TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ AKAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/33784)
Karar Tarihi: 15/12/2020
R.G. Tarih ve Sayı: 2/2/2021-31383
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Olcay ÖZCAN
Başvurucu
:
Ali AKAY
Vekili
:
Av. Serdal BAYTAR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; hak sahipliğinin tespiti açısından idareyebaşvuru tarihinden geriye doğru altmış günü kapsayacak şekilde hükümkurulmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, diğer personele icap nöbeti ücretiödenmesine rağmen bazı uzman doktorlara ödenmemesi nedeniyle de mülkiyet hakkıbağlamındaki ayrımcılık yasağının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 23/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi HastanesiBeyin ve Sinir Cerrahisi Ana Bilim Dalında 4/11/1981 tarihli ve 2547 sayılıYükseköğretim Kanunu hükümlerine tabi uzman doktor olarak görev yapmaktadır(22/2/2018 tarihli ve 7100 sayılı Kanun'un 2., 13. ve 29. maddeleri uyarıncayükseköğretim kurumlarına tahsis edilen okutman, uzman, çevirici, eğitim-öğretimplanlamacısı kadroları kaldırılarak bunların yerine öğretim görevlisi kadrosuihdas edilmiş olup başvurucunun kadrosu da öğretim görevlisi kadrosunadönüşmüştür.).
9. Başvurucu, uzman doktor olarak olağan mesaisine ekolarak tuttuğu nöbetlere ilişkin hak kazandığı nöbet ücretlerinin ödenmesi(icap nöbeti dâhil) talebiyle 29/2/2016 tarihinde Ege Üniversitesi Rektörlüğüne(İdare) başvuruda bulunmuştur. İdare, başvuruya cevap vermemiştir.
10. Başvurucu, cevap verilmemek suretiyle zımnenreddedilen idari işlemin iptali istemiyle 17/5/2016 tarihinde İzmir 1. İdareMahkemesinde (Mahkeme) İdare aleyhine dava açmıştır. Bu davada başvurucu14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu kapsamında istihdamedilen uzman hekimlere nöbet ücreti ödenmekteyken 2547 sayılı Kanun'a tabiuzman hekimlere nöbet ücretinin ödenmemesinin eşitlik ilkesi ile angaryayasağına aykırı olduğunu ve Danıştay Sekizinci Dairesinin 29/9/2015 tarihlikararında nöbet ücretinin ödenmesi gerektiğinin ifade edildiğini ileri sürmüş;ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faizi ile ödenmesini istemiştir.
11. Mahkeme 1/3/2017 tarihinde davanın kabulüne, davakonusu işlemin iptaline, ödenmeyen nöbet ücretlerinin İdareye başvurutarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesinekarar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle;
i. Başvurucunun haftalık çalışma saatleri dışında uzmanhekim olarak nöbet tuttuğu ve İdarenin başvurucunun iş gücünden yararlandığıbelirtilmiştir.
ii. Başvurucunun 2547 sayılı Kanun'un 50/d maddesine göregörev süresi dolduğuna ve hizmetine gerek görülerek aynı Kanun'un 33. maddesinegöre görev süresinin uzatıldığına işaret edilerek 657 sayılı Kanun'un 33.maddesi uyarınca izin suretiyle kullanılmayan her bir nöbet saati için uzmantabipler için belirlenen orandaki gösterge rakamının aylık katsayısı ileçarpılması suretiyle hesaplanacak nöbet ücretinin Anayasa'nın 18. ve 55.maddeleri uyarınca ödenmesi gerektiği ifade edilmiştir.
12. Taraflar, verilen karara karşı istinaf yolunabaşvurmuştur. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdari Dava Dairesi (Bölge İdareMahkemesi) 22/6/2017 tarihinde başvurucunun istinaf isteminin reddine, İdareninistinaf isteminin nöbet ücretine ilişkin kısım yönünden reddine, icap nöbetineilişkin kısım yönünden kabulüne ve icap nöbet ücretine ilişkin kısım yönündendavanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde özetle;
i. Başvurucunun nöbet ücretinin İdareye başvurutarihinden geriye doğru altmış günlük süreyi kapsayacak şekilde ödenmesigerektiğini ileri sürdüğü ancak Mahkemenin başvurucunun istemine bağlı kalarakkarar verebileceği ve başvurucunun nöbet ücretinin İdareye başvuru tarihindengeriye doğru altmış günlük süreyi kapsayacak şekilde ödenmesi yönünde birtalebinin bulunmadığı belirtilmiştir.
ii. Ödemeleri düzenleyen 11/10/1983 tarihli ve 2914sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu ve 2547 sayılı Kanun'da söz konusupersonele nöbet ücreti ve icap nöbeti ücreti adı altında bir ödeme yapılacağınailişkin bir düzenlemeye yer verilmediği ifade edilmiştir. Ayrıca 2914 sayılıKanun'un 20. maddesindeki bu Kanun ve 2547 sayılı Kanun'da hüküm bulunmayanhâllerde 657 sayılı Kanun'un uygulanacağı şeklindeki düzenlemenin kanunlardaaçıklık bulunmayan verilen hakların kullanılmasıyla ilgili konulara ilişkinolduğu belirtilerek yükseköğretim elemanlarının tüm parasal hakları 2914 sayılıkanun ve 2547 sayılı Kanun'da düzenlendiğinden 657 sayılı Kanun veya diğerkanunlarda verilen parasal haklardan faydalandırılmasının mümkün olmadığınavurgu yapılmıştır.
iii. 657 sayılı Kanun kapsamında sayılan bir parasalhaktan madde hükmünde açıkça sayılanların yararlanabileceği, 657 sayılıKanun'un 5947 sayılı Kanun'la değişik ek 33. maddesinde düzenlenen nöbet veicap nöbeti ücretinden ise maddede açıkça sayılan memurlar ile sözleşmeli personelve 2547 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (e) bendinde belirtilenlerin (tıptauzmanlık eğitimi yapanlar) yararlanabileceği, aynı maddede yer alan göstergetablosunda da kimlerin nöbet ve icap nöbeti ücretinden yararlanacaklarınınoranlar itibarıyla sayıldığı vurgulanarak madde kapsamında öğretim elemanlarısayılmadığından yorum yoluyla bu haktan yararlandırılmalarının hukuken mümkünolmadığı ifade edilmiştir.
13. Nihai karar başvurucu vekiline 3/8/2017 tarihindetebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 23/8/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
15. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Tevfik İlkerAkçam, B. No: 2018/9074, 3/7/2019, §§ 15-30.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
16. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. HakSahipliğinin Tespiti Açısından İdareye Başvuru Tarihinden Geriye Doğru AltmışGünü Kapsayacak Şekilde Hüküm Kurulmaması Nedeniyle Mülkiyet Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
17. Başvurucu, benzer duruma ilişkin olarak DanıştaySekizinci Dairesince verilen 12/4/2016 tarihli kararda İdareye başvurutarihinden önceki altmış günü kapsayacak şekilde nöbet ücreti ödenmesigerektiğinin hükme bağlandığını ancak açtığı davada bu karara uygun hükümkurulmayarak hak sahipliğinin başlangıcının hatalı tespit edildiğini belirtmişve bu nedenle ücrette adaletin sağlanması, adil yargılanma ve mülkiyet haklarıile eşitlik ilkesi, zorla çalıştırma ve angarya yasağının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
18. Somut olayda başvurucu, mesaisine ek olarak tuttuğunöbetlere ilişkin olarak hak kazandığı nöbet ücretlerinin ödenmesi talebiyle29/2/2016 tarihinde İdareye başvurmuş ve İdare bu başvuruya cevap vermemiştir.Başvurucunun zımnen reddedilen işlemin iptali istemiyle açtığı davaya ilişkindilekçesinde idari işlemin iptalini ve ödenmeyen nöbet ücretlerinin yasal faiziile ödenmesini talep ettiği anlaşılmıştır. Mahkeme 1/3/2017 tarihinde davanınkabulüne, dava konusu işlemin iptaline, ödenmeyen nöbet ücretlerinin İdareyebaşvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuyaödenmesine karar vermiştir. Başvurucu bu kararı nöbet ücretinin İdareye başvurutarihinden geriye doğru altmış günlük süreyi kapsayacak şekilde ödenmesigerektiği gerekçesiyle istinaf yoluna başvurmuştur. Bölge İdare Mahkemesi,Mahkemenin başvurucunun istemine bağlı kalarak karar verdiğini ve başvurucununnöbet ücretinin İdareye başvuru tarihinden geriye doğru altmış günlük süreyikapsayacak şekilde ödenmesi yönünde bir talebinin bulunmadığını ifade ederekistinaf istemini reddetmiştir.
19. Başvurucunun iptalini istediği idari işlemde geriyeyönelik nöbet ücretlerinin ödenmesini talep ettiği açıktır. Mahkeme de butalebe uygun olarak ödenmeyen nöbet ücretlerinin İdareye başvuru tarihindenitibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte başvurucuya ödenmesine kararvermiştir. Bu durumda ödenecek faiz yönünden İdareye başvuru tarihi esasalınmış ancak alacaklar açısından geriye yönelik bir başlangıç tarihi tespitedilmemiştir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının başvurucunun aleyhineolduğu sonucuna varılamayacağı gibi mahkeme kararını icra edecek olan İdarenindoğrudan 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nunhükümlerini dikkate almayacağı da ileri sürülemez. Bireysel başvuru formundailk derece mahkemesi kararı sonrası kendisine ödeme yapıldığını ifade edenbaşvurucu, bu ödemelerin hak sahibi olduğunu ileri sürdüğü dönemden daha kısabir dönemi kapsadığına yönelik bir iddia ileri sürmemiş ve buna ilişkin birbilgi ya da belge sunmamıştır. Dolayısıyla söz konusu iddialarıntemellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
20. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğerkabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. İcap NöbetiÜcretinin Ödenmemesi Nedeniyle Mülkiyet Hakkı İle Bağlantılı Olarak Anayasa'nın10. Maddesinde Güvence Altına Alınan Ayrımcılık Yasağının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
21. Başvurucu; olağan mesaisi yanında tuttuğu icap nöbetiücretlerinin ödenmediğini, 657 sayılı Kanun'a tabi uzman hekimlere bu ödemeninyapıldığını ve emeğinden karşılıksız yararlanıldığını ifade etmiştir. Başvurucu657 sayılı Kanun'a tabi personel ile 2547 sayılı Kanun'a tabi tıpta uzmanlıköğrencilerine nöbet ücreti ödenirken 2547 sayılı Kanun'a tabi olarak çalışanuzman doktorlara nöbet ücreti ödenmemesinin eşitlik ilkesine aykırı olduğunuiddia etmektedir. Sonuç olarak başvurucu bu gerekçelerle ücrette adaletinsağlanması, adil yargılanma ve mülkiyet hakları ile eşitlik ilkesi, zorlaçalıştırma ve angarya yasağının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
22. Başvuru konusu ile ilgili ilkeler daha önce AnayasaMahkemesi tarafından 3/7/2019 tarihli kararda ortaya konmuştur (Tevfik İlkerAkçam, §§ 34-59). Buna göre her ne kadar başvurucu; ücrette adaletinsağlanması ve adil yargılanma hakkının, zorla çalıştırma ve angarya yasağınında ihlal edildiğini ileri sürmüşse de başvurucunun şikâyetleri ilgili olduğumülkiyet hakkı bağlamında, ayrımcılık yasağı iddiası kapsamında incelenmiştir.
23. Anayasa Mahkemesince 2547 sayılı Kanun hükümlerinetabi uzman doktor olarak görev yapan başvurucuya tuttuğu acil, yoğun bakım veicap nöbetlerine ilişkin olarak 657 sayılı Kanun'un ek 33. maddesinde yer alanhüküm gerekçe gösterilerek nöbet ücretleri ödenmediği hâlde anılan Kanun hükmüuyarınca başvurucu ile aynı şekilde yataklı tedavi kurumları, seyyarhastaneler, ağız ve diş sağlığı merkezleri ve 112 Acil sağlık hizmetlerindehaftalık çalışma süresi dışında normal, acil veya branş nöbeti tutarak bu nöbetkarşılığında kurumunca izin kullanmasına müsaade edilmeyen 657 sayılı Kanun'atabi memurlar ve sözleşmeli personel ile 2547 sayılı Kanun'a tabi tıptauzmanlık öğrencilerine nöbet ücreti ödendiği belirtilmiştir. Ayrıca 7/5/1987tarihli ve 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu'nun ek 9. maddesiuyarınca Sağlık Bakanlığı ile üniversitelerce birlikte kullanılan sağlıktesislerinde nöbet tutan öğretim üyelerine de nöbet ücreti ödenmesine ilişkinbir düzenleme olduğu ifade edilmiştir (Tevfik İlker Akçam, §§ 43, 48).
24. Anayasa Mahkemesi 2547 sayılı Kanun'un 3. maddesindeöğretim elemanları olarak sayılan öğretim üyeleri, öğretim görevlileri vearaştırma görevlilerinin nöbet hizmetine tabi olmaları durumunda nöbet ücretialıp alamayacaklarına ilişkin bir düzenleme yapılmadığına ve başvurucunun nöbettuttuğu, bunun yanı sıra icap nöbeti de tuttuğu yani İdarenin başvurucunun işgücünden uzman doktor olarak yararlandığı ancak 657 sayılı Kanun'un ek 33.maddesinde sayılan kişilerden olmadığı gerekçesiyle nöbet ücretindenyararlandırılmadığına vurgu yapmış ve aynı sağlık kuruluşlarında nöbet hizmetinetabi olup nöbet ücretine hak kazanan kişilerin karşılaştırma yapmaya müsaitolacak şekilde benzer durumda olduklarının açık olduğunu tespit ederekdiğer sağlık personeline nöbet ücreti ödenip 2547 sayılı Kanun'a tabi olarakçalışan uzman doktorlara ödenmemesinin farklı muamele teşkil ettiğineişaret etmiştir (Tevfik İlker Akçam, §§ 44, 47, 49).
25. Kamu personeli hakkında yerine getirilen hizmetinşartları ile mali hakların belirlenmesine ilişkin farklı düzenlemelerinyapılmasının söz konusu olabileceğine değinilen bu kararda; aynı nitelikte kamuhizmeti veren ve uzman doktorların da dâhil olduğu 657 sayılı Kanun'a tabipersonel ile 2547 sayılı Kanun'a tabi tıpta uzmanlık öğrencilerine, ayrıcaSağlık Bakanlığı ile üniversitelerce birlikte kullanılan sağlık tesislerindenöbet tutan 2547 sayılı Kanun'a tabi öğretim üyelerine nöbet ücreti ödenirkenüniversite hastanelerinde 2547 sayılı Kanun'a tabi olarak çalışan uzmandoktorlara nöbet ücreti ödenmemesinin nesnel ve makul bir gerekçeyedayandırılmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığı görüldüğüne, ayrıcamüdahalenin nesnel ve makul bir gerekçeye dayandığı yolunda bir tespiteulaşılmasını gerektiren somut bir verinin bulunmadığına değinilmiştir. AnayasaMahkemesi bu gerekçelerle kamu otoritesinin ortaya çıkardığı farklılığınbaşvurucunun mülkiyet hakkına yönelik ayrımcı bir muameleye yol açtığı sonucunavarmıştır (Tevfik İlker Akçam, §§ 56, 57).
26. Somut olayda da anılan ilkelerden ayrılmayıgerektiren bir durum bulunmamaktadır. Bu nedenlerle 2547 sayılı Kanun'a tabiolarak uzman doktor olarak çalışan başvurucuya tuttuğu icap nöbeti ücretiödenmeyerek 657 sayılı Kanun'a tabi uzman doktorlar ile 2547 sayılı Kanun'atabi uzman doktorlar arasında nöbet ücreti yönünden bir farklılık yaratıldığıdikkate alındığında bu durumun mülkiyet hakkına yönelik ayrımcı bir muameleyeyol açtığı anlaşılmaktadır. Buna göre olayda objektif ve makul bir gerekçegösterilmeden mülkiyet hakkına yapılan ayrımcı müdahale nedeniyle başvurucuyaaşırı bir külfet yüklenmesine yol açılmıştır. Dolayısıyla başvuru konusu olaydamülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
27. Açıklanan gerekçelerle mülkiyet hakkıyla bağlantılıolarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence alınan ayrımcılık yasağının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
28. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
29. Başvurucu, ihlalin tespiti ile 100.000 TL maddi ve50.000 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
30. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
31. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§ 55, 57).
32. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanunun 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğindeusul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
33. İncelenen başvuruda mülkiyet hakkı bağlamındaayrımcılık yasağının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalinİdarenin uygulamasından ve mahkeme kararında kanun hükümlerine ilişkin yapılanyorumdan kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
34. Bu durumda mülkiyet hakkı bağlamında ayrımcılıkyasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama isebireysel başvuruya özgü düzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasınayöneliktir. Bu kapsamda yapılması gereken iş, yeniden yargılama kararıverilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlalkararında belirtilen ilkelere uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Busebeple kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölgeİdare Mahkemesi 5. İdare Dava Dairesine gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
35. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminattalebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
36. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Hak sahipliğinin tespiti açısından idareye başvurutarihinden geriye doğru altmış günü kapsayacak şekilde hüküm kurulmamasınedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İcap nöbeti ücretinin ödenmemesi nedeniyle mülkiyethakkı ile bağlantılı olarak ayrımcılık yasağının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkıyla bağlantılı olarak Anayasa'nın 10. maddesinde güvence altınaalınan ayrımcılık yasağının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkı ile bağlantılıolarak ayrımcılık yasağının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere İzmir Bölge İdare Mahkemesi 5. İdare DavaDairesine (E.2017/1510 ve K.2017/1366) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat talebinin REDDİNE,
E. 257,50 TL harç ve 3.600 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 3.857,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına; ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal faiz UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.