TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHMET SEFA TOPUZ VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/16056)
Karar Tarihi: 21/4/2021
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Recai AKYEL
Selahaddin MENTEŞ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Yücel ARSLAN
Başvurucular
:
Ahmet Sefa TOPUZ ve diğerleri (bkz. ekli liste)
Vekilleri
:
Av. Meryem ASIL
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, sendikadan ayrılan başvurucuların işyerindeyaptıkları bir eylem nedeniyle iş akitlerinin feshedilmesi üzerine açtıklarıişe iade davalarının reddedilmesi dolayısıyla sendika hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 8/9/2016 ile 12/2/2018 tarihleri arasındayapılmıştır.
3. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Konu yönünden hukuki irtibat bulunması nedeniyle eklilistede yer alan bireysel başvuruların 2016/16056 numaralı bireysel başvuru ilebirleştirilmesine karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
A. Genel Olarak
8. Arçelik-LG Klima ve Sanayi ve Tic. A.Ş. (işveren)metal iş kolunda faaliyet gösteren ve Türk-Kore ortaklığı olan bir şirket olupTürkiye Metal Sanayicileri Sendikasına (MESS) bağlıdır. MESS 14/10/1959tarihinde İstanbul'da 11 girişimci tarafından kurulmuştur. MESS'in internetsitesinde amaçları; metal iş kolunda faaliyet gösteren işverenleri sendikaçatısı altında toplayarak üyelerini temsil etmek, üyelerinin çalışmailişkilerinde, ortak ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak,geliştirmek, aralarında karşılıklı yardımlaşmalarını sağlamak, sanayinin dahaverimli ve ahenkli çalışması için iş kolunda adil bir ücret sistemininkurulmasına ve daha iyi bir çalışma ortamının gerçekleşmesine yardımcı olmak,işçilere sürekli ve uzun vadeli refah ve sosyal güvence sağlayabilmek için ülkeekonomisini güçlendirici çalışmalar yapmak ve bu doğrultuda toplu iş sözleşmesiakdetmek, çalışma barışını kurmak, devam ettirmek ve bu amaçla Türkiye çapındafaaliyette bulunmak şeklinde belirtilmiştir.
9. Başvurucuların çalıştıkları işyerinde yetkili sendikaTürkiye Metal, Çelik, Mühimmat, Makina, Metalden Mamül Eşya ve Oto, Montaj veYardımcı İşçiler Sendikasıdır (Türk Metal). Türk Metal, internet sitesinde yeralan bilgilere göre 10/7/1963 tarihinde Türkiye Metal İş Federasyonuadıyla kurulmuştur. 16-17/11/1973 tarihlerinde yapılan 6. Genel Kurulusırasında Türkiye Metal İş Federasyonunun tüzel kişiliğine son verilmiş ve adıTürk Metal Sendikası olarak değiştirilmiştir. Türk Metal ayrıca 21 ülkede 19milyon üyeye sahip Uluslararası Avrasya Metal İşçileri Federasyonunun da kurucusendikasıdır. Türk Metal Türkiye’nin 10 büyük sanayi kuruluşunun 8’inde, 100büyük sanayi kuruluşunun 40’ında örgütlü bir sendikadır.
10. Söz konusu işyerinde Türk Metal ile MESS arasındaimzalanan grup toplu iş sözleşmesi (TİS) 1/9/2014’te sona ermiş ve 15/12/2014tarihinde, 1/9/2014-31/8/2017 tarihleri aralığını kapsayan üç yıllık grup TİSimzalanmıştır. Aynı iş kolundaki Bosch fabrikalarında ise sendikalar arasındayetki uyuşmazlığı nedeniyle konu yargıya taşınmış, yaklaşık dört ay boyunca TİSimzalanamamış ve sorunun çözülmesiyle 13/4/2015’te Türk Metal ile MESS arasındaTİS imzalanmıştır.
B. OlaylarınArka Planı
11. Başvurucular işveren bünyesinde çalışmaktaykenbaşvurucu Kenan Reçber, Muhammet Ali Karakaya, Gökhan Kalyoncu, Hatice Gencer,Melih Şen, İsmail Çetinkaya, Kevser Atalan, Onur Kaplan, Ayhan Özata, ZekeriyaÇetinkuş, İlhami Kaya ve Olgun Tekirdaş dışındakilerin iş akitleri 3/7/2015’te,adı geçen başvurucuların iş akitleri ise 6/7/2015'te haklı nedene dayalı olarakfeshedilmiştir.
12. Başvurucular, iş akitlerinin feshedilmesinin haklı vegeçerli bir nedeninin olmadığını iddia ederek farklı mahkemelerde feshingeçersizliğinin tespiti ve işe iade davaları açmıştır.
13. Fesih nedeni başvurucuların çalıştıkları fabrikada2-6/7/2015 tarihleri arasında katıldıkları eylem dolayısıyla yasa dışı eyleme katılmakveya destek vermek olarak belirtilmiştir. İlk derece mahkemesi kararlarında,Sosyal Güvenlik Kurumuna verilen işten ayrılış bildirgesinde ayrılış nedenikodunun (29) ve ayrılış kodunun karşılığının "işveren tarafındanişçinin ahlak ve iyiniyet kurallarına aykırı davranışı nedeni ile fesih"olduğuna yer verilmiştir. Başvuruculara bildirilen fesih gerekçesi şuşekildedir:
“ .... İşyerinde 02 Temmuz 2015 günüsaat 07:30' da işbaşı yapmak üzere kart basarak işyerine giriş yapançalışanların işbaşı yapmayarak başlattıkları üretimi durdurma eylemi söz konusuvardiyada çalışma süresinin saat 17:00' de tamamlanmasına rağmen üretim alanıve işyeri terk edilmemek suretiyle işyeri işgali eylemine dönüştüğümalumunuzdur. Katılmış olduğunuz bu yasa dışı eylemi sona erdirerek işbaşıyapmanız ve işyerini terk etmeniz için yapılan yazılı duyurulara ve sözlüuyarılara rağmen işbaşı yapmadığınız ve yasa dışı eyleminizi devam ettirdiğinizmahallinde tanzim edilen noter zaptı, iş yerinde tutulan tutanaklar, fotoğraflarve video kayıtları ve sair delillerle tespit edilmiştir. Bu itibarla, gerek6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunun 70. maddesine gerek 4857sayılı İş Kanunun 25/ll maddesine göre iş sözleşmeniz haklı sebeple tazminatsızolarak03/07/2015 [12başvurucu için 6/7/2015] tarihi itibariyle feshedilmiştir. ...."
14. İşverene göre Arçelik-LG’deki eylemin kaynağı diğerşirketlerde başlayan eylemlerdir. MESS’e bağlı işyerlerinden Bosch'unişçilerinin sendika değişikliği nedeniyle TİS gecikmiştir. Sonrasında13/4/2015’te mutabakata varılarak işçilerin saat ücretlerinde artışyapılmıştır. Arçelik-LG’nin de aralarında bulunduğu işverenlerle imzalanan TİSile Bosch'la imzalanan TİS arasında dört aylık bir zaman farkı oluşmuştur. Aynıiş kolunda çalışan bazı işçiler kendi ücretlerinin de Bosch çalışanlarınınücretlerine göre düşük kaldığı ve sözleşmelerinin Bosch'taki sözleşmelerle aynıstatüye getirilmesi talebiyle bazı eylemler yapmıştır. İlk olarak Mayıs 2015’teRenault-Bursa’da ücret zammı talebiyle iş bırakma eylemleri başlamış veeylemler büyüyerek metal iş kolundaki işyerlerine sirayet etmiştir.
15. Bu duruma bağlı olarak Renault çalışanları Sendikanınkendilerini gereği gibi temsil etmediği iddiasıyla Türk Metalden toplu olarakistifa etmiştir. 26/5/2015’te işveren Arçelik-LG yönetimi tarafından “FabrikanınBakıma Alınması ve İzin” konulu bir mesaj gönderilerek 26/5/2015 saat 00.00itibarıyla fabrikanın bakıma alınacağı ve bakım sonuna kadar üretime araverildiği, işçilerin ücretli izinli sayılacağı bildirilmiştir. Arçelik-LG’de de25/5/2015-1/6/2015 tarihleri arasında yaklaşık 400 işçi Türk Metalden istifaetmiştir.
16. Türk Metal Sendikasının derece mahkemelerine sunduğu18/12/2015 tarihli yazısına ve 20/4/2016 tarihli bilirkişi raporuna göre 25/5/2015tarihinde davalı işyerinde çalışan sendika üyesi işçi sayısı 796, 2/7/2015tarihinde üye sayısı 496, 3/7/2015 tarihinde üye sayısı 473, 4/7/2015 tarihindeüye sayısı 463, 5/7/2015 ve 6/7/2015 tarihlerinde üye sayısı 461'dir. Aynıbelgelere göre davalı işyerinde 25/5/2015-27/7/2015 tarihleri arasındasendikadan istifa eden 400 kişi olup işyerinde istifa sonrası yeniden üye olan167 kişi çalışmaya devam etmektedir.
17. İşverene göre Bosch firmasında yaşanan gerginliklerArçelik-LG’deki işçileri de etkilemiş ve Sendikadan istifalar başlamıştır.Diğer şirketlerdeki eylemleri destekleyen bazı işçiler Arçelik-LG’den bazıtaleplerde bulunmuştur. Bu talepler -işverene göre- kendi içlerindebelirledikleri sözcülerinin bir protokol ile tanınması, kendilerine oda ve boşzaman verilmesi ve Türk Metalin fabrikadan çıkarılması şeklindedir.Başvuruculara göre ise olaylar metal sektöründeki genel huzursuzluklailgilidir. Arçelik-LG’den başvurucuların talepleri -kendi beyanlarına göre-Türk Metal Sendikasından istifa edilebilmesi, işverence sendikal baskı vemobbingden arındırılmış bir çalışma ortamının temin edilmesi ve sendikadanistifa nedeniyle işten çıkarılma olmaması şeklindedir.
18. Mayıs 2015’te başlayan iş bırakma eylemleri TürkMetal tarafından desteklenmemiş ve işçiler sendikasız bir şekilde büyük çaptaeylem başlatmıştır. Türk Metal, işçileri eylemin yasa dışı olduğu ve devametmeleri hâlinde işverenin tazminatsız çıkarma hakkı olduğu yönünde uyarmış veüretime devam etmeleri çağrısında bulunmuştur.
19. 1/6/2015 tarihinde de işveren yönetimi tarafındanbakımın sona erdiği ve 2/6/2015 tarihinde saat 7.30’da üretime başlanacağıbildirilmiştir. 2/6/2015 ile eylemin başladığı 2/7/2015 tarihleri arasında -işçileriniddialarına göre- Sendika temsilcileri ve işveren tarafından işçilere ciddibaskılar uygulanmış ve Sendikaya geri dönmezlerse işten atılacaklarıbelirtilmiştir.
20. Yukarıda belirtilen tarihlerde yürürlükte bulunanTİS’e göre (bkz. § 10) yetkili sendika Türk Metal olduğundan bu taleplerininkarşılanmasının mümkün olmadığı işçilere iletilmiştir. Bu süreçte Türk Metaldenistifalar devam etmiştir. 9/6/2015 tarihinde MESS’e bağlı işyerlerindekiişçilere dağıtılan 1.000 TL’lik tutarın hesaplara yatırılacağı duyurulmuştur.İşveren tarafından 10/6/2015 tarihinde işçilere net 1.000 TL ödeme yapılmış ve22/6/2015’te yapılan duyuru ile Ağustos 2015 ayı için brüt 1.400 TL, Şubat 2016ayı için brüt 700 TL, Eylül 2016 ayı için brüt 700 TL, Mart 2017 ayı için brüt700 TL olmak üzere toplamda brüt 3.500 TL tutarında destek ödemesinin sözleşmeşartları değiştirilmeksizin yapılacağı belirtilerek destek ödemeleri konusundaişçilere bilgi verilmiştir.
C. Somut Olaya İlişkin Bilgiler
1. Genel Olarak
21. 2/7/2015 tarihinde işverene ait fabrikaya sabah saat7.30 vardiyasında işbaşı yapmak üzere kart basarak 591 işçi giriş yapmıştır. Buişçilerin arasından yaklaşık 150 kişilik bir grup kendilerine mobbinguygulandığı iddiasıyla üretim alanında toplanmış ve iş bırakmak suretiyleüretimi durdurma eylemi başlatmıştır. Fabrika giriş çıkışlarına müdahaleedilmemiştir. Başvuruculara göre fabrikada enjeksiyon, kalite ve Ar-Ge gibibölümlerde çalışma devam etmiştir. 15/4/2016 tarihli bilirkişi raporunda iseeşanjör ve ambar bölümünde çalışmanın devam ettiği belirtilmiş, bununlabirlikte 591 kişi olan vardiyadan bu bölümlerde çalışan personel sayısının 50kişi olduğu ve bu durumda 150 kişiden eylem grubunda olanların haricindekipersonelin çalışmasına engel olunduğu tespit edilmiştir.
22. Genel Müdür tarafından işçilere yazılı bilgilendirmeyapılarak işçiler eylemi durdurmaya davet edilmiştir. Grup, şirketyöneticilerinin görüşme taleplerini “Ölmek Var Dönmek Yok” şeklindeslogan atarak reddetmiş; yazılı, sözlü ve kısa mesaj (sms) ile kendilerineuyarı ve duyurular yapılmış, bunlara rağmen grup 17.00 vardiyası bitimindeüretim alanını terk etmemiştir. 17.30-00.00 vardiyasında, eyleme katılan 172kişinin fabrika içinde kalmaya devam ettiği saat 18.30'da tutulan tutanaklatespit edilmiştir. Saat 20.14'te tutulan tutanakla eyleme katılan 63 kişitespit edilmiştir.
23. Bu durumu işveren noter vasıtasıyla tespitettirmiştir. Ayrıca tutanak, kamera kayıtları ve fotoğraflar ile de tespityapılmıştır. Yine işçilerin fabrikayı terk etmemesi nedeniyle emniyet birimlerihaberdar edilmiş ve Cumhuriyet savcılığına suç duyurusunda bulunulmuştur. Aynıakşam işbaşı yapacak grubun işyerine gelişi esnasında işveren tarafından işyeritatil edilmiş ve işçiler ücretli izinli sayılmıştır.
24. İşçiler 3/7/2015 sabahı da uyarılara rağmen eylemisürdürmüş ve slogan atmaya devam etmiştir. 3/7/2015 gece saat 00.17 civarındaişçilere sabah saat 7.00’ye kadar işyerini terk etmeleri hâlinde yasal işlemyapılmayacağı yönünde uyarı yapılmıştır. Eylemi sona erdirmeyenlerin işakitlerinin tazminatsız feshedileceği kendilerine bildirilmiştir. Eylemiuyarılara rağmen sona erdirmeyenlerin iş akitleri 3/7/2015’te saat 20.00'detutulan tutanağa istinaden tazminatsız feshedilmiştir.
25. İş akitleri feshedilen işçiler üretim alanını terketmeme eylemine devam etmişler, işveren tarafından 4/7/2015’te de işçilerefesih bildirimi yapılmış olsa bile işbaşı yaptırılacakları ifade edilmiş, bunarağmen işçiler eyleme son vermemiştir. İşçiler bu konuda yazılı taahhütistemişler ancak işveren sözlü olarak taahhütte bulunmuştur. İşverenin beyanınagöre dört işçi fesih bildirimine rağmen işbaşı yaptırılmış olup çalışmaya devametmektedir. 4/7/2015 tarihinde Savcılık talimatıyla emniyet yetkilileri durumtespiti yapmış, eylem yapanların temsilcileriyle üretim alanını boşaltmaları içingörüşmüş ancak ikna edememiştir.
26. 5/7/2015 tarihinde ise Uluslararası İşçi DayanışmaDerneği (UİD-DER) fabrika tel örgüsü dışında kurduğu ses sistemi ile eylemidestekleyenlerle halay organizesi yapmış ve tel örgü içindeki işçilerin debüyük çoğunluğu halaya katılmak üzere dışarı çıkmıştır. Fabrika içinde on sekizkişinin kalması üzerine emniyet yetkilileri üretim giriş kapısını kapatmıştır.Savcılık talimatı ile işyerinde kalan on sekiz kişi emniyet yetkileritarafından saat 18.00 civarında herhangi bir direniş olmaksızın tahliyeedilmiştir.
27. 6/7/2015 tarihinde de -başvurucuların beyanınagöre- fabrikada hiç bulunmamış veya bulunamamış arkadaşlarına içerdekiişçilere destek verdikleri gerekçesiyle iş sözleşmelerinin sona erdirildiğibildirilmiştir. Toplamda başvurucuların beyanına göre 168 işçinin iş akdi sonaerdirilmiş olup bu işçilerin tamamı da Türk Metalden istifa eden işçilerdir.Yukarıda anılan 15/4/2016 tarihli bilirkişi raporunda; 3/7/2015 tarihinde işakitleri feshedilenler dışında 6/7/2015'te eyleme dışarıdan destek verdikleritespit edilen ikinci gruptakilerin ve 20/7/2015'te de işgali yapanları teşvikve tahrik edenlerin, işveren aleyhinde slogan atanların video kayıtları iletespit edilmesi sonucunda üçüncü grupta yer alan çalışanların tespiti ile işakitlerinin feshedildiği anlaşılmıştır.
28. Yargılamalar sırasında alınan ve CD incelenmesineilişkin bilirkişi raporunda özetle personelin 2/7/2015 tarihinde saat07.25.10’da, montaj alanına toplu hâlde geldikleri, alanda gruplar hâlindebekledikleri, belirli aralıklarla alanda toplantı yaptıkları, halay çektikleri,toplu yemek yediklerinin görüldüğü, çalışanların fabrika sahasındaki/montajalanındaki bekleyişlerinin polis nezaretinde fabrika sahası dışınaçıkarıldıkları 5/7/2015 tarihinde saat 20.46.48’e kadar devam ettiğinin tespitedildiği belirtilmiştir. Bilirkişi Kurulu tarafından tanzim olunan 20/4/2016 ve3/5/2016 tarihli raporlarda da işçilerin taleplerinin hukuka uygun vekarşılanabilir nitelikte olduğu, davalı işyerinde yapılan eylemin dayandığıtalepler, süresi ve yarattığı maliyet bakımından gerekli, elverişli ve orantılıkaldığı, bu itibarla eylemin ölçülü olduğu, eylemin başlangıçta yapılanfesihlerden sonra bile barışçıl nitelikte sürdüğünün eylemin işverene telafiedilemeyecek makul ölçüleri aşan bir zarar vermediği, işverence yapılan feshinölçülü olmadığı belirtilmiştir.
29. İşverenin şikâyeti üzerine Gebze CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) 2015/11515 Soruşturma sayılı dosyasındaaralarında başvurucuların da bulunduğu 144 şüpheli hakkında 5/7/2015 tarihliiş ve çalışma hürriyetinin ihlali ve mala zarar verme suçları yönündenyürütülen soruşturmada 23/2/2016 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına dairkarar verilmiştir.
30. İşçilerden bir kısmının şikâyeti üzerine BaşsavcılıkçaTürk Metal Sendikası delege ve yöneticileri, MESS yöneticileri, Arçelik-LGKlima Sanayi Tic. A.Ş. yetkilileri, Koç Holding A.Ş. yetkilileri ve GebzeEmniyet Müdürlüğünde görevli polisler hakkında sendikal haklarınengellenmesi, tehdit, görevi kötüye kullanma, zor kullanma yetkisine ilişkinsınırın aşılması ve kasten yaralama suçlarından soruşturma açılmış olup ilkderece mahkemelerinin karar tarihi itibarıyla soruşturmada herhangi bir işlemyapılmadığı anlaşılmıştır.
2. YargılamaSüreci
a. Talep ve İşverenin Cevabı
i. Başvurucuların Talebi
31. Başvurucular; iş akitlerinin feshinin haksız vegeçersiz olduğunu, feshin gerçek sebebinin işyerinde işveren tarafındandesteklenen ve yetkili sendika olan Türk Metalden başvurucuların istifa etmesiolduğunu iddia etmiştir. Başvurucular; Türk Metal temsilcileri ve işverentarafından işçiler üzerinde ciddi baskılar uygulanmaya başlandığını, telefonlayapılan tacizlerin bir iş baskısına dönüştüğünü, işverenin baskıya sadece gözyummayıp aynı zamanda baskıyı doğrudan artırdığını ifade etmiştir.
32. Başvurucular; Sendikadan istifa eden ve bu istifasürecinde biraz daha önde duran işçilerin başına insan dikilerek her an gözetimaltında kalarak çalışmalarının beklendiğini, işçilere tuvalete gittiklerinde dahihesap sorulduğunu, bu arada Türk Metal temsilcilerince her fırsatta işçilereSendikaya geri dönmezlerse işten atılacaklarının söylendiğini, sürekli takipedildikleri hissine kapılmaya başladıklarını, bu durumun performanslarını vepsikolojilerini olumsuz etkilediğini belirtmiştir. Sendikadan istifa edenisçiler hakkında bölücü, vatan haini gibi dedikodular yayılarakyalnızlaşmalarının sağlanmaya çalışıldığını belirten başvurucular, bu işçilerinsürekli yerlerinin değiştirilmeye başlandığını iddia ederek sendikal tazminattalebiyle birlikte feshin geçersizliğine ve işe iadeye karar verilmesini talepetmiştir.
ii. İşvereninCevabı
33. İşveren; yasa dışı olduğunu belirttiği eylemin asılkaynağının Arçelik-LG ile bir ilgisi olmadığını, MESS'e bağlı işverenlerdenBosch fabrikasında TİS imzalanma sürecinin gecikmeli gerçekleştiğini, dahasonra mutabakata varılması sonucunda o işyerinde saat ücretlerinde artışyapıldığını, bunun üzerine aynı iş kolunda çalışan bazı işçilerin kendiücretlerinin Bosch çalışanlarının ücretlerine göre daha düşük kaldığı vekendilerinin de aynı statüye getirilmeleri talebiyle bağlı bulundukları TürkMetal Sendikasına karşı ayaklanmaya başladığını ifade etmiştir.
34. Bu çerçevede Mayıs 2015 başlarında olayların ilkbaşladığı yer olan Renault-Bursa’da otomotiv işçilerinin ücret zammı talebiyleiş bırakma eylemi başlattığını, bu eylemlerin giderek büyüyerek metal işkolunda faaliyet gösteren ve metal sendikasına bağlı birçok işyeriyle birlikte2/7/2015 tarihinde Arçelik-LG klima fabrikasına da sirayet ettiğini, işverenile işçiler arasında o güne kadar herhangi bir sorun bulunmaz iken bazıişçilerin kışkırtması sonucunda işveren Şirkette de Sendikadan istifalarınbaşladığını belirtmiştir.
35. İşveren; işçilerin işi bıraktığını ve üretimidurdurduğunu, diğer şirketlerde gerçekleşen bu eylemleri destekleyen bir kısımçalışanın yasal olarak karşılanması mümkün olmayan taleplerde bulunduklarınıbelirtmiştir. Bu taleplerine ilave olarak işçilerin işveren yöneticileri ileyaptıkları görüşmelerde diğer şirketlerin verdiği parasal hakları da talepettiklerini belirten işveren, bu esnada işyerinde gerek bu eylemleridestekleyenlerin baskısı ile gerek kendi istekleri ile Türk Metaldenistifaların sürdüğünü ancak bu nedenle işverenin herhangi bir olumsuz tutumuolmadığı gibi Sendikadan istifa eden hiçbir işçinin de işten çıkartılmadığınıifade etmiştir.
36. İşveren; bizzat genel müdür dâhil tüm yöneticilerinister tek tek isterlerse işçileri temsilen seçecekleri temsilci ya da sözcülerivasıtası ile her türlü sorunlarını çözmeye hazır olduklarını belirttiğini,işçilere net 1.000 TL ödeme yapıldığını ve ileriki yıllarda toplam brüt 3.500TL destek ödemesi taahhüt edildiğini ifade etmiştir.
37. İşveren, iş barışının sağlanması ve taleplerinkarşılanması yönünde gösterdikleri tüm maddi ve manevi çabaya rağmen ilk olarakişyerinde, eylemin ilk günü yaklaşık 150 kişilik bir grubun üretim alanındatoplanarak işbaşı yapmadıklarını belirtmiştir. İşveren; işçilerin üretimidurdurduklarını ve bulundukları alan itibarıyla üretimin yapılmasına engelolduklarını, görüşme taleplerini işçilerin slogan atarak geri çevirdiklerini,sağduyulu davranılması için yapılan tüm çağrı, uyarı ve duyurularına rağmensaat 17.00 vardiyası bitiminde dahi üretim alanını ve işyerini terk etmeyerekişyerini işgal ettiklerini ifade etmiştir.
38. İşveren; ikinci gün gece saat 00.17 civarı işçileresabah 7.00’a kadar işyerinden ayrılarak eylemi sona erdirenlere yasal işlemyapılmayacağını, eylemi sona erdirmeyenlerin ise son çare olarak iş akitlerinintazminatsız feshedileceğinin bildirildiğini belirtmiştir. Eylemi yine de sonaerdirmeyen işçiler için işveren son çare olarak işçilerin iş akitlerinin yasalmevzuatına göre tazminatsız olarak feshedildiğini belirtmiştir.
b. İlk DereceMahkemesi Kararları
i. Gebze 1. İş Mahkemesindeki Yargılamalar
39. Davaları Gebze 1. İş Mahkemesinde görülenbaşvurucuların işe iade davaları kabul edilmiş, sendikal tazminat talepleri isereddedilmiştir. Mahkeme kararlarının benzer gerekçeleri özetle şöyledir:
i. Kararlarda; başvurucuların işyerinde Sendika ileyaşadıkları sorunları işverene yansıttıkları, Sendikadan toplu istifalargerçekleştirdikleri ancak bu istifalar sebebi ile baskı görmeye başlamaları veişverenin verdiği sözleri yerine getirmemesi sebebi ile haklarını aramak içineylem başlattıkları, işverenin 2/7/2015 tarihinde başlayan eylem neticesinde3/7/2015 tarihinde eyleme katılan işçilere sms göndererek eyleme devam etmelerihâlinde iş akitlerinin feshedileceğini, eylemi bırakmaları hâlinde 6/7/2015tarihinde işbaşı yaparak çalışmaya devam edebileceklerinin bildirildiğibelirtilmiştir.
ii. İşçilerin yazılı taahhüt istemelerine karşınişverenin yazılı taahhütte bulunamayacağını belirttiği, eylemin devam etmesi ve5/7/2015 tarihinde UİD-DER'in fabrikayı ziyarete gelmesi üzerine işyerindekieyleme katılanların büyük bir kısmının fabrika bahçesine çıktığı, içeride kalan18 kişinin ise polis marifeti ile dışarı çıkartıldığı ve eylemin bu şekildesona erdirildiği, işverenin 6/7/2015 tarihinde fabrikayı tatil ederek işçilereücretli izin verdiği belirtilmiştir.
iii. Başvurucuların somut olayda iş akdinin sendikalnedenle feshedildiği, işverenin ise feshin yazılı fesih gerekçesine uygunolduğunu ispatlaması gerektiği, öncelikli olarak işçiler tarafından gerçekleştirilenbu eylemin Anayasal ve yasal mevzuat ile uluslararası sözleşmeler ve mahkemekararları doğrultusunda nasıl değerlendirileceği tartışılmıştır. Bu doğrultudaYargıtay 7. Hukuk Dairesinin 11/6/2014 tarihli ve E.2014/7358, K.2014/13055sayılı içtihadının ışık tutucu olduğu ifade edilmiştir.
iv. Anılan kararda "...Grev hakkı 1982Anayasamızın 54. maddesinde düzenlenmiştir. 12 Eylül 2010 tarihinde referandumagötürülen 07.05.2010 tarihli Anayasa değişiklikleri kapsamında 54. maddedebirtakım değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda AY md. 54/7'de yeralan 'Siyasi amaçlı grev ve lokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev velokavt, işyeri işgali, işi yavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişleryapılamaz.' hükmü kaldırılmıştır. AY md. 54'ün değişiklik gerekçesinde:'Maddeyle, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmeler ile çağdaş demokratiktoplumlarda çalışma hayatını düzenleyen ve genel kabul gören evrensel ilkelerlebağdaşmayan, grev ve lokavt hakkına gereksiz sınırlamalar getiren, 54 üncümaddenin üçüncü ve yedinci fıkraları yürürlükten kaldırılmaktadır. Söz konusuhükümlerin kaldırılmasıyla, sendikal haklar ile grev ve lokavt hakkınınkullanılabilmesi bakımından ileri bir adım atılmış olmaktadır' "ifadelerinin yer aldığı belirtilmiştir.
v. Kararlarda 7/5/2010 tarihli Anayasa değişiklikleri ileAnayasa'nın 54. maddesinin yedinci fıkrasında yer alan siyasi amaçlı grev velokavt, dayanışma grev ve lokavtı, genel grev ve lokavt, işyeri işgali, işiyavaşlatma, verimi düşürme ve diğer direnişlerin yapılamayacağı yönündekihükmün kaldırıldığı vurgulanmıştır. Bu çerçevede Anayasa'ya aykırı olmayanve uluslararası normlar uyarınca işçilerin ekonomik ve sosyal durumlarınıetkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısa süreli, demokratikbir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemlerinin toplu eylem hakkınadâhil olduğu ifade edilmiştir.
vi. Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) denetimorganlarının çeşitli tarihlerde verdikleri kararlarda, siyasi amaçlı grev,genel grev ve sempati grevlerinin yasaklanmasını Türkiye bakımından eleştirdiğive sendika üyelerine menfaatlerini etkileyen konularda eylem yapma imkânınıntanınması ve desteklenen grevin yasal olması kaydıyla sempati eylemlerine izinverilmesi gerektiği, grev hakkının yalnızca TİS'in imzalanması ileçözülebilecek endüstriyel uyuşmazlıklarla sınırlı tutulamayacağı, işçileringrev hakkı vasıtasıyla korudukları mesleki ve ekonomik menfaatlerin sadece dahaiyi çalışma koşulları veya mesleki nitelikteki toplu taleplerden ibaretolmadığı yönünde olduğuna yer verilmiştir. Yine ILO denetim organlarına göreişi yavaşlatma, oturma, aşırı kurallı çalışma gibi eylemlerin barışçıl şekildegerçekleştirildiği sürece korunması gerektiği ve bu eylemler ancak barışçılolma niteliğini kaybettiği takdirde sınırlanabileceği belirtilmiştir.
vii. Avrupa Sosyal Şartı (Sosyal Şart) ve denetim organıolan Avrupa Sosyal Haklar Komitesinin kararları ile Anayasa'nın 90. maddesinede vurgu yaparak atıfta bulunulmuş ve Sosyal Şart'ın 6. maddesinin dördüncüfıkrasının Komite yorumunda grev hakkının sadece TİS prosedürü sırasında ve buprosedürle bağlantılı olarak kullanılamayacağının, sınırlandırılamayacağınınkabul edildiği belirtilmiş; uluslararası normlar uyarınca işçilerin ekonomik vesosyal durumlarını etkileyen veya işyerindeki uygulamalara yönelik olarak kısasüreli, demokratik bir hakkın kullanımı niteliğindeki protesto eylemlerinintoplu eylem hakkına dâhil olduğu ve bu gibi eylemlerin salt politik nitelikteolmadıkça yasaklanamayacağı ifade edilmiştir.
viii. İşveren tarafından iş akitlerinin feshinin haklınedenle eşitlik ve ölçülülük ilkesine uygun yapıldığı ileri sürülmüş ise dedavalı işverenin birçok fesih yaptığı, fesihlerin farklı zamanlarda ve farklıgerekçelere dayandırıldığı, işverenin eyleme destek vermekle birlikte bu eylemisona erdirmeleri hâlinde bu işçilerin iş akitlerinin sona erdirilmeyeceğiyönündeki sözlü taahhüdüne uygun hareket etmediğine yer verilen mahkemekararlarında eylem sonrasında âdeta bir cadı avı başlatılarak eylem ile ilgisibulunduğu düşünülen işçilerin tamamının işten çıkartıldığı, eyleme fizikenkatılıp katılmadığına bakılmaksızın, somut olarak delil ortaya konmaksızın,sadece sosyal medya paylaşımları ve geri bildirimler alındığından bahisle eylemsona erdikten sonra dahi fesihlere devam edildiği ifade edilmiştir. Ziraişverence eylem sona erdikten sonra gerçekleştirilen fesihlerden işverenin bukonuda samimi olmadığı, eşit işlem borcuna aykırı davrandığı kanaatinevarıldığı, bu yönü ile işçilerin yazılı taahhüt taleplerinin makul ve kabuledilebilir olarak görüldüğü belirtilmiştir.
ix. İşyerinde eylemin 2/7/2015 tarihinde başladığına, herne kadar eylemler 5/7/2015 tarihinde bitmiş ise de işverenin eylemlerin ikincigünü de eyleme katılan işçilerin iş akitlerini feshettiğine, bu nedenle eylemekatılan işçiler yönünden eylemin bir gün sürdüğüne ve eylemin kısa süreliolduğuna dikkat çekilmiştir.
x. İşverenin hak arama özgürlüğü iddiasında bulunanişçilere karşı göstermiş olduğu bu tavrın çalışan işçilere gözdağı vermekboyutunda olduğu ve hukuken korunmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.İşverenin ezici üstünlüğünün peşinen korunması hâlinde işveren karşısında zayıfkonumda olan işçilerin çok daha fazla ezilmesine sebep olunacağı veişverenlerin haksız uygulamalarına karşın işçilerin yargı organlarınca dakorunmayacakları endişesi ile ses çıkaramayacakları, iş hukukunun temelilkeleri olan toplum yararı ve işçinin korunması ilkeleri karşısında barışçıleylemlerin hak arama özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesinin hakkaniyetli biryaklaşım olacağı belirtilmiştir. Bu çerçevede bu işçilerin ortada hiçbir sorunolmadığı hâlde işlerinden olma, tazminatsız olarak işten çıkarılma tehlikesinekarşın eyleme devam etmeleri hayatın olağan akışı yanında Anayasa ve uluslararasısözleşmeler ile güvence altına alınmış olan en temel hak ve özgürlüklerarasındaki hak arama özgürlüğüne de aykırı olduğuna yer verilmiştir.
xi. Kararlarda; başvurucuların somut olayda toplu eylemdebulundukları, işbaşı yapmadıkları ancak saldırgan bir tutumlarının olmadığı,işverene zarar verme kastı ile hareket etmedikleri, işyerinde makine vealetlere zarar vermedikleri, giriş ve çıkışları engellemedikleri, şiddet içerenherhangi bir eylemde bulunmadıkları, slogan atmakla birlikte tehdit veya hakaretiçeren herhangi bir söz söylemedikleri, arbede yaşanmadığı ve bu suretleeylemin barışçıl yollarla yürütüldüğü sonucuna ulaşıldığı belirtilmiş; işvereneait fabrikadaki eylemin hak arama özgürlüğü kapsamında yasal bir eylem olduğu,işverence gerçekleştirilen fesihlerin haklı nedene dayanmadığı ve feshinsendikal sebeple yapılmadığı kanaatine varılmıştır.
xii. Eylemin sendikal sebeplerle yapılmadığı sonucunaulaşan ilk derece mahkemelerince; işyerinde yetkili bir sendika bulunduğu,yürürlükte bulunan bir TİS olduğu, işyerinde örgütlenmekte olan bir başkasendika bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Ayrıca -her ne kadar işçiler TürkMetalin haklarını korumadıklarından bahisle sendika üyeliklerinden istifaetmişlerse de- başka bir sendikaya üye olduklarına dair beyanda bulunmadıklarıve 2015 yılı Mayıs ayında başlayan istifalar sonrasında eyleme kadar geçensürede, işveren tarafından sendika üyeliğinden istifa ettiği için iş akdi sonaerdirilen bir işçi olduğu yönünde iddiada bulunulmadığı belirtilmiştir.
xiii. Mahkemelerce, Sendika ile Çalışma ve SosyalGüvenlik Bakanlığının (Bakanlık) mahkemeye sundukları yazılarında, işyerindesendika üyesi olmadığı hâlde çalışan işçiler bulunduğunun belirtildiği veyaşanan sıkıntılı süreçte işverenin çaba sarf ettiği, destek ödemesi altındaekonomik iyileştirme yoluna gittiği belirtilmiştir. Tüm bu açıklamalarneticesinde başvurucular tarafından feshin sendikal nedene dayandığı iddiasınınispatlanamadığı, emsal olarak dosyaya sunulan Kocaeli İş Mahkemesikararlarındaki sendikal fesih gerekçesinin somut olayda uygulanamayacağıdeğerlendirilmiştir.
ii. Gebze 2. İş Mahkemesindeki Yargılamalar
40. Davaları Gebze 2. İş Mahkemesinde görülmüş olanbaşvurucuların davaları reddedilmiştir. Anılan kararların benzer gerekçeleriözetle şöyledir:
i. Kararlarda; işverene ait işyerinde TİS'in 15/12/2014tarihinde imzalanması sonrasında 6 ayı aşkın bir süre sonra çıkan uyuşmazlıkile ilgili bir kanuni grev hakkının kullanılmadığına dikkat çekilmiştir.Bireysel ya da toplu iş hukukuna dair işçilerce bazı hakların savunulması içinişçilerin demokratik, barışçıl, toplu eylem yapabileceklerinin 87 ve 98 sayılıILO sözleşmeleri, Sosyal Şart ile Anayasa'nın 51., 54. ve 90. maddeleri gereğidüzenlenmiş olsa da işçilerin yaptıkları eylemin işverene özel olarak zararverme kastı içermemesi ve eylemin ölçülü olmasının gerektiği belirtilmiştir.Kararlarda, davalı işyerinde 2/7/2015 tarihinde başlayan ve polis müdahalesiile 5/7/2015 tarihinde sonlanana kadar devam eden toplu işi bırakma, işi durdurma,işyerini işgal eyleminin zamanlaması, eyleme üretim sahasında ve üretim sahasıdışında katılan katılımcı sayısı, eylemin süresi, bilirkişi kurul raporundabelirtilen günlük zarar miktarı bir bütün olarak değerlendirildiğinde eyleminölçülü olmaktan uzak olduğu sonucuna ulaşılmıştır.
ii. Bu itibarla bilirkişi raporlarında yer verileneylemin ölçülü olduğu konusundaki görüşe katılmanın mümkün olmadığı ifadeedilmiştir. Kararlarda, tanık beyanlarına göre işyerinde başlatılan eyleminişverene değil işyerindeki hâkim Sendikaya yönelik olduğu, işçilerin eylemedayanak olarak yapmış oldukları sendika temsilcilerinin odalarınınkaldırılması, kendi temsilcilerinin tanınması gibi talepleri TİS'in yürürlükteolduğu ve sendikanın yetkili olduğu bir işyerinde mümkün olmadığı, tüzelkişiliği bulunmayan ve yasada yer almayan bir topluluğun temsilcilerinin davalıişverence bu kapsamda tanınamayacağı değerlendirilmiştir.
iii. Kararlarda, işverenin işyerinde yürürlükte bulunanTİS'teki feshe ilişkin prosedürü uygulayıp eyleme içeriden ya da dışarıdandestek vermek suretiyle katıldığını belirlediği tüm işçilerin iş akitlerinifeshettiği ve fesihte işverenin ölçülü davrandığı belirtilmiştir. İşvereninsendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasında sendikalı işçiler lehine yada sendikayı korumaya yönelik herhangi bir eylemi olduğu yönünde somut birdelilin de bulunmadığı belirtilerek feshin sendikal nedene dayanmadığıdeğerlendirilmiş ve sonuç olarak işverenin eyleme katılan veya destek veren tümçalışanların iş akitlerini haklı nedenlerle feshettiği konusunda tam bir kanaathasıl olduğu belirtilmiştir.
iii. Gebze 3. İş Mahkemesindeki Yargılamalar
41. Davaları Gebze 3. İş Mahkemesinde görülmüş olanbaşvurucuların işe iadesine karar verilmiş ancak sendikal tazminat taleplerireddedilmiş olup kararların benzer gerekçeleri özetle şöyledir:
i. Kararlarda; işveren tarafından iş akitlerinin haklınedenle eşitlik ve ölçülülük ilkesine uygun yapıldığı ileri sürülmüş ise defesihlerin farklı zamanlarda ve farklı gerekçelere dayandırıldığı, işverenineyleme destek vermekle birlikte bu eylemi sona erdirmeleri hâlinde bu işçileriniş akitlerinin sona erdirilmeyeceği yönündeki sözlü taahhüdüne uygun hareketetmediği, eylem sonrasında âdeta bir cadı avı başlatarak eylem ile ilgisibulunduğunu düşündüğü işçilerin tamamını işten çıkarttığı tespiti yapılmıştır.Eyleme fiziken katılıp katılmadığına bakılmaksızın, somut olarak delil ortayakonmaksızın, sadece sosyal medya paylaşımları ve geri bildirimler alındığındanbahisle eylem sona erdikten sonra dahi fesihlere devam edildiği ifadeedilmiştir. İşverenin hak arama özgürlüğü iddiasında bulunan işçilere karşıgöstermiş olduğu bu tavrın çalışan işçilere gözdağı vermek boyutunda olduğu vehukuken korunmasının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
ii. Seri nitelikteki bu davaların bütününe bakıldığındabaşvurucuların büyük çoğunluğunun 8-10 yıllık işçilerden oluştuğu, yıllardırişverene hizmet verdikleri, bu işçilerin ortada hiçbir sorun yokken işlerindenolma, tazminatsız olarak işten çıkarılma tehlikesine karşın eyleme devametmelerinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirtilmiştir. Kararlarda,böyle bir peşin kabulün varlığı hâlinde iş güvenliği ilkeleri açısındanonarılmaz zararların meydana geleceğinin aşikâr olduğu zira hak arama özgürlüğüAnayasa ve uluslararası sözleşmeler ile güvence altına alınmış olan en temelhak ve özgürlükler arasında yer aldığı vurgulanmıştır.
iii. Son yıllarda işçilerin işverenlerini sosyal medyaorganlarında eleştirmesinin dahi işverenlerce feshe gerekçe yapıldığıbelirtilerek eleştiriye dahi tahammülü olmayan işverenlerin güçlü konumlarınıkullanarak işçilerin derhâl işlerine son vermeleri ve haklı nedenle feshedayanmalarının yargı organlarınca korunmasının vahim sonuçların doğmasına sebepolacağı ifade edilmiştir. Nitekim somut uyuşmazlıklarda da işverenin işakitlerini feshederken işçilerin sosyal medya üzerinde yapmış olduğupaylaşımları ve bu paylaşımlara gönderilen beğenileri esas alarak tespityaptığı, dosyaya özellikle Facebook sosyal paylaşım ağından elde edilendokümanları delil olarak sunduğu belirtilmiştir.
iv. İşçilerin eleştiri sınırında kalan sözlü ve yazılıpaylaşımlarının ifade özgürlüğü kapsamında kalacağı ve feshe konuyapılamayacağı hususunun Yargıtayın yerleşik içtihatlarından olduğuna, barışçılve ölçülü olan hak arama eylemlerinin yasa dışı olarak kabul edilmesininAnayasa ve uluslararası sözleşmeler gereği mümkün olmadığına dikkat çekilmiş vesomut olayda başvurucuların toplu eylemde bulundukları, işbaşı yapmadıklarıancak işverene zarar verme kasıtlarının bulunmadığı, işyerinde makine vealetlere zarar vermedikleri, giriş çıkışları engellemedikleri ve bu yönü ileeylemin barışçıl yollarla yürütüldüğü sonucuna varılmıştır.
v. İşverenin geçmişte verdiği sözü tutmaması sebebi ile işçileriniş akitlerinin feshedilmeyeceği yönünde verilen sözün yazılı taahhüt altınaalınmasını istemelerine karşın işverenin bu taahhütte bulunmaması neticesindeeylemin 4 güne uzamasının ölçülülük kapsamında kaldığı belirtilen kararlarda,eylem sona erdikten sonra işveren tarafından gerçekleştirilen fesihlerdenişverenin samimi olmadığı, eşit işlem borcuna aykırı davrandığı sonucunavarıldığı ve bu yönü ile işçilerin yazılı taahhüt taleplerinin makul ve kabuledilebilir olduğu ifade edilmiştir.
vi. Kararlarda, diğer mahkemelerin verdiği kararlarabenzer gerekçelerle feshin sendikal nedene dayandığı iddiasının ispatlanamadığıve emsal olarak dosyaya sunulan Kocaeli İş Mahkemesi kararlarındaki sendikalfesih gerekçesinin başvurucuların dosyalarında uygulanamayacağı sonucunaulaşılmıştır.
c. Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin Derece MahkemelerininKararlarının Temyiz İncelemesi Üzerine Verdiği Kararları
42. Yargıtay tarafından, başvurucuların davalarındatemyizen yapılan inceleme sonucunda Gebze 1. ve 3. İş Mahkemelerince davalarınkabulüne ilişkin kararların 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 20.maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bozularak ortadan kaldırılmasına vedavaların reddine karar verilmiştir. Gebze 2. İş Mahkemesi tarafından davalarınreddine ilişkin verilen kararlar ise onanmıştır. Kararların gerekçeleri özetleşöyledir:
i. Yargıtay kararlarında; işyerinde uygulanan TİS'in1/9/2014-31/8/2017 tarihleri arasında yürürlükte olmak üzere 15/12/2014tarihinde imzalandığı, metal sektöründe faaliyet gösteren başka bazıişyerlerinde daha yüksek oranda zam yapıldığını duyan işçiler tarafından ülkeçapında bazı eylemlerin başlatıldığı, bu arada da Arçelik-LG’ye ait Kocaeli’debulunan işyerinde 21/5/2015-3/6/2015 tarihleri arasında yaklaşık 3.000-4.000işçinin katıldığı eylemlerin yapıldığı tespit edildikten sonra tanıkbeyanlarına göre bu eylemler sırasında eylemlerin işyerine sıçramasını önlemekisteyen davalı işverenin fabrikanın bakıma girme zamanını öne çekerek butarihlerde işyerini kapattığı ve işçileri ücretli izne yolladığıbelirtilmiştir.
ii. Toplu eyleme katılan işçilerin davalı işverencegerekli duyurular yapılmak suretiyle işe dönmelerinin sağlanmaya çalışıldığı,zaman içinde eyleme katılan işçilerde azalma olduğu ve herhangi bir müdahaleyegerek olmaksızın eylemin sona erdiği ifade edilmiştir. Yargıtay buna rağmeneylemin 3 gün devam ettiğini ve başvurucuların da aralarında bulunduğu işçilertarafından işe devamsızlık sebebiyle üretim faaliyetinin önemli ölçüdeaksadığını belirtmiştir.
iii. 18/10/2012 tarihli ve 6356 sayılı Sendikalarve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu'nun 58. maddesinde düzenlenen kanuni grevintanımına yer verilerek işyerinde TİS imzalanması sonrasında çıkan uyuşmazlıklailgili bir kanuni grev hakkının kullanılmadığının açık olduğuna dikkatçekilmiş, bireysel veya toplu iş hukukuna dair bazı hakların savunulması içinişçilerin demokratik ve barışçıl toplu eylem haklarının olabileceği 87 ve 98sayılı ILO Sözleşmeleri, Sosyal Şart ile Anayasa'nın 51., 54. ve 90. maddelerininbir gereği olsa da eylemin işverene özel olarak zarar verme kastı içermemesi veölçülü olması gerektiği vurgulanmıştır.
iv. Yargıtaya göre işyerinde gerçekleşen ve emniyetgüçlerinin müdahalesi ile sona erdirilen fabrika binasından çıkmama şeklindekitoplu iş bırakma eyleminin zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresideğerlendirildiğinde eylem ölçülü olmaktan uzaktır. Ayrıca Yargıtaykararlarında; tanık beyanlarına göre söz konusu eylemin işverene değil ilgiliSendikaya yönelik olduğu, işçilerin eyleme dayanak yaptığı sendikatemsilcilerinin odalarının kaldırılması ve kendi temsilcilerinin de tanınmasıgibi taleplerin TİS'in yürürlükte olduğu ve sendikanın yetkili olduğu birişyerinde mümkün olmadığı, tüzel kişiliği bulunmayan ve yasadan kaynaklanmayan birtopluluğun temsilcilerinin de işverence bu kapsamda tanınmasının mümkünolmadığı ifade edilmiştir.
v. Kararlarda; işverenin işyerinde yürürlükte bulunanTİS'teki feshe ilişkin prosedürü uygulayıp eyleme katıldığını saptadığı tümişçileri işten çıkarttığı, sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasındasendikalı işçiler lehine ya da sendikayı korumaya yönelik dahli olduğu yönündesomut bir delil de bulunmadığı belirtilerek işverenin haklı nedenle işakitlerini feshettiği kabul edilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
43. 5/5/1983 tarihli ve 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun"Sendikaya üye olup olmama hürriyetinin teminatı" kenarbaşlıklı 31. maddesi ve 6356 sayılı Kanun’un "Sendika özgürlüğününgüvencesi" kenar başlıklı 25. maddesi ile anılan Kanun'un "Grevintanımı" kenar başlıklı 58. maddesi.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
44. Mahkemenin 21/4/2021 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
45. Başvurucular; sendikaya serbestçe üye olma ya daçekilme haklarının Anayasa'da güvence altına alındığını belirterek aynı yerdeçalışan bir grup işçiyle birlikte Türk Metalden ayrıldıkları için işyerindeayrımcılığa ve baskıya maruz kaldıklarından ve nihayetinde de katıldıklarıbarışçıl bir eylem nedeniyle iş akitlerinin feshedildiğinden şikâyet etmiştir.Başvurucular kendileriyle aynı durumda bulunan ve aynı eylemleri gerçekleştirenişçilerden bazılarının çalışmaya devam ettiklerini ve bu nedenlerle eşitlikilkesi, ifade özgürlüğü, toplantı ve çalışma haklarının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
46. Başvurucular; ilgili Bakanlık ve Türk Metalden gelenlistelerden başvurucuların ve Sendikadan istifa eden tüm arkadaşlarınınsendikaya yeniden üye oldukları hususunun tartışılmadığını, feshe dayanakgösterilen iş bırakma eyleminin barışçıl bir gösteri niteliğinde olduğunu veişyerinde bir zarara neden olmadığı hususu ceza soruşturması kapsamında tespitedilmiş olduğu hâlde bu hususlar gözardı edilerek ve eylemin oluş şekliirdelenmeksizin karar verildiğini iddia etmiştir.
47. Başvurucular kendileri ile aynı durumda olan vebenzer eylemler gerçekleştiren diğer şirketlerdeki işçiler yönünden gerçekleşenyargılamalarda Yargıtayın daha lehe değerlendirmelerde bulunduğunu, bu yöndenadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
48. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiği iddialarının özününsendika üyeliğinden ayrılma sonucu iş akitlerinin feshedildiğine ilişkin olduğugörüldüğünden iddialarının bir bütün olarak Anayasa'nın 51. maddesi kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
49. Anayasa’nın “Sendika kurma hakkı” kenarbaşlıklı 51. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Çalışanlar ve işverenler, üyelerininçalışma ilişkilerinde, ekonomik ve sosyal hak ve menfaatlerini korumak vegeliştirmek için önceden izin almaksızın sendikalar ve üst kuruluşlar kurma,bunlara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarına sahiptir.Hiç kimse bir sendikaya üye olmaya ya da üyelikten ayrılmaya zorlanamaz.”
1. Genelİlkeler
50. Anayasa'nın 51. maddesinde yer alan “çalışanlar...üyelerinin menfaatlerini korumak için” ibaresi üyelerin meslekimenfaatlerini korumak için gerçekleştirecekleri sendikal faaliyetlerininAnayasa tarafından korunduğunu açıkça ortaya koymaktadır (Kristal-İşSendikası [GK], B. No: 2014/12166, 02/07/2015, § 54). Dolayısıyla sendikahakkı, mensuplarının menfaatlerini korumak üzere yapılan sendikal faaliyetlereizin verilmesini de gerektirmektedir (Tayfun Cengiz, B. No: 2013/8463,18/9/2014, § 31).
51. Sendika, çalışanların mali ve sosyal haklarını korumakve geliştirmek için meydana getirilen kuruluştur. Sendikal özgürlük kavramı,sendika kurma hakkı ile sendikaya üye olma ve sendikadan çıkma haklarınıkapsamaktadır. Sendikaya üye olma özgürlüğü, bir kimsenin sendikaya üyeolmasının iradi olmasını gerektirir. Bu özgürlük aynı zamanda birden çoksendikadan istenilen sendikanın seçilmesi ve o sendikaya üye olma hakkını daiçerir (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013, § 68). Dolayısıylakişiler kendi istedikleri şekilde sendika kurmak veya kendi istedikleri birsendikaya üye olmakta özgür olmalıdır. Anayasa'nın 51. maddesinde, çalışanlarınsendikalara serbestçe üye olma ve üyelikten serbestçe çekilme haklarınasahip olduğu ve hiç kimsenin bir sendikaya üye olmaya ya da üyeliktenayrılmaya zorlanamayacağı ifade edilmiştir (Abbas Akçay ve diğerleri,B. No: 2015/2790, 23/5/2018, § 30).
52. Anayasa'nın 51. maddesinde düzenlenen sendika hakkı,bu hakka yönelik kamu gücü tarafından gerçekleştirilen müdahalelerin yanı sırakimi durumlarda özel hukuk kişilerince yapılan müdahalelere karşı da anayasalkoruma sağlamaktadır. Dolayısıyla sendika hakkı devlete, müdahalede bulunmamabiçimindeki negatif yükümlülüğün yanı sıra üçüncü kişilerden gelebilecekmüdahalelere karşı ilgiliye koruma sağlama şeklindeki birtakım pozitifyükümlülükler de yüklemektedir.
53. Sendika hakkının devlete yüklediği pozitifyükümlülükler, devletin koruyucu ve düzeltici önlemler almasınıgerektirebilmektedir. Sendika hakkının korunması pozitif yükümlülüğü devlete,üçüncü kişilerin ve özellikle işverenin çalışanların sendikaya üye olma vesendikal faaliyette bulunma haklarını kullanmayı engelleyici davranışlarındankaçınmasına yönelik ve sırf bu haklarından yararlandıkları gerekçesiyleyaptırıma tabi tutulmalarını, ayrımcılığa maruz kalmalarını önleyici tedbirleralma ödevi yüklemektedir. Bu çerçevede alınacak tedbirlerin üçüncü kişilerin veözellikle işverenin çalışanların sendika hakkına müdahalede bulunmalarıbakımından caydırıcı nitelik taşıması gerekir. Öte yandan üçüncü kişiler tarafındansendika hakkına müdahale edilmesi durumunda müdahaleye karşı itirazların önesürülebileceği ve müdahalenin sonuçlarının giderilmesi açısından gerçek veetkili koruma temin edecek hukuksal mekanizmaların oluşturulması gerekiyorsatazminat ve benzeri giderimler için dava açma imkânının getirilmesi devletinpozitif yükümlülüklerindendir (Anıl Pınar ve Ömer Bilge, B. No:2014/15627, 5/10/2017, § 37).
54. Alınacak koruyucu ve düzeltici tedbirlerin türü veniteliği konusunda Anayasa'da herhangi bir sınırlama bulunmayıp bunlarıntespiti konusunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Bu tedbirlerinyerindeliğinin denetimi Anayasa Mahkemesinin denetimi dışında olmakla birliktesendika hakkının güvenceye bağlanması bakımından yeterli ve elverişli olupolmaması yönüyle bu tedbirler Anayasa Mahkemesinin denetimine tabidir (AnılPınar ve Ömer Bilge, § 38).
2. SendikalNedenlerle Feshe İlişkin Bazı Tespitler
55. Sendikal özgürlüklerin teminat altına alınması,bireylerin sendikal haklarını kullanırken iş sözleşmelerinin de güvencedeolması ile sağlanabilir. Sendikaya üye olma, olmama veya sendikal faaliyetlerdebulunma nedenleriyle iş sözleşmelerinin feshedilmesi hâlinde feshin sendikalnedenlerle yapıldığından bahsedilebilir.
56. Bilindiği üzere 2821 sayılı Kanun'un 31. maddesinegöre iş akdinin sendikal nedene dayanmadığını, geçerli veya haklı nedenlefeshedildiğini ispat yükümlülüğü işverene aittir. Buna karşın iş sözleşmesininsendikal nedenle feshedildiğini iddia eden işçinin bunu ispatlama zorunluluğuvardır. Bu kapsamda uygulamada fesih tarihinde işyerinde çalışan ve sendikayaüye olan işçilerin sayısı, üyelikten çekilen işçilerin olup olmadığı, işyerindeçalışmakta olan işçilerin bulunup bulunmadığı, yeni işçi alınıp alınmadığı vealınmışsa yeni işçilerin sendikalı olup olmadığı gibi hususlar sendikal feshinispatında dikkate alınmaktadır.
57. Mevzuatın gerektirdiği hususların ve ispatkoşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini değerlendirmek öncelikle derecemahkemelerinin görevidir. Derece mahkemelerinin olayın koşullarınıdeğerlendirmek açısından daha avantajlı konumda bulunduğu tartışmasızdır.Anayasa Mahkemesinin rolü ise bu kuralların yorumunun Anayasa’ya uygun olupolmadığını belirlemekle sınırlıdır. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, derece mahkemeleritarafından izlenen usulü denetlemek ve özellikle mahkemelerin Anayasa’nın 51.maddesindeki güvenceleri gözetip gözetmediğini belirlemekle yetinmektedir.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi, derece mahkemelerinin yerini almamakta; kamusalmakamların süreç içindeki tutumlarını sendika hakkı bağlamındaki usule ilişkingüvenceler açısından değerlendirmektedir (benzer değerlendirmeler için bkz. TürkiyeGıda ve Şeker Sanayi İşçileri Sendikası, B. No: 2016/13328, 19/11/2020, §40; Türkiye Petrol, Kimya ve Lastik Sanayi İşçileri Sendikası, B. No:2016/13351, 15/12/2020, § 40).
3. İlkelerinOlaya Uygulanması
58. Somut olayda başvurucular ilk olarak iş akitlerininişyerinde baskı ve ayrımcılığa maruz kalmaları sonucu katıldıkları barışçıleylem nedeniyle feshedildiğini, iş akdi feshedilenlerin hepsinin sendikadanayrılan işçiler olması dolayısıyla sendikal nedenlerle fesih yapıldığını ilerisürmüştür. Derece mahkemelerinin tamamı başvurucuların söz konusu iddialarınıispatlayamadıkları sonucuna ulaşmış ve sendikal tazminat taleplerinireddetmiştir. Anayasa Mahkemesi önündeki mesele, başvurucuların sendikaüyeliğinden ayrılmaları ve işyerindeki eyleme katılmaları nedeniyle işverenceiş akitlerinin feshedildiği iddialarının derece mahkemelerince usulüne uygunincelenip incelenmediği ve sendika hakkının ihlal edildiği iddiasıdır.
59. Sendika hakkı sendikaya üye olanların haklarınıgüvence altına aldığı gibi aynı şekilde serbestçe üyelikten çekilme hakkını dakorumaktadır. Zira sendikaların üyelerinin ekonomik ve sosyal çıkarlarınıkoruma amacı vardır ve sendika üyesi olan işçiler bu amaçlarıngerçekleşmediğini düşünüyorlarsa her zaman üyelikten çıkma hakkına sahiptir.Eldeki başvuruda, başvurucuların iddialarına göre mensubu oldukları Sendika,bir başka işyerinde işçiler için daha lehe hükümler içeren TİS imzalamıştır.Başvurucular da bu nedenle Sendikadan ayrılmış ve kendilerine aynı şartlarınsağlanması adına bulundukları işyerinde 3 gün süren iş bırakma eylemiyapmıştır.
60. Burada altı çizilmesi gereken en önemli noktabaşvurucuların protestolarının Sendikaya yönelik olduğudur. Olayların meydanageldiği tarihte başvurucuların üyesi olduğu sendika işyerinde yetkili sendikakonumundadır ve işverenle 1/9/2014 tarihinde yaklaşık 3 yılı kapsayacak şekildeTİS imzalamıştır. Başvurucuların TİS öncesi ya da TİS görüşmeleri sırasında buSendikaya zorla üye olduklarına ya da TİS şartlarını protesto ettiklerine dairbir iddiaları bulunmamaktadır. Ancak aynı Sendikanın yaklaşık 4 ay sonra birbaşka işyerinde bağıtladığı TİS şartlarının daha iyi hükümler içerdiğiniöğrenen başvurucular, aynı imkânların kendilerine sağlanmamış olması nedeniyleSendikadan ayrılarak işyerinde eylem yapmıştır.
61. Mahkemelerce, işyerinde sendika üyesi olmadığı hâldeçalışan işçiler bulunduğunun belirtildiği ve yaşanan sıkıntılı süreçteişverenin çaba sarf ettiği, destek ödemesi altında ekonomik iyileştirme yolunagittiği belirtilerek feshin sendikal nedene dayandığı iddiasınınispatlanamadığı sonucuna ulaşılmış; başvurucularca emsal olarak dosyaya sunulandiğer mahkeme kararlarındaki sendikal fesih gerekçesinin somut olaydauygulanamayacağı değerlendirilmiştir. Yine işverenin eyleme bilfiil içeriden yada dışarıdan destek vermek suretiyle katıldığını belirlediği tüm işçilerin işakitlerini feshettiği tespitinde bulunan mahkemelerce, fesihte işverenin ölçülüdavrandığı, işverenin sendikalı işçiler ile sendikasız işçiler arasındasendikalı işçiler lehine ya da sendikayı korumaya yönelik herhangi bir eylemiolduğu yönünde somut bir delilin bulunmadığı belirtilmiştir.
62. İş akdinin sendikal nedenlerle feshedilmesi durumundasendika hakkı yönünden devletin pozitif yükümlülüklerini yerine getiripgetirmediğinin Anayasa Mahkemesince incelenebilmesi için önceliklebaşvurucuların sendikal haklarını kullanmaları -somut olayda sendikadan istifaettikleri için baskıya maruz kalmaları ve feshin nedeninin sendikadanayrılmaları iddiası olması- nedeniyle iş akitlerinin feshedildiğini ikna edicigerekçelerle ortaya koymaları gerekir. Aksi hâlde devletin sendika hakkınınkorunması yönünde pozitif yükümlülükleri gündeme gelmeyecektir.
63. Somut olayda başvurucuların iş akitleri sendikadanayrılmalarından sonra değil sendikayı protesto etmek amacıyla iş bırakmalarınedeniyle gerçekleşmiştir. Dolayısıyla burada işverenin başvurucuların toplubir biçimde iş bırakmalarına ne ölçüde katlanması gerektiği ve bu katlanmaeşiğinin sendika hakkını nasıl etkileyeceği meselesinin çözümlenmesigerekecektir.
64. İşçiler mesleki ve ekonomik menfaatlerini TİS ilekorurlar. İşçiler TİS süreci içinde, toplu bir şekilde bir araya gelmek yoluylahem çalışma koşullarına yönelik itirazlarını hem de ekonomik ve sosyalsorunlarını dayanışma göstererek dile getirme hakları vardır. Ancak TİS bir kezakdedildikten sonra işçilerin kendilerini doğrudan ilgilendiren ekonomik vesosyal politika sorunları ve çalışma sırasında işyerinde karşılaştıklarıproblemlere yönelik çözüm taleplerini dile getirme imkânlarının bulunmadığısöylenemez. Bununla birlikte hangi yöntem seçilirse seçilsin işverene zarar vermekastı içermemeli, seçilen yöntem dile getirilen problemlerin haklılığıylaorantılı olmalı ve izlenen amaçlara uygun şekilde ortaya konmalıdır.
65. Bu bağlamda eldeki başvuruda başvurucular işyerindekarşılaştıkları -çalışma koşullarından veya başka bazı ekonomik ve sosyalmeselelerden kaynaklanan- somut sorunlara ilişkin bir şikâyet dilegetirmemiştir. Başvurucuların eylemlerinin odak noktasını, mensubu olduklarıSendikanın diğer işyerinde daha iyi şartlarda imzaladığı TİS oluşturmaktadır.Başvurucular bu itirazlarını işyerinde 3 gün iş bırakma şeklindegerçekleştirmiş ve bunun sonucunda iş akitleri feshedilmiştir. Bu itibarlabaşvurucuların eylemlerinin zamanlaması, katılımcı sayısı ve süresideğerlendirildiğinde işverene yönelik hak arama amacı taşıdığıdeğerlendirilmeyen bu şekilde bir eylemin ölçülü olduğu söylenemeyecektir.
66. Açıklanan gerekçelerle sendika hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Sendika hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindeBIRAKILMASINA 21/4/2021 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.
Başvurucu Listesi
1- Ahmet Sefa TOPUZ
2- Kenan REÇBER
3- Bayram ÖZTÜRK
4- Ali ÇAKIR
5- Özgür OFLU
6- Serpil ÇETİNKAYA
7- Hüseyin KARABEL
8- Fırat TARHAN
9- Mahmut YILDIZ
10- Bedrettin DEMİR
11- Sinan GÜMÜŞ
12- Ferhat KILIÇ
13- Muhammet AliKARAKAYA
14- Yurtaslan GÜR
15- İbrahim GÜLTEKİN
16- Ferdi SAKA
17- Mehmet AkifKÜÇÜKBAY
18- Şenol ERZURUM
19- Tuncay TURAN
20- Yüksel DOĞAN
21- İlhami KAYA
22- Ahmet USLU
23- İsmail AKBULUT
24- Serkan KIZGIR
25- Uğur ASLAN
26- Serdar BAYRAM
27- Orhan KÖSE
28- Serkan TOPKARA
29- Mustafa SAĞKOL
30- Mehmet YILMAZ
31- Serkan RODOPLU
32- Şinasi YAŞAROĞLU
33- Erdinç ÇALIŞKAN
34- Ferhat YILDIRIM
35- Mehmet TUTUM
36- İbrahim TAŞ
37- Alaattin CANLI
38- Müjdat KURTCUOĞLU
39- Serhat SARIKAŞ
40- İsmail BELEN
41- Hüsnü CENGİL
42- Gökhan KALYONCU
43- Hatice GENCER
44- İsa ÇANKAYA
45- SabahattinKÖMÜRCÜ
46- Efraim DEMİRKAYA
47- Deniz ÇELİK
48- Soner BAYSAL
49- Sezer KURBAN
50- Hüseyin TOHUMCU
51- Süleyman GÜL
52- İsmail ÇOLAK
53- Özgül ALĞAN
54- Olgun TEKİRDAŞ
55- Sebahattin DERE
56- Yılmaz AKGÖZ
57- Emrah Zİya PİLLİK
58- Süleyman YILMAZ
59- Davut AY
60- Melih ŞEN
61- Zafer ALTUNDAŞ
62- Tolga ŞİMŞEK
63- Sultan KARACA
64- Aynur YANGIN
65- İlimnur ESKİCİ
66- Sezer KÖROĞLU
67- İsmail ÇETİNKAYA
68- Zeki DEMİR
69- Mücahit KOCADAĞ
70- Ali Rıza DUMAN
71- Gökhan GÜLER
72- Adem IŞIK
73- Vedat USLU
74- Kevser ATALAN
75- Hürlen KANTAR
76- Süleyman ULUDAĞ
77- Özkan TEMİZ
78- Olcay KARACA
79- Medet KARATAŞ
80- Onur KAPLAN
81- Hasan TEKİN
82- Turgut KAYA
83- SezginSİSNELİOĞLU
84- İlker CAN
85- Fesih DEMİR
86- Caner BEKTAŞ
87- Cem HAYAS
88- Rıza KARAKUŞ
89- Onur ATAKUR
90- Düzgün KÜÇÜKDOĞAN
91- Özgür TUTAN
92- Zekeriya ÇETİNKUŞ
93- Salih KARAMAN
94- Şaban AVCI
95- Osman POLAT
96- Ayhan ÖZATA
97- Oktay DEVELİ
98- İsmail KARABULUT