TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET ALİ ALA BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2020/5156)
Karar Tarihi: 10/3/2021
R.G. Tarih ve Sayı: 2/4/2021-31442
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Ahmet Ali ALA
Vekili
:
Av. Bilal KOLBÜKEN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, soruşturmanın başlamasından uzun süregeçtikten sonra kovuşturma aşamasında uygulanan tutuklama tedbirinin hukukiolmaması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/2/2020 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formları ve eklerinde ifade edildiği şekliyleve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi vebelgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde sona ermiştir. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ)ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanı sıra eğitim, sağlık,ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardaki yapılanmasına yönelikolarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmalar yürütülmüş; çoksayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklama tedbirleri uygulanmıştır (AydınYavuz ve diğerleri, § 51, Mehmet Hasan Altan (2) [GK], B. No:2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı nedeniyle kapatılanbir özel eğitim kurumunda öğretmen olarak görev yapmakta olan başvurucuhakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından FETÖ/PDY ile bağlantısıdolayısıyla soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma kapsamında başvurucununifadesi Tavşanlı Cumhuriyet Başsavcılığında 18/10/2016 tarihinde alınmıştır.Başvurucunun ifadesinin ilgili kısmı şöyledir:
"... 2006 yılından beri öğretmenlikyapmaktayım. 23 Temmuz 2016 tarihinde Özel Munzur Anadolu Fen Liseleri adındakiokulun kapatılması münasebetiyle bu tarihten beri işsizim. Bu okul FETÖ/PDYörgütü kapsamında kapatılmıştır. Bu okul Tunceli Merkezde bulunmaktadır.
Ben bu yapının ne evlerinde kaldım, neyurtlarında kaldım. Bu yapıyla okullarında çalışmak dışında hiçbir bağlantımyoktur.
2006-2007 yıllarında 3-5 aylık süreyleÇorum ilinde Zaman Gazetesine aboneliğim olabilir. Ancak çok nethatırlamıyorum.
2006 yılında tarihini tam hatırlamadığımbir zaman diliminde Bank Asya'da mevduat hesabı açtım. Çorum'da Özel MurathanKolejinde çalıştığım sürede okul idaresinin telkiniyle maaşımın buraya yatmasımünasebetiyle Bank Asya'da hesap açtırdım.
[''Bank Asyaya Aralık 2013'tenHaziran 2014'e kadar olan zaman diliminde para yatırdın mı veya bunun dışındakizamanlarda toplu olarak para yatırdın mı?'' şeklindeki soru üzerine]
... hatırladığım kadarıyla 2011 yada2012 yılında 6000-7000 TL civarındaki birikimimi Bank Asya'ya yatırdım. Bu parayaklaşık olarak 6 ay süreyle Bank Asya'da bulundu. Daha sonra bu parayı çektim.Bunun dışında Bank Asya'ya para yatırmadım. Eşim de para yatırmadı. Kaldı kieşimin Bank Asya hesabı söz konusu değildir.
[Çorum'da Özel Murathan Kolejiadında, Tunceli'de Özel Munzur Koleji adında FETÖ/PDY örgütünün kurumlarındanolan okullarda çalışmışsın, neden bu örgütün okullarında çalıştın da bu yapıylaher ne hikmetse hiçbir bağlantın olmadığını iddia etmektesin, bu hususu nasılaçıklayacaksın?' şeklindeki soru üzerine]
...2005 yılında okulumu bitirdim. Benaslında birçok dersane ve kuruma başvurmama rağmen beni hiçbir kurum işealmadı. Ben bu sebeple bu okullarda çalışmak durumunda kaldım.
Ben örgüt üyesi hiç kimseyi tanımıyorum.Benim tanıdıklarım okul içinde müdürlerimiz, idarecilerimizdir. Bu kişilerin deörgüt içerisindeki hiyerarşilerini ve konumlarını bilmiyorum.
Ben 15/07/2016 tarihinde 0530 ...numaralı cep telefonunu kullanmaktaydım. Hali hazırda da bu cep telefonunukullanmaktayım. Yaklaşık olarak 10 senedir bu cep telefonu hattınıkullanmaktayım.
Atılı suçlamaları kabul etmiyorum. Benmatematik öğretmenliği dışında bu okullarda başka hiçbir şey yapmadım. Başkasorumluluğum olmadı."
11. Başvurucu 18/10/2016 tarihinden itibaren hakkındayurt dışına çıkamama ve haftanın belirlenen günlerinde imza verme şeklinde adlikontrol tedbiri uygulanmasına karar verildiğini bildirmiştir.
12. Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı 20/5/2019 tarihli iddianameile başvurucu ve eşi hakkında terör örgütüne üye olma suçunu işlediklerindenbahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde davaaçmıştır.
13. İddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamalarındayandığı olgular özetle şöyledir:
i. Tanık İ.K.nın beyanı dayanak gösterilerek başvurucununörgüt mensubu olduğu ve kod adı kullandığı, ayrıca örgütün tepeyöneticilerinden S.U. ile doğrudan irtibat hâlinde olduğu ve örgütünTunceli'deki yapılanmasında önemli bir konumda bulunduğu,
ii. FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı nedeniylekapatılan Pak Eğitim İş Sendikasına 20/10/2014 tarihinde terör örgütüne yardımamacıyla üye olduğu,
iii. FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı nedeniylekapatılan kurumlarda (Ankara, Çorum ve Tunceli'de) örgüt içi atamaylaçalıştığı,
iv. Tunceli'de bulunan örgütle bağlantılı ÇemişgezekEğitim Gençlik ve İnovasyon Derneği ile Munzur Gençlik ve Spor Kulübüne üyeolduğu, ayrıca Çemişgezek Eğitim Gençlik ve İnovasyon Derneğinde yöneticiolarak da görev aldığı,
v. Örgüt liderinin talimatı doğrultusunda Bank Asyayapara yatırdığı, bu bağlamda Bank Asya hesap hareketleri incelendiğinde15/1/2014 tarihinde hesabına üç ayrı işlem ile 1.600 TL, 1.200 TL ve 100 TLyatırdığı, 31/1/2014 tarihinde katılım hesabı açtırdığı ve söz konusu hesaba2.279 TL yatırarak Amerikan doları satın aldığı, 5/2/2015 tarihinde yenidenkatılım hesabı açtırdığı, 12/9/2014 tarihinde altın hesabı açtırdığı, ayrıca2014 yılından sonra belirtilen işlemler dışında çok sayıda para yatırma işlemigerçekleştirdiği,
vi. Örgütün talimatları doğrultusunda örgüte yardımamacıyla örgüt ile iltisak ve irtibatı nedeniyle kapatılan Zaman, Bugün veMeydan gazetelerine abone olduğu ileri sürülmüştür.
14. Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 28/5/2019 tarihindeiddianamenin kabulüne karar vermiş ve E.2019/164 sayılı dosya üzerindenkovuşturma başlamıştır.
15. Tunceli 1. Ağır Ceza Mahkemesi 31/5/2019 tarihindeyaptığı tensip incelemesi ile birlikte yetkisizliğine ve dosyanın Kütahya AğırCeza Mahkemelerine gönderilmesine karar vermiştir.
16. Yetkisizlik kararı üzerine dosyanın tevzi edildiğiKütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) E.2019/188 sayılı dosya üzerindenkovuşturmaya devam edilmiştir. Mahkeme 6/9/2019 tarihinde yaptığı tensipincelemesinde ''başvurucunun kullandığı tüm telefon hatlarının tespiti ilebu hatlarla örgütün kullandığı programları kullanıp kullanmadığınınaraştırılması için Kütahya İl Emniyet Müdürlüğü'ne müzekkere yazılmasına, BankAsya hesap hareketlerine ilişkin bilirkişi raporu alınmasına ve Tanık İ.K.nınifadesinin alınması için ilgili mahkemeye talimat yazılmasına '' kararvermiştir.
17. Mahkeme tensip incelemesi sonunda "...5271sayılı CMK’nın 100. maddesinde yazılı tutuklama sebeplerinin bulunduğu, adlikontrol tedbirinin ölçülü ve orantılı olduğu..." şeklindeki gerekçeile başvurucu hakkında yurt dışına çıkamama şeklinde adli kontrol tedbiriuygulanmasına da karar vermiştir.
18. Mahkemece 28/1/2020 tarihinde yapılan ilk duruşmadatanık ifadesi için yazılan talimatın ikmal edildiği, Bank Asya hesaplarınailişkin bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğu ve iletişim kayıtlarının tespitiiçin İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan müzekkereye cevap verildiği belirtilmiştir.Bu bağlamda kovuşturma aşamasında dosyaya dâhil olduğu belirtilen belgelereilişkin olarak UYAP'tan yapılan inceleme sonucu elde edilebilen belgelere göre;
- Talimat üzerine Erbaa 1. Asliye Ceza Mahkemesitarafından 21/10/2019 tarihinde ifadesi alınan tanık İ.K.nın ifadesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...ben Ahmet Ali ALA isimli kişiyiSuat olarak tanırım, Beypazarı'nda bir tane öğrenci evinde kalıyordu, ben 2018yılında polise verdiğim ifadede gerçek ismini öğrendim, Maltepe dersanesindefizik öğretmeniydi, bekardı, öğrenci evinde kalıyordu, ben de 3-4 ay kendisiile aynı evde kaldım, gazete abonesi olup olmadığına dair bilgim yoktur, benkendisini 2003-2004 yıllarında tanıdım, kendisinde baylock olup olmadığınıbilmiyorum, ben kendisinin gerçek ismini Suat olarak biliyordum, demekki kodadı kullanıyormuş, ben kendisinin cemaat içinde hangi konumda olduğunubilmiyorum, benim dışındaki arkadaşlarda onun ismini Suat olarak biliyordu,kendisinin Bankasyada hesabının olup olmadığını bilmiyorum, ben de kendisi ileöğrenci evlerinde kalmam sebebiyle tanırım, ben [B.A.yı] tanımıyorum, o tarihlerdebekardı, muhtemelen sonradan evlenmiştir, ben kaldığım o yıllarda evde siyasetkonuşulduğunu hiç görmedim, evdeki sorunlarla alakalı konuşurduk ya da dinisohbetler olurdu..."
- Başvurucunun Bank Asyadaki hesap hareketlerine ilişkinolarak alınan 23/9/2019 tarihli bilirkişi raporunda, bir kısmına iddianamede deyer verilen Bank Asya hesap hareketlerine dair değerlendirmeler yapılmıştır.Söz konusu değerlendirmelerin mahiyeti itibarıyla iddianamedekideğerlendirmelerle benzer olduğu görülmektedir.
- Mahkemece Kütahya İl Emniyet Müdürlüğüne yazılan28/1/2020 tarihli müzekkereye Emniyet Müdürlüğü tarafından yazılan (28/1/2020tarihli ve 30/1/2020 havale tarihli) cevap yazısında; başvurucunun örgütleiltisak ve irtibatı nedeniyle kapatılan özel kurumlarda çalışma kaydınınbulunduğu, yine örgütle bağlantılı bir kısım derneğe üye olduğu, bunların birkısmında yönetici olarak görev aldığı, haklarında FETÖ/PDY ile bağlantılısuçlardan soruşturma veya kovuşturma yürütüldüğü -ayrıca bazılarının örgütüntepe yöneticilerinden ve kaçak olduğu- belirtilen kişilerle iletişim kaydınınbulunduğu ancak ByLock kaydının bulunmadığı (yine Kütahya İl EmniyetMüdürlüğünün 15/10/2020 tarihli yazısında da başvurucunun ve eşinin kullandığıtelefon numaralarına ilişkin olarak yapılan güncel sorgulamaya görebaşvurucunun ve eşinin ByLock kaydına rastlanmadığı) belirtilmiştir.
19. Öte yandan 28/1/2020 tarihinde yapılan bu duruşmadaCumhuriyet savcısı Mahkemenin yetkisizliğine karar verilmesi yönünde mütalaadabulunmuştur. Mahkeme duruşma sonunda başvurucunun tutuklanmasına, hakkındauygulanan yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına,Mahkemenin yetkisizliğine ve karşı yetkisizlik kararı verilmesi nedeniyleolumsuz yetki uyuşmazlığının çözümü için dosyanın Yargıtay 5. Ceza Dairesinegönderilmesine karar vermiştir. Tutuklama kararının ilgili kısmı şöyledir:
"Sanık Ahmet Ali Ala'nın örgütün... üst düzey yöneticilerden [S.U.] ile irtibatının olduğu yine bu irtibatı doğrularşekilde Çemiş Gezek Gençlik ve İnavasyon Derneği ve Munzur Gençlik ve SporKlübü gibi örgütün ... vatandaşları örgüte ısındırmaya yönelik sosyalfaaliyetlerine de etkin olduğu anlaşılmakla ayrıca benzer şekilde pek çok örgütüyelerinin yurt dışına kaçtıkları örgütün bu yurt dışına kaçımı rutin halegetirdiği anlaşılmakla örgüt içerisinde yoğun faaliyetleri bulunduğundan, üzerineatılı suçun niteliği, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut olguların bulunuşu(bylock tespit tutanağı) atılı suçun kanunda öngörülen cezasının alt sınırı, buyapıya mensup kişilerin hicret adı altında yurt dışına kaçma yönündeki yoğunfaaliyetleri ve bu yapı içerisindeki uzantı ve kolların kullanılarakkovuşturmayı sonuçsuz bırakma adına kaçma ihtimalinin bulunuşu, sanığın üzerineatılı suç ile uygulanan tedbir arasında bu anlamda orantı ve ölçü bulunmasınedeni dikkate alınarak CMK 100 ve devamı maddeleri gereğince itiraz yolu açıkolmak üzere tutuklanmasına... [karar verildi.]"
20. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kütahya1. Ağır Ceza Mahkemesi 3/2/2020 tarihinde benzer gerekçe ile itirazı kesinolarak reddetmiştir.
21. Başvurucu söz konusu kararın 4/2/2020 tarihindetebliğ edildiğini bildirmiştir.
22. Başvurucu 7/2/2020 tarihinde bireysel başvuruyapmıştır.
23. Yargıtay 5. Ceza Dairesi 10/3/2020 tarihli ilamı ilebaşvurucunun yargılamasını yapmaya yetkili mahkemenin Kütahya 3. Ağır CezaMahkemesi olduğuna karar vermiş ve kovuşturmaya Kütahya 3. Ağır CezaMahkemesinin E.2020/81 sayılı dosyası üzerinden devam edilmiştir.
24. Mahkeme 26/3/2020 tarihinde yaptığı tensip incelemesisonunda başvurucunun tahliyesine ve hakkında uygulanan yurt dışına çıkamamaşeklindeki adli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Tahliye kararınınilgili kısmı şöyledir:
"Sanık Ahmet Ali Ala'nın üzerineatılı suçun vasıf ve mahiyeti, tutuklu kaldığı süre, delillerin toplanmışolması nazara alınarak bu aşamada tutuklamadan beklenen faydanın adli kontroltedbiri ile sağlanabilecek oluşu, tutuklama nedenlerinin varlığı nazaraalınarak sanık Ahmet Ali Ala'nın 5271 sayılı CMK'nın 109. Maddesi uyarıncatahliyesine ... karar verildi."
25. Mahkeme 1/10/2020 tarihinde yaptığı duruşmadabaşvurucunun savunmasını almış ve duruşma sonunda başvurucu hakkında uygulananadli kontrol tedbirinin devamına karar vermiştir. Başvurucu savunmasında özetleBeypazarı'nda, FETÖ/PDY ile bağlantısı olmayan bir dershanede sigortasızçalışması nedeniyle hafta içi ders veren S. isminde bir hocanın adınıkullanarak derslere girdiğini, daha sonra çalıştığı dershanelerde de bu ismikullanmaya devam ettiğini, başka yerlerde iş bulamaması nedeniyle örgütlebağlantılı olan eğitim kurumunda öğretmenlik yaptığını, Bank Asyadaki hesabınımaaş ödemesini alabilmek için açtırdığını ve rutin bankacılık işlemleri yaptığını,S.U. isimli kişi ile hiç tanışmadığını, Tunceli'de çalıştığı sırada İl MillîEğitim Müdürlüğünün bilgisi dâhilinde İstanbul'a gezi düzenlendiğini, bunedenle İstanbul'da bulundukları sırada okul müdürünün kendisine güzergâhkonusunda yardımcı olması için S.U.nun telefon numarasını verdiğini, S.U.yuaradığında telefonu sekreterinin açtığını ve sekreterle kısa bir görüşmeyaptıklarını, dolayısıyla bu kişiyle yüz yüze veya telefonla görüşmediğini,trajı yüksek göstermek amacıyla okul tarafından gazetelere abone edilmişolabileceğini, Asya Termal Tatil Köyü'ne ailesi ve arkadaşları ile tatil içingitmiş olabileceğini, burada kaldığı söylenen ve kendisine sorulan kişileritanımadığını, bir kısım öğrenci velisi ile bir kez Kırgızistan'a gittiklerinive bazı okulları gezdiklerini, bunun dışında yurt dışına çıkmadığını ifadeetmiştir.
26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla ilk derece mahkemesinde derdesttir.
27. Öte yandan Anayasa Mahkemesince Kütahya 3. Ağır CezaMahkemesinden tutuklama kararında yer alan "kuvvetli suç şüphesinigösteren somut olguların bulunuşu (bylock tespit tutanağı)" ibaresibağlamında başvurucunun ByLock kullanıcısı olup olmadığınınbildirilmesinin istenmesi üzerine Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince (30/10/2020tarihli yazı cevabında) söz konusu ibarenin "matbu halde bulunanduruşma kısayolundan sehven silinmediği" olduğu, ayrıca başvurucuhakkında bir ByLock tespit tutanağının bulunmadığı belirtilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
28. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. YıldırımTuran [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-82.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 10/3/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu, hakkında devam eden soruşturma sürecindeuzun bir süre adli kontrol tedbirlerine uymasına rağmen dava açıldıktan sonrayargılamayı yapan Mahkemece tutuklanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık görüşünde öncelikle 4/12/2004 tarihli ve5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenlenen tazminatdavası açılmadan başvuru yapıldığından başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemezlik kararı verilebileceği ifade edilmiş ve AnayasaMahkemesi tarafından esastan inceleme yapılacak olması durumunda tutuklamakararında somut olgularla kuvvetli suç şüphesinin ortaya konulduğu ilerisürülerek tutuklama kararının keyfî olduğunun söylenemeyeceği belirtilmiştir.
32. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvurudilekçesindeki iddialarını yinelemiştir.
B. Değerlendirme
33. Anayasa'nın "Kişi hürriyeti ve güvenliği"kenar başlıklı 19. maddesinin birinci fıkrası ile üçüncü fıkrasının birincicümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti vegüvenliğine sahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesini veyadeğiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılanve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
34. Başvurucunun iddialarının tutuklamanın hukukiolmadığına yönelik olduğu değerlendirilmiş ve Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerektiği sonucuna varılmıştır.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
35. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
36. Genel ilkeler için bkz. Mustafa Özterzi [GK],B. No: 2016/14597, 31/10/2019, §§ 85-90; Zafer Özer, B. No: 2016/65239,9/1/2020, §§ 38-45.
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
37. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınkanuni dayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, FETÖ/PDYile bağlantısının bulunduğu iddiasıyla terör örgütüne üye olma suçundan 5271sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.
38. Öte yandan başvurucu, adli kontrol tedbirlerineriayet etmesine rağmen kovuşturma aşamasında tutuklanmasının hukuka aykırıolduğunu ileri sürmektedir. Adli kontrol tedbirlerine bir riayetsizlikleriolmasa bile soruşturma veya kovuşturma aşamasında şüpheli ya da sanıklarhakkında tutuklama tedbirine başvurulmasının önünde kanundan kaynaklanan birengelin bulunduğu tespit edilmemiştir (aynı yöndeki değerlendirme için bkz. ErenErdem, B. No: 2019/9120, 9/6/2020, §§ 138, 143). Esasen başvurucunun buyönde bir iddiası da yoktur. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
39. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden öncetutuklamanın ön koşulu olan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirtinin bulunupbulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
40. Bu bağlamda iddianamede; tanık İ.K.nın beyanı dayanakgösterilerek başvurucunun örgüt mensubu olduğu ve kod adı kullandığı, ayrıcaörgütün tepe yöneticilerinden S.U. ile doğrudan irtibat hâlinde olduğu,FETÖ/PDY ile iltisak veya irtibatı nedeniyle kapatılan Pak Eğitim İşSendikasına terör örgütüne yardım amacıyla üye olduğu, FETÖ/PDY ile iltisakveya irtibatı nedeniyle kapatılan kurumlarda uzun süre örgüt içi atamaylaçalıştığı, Tunceli'de bulunan örgütle bağlantılı bir kısım derneğe üye olduğuve bunların bir kısmında yönetici olarak da görev aldığı, örgüt liderinintalimatı doğrultusunda Bank Asyaya para yatırdığı, örgütün talimatlarıdoğrultusunda örgüte yardım amacıyla FETÖ/PDY ile iltisak ve irtibatı nedeniylekapatılan Zaman, Bugün ve Meydan gazetelerine abone olduğu belirtilerekbaşvurucunun örgüt hiyerarşisi içinde yer aldığı ileri sürülmüş ve terörörgütüne üye olma suçunu işlediği iddia olunmuştur.
41. Mahkemenin tutuklama kararında ise başvurucununörgütün üst düzey yöneticilerinden S.U. ile irtibatının bulunduğu, FETÖ/PDY ileiltisak veya irtibatı olduğu belirtilen Çemişgezek Gençlik ve İnovasyon Derneğiile Munzur Gençlik ve Spor Kulübü gibi derneklerin sosyal faaliyetlerinde etkinrol aldığı belirtilerek suç işlediğine dair kuvvetli belirtinin bulunduğusonucuna varılmıştır (bkz. § 19).
42. Başvurucu, Mahkemedeki savunmasında suçlamaları kabuletmemiştir (bkz. § 25).
43. Anayasa Mahkemesi birçok kararında başvurucununFETÖ/PDY ile irtibatının bulunduğuna ve bu yapılanmaya mensup olduğuna yöneliktanık anlatımlarını tutuklamanın hukukiliği bağlamında FETÖ/PDY ile bağlantılıbir suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olduğu sonucuna varmıştır (benzernitelikteki tanık beyanlarının kuvvetli belirti olarak kabul edildiği kararlararasından bkz. Metin Evecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52, RecepUygun, B. No: 2016/76351, 12/6/2018, § 43, Mustafa Mendeş, B. No:2018/1349, 30/10/2018, § 51).
44. Somut olayda tanık İ.K. başvurucunun FETÖ/PDY ileirtibatlı olduğunu ve kod adı kullandığını ifade etmiştir (bkz. §§ 13, 18).Ayrıca başvurucunun örgüt içi atama ile uzun süre örgütle irtibatlı kurumlardaçalıştığı, yine örgütle irtibatlı bir kısım dernekte yöneticilik yaptığıanlaşılmaktadır. Sonuç olarak söz konusu tanık beyanı ile bu hususlar birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden suç şüphesinin varlığını doğrulayanbelirtilerin dosya kapsamında bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin keyfî vetemelsiz olduğu söylenemez. Nitekim Anayasa Mahkemesi -bu konudaki Yargıtaykararlarına da değinerek- Didar Adak (B. No: 2017/13215, 10/3/2020, §§41-44) kararında başvurucunun tamamı örgüte ait okullarda yaklaşık yirmiyıllık bir süre ve tayine tabi konumda çalışma hayatı sürdürmesini dikkatealarak kuvvetli suç belirtisi olarak kabul etmiştir (benzer yöndekideğerlendirme için bkz. Hacı Karakurt, B. No: 2018/4064, 1/7/2020, §§46, 47).
45. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının ve ölçülülüğünündeğerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmede, tutuklama kararının verildiğiandaki genel ve özel koşullar gözardı edilmemelidir.
46. Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan terör örgütüne üye olmasuçunun niteliğine ve kanunda öngörülen yaptırımın ağırlığına vurgu yapılarakbaşvurucunun kaçma şüphesinin bulunmasına dayanıldığı görülmektedir (bkz. §19). Mahkeme tutuklama kararında delillerin yok edilmesi veya değiştirilmesiriskine (delilleri etkileme ihtimaline) değinmemiştir. Kaldı ki yargılamanıngeldiği aşama ve dosya kapsamındaki delillerin niteliği dikkate alındığındasomut olayda delilleri etkileme ihtimalinden bahsetmek mümkün görünmemektedir.Dolayısıyla tutuklamanın meşru bir amacının bulunup bulunmadığı incelenirkenbaşvurucunun delilleri etkileme ihtimaline ilişkin bir değerlendirmeyapılmayacaktır. Bu itibarla tutuklamanın meşru amacının bulunup bulunmadığıdeğerlendirmesi yapılırken kaçma şüphesine ilişkin somut bir olgunun olupolmadığının incelenmesi gerekir.
47. Başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlaröngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No:2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017,§ 66). Ayrıca anılan suç 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralıfıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (Gülser Yıldırım (2) [GK], B. No: 2016/40170,16/11/2017, § 148).
48. Bununla birlikte tutuklama kararında dayanılan kaçmaşüphesinin mevcut olup olmadığının belirlenmesinde tutuklamaya konu soruşturmave kovuşturma sürecinin bir bütün olarak gözönüne alınması ve somut olaydakaçma şüphesinin bulunduğu yönündeki değerlendirmelerin dayanağını oluşturanolguların bu bütünlük içinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yine budeğerlendirme yapılırken başvurucunun soruşturma ve kovuşturma sürecinde uzuncabir süre geçtikten sonra tutuklanması nedeniyle kaçma şüphesinin varlığınailişkin denetimin daha sıkı yapılması -kaçma şüphesine ilişkin somut vebelirgin olguların ortaya konulmasının aranması- gerekir.
49. Nitekim Anayasa Mahkemesi Erdem Gül ve Can Dündar([GK], B. No: 2015/18567, 25/2/2016, §§ 79-81) kararında, başvurucular hakkındasoruşturma başlatıldığının kamuoyuna duyurulmasından sonra tutuklama tedbirininuygulandığı tarihe kadar geçen yaklaşık altı aylık sürede soruşturmamakamlarının suça konu edilen haberler dışında hangi delile ulaştıklarının vedolayısıyla tutuklama tedbirinin uygulanmasının neden gerekli olduğunun somutolayın özelliklerinden ve tutuklama kararının gerekçelerinden anlaşılmamasıhususu, başvurucuların kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğisonucuna varılırken dikkate alınan olgulardan biri olmuştur. Anayasa Mahkemesibuna karşılık Mehmet Baransu (2) (B. No: 2015/7231, 17/5/2016, §§139-141) ve Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri (B. No: 2015/9756,16/11/2016, §§ 228-232) kararlarında suçun işlendiği tarih ile tutuklamatedbirinin uygulandığı tarih arasında uzun bir süre geçmiş olmasına rağmen busüre içinde soruşturma işlemlerinin devam ettiğini ve soruşturma makamlarınınhareketsiz kalmadığını dikkate alarak bu tutuklamaların süreç bakımındangerekli ve ölçülü olduğu sonucuna varmıştır.
50. Öte yandan Anayasa Mahkemesi suç tarihi ile tutuklamatarihi arasında önemli zaman diliminin bulunduğu bazı olaylara ilişkinbaşvurularda ölçülülük bağlamında değerlendirme yaparken -süreç itibarıyla-tutuklamanın gerekliliğine dair de incelemelerde bulunmuştur. Bu kapsamdaAnayasa Mahkemesi ilk tutuklamanın hukukiliğini incelediği Eren Erdem (aynıkararda bkz. §§ 169-177) kararında başvurucunun suça konu olayların yaşandığıtarihten dört yıl kadar sonra, A.C. (B. No: 2016/64868, 27/2/2020, §§72-76) kararında ise başvurucunun soruşturma başlatılmasından yaklaşık iki yılsonra tutuklanmasını -söz konusu sürelerde soruşturma makamlarınca herhangiyeni bir olguya ulaşılmadığına dikkat çekerek- ölçüsüz bulmuş ve tutuklamanınhukuki olmadığı sonucuna varmıştır.
51. Somut olayda Kütahya 3. Ağır Ceza Mahkemesince6/9/2019 tarihinde yapılan tensip incelemesinde başvurucu hakkında yurtdışına çıkış yasağı şeklinde adli kontrol tedbiri uygulanmasına kararverildiği görülmektedir (bkz. § 17). Mahkeme 28/1/2020 tarihli ilk duruşmadaise soruşturmanın başlamasından yaklaşık üç yıl sonra başvurucunun terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir (bkz. § 19). Sözkonusu tutuklama kararında başvurucunun adli kontrol tedbirine uymadığı yönündeherhangi bir tespit olmadığı gibi soruşturma makamlarınca böyle bir iddia daileri sürülmemiştir. Kovuşturma aşamasında dosyaya dâhil olduğu belirtilentanık beyanı ve Bank Asya hesabına ilişkin bilirkişi raporunun iddianamede aynıhususlara ilişkin olarak ortaya konulan değerlendirmelerle mahiyetleriitibarıyla benzer oldukları, emniyet tarafından gönderilen yazıda isebaşvurucunun ByLock kullanmadığının belirlendiği görülmektedir. Bukapsamda başvurucunun işlediği iddia olunan suçun ağırlığına, dolayısıyla kaçmaşüphesine etki edecek yeni bir delilin dosyaya dâhil olduğunu söylemek mümkündeğildir.
52. Öte yandan başvurucunun kaçma şüphesine yönelikolarak dosyaya veya tutuklama kararına yansıyan başkaca somut bir olgu dabulunmamaktadır. Yine mahkeme tutuklama kararında başvurucunun bu süreç içindekaçma hazırlığında ya da bu yönde bir eğiliminin olduğuna yönelik herhangi biraçıklamaya da yer vermemiştir. Ayrıca başvurucunun soruşturma ve kovuşturmasürecinde adli kontrol tedbirlerine uyduğu ve yapılan ilk duruşmaya dakatıldığı görülmektedir.
53. Sonuç itibarıyla somut olaya ilişkin olarakmahkemelerin değerlendirmeleri ile soruşturma ve kovuşturma süreci dikkatealındığında hakkında başlatılan soruşturma kapsamında başvurucunun ilkifadesinin alındığı 18/10/2016 tarihinden yaklaşık üç yıl geçtikten sonra28/1/2020 tarihinde verilen tutuklama kararında ve diğer belgelerde yer alanaçıklamalarda kaçma şüphesine ve adli kontrolün neden yetersiz kalacağına dairsomut olgular ortaya konulmadan tutuklanmasının gerekli olduğunu söylemekmümkün görünmemektedir. Dolayısıyla somut olayın koşullarında başvurucuhakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığı değerlendirilmiştir(ölçülülüğe ilişkin benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. AbdullahKılıç, B. No: 2017/26110, 27/2/2020, §§ 82-86; Yetkin Yıldız, B. No:2018/3292, 23/6/2020, § 69).
54. Bu itibarla tutuklama nedenlerinin bulunduğuna vetutuklamanın ölçülü olduğuna dair olgular yeterince ortaya konulmadan başvurucuhakkında tutuklama tedbirinin uygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliğihakkına ilişkin olarak Anayasa'nın 13. maddesi ile 19. maddesinin üçüncüfıkrasında yer alan güvencelere aykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası bağlamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
56. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilirveya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir."
57. Başvurucu, tazminat talebinde bulunmamıştır.
58. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
59. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
60. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyleAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucu hakkındaki davada 26/3/2020 tarihinde başvurucununtahliyesine karar verilmiştir (bkz. § 24). Dolayısıyla başvurucunun tutuklulukhâli sona ermiştir. Bu durumda ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gereken bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
61. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 3.600 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle Anayasa'nın 19.maddesinin üçüncü fıkrası kapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
E. Kararın bir örneğinin bilgi için Kütahya 3. Ağır CezaMahkemesine (E.2020/81) GÖNDERİLMESİNE,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 10/3/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.