TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ BACACI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/18688)
Karar Tarihi: 9/3/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Ali BACACI
Vekili
:
Av. Asım OKAT
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Tüketici Sorunları İl Hakem Heyeti kararının iptalitalebiyle açılan davada yargılamanın duruşma yapılarak sözlü beyanda bulunmahakkı tanınmadan sonuçlandırılması nedeniyle aleni yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/11/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş sunmamıştır.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu; T.G. Bankası A.Ş. (Banka) tarafından verilen kredikartını kullanmaktayken kendisinden 2013 yılına ait kart aidat bedeli olarak586,71 TL tahsil edilmiş, paranın iadesi için Kütahya Tüketici Sorunları İlHakem Heyetine (Hakem Heyeti) başvurmuştur.
9. Hakem Heyeti 13/1/2014 tarihli kararında 23/2/1995 tarihli ve4077 sayılı mülga Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6. maddesindesatıcının tüketici ile müzakere etmeden tek taraflı olarak sözleşmeye koyduğuve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kurallarınaaykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşmekoşullarının haksız şart niteliğinde olduğunun belirtildiğini, aynı maddedesözleşme hükümlerinin en az on iki punto ve koyu siyah harflerle düzenlenmesigerektiğinin belirtildiğini, Kanun'a uygun olarak düzenlenmeyen sözleşmenedeniyle tüketiciden kart ücreti adı altında bir meblağın istenemeyeceğinibelirterek başvurucunun talebini kabul etmiştir.
10. Banka, Hakem Heyeti kararının iptali için Kütahya 1. AsliyeHukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi Sıfatıyla) nezdinde itirazda bulunmuştur.
11. Mahkemenin 30/1/2014 tarihli duruşmaya hazırlık tensiptutanağı gereği dava dilekçesi ve ekleri 14/2/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
12. Mahkemenin 3/3/2014 tarihli ön inceleme tensip tutanağındadosyanın 18/6/2014 tarihinde ele alınmasına karar verilmiş, 18/6/2014 tarihliön inceleme duruşmasında ise tebligatın usulsüz olduğu belirtilerek dilekçeleraşamasının tamamlanması için cevap ve delillerini bildirmek üzere başvurucuyasüre verilmiş, başvurucuya 4/7/2014 tarihinde bununla ilgili tebligatta bulunulmuştur.
13. Mahkeme 18/6/2014 tarihli duruşmada dilekçeler aşamasıtamamlandıktan sonra duruşma açılıp açılmayacağı hususunun değerlendirilmesinekarar vermiş, başvurucu 18/7/2014 tarihli cevap dilekçesini dosyaya sunmuş,28/8/2014 tarihli kesin nitelikteki kararla Bankanın itirazını kabul etmiştir.
14. Mahkeme gerekçesinde; uyuşmazlığın davalıdan tahsil edilenkredi kartı aidat bedellerinin tüketici olan davalıya iade edilip edilmeyeceğinoktasından kaynaklandığı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin son içtihatları ilekredi kartlarından üyelik aidat bedeli alınmasının uygun olduğunun kararabağlandığı, Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin 5/4/2011, 22/3/2011 ve 16/2/2012tarihli kararlarında da açıklandığı üzere kart hamili davalının, davacı Bankayaait kredi kartını kullanması nedeniyle Banka tarafından bildirilen ücretisözleşmede hüküm olsun ya da olmasın ödemekle yükümlü olduğu, bir başka deyişledavacı Bankanın üyelik ücreti ödenmeden kart verme yükümlülüğünde olmayıpsözleşmede buna dair kararlaştırmanın haksız şart niteliğinde olduğunundeğerlendirilmeyeceği, taraflar arasında mevcut sözleşme hükümlerine göredavacı Bankanın davalıdan üyelik ücreti istemesinin davalı tüketici tarafındankabul edilmemesi nedeniyle sözleşme özgürlüğü çerçevesinde aralarındakisözleşmeyi feshetmesi ve kredi kartını kullanıma kapatmasına engel bir hükümbulunmadığı, 23/2/2006 tarihli ve 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi KartlarıKanunu uyarınca kredi kartı üyelik bedelinin davalıya bildirildiği ve davalınınbu bedele itirazda bulunmayarak bu hususu kabul etmiş sayılacağı, son Yargıtaykararlarına göre Kütahya İl Tüketici Hakem Heyetinin vermiş olduğu kararın usulve yasaya, yerleşik uygulamalara aykırı bulunduğu, bu nedenle Hakem Heyetikararının iptal edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
15. Karar 6/11/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,24/11/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 5464 sayılı Kanun’un 11. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
"Kredi kartı ile yapılan işlemlere, son ödeme tarihinden itibarenon gün içinde, kart çıkaran kuruluşa başvurmak suretiyle itiraz edilebilir.Kredi kartı hamili, yapacağı başvuruda, hesap özetinin hangi unsurlarına itirazettiğini gerekçesiyle belirtmek zorundadır. Süresi içerisinde itiraz edilmeyenhesap özeti kesinleşir. Hesap özetinin kesinleşmesi genel hükümlere göre davahakkını ortadan kaldırmaz."
17. 5464 sayılı Kanun'un 24. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kart çıkaran kuruluşlar ile karthamilleri arasındaki ilişkiler, bu Kanun ve ilgili diğer mevzuat çerçevesindeen az oniki punto ve koyu siyah harflerlehazırlanacak yazılı sözleşme ile düzenlenir. Sözleşmenin bir örneği, karthamiline ve varsa kefile verilir. Sözleşme hükümleri ve kartın kullanımıhakkında kart hamiline ayrıntılı bilgi verilmesi zorunludur.
...
Kart hamilinin yaptığı işlemler nedeniyle,sözleşmede yer almayan faiz, komisyon veya masraf gibi adlar altında hiçbirşekil ve surette ödeme talep edilemez ve kart hamilinin hesabından kesintiyapılamaz. Sözleşmede kart hamilinin haklarını zedeleyici ve kart çıkarankuruluş lehine tek taraflı haksız şartlar sağlayan hükümlere yerverilemez."
18. 5464 sayılı Kanun'un 25. maddesinin birinci fıkrasınınilgili kısmı şöyledir:
"Sözleşmede yapılacak değişiklikler karthamiline bildirilir. Bu değişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin sonödeme tarihinden itibaren hüküm ifade eder. Bildirimin ait olduğu dönemeilişkin son ödeme tarihinden sonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde,sözleşmede meydana gelen değişikliklerin kabul edildiği addolunur..."
19. 10/3/2007 tarihli ve 26458 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Banka Kartları ve Kredi Kartları HakkındaYönetmelik'in 18. maddesi şöyledir:
"(1) Kredi kartı sözleşmelerindeyapılacak değişiklikler kart hamiline hesap özeti ile bildirilir. Budeğişiklikler bildirimin yapıldığı döneme ilişkin son ödeme tarihinden itibarenhüküm ifade eder. Bildirimin ait olduğu döneme ilişkin son ödeme tarihindensonra kartın kullanılmaya devam olunması halinde, sözleşmede meydana gelendeğişikliklerin kabul edildiği addolunur. Faiz oranlarının artırılmasıdurumunda ise bu değişikliğin hüküm ifade edebilmesi için otuz gün önceden karthamiline bildirilmesi zorunludur. Değişiklikler, hesap özetinde en az oniki punto harfler kullanılarak belirtilir. Kart hamilifaiz artırımına ilişkin bildirim tarihinden itibaren en geç altmış gün içindetüm borcunu ödeyip kredi kartını kullanmaya son verdiği takdirde faizartışından etkilenmez.
(2) Kart hamili, talep etmek suretiyle kartıiptal ettirmek ve sözleşmeyi feshetmek hakkına sahiptir. Kartın iptaledilmesine ve sözleşmenin feshine ilişkin kart hamilince yapılan talebin en geçyedi gün içinde kart çıkaran kuruluşça yerine getirilmesi zorunludur. (Ekcümle:17/12/2010-27788) Şubeler kanalıyla yapılan kart iptaline ilişkintaleplerde, bu talebin hangi tarihte alındığına dair şube yetkililerinceimzalanmış bir belgenin veya doldurulan iptal talep formunun bir örneğinin karthamiline verilmesi zorunludur"
20. 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin KorunmasıHakkında Kanun'un 70. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(3)Taraflar,tüketici hakem heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beşgün içinde tüketici hakem heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesineitiraz edebilir...
...
(4)İtiraz olunan kararın, esas yönünden kanunauygun olup da, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayıitirazın kabul edilmesi gerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayıgerektirmediği takdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde, kararı değiştirerekveya düzelterek onama kararı verebilir. Tarafların kimliklerine, ticariunvanlarına ait yanlışlıklarla, yazı, hesap veya diğer açık ifade yanlışlıklarıhakkında da bu hüküm uygulanır. Karar, usule ve kanuna uygun olup da gösterilengerekçe doğru bulunmazsa, gerekçe değiştirilerek veya düzeltilerekonanır."
21. 6502 sayılı Kanun'un 73. maddesinin (4) numaralı fıkrasışöyledir:
"(4) Tüketici mahkemelerinde görülecekdavalar 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun AltıncıKısım hükümlerine göre yürütülür."
22. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 320. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1)Mahkeme, mümkün olan hâllerde taraflarıduruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verir.
(2)Daha önce karar verilemeyen hâllerdemahkeme, ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücü süre vezamanaşımı hakkında tarafları dinler; daha sonra tarafların iddia ve savunmalarıçerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tek tespit eder.Uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkim, tarafları sulheveya arabuluculuğa teşvik eder. Tarafların sulh olup olmadıkları, sulholmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerden ibaret olduğu tutanağayazılır; tutanağın altı hazır bulunan taraflarca imzalanır. Tahkikat bu tutanakesas alınmak suretiyle yürütülür."
B. Uluslararası Hukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme/AİHS) 6.maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Herkes davasının medeni hak ve yükümlülükleriile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarınesası konusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız birmahkeme tarafından kamuya açık olarak ve makul bir süre içinde, görülmesiniisteme hakkına sahiptir...”
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) duruşmalı yargılanmahakkı ile ilgili yaptığı tespitlerde; Sözleşme'nin 6. maddesinin birincifıkrasında kamuya açık duruşma hakkının sözlü yargılama hakkını içerdiğini,yargılamada duruşma yapma yükümlülüğünün mutlak olmadığını, ilgili tarafın buhakkından feragat etmesi veya kamu yararının gerektirdiği durumlarda duruşmayapılmayabileceğini (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Elo/Finlandiya,B.No: 30742/02, 26/9/2006, § 34; Lundevall/İsveç, B.No: 38629/97,12/11/2002, § 34), ilk derece mahkemesi önündeki davalarda esasen bir duruşmahakkının var olduğunu ancak ikinci ve üçüncü derecedeki yargılamalarda duruşmayapılmamasının ilk derece yargılamasında duruşma yapılması koşuluyla haklıgörülebileceğini, duruşma yapılmamasını haklı kılan istisnai koşullar olmadığısürece Sözleşme'nin 6. maddesinin birinci fıkrasının en azından ilk derecemahkemesi huzurundaki davalarda bir kez duruşma yapılması hakkını sağlayacağınıbelirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Döry/İsveç, B.No:28394/95, 12/11/2002, § 39; Salomonsson/İsveç, B.No:38978/97, 12/11/2002, § 39).
25. AİHM, bir yargılamada duruşma yapılmamasını haklıkılabilecek istisnai nedenleri tespit ederken ulusal mahkemeler önündekidavanın niteliğinin gözönüne alınması gerektiğinibelirtmiştir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Miller/İsveç, B.No: 55853/00,8/2/2005, § 29; Elo/Finlandiya, § 29). Bu bağlamda davanınyazılı beyan ve belgelere dayalı olarak çözülebilecek nitelikte olması, başkabir deyişle dosya üzerinden çözülemeyecek herhangi bir maddi ya da hukukiuyuşmazlığın bulunmaması ya da uyuşmazlığın sınırlı konular içermesi veyakarmaşık olmaması durumlarında duruşmanın gerekli olmayabileceğini belirtmiştir(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Jussila/Finlandiya, B.No: 73053/01,23/11/2006, § 29; Salomosson/İsveç,§ 34; Allan Jacopsson/İsveç(no:2), B.No:16970/90, 19/1998, § 49; Varela Assalino/Portekiz (k.k.), B. No: 64336/01, 25/42002). Yine AİHM kararlarında,başvurucunun iddiasının davanın çözümü için sözlü bir duruşmaya ihtiyaç duyacaknitelikte bir olgu içeriyorsa veya kişisel durumunu duruşmada açıklama hakkıverilmesi davanın çözümüne, adaletin doğru tecelli etmesine etki edeceğianlaşılıyorsa duruşma yapılmasının gerekli olduğu belirtilmiştir (Benzeryöndeki AİHM kararı için bkz. Miller/İsveç,§§ 34,35; Apaydın/Türkiye, B.No: 502/03, 12/2/2008, § 37; Fredin/İsveç (no:2), B.No: 18928/91,23/2/1994,§ 22).
26. Schuler-Zgraggen/İsviçre (B. No: 14518/89, 24/6/1993, §58) davasında başvurucu sosyal güvenlik hakkından yararlandırılmaması nedeniyleaçtığı davada, Federal Sigorta Mahkemesinin duruşma yapmaksızın yargılamayısonuçlandırdığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir. AİHM, bu tür davalarda yargılamaların genellikle duruşmasızyapıldığını, davanın teknik nitelikte ve yazılı belgelere göreyürütülebildiğini ve çözümünün tıbbi delillere dayandığını belirterek duruşmayapılmamasının adil yargılanma hakkının ihlali sonucunu doğurmayacağınıbelirtmiştir.
27. Göç/Türkiye ([BD]B.No: 36590/97, 11/72002, § 51)davasındabaşvurucu bir ceza soruşturması kapsamında Cumhuriyet savcılığı tarafındangözaltına alınmış, iki gün sonra serbest bırakılmıştır. Savcılık bir süre sonratakipsizlik kararı vermiştir. Başvurucu haksız yere gözaltına alındığınıbelirterek devlet aleyhine Ağır Ceza Mahkemesine tazminat davası açmıştır.Mahkeme üyelerden birini naip hâkim olarak atamış; naip hâkim, başvurucu ileilgili kişisel bilgileri toplayarak raporunu Mahkemeye sunmuştur. Mahkemeduruşma yapmadan başvurucu lehine tazminata hükmetmiştir. Karar, Yargıtaytarafından onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu; yargılamanın hiçbir aşamasındaduruşma yapılmadığını, dava ile ilgili beyanlarını sözlü olarak açıklamafırsatının verilmediğini belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir. AİHM somut davanın her ne kadar yargılama ceza mahkemesinceyürütülüyor ise de niteliği itibarıyla hukuk davası olduğunu belirterekyukarıda açıklanan ilkeleri tekrarlamış, başvuruyu özellikle İlk DereceMahkemesi önündeki yargılama açısından sözlü duruşma yapılmamasını haklıkılabilecek istisnai koşulların bulunup bulunmadığı hususu ile ilgili olarakincelemiştir. AİHM, başvuru konusu davada tazminat miktarının belirlenmesindebaşvurucunun yaşadığı olay nedeniyle çektiği sıkıntı, endişe ve manevizararlarını sözlü olarak Mahkemeye ifade etmesi hususunda fırsat tanınmasıgerektiğini, uyuşmazlığın teknik nitelikte olmadığı ve yalnızca davadosyasındaki yazılı belgelere dayanılarak soruçlandırılamayacağınıbelirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna uluşmıştır.
28. Speil/Avusturya ( (k.k.)B. No: 42057/98, 5/9/2002) davasında,kendi mülkünde içki fabrikası işleten başvurucunun fabrikaya ait atık susisteminin şehir kanalizasyonuna bağlanmasına ilişkin idari işlemin iptalitalebiyle açtığı davada, duruşma yapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddia edilmiştir. AİHM, ilke olarak somut davadaki gibidurumlarda başvurucunun idare mahkemesi nezdinde duruşma hakkının olduğunuancak yalnızca hukuki veya teknik konularla ilgili olan davalarda sözlü duruşmayapılmaması durumunda bile Sözleşme'nin 6. maddesinin gerekliliklerinin yerinegetirilebileceğini, idare mahkemesinin başvurucunun davasının esasını inceleyenilk ve tek mahkeme olduğunu ve başvurucunun yargılama sırasında duruşmayapılmasını açıkca talep ettiğini ancak olgularıntartışılmadığı ve karmaşık nitelikte olmayan uyuşmazlıklarda sözlü duruşmayagerek olmayabileceğini başvuru konusu davanın bu özellikte olduğunu belirterekbaşvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
29. Mahkemenin 9/3/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu Hakem Heyeti kararına yapılan itirazda Kanun hükmügereği duruşma yapılması gerektiği hâlde Mahkemenin ön inceleme ve tahkikatadair duruşma yapmadan dosya üzerinden karar verdiğini, duruşma yapılmamasınedeniyle davaya ilişkin beyan ve delillerini sözlü olarak dile getiremediğinibelirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
31. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
32. Başvurucunun iddiasının, usul kurallarına aykırı olarakduruşmaya katılmayarak sözlü beyanda bulunma hakkından yoksun bırakılmasınayönelik olması nedeniyle başvuru aleni yargılanma hakkı kapsamındaincelenmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
33. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan aleniyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğunakarar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinmeşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir.
35. Anayasa'nın 36. maddesine 2001 yılı değişiklikleriyleeklenen "adil yargılanma" ibaresine ilişkin gerekçede, tarafolduğumuz uluslararası sözleşmelerce güvence altına alınan adil yargılanmahakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. Bu sözleşmelerden AİHS'in 6. maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden birini de aleni yargılanma hakkı oluşturmaktadır. Aleniyargılanma hakkı doğası gereği davanın açık duruşma ile görülmesini yani sözlüyargılama yapılmasını da içerir.
36. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altınaalınan adil yargılanma hakkının temel unsurlarından birinin de Anayasa’nın 141.maddesinde düzenlenen yargılamanın açık ve duruşmalı yapılması ilkesi olduğunu,yargılamanın açıklığı ilkesinin amacının adli mekanizmanın işleyişini kamudenetimine açarak yargılama faaliyetinin saydamlığını güvence altına almak veyargılamada keyfîliği önlemek olduğunu ancak hertürlü yargılamanın mutlaka duruşmalı yapılması zorunluluğunun bulunmadığını,adil yargılama ilkelerine uyulmak şartıyla usul ekonomisi ve iş yükününazaltılması gibi amaçlarla bazı yargılamaların duruşmadan istisna tutulması veduruşma yapılmaksızın karara bağlanmasının anayasal hakların ihlalinioluşturmayacağını belirtmiştir (NevruzBozkurt, B. No: 2013/664, 17/92013, § 32).
37. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında verdiğikararlarda AİHM tarafından kabul edilen ilkelerle aynı doğrultuda tespitlereyer vermiş, gerek hukuk gerekse ceza yargılamalarında duruşma yapılmamasınedeniyle ileri sürülen ihlal iddialarını, başvuruya konu uyuşmazlığınniteliğini dikkate alarak değerlendirmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemelerde;duruşma yapılması usul kurallarına göre zorunlu olsun ya da olmasın bunlardanbağımsız olarak davanın açıklığa kavuşturulmasında dosya kapsamındaki bilgi vebelgelerin yeterli olup olmadığı, davada başvurucuların kişisel özellikleri,davranışları gibi sözlü yargılamayı zorunlu kılan olguların bulunup bulunmadığıveya şekli, sınırlı ve teknik nitelikte bir incelemenin çözüm için yeterli olupolmadığı hususları çerçevesinde değerlendirmeler yapmış, nihai olarak duruşmayapılmamasının yargılamanın bütünü dikkate alındığında adilliğine zarar veripvermediğini gözönüne aldığı anlaşılmıştır(Adnan Altın, B.No:2013/9748, 7/1/2016; Mustafa Doğan,B. No: 2014/1836, 28/9/2016; Peyote Müzik Film Org. Tur. Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.,B.No: 2013/9345, 7/7/2015; Fatih Birol ve Remziye Birol, B.No:2013/19, 7/3/2014).
ii. İlkelerin Olaya Uygulanması
38. Başvurucu, Hakem Heyeti kararının iptali istemiyle açılandavada, Mahkemenin duruşma yaparak itiraz ve delillerini sözlü olarak ilerisürme imkânından mahrum bıraktığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
39. Somut olayda, kullandığı kredi kartı nedeniyle başvurucudantahsil edilen aidat bedelinin iadesine yönelik Hakem Heyetinin verdiği kararayapılan itirazda dava dilekçesi ve eklerinin 14/2/2014 tarihinde başvurucuyatebliğ edildiği, Mahkemenin 3/3/2014 tarihli ön inceleme tensip tutanağındadosyanın 18/6/2014 tarihinde ele alınmasına karar verildiği, 18/6/2014 tarihliön inceleme duruşmasına davacı vekilinin katıldığı ancak başvurucuyuyargılamada dezavantajlı duruma sokacak herhangi bir işlem yapılmadantebligatın usulsüz olduğu belirtilerek dilekçeler aşamasının tamamlanması içincevap ve delillerini bildirmek üzere başvurucuya süre verildiği ve bununlailgili tebligatın 4/7/2014 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
40. Mahkemenin 18/6/2014 tarihli duruşmada dilekçeler aşamasıtamamlandıktan sonra duruşma açılıp açılmayacağı hususunun değerlendirilmesinekarar verildiği başvurucunun 18/7/2014 tarihli cevap dilekçesi ve delillerinidosyaya sunduğu, taraflar arasında düzenlenen kredi kartı üyelik sözleşmesi vehesap ekstrelerinin dosya arasına alındığı anlaşılmıştır.
41. 6502 sayılı Kanun'un 70. maddesinde tarafların TüketiciHakem Heyetinin kararlarına karşı tebliğ tarihinden itibaren on beş gün içindeTüketici Hakem Heyetinin bulunduğu yerdeki tüketici mahkemesine itirazedebileceği, itiraz olunan kararın esas yönünden kanuna uygun olup da kanununolaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı itirazın kabul edilmesigerektiği veya kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılamayı gerektirmediğitakdirde tüketici mahkemesi evrak üzerinde kararı değiştirerek veya düzelterekonama kararı verebileceği, tarafların kimliklerine, ticari unvanlarına aityanlışlıklarla birlikte yazı, hesap, diğer ifade yanlışlıkları hakkında da buhükmün uygulanacağı aynı zamanda kararın, usule ve kanuna uygun olup dagösterilen gerekçe doğru bulunmaması hâlinde gerekçe değiştirilerek veyadüzeltilerek onama kararı verileceği belirtilmiştir.
42. Yine Kanun'un 73. maddesinin (4) numaralı fıkrasındatüketici mahkemelerinde görülecek davalarda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılıKanun'un Altıncı Kısım hükümlerinde yer alan basit yargılama usulününuygulanacağı belirtilmiştir.
43. 6100 sayılı Kanun'un 320. maddesinde ise basit yargılamausulüne tabi davalarda mahkemenin mümkün olan hâllerde tarafları duruşmayadavet etmeden dosya üzerinden karar vereceği, daha önce karar verilemeyenhâllerde mahkemenin ilk duruşmada dava şartları ve ilk itirazlarla hak düşürücüsüre ve zamanaşımı hakkında tarafları dinleyeceği; daha sonra tarafların iddiave savunmaları çerçevesinde, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları tek tektespit edeceği, uyuşmazlık konularının tespitinden sonra hâkimin, tarafları sulhe veya arabuluculuğa teşvik edeceği, tarafların sulholup olmadıkları, sulh olmadıkları takdirde anlaşamadıkları hususların nelerdenibaret olduğunun tutanağa yazılacağı, tutanağın hazır bulunan taraflarcaimzalanacağı, tahkikatın bu tutanak esas alınmak suretiyle yürütüleceğibelirtilmiştir.
44. Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurudaki işlevi, yargılamasürecindeki işlemlerin Kanun'a uygun olup olmadığını incelemekten ziyadebaşvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içerisinde adil olup olmadığınıdenetlemektir. Bu açıdan duruşma yapılmaması nedeniyle başvurucuya sözlübeyanda bulunma ve delil sunma hakkı verilmemesi yönündeki uygulamanınyargılamanın adilliğini ne ölçüde etkilediğinin dikkate alınması gerekmektedir.
45. Başvuru konusu davada başvurucunun 18/7/2014 tarihli cevapdilekçesinde itirazlarını dile getirdiği, dilekçesinde belirtilen delillerindosya kapsamına alındığı, Mahkemece başvurucudan tahsil edilen kredi kartıaidat alacağı ile ilgili araştırmalar yapıldığı, Bankadan gerekli bilgi vebelgelerin toplandığı ve bu çerçevede değerlendirme yapılarak yargılamanınsonuçlandırıldığı anlaşılmıştır.
46. Mahkemenin gerekçeli kararı incelendiğinde, Yargıtayiçtihatları dikkate alınarak başvurucunun Bankaya ait kredi kartını kullanmasınedeniyle Banka tarafından bildirilen ücreti sözleşmede hüküm olsun ya daolmasın ödemekle yükümlü olduğu, sözleşmede bu yönde yer alan hükümlerin haksızşart niteliğinde değerlendirilmeyeceği, 5464 sayılı Kanun gereği kredi kartıüyelik bedelinin davalıya bildirildiği ve davalının bu bedele itirazdabulunmayarak bu hususu kabul etmiş sayılacağının belirtildiği, bu açıdanMahkemenin tamamen dosyada yer alan belgelere göre değerlendirmelerde bulunduğuanlaşılmıştır.
47. Somut olay yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda değerlendirildirildiğinde Hakem Heyeti kararına yapılanitirazda İlk Derece Mahkemesinin başvurucuya itirazla ilgili sözlü beyandabulunma imkânı tanımadan dosya üzerinden değerlendirme yapmak suretiyle kararverdiği anlaşılmış ise de Mahkemenin tamamen şekli, sınırlı ve teknik niteliktebir inceleme yaparak itirazı değerlendirdiği, uyuşmazlığın niteliği gözönüne alındığında başvurucunun kişisel özellikleri,davranışları gibi sözlü yargılamayı zorunlu kılan olguların Mahkemenin kararınıdoğrudan etkileme potansiyeline sahip olmadığı, Mahkemenin yazılı belge vebeyanlara istinaden uyuşmazlığı hakkaniyete uygun bir şekilde sonlandırmaimkânına sahip olduğu, başka bir ifadeyle davanın yazılı sunumlar temelinde hükümvermeye elverişli bir yapıda olduğu anlaşılmıştır.
48. Bunun yanında, tarafların dinlenmemesinin yargılamayı herdurumda adil olmaktan uzaklaştırmayacağı, başvurucunun, sözlü yargılamayapılması hâlinde daha önce sunduğu belge ve delillerin dışında yargılamanınsonucunu etkileyecek nitelikte esasa yönelik hangi beyan ve delillerisunacağına ilişkin kabul edilebilir bir açıklamada bulunmadığı daanlaşılmıştır.
49. Buna göre başvuru konusu davada duruşma yapılmamasını haklıgösteren istisnai koşulların bulunduğu, yargılamanın bütünü gözönünealındığında başvurucuya sözlü beyanda bulunma hakkının kullandırılmamasınınyargılamayı adillik ölçütünden uzaklaştırmadığı, bu suretle adil yargılanmahakkının ihlal edilmediği sonucuna ulaşılmıştır.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki duruşmalı yargılanma hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,9/3/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.