TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AHSEN TEMİZLİK EĞL. BİLG. İNŞ. SAN. TİC. LTD. ŞTİ. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/28161)
Karar Tarihi: 11/12/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M.Emin KUZ
Raportör
:
Umut FIRTINA
Başvurucu
:
Ahsen Temizlik Eğl. Bilg. İnş. San. Tic. Ltd. Şti.
Vekili
:
Av. Yasemin BİRCAN GEDİZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, başvurucu Şirketin kanun değişikliği sebebiyleHazine yardımından yararlandırılmaması nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/7/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
8. Başvurucu Şirket, kurumlara temizlik hizmeti verilmesikonusunda faaliyet göstermektedir.
9. Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğütarafından, 1/1/2010-31/12/2011 dönemi için temizlik hizmet alım işi ihalesinialan başvurucu Şirket ile sözleşme imzalanmıştır.
10. 5763 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile 31/5/2006 tarihli ve5510 sayılı Sosyal Sigortalar ile Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun 81.maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yapılan değişiklikle 1/10/2008tarihinden itibaren işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutarınHazinece karşılanacağı hüküm altına alınmıştır. Anılan hüküm 1/10/2008tarihinde yürürlüğe girmiştir.
11. 6111 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ileSosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve KanunHükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 38. maddesi ile5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yapılandeğişiklikle 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu'na ve 4/1/2002tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'na ilişkin işyerleri teşvikkapsamından çıkartılmıştır. Anılan hüküm 1/3/2011 tarihinde yürürlüğegirmiştir.
12. Başvurucu Şirket 19/2/2015 tarihinde Sosyal Güvenlik KurumuBaşkanlığına başvurarak Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğündenalmış olduğu iş nedeniyle 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinde öngörülen Hazineyardımından 28/2/2011 tarihine kadar yararlandığını, anılan teşvikten 1/3/2011tarihinden itibaren yararlanma talebinin ise 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesiile 5510 sayılı Kanun'un anılan hükmünde yapılan değişiklik nedeniyle idarecereddedildiğini belirterek fazla ödenen primlerin iadesi isteminde bulunmuştur.
B. Başvuruya Konu DavaSüreci
13. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından başvurucu Şirketin talebireddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu Şirket 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesiuyarınca sigorta primi işveren hissesinin %5 oranına karşılık gelen miktarkadar Hazine yardımından faydalanırken 1/3/2011 tarihinde yürürlüğe giren 6111sayılı Kanun ile söz konusu desteğin haksız yere kesildiği iddiasıyla Ankara33. İş Mahkemesinde (Mahkeme) alacak davası açmıştır.
14. Mahkeme 18/10/2016 tarihinde davanın kabulüne kararvermiştir. Anılan karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine Ankara BölgeAdliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi (Daire) 20/4/2017 tarihinde kararınkaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak hükmetmiştir. Daire kararında1/3/2011 tarihinden sonra yürürlüğe giren Kanun ile yapılan değişikliksonrasında ihale konusu işlerin teşvik kapsamından çıkarıldığı ve ihale konusuişlerin teşvik kapsamında olduğu sürenin 1/10/2008-1/3/2011 tarihleri arasındakisüre ile sınırlı kaldığı açıklanmıştır. Mahkemeye göre 6111 sayılı Kanun'ungeçici 8. maddesinde yer alan hüküm 4734 sayılı Kanun'un uygulanmasıyla ilgiliolup somut olayda 5510 sayılı Kanun uygulanmıştır. Buna göre anılan maddehükmünün olaya uygulanması mümkün değildir.
15. Nihai karar 6/6/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 3/7/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
C. Başvurucunun EmsalOlarak Bildirdiği Dava Dosyaları
17. Diyarbakır 2. İş Mahkemesinin 26/6/2013 tarihli veE.2012/595, K.2013/450 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
"...Davacı şirketin Diyarbakır ÇocukHastanesi ile davacı arasında imzalanan 5/3/12010 tarihli tip sözleşme ile2010-2011 mali yılı 21 aylık 60 kişi ile veri hazırlama ve Kontrol işletmenihizmet alımı işinin davacı şirket tarafından yyüklenilmişolup sözkonusu işyerinin 5510 sayılı yasa kapsamında1/4/2010 tarihinde kayıt ve tescil edildiği, 5763 sayılı Kanunun 27. maddesiile değişik 5510 sayılı Kanunun 81. maddesi 'bu kanunun 4.maddesinin birincifıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıran özel sektörişverenlerinin malullük,yaşlıiık ve ölüm sigortalarıprimlerinden işveren hissesinin beş puanlık kısmına isabet eden tutar hazinecekarşılanır.' hükmünü getirdiği, davalı Sgk Diyarbakıril Müdürlüğünün yazılarında ancak ihale konusu iş üstlenen işverenlerin 5510sayılı kanunun 81 inci maddesinin I inci fıkrasının ( i ) bendinde öngörülen 5Puanlık prim indiriminden yararlanmış olmaları halinde, idarelerce yapılacakolan hakediş ödemeleri sırasında hazinece karşılanmışolan prim tutarları ilgililerin hakedişindenkesildiğinin belirtildiği. davacı şirketin 5 puanlık indirimden 1/3/2011tarihine kadar yararlandırılan toplam miktarın 27.714,10 TL olduğu davalıkurumun 6111 sayılı yasanın 38. maddesi ile 5510 sayılı yasanın 81/1 maddesindeyapılan değişiklikten sonra davacı şirkete dava konusu 5 puanlık prime isabeteden kısmı ödemediği dosya içeriğinden anlaşılmakta ise de anılan madde1 Mart2011 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup davacı şirket bu kanununyürürlük tarihinden önce 1039292 sicil numaralı işyerinde çalıştığı işçilerinprime esas kazanç tutarlarının 5 puanlık kısmını 5510 sayılı kanunun 6111maddesine göre hazineden almakta olup her kanunun yürürlüğe girdiği tarihtenitibaren uygulanacağı yürürlük tarihinden önceki mevzuata göre yapılan iş ve işlemteri değiştiremeyeceği genel uygulama gereğince davacışirkete uygulanmayacağı davacı şirketin ihale yolu ile aldığı işin bitimtarihine kadar yararlanması gerektiği bu nedenle kurum işlemi iptali istemininyerinde olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılarak davanın kabulüne karar vermekgerekmiş ve aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. "
18. Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 17/10/2014 tarihli veE.2014/17874, K.2014/19933 sayılı kararı ile yukarıdaki hükmün onanmasına kararverilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. 5510 sayılı Kanun'un "Primoranları ve Devlet Katkısı" kenar başlıklı 81 inci maddesininbirinci fıkrasına 5763 sayılı Kanun'un 24. maddesiile eklenen (ı) bendinin ilk hâli şöyledir:
"ı) Bu Kanunun 4 üncümaddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıranözel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göremalullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beşpuanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine aitprimlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıklarısigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmetbelgelerinin yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermeleri,sigortalıların tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet edentutarı ile Hazinece karşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresindeödemeleri, Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkingecikme cezası ve gecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olanprim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003tarihli ve 4958 sayılı Sosyal Güvenlik Prim Alacaklarının YenidenYapılandırılması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanuna göreyapılandıran işverenler bu tecil ve taksitlendirme ile yapılandırmaları devamettiği sürece bu fıkra hükmünden yararlandırılır. Bu fıkra hükümleri Kamuidareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine tabiçalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinecekarşılanan prim tutarları gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veyamaliyet unsuru olarak dikkate alınmaz. Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundandiğer ilgili mevzuat uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönemiçin ve mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda,işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destekunsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır. Bu Kanun gereğince yapılankontrol ve denetimlerde çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediğitespit edilen işverenler bir yıl süreyle bu fıkrayla sağlanan destekunsurlarından yararlanamaz. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslarMaliye Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ve HazineMüsteşarlığı tarafından müştereken belirlenir."
20. 5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinin birinci fıkrasının (ı)bendinin yapılan değişikliklerle son hâli şöyledir:
"ı) Bu Kanunun 4 üncümaddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıları çalıştıranözel sektör işverenlerinin, bu maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göremalullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primlerinden, işveren hissesinin beşpuanlık kısmına isabet eden tutar Hazinece karşılanır. İşveren hissesine aitprimlerin Hazinece karşılanabilmesi için, işverenlerin çalıştırdıklarısigortalılarla ilgili olarak bu Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgeleriniyasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna, muhtasar ve prim hizmetbeyannamelerini ise Maliye Bakanlığına vermeleri, sigortalıların tamamına aitsigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden tutarı ile Hazinecekarşılanmayan işveren hissesine ait tutarı yasal süresinde ödemeleri, SosyalGüvenlik Kurumuna prim, idari para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası vegecikme zammı borcu bulunmaması şarttır. Ancak Kuruma olan prim, idari paracezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borçlarını 21/7/1953tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 48 incimaddesine göre tecil ve taksitlendiren işverenler ile 29/7/2003 tarihli ve 4958sayılı Sosyal Sigortalar Kurumu Kanununa ve 22/2/2006 tarihli ve 5458 sayılıSosyal Güvenlik Prim Alacaklarının Yeniden Yapılandırılması ve Bazı KanunlardaDeğişiklik Yapılması Hakkında Kanun ile diğer taksitlendirme ve yapılandırmaKanunlarına göre taksitlendiren ve yapılandıran işverenler bu tecil,taksitlendirme ve yapılandırmaları devam ettiği sürece bu fıkra hükmündenyararlandırılır. Bu bent hükümleri; vakıflar tarafından kurulan yükseköğretimkurumları ile okul-aile birliklerince çalıştırılanlar hariç olmak üzere21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrasıkapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886sayılı Devlet İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhaleKanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapımişleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkinişyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt dışındaçalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz. Hazinece karşılanan prim tutarlarıgelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkatealınmaz. Bu fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerininaynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle uygulanır.
21. 6111 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesi şöyledir:
"Gecici Madde8-(1) Bu Kanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımıtarihine kadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkındauygulanmaz."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
22. Mahkemenin 11/12/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu Şirket; kanun değişikliği sebebiyle Hazineyardımından yararlandırılmadığını, verilen kararın Yargıtay içtihadına aykırıve sürpriz karar niteliğinde olduğunu belirterek mülkiyet hakkı ile hukukgüvenliği ve hukuki belirlilik ilkelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiasıyanında aynı gerekçelerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini de ilerisürmüştür. Başvurucunun şikâyetinin özünün Hazine yardımının kesilmesineilişkin kanuni düzenlemenin yürürlük tarihinden itibaren kendisineuygulanmasına yönelik olduğu anlaşıldığından, ihlal iddialarının mülkiyet hakkıkapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
B. Değerlendirme
25. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden bir kimse,önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No:2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenle öncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35.maddesi uyarınca korunmayı gerektiren mülkiyete ilişkin bir menfaatinin olupolmadığına ilişkin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382, 16/4/2013, §26; İhsan Vurucuoğlu,B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
26. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkı mevcutmal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırda sahibiolmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma beklentisi -kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramıiçinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyutbir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değilmülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda bir ekonomik değerveya icrası mümkün bir alacağıelde etmeye yönelik meşru bir beklentiAnayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk[GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, §§ 41, 53; MustafaAteşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).
27. Meşru beklenti; objektif, temelden uzak bir beklenti olmayıpbelirli bir kanun hükmüne veya başarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunugösteren yerleşik bir yargı içtihadına ya da ayni menfaatle ilgili hukuki birişleme dayanan yeterli derecede somut nitelikteki bir beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No: 2013/5660,20/3/2014, § 28; Mehmet Şentürk,§ 42). Dolayısıyla Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ortak korumakapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuksisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tespit,mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen Nakliyat Ticaret Ltd. Şti., B. No:2013/845, 20/11/2014, § 37). Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadecemülkiyet hakkı kapsamında ileri sürülebilir bir iddianın varlığı meşrubeklentinin kabulü için yeterli değildir (KemalYeler ve Ali Arslan Çelebi, § 37).
28. Başvuru konusu olayda başvurucu Şirket Kanun'un yürürlüğegirmesinden önce işi aldığını ve ihale ile işi aldığı tarihte 5510 sayılıKanun'da öngörülen şartları taşıdığını belirterek %5'lik Hazine yardımının 6111sayılı Kanun'un 38. maddesi ile 5510 sayılı Kanun'da yapılan değişiklikneticesinde 1/3/2011 tarihinden itibaren kesilmemesi gerektiğini ilerisürmüştür. Başvurucu kendisi ile benzer durumda bulunan kişi tarafından açılandavayı da örnek göstermiştir. Başvurucu Şirket tarafından emsal olarakgösterilen ve lehe sonuçlanan bir dava bulunmakla birlikte Ulusal Yargı AğıBilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla yapılan incelemede aynı konumda bulunankişiler tarafından açılan başka bir davaya rastlanmamıştır.
29. Başvurucu 1/3/2011 tarihinden itibaren Hazine yardımındanyararlandırılmadığına göre mevcut bir mülkünün olmadığı tartışmasızdır. Bununlabirlikte başvurucunun şikâyetine konu Hazine yardımını anılan tarihten itibarenedinme yönünde meşru bir beklentisinin olup olmadığı tartışılmalıdır.
30. Meşru bir beklentinin varlığından söz edebilmek için bubeklentinin dayandığı koşulların gerçekleştiğinin somut bir temele dayalıolarak ispat edilmesi gerekir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Mehmet Şentürk, § 48). Diğer bir deyişlesomut olay bağlamında Hazine yardımından yararlanılabileceği yolunda meşrubeklenti oluşabilmesi için başvurucu Şirketin ilgili mevzuatta aranan koşullarıtaşıması gerekmektedir.
31. Buna göre 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile yapılandüzenleme sonrasında 4734 sayılı Kanun'a göre yapılan alım ve yapım işleri1/3/2011 tarihinden itibaren teşvik kapsamından çıkartılmıştır. Diğer taraftan6111 sayılı Kanun'da da 5510 sayılı Kanun'da da devam eden işlerle ilgiliolarak teşvik uygulamasının devam edeceğine ilişkin bir hüküm yer almamıştır.
32. Daire kararında ise 6111 sayılı Kanun'un 38. maddesi ile5510 sayılı Kanun'un 81. maddesinde yapılan değişiklik sonrasında 1/3/2011tarihinden itibaren ihale konusu işin teşvik kapsamından çıkarıldığı ifadeedildikten sonra ihale konusu işin teşvik kapsamında olduğu sürenin1/10/2008-1/3/2011 tarihleri arası ile sınırlı olduğu vurgulanmıştır. Daire6111 sayılı Kanun'un geçici 8. maddesinin, “BuKanunla 4734 sayılı Kanunda yapılan değişiklikler, bu Kanunun yayımı tarihinekadar ilan edilmiş veya yazılı olarak duyurulmuş ihaleler hakkında uygulanmaz”hükmünü içermesine rağmen bu değişikliğin 4734 sayılı Kanun'un uygulamasıylailgili olduğunu belirttikten sonra somut olayda 5510 sayılı Kanun'unuygulandığını dikkate alarak bu hükmün dava konusu olayda uygulanmasının mümkünbulunmadığı sonucuna varmıştır.
33. Meşru beklentinin varlığını gösteren koşulların mevcut olupolmadığını değerlendirme konusunda takdir yetkisi -kural olarak- yargılamadasunulan delillere ilk elden ulaşma imkânı bulunan derece mahkemelerine aittir.Somut olayda Dairenin yukarıda değinilen gerekçeleri tarafların delilleri veilgili hukuk kurallarının yorumuna ilişkin olup açıkça keyfî oldukları veyabariz bir takdir hatası içerdiği de söylenemez.
34. Olayda ise başvurucu Şirket iddiasının ispatı için yalnızcaDiyarbakır 2. İş Mahkemesinin Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen 26/6/2013tarihli kararını sunmuş, ancak lehine olan ve içtihat niteliği kazanmışkararlar ortaya koyamamış ve içtihat farklılığı olduğu iddiasınıkanıtlayamamıştır.
35. Bu durumda başvurucu; iddia ettiği dönem itibarıyla Hazineyardımından yararlandırılması yönünde meşru bir beklentiye sahip olduğunugösteren bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya idari uygulamaortaya koyamamıştır. Sonuç olarak Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altınaalınan mülkiyet hakkı kapsamında başvurucunun mevcut bir mülkü bulunmadığı gibisomut olayda başvurucunun hususunda yeterli bir hukuki temele dayalı meşru birbeklentisi de bulunmamaktadır.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun, diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA11/12/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.