TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ AKTAŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/14178)
Karar Tarihi: 17/7/2019
R.G. Tarih ve Sayı: 11/9/2019-30885
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Burak Cenk İLHAN
Başvurucu
:
Ali AKTAŞ
Vekili
:
Av. Suat ÇAKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 8/8/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon tarafından başvurucunun tutuklamanın hukuki olmamasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıbakımından kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,diğer temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğine yönelik iddiaların kabuledilemez olduğuna 7/3/2019 tarihinde karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesindeilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusaltemellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardırfaaliyetlerine devam eden ve son yıllarda FetullahçıTerör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No:2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY'nin kamu kurumlarındaki örgütlenmesinin yanısıra eğitim, sağlık, ticaret, sivil toplum ve medya gibi farklı alanlardakiyapılanmasına yönelik olarak Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturmalar yürütülmüş; çok sayıda kişi hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirleri uygulanmıştır (Aydın Yavuz vediğerleri, § 51; Mehmet HasanAltan (2) [GK], B. No: 2016/23672, 11/1/2018, § 12).
10. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesinin16/7/2016 tarihli kararı ile -Alaşehir Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmaktaolan- başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına ve 24/8/2016 tarihinde meslektenihraç edilmesine karar verilmiştir.
11. Alaşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başvurucuhakkında ceza soruşturması başlatılmıştır.
12. Başvurucu, anılan soruşturma kapsamında 17/7/2016 tarihindegözaltına alınmıştır. Başvurucunun 18/7/2016 tarihli Savcılık ifadesinin ilgilikısmı şöyledir:
"...Atılı suçlamayı anladım. Kesinliklekabul etmiyorum. Benim bu suçtan uzaktan yakından alakam yoktur. HSYK 2.Dairesi'nin benim meslekten çıkarılmayı gerektirir nitelikte ağır gördüğüsuçlamanın ne olduğunu, delillerin ne olduğunu anlamış değilim. Bunlarıanlamadığım için suçlamaları kabul etmiyorum. 2001 yılında Mardin Mazıdağı'ndaKaymakamlıkça sınav düzenlendi. Dereceye giren öğrencileri o dönem cemaatebağlı olduğu bilinen Sur Dershanesi'ne ücretsiz gönderecekti. Ancak benim öncekiseneden ÖSS'ye girdiğim için yüksek bir puanım vardı. Bu puan ile başkadershanelere de başvurmuştum. Bu şekilde Uğur Dershanesi'ne kayıt yaptırdım.Uğur Dershanesi'ne gittim. Hatta o dönem Kaymakamlık sınav birincisi olarakcemaatin dershanesine yönlendirmeye çalıştı. Ama ben yine de Uğur Dershanesi'negittim. Daha sonra da Ankara Hukuk Fakültesini kazandım. Okulda iken birinciyıl devletin yurdu olan Kocatepe yurdunda kaldım. Diğer üç sene de cemaatlerinyurtlarında veya evlerinde kalmayıp, arkadaşlarım ile özel evde kaldım. Evarkadaşlarımın kimi hâkim savcı, kimisi de doktordur. Bu kişiler halengörevdedirler, alınmadılar. 2006 yılında üniversiteden mezun oldum. 2007yılında açılan hâkim ve savcı sınavını kazanarak 2007 yılı Ağustos'ta stajabaşladım. 2008 yılı Ekim ayında da mesleğe fiilen başladım. Stajımı Ankara'dayaptım. Hiçbir zaman cemaatteki hiçbir kişi ile ilişkim olmadı.Oğlum M.D. ÜstekKoleji'ne gitmektedir. Yaşı 6'dır. Buranın da cemaatle bir bağlantısı yoktur.Ömrü hayatımda dini sohbetlere hiç katılmadım. Bu grubun da ne şekilde sohbetyaptığını bilmem. Bu grupla hiçbir şekilde ilişkim olmadı. Dolayısıylayayınlarına da üye olmadım. Vakıfbank'ta hesaplarım vardır, Bunun dışında birde eşimin Halk Bankası'nda hesabı vardır. Finans kurumlarında hesabımız yoktur.Kesinlikle ilişkim olmadığı bu gruba bağışta bulunmadım. Hâkim ve savcılıksınavına evimde hazırlandım. Akademideyken sınıf temsilciliği, albüm kurulugibi kurullara girmedim. Umre dışında yurt dışına gitmedim. Umreye gidişzamanım 2016 yılı Şubat-Mart ayları arasıdır. Umrede 14 gün kaldım. SakaryaMerkez, 2011-2013 Solhan/Bingöl, 2013-2015 Sungurlu/Çorum, 2015 Temmuz ayındanitibaren Alaşehir'de görev yaptım. Sungurlu'da iken HSYK Teftişi geldi. Buteftişten 75 puan aldığımı hatırlıyorum. Teftiş yapan müfettişleri isehatırlamıyorum. 2014 yılında yapılan HSYK seçiminde sandık müşahitliği, vesair herhangi bir görevim yoktur. Hatta oy kabininde oykullandığım sırada bacanağım beni aradı. Bu sırada telefonun yanında görevlilervardı. Bu durumu görevliler de gördü. Telefonum onların yanında çaldı. 15Temmuz 2016 tarihinde Türkiye'de meydana gelen olaylarda izinde olmam sebebiyleÇanakkale'de iken basın yani televizyon yolu ile haberdar oldum. Normalşartlarda pazar günü Alaşehir'e görevimin başına dönecektim. Ancak olaylarınüzerine HSYK tarafından izinler iptal edildi. İzinlerin iptali ile Alaşehirİlçesi'ne cumartesi günü akşam 17:30 sıralarında dönüş yaptım. Özel yetkiliherhangi bir yerde çalışmadım. Bana bugüne kadar herhangi bir unvan teklifiolmadı. Benim ne cemaatle ne de 15 Temmuz'da yaşanan olaylar ile hiçbir ilgimyoktur. Listede adımın neden yer aldığını HSYK bilir. Adımı oraya koyanlarbilir. Beni sevmeyen biri bugüne kadar ilişkim hiçbir şekilde olmayan cemaatleilişkim olduğu şeklinde beni fişlediğinden dolayı şu anda buradayım. Atılısuçlamaları kabul etmiyorum. Etkin pişmanlık hükmünü anladım. Ben suçişlemedim. Serbest bırakılmak istiyorum. Aramada el konan bilgisayar, CD, flaşdisk, iki adet telefonun hiçbir suç unsuru yoktur. Dolayısıyla tarafıma teslimedilmesini istiyorum."
13. Savcılık ifadesinin ardından tutuklanması istemiyle AlaşehirSulh Ceza Hâkimliğine sevk edilen başvurucunun Alaşehir Sulh Ceza Hâkimliğitarafından 18/7/2016 tarihinde sorgusu yapılarak tutuklanmasına kararverilmiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:
"Şüpheliler hakkında HSYK 2. DairesininFETÖ Terör Örgütüne üye olduklarından dolayı 16/7/2016 tarihli savcılıktanaçığa alma kararı, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı, şüphelilerinüzerine atılı suçların vasıf ve mahiyeti, kanunda belirtilen cezaların alt veüst sınırı, delillerin tam olarak toplanmamış olması, suçun temadi ettiği adlikontrol uygulamasının bu aşamada yetersiz kalacağı dikkate alınaraktutukluluğun bu aşamada ölçülü olduğu anlaşıldığından 2802 Sayılı Hâkim veSavcılar Kurulunun 94. maddesi atfıyla CMK'nın 100 vedevamı maddeleri gereğince şüphelilerin üzerine atılı suçlardan ayrı ayrıtutuklanmalarına..."
14. Başvurucunun bu karara yaptığı itiraz, Salihli Sulh CezaHâkimliğinin 25/7/2016 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15. Başvurucu 8/8/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Manisa Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma dosyasını27/9/2016 tarihinde yetkisizlik kararı ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına,Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ise yasal değişiklik nedeniyle dosyayı 10/1/2017tarihli yetkisizlik kararı ile İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına göndermiştir.
17. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı 17/5/2017 tarihinde, başvurucuhakkında Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, anayasal düzeni ortadan kaldırmayateşebbüs etme suçlarından kovuşturma yapılmasına yer olmadığına karar vermişolup aynı tarihli iddianame ile başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan cezalandırılması istemiyle İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesinde kamudavası açmıştır.
18. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY silahlı terör örgütüneüye olduğu ileri sürülmüş olup bu suçlamaya esas alınan olgular özetleşöyledir:
i. Başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada yakınlarıtarafından getirilen Kur'an-ı Kerim'in 83., 84., 85. ve 86. sayfalarının farklıkısımlarının yırtılmış olduğu, Nisa Suresi'nin 36., 42., 45. ve 56. ayetlerininişaretlendiği belirtilmiştir.
ii. HSYK Genel Kurulu tarafından gönderilen, altmış bir sayfadanibaret karar gerekçesine değinilerek kararda; başvurucunun FETÖ/PDY mensubuolması dikkate alınarak ihraç edildiği tespitinin yapıldığı, özellikle buyapının devleti ele geçirmeye çalışması ve yargının içine sızarak anayasaldüzeni ortadan kaldırma amacı gütmesine vurgu yapılarak anılan yapıya dâhilolan kişilerin örgüt üyesi olduğunun ifade edildiği belirtilmiştir.
19. İddianame İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesince(Mahkeme)22/5/2017 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2017/262 sayılıdosyası üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 22/5/2017 tarihindetensiple birlikte başvurucunun tahliyesine ve yurt dışına çıkış yasağıkonularak adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermiştir. Kararın ilgilikısmı şöyledir:
"Sanığın mevcut delil durumu tutukluluktageçirdiği süre dikkate alınarak sanığın başka suçtan tutuklu veya hükümlübulunmadığı takdirdetahliyesine, sanık hakkında CMK'nın 109/3-a maddesi gereğince yurt dışına çıkış yasağışeklinde adli kontrol tedbirinin uygulanmasına..."
20. Mahkeme 13/7/2017 tarihinde yapılan duruşmada başvurucununsavunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili kısmı şöyledir:
"Ben 15 Temmuz 2016 tarihinden önceManisa ili Alaşehir ilçesinde Cumhuriyet Savcısı olarak görev yapıyordum. 15Temmuz 2016 tarihinde tatildeydim. Eşim ve çocuklarım ile birlikte Çanakkale'yetatile gitmiştim. Darbe yapıldığını Cumhurbaşkanımızın bildirimiyletelevizyondan öğrendim. Ardından izinlerimizin kaldırıldığını öğrendim. Ertesigün eşim ile birlikte tekrar görev yaptığım yere geldim. Eve gelmeden önceHâkim ve Savcılar Yüksek Kurulu tarafından açığa alınan hakimve savcılar ile ilgili bir liste internette gördüm. Listede adımın olduğunu dagördüm. Ben buna rağmen eşim ile birlikte görev yaptığım Alaşehir ilçesinedöndüm. Evime geldim. Adliyeye gittim. Başsavcı bey ile birlikte toplantıyaptık. Tekrar evime geçtim. Bir süre sonra gece saat 24:00 civarında evimepolisler ile birlikte görev yaptığım savcı arkadaşım arama yapacağınısöyleyerek evimize geldiler. Evde gerekli arama işlemleri yapıldı. Gözaltınaalındım. Gözaltı işlemi yapıldı. Sonrasında tutuklandım. Ben FETÖ/PDY terörörgütü üyesi değilim. Bu örgüt ile hiçbir ilgim yoktur. Bu örgütü lanetliyorum.Ben eğitim gördüğüm süre içerisinde evlerinde ve yurtlarında kalmadım. Benilkokulu, ortaokulu ve liseyi Mardin Mazıdağındaokudum. Lise çağında 3. Sınıfa giderken Sınav dersanesinegititm. Sonraki sene de aldığım puan sebebiyle Uğur Dersanesi'ne gittim. Ben üniversite sınavlarına ilkgirdiğim yıl herhangi bir tercih yapmadım. 2. Yıl Mazıdağı Kaymakamlığı birsınav açmıştı o sınav sonucunda öğrencileri Sur Dersanesi'neyönlendirdiler. Beni de buraya yönlendirdiler. Daha doğrusu bu dersaneye ücretsiz kayıt yaptırabileceğimi söylediler.Ancak ben bu dersaneye gitmedim. Uğur Dersanesi'ne gittim. Uğur DersanesiDiyarbakır'daydı. Diyarbakır'daki şubesine gittim. Sonrasında Ankara HukukFakültesi'ni kazandım. Fakültede okuduğum sürede ilk 1 yıl Kocatepe öğrenciyurdunda kaldım. Sonra arkadaşlarım ile birlikte ev tuttuk. Evde kaldık. Bukaldığım evin cemaat ile bir ilgisi yoktur. Cemaat evi değildir. Ben cemaatinyurt ve evlerinde kalmadım. Hukuk fakültesini bitirdikten sonra evimde sınavahazırlandım. Hiçbir zaman sınava cemaatin öğrenci evleri olarak bilinenevlerinde hazırlanmadım. Hâkimlik sınavını kazandım. Stajımı Ankara'da yaptım.Sonrasında kura sonucu Sakarya merkezde savcı olarak göreve başladım. Burada 3yıl çalıştıktan sonra Bingöl Solhan'a tayinim çıktı. Orada da 2 yıl çalıştıktansonra Çorum Sungurlu ilçesine tayinim çıktı. Sungurlu'dan sonra da ManisaAlaşehir ilçesine tayinim çıktı. En son buradayken de açığa alındım ve ihraçedildim. Ancak HSYK ihraç kararı incelendiğinde ihraç kararının hiçbir yerindene ismim, ne görev yaptığım yerler, baktığım dosyalar,işler ile ilgili hiçbir bilgi yoktur. Cemaat ile bağlantılı olduğuna ilişkinherhangi bir delil de yoktur. Ben ihraç kararı ile ilgili olarak da dava açtım.Sonucunu bekliyorum. Ben bugüne kadar cemaat yapılanması içerisinde yeralmadım. Sohbet ve toplantılara katılmadım. Dersanelerineve okullarına gitmedim. Zaman gazetesi ve sızıntı dergisi aboneliğim yoktur. BankAsya'da herhangi bir hesabım yoktur. Bugüne kadar hiç kimseye fitre, zekat, bağış, himmet, burs, kurban adı altında paravermedim. Kimseden de bu adlar altında para toplamadım. Ben tutukladıktan sonraeşimden Kur'an-ı Kerim meali getirmesini istedim. Ben sonuçta müslüman bir insanım ve Kur'an okumayı biliyorum. O ankiduygularım ile ceza evindeyken Kur'an okumak istedim. Önceden de okuyordum.Kur'an-ı Kerim ailem tarafından getirildi. Ancak bana verilmedi. Bununverilmeyiş nedenini ceza evi müdürüne sorduğumda Kur'an-ı Kerim'in 2 sayfasınınyırtılmış olduğunu belirtti. Nisa Suresi'nin bulunduğu kısımda ayetlerinişaretlendiği iddia edilmektedir. Herhangi bir işaret yoktur. Sadece NisaSuresi'nin bulunduğu yerdeki sayfa yırtılmıştır. Bu özel bir amaç ile yapılmışdeğildir. Ben bile ne şekilde yırtıldığını hatırlamıyorum. Çocuğum yırtmışolabilir. Ben okurken hızlı çevirip yırtmış olabilirim. Ne şekilde yırtıldığınıbilmiyorum. Diyanet mührünün olmadığı söylenmektedir. Kur'an'ın arkasında ISBNnumarası vardır. Herhangi bir amaç ile bu Kur'an'ı evimde bulundurmadım. Özelbir amacı yoktur. Kur'an-ı Kerim aynı basımevi tarafından basılmakta veyayınlanmaktadır. Bu hususta ne amaçlanmaktadır anlamış değilim. Ben Kur'an-ıKerim bana verilmeyince dilekçe yazarak verilmesini istedim. Kur'an-ı Kerimaynı gün akşam idare tarafından bana tutanak ile teslim edildi. Ben iddianamedeyazılı hiçbir hususu kabul etmiyorum. Benim işaretlediğim iddia edilen ayetlerkadın hakları ile ilgilidir. En sonunda da Allah'a ortak koşmama ve doğrusöyleme ile ilgili ayetlerdir. Kur'an-ı Kerim'i yayınevinden eşim bana satınalmıştır. Çünkü eşim Kur'an-ı Kerim'i bana hediye etti. Benim çocuğum 6yaşındadır. Alaşehir'de bulunan Üstek Koleji'negidiyordu. Bu kolejin örgüt ile cemaat ile herhangi bir ilgisi yoktur. Halen deaçıktır. Alaşehir'de cemaatin okulu vardır. Ben çocuğumu o okullara vermedim.Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum. Daha önceden de ifade vermiştim.İfadelerim doğrudur. Ben bu suçlama nedeniyle 310 gün tutuklu kaldım. Eşiminbulunduğumuz yerden 2 kez tayini çıktı. Daha doğrusu eşimin Alaşehir'de bulunangeçici görevini kaldırdılar. Sonradan da Yalova'ya eş durumu olmaması sebebiyletayini çıktı. Mağdur oldum. Bunu da belirtmek istiyorum. Ben iddianamedekidelillere göre örgütün neresindeyim bunu bilmek istiyorum. Hangi şekildeorganik bağım var bilmiyorum. İddianamede belirtilen iddialar asılsızdır.Aslında iddia da yoktur. Sadece HSYK kararı ve Kur'an-ı Kerim vardır. Aleyhimebaşkaca delil gösterilmemiştir. Hangi eylemim, hangi faaliyetim örgüt ileilgilidir. Bu belli değildir. Böyle bir şey yoktur."
21. Mahkemenin 15/2/2018 tarihinde, başvurucu hakkındaki güncelbilgi ve belge talebi üzerine, Hâkimler ve Savcılar Kurulunun (HSK) Mahkemeyegönderdiği 28/3/2018 tarihli yazıda, başvurucunun FETÖ/PDY ile iltisak veirtibatına dair Genel Sekreterlik Disiplin Bürosunda mevcut bilgi, belge vedelillerin gönderildiği belirtilmiş olup bu bilgi ve belgelerden (HSYK'nın görevden uzaklaştırma, meslekten çıkarma kararlarıve yeniden inceleme talebi üzerine verilen kararı, HSYK Üçüncü Dairesi'nin5/11/2016 tarihli kararı, Başbakanlık İletişim Merkezi başvurusu, sosyal medyapaylaşımı, tanık T.P.nin 16/2/2018 tarihli ifadesi)bazılarının içeriği özetle şöyledir:
i. HSYK Üçüncü Dairesi'nin 5/11/2016 tarihli ve 2016/9876 sayılıkararında bahsedilen 8/8/2016 tarihli, M.A. imzalı dilekçede; 23/10/2015tarihinde FETÖ/PDY silahlı terör örgütünün cemaat yapılanmasına ilişkin olarakbir vatandaş tarafından yapılan ihbar üzerine yürütülen soruşturmada,başvurucunun ihbarla ilgili ifade almaktan başka herhangi bir işlemyapmadığının iddia edildiği anlaşılmıştır.
ii. Başbakanlık İletişim Merkezi'ne (BİMER) 6/1/2017 tarihliisimsiz ihbarda; Ankara'da görevli M.T. İsimli Cumhuriyet savcısının 2011yılında Çorum Sungurlu Adliyesinde görevli iken ağır ceza hâkimi, mahkemebaşkanı İ.Ç., V.G., Cumhuriyet Başsavcıları M.B., N.D., Cumhuriyet SavcılarıAli Aktaş, M.K., Ö.Ç.'nin bir cinayet soruşturmasınıyürütüp, uyduruk delil bulup, gerçek delilleri karartıp sanıkları beraatettirdikleri, beraat eden sanık H.A.'nın oğlununTunceli Vali Yardımcısı S.A. olduğu, S.A.'nın FETÖ'den tutuklu olup ceza infaz kurumunda bulunduğu,adlarını saydığı Sungurlu Adliyesi personelinin FETÖ'cüolduğu, M.T. araştırılırsa FETÖ'cü olduğunun ortayaçıkacağı belirtilmiştir.
22. 4/4/2018 tarihinde yapılan altıncı celsede;
i. Başvurucu müdafiinin beyanlarınınilgili kısmı şöyledir:
"HSK'dan gelenyazı cevabı içeriğine göre Şubat 2018 tarihinde alınan tanık T.P. ifadevermiştir. Ancak müvekkilimiz ile bu tanığın arası bozuktur. Aralarında husumetvardır. Bu kişinin verdiği ifade delil taşımamaktadır. Kendisi duyumlaradayanarak ifade vermiştir. BİMER başvurusunda müvekkilimizin sadece adıgeçmektedir. Başvurunun tarihi müvekkilimizin tutuklandığı tarihten sonradır.İddianamede bu başvuruya dayanılmamıştır ve değinilmemiştir. T.P. ilemüvekkilimiz sadece 4 - 5 ay birlikte çalışmıştır. KendisiSungurlu ilçesinde Başsavcı olarak görev yapmıştır. Şu anda ... İli Başsavcısıolarak görevde olduğunu biliyoruz. Beyanları soyut isnatlara dayandığı içinbizce delil vasfı yoktur. Ancak mahkeme takdir ederse tanık olarak dinlenmesinitalep ediyoruz. Ayrıca gelen belge ve bilgileri inceleyip beyanda bulunmak içinsüre talep ediyoruz, ..."
ii. Başvurucunun beyanlarının ilgili kısmı şöyledir:
"Avukatımın beyanlarına katılıyorum.Siber incelemede olan telefon hattı benim adıma kayıtlıdır. Ancak eşim tarafındankullanılmaktaydı. 2015 yılının Ocak ayında o telefonkırıldı. Ben de kendisine yeni bir telefon aldım. Arama sırasında bu telefonalınmış. Ancak ben bu telefonu hiçbir zaman kullanmadım. GSM hattımı da butelefonu hiçbir zaman takmadım. Bu nedenle bu yöndeki incelemedenvazgeçilmesine karar verilmesini talep ediyorum. HSK hakkımda soruşturma devamettiği söylenen dosya ilgili olarak 2015 yılında bir askerin getirdiği birihbarcı veya müşteki bilemiyorum. FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilgili beyandabulunmuş ve benim bu konuda işlem yapmadığım belirtilmiştir. Ancak ben okişinin ifadesini almıştım ve dosya yetkili savcıya aktarılmıştı. Nöbetçisavcıyken gerekli işlemleri yapıp ilgili savcıya aktarmışımdır. T.P. ile 2015yılında kısa bir süre çalışmıştık. Ben kendisine başsavcı olarak her türlüsaygıyı göstermiştim. Kendisi ile aramızda bir soğukluk vardı. İfadesindeFETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü ile ilgili olarak bahsetmesi gerekirken benimmesleki yetersizliğim hakkında beyanda bulunmuştur. Ben bu beyanını kabuletmiyorum. Kendisi bana önyargılı bir şekilde davranmıştır. Tanığın benimmesleki yeterliliğim konusunda değerlendirme yaptığı beyanını kabul etmiyorum.Benim mesleki başarılarım dosyamda mevcuttur. Bu tanık bana karşı önyargılıdır.Beyanından bu husus anlaşılmaktadır. Ben çalıştığım yerlerde sadece bu yapı ilebağlantısı olan kişilerle değil tüm meslektaşlarımla en iyi şekilde görüştüm.Sosyal ilişkilerimi bu şekilde kurdum."
23. Mahkemenin 3/4/2018 tarihli yazısı üzerine HSK tarafındangönderilen 24/4/2018 tarihli yazıda başvurucu hakkında FETÖ/PDY silahlı terörörgütü üyesi olduğu iddiasıyla soruşturma izni verildiği, evrakın Teftiş KuruluBaşkanlığı'na gönderildiği, soruşturmanın halen devam ettiği belirtilerek yazıekinde V.K. isimli şahsın şikayetlerinin yer aldığı bazı belgelergönderilmiştir.
24. Bu belgeler incelendiğinde; V.K.'nın2017 yılında İçişleri Bakanlığı ve BİMER'e yaptığıbaşvurularında özetle; Jandarma personeli iken FETÖ’cühâkim ve savcıların komplosuyla orantısız ceza aldığını, Manisa AlaşehirAdliyesinde o dönem Cumhuriyet savcısı olan, FETÖ/PDY kapsamında ihraç edilenve tutuklu olan Ali Aktaş ile aralarında husumet olduğunu, savcının kendisinöbetçiyken görevini ihmal ettiğini, ihmal suçunu şahsının üzerine atarakhakkında tutanak tuttuğunu ve kendisi bu FETÖ'cüsavcının yalan söylediğini mahkemede ispat edince hedef gösterildiğini, FETÖ'cü hâkim ve savcıların kendisine düşman gibibaktıklarını ve adeta açığını aradıklarını belirttiği anlaşılmaktadır.
25. Kovuşturma aşamasında dinlenen tanıkların beyanları özetleşöyledir:
i. Tanık T.P. (Cumhuriyet Başsavcısı), HSK'nınMahkemeye gönderdiği (bkz. § 22) 16/2/2018 tarihli ifadesiyle benzer içeriktekibeyanında özetle; başvurucuyu Sungurlu Cumhuriyet Başsavcısı olarak görevyaptığı dönemde tanıdığını, başvurucunun aynı yerdeki Hâkim B.G. ve CumhuriyetSavcısı İ.P. ile ilişkilerinin iyi seviyede olduğunu gözlemlediğini, bukişilerin FETÖ/PDY ile iltisakları nedeniyle meslekten ihraç edilen kişiler olduğunu,başvurucunun da bu örgüt ile bağlantıları yönünde duyumların mevcut olduğunu,başvurucunun ayrıca mesleki olarak yetersiz bir Cumhuriyet savcısı olduğunu,kendisinin tanzim ettiği iddianameleri veya kovuşturmaya yer olmadığına dairkararları yetkisi dâhilinde eksiklik sebebi ile iade etmesi üzerine diğersavcılara kendisine karşı birlik olmalarını ve karşı durmalarını, birlikolmaları hâlinde kendisinin bu tür işlemlerde bulunamayacağını söylemişolduğunu aynı yerde görev yapan Cumhuriyet Savcısı Ö.F.Ö. ve S.Y.nin kendisine ilettiğini hatırladığını, AlaşehirCumhuriyet Başsavcısı A.Y.den duyduğuna göre adıgeçenin görevden alındığında ve hakkındaki soruşturma sebebiyle tutuklandığındaduruşma salonunda "Hırsızlar dışarıda,biz içeri giriyoruz" şeklinde sözler söylediğini, bu sözlerinmahkeme tutanaklarına geçip geçmediğini bilmediğini, ayrıca başvurucununkendisinden önceki Sungurlu Cumhuriyet Başsavcısı N.D. ile başsavcısı-savcıilişkisi dışında birlikteliklerinin olduğunu, N.D.yibir başsavcı olarak değil istediğini yaptırabilecek bir kişi olarak gördüğünüyukarıda isimlerini belirttiği Cumhuriyet savcılarından duyduğunu, N.D.nin de ihraç edilen kişilerden olduğunu, başvurucu ileilgili daha ayrıntılı bilgiyeo dönemde aynı yerdegörev yapan Ö.F.Ö. ve S.Y.nin sahip olabileceğinidüşündüğünü, başvurucu ile dört beş ay gibi bir süre çalıştığını belirtmiştir.
ii. Tanık B.G. beyanında özetle; başvurucu ile SungurluAdliyesinde 2013-2015 yılları arasında çalıştığını, T.P. isimli başsavcınınS.Y. isimli savcı tarafından tahrik edilmesi ve kendisiyle samimi olduğuiddiası nedenleriyle başvurucunun meslekten ihraç edildiğini, başvurucuylailişkisinin diğer meslektaşlarıyla ilişkisinden farklı olmadığını, iş nedeniyletanışmışlığı dışında kişisel ilişkisinin olmadığını, iddia edildiği şekildesilahlı terör örgütüne üye olma konusunda hiçbir eylemine tanık olmadığını,ihraç edilen eski Başsavcı N.D. ile çok samimi olduğu iddiasının da yersizolduğunu, hatta başvurucu kıdemli savcı olmasına rağmen başsavcı izne ayrıldığındabaşsavcı vekili olarak başvurucunun değil S.Y. isimli savcınıngörevlendirildiğini, belirtilen bu hususların resmî kayıtlarda da mevcutolduğunu belirtmiştir.
iii. Tanık S.Y. beyanında özetle; Başsavcı T.P.ninbaşvurucunun yazdığı iddianameleri ve kovuşturmaya yer olmadığına dairkararları yetkisi dâhilinde eksiklik nedeniyle haklı olarak iade ettiğini,başvurucunun doğrudan kendisine başsavcının iadeleri karşısında "Birlikte hareket edelim, birlik olalım, buşekilde hareket etmemiz halinde başsavcı bir şey yapamaz"şeklinde bir şey söylemediğini, ancak bu sözleri diğer Cumhuriyet SavcısıÖ.F.Ö.ye söylediğini, Savcı Ö. Bey'in de başvurucunun bu şekilde sözlersöylediğini kendisine söylediğini belirtmiştir.
iv. Tanık Ö.F.Ö. beyanında özetle; 2014 Yaz Kararnamesi ileSungurlu Cumhuriyet Başsavcılığına atandığını, o dönemde başvurucu ileSungurlu'da Cumhuriyet savcısı olarak görev yaptığını,2014 HSK seçimlerindensonra T.P.nin, Cumhuriyet Başsavcısı olarakSungurlu'ya geldikten sonra yapılan toplantıda iddianamelerin yazımındauyulacak şekil kuralları hususunda birlikte karar aldıklarını, bu şekildebirçok iddianame yazdıklarını, başsavcının başvurucunun birçok iddianamesini buşekilde olmadığı, olay anlatımı itibarıyla yetersiz olduğu gerekçesiyle iadeetmiş olduğunu, bu hususta başvurucu ile başsavcı görüştüğünde başsavcınınbaşvurucuya kendisini emsal göstererek iddianameleri istenen şekilde yazmışolduğunu, iddianamelerinin gayet güzel olduğunu söylediğini, bunun üzerinehatırladığı kadarıyla savcı odasında bulunduğu sırada başvurucunun geldiğini, "Başsavcı bey senin iddianamelerini kabuletmiş, senin yüzünden bana laf etti, hepimiz aynı şekilde yazsak başsavcı beyindediklerini yapmasak bize bir şey diyemez" dediğini, görüşmesırasında Cumhuriyet Savcısı S.Y.nin odadaolmadığını, sonradan bu durumu kendisine anlattığını, başvurucunun yine aynıdönemde ağır ceza mahkemesi üyesi olarak görev yapan, daha sonra FETÖ/PDY ile iltisakı nedeniyle meslekten ihraç edilen B.G. veCumhuriyet Savcısı İ.P. ile daha çok görüştüğünü, meslekten ihraç edilenBaşsavcı N.D. döneminde başvurucunun iddianamesinin yine iade edildiğini,başvurucunun "İade etse de ben aynışekilde yine yazar, gönderirim" dediğini belirtmiştir.
26. Mahkeme 13/2/2019 tarihli duruşmada başvurucu ve müdafiine tanık beyanlarına karşı diyeceklerini sormuştur.
i. Başvurucu müdafiinin tanıkbeyanlarına karşı açıklamasının ilgili kısmı şöyledir:
"Talimat ile dinlenen tanık beyanlarındanaleyhe hususları kabul etmiyoruz. T.P.ninbeyanlarında müvekkilin ilk tutuklandığı vakit duruşma salonunda hırsızlardışarıda biz içeri giriyoruz diye söylediğini duyduğunu belirtmiştir. Bu duyumadayalı olduğu için buna itirazımız mevcuttur. Müvekkilim ben ne yaptım hırsızmıyım rüşvet mi aldım devlete ne yaptım şeklinde sözler söylediğini polismemurları tutanak altına almıştır. Diğer tanık beyanlarıyla da anlaşıldığıüzere T.P. ile müvekkil arasında iddianamenin iadesi yönünde hoş olmayandurumlar oluşmuştur. Aralarında husumet oluşmuştur. Bu nedenle beyanını kabuletmiyoruz."
ii. Başvurucunun tanık beyanlarına karşı açıklamasının ilgilikısmı şöyledir:
"Talimat ile dinlenen tanık beyanlarındanaleyhe hususları kabul etmiyorum. Bu konuda avukatımın beyanlarına katılıyorum.T.P. iki kez beyan vermiştir. Beyanları birbiriyle aynıdır. Beyanlarındabelirttiği iki kişinin Ö.F.Ö. ile S.Y.nin benim ileilgili ayrıntılı bilgi sahibi olduğunu belirtmiştir. Somut beyan bu şekildedir.Bunun dışındaki beyanları duyuma dayalıdır. Ben T.P.'ninbeyanlarını kabul etmiyorum. Buna ilişkin daha önce de beyanda bulunmuştum.Beyanlarım geçerlidir. Ö.F.Ö. ve S.Y.de somut beyanlarda bulunmamışlardır. Ben,Ö.F.Ö. ile başsavcının iadesiyle ilgili konuşmuştum. O hususu da hatırlıyorum.Birlikte olalım karşı çıkalım şeklinde bir şey söylemedim."
27. Savcılık 13/2/2019 tarihinde esas hakkında mütalaasınısunmuştur. Esas hakkında mütalaanın ilgili kısımları şöyledir:
"Sanık hakkında FETÖ/PDY Silahlı TerörÖrgütüne üye olma suçundan kamu davası açıldığı,
Sanık hakkında tanzim olunan iddianamede cezainfaz kurumunda bulunduğu sırada yakınları tarafından Kur'an-ı Kerimgetirildiği, 83-84-85-86 sayfalarının farklı kısımlarının yırtılmış olduğu,Nisa süresi 36-42-45 ve 56. Ayetlerinin işaretlendiği, bu nedenle infaz korumamüdürlüğünce araştırma yapıldığı, söz konusu Kur'an-ı Kerim'in basımıyla ilgiliDiyanet İşleri Başkanlığı'nın bununla ilgili tutanağının dosya arasında olduğu,HSK tarafından ihraç edildiği gerekçesiyle delillerin takdiri mahkemeye aitolmak üzere kamu davasının açıldığı,
72 tepe yöneticisi ile herhangi birgörüşmesinin bulunmadığı,
Yapılan bylocksorgusu ve polnet araştırması neticesinde sanığınörgütün gizli haberleşme ağı olan bylock programınıkullanmadığının tespit edildiği, polnet sorgusundaherhangi bir suç unsurunun bulunmadığı,
Bank Asya hesaplarına ilişkin alınan bilirkişiraporunda, hesabının bulunmadığının anlaşıldığı,
Zaman gazetesi ve Sızıntı dergisi aboneliğininolmadığı,
Fitre, zekat, bağış,himmet, burs, kurban adı altında para verdiğine veya topladığına dair biriddianın ve delilin bulunmadığı,
KHK ile kapatılan kurumlarda çalışma kaydınınbulunmadığı,
Çocuğunun KHK ile kapatılan okullarda eğitimgörmediği,
Yapılan arama neticesinde ele geçen dijitalmateryaller ile ilgili olarak siber inceleme raporunun geldiği, herhangi birsuç unsuruna rastlanmadığının sadece materyalde kakao talk isimli programkalıntılarına rastlandığının bildirildiği,
Talimat ile tanık olarak ifadesi alınan B.G.'nin ifadesinde iddia edildiği şekilde sanığın silahlı terörörgütüne üye olma konusunda hiçbir eylemini görmediğini, tanık olmadığını,ihraç olan eski başsavcı N.D. ile çok samimi olduğu iddiasının da yersizolduğu, silahlı terör örgütüne üye olduğuna dair hiçbir şekilde bir eyleminetanık olmadığını beyan ettiği,
Tanık S.Y.'ninbeyanında, sanık Ali Aktaş için doğrudan kendisine Cumhuriyet başsavcısınakarşı birlikte hareket edelim birlik olalım bu şekilde hareket etmeleri halindebaşsavcının bir şey yapamayacağı şeklinde bir şey söylenmediğini beyan ettiği,
UYAP bilgi bankasından yapılan sorgulamadaaleyhine herhangi bir beyanın bulunmadığı,
Dolayısıyla yapılan yargılama, toplanandeliller, gelen cevabi yazılar, tanık beyanları bir bütün halindedeğerlendirildiğinde sanığın üzerine atılı suçu işlediğine dair mahkumiyetineyeterli, her türlü şüpheden arındırılmış kesin, inandırıcı delil eldeedilemediğinden 5271 sayılı CMK'nın 223/2-e maddesigereğince beraatine karar verilmesi kamu adına talepve mütalaa olunur."
28. Mahkemece 13/2/2019 tarihinde başvurucu hakkında verilenberaat kararının ilgili kısımları şöyledir:
"...
Sanıktan ele geçen dijital materyaller ileilgili olarak siber inceleme raporunda herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığı,sadece 6 numaralı materyal olan Samsung markaGT-18190 model ... İMEİ numaralı cep telefonun exportincelenmesinde FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütü soruşturma konusu kapsamındaşüphelilerin iletişim olarak kullandıkları ve daire başkanlığı tarafındanbildirilen ve internet üzerinden indirilerek kullanılabilen Kakao Talk isimliuygulamanın kalıntılarına rastlanmış ise de, söz konusu programın milyonlarcainsanın görüşme amacı ile kullandığı ve halen Google playstore ve App storeda bulunduğu ve faal bir şekilde telefonlaraindirilebildiği, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 2017/3495 Esas, 2018/768 Kararsayılı bozma ilamında da 'Kakao isimli programın sanık tarafından kullanıldığıbelirtilmiş, aynı şekilde Whatsapp isimli yazışmaprogramının da sanık tarafından kullanılmasının karşısında, bahse konuprogramların kullanılmasının, sanığın adı geçen silahlı terör örgütünün üyesiolduğunu kanıtlayacak nitelikte deliller olmadığı' belirtilmiştir.
...
Tüm dosya kapsamı, sanık savunması, tanıkbeyanları dikkate alındığında; sanığın örgüt üyesi olup olmadığı hususundaortaya bir şüphenin çıktığı, mevcut delillerinörgüt üyeliği için yeterli olmadığı, zira silahlı terör örgütüne üye olma suçu,sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmasıyla tamamlanacağı, sanığın,örgütün hiyerarşik yapısına dahil olup olmadığı, bu örgütsel pozisyonundoğrudan doğruya ortaya konulması veya sanığın eylem ve faaliyetlerininsürekliliği, çeşitliliği ve yoğunluğu ya da eylemin niteliğinden hareketlebelirleneceği, sanığın 72 tepe yöneticisi ile herhangi bir görüşmesininbulunmadığı, yapılan bylock sorgusu ve polnet araştırması neticesinde sanığın örgütün gizlihaberleşme ağı olan bylock programını kullanmadığınıntespit edildiği, polnet sorgusunda herhangi bir suçunsurunun bulunmadığı, Bank Asya hesaplarına ilişkin alınan bilirkişiraporunda, hesabının bulunmadığının anlaşıldığı, Zaman gazetesi ve Sızıntıdergisi aboneliğinin olmadığı, fitre, zekat, bağış, himmet, burs, kurban adıaltında para verdiğine veya topladığına dair bir iddianın ve delilinbulunmadığı, KHK ile kapatılan kurumlarda çalışma kaydının bulunmadığı,çocuğunun KHK ile kapatılan okullarda eğitim görmediği, UYAP bilgi bankasındanyapılan sorgulamada aleyhine herhangi bir beyanın bulunmadığı, tanıkbeyanlarında bu hususa ilişkin bir delil bulunmadığı gibi sözü geçen Kur'an-ıKerim'in Diyanet Vakfı'nın basımı olduğu anlaşılmakla, amacı maddi gerçeğinortaya çıkarılması olan ceza yargılamasının en önemli ilkelerinin birisi de 'kuşkudan sanık yararlanır ' (in dubio pro reo) ilkesidir. Bu ilkeninözü, ceza davasında sanığın cezalandırılması bakımından taşıdığı önemden dolayıgöz önünde tutulması gereken herhangi bir meselede baş gösteren kuşkunun,sanığın yararına değerlendirilmesidir. Bu itibarla sanığın atılı suçu işlediğinedair mahkumiyetine yeterli, her türlü kuşkudan arınmış, kesin, hukuki veinandırıcı delil elde edilemediği anlaşıldığından giderilemeyen kuşkudan sanıkyararlanır ilkesi gereğince silahlı terör örgütüne üyelik suçundancezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de, yüklenen suçun sanıktarafından işlendiği sabit görülmediğinden 5271 sayılı CMK'nın223/2-e md.si gereğince beraatine karar verilmesi gerekmiş[tir.]... "
29. Karara karşı başvurucu müdafiitarafından, başvurucunun üzerine atılı suçu işlemediği sabit olduğugerekçesiyle 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223.maddesinin (2) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca beraat kararı verilmesigerektiğinden bahisle 18/2/2019 tarihinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
30. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylaistinaf aşamasında derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
31. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§24-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
33. Başvurucu; Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayateşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından -suç işlediğine dairkuvvetli belirtinin yokluğuna rağmen- tutuklama nedeni olmadan, hukuka aykırıolarak tutuklandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
34. Bakanlık görüşünde özetle; başvurucu hakkında uygulanantutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının Anayasa'nın 15. maddesi kapsamındaincelenmesi ve başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin meşru biramacının olup olmadığı değerlendirilirken tutuklama kararının verildiği andakigenel koşulların gözardı edilmemesi gerektiği, darbeteşebbüsü sonrasında teşebbüsle veya FETÖ/PDY ile bağlantılı suçlara ilişkinsoruşturmalarda delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalmasının söz konusu olabileceği, somut olaydabaşvurucunun tutuklanmasına dair verilen kararda yer alan gerekçeler kapsamındabaşvurucunun tutukluluğunun keyfî olduğunun savunulamayacağının değerlendirildiği,Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunun ikincil bir yol olduğu, Anayasa'yabariz şekilde aykırı yorumlar ile delillerin takdirinde açık bir keyfîlik hâlinde hak ve özgürlük ihlaline sebebiyet verendurumlar hariç olmak üzere isnat edilen eylemlerin suç oluşturupoluşturmadığının, tutuklamaya ilişkin olanlar da dâhil kanun hükümlerininyorumu ve bunların somut olaylara uygulanmasının derece mahkemelerinin takdiryetkisi kapsamında olduğu belirtilmiştir.
35. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında özetletutuklama tedbirinin hukuki olup olmadığının Anayasa Mahkemesinin denetiminetabi olduğunu, tutuklandığı sırada HSYK'nın açığaalma kararı ve Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının ihbarı dışında hiçbir delilinbulunmadığını, iddianamede aleyhine somut hiçbir delilin bulunmadığını, yapılanyargılama sonunda Cumhuriyet savcısının mütalaasında beraat kararı verilmesinitalep ettiğini, Mahkemenin oyçokluğu ile "yüklenensuçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması" nedeniyle beraatine karar verdiğini, bu karara karşıoyyazan mahkeme üyesinin ise "yüklenensuçun sanık tarafından işlenmediğinin sabit olması" nedeniyleberaat kararı verilmesi gerektiğini vurguladığını, tutuklanmasının Avrupa İnsanHakları Mahkemesi içtihatlarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme)5. maddesine ve yasal mevzuata aykırı olduğunu, Anayasa'nın 19. maddesikapsamındaki kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğinibelirtmiştir.
B. Değerlendirme
36. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
37. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
38. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Bu itibarla başvurucun tutuklamanın hukukiolmadığına yönelen bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncüfıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesigerekir.
1. UygulanabilirlikYönünden
39. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvurularıincelerken Anayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklereilişkin güvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir. Buna göre olağanüstübir durumun bulunması ve bunun ilan edilmesinin yanı sıra bireysel başvuruyakonu temel hak ve özgürlüklere müdahale teşkil eden tedbirin olağanüstü durumlabağlantılı olması hâlinde inceleme Anayasa'nın 15. maddesi uyarıncayapılacaktır (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 187-191).
40. Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
41. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin hukuki olup olmadığının incelenmesi Anayasa'nın 15. maddesikapsamında yapılacaktır. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucununtutuklanmasının başta Anayasa'nın 13. ve 19. maddeleri olmak üzere diğermaddelerinde yer alan güvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek,aykırılık saptanması hâlinde ise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin buaykırılığı meşru kılıp kılmadığı değerlendirilecektir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 193-195, 242;Selçuk Özdemir, § 58).
2. Kabul EdilebilirlikYönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden bulunmadığı anlaşılan buiddiaların kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
3. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
43. Genel ilkeler için bkz. MetinEvecen (B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 47-52) başvurusu hakkındaverilen karar.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
44. Başvurucu; darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamında,silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
45. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
46. Alaşehir Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta olanbaşvurucunun HSYK İkinci Dairesinin 16/7/2016 tarihli kararı ile görevdenuzaklaştırılmasına karar verilmesinin ardından başlatılan soruşturmadabaşvurucu hakkında tutuklama tedbirine başvurulmuştur.
47. Alaşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin tutuklama kararında (bkz. §13) başvurucu yönünden görevinden açığa alındığı belirtilerek tutukluluğunölçülü olduğuna genel olarak değinilmiştir. Tutuklamaya itirazın reddineilişkin Salihli Sulh Ceza Hâkimliğinin kararında da herhangi bir delile atıfyapılmaksızın genel bir ifadeyle Alaşehir Sulh Ceza Hâkimliğinin söz konusukararında usul ve yasaya aykırılık görülmediği ifade edilmiştir.
48. İddianamede ise başvurucunun meslekten ihracına ve cezainfaz kurumunda bulunduğu sırada yakınları tarafından getirilen Kur'an-ıKerim'in bazı sayfalarının farklı yerlerinin yırtılmış olduğuna ve NisaSuresi'nde bazı ayetlerin işaretlendiğine değinilmiş; bu olguların başvurucununFETÖ/PDY üyesi olduğunu ortaya koyduğu ileri sürülmüştür.
49. Buna göre başvurucuya yöneltilen ve tutuklamaya konu olansuçlamanın dayanaklarından biri, başvurucunun görevinden uzaklaştırılmasıdır.Başvurucu, HSYK'nın 24/8/2016 tarihli kararı ilemeslekten ihraç edilmiştir.
50. 15/7/2016 tarihinde gerçekleşen askerî darbe teşebbüsündensonra 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine kararverilmiş ve olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Olağanüstü hâldöneminde alınan tedbirlerden biri de 23/7/2016 tarihli ve 667 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun HükmündeKararname'nin (KHK) 3. ve 4. maddeleri uyarınca, terör örgütlerine veyadevletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'cakarar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti veya iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğudeğerlendirilenlerin kamu görevlilerinin veya yargı mensuplarının görevlerindenuzaklaştırılması ya da kamu görevinden veya meslekten çıkarılmasıdır (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 56-59).
51. Anayasa Mahkemesince daha önce de ifade edildiği üzere 667sayılı KHK'nın 3. ve 4. maddelerine göre kamu görevinden veya meslekten çıkarmatedbirlerinin uygulanması için mutlaka terör örgütüyle, terör faaliyetleriyleve bu arada darbe teşebbüsüyle kişi/kişiler arasında bağ kurulması şartıaranmamış; devletin millî güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla bağkurulması yeterli görülmüştür. Ayrıca bu tedbirlerin uygulanabilmesi için sözkonusu bağın yapıya, oluşuma veya gruba üyelik veya mensubiyet şeklinde olmasızorunlu olmayıp iltisak ya da irtibat şeklinde olması da yeterlidir. Öte yandananılan maddelerde, terör örgütleri veya devletin millî güvenliğine karşıfaaliyette bulunduğuna MGK'ca karar verilen yapı,oluşum veya gruplar ile üyeler arasındaki bağın sübut derecesinde ortaya konulması şartı aranmamıştır (AYM,E.2016/6 (D. İş), K.2016/12, 4/8/2016, §§ 84-86).
52. Anayasa Mahkemesi, 667 sayılı KHK'nın 3. ve 4. maddelerikapsamında kamu görevinden veya meslekten çıkarmanın -adli suç veya disiplinsuçu işlenmesi karşılığında uygulanan yaptırımlardan farklı olarak- terörörgütleri ile millî güvenliğe karşı faaliyette bulunduğu kabul edilen diğeryapıların kamu kurum ve kuruluşlarındaki varlığını ortadan kaldırmayıamaçlayan, geçici olmayan ve nihai sonuç doğuran bir olağanüstü tedbir niteliğinde olduğunu, bu kapsamdayapılacak değerlendirmenin adli suç veya disiplin suçu niteliğindeki somut bireylemin soruşturulması mahiyetinde bulunmadığını, burada ulaşılacak kanaatincezai sorumluluğun tespitinden bağımsız olduğunu belirtmiştir (AYM, E.2016/6(D. İş), K.2016/12, 4/8/2016, §§ 79, 86, 96).
53. Dolayısıyla darbe teşebbüsü sonrasında ilan edilenolağanüstü hâl döneminde alınan kamu görevinden veya meslekten çıkarmatedbirlerinin yukarıda belirtilen özellikleri ve bu tedbirlerin uygulanabilmesiiçin gerekli şartların niteliği birlikte dikkate alındığında başvurucu hakkındagörevden uzaklaştırma ve/veya meslekten ihraç tedbirlerinin uygulanmasının -tekbaşına- suç işlediğine dair kuvvetli bir belirti olarak kabulü mümkün değildir(benzer değerlendirme için bkz. MustafaBaldır, B. No: 2016/29354, 4/4/2018, § 70).
54. Başvurucunun ceza infaz kurumunda bulunduğu sırada yakınlarıtarafından getirilen Kur'an-ı Kerim'in bazı sayfalarının farklı yerlerininyırtılmış olduğu ve Nisa Suresi'nin bazı ayetlerinin işaretlendiği iddianamedebelirtilen bir diğer husus olup belirtilen sayfaların yırtık olmasının veayetlerin işaretlenmesinin hangi suretle atılı suça delil olabileceği konusundabir açıklama yapılmamış, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararında söz konusuKur'an-ı Kerim'in Diyanet Vakfının basımı olduğu belirtilmiştir.
55. Başvurucu hakkında Sulh Ceza Hâkimliğince 18/7/2016tarihinde verilen tutuklama kararında ve düzenlenen iddianamede HSK tarafındangönderilen (bkz. § § 21/i,ii,23) bilgi ve belgelere değinilmediği, mahkemenin beraat kararı gerekçesinde deaçıkça bu belgelerden bahsedilmediği anlaşılmaktadır.
56. Tanık T.P.nin ifadesindebelirttiği hususlardan, başvurucunun FETÖ/PDY ile bağlantılı olabileceğine dairbeyanlarının doğrudan ve somut olmadığı ayrıca diğer tanık beyanları ilebirlikte değerlendirildiğinde de çelişkili ve soyut mahiyette kaldığı, yargımakamlarının denetimini yapabilecek bilgiler içermediği anlaşılmıştır.
57. Bu itibarla soruşturma belgelerinde yer alan tespit vedeğerlendirmeler kapsamında somut olayda tutuklama için gerekli olan suç işlendiğine dair kuvvetli belirtininyeterince ortaya konulamadığı sonucuna varılmıştır.
58. Varılan bu sonuç karşısında tutuklama nedenlerinin bulunupbulunmadığına ve tutuklamanın ölçülü olup olmadığına ilişkin ayrıca birinceleme yapılmasına gerek görülmemiştir.
59. Açıklanan gerekçelerle suç işlediğine dair kuvvetlibelirtiler ortaya konulmadan başvurucu hakkında tutuklama tedbirininuygulanmasının kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına ilişkin olarak olağandönemde Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan güvencelereaykırı olduğu sonucuna varılmıştır.
60. Bununla birlikte anılan tedbirin olağanüstü dönemlerde temelhak ve özgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasınıdüzenleyen Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında meşru olup olmadığınınincelenmesi gerekir.
4. Anayasa'nın 15.Maddesi Yönünden
61. Anayasa'nın 15. maddesine göre savaş, seferberlik,sıkıyönetim veya olağanüstü hâllerde temel hak ve özgürlüklerin kullanılmasınınkısmen veya tamamen durdurulabilmesi ve bunlar için Anayasa'nın diğermaddelerinde öngörülen güvencelere aykırı tedbirler alınabilmesi mümkündür.Ancak Anayasa'nın 15. maddesi, bu hususta kamu otoritelerine sınırsız bir yetkitanımamaktadır. Anayasa'nın diğer maddelerinde öngörülen güvencelere aykırıtedbirlerin Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan hak veözgürlüklere dokunmaması, milletlerarası hukuktan doğan yükümlülüklere aykırıbulunmaması ve durumun gerektirdiği ölçüde olması gerekir. Anayasa MahkemesinceAnayasa'nın 15. maddesine göre yapılacak inceleme bu ölçütlerle sınırlıolacaktır. Anayasa Mahkemesi bu incelemenin usul ve esaslarını ortaya koymuştur(Aydın Yavuz ve diğerleri, §§192-211, 344).
62. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı savaş, seferberlik,sıkıyönetim ve olağanüstü hâl gibi olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiğidönemlerde Anayasa'nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan dokunulmasıyasaklanan çekirdek haklar arasında değildir. Dolayısıyla bu hak yönündenolağanüstü hâllerde Anayasa'daki güvencelere aykırı tedbirler alınmasımümkündür (Aydın Yavuz ve diğerleri,§§ 196, 345).
63. Ayrıca anılan hakkın milletlerarası hukuktan kaynaklananyükümlülük olarak insan hakları alanında Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerden özellikle Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin UluslararasıSözleşme'nin 4. maddesinin (2) numaralı ve Sözleşme'nin 15. maddesinin (2)numaralı fıkralarında ve bu Sözleşme'ye ekprotokollerde dokunulması yasaklanan çekirdek haklar arasında olmadığı gibisomut olayda başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan sözkonusu müdahalenin milletlerarası hukuktan kaynaklanan diğer herhangi biryükümlülüğe (olağanüstü dönemlerde de korunmaya devam eden bir güvenceye)aykırı olduğu da saptanmamıştır (Aydın Yavuzve diğerleri, §§ 199, 200, 346; TurhanGünay [GK], B. No: 2016/50972, 11/1/2018, § 86).
64. Bununla birlikte kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı, devletinbireylerin özgürlüğüne keyfî olarak müdahale etmemesini güvence altına alantemel bir haktır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK],B. No: 2015/18567, 22/2/2016, §62). Kişilerin keyfî olarak hürriyetinden yoksun bırakılmaması, hukukunüstünlüğüyle bağlı olan bütün siyasal sistemlerin merkezinde yer alan en önemligüvenceler arasındadır. Bireylerin özgürlüklerine yönelik müdahalenin keyfîolmaması, olağanüstü yönetim usullerinin benimsendiği dönemlerde de uygulanmasıgereken temel bir güvencedir(Aydın Yavuz ve diğerleri, § 347).
65. Tutuklama tedbirinin uygulanması suretiyle bireylerin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına keyfî olarak müdahale edilmemesini sağlayacakgüvencelerin başında suç işlendiğine dair belirtinin ortaya konulmasıgelmektedir. Suç işlendiğine dair belirtinin bulunması tutuklama tedbiri içinön koşul olduğundan aksi durumun kabulü, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınailişkin tüm güvencelerin anlamsız hâle gelmesi sonucunu doğurur. Dolayısıyla-hangi nedenle benimsenmiş olursa olsun- olağanüstü yönetim usullerininuygulandığı dönemlerde de kişilerin suç işlediklerine dair belirti bulunmadantutuklanmaları durumun gerektirdiği ölçüdebir tedbir olarak kabul edilemez (TurhanGünay, § 88).
66. Somut olayda Anayasa Mahkemesince, soruşturma makamlarınınsuç işlediğine dair belirtileri somut olgularla ortaya koymadan başvurucuhakkında tutuklama tedbirine başvurdukları sonucuna varılmıştır. Bu itibarla olağanüstü hâl döneminde temel hak veözgürlüklerin kullanımının durdurulmasını ve sınırlandırılmasını düzenleyenAnayasa'nın 15. maddesinin başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınayönelik Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen güvencelereaykırı bu müdahaleyi meşru kılmadığı değerlendirilmiştir.
67. Açıklanan gerekçelerle -Anayasa'nın 15. maddesiyle birliktedeğerlendirildiğinde de- başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
5. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasının birinci ve ikinci cümleleri ile (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
69. Başvurucu 20.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
70. Başvuruda, tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyleAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğine kararverilmiştir. Başvurucu hakkındaki davada 22/5/2017 tarihinde başvurucununtahliyesine karar verilmiştir. Dolayısıyla başvurucunun tutukluluk hâli sonaermiştir. Bu durumda tazminat dışında ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yapılması gereken bir hususun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
71. Başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelikmüdahale nedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararları karşılığında başvurucuya talebiyle sınırlı olarak net 20.000 TLmanevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
72. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 239,50 TL harç ve 2.475TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.714,50 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
A. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının tutuklamanın hukuki olmaması nedeniyle İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 20.000 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,
D. 239,50 TL harç ve 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.714,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin İzmir 14. Ağır Ceza Mahkemesine(E.2017/262) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.