TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
A.K. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/10298)
Karar Tarihi: 7/3/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 26/4/2019-30756
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Ali KOZAN
Başvurucu
:
A.K.
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, özel hayat kapsamında kalan eylemler gerekçe gösterilerekgörevden alınmanın özel hayata saygı hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/6/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
7. Müftü olarak görev yapan başvurucu 5/5/2005 tarihindeşiddetli geçimsizlik nedeniyle evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı iddiasıile boşanma davası açmıştır. Ankara 6. Aile Mahkemesi 27/06/2008 tarihlikararıyla davayı reddetmiş ise de anılan karar temyiz incelemesindebozulmuştur. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada, her iki taraftankaynaklanan kusurlu hareketler nedeni ile evlilik birliğinin temelindensarsıldığı gerekçesiyle15/9/2010 tarihinde boşanma davasının kabulünehükmedilmiştir. Anılan karar, temyiz incelemesinden geçerek kesinleşmiştir.
8. Başvurucu ayrıca soy bağı ilişkisi bulunan iki çocuğun kendiçocuğu olmadığı iddiasıyla 10/11/2005 tarihinde nesebin reddi davası açmıştır.Ankara 9. Aile Mahkemesi davanın süre yönünden reddine karar vermiştir. Temyizincelemesinden geçerek kesinleşen kararda; tanık ve taraf beyanları ile DNAtesti için çıkarılan isticvap davetiyelerine davalıların cevap vermemesigözetilerek her iki çocuğun da başvurucunun çocuğu olmadığının anlaşıldığıancak öğrenme tarihi üzerinden bir yıllık süre geçtikten sonra dava açıldığıvurgulanmıştır.
9. Başvurucu 25/5/2013 tarihinde başka biriyle evlenmiştir. Buarada aile sorunlarının personel ve halk arasında duyulduğu, başvurucununyıprandığı gerekçesiyle görev yeri değiştirilmiştir.
10. Aynı Kurumda çalışan bir personelin şikâyet dilekçesinedeniyle Diyanet İşleri Başkanlığı Teftiş Kurulu tarafından soruşturmayapılmıştır. İnceleme sonrası düzenlenen 11/3/2013 tarihli raporda;başvurucunun tedavi görmesine rağmen çocuğunun olmaması üzerine eşini bir başkaerkekle tanıştırarak cinsel ilişkiye girmelerini sağladığı ve bu şekilde ikiçocuk sahibi olduğu ancak çocuklarının kendinden olmadığını başından beribildiği belirtilmiştir. Ayrıca 2002 yılında hac başkanlığı yaptığı sıradakafilede olan bir kadın ile gönül ilişkisi yaşamaya başladığı, bu bayan ile nişanlandığınıçevresine açıklamasına rağmen 2013 yılında başka bir bayanla evlendiği ifadeedilmiştir. Söz konusu fiillerin bir din görevlisine yakışmayacak, memurluksıfatıyla bağdaşmayacak nitelikte yüz kızartıcı olduğu, başvurucunun 15/4/2015tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Diyanet İşleriBaşkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Yönetmeliği'nin (Yönetmelik) 5. maddesi (1)numaralı fıkrası (b) bendinde düzenlenen ortak nitelik şartını görevi sırasındakaybettiği belirtilerek 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet MemurlarıKanunu'nun 98. maddesinin (b) bendine göre görevine son verilmesi teklifedilmiştir.
11. Diyanet İşleri Başkanlığı Atama ve Yer Değiştirme Kurulunun(Kurul) 9/7/2013 tarihli kararıyla yukarıda belirtilen gerekçeye dayanılarakbaşvurucunun görevine son verilmiştir.
12. Başvurucu, anılan işlemin iptali istemiyle dava açmıştır.Hatay İdare Mahkemesi 18/6/2014 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.Kararda, din görevlisi olan ve toplumu dinî konularda aydınlatma görevi bulunanbaşvurucunun yürüttüğü görevin özelliği ve sorumluluğu dikkate alındığındaçevresine sözleriyle ve davranışlarıyla örnek bir kişi olması gerektiğibelirtilmiştir. Hatay İdare Mahkemesince başvurucunun eski eşinin iffetsizlikyaptığı, üzerine kayıtlı çocukların başkasından olduğunu çevresine anlattığı,uzun süre flört ettiği kişiyle görüşebilmek için sık sık Ankara'ya gidipgeldiği, bu kişiyle nişanlandığını birçok kişiyle paylaştığı hâldenişanlandığını inkâr ederek bir başkası ile evlendiği, Kur'an Kursu öğreticisibayan memur ile görüşmelerinde amir-memur arasındaki ciddiyeti korumamasınınYönetmelik'te belirtilen özel şartı kaybettirecek nitelikte olduğu vurgulanarakdava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
13. Başvurucunun temyiz istemi, Danıştay OnaltıncıDairesi tarafından 3/4/2015 tarihinde derece mahkemesinin kararının hukuka veusule uygun olduğu gerekçesiyle oyçokluğuyla reddedilmiştir. Karşıoy görüşünde; ortak nitelik vasfının kaybedildiğitespitinin her türlü şüpheden uzak, somut ve kesin delillerle yapılmadığıbelirtilmiştir.
14. Nihai karar 1/6/2015 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
15. Başvurucu tarafından 22/6/2015 tarihinde bireysel başvuruyapılmıştır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 657 sayılı Kanun'un "Memurluğunsona ermesi" kenar başlıklı 98. maddesinin ilgili kısımları şuşekildedir:
" b)Memurluğa alınma şartlarından herhangi birini taşımadığının sonradan anlaşılması veya memurlukları sırasında buşartlardan her hangi birini kaybetmesi;
d) ... hallerinde memurluğu sona erer."
17. 2/7/1965 tarihli ve 633 sayılı Diyanet İşleri BaşkanlığınınKuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un "Personelin nitelikleri" kenarbaşlıklı 9. maddesi şu şekildedir:
"Başkanlık personelinde, 14/7/1965tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda belirtilen genel şartlaryanında; Başkan, başkan yardımcısı, genel müdür, Rehberlik ve Teftiş Başkanı,il ve ilçe müftüsü, Başkanlık vaizi ve vaizlerin en az lisans düzeyinde dinî yükseköğrenim mezunu olması gerekir. Yönetim Hizmetleri Genel Müdürü için ise dörtyıllık yüksek öğrenim mezunu olması şartı aranır.
Başkanlık personelinin 657 sayılı Kanunda vebu Kanunda yer almayan diğer nitelikleri ile atanmalarında dinî öğrenim şartıarananlara ilişkin ortak nitelikler yönetmelikle düzenlenir."
18. Yönetmelik'in "Genelşartlar" kenar başlıklı 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(a) ve (b) bentleri şu şekildedir:
"a)657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 48 inci maddesinin (A) bendindekişartları taşımak.
b) Atanmalarında dini öğrenim şartı esasalınan unvanlarda; itikat, ibadet, tavır ve hareketlerinin İslâm törelerineuygunluğunun çevresinde bilinir olduğu şeklinde ortak bir nitelik taşımak."
B. Uluslararası Hukuk
19. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özel ve aile hayatına saygı hakkı"kenar başlıklı 8. maddesi şöyledir:
"(1) Herkes özel ve aile hayatına,konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.
(2) Buhakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasaylaöngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkeninekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veyaahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli birtedbir olması durumunda söz konusu olabilir."
20. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında özel hayatın eksiksiz bir tanımıbulunmayan, geniş bir kavram olduğu belirtilmektedir. Özel hayata saygı hakkıalt kategorisinde geçen özel hayat kavramınıAİHM oldukça geniş yorumlamakta ve bu kavrama ilişkin ayrıntılı bir tanımyapmayı uygun bulmamaktadır (Koch/Almanya,B. No: 497/09, 19/7/2012, § 51). Bununla birlikte Sözleşme'nin denetimorganlarının içtihatlarında bireyinkişiliğini serbestçe geliştirmesi ve gerçekleştirmesi ve kişisel bağımsızlık kavramlarının özelhayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde temel alındığı anlaşılmaktadır(Sidabras ve Džiautas/Litvanya,B. No: 55480/00 ve 59330/00, 27/7/2004, § 43; K.A.ve A.D./Belçika, B. No: 42758/98, 45558/99, 17/2/2005, § 83; Pretty/Birleşik Krallık, B. No: 2346/02,29/4/2002 § 61; Christine Goodwin/Birleşik Krallık[BD], B. No: 28957/95, 11/7/2002, § 90).
21. Özel hayata saygı hakkına kamu makamlarının keyfî birşekilde müdahale etmelerinin önlenmesi, Sözleşme'nin 8. maddesi ile sağlanangüvenceler kapsamında yer almaktadır. AİHM, özel hayata saygı hakkı kapsamındabulunan bir menfaate devletin müdahale ettiğini tespit ettiğinde Sözleşme'nin8. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen koşulları incelemektedir. Buna görekamu makamlarının müdahalesinin yasal bir dayanağı bulunup bulunmadığı, anılanfıkrada yer alan meşru amaçlara dayalı ve demokratik bir toplumda gerekli veorantılı olup olmadığı araştırılmaktadır (Dudgeon/Birleşik Krallık [GK], B.No: 7525/76, 22/10/1981, § 43; Olsson/İsveç No.1 [GK],B.No:10465/83,24/3/1988;De Souza Ribeiro/Fransa [BD], B. No: 22689/07,13/12/2012, § 77).
22. AİHM'e göre mesleki hayat özel hayat kavramı dışında tutulamaz. Özelhayat unsurları gerekçe gösterilerek mesleki hayata getirilen sınırlamalar,bireyin sosyal kimliğini etkilediği ölçüde Sözleşme’nin 8. maddesi kapsamınagirebilmektedir. Bu noktada belirtmek gerekir ki insanların büyük çoğunluğu,dış dünya ile olan ilişkilerini geliştirme olanaklarını en çok meslekihayatları çerçevesinde yürüttükleri faaliyet kapsamında elde etmektedir (Özpınar/Türkiye, B. No: 20999/04, 19/10/2010, §45; Niemietz/Almanya, B. No: 13710/88, 16/12/1992, §29).
23. AİHM mesleki hayatla ilgili başvuru türlerinde özel hayat kavramını iki farklı yaklaşımagöre uygulamaktadır: özel hayata ilişkin bir unsurun anlaşmazlık nedeni olupolmadığı (sebebe dayalı yaklaşım) itiraz edilen tedbirin sonuçları bakımındanözel hayata dokunan bir meselenin olup olmadığı (sonuca dayalı yaklaşım). AİHM'e göre özel hayata ilişkin unsurların mesleğin icrasıbakımından aranan nitelik ve yeterlilik koşulları bakımından gözetilmiş veyakişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmış olduğu durumlardankaynaklanan başvurular sebebe dayalı yaklaşım çerçevesinde, özel hayata saygıhakkı kapsamında değerlendirilir (Denisov/Ukrayna [BD], B. No:76639/11, 25/9/2018, §§ 100-103).
24. AİHM kişinin meslek hayatını etkileyen bir tedbir için önesürülen gerekçelerin kişilerin özel hayatına ilişkin olmadığı ancak söz konusutedbirin kişinin özel hayatına yönelik ciddi olumsuz etkilerinin bulunduğu veyabulunma ihtimalinin olduğu durumların konu edildiği başvuruların sonuca dayalıyaklaşım kapsamında Sözleşme'nin 8. maddesinin kapsamına girebileceğini ifadeetmiştir. Bu bağlamda söz konusu olumsuz etkilere ilişkin değerlendirmede AİHM;kişinin yakın çevresi üzerindeki özellikle de maddi bakımdan ortaya çıkansonuçları, diğerleri ile ilişki kurma ve geliştirme olanakları ile itibarıüzerindeki olumsuzlukları dikkate almaktadır (Denisov/Ukrayna, § 107).
25. AİHM sebebe dayalı yaklaşımın Sözleşme'nin 8. maddesininuygulanmasını gerekli kılmadığı durumlarda, söz konusu tedbirin sonuçlarınınözel hayatın üzerindeki etkilerine ilişkin bir inceleme yapılması gerektiğinivurgulamıştır. Bununla beraber söz konusu bu ayrımın ilgili tedbirin altındayatan sebepleri ve tedbirin sonuçlarını incelerken her iki yaklaşımın birlikteuygulanmasına engel teşkil etmediğini de belirtmektedir (Denisov/Ukrayna,§109).
26. AİHM sonuca dayalı yaklaşım uyarınca inceleme yapılabilmesiiçin söz konusu meslekle ilgili tasarrufun özel hayat üzerinde doğurduğuetkilerin belirli önem ve ciddiyette olmasını aramakta, asgari ağırlık seviyesineulaşmış olması gerektiğini vurgulamaktadır. AİHM, sadece bu sonuçların çok ağırolduğu ve kişinin özel hayatını önemli derecede etkilediği durumlardaSözleşme'nin 8. maddesinin uygulanabilir olduğunu kabul etmektedir (Denisov/Ukrayna,§§ 113, 116).
27. AİHM,sonuca dayalı yaklaşımıuyguladığı başvurularda iddia edilen ihlallerin ağırlık ve ciddiyet derecesinideğerlendirmeye yönelik kıstaslar oluşturmuştur. Bu kapsamda başvurucunun sözkonusu tedbir öncesi ve sonrasındaki yaşamı kıyaslanarak maruz kaldığı olumsuzetki değerlendirilmektedir. Ayrıca sonuçların ciddiyetinin belirlenmesindebaşvurucunun iddia ettiği öznel algıların somut başvuruda mevcut nesnelkoşullarla birlikte değerlendirilmesi gerekmektedir. Bunun yanı sıra yapılacakincelemenin iddia edilen tedbirin hem maddi hem de manevi etkilerini kapsamasıgerekmektedir. AİHM, başvurucuların şikâyet ettikleri tasarrufun özel hayatlarıüzerindeki olumsuz sonuçlarını somut verilere dayalı olarak uygun şekildeispatlamakla yükümlü olduklarını ifade etmektedir. Ayrıca başvurucular sözkonusu şikâyetlerini ulusal merciler önünde de uygun şekilde dile getirmişolmalıdırlar (Denisov/Ukrayna, §§ 113-117).
28. AİHM; görevine son verilen kişinin çıkarlarıyla toplumunveya diğer bireylerin menfaatleri arasında adil bir denge kurulması gereğinedikkat çekmektedir. Fernandez Martinez/İspanya (B.No:56030/07, 12/6/2014) kararında,devlete ait bir ortaokulda Katolik din ve ahlak dersi öğretmeni olarak sözleşmelişekilde çalışan başvurucunun evli olması ve Kilisenin zorunlu bekârlık kuralınıeleştiren hareket içinde yer alması nedeniyle öğretmenlik görevine sonverilmesi konusunu Sözleşme'nin 8. maddesi kapsamında incelemiştir. AİHM,Katolik inancını öğretmenin sadece teknik anlamda öğretme yeteneğinden ibaretolmadığını, Kilise kurallarına bağlı olmayı da gerektirdiğini vurgulamıştır (Fernandez Martinez/İspanya, §§111, 138). Ayrıca başvurucunun Katolik Kilisesi doktrininin bir parçası olanbilgi ile kişisel görüşüne karşılık gelen bilgiyi birbirinden ayırmak içinhenüz yeterli olgunlukta olmayan öğrencileri eğittiğine dikkat çekmiştir (Fernandez Martinez/İspanya, §142).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 7/3/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu;
i. Yönetmelik'te öngörülen ortak nitelik şartlarını kaybettiğinedair her türlü şüpheden uzak somut ve kesin delil olmadığını, soruşturmaraporunun eski eşinin çelişkili ve tutarsız iddialarına dayandırıldığını ifadeetmiştir. Eski eşinin başka bir erkekle ilişkisi olduğunu ve çocuklarının builişkiden olduğunu sonradan öğrendiğini, eski eşinin işyerini ve esnafıarayarak özel durumlarını anlatması sonucu kendine yöneltilen sorulara mecburencevap verdiğini, mahrem konuları kendisinin ifşa etmediğini ve aleyhine ifade verentanıkların yalan söylediğini iddia etmiştir.
ii. Türk toplumunda ve dinimizde nişanlıların ahlak kurallarıçerçevesinde görüşmelerini engelleyen bir kural olmadığını, nişanlandığınıinkâr etmediğini ancak nişanlılık döneminde ahlak dışı bir ilişki yaşamadığınıbelirtmiştir. Ayrıca Kur'an Kursu öğreticisi kadın ile duygusal ilişkisiolduğuna dair tespitlerin doğru olmadığını, yaşadığı sorunların eski eşininiftiralarının bir sonucu olduğunu vurgulamıştır. Aynı eylem nedeniyle hakkındahem kınama cezası hem de göreve son verme işlemi uygulanmasının haksız veölçüsüz olduğunu belirtmiştir.
iii. Yönetmelik'te belirtilen ortaknitelik kavramının muğlak ve objektiflikten uzak olduğunu, idareyesınırları belli olmayan bir takdir yetkisi verdiğini ifade etmiştir. Eskieşinin iftiralarından oluşan iddiaların, mahrem konuları çevresine anlattığı venişanlısı ile görüşmelerine dair tespitlerin ortak nitelik vasfınınkaybedilmesi nedeni sayılamayacağını vurgulamıştır. Yönetmelik'teki anılandüzenlemenin dinen açıkça yasaklanan ve toplumda infial uyandıran zina,hırsızlık, kumar, içki ve tefecilik gibi eylemleri yapan personelin dinhizmetinin özelliği de gözetilerek görevden alınması amacıyla tesis edildiğini,kendine isnat edilen eylemlerin bu kapsamda olmadığını, öte yandan ortaknitelik şartının tüm personele uygulanan bir kural da olmadığını ifadeetmiştir. Açıklanan nedenlerle özel hayata saygı hakkı ile ifade hürriyeti veeşitlik ilkesinin ihlal edildiğini ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi ilelehine tazminata hükmedilmesini talep etmiştir. Ayrıca dava konusunun özelhayatını ilgilendirdiğini belirterek kimlik bilgilerinin kamuya açık belgelerdeaçıklanmamasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme
31. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun özel hayatına ilişkin bazıbilgilere dayanılarak hakkında göreve son verme işlemi tesis edildiği yönündekişikâyetinin Anayasa’nın 20. maddesi ile güvence altına alınan özel hayata saygıhakkı kapsamında incelenmesi uygun görülmüştür.
32. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesine dayanak alınacak20. maddesi şöyledir:
"Herkes, özel hayatına ve aile hayatınasaygı gösterilmesini isteme hakkına sahiptir. Özel hayatın ve aile hayatınıngizliliğine dokunulamaz."
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan özelhayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı
34. Özel hayat kavramı eksiksiz bir tanımı bulunmayan, geniş birkavramdır. Bu kapsamda korunan hukuki değer esasen kişisel bağımsızlıktır. Özelhayata saygı hakkının kapsamının belirlenmesinde bireyin kişiliğini geliştirmesi ve gerçekleştirmesi kavramıtemel alınmaktadır. Anılan hak, herkesin istenmeyen bütün müdahalelerden uzakkendine özel bir ortamda yaşama hakkına sahip olduğuna işaret etmekle birliktekişiliğin serbestçe geliştirilmesiyle uyumlu birçok hukuki menfaati deiçermektedir (Serap Tortuk,B. No: 2013/9660, 21/1/2015, §§ 31-36; BülentPolat, B. No: 2013/7666,10/12/2015, §§ 61, 62; Tevfik Türkmen [GK], B. No: 2013/9704,3/3/2016, §§ 50, 51; Ata Türkeri,B. No: 2013/6057, 16/12/2015,§§ 30-32).
35. Özel hayata saygı hakkı kapsamında korunan hukuksalçıkarlardan biri de bireyin mahremiyet hakkıdır. Özellikle mahremiyet alanındacereyan eden cinsel içerikli eylem ve davranışların özel hayata saygı hakkı kapsamındaolduğunda kuşku yoktur. Bu yönüyle özel hayat, öncelikle bireylerin kendibireyselliklerini geliştirebilecekleri ve diğer kişilerle en mahrem ilişkileregirebilecekleri özel bir alana işaret etmektedir (Serap Tortuk, §§ 31-36; Ata Türkeri, §§ 31, 32).
36. Öte yandan özel hayata saygı hakkı, ilişki kurmak vegeliştirmek üzere çevresinde bulunanlarla temas kurma hakkını da içermektedir.Kişilerin mesleki hayatı özel hayatlarıyla sıkı bir irtibat içindedir. Özelhayata dair hususlar kişinin mesleği ile ilgili tasarruflara esas alınmışsaözel hayata saygı hakkı gündeme gelecektir (BülentPolat, § 62; Ata Türkeri,§ 31).
37. Bu kapsamda mesleki hayat çerçevesinde kişilerin özel hayatıhakkında sorgulanması ve bunun doğurduğu idari sonuçlar, buna ek olarakkişilerin davranış ve tutumları gerekçe gösterilerek görevden alınmaları özelhayatın gizliliğine yapılmış bir müdahale oluşturmaktadır (Serap Tortuk, §37; Bülent Polat, § 63; Ata Türkeri, § 33).
38. Somut olayda başvurucunun eski eşiyle ilişkisine dairiddiaların ve özel hayatına dair mahrem konuların başvurucu hakkında tesisedilen idari işlemin sebebi olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, tesis edilenidari işleme kişinin özel yaşamına ilişkin bir kısım eyleminin dayanak alınmasısuretiyle özel hayata saygı hakkına müdahalede bulunulduğu sonucunavarılmıştır.
b. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
39. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“Temelhak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
40. Bu kapsamda yukarıda anılan müdahalenin ihlal oluşturupoluşturmadığının Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somut başvuruya uygundüşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilennedenlere dayanma, demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun olma veölçülülük ilkesine aykırı olmama koşulları yönünden incelenmesi gerekir.
i. Kanunilik
41. Hak ve özgürlüklerin kanunla sınırlanması ölçütü anayasayargısında önemli bir yere sahiptir. Hak ya da özgürlüğe bir müdahale sözkonusu olduğunda öncelikle tespiti gereken husus, müdahaleye yetki veren birkanun hükmünün yani müdahalenin hukuki bir temelinin mevcut olup olmadığıdır (Sevim Akat Eşki,B. No: 2013/2187, 19/12/2013, § 36).
42. Başvurucu hakkında tesis edilen idari işlemin Yönetmelik'in5. maddesi ve 657 sayılı Kanun'un 98. maddesi temelinde yürütüldüğü,başvurucunun özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin kanuni birdayanağının mevcut olduğu anlaşılmaktadır. Mahkeme kararının söz konusu Kanunve Yönetmelik hükümlerine dayandığı ve belirtilen yargısal kararların yeterlibir hukuki temeli olduğu görülmüştür.
43. Bu kapsamda somut olayda başvurucunun özel hayatına saygıhakkına yapılan müdahalenin kanuni dayanağının mevcut olduğu anlaşılmıştır.
ii. Meşru Amaç
44. Anayasa’nın 20. maddesinde, özel hayata saygı hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No:2013/5033, 13/4/2016, § 46).
45. Kamu görevlilerinin atanma ve nakillerine ilişkin esaslarınbelirlenmesi hususunda kanun koyucunun takdir yetkisi bulunmaktadır. Kanunkoyucuya tanınan takdir yetkisinin amacı kamu hizmetlerinin kesintisiz birşekilde yürütülmesini temin etmektedir. Öte yandan Anayasa'nın 129. maddesininbirinci fıkrasında "Memurlar ve diğerkamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmaklayükümlüdürler." denilmiştir. Kamu görevlilerinin Anayasa'ya vekanunlara sadakat yükümlülüğünün kamu hizmetlerinin devamlılığının ve belli birdisiplin içinde yürütülmesinin sağlanmasıyla yakından ilgili olduğu açıktır.Dolayısıyla Anayasa'nın 129. maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sadakatyükümlülüğü kapsamında, kamu hizmetinin etkin bir şekilde yürütülmesi vemesleki disiplinin sağlanması amacıyla idarenin takdir yetkisini kullanarakişlem tesis etmesinin mümkün olduğu anlaşılmaktadır (Namet Sevinç, B. No: 2015/9155, 10/1/2019, § 42).
46. Somut olayda ilçe müftüsü olarak görev yapan başvurucu, ifaettiği görev için belirlenen özel şartları görev sırasında kaybettiğigerekçesiyle görevinden alınmıştır. Başvurucunun müftülük görevinden alınmasıdolayısıyla özel hayata saygı hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 129.maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan kamu görevinin etkin bir şekildeyürütülmesi ve mesleki disiplinin sağlanması suretiyle kamu düzeninin korunmasımeşru amacına dayalı olduğu anlaşılmaktadır.
iii. Demokratik Toplum Düzeninin GereklerineUygunluk ve Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
47. Temel hak ve özgürlüklere yönelik bir müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygunkabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılıolması gerekir. Açıktır ki bu başlık altındaki değerlendirme, sınırlamanınamacı ile bu amacı gerçekleştirmek üzere başvurulan araç arasındaki ilişkiüzerinde temellenen ölçülülük ilkesinden bağımsız yapılamaz. Çünkü Anayasa’nın13. maddesinde demokratik toplum düzeniningereklerine aykırı olmama ve ölçülülükilkesine aykırı olmama biçiminde iki ayrı kritere yer verilmişolmakla birlikte bu iki kriter bir bütünün parçaları olup aralarında sıkı birilişki vardır (Ferhat Üstündağ,B. No: 2014/15428, 17/7/2018, § 45).
48. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacıkarşıladığının kabul edilebilmesi için amaca ulaşmaya elverişli olması,başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisinigöstermesi gerekmektedir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan veya ulaşılmakistenen amaca nazaran bariz bir biçimde ağır olan bir müdahalenin zorunlu birtoplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir (Ferhat Üstündağ, § 46).
49. Orantılılıkise sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ile başvurulan sınırlama tedbiriarasında dengesizlik bulunmamasına işaret etmektedir. Diğer bir ifadeyleorantılılık, bireyin hakkı ile kamunun menfaatleri veya müdahalenin amacı başkalarınınhaklarını korumak ise diğer bireylerin hak ve menfaatleri arasında adil birdengenin kurulmasına işaret etmektedir. Dengeleme sonucu müdahalede bulunulanhakkın sahibine terazinin diğer kefesinde bulunan kamu menfaati veya diğerbireylerin menfaatine nazaran açıkça orantısız bir külfet yüklendiğinin tespitihâlinde orantılılık ilkesi yönünden bir sorunun varlığından söz edilebilir (Ferhat Üstündağ, § 48).
50. Personel rejimi gibi sıkı kural ve şartlara tabi bir alandakamu görevini yürütmekle görevli kişilerin hak ve özgürlüklerine herhangi birvatandaşa uygulanamayacak sınırlamalar getirilmesi demokratik bir toplumdagerekli olabilir. Bu kapsamda kamu makamlarının faaliyetin niteliği vesınırlamanın amacına göre değişen geniş bir takdir yetkisinin bulunmasıdoğaldır. Ancak özel hayatın gizliliği hakkının mahremiyet hakkı gibi en gizliyönleri söz konusu olduğunda kamu makamlarının takdir yetkisi daha dardır ve bualanlara yönelik müdahalelerin haklı olduğunun kabul edilebilmesi için kamu makamlarıncaciddi gerekçelerin özellikle gösterilmesi gerekir (Ata Türkeri,§ 47).
51. Buna göre özel hayata saygı hakkına yapılan bir müdahale,zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılamıyorsa ya da zorunlu bir toplumsalihtiyacı karşılamakla birlikte orantılı değilse demokratik toplum düzeniningereklerine uygun bir müdahale olarak değerlendirilemez.
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
52. Öncelikle kamu görevlisi olarak atanmak için aranan genelşartlar yanında ifa edilecek görevin niteliği gözetilerek özel şartlaröngörülmesinin ayrıca atama için aranan niteliklerin görev sırasındakaybedilmesi hâlinin yaptırıma bağlanmasının idarenin takdir hakkı kapsamındakaldığı ve kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesi amacına yönelik olduğuaçıktır. Din görevlisinin toplum nezdindeki yeri ve önemi ile ifa edilengörevin sosyal yapıya etkileri gözetilerek istihdam için özel şartlaröngörülmesinin demokratik toplum gereklerine uygun olmadığı söylenemez. Ancakidarenin özel hayat alanına giren sebeplere dayanarak memur olma niteliklerininkaybedildiği gerekçesiyle yaptırım uygulaması hâlinde ciddi ve inandırıcıgerekçelere dayanması gerekmektedir.
53. Somut olayda başvurucu hakkındaki iddialara ilişkin yapılansoruşturmada, başvurucunun birlikte görev yaptığı personel ile eski eşi vekonuyla ilgisi olan bazı kişilerin ifadelerine başvurularak ayrıntılı birmüfettiş raporu düzenlenmiştir. Raporda, başvurucunun eski eşi ve çocukları ileilgili yargı kararlarına da yansımış konular tanık ifadeleri de gözetilerekdeğerlendirilmiş; başvurucunun aile ve cinsel hayatına ilişkin mahrem konularıiş ortamında anlatarak alenileştirdiği, mahrem konuların çalıştığı kurumpersoneli tarafından da bilindiği vurgulanarak özel hayatına ilişkin konularınmeslek hayatına yansıdığı tespit edilmiştir.
54. Öte yandan raporda ve raporu esas alan mahkeme kararında;başvurucu hakkındaki iddiaların tartışıldığı, ifa edilen görevin önemi veözellikleri ile özel hayata ilişkin konuların mesleki hayata olumsuzyansımaları gözetilerek bir sonuca varıldığı görülmüştür. Başvurucunun dingörevlisi olduğu hususu ile ifa edilen görevin önemi ve özelliği gözetildiğindebaşvurucu ile ilgili ciddi iddiaların kurum disiplini ile itibarını zedeleyerekkamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini engellemeyeceği söylenemez. Ayrıcaidarenin yaptığı değerlendirmede başvurucuya isnat edilen eylemlerin özel hayatsınırlarını aşarak göreve yansımalarının olduğu hususu ile kamu hizmetinindevamlılığını sağlamada disiplin kurallarının ve din görevlisinde arananniteliklerin önemini gözettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucunun özelhayatına ilişkin eylemlerinin ifa edilen görevin özelliklerine göre belirlenenniteliklerin kaybedilmesi sebebi olarak kabul edilmesi ile kurum disiplinini veitibarını olumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesinin ve kamuhizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla alınması zorunlu birtedbir olarak başvurucunun görevine son verilmesinin demokratik toplumgereklerine uygun olmadığını söylemek güçtür.
55. Ayrıca disiplin soruşturması ve mahkeme sürecindebaşvurucunun katılımı ve savunması ile delillerini sunması sağlanmak suretiyleözel hayata saygı hakkının gerektirdiği usule ilişkin güvencelerdenyararlandırılmış olduğu görülmüştür. Öte yandan başvurucuya isnat edileneylemin görev yaptığı kuruma yansımalarının olduğunun tespit edilmesikarşısında başvurucu hakkında uygulanan yaptırımın kamu hizmetinindevamlılığını sağlamak amacına uygun olduğu anlaşılmıştır. Bu bağlamdabaşvurucunun kamu kurumuna yansıyan eylemlerinin kurum disiplinini ve itibarınıolumsuz yönde etkileyen bir unsur olarak değerlendirilmesi ve bu eylemlernedeniyle başvurucuya idari yaptırım uygulanmasının demokratik bir toplumdagerekli ve ölçülü olduğu kabul edilmelidir.
56. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun iddialarının bir ihlaliçermediği anlaşıldığından Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınanözel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurucunun gizlilik talebinin kabulüne ve kimlikbilgilerinin kamuya açık belgelerde GİZLİ TUTULMASINA,
B. Özel hayata saygı hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayatasaygı hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
D. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
E. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE7/3/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.