TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AKEL GIDA SAN. VE TİC. A.Ş. BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/28)
Karar Tarihi: 25/2/2015
R.G. Tarih-Sayı: 27/5/2015-29368
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Akel Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Temsilcisi
:
Nafi DAYI
Vekili
:
Av. Gülten Sevil ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, ihtirazi kayıtlaverdiği gümrük beyannameleri üzerine fazladan tahakkuk ettirilerek ödenengümrük ve katma değer vergilerinin faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyleaçmış olduğu davalarda, mahkemece fazladan tahsil edilen kısmın iadesine kararverilmesine rağmen faiz isteminin reddedilmesininmülkiyet hakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 20/12/2012 tarihindeİstanbul 18. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 31/10/2013tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 29/5/2014tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve birörneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 21/7/2014tarihli görüş yazısı, 7/8/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, ancakbaşvurucu vekili Adalet Bakanlığı görüşüne karşı beyanlarını yasal süresiiçinde ibraz etmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ile ilgili dava dosyasında yeraldığı şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, yurt dışından getirdiği emtianın beyannametescil işlemlerini tamamlayarak ithalatını gerçekleştirmek amacıyla MersinGümrük Müdürlüğüne başvurmuş ve söz konusu idarenin ithal edilen malların satışfaturalarındaki fiyat yerine Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğünün 19/10/2006 tarih ve 27082 sayılı tasarruf yazısına istinadenve Dış Ticaret Müsteşarlığıyla Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı arasında 2006/5sayılı Dış Ticarette Standardizasyon Tebliği’ne (Tebliğ) göre belirlenenreferans fiyata göre ithali yapılacak emtianın ton fiyatını kendisi belirlemekşartıyla beyannameyi tescil edeceğini belirtmesi üzerine tescil anında idarecebelirlenen fiyat üzerinden hesaplanan 16 beyannameyi Mart 2007 ve Ocak 2008arasında ihtiraz kaydı düşerek tescil ettirmiş ve tahakkuk eden gümrük ve katmadeğer vergilerini ödemiştir.
8. Başvurucu, bu suretle idaretarafından fazla tahakkuk ettirilerek tahsil edilen fark kıymete isabet edenvergi kısmının iadesi istemiyle her bir beyannameye ilişkin olarak önceBandırma Gümrük Müdürlüğüne düzeltme başvurusu yapmış, bahsedilen idareninbaşvuruları reddi üzerine Mersin Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğüne başvurarakfazla ödenen vergilerin faiziyle birlikte iadesini talep etmiştir.
9. İdarece taleplerinin reddedilmesi üzerine başvurucu,Mersin Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğünün 16 adet işleminin iptali ile fazladantahsil edilen vergilerin dava tarihi itibariyle amme alacaklarına uygulananfaiz oranında işleyecek faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyleMersin 1. Vergi Mahkemesi nezdinde 16 ayrı dava açmıştır.
10. Mersin 1. Vergi Mahkemesi, 8/1/2008tarih ve E.2007/298, K.2008/13; 21/2/2008 tarihli E.2007/974, K.2008/164;10/10/2008 tarih ve E.2007/698, K.2008/896; E.2007/699, K.2008/897; E.2007/700,K.2008/898; E.2007/701, K.2008/899; E.2007/702, K.2008/900; E.2007/703,K.2008/901; 13/10/2008 tarih ve E.2008/95, K.2008/908; E.2008/94, K.2008/907;31/10/2008 tarih ve E.2008/377, K.2008/1005; E.2008/378, K.2008/1006;E.2008/430, K.2008/1007; E.2008/431, K.2008/1008; 26/11/2008 tarih veE.2008/242, K.2008/1116; E.2008/243, K.2008/1117 sayılı kararlarında davalıidarece, belirtilen satış bedelinin gerçek olup olmadığına dair herhangi birsomut tespit bulunmaksızın ticari bir değeri bulunmayan ve teklif niteliğindeolan proforma faturada referans olarak kabul edilen fiyatın esas alınarak vergitahakkuk ettirilmesine hukuken imkân bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmenkabulüne, davalı idarenin işlemlerinin iptaline; faiz istemlerinin ise 4458sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesine göre yetkili idareler tarafından gümrükvergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikmefaizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde idarece faiz ödenmeyeceğikurala bağlandığından reddine karar vermiştir.
11. Başvurucu, Mersin 1. Vergi Mahkemesinin söz konusukararları üzerine temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz incelemesini yapanDanıştay 7. Dairesi, ilk derece mahkemesinin gerekçesinin uygun görüldüğügerekçesiyle 17/11/2011 tarih ve E.2009/2314,K.2011/7741; E.2008/2801, K.2011/7758; E.2008/2003, K.2011/7757; E.2008/7253,K.2011/7760; E.2008/7268, K.2011/7766; E.2008/7252, K.2011/7759; E.2008/7254,K.2011/7761; E.2008/7255, K.2011/7762; E.2008/7256, K.2011/7763; E.2008/7267,K.2011/7765; E.2008/7266, K.2011/7764; E.2009/2316, K.2011/7743; E.2009/2313,K.2011/7740; E.2009/2315, K.2011/7742; E.2009/1505, K.2011/7768; E.2009/1504, K.2011/7767sayılı kararlarıyla temyiz istemlerini oy çokluğuyla reddetmiştir. Karşı oygerekçelerinde idarece gerçekleştirilen hukuka aykırılığın hizmet kusuru olduğuve hizmet kusurundan doğan zararların Anayasa’nın 125. maddesine göre idarecekarşılanması gerektiği, ayrıca 4458 sayılı Kanunun 216. maddesinin yargı kararıile iade edilen vergileri kapsamadığı belirtilmiştir.
12. Başvurucu, Danıştay aynı Dairesinin söz konusu kararlarıüzerine karar düzeltme yoluna başvurmuş ve aynı Daire 28/9/2012tarih ve E.2012/4398, K.2012/4084; E.2012/4401, K.2012/4094; E.2012/4400,K.2012/4085; E.2012/5541, K.2012/4109; E.2012/5542, K.2012/4110; E.2012/5475,K.2012/4114; E.2012/5476, K.2012/4118; E.2012/5544, K.2012/4119; E.2012/5539,K.2012/4107; E.2012/5543, K.2012/4113; E.2012/5477, K.2012/4120; E.2012/5479,K.2012/4115; E.2012/5478, K.2012/4112; E.2012/5480, K.2012/4117; E.2012/5540,K.2012/4108; E.2012/4399, K.2012/4090 sayılı kararlarıyla karar düzeltmetaleplerini de oy çokluğuyla reddetmiştir. Kararlar aynı tarihtekesinleşmiştir.
13. Anılan kararlar, başvurucuya 8/12/2012tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 20/12/2012 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15. 27/10/1999 tarih ve 4458 sayılı GümrükKanunu’nun 216. maddesi şöyledir:
“Yetkiliidareler tarafından, gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olaraktahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde idarecefaiz ödenmez. Ancak, geri verme kararının alındığı tarihten itibarenüç ay içerisinde idarece sözkonusu kararınuygulanmaması halinde, ilgilinin talebi üzerine, üç aylık sürenin bitimindenitibaren faiz ödenir. Bu faiz, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil UsulüHakkında Kanunun tecil faizine ilişkin hükümlerine göre hesaplanır.”
16. Anayasa Mahkemesinin 22/5/2014tarih ve E.2013/104, K.2014/96 sayılı kararının sonuç kısmı şöyledir:
“27. 10.1999 günlü,4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesinin birinci fıkrasının birincicümlesinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, 22.5.2014 günündeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.”
17. 4/1/1961 tarih ve 213 sayılı Vergi UsulKanunu’nun 112. maddesinin 31/05/2012 tarih ve 6322 sayılı Kanunla değiştirilen4. fıkrası şöyledir:
“Fazla veya yersizolarak tahsil edilen vergiler, fazla veya yersiz tahsilatın mükelleftenkaynaklanması halinde düzeltmeye dair müracaat tarihi, diğer hallerde verginintahsili tarihinden düzeltme fişinin mükellefe tebliğ edildiği tarihe kadargeçen süre için aynı dönemde 6183 sayılı Kanuna göre belirlenen tecil faizioranında hesaplanan faiz ile birlikte, 120 nci maddehükümlerine göre mükellefe red ve iade edilir.”
18. 12/1/2011 tarih ve 5510 sayılı SosyalSigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 17/04/2008 tarih ve 5754 sayılıKanunla değişik 89. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“Yanlış veya yersiz alınmış olduğu tespitedilen primler, alındıkları tarihten on yıl geçmemiş ise, hisseleri oranındaişverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara veya genel sağlıksigortalılarına veya hak sahiplerine kanunî faizi ile birlikte geri verilir.Kanunî faiz, primin Kuruma yatırıldığı tarihi takip eden aybaşından, iadenin yapıldığı ayın başına kadar geçen süre içinhesaplanır. Ancak Borçlar Kanununun 65 inci maddesi hükmü saklıdır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 25/2/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 20/12/2012 tarih ve 2013/28 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu, hizmet kusuru oluşturanhukuka aykırı vergilendirme işlemlerinden doğan zararların işlemi yapan idaretarafından karşılanmasının Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alanidarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olmasıkuralı ve hukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu; ayrıca Gümrük Kanunu’nun216. maddesinde yetkili idareler tarafından gümrük vergileri ile bunlarınödenmesine bağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizi ve gecikme zammının geriverilmesinde idare tarafından faiz ödenmeyeceği kuralının yalnızca yetkiliidareler tarafından alınmış bir geri verme kararı bulunduğunda söz konusuolduğunu, yargı kararı sonucu ilgilisine iade edilmesine karar verilenvergileri kapsamadığını belirterek faiz isteminin reddedilmesinin Anayasa’dagüvence altına alınan mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmekte ve iadeleriyapılan vergi miktarına, fazladan tahsilâtın yapıldığı günden iadenin yapıldığıtarihe kadar amme alacaklarına uygulanan faiz oranında işleyecek faizinbilirkişi aracılığıyla tespit edilerek ödenmesine karar verilmesini talepetmektedir.
B. Değerlendirme
21. Başvurucu, somut başvuruya konu fazladan ödenenvergilerin faiziyle iadesi talepli davasıyla ilgili yukarıda sıralananşikâyetleri nedeniyle Anayasa’nın 125. ve 35. maddelerinde tanımlanan haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlaliddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somut dava ve buna bağlıolayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdireder.
22. Başvurucudan gümrük müdürlüğünce fazla vergi tahsiledildiği, açtığı dava sonunda yapılan iadelere 4458 sayılı Kanunu’nun 216.maddesi nedeniyle ve Mahkeme kararıyla faiz ödenmediği, bu nedenle başvurucuyafaiz ödemesiyle ilgili uygulamada bir kamu müdahalesi bulunduğu açıktır.Başvurucunun fazladan ödenen vergilerin iadesi talepli davada iadelerin faizsizyapılmasından şikâyetçi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkeme kararınınkesinleşmesi ile kendisi için bir alacağa dönüşen fazladan ödenen bedelleriniadesiyle ilgili sorun mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
23. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündekişikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyetler için diğerkabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,başvuruya ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
24. Başvurucu, ihtirazi kayıtlaverdiği gümrük beyannameleri üzerine fazladan tahakkuk ettirilerek ödenengümrük ve katma değer vergilerinin faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyleaçmış olduğu davalarda, Mahkemece faiz isteminin reddedilmesinin mülkiyethakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
25. Adalet Bakanlığı görüş yazısında,AİHM kararlarında fazla ödenen vergi iadelerinin faizsiz yapılması halindeihlal kararı verilebildiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne (Sözleşme) Ek(1) No.lu Protokol’ün vergi konusunda devletlere geniş takdir yetkisisağladığı, bununla birlikte bu amaçla yapılan müdahalelerin de ölçülü olması veparanın enflasyon karşısındaki değerinin korunması gerektiği ve Anayasa’nın 35.maddesine ilişkin şikâyet incelenirken bu hususların göz önünde bulundurulmasıgerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
26. Anayasa’nın “MülkiyetHakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
27. Anayasa'nın “Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
28. Sözleşme’ye Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1.maddesi şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
29. Anayasa’nın 35. maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1.maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenlemede üç kural ihtiva etmektedir. Sözleşme’nin ilk cümlesi herkese mülkündenbarışçıl yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkınıtanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullardamülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangikoşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır.
30. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetinkullanımının kontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın35. maddesinin son fıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararınaaykırı olamayacağı şeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yerverirken, Sözleşme’ye Ek (1) No.lu Protokol’ünbirinci maddesinin ikinci fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararına düzenlemeile vergiler ve diğer katkılar ile cezaların tahsili konusunda gerekligördükleri yasaları uygulama konusundaki haklarını saklı tutarak taraf devletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetin kullanımını kontrol” yetkisinesahip olduklarını kabul etmektedir. Bununla beraber Anayasa’nınbirçok maddesi ilgili olduğu hususta devlete mülkiyetin kullanımının kontrolüya da düzenleme yetkisi vermektedir.
31. AİHM’ne göre ikinci ve üçüncü kurallar, mülkiyettenbarışçıl yararlanma ilkesi şeklinde ifade edilen birinci kuralın özel görünümşekilleri olup, bu nedenle genel nitelikli birinci kural ışığındayorumlanmaları gerekmektedir (James veDiğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986,§ 37).
32. Somut başvuruya konu davadabaşvurucu yurt dışından ithal ettiği emtianın beyannamelerini tescil ettirmekistemiş, İdarenin ithal edilen malların satış faturalarındaki fiyat yerineTebliğ’de belirtilen fiyata göre tescil işlemlerini yapacağını belirtmesiüzerine tescil anında idarece belirlenen fiyat üzerinden hesaplanan 16beyannameyi itirazı kayıt düşerek tescil ettirmiş ve tahakkuk eden gümrük vekatma değer vergilerini ödemiştir. Başvurucu daha sonra Mahkemeden ödediği verginin ödemesigereken vergiden fazla olduğu gerekçesiyle fazla ödediği vergilerin faiziyleiadesini talep etmiştir. Mahkeme 2008 yılında verdiğikararlarla davalı idarece, belirtilen satış bedelinin gerçek olup olmadığınadair herhangi bir somut tespit bulunmaksızın ticari bir değeri bulunmayan veteklif niteliğinde olan proforma fatura ile referans olarak kabul edilenfiyatın esas alınarak vergi tahakkuk ettirilmesine hukuken imkân bulunmadığıgerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiş ve fazla ödenen vergilerin iadesinekarar vermiştir. Bu kararlar Danıştay’ın onama ve karar düzeltmeyi retkararları ile kesinleşmiştir.
33. Başvurucunun yapmış olduğu ödemelerden emtianın alışfiyatı ile Tebliğ’de belirtilen fiyatlar arasındaki farka tekabül eden kısmınfazla ve yersiz alındığı Mahkeme kararlarıyla kesinleşmiştir. Alınmamasıgerektiği halde tahsil edilen bedellerin bu husustaki mahkeme kararıkesinleştikten sonra ödenmesi gereken vergi ile ilgisi kalmamış ve devlet içinborç, başvurucu için alacak haline dönüşmüştür. Bu durumda mülkiyet hakkıyönünden yapılan incelemenin vergilerin tahsilini de kapsayan mülkiyetinkullanımının kontrolü yönünden değil, 1 No.lu Protokol’de ifade edildiğişekliyle bireylerin mülklerinden barışçıl yararlanmaları hakkı veya Anayasa’daifade edildiği şekliyle bireylere tanınan geniş anlamda mülkiyet hakkıkapsamında yapılması gerekmektedir.
34. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 213 sayılı Kanunu'nun 112.maddesine 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile eklenen (4) numaralı fıkrada yeralan fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesine mahkemece kararverildikten üç ay sonra halen ödenmemesi halinde faiz ödeneceğine dair hükmüiptal ettiği 10/2/2011 tarih ve E.2008/58, K.2011/37sayılı kararında; “Vergi, devletinvatandaşlardan kamu gücüne dayalı ve karşılıksız tahsil ettiği bedel olsa daidarece yapılmış olan vergi tahsilâtının fazla veya yersiz olduğu tespitedildikten sonra bu tahsilât, mükellefler için bir 'alacak' haline gelmektedir.”ifadesiyle idarelerin vergi adıyla fazla veya yersiz tahsil ettikleribedellerin, bu konudaki mahkeme hükmü ile devlet için borç, bireyler içinalacağa dönüştüğü kabul edilmiştir.
35. Anayasa ve AİHS'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyethakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişininhâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, mülkiyetini kazanma hakkı, kişinin bukonudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'ylekorunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda, bir "ekonomik değer"veya icrası mümkün bir "alacağı"elde etmeye yönelik "meşru bir beklenti",Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Bkz. B. No: 2012/636, 15/4/2014,§ 36-37).
36. Alacak hakkı, mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temelhaklarındandır (E.2008/58, K.2011/37, K.T. 10/2/2011).Asıl alacağa bağlı feri bir hak olan faiz alacağı da hak sahibine maddi birmenfaat sağlaması sebebiyle ekonomik bir değer olarak Anayasa ve AİHS'nin ortakkoruma alanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamında olup, asıl alacağa bağlıfaiz talebi de bu hakkın sağladığı güvenceden yararlanabilir.
37. Anayasa Mahkemesi, 10/2/2011tarih ve E.2008/58, K.2011/37 sayılı kararıyla 213 sayılı Kanunu'nun 112.maddesinin (4) numaralı fıkrada yer alan fazla veya yersiz tahsil edilenvergilerin iadesine mahkemece karar verildikten üç ay sonra başlamak üzerehalen ödenmemesi halinde asıl borca faiz işletileceğine dair hükmü Anayasa’nın2. ve 35. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Yasa koyucu daha sonra bufıkrayı, fazla veya yersiz tahsilin mükelleften kaynaklanmadığı durumlarda,verginin tahsil tarihinden düzeltme fişinin kesildiği tarihe kadar geçen süreiçin tecil faizi uygulanacak şekilde değiştirmiştir. Daha yeni tarihli olan5510 sayılı Kanunun 89. maddesinde de yanlış veya yersiz tahsil edilen sosyalgüvenlik primlerinin hak sahiplerine kanuni faizle iade edileceğine dair hükümbulunmaktadır.
38. Bununla beraber gümrük idareleri, 10/2/2011tarihli iptal kararına rağmen iptal edilen hükümle benzer nitelikteki 4458sayılı Kanunu’nun 216. maddesinde yer alan hükme istinaden fazla veya yersiztahsil edildiği anlaşılan gümrük vergilerinin iadesinde faiz ödememeye devametmişler ve fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesi talepli davalardavergi mahkemeleri ve Danıştay da aynı Kanun hükmüne dayanarak iadelerin faizsizyapılmasına karar vermeye devam etmişlerdir.
39. Anayasa Mahkemesi, yapılan bir itiraz başvurusu sonucunda4458 sayılı Kanunu’nun 216. maddesinde yer alan ve somut başvuruya konu davadauygulanan hükmü, 22/5/2014 tarih, E.2013/104,K.2014/96 sayılı kararıyla yine Anayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırıbularak iptal etmiştir. Ancak somut başvuruya konu dava, bahsedilen iptalkararından önce kesinleşmiştir.
40. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren birhaktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunlasınırlama getirilebilir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlakbir hak olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir(B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32).
41. Anayasa’nın 35. ve 13. maddelerinde, mülkiyet hakkınagetirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılması gerektiğihüküm altına alınmaktadır. (B. No: 2013/817, 19/12/2013,§ 31). Başvurucunun mahkeme kararıyla elde ettiği alacağa faiz veya enflasyonfarkı ödenmeyerek getirilen sınırlandırmanın 4458 sayılı Kanunu’nun 216.maddesinde yer alan hükme dayanılarak gerçekleştirildiği açıktır.
42. Bahsedilen düzenleme ile elde edilmek istenen kamuyararı, kamu için öncelikli, genel menfaatleri koruyan, kamu hizmetlerininsürdürülmesi için zorunlu bir durum olmayıp sadece Devlete başkasının mülküüzerinde sebepsiz ve karşılıksız biçimde tasarruf etme hakkını vermektedir(AYM, E.2013/104, K.2014/96, 22/5/2014). Bununlabirlikte Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru incelemesinde açıkça temeldenyoksun veya keyfi olduğu anlaşılmadıkça yetkili kamu organlarının kamuyararının tespiti konusundaki takdirine müdahale etmemektedir (B. No: 2013/817,19/12/2013, § 36). Söz konusu hükmün kamu Hazinesinikoruma amaçlı olduğu ve devletin giderlerini arttırmayı engellemeyi amaçladığıve bu konuda başvurucunun da bir şikâyeti olmadığı anlaşıldığından başvurucununmüdahale edilen mülkiyet hakkı ile ulaşılmak istenen kamu yararı arasında adilbir denge kurulup kurulmadığı incelenecektir.
43. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyetleriancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği, karşılığı ödenmeksuretiyle ellerinden alınabilir. Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülükilkesi gereği kişilerin mülklerinden mahrum bırakılmaları halinde elde edilmek istenenkamu yararı ile mülkünden mahrum bırakılan bireyin hakları arasında adil birdenge kurulması gerekmektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013,§ 37).
44. Başvurucu kendisinden fazla veya yersiz tahsil edilenbedellere amme alacaklarına uygulanacak faizin uygulanmasını talep etmektedir.Bahsedilen faiz oranı bazı kamu alacaklarının tahsilinde belli koşullarıngerçekleşmesi halinde ve Anayasa’nın 46. maddesindeki düzenlemeye göre detaksitle ödenmesine karar verilen kamulaştırma bedellerinin ödemesinde uygulanmaktadır.Bunun dışında fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesi gibi durumlardaamme alacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesine yönelik biryasal dayanak veya yargı kararlarıyla oluşmuş ve istikrar kazanmış bir uygulamabulunmamaktadır.
45. Bununla birlikte vergi adı altındatahsil edilen ve mahkemelerce fazla veya yersiz olduğuna karar verilentahsilâtların iadesinde tahsilât ve iade arasında geçen sürede iade edilenbedelin enflasyon karşısında değerinde meydana gelen aşınmayı ve bu süredebireylerin bu bedellerden yararlanamamaları nedeniyle meydana gelen zararlarınıtelafi etmek ve gerçek karşılığını ödeyebilmek amacıyla, bu bedellere faiz veyaenflasyon farkı işletilmesi mümkündür.
46. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonraödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeni ile paranın değerindeoluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelintasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı da bulunmamaktadır.Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerek haksızlığauğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).Başvurucuların mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olabilmesi içinödenen tutarların enflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi,örneğin kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilirdeğer kaybını telafi edecek biçimde faiz uygulanması gerekir. (Bkz. Scordino/İtalya (no:1), B. No: 36813/97, 29/3/2006, § 258).
47. Bu çerçevede AİHM, Türkiye’de kamulaştırma bedelleriningeç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerinde aşınma olması ile aradageçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafi edilmemesi veya ödenen faizinenflasyonun oldukça altında olması sonucu tespit edilen bedelin değerinikoruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davada başvuranların üzerinemeşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız ve aşırı bir yük bindiğive mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Bkz. Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/12/1998, § 48-50; Akkuş/Türkiye,B. No: 19263/92, 9/7/1997, § 28-31; Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, § 57-60).
48. Devlet tarafından ödenecek bir bedelin enflasyonkarşısındaki değer kayıplarında AİHM, ikili bir ayrıma gitmektedir.Mahkemelerce belirlenmiş bir para alacağının ödenmemesi halinde daha katı birtutum sergileyerek %5’e kadar değer kayıplarını hesaplama faktörlerindekideğişkenlerle ilgili kabul etmektedir (bkz. Arabacı/Türkiye,B. No: 65714/01, 7/3/2002). Çünkü burada ödemeleringeç yapılması, mahkeme kararlarının icra edilmesi ile ilgili bir sorundur.Bunun yanında mahkemelerde geçen yargılama süresindeki enflasyon nedeniylekamulaştırma bedelinin değer kaybında ise meydana gelen farkın tazminatınbelirlenmesi yönteminden kaynaklandığı ve bu konuda ulusal yargıcın belirli birtakdir aralığı olduğu gerekçesiyle daha esnek yorumlamakta, bu farkınbaşvurucular açısından aşırı bir yük getirip getirmediğini inceleyerek kararvermektedir. Örneğin bahsedilen şekilde incelediği bir davada AİHM, %10,74’lükbir değer kaybının aşırı bir yük getirmediğine karar vermiştir (bkz. Güleç ve Armut/Türkiye, B. No: 25/969/09, 16/11/2010).
49. Nitekim AİHM, haksız olarak tahsil edilen verginin beşyıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesini, belli bir meblağdan yararlanmahakkı uzun süre engellenen şahsın, mali durumunda önemli ve kesin zararlaraneden olunduğu, bu durumun sürdürülmesi gereken genel yarar ile kişi yararıarasındaki dengeyi bozduğu, şahıs üzerine aşırı yük yüklediği gerekçesiylemülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiş ve mülkiyet hakkı çiğnenen şahsafaiz ödenmesi gerektiğine karar vermiştir (Bkz., Eko-Elda Avee/Yunanistan, B.No:10162/02, 9/3/2006). Başka bir kararda ise AİHM, yersiz tahsil edilen vefaiziyle iade edilen vergi nedeniyle mükellefin bu süre içinde daha yüksekfaizle borçlanmak zorunda kalmasını mülkiyet hakkının ihlali olarakdeğerlendirmiştir (Bkz., Buffalo S.r.l. in Liquidation/İtalya, B. No:38746/97, 22/7/2004).
50. Somut başvuruya konu davada başvurucunun Mart 2007 veOcak 2008 dönemleri arasında gümrük müdürlüğüne 16 adet beyanname vererek ihtirazi kayıtla vergi ödediği ve fazla ödediğini iddiaettiği bedellerin iadesi amacıyla açtığı davalarda Mahkemece 8/1/2008ila 26/11/2008 tarihleri arasında verilen faizsiz olarak iade edilmesiyönündeki kararların Danıştay 7. Dairesinin 17/11/2011 tarihli kararıylaonandığı ve aynı Dairenin 28/9/2012 tarihli karar düzeltme başvurusunu reddedenkararıyla kesinleştiği görülmektedir. Başvurucu, fazla veyayersiz tahsilât yapıldığı tarihler ile açtığı davaların lehine sonuçlanmasısonrasında yapılan iade tarihleri arasında geçen sürede meydana gelenenflasyona bağlı olarak mülkünün değerindeki aşınma nedeniyle mağdur edildiği gibibu süre zarfında sahibi olduğu ve kendisinden haksız olarak alındığı anlaşılanbedelleri kullanma, tasarruf ederek veya yatırıma dönüştürerek gelirindenyararlanma imkânından da mahrum kalarak mağdur olmuştur. Başvurucununbir tacir olduğu dikkate alındığında ayrıca kendisinden fazla veya yersizolarak tahsil edilen meblağı ticari faaliyetlerinde kullanarak gelir elde etmeimkânından da bu süre zarfında mahrum kaldığı ve bu durumun başvurucudanyapılan hatalı vergi tahsilinin olumsuz etkisini arttıracağı söylenebilir.
51. 22/5/2014 tarihinde iptal edilen ancak somutbaşvuruya konu davada uygulanan kural, kamu kurumları ile kişiler arasında kamuidarelerinin kamu gücüne dayalı olan yetkilerini kullanırken hatalı işlemlerinedeniyle oluşan alacak-borç ilişkilerinin alacaklı olan kişilerin aleyhine,kamu kurumlarının da lehine bozulmasına sebebiyet vermektedir. Ayrıca kural,kamu kurumlarının borcunu ödemesini geciktirmede teşvik edici olmakta vevatandaşların Devlete olan güven duygusunu sarsmaktadır (AYM, E.2013/104,K.2014/96, 22/5/2014).
52. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, somut başvuruyakonu davada idarece vergi adıyla fazla ve yersiz tahsil edilen ve Mahkemekararıyla iadesine karar verilen bedellerin ödenmesinde 4458 sayılı Kanunun216. maddesi gereği faiz uygulanmadığı, bahsedilen kanun maddesinin somutbaşvuruya konu davanın kesinleşmesinden sonra 22/5/2014tarihinde iptal edildiği, ülkemizin ekonomik koşulları dikkate alındığındabaşvurucudan fazla veya yersiz yapılan tahsilâtların tarihi ile iadesi amacıylaaçılan davaların başvurucu lehine sonuçlanması arasında geçen sürede enflasyonabağlı meydana gelen değer kaybı ve başvurucunun bu süre zarfında kendi mülkünükullanma, tasarruf etme, yararlanma hakkından mahrum kalması nedenleriylemağdur olduğu, mağduriyete hatalı vergi tahakkuk ve tahsil işlemlerinin nedenolduğu, uygulamanın alacaklı-borçlu ilişkisinin alacaklı başvurucu aleyhine vegümrük/vergi idaresi lehine bozulmasına yol açtığı, bahsedilen mağduriyetlerdikkate alındığında, başvurucunun üzerine haklı gösterilemeyecek şekildeorantısız ve aşırı yük bindiği ve ulaşılmak istenen kamu yararı ilebaşvurucunun mülkiyet hakkı arasında kurulması gereken adil dengenin bozulduğusonucuna ulaşılmıştır.
53. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
54. Başvurucu, kendisinden fazla veya yersiz tahsil edildiğiMahkeme kararıyla sabit olan bedellerin faizsiz iade edilmesinin mülkiyethakkını ihlal ettiğini ileri sürerek bilirkişi marifetiyle tahsilât ve ödemetarihleri arasında geçen sürede işlemiş faizin tespit edilerek kendisineödenmesini talep etmektedir.
55. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
56. Başvuru konusu olayda tespit edilenihlal, hatalı vergi tahsili işlemi nedeniyle başvurucudan yersiz veya fazlatahsil edilen vergilerin iadesinde faiz veya enflasyon farkı ödenmemesindenkaynaklandığından ve başvurucunun meydana gelenmağduriyetini tespit ederek telafi edecek şekilde yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un 50.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılması için başvurucuya yeniden yargılama başvurusu yapma imkânıverilmesi amacıyla dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekir.
57. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan ve 1.500,00 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Başvurunun KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminata ilişkin taleplerinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takibenbaşvurucunun Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına; ödemede gecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
25/2/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.