TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ASKER YURTSEVER BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/15978)
Karar Tarihi: 4/4/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Recai AKYEL
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucu
:
Ali Asker YURTSEVER
Vekili
:
Av. Sevil ARACI BEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerlik hizmeti sırasında ateşli silah yaralanmasısonucu ölüm olayının meydana gelmesi ve bu ölüm olayına ilişkin etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi nedenleriyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 1/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu soruşturmadosyasından tespit edilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu TaburKomutanlığı (Gelibolu/Çanakkale) emrinde asker iken 3/1/2012 tarihinde yaşamınıyitiren 1980 doğumlu D.Y.nin kardeşidir.
A. D.Y.nin AskereAlınması ve Ölümü
9. Başvurucunun kardeşi D.Y. 31/7/2011 tarihinde kısa dönemolarak askere sevk edilmiş ve 12/8/2011 tarihinde 15'inci Piyade Eğitim Tugayı22'nci Piyade Eğitim Alayı 1'inci Havan Eğitim Tabur Komutanlığına (Amasya)teslim olmuştur. D.Y., eğitim birliğine katılması üzerine 12/8/2011 tarihindeyapılan Psikososyal Risk Faktörü Tarama Anketi'nde"Daha önce ruhsal (psikolojik) bir rahatsızlık geçirdiniz mi? Son bir kaçyıl içerisinde ruhsal (psikolojik) rahatsızlık geçirdiniz mi? Şimdiye kadarkendinize zarar vermeye/öldürmeye yönelik herhangi bir teşebbüsünüz oldu mu?Son zamanlarda kendinizi öldürmeyi düşündünüz mü?" gibi sorulara"Hayır" cevabını vermiştir. D.Y., aynı tarihte psikolojik danışmanile de bir görüşme gerçekleştirmiştir. Yapılan anket ve görüşmeden sonra D.Y.nin Rehberlik ve Danışma Merkezine (RDM) sevkiningerekmediği değerlendirilmiştir.
10. D.Y., Amasya'daki askerlik eğitimini tamamlamasını müteakip28/8/2011 tarihinde 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığınateslim olmuştur. D.Y., burada yapılan PsikososyalRisk Faktörü Tarama Anketi'nde de kendi el yazısıyla herhangi bir psikolojiksorununun bulunmadığını belirtmiştir.
11. D.Y. 7/9/2011 tarihinde birlik revirinde sağlıkmuayenesinden geçirilmiştir. Bu muayenede D.Y.ninsağlık durumunun normal olduğu değerlendirilmiştir.
12.D.Y., daha sonra 19/9/2011 tarihinde göğüs ağrısı ve nöropatik ağrı şikâyeti ile birlik revirine müracaatetmiştir. D.Y., birlik revirinde yapılan muayeneden sonra Gelibolu AskerHastanesi Dâhiliye Polikliniğine sevk edilmiştir. Gelibolu Asker HastanesiDâhiliye Polikliniğine sevk edilen D.Y., burada 20/9/2011 tarihinde muayeneolarak sol kol ve bacakta uyuşma ve DSNtanıları ile Çanakkale Asker Hastanesi Nöroloji Polikliniğine sevk edilmiştir.Bu muayenede ayrıca D.Y.nin aynı hastanenin KulakBurun Boğaz (KBB) Polikliniğince görülmesinin uygun olacağıdeğerlendirilmiştir. Bunun üzerine 22/9/2011 tarihinde Çanakkale Asker Hastanesinegiden D.Y.nin Çanakkale Asker Hastanesi KBBPolikliniğince yapılan muayenesinde acil tedavi gerektirir bir durumununolmadığı değerlendirilmiştir. Aynı gün Çanakkale Asker Hastanesi NörolojiPolikliniğince yapılan muayenede ise D.Y.den kan tetkikiistenmiş, ertesi gün D.Y.ye fibromiyalji (yumuşak doku romatizması) tanısıkonularak reçete düzenlenmiştir. Reçetedeki tanı kısmına fibromiyalji tanısına ilave olarak anksiyete bozukluğutanısı eklenmiştir. Reçeteye de"B..."ve "C..." adlıiki ilaç yazılmıştır. Soruşturma kapsamında alınanbilirkişi raporuna göre bu ilaçlardan ilki B12 vitamini eksikliği durumlarındaverilen vitamin ilacı, ikincisi ise antidepresanolarak bilinen aynı zamanda anksiyete bozukluklarındada kullanılabilen bir ilaçtır.
13. D.Y., Komutanlık makamına yazdığı "Komutanım nişamlımla düğünhazırlıkları ve ev eşyalarını ayarlamak maksadı ile 01-10 Aralık 2011 tarihleriarasında planlı olan iznimi, 17/10/2011 tarihinden itibaren 10 gün kullanmakistiyorum. Gereğinin yapılmasını arz ederim." şeklindeki birdilekçeyle izin talebinde bulunmuştur. Talebi kabul edilen D.Y. 17/10/2011 ile2/11/2011 tarihleri arasında (altı gün yol izni dâhil) izin kullanmıştır.
14. Kullandığı izin sonrasında askerlik hizmetine devam edenD.Y. belli bir eğitimden geçerek çavuş diploması almıştır.
15. D.Y. 10/11/2011 tarihinde birlik revirine müracaat etmiş veburada muayene olmuştur. Muayene neticesinde D.Y.ye durumsal anksiyete bozukluğu teşhisikonularak RDM ile görüşmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir. RDMkayıtlarında D.Y. ile bu tarihten sonra herhangi bir görüşme gerçekleştirilipgerçekleştirilmediğine ilişkin bir bilgi mevcut değildir.
16. Soruşturma kapsamında ifadesi alınan tanık beyanlarına göreD.Y. 3/1/2012 tarihinde nöbetçi çavuş olduğu için 01.45-03.45 saatlerinde 3No.lu kulede nöbetçi olan erleri uyandırmış, 3 No.lu kulede nöbet tutacakerleri önce doldur-boşalt istasyonuna götürmüş, akabinde ise hep birlikte nöbetkulesine doğru yürümeye başlamışlardır. Bu sırada D.Y., nöbetçi erlerdenbirinin silahını almış ve onlardan daha hızlı bir şekilde nöbet yerine doğrugitmeye başlamıştır. D.Y. ile nöbetçi erler arasındaki fark yaklaşık 100 metreiken D.Y.nin bulunduğu yerden bir el silah sesigelmiştir. Sesin geldiği yere gidilmesi üzerine D.Y.ninyaralanmış hâlde yerde yattığı görülmüştür. Bunun üzerine D.Y., hastaneyegötürülmüş ise de kurtarılamayarak yaşamını yitirmiştir. Hastane kayıtlarında, D.Y.nin saat 02.30'da askerî ambulansla exduhul (ölü) olarak hastanenin acil servisine getirildiği, yaklaşık bir saat onbeş dakika kardiyopulmoner resüsitasyon(CPR) uygulanmış ise de hastanın CPR'ye cevapvermediği, bu sebeple hastanın öldüğünün kabul edildiği belirtilmiştir.
B. Ceza SoruşturmasıSüreci
1. Soruşturma KapsamındaYapılan İlk İşlemler ve Alınan Raporlar
17. 18'inci Mekanize Piyade Tugayı Topçu Tabur Komutanlığıyetkilileri, saat 03.15 sıralarında Kara Kuvvetleri Komutanlığı 2'nci KolorduKomutanlığı Askerî Savcılığı (Askerî Savcılık) nöbetçi askerî savcısına D.Y.nin ateşli silah yaralanması sonucu ağır yaralı olarakGelibolu Devlet Hastanesine kaldırıldığını bildirmiştir. Yetkililer saat 03.45sıralarında ise askerî savcıyı tekrar arayarak D.Y.ninyaşamını yitirdiğini bildirmiştir. Bunun üzerine, gecikmesinde sakınca bulunanhâl olarak değerlendirilen olay hakkında resen soruşturma başlatılmıştır. Bukapsamda Gelibolu İlçe Jandarma Komutanlığı Olay Yeri İnceleme ekibi saat04.15'te hastaneye ulaşmış ve askerî savcının da hastaneye gelmesi üzerine ölümuayene işlemi gerçekleştirilmiştir.
18. Ölü harici muayenesinde, D.Y.ningöğüs kemiklerinin birleştiği yerde bir adet mermi giriş deliği, sırtının solbölgesinde ise bir adet mermi çıkış deliği tespit edilmiştir. Ölü haricimuayenesi sırasında D.Y.nin el ve yüz svapları alınmıştır. Ölü harici muayenesinde ayrıca D.Y.nin üzerindeki giysiler incelenerek muhafaza altınaalınmıştır. Bu kapsamda yapılan incelemede D.Y.ninkamuflaj pantolonunun sağ arka cebinde bir adet not defteri bulunmuştur. Notdefteri kanla kaplı olduğu için içinde sadece bir kısmı okunabilen aşağıdakinot bulunmuştur:
"Ben [D.Y] ölümümün asker... ilgisi yoktur. Tamamen sivil...öldürüyorum kendimi. Bu iş bir onur ve g... selesidir. Beni bir tek ölü... umarımyanılmam."
19. Ölü harici muayesinden sonraaskerî savcı eşliğinde olay yerine gidilmiş ve olay yeri incelemesi işlemigerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda olay yerine 2 No.lu nöbet kulesi ile 3 No.lunöbet kulesinin yollarının kesiştiği yerden 50 metre daha 3 No.lu nöbetkulesine doğru devam edildiğinde ulaşıldığı, zemini toprak yol olan olayyerinde bir miktar kan olduğu, yolun sol tarafında bir adet boş kovan bulunduğutespitleri yapılmıştır. Olay yerinden sonra koğuşlar bölgesine gidilmiş ve buradada çeşitli incelemeler yapılmıştır. Akabinde ise olayda kullanıldığı belirtilenve tabur komutanının odasında muhafaza altına alınan silahın incelemesinegeçilmiştir. Tozlama usulü ile silah üzerinde parmakizi incelemesi yapılmış ancak silah üzerinde herhangi bir ize rastlanmamıştır.Yapılan incelemelerden sonra silah kriminal incelemeiçin muhafaza altına alınmıştır.
20. Olay anında D.Y. ile birlikte nöbet kulesine giden Topçu ErM.Ç. ile Topçu Er E.Ü.nün el ve yüz svapları alınmıştır. Bu kişilerin olay anındakikamuflajları da atış artığı incelemesi için muhafaza altına alınmıştır.
21. Ölü harici muayenesi işlemine katılan doktorlar, kesin ölümsebebinin klasik otopsi işlemi yapılarak tespit edilmesinin yerinde olacağınıbelirtmiştir. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla klasik otopsiyapılmasına karar verilmiştir.
22. Başvurucu 4/1/2012 tarihinde Savcılığa sunduğu bir dilekçeile kardeşinin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiğinin kendilerinesöylendiğini; ancak, bu konuda kendilerinin şüphe duyduğunu belirterekyapılacak otopsi işlemine Dr. Ş.K.F.nin de gözlemcisıfatı ile hazır bulundurulmasını talep etmiştir.
23. Bunun üzerine kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla 4/1/2012tarihinde klasik otopsi işlemi gerçekleştirilmiştir. Otopsi işlemindebaşvurucunun dilekçesinde belirttiği Dr. Ş.K.F. de gözlemci sıfatıyla yeralmıştır.
24. Kesin ölüm sebebinin tespiti amacıyla yapılan klasik otopsiişlemi sonucunda hazırlanan 28/1/2013 tarihli otopsi raporunda; göğsün solunda ksifoidin hemen sol üst kısmında ateşli silah mermiçekirdeği giriş deliği, sırt sol yanda ise ateşli silah mermi çekirdeği çıkışdeliği olduğu, atışın bitişik atış mesafesinden yapıldığı, ölümün ateşli silahyaralanmasına bağlı kot kırığıyla birlikte iç organ yaralanması sonucu meydanageldiği belirtilmiştir. Raporda ayrıca iç organlarda yapılan sistematik toksikolojik analiz sonucunda kanda alkol (etanol ve metanol) bulunmadığı, bununla birlikte 286 ng/ml paracetamol, 172 ng/ml atropin, 18,8 ng/ml chlorpheniramine bulunduğu, idrarda paracetamolve chlorpheniramine bulunduğu, göz sıvısında ise paracetamol, chlorpheniramine ve pseudoephedrin bulunduğu belirtilmiştir.
25. Askerî Savcılık, otopsi sonucunda kişinin kanında, idrarındave göz sıvısında bulunan maddelerin neler olduğu hususunda, Tıbbi FarmakolojiUzmanı Prof. Dr. H.E.A.dan bir bilirkişi raporudüzenlemesini istemiştir. Raporda, paracetamolmaddesinin ağrı kesici ve ateş düşürücü amaçlarla kullanıldığı, chlorpheniramine maddesinin sakinleştirici etkisinin olduğu,atropin maddesinin olaydan sonra hastaneye kaldırılan kişiye yapılan müdahaleesnasında verilen bir madde olduğu, pseudoephedrinmaddesinin ise soğuk algınlığı ve gribal durumlarda kullanıldığıbelirtilmiştir.
26. Olay yeri incelemesi neticesinde muhafaza altına alınanTopçu Er M.Ç.ye ait 003265 seri numaralı silah ile bir adet 5.65x45 mmçapındaki mermi kovanı gerekli tetkiklerin yapılması amacıyla Jandarma GenelKomutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Balistikİnceleme Laboratuvarına gönderilmiştir. Balistik İnceleme Laboratuvarının30/1/2012 tarihli uzmanlık raporunda; 003265 seri numaralı silahın ateşetmesine mani mekanik herhangi bir arızasının bulunmadığı, silahın denemeamaçlı kullanılması sonucunda patladığının görüldüğü, incelenmek için gönderilen5.65x45 mm çap ve tipindeki bir adet mermi kovanının 003265 seri numaralı tüfekile atılmış olduğu tespitleri yapılmıştır.
27. Başvurucunun kardeşi D.Y. ile Topçu Er M.Ç. ve Topçu Er E.Ü.nün el ve yüz bölgesinden atış artığı transfer kitiylealınan svaplar üzerinde Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal Daire Başkanlığı Kimyasal İnceleme Laboratuvarıgörevlileri tarafından atış artığı analizi yapılmıştır. Kimyasal İncelemeLaboratuvarı görevlileri tarafından hazırlanan 9/3/2012 tarihli uzmanlıkraporuna göre D.Y.nin sol el dış, sol el iç, sağ yüzve sol yüz bölgesinden alınan svaplarında atış artığıtespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Topçu Er M.Ç.ye ait sol el iç svabında da atış artığı tespit edilmiştir. Topçu Er E.Ü.den alınan svaplar üzerindeyapılan incelemede ise atış artıklarına rastlanmamıştır. Ölü muayene işlemineticesinde muhafaza altına alınan giysiler üzerinde yapılan atış artığıanalizi sonucunda ise D.Y.ye ait parkanın sol üst ön göğüs bölgesinde bir adetdelinmenin olduğu ve bu delinme bölgesinde atış artıklarının bulunduğu tespitedilmiştir. Uzmanlık raporunda, atış artıklarının dağılımı ve yoğunluğu dikkatealınarak atışın bitişik atış olduğu değerlendirilmiştir. Bunun yanı sıra TopçuEr M.Ç.ye ait hücum yeleği önünde de atış artığı tespit edilmiştir. Topçu ErE.Ü.ye ait giysilerde ise ise atış artığınarastlanmamıştır.
28. Askerî Savcılık, Topçu Er M.Ç.ye ait sol el iç svabında ve hücum yeleği önünde atış artığı bulunmasıhususu ile ilgili olarak da bilirkişi raporu istemiştir. Gelibolu Olay Yeriİnceleme Ekibi ve Kimlik Tespit Grup Amirliğinde görev yapan Polis MemuruS.F.Ü. tarafından hazırlanan raporda -Topçu Er M.Ç. ile Topçu Er E.Ü.nün soruşturma kapsamında verdiği ifadeler de dikkatealınarak- atış yapan kişilerle temas edilmesi hâlinde temas eden kişilere deatış artığı bulaşabileceği, bu sebeple D.Y.ye ve onun eşyalarına temas edenTopçu Er M.Ç. ile Topçu Er E.Ü.den atış artığıçıkabileceği, bunun yanı sıra el üstünde rastlanan atış artığının atışsırasında olan bulaşmaya, el içinde rastlanan atış artığının ise sonradanbulaşmaya işaret ettiği, bu sebeple Topçu Er M.Ç.ninel içi svaplarındaki atış artığının ateş etmedendeğil temastan kaynaklanabileceği yönünde değerlendirmeler yapılmıştır.
29. Askerî Savcılık, D.Y.ninkamuflajından çıkan notun ölen kişinin kendi elinden çıkıp çıkmadığının tespitedilmesi amacıyla da araştırmalar yapmıştır. Askerî Savcılık, kamuflajdan çıkannot ile D.Y.nin el yazı örneklerini içeren diğer bazıbelgeleri Jandarma Genel Komutanlığı Kriminal DaireBaşkanlığı El Yazısı ve Doküman İnceleme Laboratuvarına göndermiş ve söz konusunotun D.Y.ye ait diğer yazılarla mukayese edilmesini ve nihayetinde bir raportanzim edilerek Askerî Savcılığa gönderilmesini talep etmiştir. El Yazısı veDoküman İnceleme Uzmanları M.D. ile Y.Ç. tarafından hazırlanan 2/3/2012 tarihliuzmanlık raporunda, gönderilen yazı örnekleri üzerinde doküman inceleme(VSC-5000) ve makroskop (LEICA M 420) cihazı ilefiziki, optik, karakteristik inceleme ve karşılaştırmalar yapıldığıbelirtilmiş; yapılan bu incelemeler neticesinde kamuflajdan çıkan notun D.Y.nin elinden çıktığı kanaatine varıldığı bildirilmiştir.
2. Soruşturma Kapsamında İfadesi AlınanKişilerin Beyanları
30. Askerî savcı, olay yeri incelemesinden hemen sonra, D.Y. ilebirlikte nöbet kulesine doğru giden Topçu Er E.Ü. ile Topçu Er M.Ç.nin ifadesini almıştır. Topçu Er E.Ü.nün3/1/2012 tarihli ifadesi şöyledir:
"03. 01.2012 günü 01.45-03.45 saatleriarası "3 nolu kule" isimli nöbet yerindeTopçu Onb. [M.Ç.] ile birlikte nöbetim bulunmaktaydı. Buna istinaden nöbetçiçavuş Topçu Çvş. [D.Y.] tarafından saat 01.00 sıralarında uyandırıldım.Hazırlandım. Ardından [D.Y.] çavuşun komutasında [M.Ç.] ile birlikte öncesilahlığa oradan silahlarımızı alıp doldur boşalt istasyonuna gittik. Oradan dasöz konusu nöbet kulesinin bulunduğu tanksavar bölüğü önünden geçen toprak yoluaynı şekilde yani [D.Y.] çavuşun komutasında izlemek suretiyle kışlanın kuzeydoğusuna doğru yürümeye başladık. Bu şekilde yan yana yürürken [D.Y.] çavuş [M.Ç.den] tüfeğini önümüze domuz çıkma tehlikesi var diyeistedi. [M.Ç.] başta bir şey olmaz sürekli bu yolu gidip geliyoruz diyerektüfeğini vermek istemedi.[D.Y.] bu defa [M.Ç.ye] tüfeğini bana ver önümüze birşey çıkarsa senin üzerinde çelik yelek olduğundan müdahalede gecikebilirsindiyerek ikinci kez tüfeği istedi. Bunun üzerine [M.Ç.] toprak yolda yürürkentüfeği [D.Y.ye] verdi. O da tüfeği omzuna astı. Bir müddet bu şekilde yan yanayürüdük. 2 nolu nöbet kulübesine ayrılan yol ayrımınavarmadan 5-10 metre önce [D.Y.] hızlanarak önümüze geçti. Gittikçe aramızdakimesafe açılıyordu. Ancak koşmuyordu. [M.Ç.] arkasından "abi yavaş gityetişemiyoruz sana" dedi. O da "ben nöbetçilere fenerle işaretveriyorum siz arkamdan gelirsiniz" dedi ve yine hızlı hızlı yürümeye devametti. 3. nöbet kulesine doğru yürüyordu. Aramızdaki mesafe tahminen 20-30 metreolmuştu. Biz tam 2 nolu nöbet kulesine giden yolayrımına geldiğimiz noktada ilerden çavuş [D.Y.nin]bulunduğu noktadan bir el silah sesi geldi. Hemen oraya doğru koştuk. Önce[D.Y.] çavuşun yanına ben vardım. Onu ilk gördüğümde sırt üstü ayakları 2 nolu kuleyi yani İstanbul kara yolu tarafını gösterirvaziyette yerde sırt üstü yatıyordu. Kolları çok açık olmamakla birlikte ikiyana açılmıştı. [M.Ç.nin] HK-33 piyade tüfeği ise[D.Y.ye] göre sağdaydı ancak aradaki mesafeyi çok dikkat edemediğimdenhatırlayamıyorum. Benden 5-10 saniye sonra [M.Ç.] de geldi. Ben [D.Y.] çavuşunkafasını kaldırarak dizime koydum. Bu sırada hücum yeleğinin göğüs kısmındayırtılma olduğunu gördüm. Bu şekilde silahla göğsünden yaralandığını tahminederek hemen hücum yeleğini çıkarttım. Parkanın düğmelerini açtım. Bu sırada [D.Y.nin] üstündeki elbiselerin delindiğini gördüm. Deliktentenine doğru baktığımda küçük dairesel bir boşluk gördüm. Merminin buradan [D.Y.nin] vücuduna saplandığını anladım. Hemen karşıdaki 2 nolu nöbet kulesine AMM'yi veambulansı arayın diye bağırdım. Bu sırada [D.Y.] herhangi bir şey konuşmuyordu.Konuşacak durumda da değildi. Çünkü sadece iki kere derin nefes aldı. Gözleribir noktaya bakmıyordu. Bu şekilde ben ve [M.Ç.], [D.Y.] çavuşun başındabekledik. Yaklaşık 10 dakika sonra AMM ekibi geldi. Onlardan yaklaşık 5 dakikasonra da ambulans geldi. [D.Y.] çavuşu ambulansa bindirdik. Daha sonra [M.Ç.]yerde bulunan silahı kayışından tutmak suretiyle alarak AMM aracına koydu. [D.Y.yi] ambulansa koyduğumuzda sırt üstü yattığı yerdesırtına denk gelen toprak kesiminde kan lekeleri olduğunu gördüm. Oradan bizibölüğe götürdüler. Soruldu:
Cevaben: Biz [D.Y.] önümüzden giderken karanlık da olsa onu bir karartışeklinde dahi olsa görüyorduk. O da bizim gibi toprak yoldan yürüyerekgidiyordu. Hızlı hızlı yürüdüğünden aramız açıldı. Silah sesini duyana değinkendisini önümüzde gittiğini görmüştüm. Silah sesi geldiğinde yürüyüpyürümediğini görebilmem hem geride aynı hizada olmamızdan hem de karanlıkolmasından dolayı mümkün olmamıştır. Ancak belirttiğim gibi açıkça bir karartı,gölge gibi önümüzden hızlı adımlarla yürüdü ve yolun ortasındayken silah sesiduyuldu. Silah sesi duyulduğunda [D.Y.] eğildi mi bunu da ayrıntılı görmem mümkün değildi. Yolda önümüzde[D.Y.den] başkakimse yoktu. Ben [D.Y.yi] tanırdım ancak kendisiyle çok da samimi değildim, buyüzden herhangi bir sıkıntısı olduğunu bilmiyorum dedi."
31. Topçu Er M.Ç., yaşanan olayla ile ilgili olarak Topçu Er E.Ü.nün ifadesine benzer şekilde beyanda bulunmuştur.
32. Askerî savcı, olay anında 2 No.lu kulede nöbet tutan Er İ.A.ile Er K.S.nin ifadesini almıştır. Adı geçen erlerbirbiri ile uyumlu olarak özetle olay günü 2 No.lu kulede nöbetçi olduklarını,saat 02.00'ye beş on dakika kala kulenin karşısındaki yoldan üç kişiningeçtiğini, bu üç kişiden birinin diğer ikisinden daha önde olduğunu, öndekikişinin bir anda durduğunu ve kişinin elindeki fenerin söndüğünü, beş on saniyesonra bu kişinin bulunduğu yerden bir el silah sesi geldiğini, sesingelmesinden on on beş saniye sonra bir kişinin "Ambulansambulans." diye bağırdığını, karanlıkolduğu için bu kişilerin tam olarak hangi pozisyonda olduklarınıgöremediklerini, bunun üzerine hemen nöbet kulesinde bulunan ani müdahalemangası tuşuna bastıklarını, olay hakkında yetkililere telefonla da bilgiverdiklerini, bunun üzerine yaklaşık on dakika sonra ani müdahale mangasıaracının olay yerine geldiğini, bu sırada ambulansın da olay yerine geldiğini,şahsın ambulansa bindirilerek götürüldüğünü belirtmişlerdir.
33. Askerî savcı, ambulans takım komutanı olarak görev yapanAstsubay M.S.A.nın ifadesini almıştır. AstsubayM.S.A. ifadesinde özetle olayın gece saat 02.00 sıralarında kendilerinebildirilmesi üzerine hemen arazi tipi ambulansla olay yerine gittiğini,ambulanstan indiğinde intihar eden askerin nabzını kontrol ettiğini; ancaknabzının atmadığını fark ettiğini, askerin solunumunu kontrol ettiğinde solukalıp vermediğini gördüğünü, bunun üzerine kişiyi ambulansa koyduklarını vehastaneye gittiklerini, yol boyunca kişiye kalp masajı yaptığını, hastanede dekişiye kalp masajı uygulandığını ancak kişinin kalbinin çalışmadığınıbelirtmiştir.
34. Askerî savcı 4/1/2012 tarihinde D.Y.ninsamimi arkadaşlarından olan Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nünifadesini almıştır. Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesişöyledir:
"Ben 18'nci Mknz.p, Tug. Topçu Tb. 4'ncü Bt. K.lığındaBatarya Çavuşu olarak görev yapmaktayım. Aynı bataryada görev yapmamız nedeni ileTopçu Çvş. [D.Y.yi] tanırım. Bunun yanı sıra sonradan sonraya kendisiile gün geçtikçe daha fazla konuşmaya daha çok şey paylaşmaya başladığımıgördüm çünkü o da benim gibi üniversite mezunu kültürlü konuşabileceğim birçokkonu olan birisi idi. Bu yüzden farklı farklı konularda hoş vakitlerimiz,sohbetlerimiz oldu. Onu bu şekilde tanımaya başladım. Ekim ayı içerisinde iznegitmişti. İzine gitme nedenini de nişanlısı ile sorunları olduğunu bunuhalletmek için gidiyor olduğunu bana söylemişti. Hatta onun için İstabul'dan uçakla şuan hatırlayamadığım nişanlısınınbulunduğu Doğu Anadoluda bir şehre gideceğinibelirtiyordu. İzinden döndü, döndüğünde moralinin çok bozuk olduğunu gördüm.Konuşmuyordu, dalgındı, zayıflamıştı. Suratı sürekli asıktı. Sürekli sık sıksigara içiyordu. Bu yüzden kendisine ne oldu diye sordum. Bana nişanlısındanayrıldığını söyledi. Anlatımlarından kendisinin nişanlısını sevdiğini ancaknişanlısının kendisine karşı olan duygularından emin olamadığını belkide buna sebep olarak dünya görüşlerinin farklıolabileceğinden bahsetti. Ben de bir arkadaşı olarak kendisini teselli etmeyeçalışıyordum. Ancak yine ilerleyen günlerde aynı şekilde sıkıntılı bir ruh halivardı. Benzer davranışlar sergiliyordu. Sonra normale döner gibi oldu. Ölümünden2 veya 3 hafta önceki bir gün bana nişanlısının ailesinin onun için kendiailesinin aldığı hediyeleri ailesine iade ettiğini bu duruma çok üzüldüğünü, buhalde terhis olup eve gittiğinde o eşyaları görüp nişanlısını hatırlayacağını,bu durumun kendisini daha da üzeceğini hatta bu yüzden kendi ailesine dehediyeleri kabul etmelerinden dolayı kızdığını anlattı. Yine hatta eskisindendaha karamsar bir tabloya büründü. O kadar sık sigara içiyordu ki kendipaketini bitirip bizlerden istiyordu. Bu haberden sanırım ilk çarşı iznindeykenemanet bıraktığı cep telefonunu alıp nişanlısını yani ayrıldığını beyan ettiğı nişanlısını aradığını, cevap alamayınca mesajattığını, ona da gün içerisinde cevap gelmeyince bu duruma sinirlendiğinisöyledi. Yine ondan sonraki günlerde aynı şekilde mutsuz karamsar davranışlarsergilemeye devam etti. [D.Y.yi] öldüğü gecenin önceki akşamı yani Pazartesi akşamsaat 10.00 sıralarında silahlıkta gördüm. Ben de orada olmama rağmensilahlıktaki arkadaşım İ.B.ye gelerek bozuk paran var mı dedi. İ.B.den bozuk para aldı. Beni görmemiş gibi davranıyordu.Merhaba bile demedi. Ben de bir şey diyemedim. Ondan sonra da kendisini birdaha görmedim. Daha sonra çay ocağında görevli olan askerden öğrendiğime göre[D.Y.] o gün akşam çay ocağına gelip borcunukapatmış dedi. [D.Y.]bahsettiğimiz izin dönüşünde yaşadığı bu sıkıntılardan dolayı RDM'ye gitmişti ancak dönüşünde yeni katılan askerlerin RDM'de olduğunu görmüş ve daha sonra giderim diyerek geridönmüş. Sonrada bir daha RDM'ye gitmediğini biliyorum.Benim bilgim ve görgüm bunlardan ibarettir dedi."
35. Askerî savcı, yine D.Y.nin samimiarkadaşlarından biri olan Topçu Çavuş İ.B.ninifadesini almıştır. Topçu Çavuş İ.B., D.Y.ninkişiliği hakkında Topçu Çavuş H.Ö.Ö.nün ifadesinebenzer şekilde beyanda bulunmuştur. Topçu Çavuş İ.B. bu bağlamda Türk SilahlıKuvvetlerindeki "can dostu" uygulaması kapsamında D.Y. ileeşleştirildiğini, bu uygulama ile iki askerin birbirine göz kulak olmasının vebu askerlerden birinin sıkıntısının olması hâlinde diğerinin bu konudakomutanlara bilgi vermesinin amaçlandığını, can dostu uygulaması sayesinde D.Y.yi tanıma fırsatı bulduğunu, D.Y.ninaskerî birlikte en samimi olduğu kişinin kendisi olduğunu ifade etmiştir. TopçuÇavuş İ.B. ayrıca gözlemlediği kadarıyla D.Y.nin içinekapanık olma durumunun olduğunu, kendilerine her şeyini anlatmadığını, D.Y.nin ekim ayında izne gittiğini, izinden önce herhangibir sıkıntısının olmadığını, izinden döndükten sonra ise nişanlısındanayrıldığı için moralinin bozuk olduğunu, bu şekildeki ruh hâlinin kasım ayınınsonuna kadar devam ettiğini, bu vakitten sonra moral bozukluğunu üzerindenattığını gördüğünü ancak ölümünden iki hafta önce moralinin yine çok bozukolduğunu gördüğünü, bu durumun hediyelerin iadesinden kaynaklandığını öğrendiğinibelirtmiştir. Topçu Çavuş İ.B. ifadesinde son olarak D.Y.ninhiç kimseyle bir probleminin olmadığını, D.Y.ninherhangi biri ile en ufak bir tartışmaya girdiğini dahi görmediğini, zaten yaşıbüyük olduğu için herkesin ona "ağabey"dediğini ifade etmiştir.
36. İfadesi alınan Astsubay Ü.I. ise D.Y.ninçalışkan ve verilen emirleri zamanında yerine getiren disiplinli bir askerolduğunu ancak alıngan bir yönünün de bulunduğunu, bu yüzden onu kıracak birharekette bulunmamak için özen gösterdiklerini, Kasım ayı ortalarından bu yanagece nöbetçilerini yerlerine götürüp getirme işini askerlere göz kulak olabileceğidüşüncesiyle ona verdiklerini, onunla yaptığı konuşmalarda bir sıkıntısınınolduğunu ve bu yüzden ilgiye muhtaç olabileceğini düşünmediğini ifade etmiştir.
37. Askerî savcı 5/1/2012 tarihinde Topçu Üsteğmen H.Y.nin ifadesini almıştır. H.Y. ifadesinde özetle eğitimlibir asker olan D.Y.nin herhangi bir isteği olduğundabunu uygun bir dille kendilerine anlattığını, D.Y.ninEkim ayı içinde nişanlısıyla ev eşyası alışverişi yapacaklarını belirterekkendisinden izin istediğini, bunun üzerine D.Y.yiizne gönderdiğini, izin dönüşünde D.Y.yi uygulamagereği izin dönüş muayenesine gönderdiğini, muayenede D.Y.ye durumsal anksiyete bozukluğu tanısı konulması üzerine vizitecionbaşıya D.Y.yi RDM'yegötürmesi gerektiğini söylediğini, o gün RDM'dendöndüklerinde RDM'de yoğunluk olduğundan muayeneolamadıklarını söylediklerini, bunun üzerine ertesi gün bu kişileri bir kezdaha RDM'ye gönderdiğini, bu kez olumsuz bir dönüşolmadığını, bu yüzden muayene olmuştur diyerek konunun üzerinde durmadığını,zaten gözlemlerinde D.Y.nin resen RDM'yesevk edilecek düzeyde psikolojisinin bozuk olduğunu görmediğini, D.Y.nin sorunu olduğunda bunu rahatlıkla anlatacak biriolduğunu, ayrıca çalışkan ve disiplinli bir asker olduğunu belirtmiştir.
38. Askerî savcı vizite onbaşısı olarak görev yapan H.A.nın 5/1/2012 tarihinde ifadesini almıştır. H.A.ifadesinde özetle D.Y.yi izin dönüşlerinde rutinolarak yapılan muayene kapsamında revire götürdüğünü, revirdeki doktorun D.Y.yeanksiyete bozukluğu tanısı koyarak D.Y.nin RDM'ye sevkinin uygunolacağına karar verdiğini, bunun üzerine D.Y.yi RDM'ye götürdüğünü; ancak, RDM'yegittikleri gün yeni gelen askerlerin toplu muayenesi olduğundan sıra beklememekiçin daha sonra geliriz diyerek geri döndüklerini ancak daha sonragittiklerinde de yoğunluktan geri döndüklerini, D.Y.ninde bir daha gitmek istemediğini, zaten bir süre sonra D.Y.ninüzerindeki durgunluk ve moral bozukluğunun kalktığını ifade etmiştir.
39. Askerî Savcılık ayrıca D.Y.ninkullandığı telefon numarasından yapılan görüşmelerin dökümlerini incelemiştir.Askerî Savcılık bu inceleme neticesinde D.Y.ninolaydan önceki gün yani 2/1/2012 tarihinde eski nişanlısı ile 694 saniyelik birtelefon görüşmesi gerçekleştirdiğini tespit etmiştir. Bunun üzerine AskerîSavcı, istinabe yoluyla D.Y.nin eski nişanlısınınifadesini almıştır. D.Y.nin eski nişanlısı S.B.nin ifadesi şöyledir:
"[D.Y.] benim eski nişanlımdır. [D.Y.] askerden yıllık izine geldiği zaman kendisi ile 2011yılı Ekim ayında aramızdaki kişisel sebeplerden dolayı ayrıldık. Daha sonra[D.Y.] askere gitti ve biz bunun üzerinetelefonda görüşmedik. En son görüşmemiz, benim ailemin [D.Y.ye] ait eşyalarını ailesine göndermesi üzerine beniaradı. Bana "neden sana gönderdiğim eşyaları geri göndermişsin, bizimkonuşmamız böyle değildi. Benim eşyalarım sende, senin esyalarındabende kalacaktı" diye söyledi. Ben de ailemin geleneklerine göre hareketedeceğimi söyledim. Ailemin tüm eşyalarını göndermesi üzerine çok üzüldüğünüsöyledi. Bunun üzerine ben kendisine telefonu kapatalım fazla uzatmayalımdedim. O da bana hep senin istediğin mi olacak kapat deyince kapatacak mıyımdedi. Bunun üzerine kendisi bana tam hatırladığım kadarıyla "silahı alıpher gün kafama dayıyorum sen ve ailem üzülmeyin diye tekrardan silahı geribırakıyorum" şeklinde cümle kullandı. Ben de kendi kişilik yapısınıbildiğimden dolayı beni etkilemek için böyle konuştuğunu düşündüm ve bununüzerine ben de saçmalama böyle bir şey yapmazsın çünkü sen böyle biri değilsindedim. Daha sonra telefonu kapattığımı söyleyerek kapattım. Benim olay ileilgili bilgim bundan ibarettir dedi."
3. Soruşturma SonucundaVerilen Karar
40. Askerî Savcılık, soruşturma kapsamında elde ettiği tümverileri değerlendirerek D.Y.nin ölümünde herhangibir kişiye atfı kabil kusur ve ihmal bulunmadığı kanaatine varmış; 7/10/2013tarihli karar ile kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
41. Başvurucu 6/11/2013 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yerolmadığı kararına itiraz etmiş ve bu kararın kaldırılması talebindebulunmuştur. Başvurucu dilekçesinde özetle olay hakkında ayrıntılı biraraştırma ve inceleme yapılmadığını, D.Y.nin bilinenbir bunalım hâlinin ya da psikolojik bozukluğunun olmadığını, kardeşininintihar ettiğine inanmadığını, olayda başka karanlık noktalar olabileceğindenendişe ettiğini belirtmiştir. Başvurucu ayrıca olayın intihar sonucundagerçekleştiği kabul edilecek olsa dahi kardeşinin bu psikolojiye bürünmesindeetkin olan durumların, askerlik hizmetini yerine getirirken yaşadıklarınınetkili olması ihtimalinin hiç değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunuileri sürmüştür.
42. İtirazı inceleyen Kara Kuvvetleri Komutanlığı Beşinci KolorduKomutanlığı Askerî Mahkemesi (Askerî Mahkeme) soruşturmanın genişletilmesinekarar vermiştir. Askerî Mahkeme, Topçu Er M.Ç.ninkendi silahını D.Y.ye teslim etme yetkisinin olup olmadığı hususunun tam olarakaçıklığa kavuşturulamadığı sonucuna varmış ve bu eksikliğin tamamlanması içindosyanın Askerî Savcılığa gönderilmesine ve gerekli araştırmalar yapıldıktansonra dosyanın Mahkemeye iadesine karar vermiştir.
43. Askerî Savcılık bu kapsamda diğer bazı araştırmaların yanısıra Topçu Er M.Ç. ile Teğmen H.Y.nin ifadesinialmıştır. Topçu Er M.Ç. ifadesinde özetle D.Y.ninnöbet yerine doğru giderken "Ben sizdensorumluyum, bu güzergahta önümüze domuz çıkıyor." diyereksilahı istediğini, silahı ilk başta vermemesine rağmen D.Y.ninçekiştirerek silahı aldığını belirtmiştir. Teğmen H.Y. ise üst rütbe konumundaolan kişinin lüzum görmesi hâlinde erlerden silahlarını isteyebileceğini, olaygünü D.Y. nöbetçi çavuş olduğu için yanında bulunan erlerden silahlarınıistemesi hâlinde askerî teamüller gereği erlerin silahlarını D.Y.ye vermesigerektiğini ifade etmiştir.
44. Başvurucu 28/5/2014 tarihli dilekçe ile kovuşturmaya yerolmadığı kararına karşı ek bazı itirazlar ileri sürmüştür. Başvurucudilekçesinde özetle A.Y., M.Ç. ve E.K. adlı kişilerin olay günü saat 22.00sıralarında bölük teğmeni ile kardeşinin tartıştığını, teğmenin silahınındipçiği ile kardeşinin kafasına vurduğunuaktardığını,bu kişilerin tanıklığının çok önemli olduğunu zira kardeşinin intihar etmişolabileceğine inanmadığını ileri sürmüştür.
45. Askerî Mahkeme, soruşturmanın genişletilmesi üzerine yapılanaraştırmaları da dikkate alarak 13/8/2014 tarihli karar ile başvurucununitirazının reddine karar vermiştir. Askerî Mahkeme, kovuşturmaya yer olmadığıkararında açıklanan delillerin dosya kapsamıyla uyum arz ettiğini, mevcutdelillerin soruşturma konusu olayda D.Y.nin kendiisteği ve eylemiyle herhangi bir kişinin teşviki veya yardımı söz konusuolmaksızın hayatına son verdiği hususunda bir şüphe uyandırmadığını, ölenkişinin sıralı amirlerinin olayla ilgili herhangi bir ihmallerininbulunmadığını, D.Y.nin olay günü M.Ç.ninsilahını zorla aldığını, dolayısıyla M.Ç.nin deherhangi bir kusurunun veya sorumluluğunun bulunmadığını belirterek AskerîSavcılıkça D.Y.nin ölüm olayı ile ilgili olarakgerekli tüm soruşturma işlemlerinin yapılmış olduğu, eksik soruşturmayla kararverilmesinin söz konusu olmadığı, itiraza konu kovuşturmaya yer olmadığıkararında bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna ulaşmıştır. Askerî Mahkemeayrıca Ali Asker Yurtsever tarafından 28/5/2014 tarihli dilekçe ile ilerisürülen itiraz ve taleplerin olayla doğrudan bir bağlantısının bulunmadığını,Ali Asker Yurtsever'in iddia ettiği ve araştırılmasını talep ettiği olay ileölüm olayı arasında zaman ve mekân farkının bulunduğunu, iddia edilen şahıslailgili eylemlerin ayrı bir soruşturma konusu olabileceğini belirterek buitirazları da yerinde görmemiştir.
46. Bu karar 1/9/2014 tarihinde başvurucu vekiline tebliğedilmiştir.
47. Başvurucu 1/10/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
48. Başvurucu anılan olay sebebiyle Askeri Yüksek İdareMahkemesinde (AYİM) tam yargı davası açtığına dair herhangi bir bilgivermemiştir. Anayasa Mahkemesi, bu hususta AYİM Genel Sekreterliğine 3/8/2017tarihinde müzekkere yazmış ve söz konusu olay sebebiyle başvurucu tarafındanaçılmış bir tam yargı davasının bulunup bulunmadığını sormuştur. AYİMBaşkanlığı 4/8/2017 tarihli yazı ile kayıtlarında başvurucu adına bir davayarastlanmadığını bildirmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
49. İlgili hukuk için bkz.Coşkun Çiftler, B. No: 2014/18624, 22/2/2018, §§ 55-61; Kumrişan Akkuş ve SeferAkkuş, B. No: 2014/14672, 1/2/2017, §§ 45-56.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
50. Mahkemenin 4/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu, kardeşinin askerlik hizmetini ifa etmekte ikenateşli silah yaralanması sonucu yaşamını yitirmesi üzerine başlatılan cezasoruşturması sonucunda ölüm olayının intihar neticesinde gerçekleştiğigerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, kardeşinin bilinenbir bunalım hâlinin veya psikolojik bozukluğunun bulunmadığını, terhisinesadece on gün kalan kardeşinin intihar ettiğine inanmadığını, bu hususun çokkuşkulu olduğunu, kardeşinin ölümünün intihar sonucunda gerçekleştiği yönündekideğerlendirmelerin doğru olmadığını belirtmiştir.
52. Başvurucu ayrıca intihar nitelendirmesi kabul edilse bilekardeşinin bu duruma sürüklenmesi nedeniyle ve yine kardeşine yapılan ilkmüdahalenin gecikmesi sebebiyle yetkililerin sorumluluğunun bulunduğunu,kardeşinin devletin koruması ve gözetimi altında olduğu sırada hayatınıkaybettiğini, yetkili makamların bu gibi hâllerde askerleri hastaneyeyönlendirmesinin ya da hava değişimi gibi tedbirleri almasının gerektiğini,kardeşinin ölümünde ilgili tüm kurumların ve kuruluşların ihmalinin bulunduğunuifade etmiştir.
53. Başvurucu son olarak kardeşinin yaşamını yitirdiği olayailişkin ayrıntılı bir inceleme ve araştırma yapılmadan olayın intihar olduğunundeğerlendirildiğini, olayda başka karanlık noktalar olabileceği yönündeşüphelerinin bulunduğunu, kardeşinin intihar etmiş olduğu kabul edilse bileintihar kararında etkili olma ihtimali olan askerlik hizmetine ilişkinolayların etkisinin soruşturmada değerlendirilmediğini, olay günü bölük teğmeniile kardeşinin tartıştığına ve teğmenin kardeşinin kafasına silahının dipçiğiile vurduğuna ilişkin iddiaların araştırılmadığını, kardeşinin ölümünde ihmalî davranışla da olsa sorumlu kişilerin olabileceğiolasılığının hiç değerlendirilmemiş olmasının hatalı olduğunu, itirazmahkemesinin duruşmasız olarak karar verdiğini, soruşturma kapsamında toplanandeliller ve mütalaalardan kendisine bilgi verilmesi ve görüş bildirme olanağıtanınması gerekirken bunun yapılmadığını, sorumluluğu olduğu düşünülen kişilerile soruşturmayı yürüten kişiler asker olduğundan eşit ve adil bir soruşturmayürütülmediğini, itiraz merciinin verdiği karara karşı bir üst makama başvuruhakkının tanınmamasının eksiklik olduğunu belirtmiştir.
54. Başvurucu, yukarıdaki iddialarla yaşam hakkının, adilyargılanma hakkının ve etkili başvuru hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
55. Somut olayda başvurucu, kardeşinin bir cinayete kurbangitmiş olabileceğini; ancak, bu husus hakkında yeterli bir araştırmayapılmadığı için olayın aydınlatılamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıcaolay intihar olarak kabul edilse bile yetkili makamların bu intiharı önlemeyeyönelik görev ve yükümlülüklerini gereği gibi yerine getiremediğini, kardeşininölümünde ihmalî davranışla da olsa sorumlu kişilerinolabileceği olasılığının hiç değerlendirilmemiş olmasının bir eksiklik olduğunuiddia etmiştir.
56. Bu durum dikkate alındığında somut olayda başvurucunun temelolarak iki ayrı şikâyetinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu şikâyetlerdenbirincisi, olayın cinayet olduğu ancak bunun yeterince araştırılmadığı hususuile ilgilidir. Bu şikâyetlerden ikincisi ise kişinin yaşamının kendieylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşı korunamadığı ve olayda ihmaliolan görevliler hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği hususu ileilgilidir.
57. Bu iki şikâyetin niteliği itibarıyla birbirinden farklıolduğu açıktır. Bu farklılık, yaşam hakkı kapsamında tüketilmesi gereken uygunbaşvuru yolunun hangisi olduğu konusuyla da yakından ilgilidir. Çünkü yukarıdada belirtildiği üzere birinci şikâyet ölümün üçüncü kişi tarafından kasıtlıolarak gerçekleştirildiği, ikinci şikâyet ise askerî yetkililerin ihmalî davranışları sonucu yaşam hakkının korunamadığı vebu konuda etkili bir ceza soruşturması yürütülmediği iddiası ile ilgilidir. Busebeple mevcut başvurunun yaşam hakkı kapsamında iki farklı başlık altındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
58. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, yaşama, maddî ve manevî varlığınıkoruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
59. Anayasa’nın 5. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Devletin temel amaç ve görevleri, (...)kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriylebağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engellerikaldırmaya, insanın maddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartlarıhazırlamaya çalışmaktır.”
1. Ölüm Olayının ÜçüncüKişi ya da Kişilerce Kasıtlı Olarak Gerçekleştirildiğine İlişkin İddia
a. Genel İlkeler
60. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşam hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 50). Devletin negatif biryükümlülük olarak yetki alanında bulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı vehukuka aykırı olarak son vermeme, bunun yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarakyine yetki alanında bulunan tüm bireylerin yaşam hakkını gerek kamusalmakamların gerek diğer bireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerindenkaynaklanabilecek risklere karşı koruma yükümlülüğü bulunmaktadır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).
61. Pozitif yükümlülüklerin korumaya ilişkin maddi yönünün yanısıra usule ilişkin bir yönü de bulunmaktadır. Bu yükümlülük, doğal olmayan herölüm olayının sorumlularının belirlenmesini ve gerekiyorsa cezalandırılmasınısağlayabilecek etkili bir soruşturma yürütmeyi gerektirir. Bu soruşturmanıntemel amacı, yaşam hakkını koruyan hukukun etkili bir şekilde uygulanmasını vevarsa sorumluların hesap vermelerini sağlamaktır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 54).
62. Yaşam hakkına ilişkin bu usul yükümlülüğü olayın niteliğinebağlı olarak cezai, hukuki ve idari nitelikteki soruşturmalarla yerinegetirilebilir. Kasten veya kötü muamele sonucu meydana gelen ölüm olaylarındaAnayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin sorumluların tespitini vecezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminatdavaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi ihlaligidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §55).
63. Yaşam hakkı kapsamında yürütülmesi gereken cezasoruşturmalarının amacı yaşam hakkını koruyan mevzuat hükümlerinin etkili birşekilde uygulanmasını ve vuku bulan ölüm olayında varsa sorumluları vesorumluluklarını tespit etmek üzere adalet önüne çıkarılmalarını sağlamaktır.Bu, bir sonuç yükümlülüğü değil uygun araçların kullanılması yükümlülüğüdür.Anayasa'nın 17. maddesi hükümleri başvuruculara üçüncü tarafları belirli birsuç nedeniyle yargılatma ya da cezalandırma hakkı verdiği tüm yargılamalarınmahkûmiyetle ya da belirli bir ceza kararıyla sonuçlandırma yükümlülüğü verdiğianlamına gelmemektedir (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 56).
64. Soruşturmanın etkililik ve yeterlilik açısından temin adınasoruşturma makamlarının resen harekete geçmesi ve ölüm olayını aydınlatabileceksorumluların tespitine yarayabilecek bütün delillerin toplanması gerekmektedir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §57).
65. Ölüm olayına ilişkin yapılacak etkili bir soruşturmakapsamında yetkililerin, tanıkların ifadelerinin alınması, bilirkişiincelemeleri ve gerektiğinde yaralanmalar ile ilgili eksiksiz ve detaylı birrapor hazırlanmasına imkân verecek otopsinin yapılması, ölüm sebebinin objektifanalizinin yapılması ve söz konusu olaylarla ilgili kanıtların elde edilmesiiçin mümkün olan tüm tedbirlerin alınması gibi işlemleri yapmalarıgerekmektedir. Ölüm sebebinin veya olası sorumlulukların tespit edilmesiniolumsuz yönde etkileyecek nitelikteki her türlü eksiklik, etkili bir soruşturmayürütülmesi açısından risk teşkil edebilecektir (Meral Eşkili, B. No: 2013/7586,4/11/2015, § 89)
66. Ayrıca soruşturmada görevli kişilerin olaylara karışan veyakarıştığından şüphelenilen kişilerden bağımsız olması gerekir. Bu durum sadecehiyerarşik veya kurumsal bir bağlantı bulunmamasını değil aynı zamanda somutbir bağımsızlığı da gerektirmektedir (CemilDanışman, B. No: 2013/6319, 16/7/2014, § 96).
67. Yürütülecek ceza soruşturmalarının etkinliğini sağlayanhususlardan biri de teoride olduğu gibi pratikte de hesap verilebilirliğisağlamak için soruşturmanın veya sonuçlarının kamu denetimine açık olmasıdır.Buna ilaveten her olayda, ölen kişinin yakınlarının, meşru menfaatlerinikorumak için bu sürece gerekli olduğu ölçüde katılmaları sağlanmalıdır (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 58).
68. Yukarıda sayılanlara ek olarak yürütülecek soruşturmalardamakul bir süratte gerçekleştirilme ve özen gösterilme zorunluluğu da zımnen mevcuttur.Elbette ki bazı durumlarda soruşturmanın veya kovuşturmanın ilerlemesine engelolan unsurlar ya da güçlükler bulunabilir. Ancak bir soruşturmada ve devamındayapılan kovuşturmada yetkililerin hızlı hareket etmeleri yaşanan olayların dahasağlıklı bir şekilde aydınlatılabilmesi, kişilerin hukukun üstünlüğüne olanbağlılığını sürdürmesi ve hukuka aykırı eylemlere hoşgörü gösterildiği ya dakayıtsız kalındığı görünümü verilmesinin engellenmesi açısından kritik biröneme sahiptir (Deniz Yazıcı, B.No: 2013/6359, 10/12/2014, § 96).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
69. Başvurucu, kardeşinin ölümünün intihar sonucu gerçekleştiğiyönündeki değerlendirmelerin doğru olmadığını, bu husus hakkında etkili birsoruşturma yürütülmediğini ileri sürmüştür.
70. Yukarıda da belirtildiği üzere ölüm olayının üçüncü kişi yada kişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiği yönündeki şikâyetler ile ilgiliolarak soruşturma makamlarının, sorumluların tespitini ve cezalandırılmalarınısağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütme yükümlülüğübulunmaktadır. Kasıtlı bir eylem sonucu meydana gelen ölüm olaylarındamağdura/mağdurlara sadece tazminat ödenmesi yaşam hakkı ihlalini gidermek vemağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir. Dolayısıyla cinayetiddiasına ilişkin şikâyetler yönünden tüketilmesi gereken uygun başvuru yolununceza soruşturması olduğu açıktır. Bu nedenle somut olayda soruşturmamakamlarının cinayet iddiası ile ilgili olarak etkili bir soruşturma yürütüpyürütmediğinin incelenmesi gerekir.
71. Bu husus ile ilgili olarak öncelikle başvurucunun somutolayda sorumluluğu olduğu düşünülen kişiler ile soruşturmayı yürüten kişilerinasker olduğu, dolayısıyla eşit ve adil bir soruşturma yürütülmediği yönündekiiddialarına değinmek gerekir.
72. Anayasa Mahkemesi kararlarında sıklıkla belirtildiği üzere (Muharrem Baş, B. No: 2014/5391, 29/6/2016,§§ 97-107; Abubekir Yeşilkaya ve diğerleri,B. No: 2014/3973, 8/12/2016, §§ 109-118; SinanIşık, B. No: 2013/2482, 13/4/2016, §§ 65-80) yasal ve kurumsalolarak birtakım soru işaretlerinin mevcut olması tek başına, askerî savcılığınbağımsız ve tarafsız bir soruşturma yapmayacağı şeklinde yorumlanamaz.Başvurucuların bu hususta iddialarını destekleyecek olgu veya deliller sunmasıgerekir. Başvuru konusu olayda, gerek soruşturmayı yürüten Askerî Savcılığıngerekse itirazı inceleyen Askerî Mahkeme üyelerinin soruşturmanın seyrine etkiedecek ön yargılı ve taraflı bir tutumunun olduğunu ortaya koyan bir bulgusaptanmamıştır. Dolayısıyla somut olayda soruşturmanın bağımsızlığı vetarafsızlığı yönünden herhangi bir sorun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
73. Somut olayda başvurucu, kardeşinin üçüncü kişi ya dakişilerce öldürülmüş olabileceğini belirtmekle birlikte bu eylemin hangişüpheli kişi ya da kişilerce gerçekleştirilmiş olabileceği hususunda AnayasaMahkemesine herhangi bir bilgi vermemiştir. Başvurucu, sadece kardeşininölümünde pek çok kuşkulu yön bulunduğunu belirtmiş ve kardeşinin intihar edecekbirisi olmadığı argümanını ileri sürmüştür.
74. Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğindesoruşturma makamları tarafından başvurucunun kardeşinin ölüm olayı ile ilgiliolarak çeşitli araştırmalar yapıldığı görülmektedir. Soruşturma makamlarıtarafından bu kapsamda, resen bir soruşturma başlatılmış, olay yeri incelemesiyapılarak olay yerinin fotoğrafları çekilmiş ve krokisi çizilmiş, akabinde ölümuayene işlemi ile otopsi işlemleri gerçekleştirilmiştir. Gerçekleştirilenotopsi işlemi neticesinde hazırlanan raporda, D.Y.ningöğüs bölgesinden giren ve sırtının sol yanından çıkan bir mermiyleyaralandığı, atışın bitişik atış mesafesinden yapılmış olduğu, D.Y.nin ölümünün, ateşli silah mermi çekirdeğiyaralanmasına bağlı iç organ yaralanması sonucu meydana gelmiş olduğu yönündetespitler yapılmıştır. Soruşturma makamlarınca yapılan bu araştırmalarda,olayın cinayet olabileceği şüphesini uyandıran herhangi bir delil eldeedilememiştir.
75. Soruşturma kapsamında ayrıca kimyasal ve balistik incelemeraporları düzenlenmiştir. Yapılan balistik inceleme neticesinde, olay yerindebulunan mermi kovanının D.Y.nin olay anındakullandığı belirtilen tüfek ile atılmış olduğu tespit edilmiştir. Atış artığıile ilgili olarak yapılan kimyasal inceleme neticesinde ise D.Y.ninsol el dış, sol el iç, sağ yüz ve sol yüz bölgesinden alınan svaplarda atış artığı tespit edilmiştir. Keza D.Y.ye aitparkanın göğüs bölgesindeki delinmede de atış artıkları bulunmuş, atışartıklarının dağılımı ve yoğunluğuna göre atışın bitişik atış olduğubelirlenmiştir. Atış artığı analizinde Topçu Er M.Ç.ninsol el içinde ve hücum yeleği önünde de atış artığı tespit edilmiş ise desoruşturma makamlarınca bu atış artıklarının ateş etmeden değil, temastankaynaklanabileceği değerlendirilmiştir. Soruşturma makamlarının, Topçu ErM.Ç.de tespit edilen atış artıklarının, atış artığı bulunan yerlere temasedilmesinden kaynaklanmış olabileceği yönündeki değerlendirmesinin makulolmadığının söylenemeyeceği kanaatine varılmıştır.
76. Olayla ilgili olarak ayrıca bazı asker kişiler ile sivilkişilerin tanık sıfatıyla ifadesi alınmıştır. İfadesi alınan bu tanıklarınbeyanlarının da cinayet iddiasını destekleyecek herhangi bir kayıt içermediğianlaşılmıştır.
77. Askerî Savcılık ayrıca D.Y.ninkamuflajından çıkan "Ben [D.Y.] ölümümün asker... ilgisi yoktur. Tamamen sivil... öldürüyorumkendimi. Bu iş bir onur ve g... selesidir. Beni bir tek ölü... umarımyanılmam." şeklindeki notun bilirkişi incelemesi neticesinde D.Y.nin elinden çıktığının tespit edildiğini belirtmiştir.
78. Başvurucu ayrıca olay günü bölük teğmeni ile kardeşinintartıştığına, teğmenin bu tartışma sırasında kardeşinin kafasına silahınındipçiği ile vurduğuna ilişkin iddiaların araştırılmadığını ileri sürmüştür.Başvuru formu ve ekleri bu kapsamda incelendiğinde soruşturma kapsamındaifadeleri alınan tanıkların bölük teğmeni ile D.Y.nintartıştığı yönünde bir beyanda bulunmadıkları ve bu kapsamdadeğerlendirilebilecek herhangi bir olaydan bahsetmedikleri görülmektedir. Olaysonrasında yapılan ölü muayene ve klasik otopsi işlemlerinde de bu yöndeherhangi bir bulgu saptanmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla başvurucununkovuşturmaya yer olmadığı kararına yaptığı itiraz aşamasında ileri sürdüğü buiddia hakkında Askerî Mahkemenin yaptığı değerlendirmelerden ayrılmayıgerektirecek bir husus bulunmamaktadır (bkz. § 45).
79. Tüm bu hususlar dikkate alındığında D.Y.ninüçüncü kişi ya da kişilerce öldürülüp öldürülmediği hususunda etkili birsoruşturma yürütüldüğü sonucuna ulaşılmıştır.
80. Somut olayda başvurucu; her ne kadar itiraz incelemesininduruşmasız olarak yapıldığını, soruşturmadan yeterince bilgilendirilmediğini,kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yaptığı itirazın reddedilmesinden sonrabaşka bir üst makama başvuru hakkının bulunmadığını ileri sürmüş ise debaşvurucunun soruşturmaya aktif bir şekilde katılabildiği ve delillerinisoruşturma makamlarına sunabildiği değerlendirilmiştir. Bunun yanı sırasoruşturmanın 2 yıl 8 ay gibi makul kabul edilebilecek bir sürede tamamlandığıanlaşılmıştır.
81. Soruşturma makamlarının olaylara ilişkin tespitleri AnayasaMahkemesi açısından bağlayıcı olmamakla birlikte, Anayasa Mahkemesininsoruşturma makamlarının tespitlerinden farklı bir tespitte bulunabilmesi içinbu hususta ikna edici unsurların mevcut olması gerekmektedir. Askerî Savcılık,olay hakkında etkili bir şekilde yürüttüğü soruşturma neticesinde D.Y.nin ölümünün intihar neticesinde gerçekleştiği sonucunaulaşmıştır. Askerî Savcılık bu sonuca ulaşırken olay yeri inceleme raporuna,tanık beyanlarına, ölü harici muayenesine, otopsi raporuna ve diğer uzmanlıkraporlarına dayanmıştır. Dayanılan bu deliller ile başvuru dosyasındaki diğerbilgi ve belgeler, D.Y.nin yaşamına üçüncü kişi ya dakişilerin eylemi ile son verildiği iddiasını desteklememektedir. Bu durumdasomut olayda soruşturma makamlarının D.Y.nin intiharettiği yönündeki tespitinden ayrılmayı gerektirecek ikna edici bir nedeninbulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
82. Açıklanan gerekçelerle ölüm olayının üçüncü kişi ya dakişilerce kasıtlı olarak gerçekleştirildiğine yönelik iddiaların açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. D.Y.nin Yaşamının Kendi Eylemlerine Karşı Korunmadığına İlişkin İddia
83. Başvurucu, yukarıda belirtilen iddialarla (bkz. §§ 52, 53)kardeşinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkorunamadığını ve olayda ihmali olan görevliler hakkında etkili bir cezasoruşturması yürütülmediğini ileri sürmüştür.
84. Ölüm olayının kasıtlı bir eylem sonucu meydana geldiğidurumlarda devletin sorumluların tespitine ve cezalandırılmalarına imkansağlayacak nitelikte cezai soruşturmalar yürütmekle yükümlü olduğunu bu aşamadatekrar vurgulamak gerekir.
85. Ancak ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkindavalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşamhakkının veya fiziksel bütünlüğün ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise"etkili bir yargısal sistem kurma" yönündeki pozitif yükümlülük herolayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlara hukuki, idari vehatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir(SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 59).
86. Bununla birlikte ihmal suretiyle meydana gelen ölümolaylarında devlet görevlilerinin ya da kurumlarının bu konuda muhakemehatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu yani olası sonuçlarınfarkında olmalarına rağmen söz konusu makamların kendilerine verilen yetkileri gözardı ederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşanriskleri bertaraf etmek için gerekli ve yeterli önlemleri almadığı durumlarda-bireyler kendi inisiyatifleriyle hangi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun-insanların hayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine etkili birceza soruşturması yürütülmemesi, hiçbir suçlamada bulunulmaması ya da bu kişilerinyargılanmaması 17. maddenin ihlaline neden olabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §§ 59-62).
87. Başvuru formu ve eklerinde, başvurucunun kardeşi D.Y.nin üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olaraköldürüldüğünü ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belge bulunmamaktadır. Olayhakkında etkili bir şekilde yürütülen ceza soruşturması neticesinde, olayıncinayet olduğunu ortaya koyan bir veri tespit edilememiştir.
88. Ceza soruşturması neticesinde elde edilen bilgi ve belgeler,askerî yetkililerin mesleki ödevlerine açıkça aykırı davranarak D.Y.nin ölümüne sebebiyet verdiği iddiasını dadesteklememektedir.
89. Bu durumda, Anayasa’nın 17. maddesi bağlamında devletinsahip olduğu “etkili yargısal sistem kurma” yönündeki pozitif yükümlülük, somutolayda mağdura idari yargı mercileri önünde açabileceği bir tam yargı davasıyolunun sağlanması ile yerine getirilmiş sayılabilir.
90. Nitekim Anayasa Mahkemesi, askerde intihar eden kişilerinyakınları tarafından Askeri Yüksek İdare Mahkemesinde (AYİM) açılan tam yargıdavalarında idarenin kusurlu olduğunun tespit edilmesi ve ölen kişininyakını/yakınları lehine belli bir miktar tazminata hükmedilmesi hâlinde yaşamhakkı yönünden mağduriyetin ortadan kalkabileceğini önceki birçok kararındaifade etmiştir (Benzer bazı kararlar için bkz. AbdullahDoğan ve Meryem Doğan, B. No: 2014/129, 29/9/2016; Aysel Yılmaz ve diğerleri, B. No:2014/6927, 29/9/2016, §§ 59-62).
91. Somut olayda başvurucu, kardeşinin ölümü ile neticelenenolay hakkında yürütülen ceza soruşturmasından sonra bireysel başvurudabulunmuştur. Başvurucu, Türk hukuk sistemindeki mevcut hukuki yollardan oluphem idarenin mesuliyetini saptayabilecek hem de gerektiği takdirde zararınödenmesini sağlayabilecek olan tam yargı davası yolunu tükettiğine ilişkinherhangi bir bilgi ve belgeyi Anayasa Mahkemesine sunmamıştır. Bu durumda yaşamhakkının korunamadığına ilişkin şikâyetler yönünden kanunda öngörülen yargısalbaşvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmişolduğundan söz edilemeyecektir.
92. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik şartları yönünden ayrıca incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.1. Ölüm olayının üçüncü kişi ya da kişilerce kasıtlı olarakgerçekleştirildiği belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkı ihlali iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Kişinin yaşamının kendi eylemlerinden kaynaklanabilecekrisklere karşı korunamadığı belirtilerek ileri sürülen yaşam hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA4/4/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.