TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
AKÜN GIDA MADDELERİ SANAYİ VE TİCARET A.Ş. BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2013/6361)
Karar Tarihi: 6/5/2015
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Akün Gıda Maddeleri Sanayi ve Ticaret A.Ş.
Temsilcisi
:
Yahya AKEL
Vekili
:
Av. G. Sevil ÖZTÜRK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, ihtirazi kayıtlaverdiği gümrük beyannameleri üzerine fazladan tahakkuk ettirilerek ödenengümrük ve katma değer vergilerinin faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyleaçmış olduğu davalarda, mahkemece fazladan tahsil edilen kısmın iadesine kararverilmesine rağmen faiz isteminin reddedilmesinin mülkiyet hakkını ihlalettiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 14/8/2013 tarihinde İstanbul 12. Asliye HukukMahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 31/10/2013 tarihindekabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından 4/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlikve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının 4/2/2014 tarihli görüş yazısı,24/2/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğ edilmiş, ancak başvurucu AdaletBakanlığı cevabına karşı beyanlarını yasal süresi içinde ibraz etmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, yurt dışından getirdiği emtianın beyannametescil işlemlerini tamamlayarak ithalatını gerçekleştirmek amacıyla BandırmaGümrük Müdürlüğüne başvurmuş ve söz konusu idarenin ithal edilen malların satışfaturalarındaki fiyatı yerine Gümrük Müsteşarlığı Gümrükler Genel Müdürlüğüncebelirlenen referans fiyata göre ithali yapılacak emtianın ton fiyatını kendisibelirlemek şartıyla beyannameyi tescil edeceğini belirtmesi üzerine tescilanında idarece belirlenen fiyat üzerinden hesaplanan iki beyannameyi 18/5/2007tarihinde ihtirazı kayıt düşerek tescil ettirmiş, 22/5/2007 ve 15/6/2007tarihlerinde tahakkuk eden gümrük ve katma değer vergilerini ödemiştir.
8. Başvurucu, bu suretle idare tarafından fazla tahakkukettirilerek tahsil edilen fark kıymete isabet eden vergi kısmının iadesiistemiyle her bir beyannameye ilişkin olarak yaptığı düzeltme başvurularınınreddine ilişkin Bandırma Gümrük Müdürlüğü kararlarına vaki itirazlarınınreddine ve söz konusu kararların onanmasına dair 09/07/2007 tarihli, 2007/158ve 2007/157 sayılı Bursa Gümrük ve Muhafaza Başmüdürlüğü işlemlerinin iptaliile fazladan tahsil edilen vergilerin dava tarihi itibarıyla amme alacaklarınauygulanan faiz oranında işleyecek faiziyle birlikte iadesine karar verilmesiistemiyle Balıkesir Vergi Mahkemesi nezdinde dava açmıştır.
9. Balıkesir Vergi Mahkemesi, 28/02/2008 tarihli,E.2007/850, K.2008/337 ve E.2007/851, K.2008/338 sayılı kararlarıyla ve davalıidarece, belirtilen satış bedelinin gerçek olup olmadığına dair herhangi birsomut tespit bulunmaksızın ticari bir değeri bulunmayan ve geçici nitelikteolan proforma faturadaki fiyatın esas alınarak vergi tahakkuk ettirilmesinehukuken imkân bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı idare işlemlerininiptaline, faiz istemlerinin ise 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216. maddesinegöre yetkili idareler tarafından gümrük vergileri ile bunların ödenmelerinebağlı olarak tahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geriverilmesinde idarece faiz ödenmeyeceği, yalnızca yetkili idareler tarafındanalınmış geri verme kararı söz konusu olduğunda bu maddedeki şartlar dâhilindefaiz isteminin söz konusu olabileceği ve ayrıca faizin, idarenin sorumluluğunabağlı bir tazminat niteliğinde olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine kararvermiştir.
10. Başvurucu, Balıkesir Vergi Mahkemesinin söz konusukararları üzerine temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz incelemesini yapanDanıştay 7. Dairesi, idarenin re’sen, ilgilininbaşvurusu ya da yargı kararı uyarınca iade edeceği vergiler nedeniyleilgililerin uğradığı zararın tazmini yoluna gidilebilmesinin, Gümrük Kanunu’nun216. maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde olduğu gibi bellikoşulların oluşması halinde ilgilisine faiz ödeneceği yolunda kanunda hükümbulunmasına ya da aynı maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinde olduğugibi faiz verilmeyeceğine dair aksine bir hükmün bulunmamasına bağlı olduğugerekçesiyle, 14/2/2012 tarih, E.2008/4499, K.2012/480 ve E.2008/3993,K.2012/478 sayılı kararlarıyla temyiz istemini oy çokluğuyla reddetmiştir.Karşı oy gerekçelerinde idarece gerçekleştirilen hukuka aykırılığın hizmetkusuru olduğu ve hizmet kusurundan doğan zararların Anayasa’nın 125. maddesinegöre idarece karşılanması gerektiği, ayrıca 4458 sayılı Kanunun 216. maddesininyargı kararı ile iade edilen vergileri kapsamadığı belirtilmiştir.
11. Başvurucu, Danıştay 7. Dairesinin söz konusu kararlarıüzerine karar düzeltme yoluna başvurmuş ve Daire, 27/6/2013 tarih, E.2012/6113,K.2012/3802 ve E.2012/6120, K.2013/3803 sayılı kararlarıyla karar düzeltmeistemini oy çokluğuyla reddetmiş, kararlar aynı tarihte kesinleşmiştir.
12. Ret kararları, başvurucuya 29/7/2013 tarihinde tebliğedilmiştir.
13. Başvurucu, 14/8/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 27/10/1999 tarihli ve 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun 216.maddesi şöyledir:
“Yetkiliidareler tarafından, gümrük vergileri ile bunların ödenmelerine bağlı olaraktahsil edilmiş gecikme faizinin veya gecikme zammının geri verilmesinde idarecefaiz ödenmez. Ancak, geri verme kararının alındığı tarihten itibarenüç ay içerisinde idarece sözkonusu kararınuygulanmaması halinde, ilgilinin talebi üzerine, üç aylık sürenin bitiminden itibarenfaiz ödenir. Bu faiz, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü HakkındaKanunun tecil faizine ilişkin hükümlerine göre hesaplanır.”
15. Anayasa Mahkemesinin 22/5/2014 tarih ve E.2013/104,K.2014/96 sayılı kararının sonuç kısmı şöyledir:
“27. 10.1999 günlü, 4458 sayılı GümrükKanunu’nun 216. maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesinin Anayasa’yaaykırı olduğuna ve İPTALİNE, 22.5.2014 gününde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 14/8/2013 tarih ve 2013/6361 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17. Başvurucu, hizmet kusuru oluşturan hukuka aykırıvergilendirme işlemlerinden doğan zararların işlemi yapan idare tarafındankarşılanmasının Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan idareninkendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olması kuralı vehukuk devleti ilkesinin gereği olduğunu, ayrıca Gümrük Kanunu’nun 216. maddesindeyetkili idareler tarafından gümrük vergileri ile bunların ödenmesine bağlıolarak tahsil edilmiş gecikme faizi ve gecikme zammının geri verilmesinde idaretarafından faiz ödenmeyeceği kuralının yalnızca yetkili idareler tarafındanalınmış bir geri verme kararı bulunduğunda söz konusu olduğunu, yargı kararısonucu ilgilisine iade edilmesine karar verilen vergileri kapsamadığınıbelirterek, faiz isteminin reddinin mülkiyet hakkını ihlal ettiğini iddia etmişve iadeleri yapılan vergi miktarına, fazladan tahsilâtın yapıldığı gündeniadenin yapıldığı tarihe kadar amme alacaklarına uygulanan faiz oranıyla tespitedilecek tazminatın ödenmesine karar verilmesini talep etmektedir.
B. Değerlendirme
18. Başvurucu, somut başvuruya konu fazladan ödenenvergilerin faiziyle iadesi talepli başvurusuyla ilgili yukarıda sıralananşikâyetleri nedeniyle Anayasa’nın 125. ve 35. maddelerinde tanımlananhaklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Anayasa Mahkemesi, başvurucularınihlal iddialarına ilişkin nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, somut dava ve bunabağlı olayların özelliklerine göre olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder.
19. Başvurucudan gümrük müdürlüğünce fazla vergi tahsiledildiği, açtığı dava sonunda yapılan iadelere 4458 sayılı Kanunu’nun 216.maddesi nedeniyle ve Mahkeme kararıyla faiz ödenmediği, bu nedenle başvurucuyafaiz ödemesiyle ilgili uygulamada bir kamu müdahalesi bulunduğu açıktır.Başvurucunun fazladan ödenen vergilerin iadesi talepli davada iadelerin faizsizyapılmasından şikâyetçi olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle Mahkeme kararınınkesinleşmesi ile kendisi için bir alacağa dönüşen fazladan ödenen bedelleriniadesiyle ilgili sorun mülkiyet hakkı kapsamında incelenmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
20. Başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündekişikâyetleri açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyetler için diğerkabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle,başvuruya ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
21. Başvurucu, ihtirazi kayıtlaverdiği gümrük beyannameleri üzerine fazladan tahakkuk ettirilerek ödenengümrük ve katma değer vergilerinin faiziyle birlikte geri verilmesi istemiyleaçmış olduğu davalarda, Mahkemece faiz isteminin reddedilmesinin mülkiyethakkını ihlal ettiğini ileri sürmüştür.
22. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) kararlarında fazla ödenen vergi iadelerinin faizsiz yapılmasıhalinde ihlal kararı verilebildiği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne(Sözleşme) Ek (1) No.lu Protokol’ün vergi konusunda devletlere geniş takdiryetkisi sağladığı, bununla birlikte bu amaçla yapılan müdahalelerin de ölçülüolması ve paranın enflasyon karşısındaki değerinin korunması gerektiği veAnayasa’nın 35. maddesine ilişkin şikâyet incelenirken bu hususların göz önündebulundurulması gerektiği yönünde beyanda bulunulmuştur.
23. Anayasa’nın “MülkiyetHakkı” kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
24. Anayasa'nın “Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
25. Sözleşme’ye Ek (1) No.lu Protokol’ün “Mülkiyetin korunması” kenar başlıklı 1.maddesi şöyledir:
“Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülkdokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancakkamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukungenel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetinkamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya dabaşka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez.”
26. Anayasa’nın 35. maddesi ve (1) No.lu Protokol’ün 1.maddesi benzer düzenlemelerle mülkiyet hakkına yer vermiştir. Her iki düzenlemede üç kural ihtiva etmektedir. Sözleşme’nin ilk cümlesi herkese mülkündenbarışçıl yararlanma hakkı verirken Anayasa daha geniş manada mülkiyet hakkınıtanımaktadır. Düzenlemelerin ikinci cümleleri ise kişilerin hangi koşullardamülkünden yoksun bırakılabileceğini ya da kişilere ait mülkiyetin hangikoşullarla sınırlandırılabileceğini hüküm altına almaktadır (B. No: 2013/817,19/12/2013, § 29).
27. Her iki düzenlemenin üçüncü cümleleri ise mülkiyetin kullanımınınkontrolü ya da düzenlenmesine ilişkindir. Anayasa’nın 35. maddesinin sonfıkrası mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağışeklinde hakkın kullanımına ilişkin genel bir ilkeye yer verirken, Sözleşme’ye Ek (1) No.lu Protokol’ün birinci maddesininikinci fıkrası devletlere mülkiyeti kamu yararına düzenleme ile vergiler vediğer katkılar ile cezaların tahsili konusunda gerekli gördükleri yasalarıuygulama konusundaki haklarını saklı tutarak tarafdevletlerin genel yarara uygun olarak “mülkiyetinkullanımını kontrol” yetkisine sahip olduklarını kabul etmektedir. Bununlaberaber Anayasa’nın birçok maddesi ilgili olduğu hususta devlete mülkiyetinkullanımının kontrolü ya da düzenleme yetkisi vermektedir (B. No: 2013/1301,30/12/2014, § 47).
28. AİHM’e göre ikinci ve üçüncü kurallar,mülkiyetten barışçıl yararlanma ilkesi şeklinde ifade edilen birinci kuralınözel görünüm şekilleridir ve bu nedenle genel nitelikli birinci kuralın ışığıaltında anlaşılmaları gerekmektedir (Jamesve Diğerleri/Birleşik Krallık [GK], B. No: 8793/79, 21/2/1986, §37).
29. Somut başvuruya konu davada başvurucu yurt dışından ithalettiği emtianın beyannamelerini tescil ettirmek istemiş, İdarenin ithal edilenmalların satış faturalarındaki fiyat yerine Tebliğ’de belirtilen fiyata göretescil işlemlerini yapacağını belirtmesi üzerine tescil anında idarecebelirlenen fiyat üzerinden hesaplanan iki beyannameyi ihtirazı kayıt düşerektescil ettirmiş ve tahakkuk eden gümrük ve katma değer vergilerini ödemiştir.Başvurucu daha sonra Mahkemeden, ödenmesi gereken vergiden daha fazla vergiödediği gerekçesiyle fazla ödediği vergilerin faiziyle iadesini talep etmiştir.Mahkeme 2008 yılında verdiği kararlarla, davalı idarece, belirtilen satışbedelinin gerçek olup olmadığına dair herhangi bir somut tespit bulunmaksızınticari bir değeri bulunmayan ve teklif niteliğinde olan proforma fatura ilereferans olarak kabul edilen fiyatın esas alınarak vergi tahakkuk ettirilmesinehukuken imkân bulunmadığı gerekçesiyle davayı kısmen kabul etmiş ve fazlaödenen vergilerin iadesine karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararları,Danıştay’ın onama ve karar düzeltme talebini reddeden kararları ilekesinleşmiştir.
30. Başvurucunun yapmış olduğu ödemelerden emtianın alışfiyatı ile Tebliğ’de belirtilen fiyatlar arasındaki farka tekabül eden kısmınfazla ve yersiz alındığı Mahkeme kararlarıyla kesinleşmiştir. Alınmamasıgerektiği halde tahsil edilen bedellerin bu husustaki mahkeme kararıkesinleştikten sonra ödenmesi gereken vergi ile ilgisi kalmamış ve devlet içinborç, başvurucu için alacak haline dönüşmüştür. Bu durumda mülkiyet hakkıyönünden yapılan incelemenin, vergilerin tahsilini de kapsayan mülkiyetinkullanımının kontrolü yönünden değil, 1 No.lu Protokol’de ifade edildiğişekliyle bireylerin mülklerinden barışçıl yararlanmaları hakkı veya Anayasa’daifade edildiği şekliyle bireylere tanınan geniş anlamda mülkiyet hakkıkapsamında yapılması gerekmektedir (B. No: 2013/28, 25/2/2015, § 33).
31. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 213 sayılı Kanunu'nun 112.maddesine 4369 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile eklenen (4) numaralı fıkrada yeralan fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesine mahkemece kararverildikten üç ay sonra halen ödenmemesi halinde faiz ödeneceğine dair hükmüiptal ettiği 10/2/2011 tarih ve E.2008/58, K.2011/37 sayılı kararında; “Vergi, devletin vatandaşlardan kamu gücüne dayalı vekarşılıksız tahsil ettiği bedel olsa da idarece yapılmış olan vergitahsilâtının fazla veya yersiz olduğu tespit edildikten sonra bu tahsilât,mükellefler için bir 'alacak' haline gelmektedir.” ifadesiyleidarelerin vergi adıyla fazla veya yersiz tahsil ettikleri bedellerin, bukonudaki mahkeme hükmü ile devlet için borç, bireyler için alacağa dönüştüğükabul edilmiştir (B. No: 2013/28, 25/2/2015, § 34).
32. Anayasa ve Sözleşmenin ortak koruma alanında yer alanmülkiyet hakkı, mevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Birkişinin hâlihazırda sahibi olmadığı bir mülkün, mülkiyetini kazanma hakkı,kişinin bu konudaki menfaati ne kadar güçlü olursa olsun Anayasa ve Sözleşme'yle korunan mülkiyet kavramı içerisinde değildir.Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda, bir "ekonomik değer" veya icrası mümkünbir "alacağı" eldeetmeye yönelik "meşru bir beklenti",Anayasa'nın ve Sözleşme'nin ortak koruma alanında yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Bkz. B. No: 2012/636, 15/4/2014, § 36-37).
33. Alacak hakkı, mülkiyet hakkı kapsamında kişilerin temelhaklarındandır (E.2008/58, K.2011/37, K.T. 10/2/2011). Asıl alacağa bağlı feribir hak olan faiz alacağı da hak sahibine maddi bir menfaat sağlaması sebebiyleekonomik bir değer olarak Anayasa ve AİHS'in ortakkoruma alanında yer alan mülkiyet hakkı kapsamında olup, asıl alacağa bağlıfaiz talebi de bu hakkın sağladığı güvenceden yararlanabilir (B. No: 2013/28,25/2/2015, § 36).
34. Anayasa Mahkemesi, yapılan bir itiraz başvurusu sonucunda4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinde yer alan ve somut başvuruya konu davadauygulanan hükmü, 22/5/2014 tarih, E.2013/104, K.2014/96 sayılı kararıyla yineAnayasa’nın 2. ve 35. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Ancak somutbaşvuruya konu dava, bahsedilen iptal kararından önce kesinleşmiştir.
35. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarak güvencealtına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye başkasının hakkına zarar vermemek veyasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla, sahibi olduğu şeyi dilediğigibi kullanma, ürünlerinden yararlanma ve tasarruf etme olanağı veren birhaktır. Anayasa’ya göre bu hakka ancak kamu yararı nedeniyle ve kanunlasınırlama getirilebilir. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlakbir hak olmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir(B. No: 2013/817, 19/12/2013, §§ 28, 32).
36. Anayasa’nın 35. ve 13. maddeleri, mülkiyet hakkınagetirilecek sınırlamaların kamu yararı amacıyla ve kanunla yapılmasıgerektiğini hüküm altına almaktadır. (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 31).Başvurucunun mahkeme kararıyla elde ettiği alacağa faiz veya enflasyon farkıödenmeyerek getirilen sınırlandırmanın 4458 sayılı Kanun’un 216. maddesinde yeralan ve uygulandığı dönemde yürürlükte olan açık hükme dayanılarakgerçekleştirildiği açıktır.
37. Bahsedilen düzenleme ile elde edilmek istenen kamu yararı,kamu için öncelikli, genel menfaatleri koruyan, kamu hizmetlerinin sürdürülmesiiçin zorunlu bir durum olmayıp sadece Devlete başkasının mülkü üzerindesebepsiz ve karşılıksız biçimde tasarruf etme hakkını vermektedir (E.2013/104,K.2014/96, 22/5/2014). Bununla birlikte Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuruincelemesinde açıkça temelden yoksun veya keyfi olduğu anlaşılmadıkça yetkilikamu organlarının kamu yararı tespiti konusundaki takdirine müdahaleetmemektedir (B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 36). Söz konusu hükmün kamuHazinesini koruma amaçlı olduğu ve devletin giderlerini arttırmayı engellemeyiamaçladığı ve bu konuda başvurucunun da bir şikâyeti olmadığı anlaşıldığındanmüdahale edilen başvurucunun mülkiyet hakkı ile ulaşılmak istenen kamu yararı arasındaadil bir denge kurulup kurulmadığı incelenecektir.
38. Anayasa’nın 35. maddesine göre kişilerin mülkiyet haklarıancak kanunla öngörülmüş usullerle ve kamu yararı gereği sınırlanabilir.Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyethaklarına getirilen sınırlamanın hakkın özüne dokunmaması ve ulaşılmak istenenkamu yararı ile bireyin sınırlandırılan hakkı arasında adil bir dengeninkurulması gerekir.
39. Başvurucu kendisinden fazla veya yersiz tahsil edilen bedellereamme alacaklarına uygulanacak faizin uygulanmasını talep etmektedir. Bahsedilenfaiz oranı bazı kamu alacaklarının tahsilinde belli koşulların gerçekleşmesihalinde ve Anayasa’nın 46. maddesindeki düzenlemeye göre de taksitle ödenmesinekarar verilen kamulaştırma bedellerinin ödemesinde uygulanmaktadır. Bunundışında fazla veya yersiz tahsil edilen vergilerin iadesi gibi durumlarda ammealacaklarına uygulanan en yüksek faiz oranının işletilmesine yönelik bir yasaldayanak veya yargı kararlarıyla oluşmuş ve istikrar kazanmış bir uygulamabulunmamaktadır (B. No: 2013/28, 25/2/2015, § 44).
40. Bununla birlikte vergi adı altında tahsil edilen vemahkemelerce fazla veya yersiz olduğuna karar verilen tahsilâtların iadesindetahsilât ve iade arasında geçen sürede iade edilen bedelin enflasyon karşısındadeğerinde meydana gelen aşınmayı ve bu sürede bireylerin bu bedellerdenyararlanamamaları nedeniyle meydana gelen zararlarını telafi etmek ve gerçekkarşılığını geri ödeyebilmek amacıyla, bu bedellere faiz veya enflasyon farkıişletilmesi mümkündür (B. No: 2013/28, 25/2/2015, § 45).
41. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonraödenmesi durumunda arada geçen sürede enflasyon nedeni ile paranın değerindeoluşan hissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelintasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı dabulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerekhaksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).
42. Nitekim AİHM, haksız olarak tahsil edilen verginin beşyıl beş ay sonra faizsiz olarak iade edilmesini, belli bir meblağdan yararlanmahakkı uzun süre engellenen şahsın, mali durumunda önemli ve kesin zararlaraneden olunduğu, bu durumun sürdürülmesi gereken genel yarar ile kişi yararıarasındaki dengeyi bozduğu, şahıs üzerine aşırı yük yüklediği gerekçesiylemülkiyet hakkının ihlali olarak değerlendirmiş ve mülkiyet hakkı çiğnenen şahsafaiz ödenmesi gerektiğine karar vermiştir (Bkz., Eko-Elda Avee/Yunanistan,B.No: 10162/02, 9/3/2006). Başka bir kararda iseAİHM, yersiz tahsil edilen ve faiziyle iade edilen vergi nedeniyle mükellefinbu süre içinde daha yüksek faizle borçlanmak zorunda kalmasını mülkiyethakkının ihlali olarak değerlendirmiştir (Bkz., Buffalo S.r.l. in Liquidation/İtalya, B. No:38746/97, 22/7/2004).
43. Somut başvuruya konu davada başvurucunun daha önce ihtirazi kayıtla verdiği beyannamelerle hesap edilen gümrükve katma değer vergilerini 22/5/2007 ve 15/6/2007 tarihlerinde gümrükmüdürlüğüne ödediği ve fazla ödediğini iddia ettiği bedellerin iadesi amacıylaaçtığı davalarda Mahkemece 28/02/2008 tarihli, ödenen vergilerin faizsiz olarakiade edilmesi yönündeki kararların ise Danıştay Yedinci Dairesinin 14/2/2012tarihli kararlarıyla onandığı ve aynı Dairenin 27/6/2013 tarihli karar düzeltmebaşvurularını reddeden kararıyla kesinleştiği görülmektedir. Başvurucu, fazlaveya yersiz tahsilât yapıldığı tarihler ile açtığı davaların lehinesonuçlanması sonrasında yapılan iade tarihleri arasında geçen sürede mülkünündeğerinde meydana gelen aşınma nedeniyle enflasyona bağlı olarak mağduredildiği gibi, bu süre zarfında sahibi olduğu ve kendisinden haksız olarakalındığı anlaşılan bedelleri kullanma, tasarruf ederek veya yatırıma dönüştürerekgelirinden yararlanma imkânından da mahrum kalarak mağdur olmuştur.Başvurucunun bir tacir olduğu dikkate alındığında ayrıca kendisinden fazla veyayersiz olarak tahsil edilen meblağı ticari faaliyetlerinde kullanarak gelirelde etme imkânından da bu süre zarfında mahrum kaldığı ve bu durumunbaşvurucudan yapılan hatalı vergi tahsilinin başvurucuya olumsuz etkisiniarttıracağı söylenebilir (B. No: 2013/28, 25/2/2015, § 50).
44. Anayasa Mahkemesinin 22/5/2014 tarihilikararıyla iptal edilen ancak somut başvuruya konu davada uygulanan kural, kamukurumları ile kişiler arasında kamu idarelerinin kamu gücüne dayalı yetkilerinikullanırken hatalı işlemleri nedeniyle oluşan alacak-borç ilişkilerininalacaklı olan kişilerin aleyhine, kamu kurumlarının da lehine bozulmasınasebebiyet vermektedir. Ayrıca kural, kamu kurumlarının borcunu ödemesinigeciktirmede teşvik edici olmakta ve vatandaşların Devlete olan güven duygusunusarsmaktadır (AYM, E.2013/104, K.2014/96, 22/5/2014).
45. Başvurunun değerlendirilmesi neticesinde, somut başvuruyakonu davada idarece vergi adıyla fazla ve yersiz tahsil edilen ve Mahkemekararıyla iadesine karar verilen bedellerin ödenmesinde 4458 sayılı Kanunun216. maddesi gereği faiz uygulanmadığı, bahsedilen kanun maddesinin somutbaşvuruya konu davanın kesinleşmesinden sonra 22/5/2014 tarihinde iptaledildiği, ülkemizin ekonomik koşulları dikkate alındığında başvurucudan fazlaveya yersiz yapılan tahsilâtların tarihi ile iadesi amacıyla açılan davalarınbaşvurucu lehine sonuçlanması arasında geçen sürede enflasyona bağlı olarakmeydana gelen değer kaybı ve başvurucunun bu süre zarfında kendi mülkünükullanma, tasarruf etme, yararlanma hakkından mahrum kalması nedenleriylemağdur olduğu, mağduriyete hatalı vergi tahakkuk ve tahsil işlemlerinin nedenolduğu, uygulamanın alacaklı-borçlu ilişkisinin alacaklı başvurucu aleyhine vegümrük idaresi lehine bozulmasına yol açtığı, bahsedilen mağduriyetler dikkatealındığında, başvurucunun üzerine haklı gösterilemeyecek şekilde orantısız veaşırı yük bindiği ve ulaşılmak istenen kamu yararı ile başvurucunun mülkiyethakkı arasında kurulması gereken adil dengenin bozulduğu sonucuna ulaşılmıştır(B. No: 2013/28, 25/2/2015, § 52).
46. Belirtilen nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun50. Maddesi Yönünden
47. Başvurucu, kendisinden fazla veya yersiz tahsil edildiğiMahkeme kararıyla sabit olan bedellerin faizsiz iade edilmesinin mülkiyethakkını ihlal ettiğini ileri sürerek bilirkişi marifetiyle tahsilât ve ödemetarihleri arasında geçen sürede işlemiş faizin tespit edilerek kendisineödenmesini talep etmektedir.
48. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
49. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, hatalı vergitahsili işlemi nedeniyle başvurucudan yersiz veya fazla tahsil edilenvergilerin iadesinde faiz veya enflasyon farkı ödenmemesinden kaynaklandığındanve başvurucunun meydana gelen mağduriyetinitespit ederek telafi edecek şekilde yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyapılmak üzere dosyanın ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekir.
50. Başvurucu tarafından maddi tazminat talep edilmiş olmaklabirlikte, başvurucunun mağduriyetine giderecek şekilde yeniden yargılama yapmaküzere kararın ilgili Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesinin başvurucununihlal iddiası açısından yeterli bir tazmin oluşturacağından başvurucunun madditazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
51. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 198,35 TL harçtan ve 1.500,00 TL vekâlet ücretindenoluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine kararverilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Başvurunun KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmak üzere kararın ilgili mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
6/5/2015 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.