşartları taşımaması hâlinde gönderilmemesi uygulamasında hukuka aykırılıkbulunmaması nedeniyle itirazın kabulüne karar verildiği açıklanmıştır.
19. Nihai karar 22/6/2017 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
20. Başvurucu 24/7/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
21. UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerden;başvurucu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 18/4/2017 tarihliiddianamesi ile kamu davasının açıldığı, İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesindegörülen davada başvurucunun savunmasının alındığı 8/11/2017 tarihli ilkduruşmasında tahliyesine karar verildiği ve başvurunun inceleme tarihiitibarıyla yargılamanın derdest olduğu anlaşılmaktadır.
22. Diğer yandan Anayasa Mahkemesinin 18/12/2019 tarihliyazısı ile başvurucunun Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu kaldığı sürede yaptığı tümgörüşlere ilişkin bilgi ve belgeler talep edilmiştir. 19/12/2019 tarihli cevapyazısından başvurucunun tutuklu olarak barındırıldığı 18/10/2016 ile 8/11/2017tarihleri arasında beş kez açık görüş hakkından yararlandığı ancak kapalı görüşyapmadığı belirtilmiştir. Başvurucunun bu süre içinde aile fertleriyle (annesi,babası ve kardeşi) 28/10/2016, 24/4/2017, 26/6/2017, 4/9/2017 ve 23/10/2017tarihlerinde açık görüş; iki haftada bir telefonla haberleşme hakkınıkullandığı anlaşılmıştır.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 13/12/2004 tarihli ve 5275 sayılı Ceza ve GüvenlikTedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un "Hükümlüyü ziyaret" kenarbaşlıklı 83. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Hükümlü, belgelendirilmesikoşuluyla eşi, üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımları ile vasisi veyakayyımı tarafından haftada bir kez ve ayrıca kuruma kabullerinde, zorunluhâller dışında bir daha değiştirilmemek üzere, ad ve adreslerini bildirdiği en fazlaüç kişi tarafından, yarım saatten az ve bir saatten fazla olmamak üzere çalışmasaatleri içinde ziyaret edilebilir. ...
...
(3) Görüşler, koşul ve süreleri AdaletBakanlığınca hazırlanan yönetmelikle kapalı ve açık olmak üzere iki biçimdeyaptırılır."
24. 5275 sayılı Kanun’un "Kendi istekleri ilenakil" kenar başlıklı 54. maddesi şu şekildedir:
"(1) Hükümlülerin kendiistekleri ile bulundukları kurumdan başka kurumlara nakledilebilmeleri için;
a) Gitmek istedikleri kurumlardandurumlarına uygun en az üç yeri belirten bir dilekçe vermeleri,
b) Nakil giderlerini peşin olaraködemeyi kabul etmeleri,
c) Koşullu salıverilmelerine beş aydanaz süre kalmamış olması,
d) İyi hâl göstermeleri, disiplin cezasıalmamış veya kaldırılmış olması,
e) İstekte bulunulan kurumda yer,kapsama gücü ve sınıfının uygun bulunması ve tutukevi olmaması,
f) Mahkûmiyet sürelerine uygunhükümlülerin barındırıldığı bir kurum olması,
g) Daha önce disiplin nedeniyle ayrılmakzorunda kaldıkları kurum olmaması,
Gerekir. (Ek cümle: 24/1/2013-6411/7md.) Çocuk hükümlüler bakımından bu fıkranın (b) bendi uygulanmaz.
(2) Bu hükümlüler nakledildiklerikurumlarda, eğitim öğretim veya hastalık nedeniyle nakil hariç, bir yıl kalmakzorundadırlar. Çocuklar bakımından bu süre altı ay olarak uygulanır."
25. 5275 sayılı Kanun'un "Tutuklularınyükümlülükleri" kenar başlıklı 116. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili kısmı şu şekildedir:
"Bu Kanunun;... nakiller,disiplin nedeniyle nakil, zorunlu nedenlerle nakil, hastalık nedeniyle nakil,nakillerde alınacak tedbirler,... konularında 9, 16, 21, 22, 26 ilâ 28, 34 ilâ53, 55 ilâ 62, 66 ilâ 76 ve 78 ila 88 inci maddelerinde düzenlenmiş hükümlerintutukluluk hâliyle uzlaşır nitelikte olanları tutuklular hakkında dauygulanabilir."
26. 5275 sayılı Kanun gereğince Genel Müdürlük tarafındanhazırlanan Genelge'nin "Suç ve Yargılama Yeri Nedeniyle Nakil"başlıklı 18. maddesinin (1) ve (13) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Tutuklular, öncelikleyargılandıkları mahkemenin bulunduğu yerdeki kapalı ceza infaz kuramlarında, buyerde kapalı ceza infaz kurumu bulunmuyor ise suçları itibariyle konumlarınauygun en yakın kapalı ceza infaz kurumlarında barındırılacaktır.
(13) Haklarındaki soruşturma evrakıveya dava dosyasının görevsizlik veya yetkisizlik kararı verilerek yetkiliCumhuriyet başsavcılıklarına veya mahkemelere gönderilmesi halinde tutuklularyargılanacakları mahkeme belli olup, duruşmaları için müzekkere gelinceye kadarbulundukları kapalı ceza infaz kuramımda barındırılacaktır.
Ancak; ağır ceza mahkemelerinin görevinegiren suçlardan tutuklu olup, müdürlük teşkilatı bulunmayan kapalı ceza infazkuramımda bulunanlar derhal bağlı ağır ceza merkezi kapalı ceza infaz kurumunanakledilecektir."
B. UluslararasıHukuk
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özelve aile hayatına saygı hakkı" kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes özel ve ailehayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Bu hakkın kullanılmasına bir kamumakamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik birtoplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzeninkorunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarınınhak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda sözkonusu olabilir."
28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre özelhayat, özel bir sosyal hayat sürdürmeyi yani kişinin sosyal kimliğinigeliştirme hakkı anlamında bir özel hayatı güvence altına almaktadır. Buyönü ile birlikte değerlendirildiğinde bahsi geçen hak, ilişki kurmak vegeliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir (Özpınar/Türkiye,B. No: 20999/04, 19/10/2010, § 45; Oleksandr Volkov/Ukrayna, B. No:21722/11, 9/1/2013, §§ 165-167; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88,16/12/1992, § 29).
29. AİHM'e göre hükümlü ve tutuklular, Sözleşmekapsamında kalan temel hak ve hürriyetlerin tamamına kural olarak sahiptirler (Hirst/BirleşikKrallık (No. 2) [BD], B. No: 74025/01, 6/10/2005, § 69).
30. AİHM'e göre suçun mahiyeti haklı gösteriyorsa birtutuklunun özel bir ceza infaz kurumu rejimine veya sınırlayıcı ziyaretdüzenlemelerine tabi tutulması Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamındaki hakkınamüdahale teşkil eder ancak kendiliğinden bu hakkın ihlali anlamına gelmez (Vlasov/Rusya,B. No: 78146/01, 12/6/2008, § 123).
31. AİHM'e göre hükümlü ve tutukluların özel ve ailehayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumu idaresinin hükümlü vetutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devam ettirecek önlemleri almasınızorunlu kılmaktadır (Messina/İtalya (No. 2), B. No: 25498/94,28/9/2000, § 61; Ouinas/Fransa (k.k.), B. No: 13756/88, 12/3/1990; Kučera/Slovakya,B. No: 48666/99, 17/7/2007, § 127). Bu hakka getirilen sınırlamalar, suç vedüzensizliğinin önlenmesi için güvenlik nedeniyle uygulamaya konulmuş olsa dahaklı bir gerekçeye dayanmalıdır (Gülmez/Türkiye, B. No: 16330/02,20/5/2008, § 46).
32. Federal Alman Anayasa Mahkemesinin bir kararında;aileyle uzun görüşe izin verilmemesi şeklindeki ceza infaz kurumu kararınayapılan itirazda, Mahkemenin geçici hukuki koruma tedbiriyle ilgili olarakkurumun kararına ilişkin gerekçeleri belirleme yükümlülüğünüstandartlaştırmaktan kaçınılmıştır. Bir mahkeme kararının, itiraza konu yasauygulaması ya da onun için kullanılan prosedür kusurlu olsa bile keyfîlikyasağını ihlal etmeyeceği belirtilmiştir. Ancak buna ek olarak verilen kararınbariz bir şekilde açık hukuk kurallarına aykırı olmaması ve keyfî değerlendirmeleredayanmaması gerektiği vurgulanmıştır (Federal Alman Anayasa Mahkemesi, 2BvR 2530-31/16, 21/12/2016).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
33. Mahkemenin 30/9/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli YardımTalebi Yönünden
34. Başvurucu, bireysel başvuru harç ve giderlerini ödemegücünden yoksun olduğunu belirterek adli yardım talebinde bulunmuştur.
35. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Şerif Ay (B. No:2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkeler dikkate alınarak geçiminiönemli ölçüde güçleştirmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. AileHayatına Saygı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucu, nakil talebiyle ilgili dilekçesinin işlemekonulmayarak Genel Müdürlüğe gönderilmemesi nedeniyle dilekçe hakkı ve bilgiedinme hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde; ilgili mevzuat hükümlerinedeğinildikten sonra, hükümlülere yönelik 5275 sayılı Kanun'un 54. maddesindeyer alan "Kendi istekleri ile nakil" düzenlemesininaynı Kanun'un 116. maddesince tutuklular hakkında da uygulanacağıbelirtilmediğinden başvurucunun kendi isteği ile naklini mümkün kılan birdüzenlemenin mevcut olmadığı, başka bir ifade ile nakil talebi tarihindetutuklu bulunan başvurucunun hükümlülere yönelik olan isteğe bağlı nakil hükmüaçısından kapsam dışı bırakıldığı vurgulanmıştır. Öte yandan Ceza İnfazKurumunun düzeni, disiplini, güvenliği ve yönetimi hususlarındaki değerlendirmeve takdir hakkının mevzuat hükümleri kapsamında somut olayın özelliklerine göreinfaz kurumu ve mahkemelere bırakıldığı kanaatinde olunduğu ifade edilmiştir.
2. Değerlendirme
38. Anayasa'nın 20. maddesinin birinci fıkrasının ilgilikısmı şöyledir:
"Herkes ... aile hayatına saygıgösterilmesini isteme hakkına sahiptir... aile hayatının gizliliğinedokunulamaz..."
39. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması"kenar başlıklı 40. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Anayasa ile tanınmış hak vehürriyetleri ihlâl edilen herkes, yetkili makama geciktirilmeden başvurmaimkânının sağlanmasını isteme hakkına sahiptir."
40. Anayasa’nın 41. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"Aile, Türk toplumunun temelidir...
Devlet, ailenin huzur ve refahı ... içingerekli tedbirleri alır, teşkilatı kurar..."
41. Anayasa'nın "Dilekçe, bilgi edinme ve kamudenetçisine başvurma hakkı" kenar başlıklı 74. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının ilgili kısmı şu şekildedir:
"Vatandaşlar ve karşılıklılıkesası gözetilmek kaydıyla Türkiye’de ikamet eden yabancılar kendileriyle veyakamu ile ilgili dilek ve şikâyetleri hakkında, yetkili makamlara ve TürkiyeBüyük Millet Meclisine yazı ile başvurma hakkına sahiptir.
...
Herkes, bilgi edinme ... hakkınasahiptir. ... "
42. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16).
43. Kişilerin kamu makamlarına seslerini duyurabilmeleriamacına hizmet eden dilekçe hakkı, hak arama özgürlüğünün en önemliaraçlarından biridir. Bu anlamda kişilerin adaleti bulma, hakkı olanı elde etmeve haksızlığı giderme yollarından biri olarak hak arama özgürlüğünün işlerlikkazanması, korunması ve sağlanması bakımından önemli bir role sahiptir (HasanErcan, B. No: 2015/54, 12/11/2019, § 41). Bununla birlikte demokratik veşeffaf yönetimin gereği olan eşitlik, tarafsızlık ve açıklık ilkelerine uygunolarak kişilerin kendileri veya faaliyet alanlarıyla ilgili konularda bilgiedinme hak ve özgürlüğü bulunmaktadır. Bilgi edinme hakkı demokratik toplumdüzeninin ve hukukun üstünlüğünün gereklerindendir. Dolayısıyla dilekçe hakkıile sıkı sıkıya bağlı bulunan bilgi edinme hakkı insan hakları ve temelözgürlüklerin ayrılmaz bir parçasıdır.
44. Öte yandan Anayasa'nın 74. maddesinde düzenlenen"Dilekçe, bilgi edinme ve kamu denetçisine başvurma hakkı" Sözleşmeve buna ek Türkiye’nin taraf olduğu protokollerden herhangi birinin kapsamınagirmemektedir.
45. Ancak başvurucunun dilekçe ve bilgi edinme hakkınınihlali iddiasına konu şikâyetinin özü, ailesinin yaşadığı yere yakın olan birinfaz kurumuna naklinin gerçekleştirilmemesidir. Bu kapsamda, başvurucununbulunduğu Ceza İnfaz Kurumundan ailesinin yaşadığı yerdeki ceza infaz kurumunanakil talebi hakkındaki dilekçesinin nakil şartlarını taşımadığı gerekçesiyle işlemekonulmaması üzerine ailesiyle açık/kapalı görüş imkânının zorlaştırıldığı-kısıtlandığı- iddiasına ilişkin başvurusu aile hayatına saygı hakkı yönündenincelenmiştir.
46. Bunun yanında başvurucu, nakil ile ilgili dilekçesiniGenel Müdürlüğe hitaben yazdığından talebiyle ilgili sadece bu makam tarafındankarar verilebileceği iddiasında bulunmuştur. Başvurucunun dilekçesi hakkındaCeza İnfaz Kurumu tarafından Genel Müdürlük Genelgesi değerlendirilerek kararverilmiştir. Bu karara karşı başvurucunun şikâyet ve itirazlarını yetkilimahkemelerde etkili şekilde dile getirdiği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla etkilibaşvuru hakkı yönünden bir inceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
47. Aile hayatına saygı hakkı kapsamında, tutuklu ya dahükümlünün aile hayatını sürdürmesini sağlamaya yönelik olarak devletinüstlenmesi gereken birtakım yükümlülükler ortaya çıkabilir. Söz konusu pozitifyükümlülükler, somut olayın koşullarına göre tedbirler alınmasını ya da edimdebulunulmasını gerekli kılabilir. Bu anlamda pozitif yükümlülükleringereklerinin her olayın kendine özgü koşullarına göre değişiklikgösterebileceği kuşkusuzdur.
48. Anayasa'nın 19. maddesi gereğince hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatının sınırlanması hukuka uygun olarak ceza infazkurumunda tutulmanın kaçınılmaz ve doğal bir sonucudur. Öte yandan hükümlü vetutukluların özel ve aile hayatına saygı gösterilmesi hakkı, ceza infaz kurumuidaresinin hükümlü ve tutukluların ailesi ve yakınlarıyla temasını devamettirecek önlemleri almasını zorunlu kılmaktadır (Mehmet Zahit Şahin, B.No: 2013/4708, 20/4/2016, § 36). Bununla beraber bu yükümlülük yerinegetirilirken ceza infaz kurumunda tutulmanın doğal sonuçlarının gözetilmesigerekmektedir.
49. Devletin hükümlü ve tutukluların ailesi veyakınlarıyla iletişimini devam ettirecek önlemleri alması pozitifyükümlülüklerinin bir gereği olsa da -belirtildiği üzere- hukuka uygun birtutulmadan kaynaklanan kaçınılmaz sonuçlar nedeniyle aile hayatı kapsamındakitemasın sınırlandırılması doğaldır. Kamu düzeninin ve kurum güvenliğininsağlanması yönündeki meşru amaç doğrultusunda ve makul bir gerekliliğin olmasıdurumunda gerekçeleri ilgili ve yeterli şekilde açıklanarak belirli bir süreboyunca söz konusu pozitif yükümlülüğün karşılanmaması da olağan kabul edilebilir.Ancak aile hayatına saygı hakkının gereklerinin mümkün olan ilk fırsatta yerinegetirilmesi ve mahpusların ailesiyle olan temasının hızlı şekilde yenidensağlanması bir gerekliliktir (Murat Aydın, B. No: 2016/58533, 3/7/2019,§ 54).
50. Öncelikle belirtilmelidir ki somut olaydabaşvurucunun aile fertleriyle görüştürülmesinin engellendiğine ilişkin herhangibir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucunun şikâyeti, Ceza İnfaz Kurumununailesinin yaşadığı yerden uzak olması nedeniyle ziyaretine gelme konusundaailesinin sıkıntı yaşadığını belirterek nakil talebine ilişkin dilekçesinin,nakil şartlarının gerçekleşmediği gerekçesiyle Genel Müdürlüğe gönderilmemesive bunun sonucunda ailesini daha sık göremediği iddiasına dayanmaktadır.
51. Başvurucunun Genel Müdürlüğe göndermek istediğidilekçesi, Genel Müdürlük tarafından yazılan 8/9/2016 tarihli ve tutuklunakilleri konulu yazı kapsamında değerlendirilerek Ceza İnfaz Kurumutarafından dilekçenin işlemsiz olarak başvurucuya iadesine -Genel Müdürlüğegönderilmemesine- karar verilmiştir. Söz konusu kararda, başvurucu hakkındakidevam eden soruşturmanın İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanyürütüldüğü -henüz başvurucunun yargılanacağı mahkemenin belli olmadığı-gerekçesiyle nakil talebinin Genel Müdürlük Genelgesi'ne aykırı bulunduğutespit edilerek dilekçe hakkında işlem yapılmadığı bildirilmiştir (bkz. §§11-15). Öte yandan İnfaz Hâkimliği dilekçe hakkının kullanılmasını sağlamakamacıyla başvurucunun dilekçesinin Genel Müdürlüğe gönderilmesine karar vermişsede Başsavcılığın itirazını inceleyen Ağır Ceza Mahkemesi başvurucunundilekçesinin öncelikle Ceza İnfaz Kurumunca değerlendirilmesi ve şartlarıtaşıması hâlinde Genel Müdürlüğe gönderilmesi uygulamasında hukuka aykırılıkbulunmadığını belirtmiştir (bkz. §§ 16-18).
52. Diğer yandan ilgili mevzuat uyarınca hükümlülereyönelik olan isteğe bağlı nakil düzenlemesinin tutuklular yönünden kapsam dışıbırakıldığı anlaşılmakla birlikte (bkz. §§ 24-26) tutuklu olarak bulunanbaşvurucunun nakil talebi Genelge'nin "Suç ve Yargılama Yeri NedeniyleNakil" başlıklı 18. maddesinde belirtilen hükümler doğrultusundadeğerlendirilmiştir. Bu kapsamda "...tutukluların yargılanacaklarımahkemeler belli olup, duruşmaları için müzekkere gelinceye kadar bulunduklarıkapalı ceza infaz kurumunda barındırılacaktır" şeklindeki cezamuhakemesi hukukunda duruşmanın doğrudan doğruya olması (yüz yüzelik) ilkesineuygun olan düzenlemenin geçici nitelikte olduğu, bir başka ifade ile mahkemesibelli olup tutuklunun savunmasının alındığı duruşmadan sonra yeniden nakiltalebinde bulunma imkânını ortadan kaldırmadığı anlaşılmaktadır.
53. Somut olayın tüm koşulları birliktedeğerlendirildiğinde ailesiyle görüşme hakkından yararlanan ve yakınlarıylaolan ilişkisinin sürdürülmesi engellenmeyen başvurucunun ileri sürdüğühususlar, idari ve yargısal süreçlerde kamusal makamlarca üstlenilmesi gerekenpozitif yükümlülüğün gerektirdiği şartların gerisinde kalınmayacak şekildedeğerlendirilmiştir. Somut olay bağlamında başvurucunun tutuklu kaldığı dönemdesuç ve yargılama yeri dışında ailesinin yaşadığı yerdeki infaz kurumuna naklihususunda devlete üstlendiği yükümlülükten daha fazla bir pozitif yükümlülükyüklenemeyeceği de açıktır.
54. Kaldı ki dilekçesinin işleme konulmamasının nedenininilgili ve yeterli gerekçelerle açıklanarak başvurucunun bilgilendirildiğidikkate alındığında söz konusu uygulamanın adaleti ve sağduyuyu hiçe sayantarzda açık bir keyfîlik içermediği anlaşılmış, açık ve görünür bir ihlalbulunmadığı sonucuna varılmıştır.
55. Açıklanan gerekçelerle aile hayatına saygı hakkıyönünden herhangi bir ihlal tespit edilmediğinden başvurunun diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
C. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 30/9/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.