TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ENDES VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/19018)
Karar Tarihi:15/12/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 26/1/2021-31376
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Elif ÇELİKDEMİR ANKITCI
Başvurucular
:
1. Ahmet ENDES
2. Gülümser ENDES
3. Mehmet ENDES
4. Zeynep ENDES
Başvurucular Vekili
:
Av. Adnan EROL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, konutta arama gerçekleştirildiği esnadakolluk görevlilerinin güç kullanımı neticesinde yaralanma meydana gelmesi ve buolayla ilgili olarak yürütülen soruşturmanın etkili olmaması nedeniyle eziyetyasağının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 23/5/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
10. 1995 doğumlu olan birinci başvurucu Ahmet Endes, 1975doğumlu olan ikinci başvurucu Gülümser Endes ile 1971 doğumlu olan üçüncübaşvurucu Mehmet Endes'in oğludur. 1947 doğumlu olan dördüncü başvurucu ZeynepEndes, üçüncü başvurucu Mehmet Endes'in annesidir. Başvurucular olay tarihindeGaziantep'in İslâhiye ilçesinde yaşamaktadır.
11. Başvurucuların yaşadığı ilçede görev yapan birsavcıya yönelik sosyal medya aracılığıyla hakaret ve/veya tehdit suçuişlendiğine ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında başvurucuların akrabaları-dördüncü başvurucunun oğlu- olan Ö.E.nin evinde arama yapılmasına kararverilmiştir. 18/9/2017 tarihinde gece saat 02.00'de gerçekleştirilen aramaesnasında evde bulunan dördüncü başvurucu Zeynep Endes'in oğlunun üçüncübaşvurucu Mehmet Endes'e haber vermesi üzerine üçüncü başvurucu, yanında eşi veçocuğu olan diğer başvurucularla birlikte aramanın yapıldığı olay yerinegitmiştir.
12. Bu aşamadan sonra olayın gelişimine ilişkinbaşvurucular ile kolluk görevlilerin anlatımları ve Olay Tutanağı'ndakibilgiler arasında farklılık bulunmaktadır.
13. Başvurucuların anlatımına göre başvurucular barikatkurulan evin yakınına araçla geldikleri sırada kolluk görevlileri tarafındandurdurulmuş, kimliklerinin gösterilmesi istendiğinde birinci başvurucu AhmetEndes'in yanında kimliğinin olmaması nedeniyle kolluk görevlileri arasındabulunan, Özel Harekat Şube Müdürlüğünde görev yapan polisler başvurucularayaklaşarak sinkaflı küfretmiş, ayrıca gerekmediği hâlde fiziksel güçuygulayarak başvurucuları yaralamıştır. İddiaya göre olay sonrasında kollukmerkezine götürülen birinci ve üçüncü başvurucu orada da fiziksel şiddete maruzkalmıştır.
14. Olay günü kolluk görevlilerince düzenlenen tutanağagöre saat 02.00'de ev araması yapılan caddede kolluk görevlilerince güvenlikönlemi alınmış, başvurucuların içinde bulunduğu aracın arama yapılan bölgeyehızla yaklaşması üzerine durmasını sağlamak amacıyla önce uyarıda bulunulmuş,durmadığı fark edildiğinde havaya ateş edilerek aracın durması sağlanmıştır.Araçtan indirilen başvurucuların kimlik kontrolleri yapılırken başvuruculargörevlilere sinkaflı küfretmiş, bu arada üçüncü başvurucu Mehmet Endes'in polismemurlarından birinin silahını almaya yeltenmesi ile birinci başvurucu AhmetEndes'in polis memurlarına vurması üzerine her iki başvurucuya da orantılı güçkullanılarak başvurucular etkisiz hâle getirilmiş, kolluk görevlilerininşikâyetçi olması nedeniyle de haklarında yasal işlem yapılmak üzere kollukmerkezi ile hastaneye götürülmüştür.
15. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes hakkındafarklı tarihlerde sağlık raporları düzenlenmiştir:
- İslâhiye Devlet Hastanesi tarafından başvurucu MehmetEndes hakkında 21/9/2017 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda kasten yaralamaşikâyetiyle Acil Servise getirilen başvurucunun yapılan muayenesindeyaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek düzeyde olduğubelirtildikten sonra "sırt bölgesinde sol tarafta 8 cm'likderma-abrazyon, sol skapula hizasında dört adet biri 2 cm'lik diğerleri 1cm'lik derma-abrazyon, sağ humerus proksimal 1/3 lateralde üç adet 2cm'likderma-abrazyon, sağ humerus arteryolda 2x6 cm'lik ekimoz, her iki diresekposteryolda üç adet 1 cm'lik derma-abrazyon, sol toraks ve sol abdominal flankbölgesinde altı adet 2x2 cm'lik ekimoz, sol lomber bölge lateralde 6 cm'likekimoz, sol toraks posteryolde hassasiyet, her iki dizde iki ader 2x2 cm'likderma-abrazyon, sağ ayak dorselde altı adet 1 cm'lik derma abrozyon, sol ayakdorsel lateralde iki adet 1 cm'lik derma-abrazyon, çekilen grafilerinde vetomografisinde sol toraks 11 kot posterioda fraktür, mevcut geri kalan eklemlerindekırık olmadığı" tespitlerine yer verilmiştir.
- İslâhiye Devlet Hastanesi tarafından başvurucu AhmetEndes hakkında 20/11/2017 tarihinde düzenlenen sağlık raporunda 18/9/2017tarihinde burnuna darbe alan ve nazal (burun kemiği) fraktürü(kırığı) redükte edilen (normal anatomik şekline/eski hâline getirme)başvurucunun yapılan muayenesinde kırığın hayati tehlike yaratmadığı ve duyukaybına yol açmadığı belirtilmiş, ayrıca "nazal dorsumda asimetrikkemik hump bulunduğu, kollomella orada septum anteriorda sağa deviyeizlendiği" tespit edilmiştir.
16. Başvurucular yaralanmalarından sorumlu olan kollukgörevlileri hakkında İslâhiye Cumhuriyet Başsavcılığına (Savcılık) şikâyettebulunmuştur. Başvurucuların şikâyetine üzerine soruşturma başlatılmış ve busoruşturma başvurucuların görevi yaptırmamak için direnme suçunu işledikleriisnadıyla haklarında açılan soruşturma ile birlikte yürütülmüştür.
17. Arama sırasında yaralanan polis memurları T.D., İ.A.ve C.K.nın şikâyetçi olarak ifadeleri alınmıştır. Şikâyetçi polisler,başvurucuların üzerilerine yürüdüğünü ve çıkan arbede esnasında C.K.ya yumrukatıldığını, üçüncü başvurucu Mehmet Endes'in kendilerine hakaret ettiğini,birinci başvurucu Ahmet Endes'in ise İ.A.nın yanına gelerek onu boğazındantuttuğunu, bu sırada İ.A.nın tişörtünün yırtıldığını beyan etmiş; bu nedenlebaşvuruculara karşı orantılı güç kullandıklarını ifade etmiş; ayrıca dördüncübaşvurucu Zeynep Endes'in kendilerine taş attığını, kendini duvara vurmaksuretiyle kendine zarar verdiğini belirterek başvuruculardan şikâyetçiolmuştur.
18. Savcılık tarafından başvurucular Ahmet Endes veMehmet Endes'in savunmaları ve şikâyetleri alınmıştır. Üzerlerine atılısuçlamaları kabul etmeyen başvurucular, başvurucu Ahmet Endes'in yanındakimliği olmaması nedeniyle kolluk görevlileriyle aralarında tartışmayaşandığını, tartışma esnasında kendilerine silah doğrulttuğunu ve havaya ateşedildiğini, ayrıca görevlilerin kendilerini yere yatırıp tekmeyledarbettiklerini, vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandıklarını, darpuygulayan polisleri teşhis edebileceklerini dile getirerek yaralanmalarındansorumlu polislerden şikâyetçi olduklarını ifade etmiştir.
19. Olayla ilgili olarak Kolluk Amiri F.Y., polis memuruM.S. ile aramada hazır bulunan mahalle muhtarı Ö.T.nin tanık olarak beyanlarınabaşvurulmuştur. F.Y. ile M.S. benzer ifadelerinde iki erkek şahsın polismemurlarına vurduğunu, yanlarındaki kadın şahsın da polislere doğru taşattığını, başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'e karşı orantılı güçkullanıldığını beyan etmiştir. Diğer tanık Ö.T. ise -Bakanlık görüşüneyansıdığı kadarıyla- arama işlemine nezaret etmek amacıyla polislerle birlikteÖ.E.nin evine gittiklerini, arama işlemleri yapılırken dışarıdan silah sesiduyması üzerine dışarıya baktığında polislerin başvurucular Mehmet Endes, AhmetEndes ve Gülümser Endes'i darbettiklerini gördüğünü dile getirmiştir.
20. Başvurucuların kolluk merkezinde bulundurulduklarıyerlerin kamera kayıtları temin edilmiş, görüntüler İslâhiye İlçe JandarmaKomutanlığı tarafından incelenmiştir. Jandarma Komutanlığı tarafındandüzenlenen Çözüm Tutanağı'nda başvurucuların kolluk merkezinde darbedildiğinedair herhangi bir görüntüye rastlanmadığı belirtilmiştir.
21. Başvurucuların yaralanmasına ilişkin soruşturmasonunda Savcılıkça polis memurları T.D., İ.A. ve C.K. hakkında 13/2/2018tarihinde kovuşturma yapılmamasına yönelik ek karar verilmiştir. Karargerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tüm soruşturma evrakıincelenmekle, ... numaralı soruşturma kapsamında icra edilecek aramada yukarıdaisimleri yazılı müştekilerin de bulunduğu, müştekilerin ... numaralısoruşturmada şüpheli bulunan [Ö.E.nin] yakınları olduğu, arama emrinin icrasında polismemurlarının görevlerini yapmasını engelledikleri, çıkan bu arbede de MehmetEndes, Ahmet Endes ve Zeynep Endes isimli şahısların yaralandığı, 5237 sayılıTCK 24 maddesi gereği yukarıda isimleri yazılı şüphelilerin CumhuriyetBaşsavcılığımızca verilen arama kararının icrasında görevli oldukları, yerinegetirilmesi görev gereği zorunlu olan bir emri yerine getirdikleri, dolayısıylaTCK 24/3 maddesi gereğince bu emri uyguladıklarından bahisle sorumluolmayacakları, kendilerine karşı görevli oldukları arama kararını yerinegetirdikleri esnada direnerek saldıran şahıslara karşı kolluk kuvvetininorantılı bir şekilde güç kullanmak yetkisinin bulunduğu, bu hususunda hukukauygunluk nedeni oluşturduğu, olayın yukarıda anlatıldığı şekliyle gerçekleşmişolduğu, dolayısıyla yaralanan Zeynep Endes, Mehmet Endes ve Ahmet Endes'inyaralanmalarının kolluk kuvvetinin görevini ifa kapsamında meydana gelmişolduğu ve bu hususta TCK 24 maddesi gereği yukarıda isimleri yazılışüphelilerin ceza sorumluluklarının bulunmayacağı kanaatiyle şüphelilerhakkında üzerlerine atılı suç yönünden kamu adına kovuşturma yapılmasına yerolmadığına..."
22. Başvurucular Savcılığın ek kararına itiraz etmiş,itirazları Kilis Sulh Ceza Hâkimliğinin 19/4/2018 tarihli kararıylareddedilmiştir. Anılan kararın başvurucular tarafından 25/4/2018 tarihindeöğrenildiği beyan edilmiştir.
23. Başvurucular 23/5/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Savcılık tarafından görevi yaptırmamak için direnmesuçunu işledikleri isnadıyla başvurucular hakkında 13/2/2018 tarihinde cezadavası açılmıştır. Başvurucu Mehmet Endes hakkında ayrıca hakaret suçu yönündende dava açılmıştır.
25. İslâhiye 2. Asliye Ceza Mahkemesi (Asliye CezaMahkemesi) tarafından yargılanan başvurucular hakkında 7/7/2020 tarihindeberaat kararı verilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Müşteki beyanları, sanıklarınsavunmaları, tarafların adli rapor içerikleri, yukarıdaki bahsi geçen yargıtayilamları ve tüm dosya içerikleribirlikte değerlendirildiğinde; olay günühakaret ve tehdit suçu bakımından gece vakti arama yapıldığı, aramaya 15 adetpolis memuru görevlendirildiği, müştekilerin olay tarihinden önce 16.09.2017günü İslahiye'ye geçici olarak görevlendirildiği görülmüştür. Ancak geçicigörevle görevlendirilen müşteki Özel harekat polis memurlarının yaralanması ilesanıklardan Ahmet Endes'in burnunda, sanıklardan Mehmet Endes'in isekaburgasında kırık olması, sunulan fotoğraf içerikleri ve diğer yaralanmaları,sanıkların beyanı ile tanıkların beyanının benzer mahiyette olması, sanıklarınsavunmalarında belirtilen yaralanmaların adli rapor içeriği ile tutarlı olmasıgözönüne alındığında; görevli özel harekat polislerine karşı direnildiğineilişkin dosyada herhangi bir delil olmadığı gibi 2559 sayılı Polis Vazife veSalâhiyet Kanunu'nun 'Zor ve Silah Kullanma' başlıklı 16. Maddesine aykırıolarak ölçülülük ilkesini aşmak suretiyle zor kullanımda bulunduğu ayrıcasanıkların, müştekilere yönelik cebir ve tehdit ettiği yönünde dosyada herhangibir delil mevcut olmadığından sanıkların atılı suçtan ayrı ayrı beraatine kararverilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Her ne kadar sanıklardan Mehmet Endes'ingörevli özel harekat polislerine karşı 'ben sizin ananızı avradınızı sinkafederim, benim evimi arayacak adam daha anasının karnından doğmadı, dünküaldığınız ders daha yetmedi'' diyerek hakaret ettiği iddia edilse de sanığıngerek soruşturma gerekse kovuşturma aşamasından alınan beyanları ile tarafsıztanık anlatımları birlikte değerlendirildiğinde sanığın iddia edilen sözlerisöylediğine ilişkin bir delil dosyada mevcut olmadığı gibi sanığın üzerineatılı suçu işlediğine dair soyut iddia dışında, savunmasının aksini ispatayarar nitelikte, cezalandırılmasına yeter mahiyette ya da başkaca her türlüşüpheden uzak, kesin, somut, inandırıcı mahiyette delil elde edilemediğinden,oluşan şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiğinden müsnet suçtansanığın CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerektiğikanaatine varılmıştır."
26. Asliye Ceza Mahkemesi kararının vekâlet ücretiyönünden başvurucular tarafından istinaf yoluna başvurulması nedeniyle incelemetarihi itibarıyla henüz kesinleşmediği tespit edilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
27. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun"Zor kullanma yetkisine ilişkin sınırın aşılması" kenarbaşlıklı 256. maddesişöyledir:
"Zor kullanma yetkisine sahip kamugörevlisinin, görevini yaptığı sırada, kişilere karşı görevinin gerektirdiğiölçünün dışında kuvvet kullanması halinde, kasten yaralama suçuna ilişkinhükümler uygulanır."
28. 5237 sayılı Kanun'un "Kasten yaralama"kenar başlıklı 86. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"(1)Kasten başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğininbozulmasına neden olan kişi, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.
...
(3) Kasten yaralama suçunun;
...
d) Kamu görevlisinin sahip bulunduğunüfuz kötüye kullanılmak suretiyle,
İşlenmesi halinde, şikâyet aranmaksızın,verilecek ceza yarı oranında artırılır. "
29. 5237 sayılı Kanun'un "Neticesi sebebiyleağırlaşmış yaralama" kenar başlıklı 87. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(3) Kasten yaralamanın vücuttakemik kırılmasına veya çıkığına neden olması halinde, yukarıdaki maddeye görebelirlenen ceza, kırık veya çıkığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre,yarısına kadar artırılır."
B. UluslararasıHukuk
30. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3.maddesi şöyledir:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışıya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."
31. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamış; terörle ya da organize suçla mücadele gibien zor şartlarda dahi mağdurların davranışlarından bağımsız olarak işkence,insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerin Sözleşme'yleyasaklandığını belirtmiştir. AİHM, kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15.maddesinde belirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahihiçbir istisnaya yer vermediğine dair içtihatlarını da hatırlatmıştır (Selmouni/Fransa,B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95,6/4/2000, § 119).
32. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muameleolduğunun söylenebilmesi için eylemin minimum ağırlık eşiğini aşmasıbeklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; ErdoğanYağız/Türkiye, B. No: 27473/02, 6/3/2007 §§ 35, 37; Gafgen/Almanya [BD],B. No: 22978/05, 1/6/2010, §§ 88, 90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık,B. No: 13134/87, 25/3/1993, § 30).
33. AİHM, sağlıklı olarak gözaltına alınan bir kişininserbest bırakıldığı sırada yaralanmış olması hâlinde bu yaralanmanın nasıloluştuğu konusunda geçerli bir açıklama getirmenin devletin yükümlülüğündeolduğunu belirtmiştir (Selmouni/Fransa, § 87).
34. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir vemakul şüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’in içtihadında tanımlanan etkinlikiçin minimum standartlar soruşturmanın bağımsız, tarafsız, kamu denetimine açıkolmasını, yetkili makamların titizlikle ve süratli biçimde çalışmasınıgerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73;Çelik ve İmret/Türkiye, B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
35. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
36. Başvurucular; kolluk görevlileri tarafındandarbedilmelerine rağmen olayla ilgili olarak etkili soruşturma yürütülmediğini,tanıkların beyanlarına itibar edilmediğini, aynı ilçede görev yapan bir savcıile aralarındaki husumet nedeniyle yapılan arama sırasında sözlü ve fiilîşiddete maruz kaldıklarını, arama yerini gösterir görüntülerin toplanarakincelenmediğini, bu nedenlerle kötü muamele yasağı ile adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
37. Bakanlık görüşünde; başvurucu Mehmet Endes'in polismerkezinde de darbedildiğini iddia etmesine rağmen yapılan kamera kaydıincelemesi neticesinde başvurucunun darbedildiğine dair herhangi bir görüntüyeulaşılamaması, arama faaliyetlerinin yürütüldüğü alana doğru araçla hızlayaklaşan başvurucuların polisin dur ihtarına uymaması, havaya açılan uyarıatışı sonucunda kolluğun aracı durdurması, güvenlik amacıyla kimlik kontrolüyapmak isteyen kolluğa kimlik ibraz edilmemesi, polislerden birinin silahınınalınmaya çalışılması ve başvurucuların polisleri yaralamaya yönelik eylemleridikkate alınarak başvurucuların kötü muameleye ilişkin iddialarının asgariağırlık eşiğini aşan bir muamele olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,ayrıca Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığına dair kararında gerekli soruşturmaadımları atmak suretiyle ulaştığı sonucun makul olduğu ve başvurucularınşikâyetlerinin açıkça dayanaktan yoksun olduğunun değerlendirildiğibildirilmiştir.
B. Değerlendirme
38. Anayasa’nın "Kişinin dokunulmazlığı, maddî vemanevî varlığı" kenar başlıklı 17. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Kimseye işkence ve eziyetyapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabitutulamaz."
39. Anayasa’nın "Devletin temel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesi şöyledir:
"Devletin temel amaç vegörevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah,huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyalhukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal,ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığınıngelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır."
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların adil yargılanmaya ilişkin şikâyetleri kötü muameleyasağının soruşturma yükümlülüğü kapsamında kaldığından başvurunun sadece kötümuamele yasağı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. EziyetYasağının Maddi Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genelilkeler
42. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına sahip olduğu, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmış; üçüncüfıkrasında da kimseye işkence ve eziyet yapılamayacağı, kimsenin insanhaysiyetiyle bağdaşmayan ceza veya muameleye tabi tutulamayacağıhüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 80).
43. Anayasa ve Sözleşme tarafından kötü muamele, kişiüzerindeki etkisi gözetilerek derecelendirilmiş ve farklı kavramlarla ifadeedilmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında geçenifadeler arasında bir yoğunluk farkının bulunduğu görülmektedir. Bir muameleninişkence, eziyet ve insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamelekavramlarından hangisiyle nitelendirileceğine karar vermek için aralarındakiayrıma bakmak gerekmektedir. Buna göre anayasal düzenleme bağlamında kişininmaddi ve manevi varlığının bütünlüğüne en fazla zarar veren muamelenin işkenceolarak belirlenmesi mümkündür. Muamelelerin ağırlığının yanı sıra özelliklebilgi almak, cezalandırmak veya yıldırmak amacıyla ya da ayrımcı bir nedenlekasten ağır acı veya ızdırap vermeyi kapsadığı, bu muamelelerde kasıtunsurunun bulunduğu anlaşılmaktadır (Cezmi Demir ve diğerleri, §§ 84,85).
44. İşkence seviyesine varmayan fakat yine deönceden tasarlanmış, uzun bir dönem içinde saatlerce uygulanmış, fizikiyaralanmaya veya yoğun maddi veya manevi ızdıraba sebep olan insanlık dışımuameleler eziyet olarak tanımlanabilir (Tahir Canan, § 22). Buhâllerde meydana gelen acı, meşru bir muamele ya da cezada kaçınılmaz bir unsurolarak bulunan acının ötesine geçmelidir. İşkenceden farklı olarak eziyette,ızdırap verme kastının belli bir amaç doğrultusunda bulunması şartı aranmaz.Fiziksel saldırı, darp, psikolojik sorgu teknikleri, kötü şartlarda tutma,kişiyi kötü muamele göreceği bir yere sınır dışı ya da iade etme, devletingözetimi altında kişinin kaybolması, kişinin evinin yok edilmesi, ölümcezasının infazının uzunca bir süre beklenmesinin doğurduğu korku ve sıkıntı,çocuk istismarı gibi muameleler Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında eziyet olarak nitelendirilebilir (Cezmi Demir ve diğerleri,§ 88).
45. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal olarak zarar görmelerine nedenolmamalarını gerektirir. Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygıgösterme yükümlülüğünden kaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir vediğerleri, § 81).
46. Görevlerini yaparken direnişle karşılaşmaları hâlindekolluk görevlileri, bu direnişi kırmak amacıyla ve direnişi kıracak ölçüde zorkullanmaya yetkilidir. Fiilî bir saldırının varlığı hâlinde kolluk görevlileriayrıca meşru savunma kapsamında zor kullanma yetkisine de sahiptir. Ancak zorkullanımı yalnızca zorunlu hâllerde başvurulabilecek bir yol olduğu gibibaşvurulacak güç ölçülü ve kademeli olmalıdır (Arif Haldun Soygür, B.No: 2013/2659, 15/10/2015, § 51).
47. Aktif/etken direnme kolluk görevlisine karşı fiilîbir saldırı, güç kullanımı sonucu kolluk görevlisinin görevini yapmasına engelolmak şeklinde gerçekleşirken pasif/edilgen direnme evrak göstermeme, aracabinmeme, araçtan inmeme gibi kolluk görevlisinin talimatlarına uymama şeklindegerçekleşmekte ve fiilî bir güç kullanımını içermemektedir. Direnmenin türünegöre görevin ifası için gerekli kuvvet kullanımı değişebileceği gibi kuvvetkullanımının meşru bir zemine oturması için direnmenin sona ermemiş olması, güçkullanımının görevin ifası için zorunlu olması ve yerine getirilmek istenenamaç ile orantılı olması gerekmektedir (Arif Haldun Soygür, § 52).Polisin zor kullanma yetkisi bir cezalandırma aracı olmayıp zorunlu sınırınaşılması kötü muamele yasağının ihlali sonucunu doğurabilecektir (ArifHaldun Soygür, § 54).
48. Yakalama sırasında güç kullanımı mevcutsa yakalanankişilerde oluşan yaralanmaların ne şekilde meydana geldiği ile bu durumdakullanılan gücün gerekli ve orantılı olduğunu ispat yükümlülüğü kamu makamlarınaaittir (Şahin Öncü, B. No: 2017/26001, 22/7/2020, § 54).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
49. Bir ilçede görev yapan savcıya yönelik hakaretve/veya tehdit suçu işlendiği iddiasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamındabaşvurucuların akrabasının evinde gece saat 02.00 civarında arama yapılmakistenmesi nedeniyle arama yapılan evde bulunan dördüncü başvurucunun habervermesi üzerine diğer üç başvurucu eve gitmeye çalışırken evin önünde kollukgörevlilerince durdurulmuştur.
50. Olay Tutanağı'na göre araç içinde bulunanbaşvurucuların dur ihtarına uymamaları nedeniyle havaya ateş edilerekbaşvurucuların aracı durdurulmuş, ardından başvurucular araçtan indirilerekkimliklerinin ibrazı istenmiştir. Başvurucular; araçlarını uyarıya rağmendurdurmadıkları iddiasını kabul etmemekle birlikte başvurucu Ahmet Endes'inkimliğinin yanında olmamasından dolayı kolluk görevlileriyle aralarındatartışma yaşandığını dile getirmiş, tartışma sırasında havaya ateş edildiğiniileri sürmüştür.
51. Bu durumda olayın gerçekleşme sırası hususundabaşvurucu anlatımları ile kolluk tutanağı ve görevlilerin ifadeleri arasındafarklılık mevcut ise de arama yapılan evin önünde kimlik ibrazı meselesinedeniyle başvurucular ile kolluk görevlileri arasında tartışma yaşandığı hususundatereddüt bulunmamaktadır.
52. Başvurucular tartışma esnasında kolluk görevlilerininkendilerine bedensel şiddet uyguladığını iddia etmiştir. Kolluk görevlileri debaşvurucuların saldırgan tavırlarından dolayı başvuruculara güç kullanıldığınıve kullanılan gücün orantılı olduğunu ifade etmiştir. Başvurucular Ahmet Endesve Mehmet Endes'in olay günü yaralandığına ilişkin olarak haklarında sağlıkraporları düzenlenmiş, diğer başvurucular ile ilgili rapor alınmamıştır.Savcılık tarafından yapılan soruşturma sonunda başvurucular Ahmet Endes, MehmetEndes ile Zeynep Endes'in kolluk görevlilerinin güç kullanması neticesindeyaralandığı ve kullanılan gücün emrin ifasını yerine getirme kapsamında hukukauygun ve orantılı olduğu kabul edilmiştir. Dolayısıyla başvurucularınyaralanmalarının kolluk görevlileri tarafından kullanılan güç neticesindemeydana geldiği açıktır.
53. Öncelikle vurgulanması gerekir ki başvurucular aramakararının verildiği soruşturmada şüpheli değildir. Diğer bir ifadeyle gecearama yapılan evin önünde soruşturmayla ilgisi olmayan başvuruculara güçuygulanmasının başvurucuların yakalanmasına yönelik olmadığı görülmektedir.Kolluk görevlilerinin arama yapmasına engel olmaya çalıştıkları ve saldırgandavranış gösterdikleri gerekçesiyle başvuruculara güç kullanıldığı, dolayısıylabaşvurucuların haklarında görevi yaptırmamak için direnme suçuna ilişkinsoruşturma başlatıldığı anlaşılmaktadır.
54. Elbette bireylerin kolluk görevlilerinin görevleriniyapmalarını engeller biçimde davranışlarının mevcut olması hâlindeengellemeleri ortadan kaldırmak amacıyla ve bu amaçla orantılı olacak ölçüdegörevlilerin zor kullanma yetkilerinin bulunduğu kabul edilmektedir. Bunakarşın zor kullanma yetkisi, yalnızca başkaca tedbir alınmasının yetersiz kaldığıhâllerde ve direnişi kırmak amacıyla orantılı kullanıldığı takdirde kötümuamele olarak nitelendirilmeyecektir. Kullanılan gücün zorunlu ve orantılıolduğu hususundaki ispat yükümlülüğü ise kamu makamlarına aittir.
55. Başvurucuların arama yapılmasını engeller şekildedavranış gösterdikleri için güç kullanımının gerekli olduğu kolluk belgelerineve ifadelerine yansımıştır. Buna karşın başvurucular hakkında göreviyaptırmamak için direnme suçunu işledikleri isnadıyla açılan davanın sonundaderece mahkemesince başvurucuların görevlilere direndiğine dair somut delilbulunmaması nedeniyle beraatlerine karar verilmiştir. Her ne kadar kararkesinleşmemiş ise de yargılamanın sadece vekâlet ücreti yönünden istinafaşamasında devam etmekte olduğu dikkate alındığında başvurucuların aramayapılmasına engel oldukları yönündeki iddianın yargı makamları tarafından kabuledilmediği anlaşılmıştır. Başvuruya yansıyan olgular doğrultusunda Savcılığınkabulünün aksine Asliye Ceza Mahkemesince ulaşılan kanaatten farklı bir sonucaulaşılmasını gerektirir bir durum tespit edilmemiştir.
56. Kaldı ki somut olay koşullarında kolluk tarafındangüç kullanılmasının gerekli olduğu kabul edilse dahi orantılılığı hususundaciddi sorunlar bulunduğu gözlemlenmiştir. Kolluk makamının orantılı güçkullanıldığı iddiası soruşturma makamınca kabul edilerek Savcılık kararına esasalınmıştır. Ancak kararda başvurucuların yaralanmalarının niteliği ve oluşşekli irdelenmeden uygulanan gücün orantılı olduğu tespitiyle yetinildiğigörülmüştür. Diğer taraftan Asliye Ceza Mahkemesinin beraat hükmü gerekçesinde,kullanılan gücün orantısız olduğu değerlendirmesine yer verildiğianlaşılmıştır.
57. Kolluk görevlilerinin güç kullanımı neticesindebirinci başvurucu Ahmet Endes'in burun kemiği kırılmış, üçüncü başvurucu MehmetEndes'in kaburgasında kırık meydana geldiği gibi vücudunun birçok yerindemorluk ve sıyrık oluşmuştur. Bu bağlamda olay yerinde yaklaşık on beş polismemurunun bulunduğu, başvurucuların yanında silah benzeri bir aracın olmadığı,başvurucuların yüzünde veya kaburgasında kırık oluşacak şekilde meydana gelenyaralamalarının niteliği dikkate alındığında uygulanan bedensel gücün orantılıolduğu hususunun kamu makamlarınca ortaya konulamadığı sonucuna ulaşılmıştır.
58. Bu tespitten sonra kolluk görevlileri tarafındangerçekleştirilen eylemin hangi boyuta ulaştığı değerlendirilmelidir. Bukapsamda somut olay bir bütün olarak değerlendirildiğinde özelliklebaşvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'te yarattığı etki nazara alındığındaeylemin eziyet olarak nitelendirilmesi mümkün görülmüştür.
59. Diğer taraftan başvurucular Gülümser Endes ve ZeynepEndes hakkında Savcılıkça sağlık raporu düzenlenmediği için başvurucularınyaralanıp yaralanmadığı, yaralanma gerçekleşmişse bunun niteliği bilinmemektedir.Savcılık kararında başvurucular arasında ayrım yapılmaksızın hepsine güçkullanıldığı belirtilmiş, başvurucu Zeynep Endes'in güç kullanımı neticesindeyaralandığı kabul edilmiş ise de kararda genel ifadeler kullanıldığı ve kollukgörevlilerinin Zeynep Endes'in kendi kendini duvara vurmak suretiyleyaralandığını beyan ettikleri de nazara alındığında kullanılan gücün veyameydana gelmişse yaralanmanın mahiyeti tespit edilememiştir. Bu aşamadaolguların gerçekliği konusunda kanaat oluşmadığından başvurucular GülümserEndes ve Zeynep Endes hakkında kötü muamele yasağının maddi boyutu itibarıylabir inceleme yapılmasına olanak bulunmadığı değerlendirilmiştir.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Ahmet Endes veMehmet Endes yönünden Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan eziyet yasağının maddi boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
b. EziyetYasağının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine İlişkin İddia
i. Genelİlkeler
61. Devletin kişinin maddi ve manevi varlığını korumahakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüğünün bir usul boyutu bulunmaktadır. Buusul yükümlülüğü çerçevesinde devlet her türlü fiziksel ve ruhsal saldırıolayının sorumlularının belirlenmesini, gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili resmî bir soruşturma yürütmek durumundadır. Bu tarz birsoruşturmanın temel amacı söz konusu saldırıları önleyen hukukun etkin birşekilde uygulanmasını güvenceye almak, kamu görevlilerinin ya da kurumlarınınkarıştığı olaylarda bunların sorumlulukları altında meydana gelen olaylar içinhesap vermelerini sağlamaktır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 110).
62. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını sağlamaya elverişli olmalıdır. Bu mümkün olmazsa madde,sahip olduğu öneme rağmen pratikte etkisiz hâle gelecek ve bazı hâllerde devletgörevlilerinin fiilî dokunulmazlıktan yararlanarak kontrolleri altında bulunankişilerin haklarını istismar etmeleri mümkün olacaktır (Tahir Canan, §25).
63. Yürütülecek ceza soruşturmaları, sorumlularıntespitine ve cezalandırılmalarına imkân verecek şekilde etkili ve yeterliolmalıdır. Soruşturmanın etkili ve yeterli olduğundan söz edilebilmesi içinsoruşturma makamlarının resen harekete geçerek olayı aydınlatabilecek vesorumluların tespitine yarayabilecek bütün delilleri toplaması gerekir.Dolayısıyla kötü muamele iddialarının gerektirdiği soruşturma bağımsız birşekilde, hızlı ve derinlikli yürütülmelidir. Diğer bir ifadeyle yetkililer,olay ve olguları ciddiyetle öğrenmeye çalışmalı; soruşturmayı sonlandırmak yada kararlarını temellendirmek için çabuk ve temelden yoksun sonuçlaradayanmamalıdır. Bu kapsamda yetkililer diğer deliller yanında görgütanıklarının ifadeleri ile kriminalistik bilirkişi incelemeleri dâhil sözkonusu olayla ilgili kanıtları toplamak için alabilecekleri bütün makultedbirleri almalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 114).
64. Yürütülen ceza soruşturmalarının amacı, kişinin maddive manevi varlığını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili bir şekildeuygulanmasını ve sorumluların ölüm ya da yaralama olayına ilişkin hesapvermelerini sağlamaktır. Bu bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçlarınkullanılması yükümlülüğüdür. Diğer taraftan burada yer verilen değerlendirmelerhiçbir şekilde Anayasa’nın 17. maddesinin başvuruculara üçüncü tarafları adlibir suç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı, tüm yargılamalarımahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma ödevi yüklediğianlamına gelmemektedir (Cezmi Demir ve diğerleri, § 113).
65. Soruşturma sonucunda alınan kararın soruşturmada eldeedilen tüm bulguların kapsamlı, nesnel ve tarafsız bir analizine dayalı olması,bunun yanı sıra söz konusu kararın vücut bütünlüğüne yönelik müdahaleninAnayasa’nın aradığı zorunlu bir durumdan kaynaklanan ölçülü bir müdahale olupolmadığına yönelik bir değerlendirme içermesi de gerekmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 99).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
66. Başvurucuların tamamı kolluk görevlilerininkendilerini darbettiklerini iddia ederek kolluk görevlilerinden şikâyetçiolmuştur. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes hakkında sağlık raporualınmış, başvurucuların vücudunda kemik kırığı oluşacak derecede ağıryaralanmaların meydana geldiği raporlarla tespit edilmiştir. Buna karşınbaşvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes hakkında sağlık raporualdırılmamıştır. Dolayısıyla bu başvurucuların yaralanıp yaralanmadığı veya neölçüde yaralandığı raporla ortaya konulmamıştır.
67. Kolluk tarafından kendilerine güç kullanıldığıkişilerin kötü muameleye maruz kalıp kalmadığının tespiti amacıyla alınansağlık raporları, bu hususta bir şikâyet bulunması hâlinde değerlendirmeye esasoluşturacak en önemli kanıtlardan biri olup devletin Anayasa'nın 17. maddesininüçüncü fıkrasındaki yükümlülüğüne aykırı davranmadığını ispatlayabileceğinitelikte bir belgedir. Üçüncü kişi konumunda bulunan doktorlar tarafından-iddia ve savunmadan bağımsız bir şekilde- gözleme dayalı bulguların tespitedilmesi suretiyle olaydan hemen sonra hazırlanan raporlar, maddi gerçeğeulaşmayı sağlayan yegâne araçtır (benzer yöndeki karar için bkz. SalihŞahin, B. No: 2016/13964, 28/1/2020, § 85).
68. Bu durumda soruşturma makamınca eksik araştırmayapılarak başvurucular Zeynep Endes ve Gülümser Endes hakkında sağlık raporudüzenlenmemesi, başvurucuların kötü muameleye maruz kalma iddialarınısavunulabilir olmaktan çıkarmayacaktır. Dolayısıyla başvurucuların tamamınındarbedilme iddialarının savunulabilir olduğu değerlendirilerek etkilisoruşturma yapılması beklentileri meşru kabul edilmiştir.
69. Kötü muamele yasağı çerçevesinde bireyi kamugörevlilerinin hukuka aykırı kuvvet kullanımına karşı korumak maksadıylagüvence altına alınan etkili bir soruşturmanın varlığından söz edilebilmesiiçin her şeyden önce soruşturma makamlarının tarafsız bir biçimde, özenlidavranarak maddi gerçeğe ulaşma çabası içinde olması gerekmektedir. Bu kapsamdasoruşturma makamlarından olaya dair tüm delilleri toplaması ve bu delillerinesnel bir analizle yorumlayarak hukuki sonuca ulaşması beklenmektedir.
70. Arama sırasında görevli olan kolluk görevlilerindenyaralananların şikâyetçi olarak beyanları yine başka kolluk görevlileritarafından alınmış, soruşturma sonunda Savcılık tarafından bu görevlilerinşüpheli sıfatıyla haklarında kovuşturma yapılmamasına karar verilmiştir. Diğerbir ifadeyle başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'in kendilerini yaralayankolluk memurlarını teşhis edebileceklerini beyan etmelerine karşınbaşvuruculara teşhis işlemi yaptırılmamış, yaralamadan sorumlu olabilecekşüpheli polislerin kimlikleri tespit edilmemiştir. Sadece olay sırasındayaralanan ve başvuruculardan şikâyetçi olan üç polis memurunun şikâyeti tespitedildikten sonra bu memurlar şüpheli olarak belirlenmiş ancak savunmalarıalınmadan haklarında kovuşturulma yapılmamasına karar verilmiştir. Aramasırasında yaklaşık on beş memurun bulunduğu dikkate alındığında diğermemurların şüpheli veya tanık olarak ifadelerine başvurulmama nedeni Savcılıkkararından anlaşılamamıştır.
71. Diğer taraftan başvuruculardan Zeynep Endes veGülümser Endes'in olaya ilişkin beyanı alınmamış, başvuruculara şikâyet vedelilleri sorulmamıştır. Kısaca başvurucuların soruşturmaya katılımısağlanmamıştır. Ayrıca başvurucuların darbedildiklerini iddia ettikleri olayıngeçtiği yeri gösterir kamera kayıtlarının temin edilmesi talep edilmişse deSavcılığın bu yönde bir araştırma yapıp yapmadığı soruşturma dosyasınayansımamıştır.
72. Yapılan soruşturma sonunda başvuruculara orantılı güçkullanıldığını kabul eden Savcılık kararında başvurucuların iddialarınıdoğrulayan tanık beyanları tartışılmamış, yaralanmaların ağırlığı hususunda biraçıklama yapılmamıştır. Belirtilen bu tespitler ışığında maddi gerçeğin ortayaçıkarılması için gerekli delillerin toplanması ve takdiri konusunda Savcılıkçayapılan soruşturmada, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağı açısından gerekli özenin gösterilmediğideğerlendirilmiştir.
73. Açıklanan gerekçelerle başvurucular Ahmet Endes veMehmet Endes yönünden Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan eziyet yasağının, Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönünden kötümuamele yasağının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
74. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
75. Başvurucular; ihlalin tespit edilmesi ve herbaşvurucu için 100.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata karar verilmesitalebinde bulunmuştur.
76. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Mahkeme diğer birkararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerine getirilmemesininsonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamına geleceği gibiilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaret etmiştir (AligülAlkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
77. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
78. Başvuruda, başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endesyönünden kolluk güçlerinin orantısız güç kullanması nedeniyle eziyet yasağınınmaddi boyutuyla, buna ilişkin etkili soruşturma yapılmaması nedeniyle de eziyetyasağının usul boyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Eziyet yasağınınmaddi boyutuna yönelik ihlalin kolluk görevlilerinin eyleminden, usul boyutunayönelik ihlalin ise öncelikle Cumhuriyet Başsavcılığının kararından kaynaklandığıanlaşılmıştır. Ayrıca başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönündenetkili soruşturma yapılmaması nedeniyle de kötü muamele yasağının usulboyutuyla ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Kötü muamele yasağının usulboyutuna yönelik ihlalin yine Cumhuriyet Başsavcılığının kararındankaynaklandığı anlaşılmıştır.
79. Bu durumda kötü muamele/eziyet yasağının usulboyutuna yönelik ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidensoruşturma yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden soruşturma,ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş, yeniden soruşturma kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden soruşturma yapılmak üzere ilgili Cumhuriyet başsavcılığınagönderilmesine karar verilmesi gerekmektedir.
80. Öte yandan somut olayda ihlalin tespit edilmesininbaşvurucuların uğradığı zararların giderilmesi bakımından yetersiz kalacağıaçıktır. Dolayısıyla eski hâle getirme kuralı çerçevesinde ihlalin bütünsonuçlarıyla ortadan kaldırılabilmesi için eziyet/kötü muamele yasağının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'e ayrı ayrı net 65.000TL, başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes'e ayrı ayrı net 20.000 TLmanevi tazminat ödenmesine, tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar verilmesigerekir.
81. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvuruculara müştereken ödenmesine kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes yönündeneziyet yasağının, başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönünden kötümuamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes yönündenAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyetyasağının maddi ve usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE,
2. Başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes yönündenAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağının usul boyutu itibarıyla İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin kötü muamele/eziyet yasağınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden soruşturma yapılmaküzere İslahiye Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucular Ahmet Endes ve Mehmet Endes'e AYRI AYRInet 65.000 TL, başvurucular Gülümser Endes ve Zeynep Endes'e AYRI AYRI net20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinREDDİNE,
E. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvuruculara MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.