TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ BİLKAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/244)
Karar Tarihi: 17/4/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Ali BİLKAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuki olmaması nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/1/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
6. Kamuoyunda İzmir askerîcasusluk soruşturmaları olarak bilinen soruşturmalar esnasında(anılan soruşturmalara ilişkin bilgiler için bkz. Yavuz Pehlivan ve diğerleri [GK], B. No: 2013/2312, 4/6/2015,§§ 10, 14; M.Y., B. No:2014/7149, 22/11/2017, §§ 9-24) İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde yapılanbirtakım soruşturma işleminin usulsüz olduğu iddiasına ilişkin olarakbaşvurucunun da aralarında olduğu çok sayıda kolluk görevlisi hakkında İzmir CumhuriyetBaşsavcılığınca (Başsavcılık) ceza soruşturması başlatılmıştır.
7. Başsavcılık, anılan soruşturma kapsamında 6/11/2015 tarihindebaşvurucuyu tutuklanması istemiyle İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. Tutuklama talep yazısında; İzmir Emniyet Müdürlüğünün çeşitlibirimlerinde görevli bir grup kolluk görevlisi ile bir kısım yargı mensubutarafından sahte ihbar mektubu ile başlatılan bir soruşturma kapsamında hukukaaykırı bir takım deliller ve iletişimin tespiti kararları ile Türk SilahlıKuvvetleri (TSK) mensubu kamu görevlileri ve Bakanlık bürokratları hakkındaadli bir soruşturma yürütüldüğü, bu kişilerin bazıları hakkında birtakımtedbirlere başvurulduğu, bu tedbirlerle kişilerin özgürlüklerine ve özelhayatlarına hukuka aykırı bir şekilde müdahale edildiği hatta bu soruşturmadakişilerin cinsel içerikli görüşmelerinin casusluk algısına dönüştürüldüğü ifadeedilmiştir.
8. Başsavcılık tutuklama talep yazısında; ayrıca bu soruşturmadabirtakım görevler icra eden ve İzmir Emniyet Müdürlüğünün istihbarat birimindeçalışan kolluk görevlilerinin gerçek dışı bilgi notları hazırladıkları, bubilgi notlarıyla birçok adli işlemin yapılmasını sağladıkları, yargıorganlarını aldatmak suretiyle usulsüz bir şekilde -önleme amaçlı- iletişim tespitikararları aldıkları ve bu kararlarla usulsüz dinleme yaptıkları, adli kollukgörevlilerinin ise -adli amaçlı- iletişimin tespiti kararı almak amacıylabirtakım raporları gerçek dışı bilgilerle hazırladıkları, bu raporlarlailetişimin tespiti kararları alıp birçok kişiyi usulsüzce dinledikleri ilerisürülmüştür. Bu açıklamalara istinaden Başsavcılık, soruşturma sürecinin normalseyrinden tamamen farklı yürütüldüğünü, bu kapsamda İzmir Emniyet Müdürlüğübünyesinde bulunan bazı birimlerin tamamen usule ve kanunlara aykırı birçokişlem yaptığını, arama sonucunda ele geçirilen delillerin güvenliğininsağlanmasına yönelik tedbir almadığını hatta soruşturma ile ilgili verilere aitkayıtları kasıtlı olarak sildiğini belirtmiştir. Başsavcılık bu tespitleri yaparkensoruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelere atıfta bulunmuş ve özellikleİçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafından düzenlenen tevdi raporlarınadayanmıştır.
9. Başsavcılık, soruşturma dosyasında yer alan bazı bilgi vebelgelere değinerek soruşturmanın ve soruşturma sürecinde yapılan işlemlerinörgütlü bir yapı içinde Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) mensubu polislercegerçekleştirildiğini değerlendirmiştir. Bu kapsamda, yapılan işlemlerin aynıkişilerce kanunlara ve usullere aykırı bir şekilde yapıldığı, yapılan buişlemlerin planlı bir şekilde icra edildiği, bu soruşturmada görev alankişilerin tedbirli bir şekilde faaliyette bulundukları, soruşturma kapsamındaTSK mensubu ve Bakanlık bürokratı olan çok sayıda kişi hakkında adli işlemyaparak bu kişileri itibarsızlaştırmak suretiyle tasfiye ettikleri, bu kadarplanlı eylemlerin örgütlü bir yapı içinde işlenebileceği hususlarına özelliklevurgu yapılmıştır.
10. Başsavcılık; başvurucu yönünden yaptığı değerlendirmede isebaşvurucunun İzmir askerî casusluksoruşturmaları olarak bilinen soruşturmaların yürütüldüğü dönemdeİzmir emniyet müdürü olduğunu, FETÖ/PDY mensubu kolluk görevlilerincehiyerarşik bir yapı içinde gerçekleştirildiği değerlendirilen bu soruşturmadaen üst makam olduğunu ve bu örgütlü yapı içinde yönetici sıfatıyla yeraldığını, bu örgütün yöneticisi olması nedeniyle suç oluşturan tüm eylemlerdensorumlu olduğunu belirtmiştir.
11. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliği 9/11/2015 tarihinde,başvurucunun silahla terör örgütü kurma veya yönetme, suç delillerini yok etme,gizleme veya değiştirme, iftira, görevi kötüye kullanma, kişisel verilerihukuka aykırı olarak ele geçirme veya yayma, hukuka aykırı olarak kişiselverileri kaydetme, özel hayatın gizliliğini ihlal etme ve kamu görevlisininresmî belgede sahteciliği suçlarından tutuklanmasına karar vermiştir. Hâkimlik,başvurucunun da aralarında olduğu şüpheliler yönünden kuvvetli suç şüphesininbulunduğu sonucuna varırken soruşturma dosyalarında yer alan bilgi ve belgelereatıf yapmış; özellikle İçişleri Bakanlığı mülkiye müfettişleri tarafındandüzenlenen ön inceleme ve tevdi raporlarına dayanmıştır.
12. Hâkimlik, tutuklama nedenlerine ilişkin olarak ise "...şüpheliye isnat edilen suçun CMK.nın [Ceza Muhakemesi Kanunu'nun] 100/3 maddesinde belirtilen katalog suçlardan oluşuşüpheliye isnad edilen suçun niteliği, suç konusununönem ve değeri, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı dikkate alındığında,şüphelinin tutuklanmasına karar verilmesinin kamu düzeninin sağlanması ve yenibir suç işlenmesinin önüne geçilmesi için de gerekli olduğu, bir diğer yandaneylemin meydana geliş şekli ve meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığınanazaran yasadaki yaptırım miktarı dikkatealındığında şüphelinin bu aşamada serbest bırakılması halinde kaçacağıhususunda şüphe oluşturduğu, esasen Anayasanın 90. maddesi uyarınca ülkemiziçin de bağlayıcı olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 5. maddesi ve bumaddenin yorumuyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin tutukluluk tedbirikonusundaki yerleşik karar ve gerekçelerinde, kişilerin kaçma riskininbulunması, kamu düzeninin sağlanması ve yeni bir suç işlenmesinin önlenmesiamacıyla tutukluluk tedbirinin uygulanabileceğinin belirtilmiş olduğu, iş busoruşturma dosyasında da AİHM'nin belirttiği bu kriter ve ölçütlerin mevcutolduğu, tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde tutuklamadan beklenengayenin adli kontrol hükümleri ile sağlanamayacak olması..." değerlendirmesindebulunmuştur.
13. Başvurucu 12/11/2015 tarihinde karara itiraz etmiş, İzmir 4.Sulh Ceza Hâkimliğince 20/11/2015 tarihinde itirazın kesin olarak reddine kararverilmiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"İzmir 3. Sulh Ceza Hakimliğinin [başvurucununda aralarında olduğu] şüpheliler hakkındavermiş olduğu yukarıda belirtilen tarih ve sayılı tutuklama kararında usul veyasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi, 10/08/2010 tarihinde gelen e-mailiçeriği ile kim tarafından gönderildiğine ilişkin yapılan araştırmalar, bue-mail üzerine başlatılan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 2010/640 sayılısoruşturma dosyası ve bu soruşturma sonunda iddianame düzenlenen İzmir 5. AğırCeza Mahkemesinin 2014/100 Esas sırasında kayıtlı dava dosyası, mülkiyebaşmüfettişleri tarafından düzenlenen raporlar, söz konusu belgelerin gizlibelge niteliği taşıyıp taşımadığına ilişkin olarak düzenlenen raporlar, bilginotları, bilgi iletim formları, CMK 135 ve 140 maddeleri kapsamında yapılantaleplere ilişkin olarak düzenlenen raporlar-üst yazılar, bu kapsamda verilen mahkemekararları, tapeler,aramalara ilişkin arama-el koyma tutanakları, arama görüntülerine ilişkintutanaklar, fotoğraflar, CD izleme tutanakları, araç ve personel görevlendirmeyazıları, benzin alımına ilişkin fişler, görev belgeleri, baz istasyonlarını dagösterir HTS kayıtları, müşteki ve tanık beyanları, teşhis tutanakları, Tübitak tarafından dijital materyaller üzerinde yapılaninceleme sonucu düzenlenen rapor, dijital verilerin yükleme ve erişimtarihlerine ilişkin belgeler nazara alınarak şüphelilerin üzerlerine atılısuçları işlediklerine ilişkin kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somutdelillerin bulunduğu, TCK'nun [Türk CezaKanunu] 314. maddesinin CMK'nun100/3. maddesinde düzenlenen tutuklama nedeninin varsayıldığı katalog suçlardanolduğu, öngörülen ceza miktarlarına göre şüphelilerin kaçma şüphesininbulunduğu, dosya kapsamı itibariyle delilleri karartacaklarına ilişkin kuvvetlişüphe bulunduğu, öngörülen cezanın alt ve üst sınırlarına, meydana gelenzararın ve şüphelilerin eylemlerinin niteliğine göre tutuklamanın ölçülü olduğuve adli kontrolün yetersiz kalacağı, tutuklama tarihinden itibaren şüphelilerlehine bir değişme veya gelişme bulunmadığı..."
14. Başvurucu, anılan kararı 2/12/2015 tarihinde öğrenmiştir.
15. Başvurucu 4/1/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
16. Başsavcılığın 14/4/2016 tarihli iddianamesiyle, başvurucununda aralarında olduğu şüphelilerin özel hayatın gizliliğini ihlal etme, hukukaaykırı olarak kişisel verileri kaydetme, kişisel verileri hukuka aykırı olarakele geçirme veya yayma, kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliği, iftira,suç uydurma, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme, devletinbirliğini ve ülke bütünlüğünü bozma, silahlı terör örgütü kurma veya yönetme,açıklanması yasaklanan gizli bilgileri açıklama suçlarını işlediklerindenbahisle cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde kamudavası açılmıştır.
17. İddianame, İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesi (Mahkeme) tarafından28/4/2016 tarihinde kabul edilmiş ve Mahkemenin E.2016/97 sayılı dosyasıüzerinden yargılamaya başlanmıştır.
18. Mahkeme 24/6/2016 tarihli duruşmada başvurucunun tahliyesinekarar vermiştir.
19. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilkderece mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
20. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenarbaşlıklı 100. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığınıgösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheliveya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesibeklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklamakararı verilemez.
(2)Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanmasıveya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veyadeğiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskıyapılması girişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3)Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığıhalinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;
...
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişineKarşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
..."
21. 5271 sayılı Kanun'un "Tutuklamakararı" kenar başlıklı 101. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
"(1) Soruşturma evresinde şüphelinintutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimitarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısınınistemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir.Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersizkalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.
(2) Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya buhusustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;
a) Kuvvetli suç şüphesini,
b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,
c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,
gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir.Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneğiyazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir."
22. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Özel hayatın gizliliğini ihlâl" kenarbaşlıklı 134. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Kişilerin özel hayatının gizliliğiniihlâl eden kimse, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Gizliliğin görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle ihlâl edilmesihâlinde, verilecek ceza bir kat artırılır."
23. 5237 sayılı Kanun'un"Kişisel verilerin kaydedilmesi" kenar başlıklı 135.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Hukuka aykırı olarak kişiselverileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir."
24. 5237 sayılı Kanun'un"Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme" kenarbaşlıklı 136. maddesi şöyledir:
"(1) Kişisel verileri, hukuka aykırıolarak bir başkasına veren, yayan veya ele geçiren kişi, iki yıldan dört yılakadar hapis cezası ile cezalandırılır."
25. 5237 sayılı Kanun'un"Resmî belgede sahtecilik" kenar başlıklı 204. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(2) Görevi gereği düzenlemeye yetkiliolduğu resmî bir belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir belgeyibaşkalarını aldatacak şekilde değiştiren, gerçeğe aykırı olarak belgedüzenleyen veya sahte resmî belgeyi kullanan kamu görevlisi üç yıldan sekizyıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
26. 5237 sayılı Kanun'un"Görevi kötüye kullanma" kenar başlıklı 257. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Kanunda ayrıca suç olarak tanımlananhâller dışında, görevinin gereklerine aykırı hareket etmek suretiyle, kişilerinmağduriyetine veya kamunun zararına neden olan ya da kişilere haksız birmenfaat, sağlayan kamu görevlisi, (Değişik ibare: 08/12/2010-6086 S.K./1.mad.)altı aydan iki yıla kadar, hapis cezası ile cezalandırılır."
27. 5237 sayılı Kanun'un"İftira" kenar başlıklı 267. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
"(1) Yetkili makamlara ihbar veyaşikâyette bulunarak ya da basın ve yayın yoluyla, işlemediğini bildiği hâlde,hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idarî bir yaptırımuygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat eden kişi,bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
28. 5237 sayılı Kanun'un"Suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme" kenarbaşlıklı 281. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Gerçeğin meydana çıkmasınıengellemek amacıyla, bir suçun delillerini yok eden, silen, gizleyen,değiştiren veya bozan kişi, altı aydan beş yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır. Kendi işlediği veya işlenişine iştirak ettiği suçla ilgiliolarak kişiye bu fıkra hükmüne göre ceza verilmez.
(2) Bu suçun kamu görevlisi tarafındangöreviyle bağlantılı olarak işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranındaartırılır."
29. 5237 sayılı Kanun'un"Silâhlı örgüt" kenar başlıklı314. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Bu kısmın dördüncü ve beşincibölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veyayöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasıile cezalandırılır."
30. 12/4/1991 tarihli ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun"Terör suçları" kenarbaşlıklı 3. maddesi şöyledir:
"26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 302, 307, 309, 311, 312, 313, 314, 315ve 320 nci maddeleri ile 310 uncu maddesinin birincifıkrasında yazılı suçlar, terör suçlarıdır."
31. 3713 sayılı Kanun'un "Cezalarınartırılması" kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrasınınbirinci cümlesi şöyledir:
"3 ve 4 üncümaddelerde yazılı suçları işleyenler hakkında ilgili kanunlara göre tayinedilecek hapis cezaları veya adlî para cezaları yarı oranında artırılarakhükmolunur."
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 17/4/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
33. Başvurucu; suç işlediğine dair somut herhangi bir delilolmamasına rağmen tutuklanmasına karar verildiğini, keyfî bir şekildeözgürlüğünden mahrum bırakıldığını, isnat edilen suçlarla bir ilgisininbulunmadığını, isnat edilen suçlamalar yönünden kuvvetli suç şüphesi iletutuklama nedenlerinin bulunduğuna ve tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunailişkin olarak tutuklama kararında somut olgulara yer verilmediğini, tutuklamakararında silahsız terör örgütünden bahsedildiğini ancak bu şekildeki biryapılanmanın kanuni dayanağının kararda açıklanmadığını, görevi kötüye kullanmasuçundan da tutuklandığını ancak bu suçun görev suçu olması nedeniylesoruşturma izni alınması gerektiğini, bu izin alınmadığı için tutuklamanınhukuka aykırı olduğunu ifade etmiştir.
34. Başvurucu ayrıca hakkında suçlamaların temel dayanağınıİzmir emniyet müdürü olduğu dönemde yürütülen bir soruşturmadakiusulsüzlüklerin oluşturduğunu ancak bu soruşturmanın kendisinin İzmir'de görevebaşlamasından on dört ay önce başlatıldığını, kendisi göreve başladıktan beş aysonra ise bu soruşturmanın son bulduğunu, kendisinin il emniyet müdürü olmasınedeniyle herhangi bir soruşturmada görev almasının mümkün olmadığını, hâlenyürütülen bir yargılamanın soruşturma evresinde usulsüzlük yapıldığı iddiasıylahakkında bir takım tedbirlere başvurulduğunu ancak yargılamanın devam etmesinedeniyle Savcılığın bu hususta bir değerlendirme yapmasının hukuka aykırıolduğunu, ceza kanunlarındaki silahlı terör örgütü üyeliğine ilişkin hükümlerinöngörülemez biçimde yorumlandığını belirterek adil yargılanma ile kişihürriyeti ve güvenliği haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
35. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıylatutuklanabilir."
36. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucun tutuklamanın hukuki olmadığınayönelik bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasıbağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. Genel İlkeler
37. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonraikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır (Murat Narman, B. No: 2012/1137, 2/7/2013, § 42).
38. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik bir müdahaleolarak tutuklamanın Anayasa'nın 13. maddesinde öngörülen ve tutuklamatedbirinin niteliğine uygun düşen, kanun tarafından öngörülme, Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasınadayanma ve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir (Halas Aslan, B. No: 2014/4994, 16/2/2017, §§ 53, 54).
39. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasına göre tutuklamaancak suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler bakımından mümkündür. Bir başka anlatımlatutuklamanın ön koşulu, kişinin suçluluğu hakkında kuvvetli belirtininbulunmasıdır. Bunun için suçlamanın kuvvetli sayılabilecek inandırıcıdelillerle desteklenmesi gerekir (MustafaAli Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
40. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında,tutuklama kararının kaçma ya da delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek amacıyla verilebileceği belirtilmiştir. 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesine göre de şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olguların bulunması, şüpheli veya sanığındavranışlarının delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, tanık, mağdur veyabaşkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetlişüphe oluşturması hâllerinde tutuklama kararı verilebilecektir. Maddede ayrıcaişlendiği konusunda kuvvetli şüphe bulunması şartıyla tutuklama nedenininvarsayılabileceği suçlara ilişkin bir listeye yer verilmiştir (Halas Aslan, §§ 58, 59).
41. Diğer taraftan Anayasa'nın 13. maddesinde temel hak veözgürlüklere yönelik sınırlamaların ölçülülükilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda dikkate alınacakhususlardan biri tutuklama tedbirinin isnat edilen suçun önemi ve uygulanacakolan yaptırımın ağırlığı karşısında ölçülü olmasıdır (Halas Aslan, § 72).
42. Her somut olayda tutuklamanın ön koşulu olan suçunişlendiğine dair kuvvetli belirtinin olup olmadığının, tutuklama nedenlerininbulunup bulunmadığının ve tutuklama tedbirinin ölçülülüğünün takdiri öncelikleanılan tedbiri uygulayan yargı mercilerine aittir. Zira bu konuda taraflarla vedelillerle doğrudan temas hâlinde olan yargı mercileri Anayasa Mahkemesinekıyasla daha iyi konumdadır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 123). Bununla birlikteyargı mercilerinin belirtilen hususlardaki takdir aralığını aşıp aşmadığıAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Anayasa Mahkemesinin bu husustakidenetimi, somut olayın koşulları dikkate alınarak özellikle tutuklamaya ilişkinsüreç ve tutuklama kararının gerekçeleri üzerinden yapılmalıdır (Erdem Gül ve Can Dündar [GK], B. No:2015/18567, 25/2/2016, § 79; Gülser Yıldırım(2), § 124).
2. İlkelerin OlayaUygulanması
43. Başvurucu, yürütülen bir soruşturma kapsamında silahlı terörörgütü kurma veya yönetme, suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme,iftira, görevi kötüye kullanma, kişisel verileri hukuka aykırı olarak elegeçirme veya yayma, hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydetme, özelhayatın gizliliğini ihlal etme ve kamu görevlisinin resmî belgede sahteciliğisuçlamalarıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır.Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
44. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerekir.
45. Somut olayda başvurucu hakkındaki tutuklama talep yazısındave tutuklama kararında -soruşturma dosyasında bulunan bir takım delilleredayanılarak- kamuoyunda İzmir AskerîCasusluk soruşturmaları olarak bilinen soruşturmalar esnasında İzmirEmniyet Müdürlüğü bünyesinde yer alan çeşitli birimlerde görev alan bir kısım kollukgörevlisinin örgütlü bir yapı içinde birtakım usulsüz işlemler yaparak kişilerihukuka aykırı bir şekilde dinledikleri, bu soruşturmalarda kişilerin cinseliçerikli görüşmelerinin casusluk algısına dönüştürüldüğü, hukuka aykırıdeliller ve gerekçelerle kişiler hakkında adli soruşturma başlatılmasınısağlayarak kişilerin itibarsızlaştırıldığı iddia edilmiştir. Bu usulsüzişlemlerin İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesinde görev yapan ve FETÖ/PDYyapılanması içinde yer alan bir kısım kolluk görevlisi tarafından icraedildiği, bu eylemlerin amacının TSK ve bazı bakanlıklar bünyesinde görev yapanve FETÖ/PDY mensubu olmayan kişileri itibarsızlaştırarak tasfiye etmek olduğuileri sürülmüştür (bkz. §§ 7-9, 11).
46. Tutuklama talep yazısında ve tutuklama kararında başvurucuyönünden yapılan değerlendirmede ise başvurucunun İzmir askerî casusluk soruşturmalarının yürütüldüğü dönemdeİzmir emniyet müdürü olduğu, bu soruşturmaların yürütüldüğü dönemdebaşvurucunun da bu örgütlü yapı içinde hareket ettiği, bir diğer deyişleFETÖ/PDY silahlı terör örgütünün İzmir Emniyet Müdürlüğü bünyesindekiyöneticisi olduğu, yapılan tüm eylem ve işlemlerden terör örgütü yöneticisiolması nedeniyle sorumlu olduğu belirtilmiştir (bkz. §§ 10, 11).
47. İzmir askerî casusluksoruşturmalarının yukarıda değinilen özellikleri (bkz. §§ 6-9),başvurucunun soruşturma işlemlerinin yapıldığı İzmir Emniyet Müdürlüğünde ilemniyet müdürü olması nedeniyle bu soruşturma sürecindeki konumu iletutuklamaya karar veren sulh ceza hâkimliğinin atıf yaptığı deliller vebunların içeriği bir bütün olarak değerlendirildiğinde soruşturma mercilerininbaşvurucunun suç işlediğine dair kuvvetli belirtilerin soruşturma dosyasındamevcut olduğu yönündeki kabullerinin keyfî ve temelsiz olduğu söylenemez.
48. Başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suç şüphesininbulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklama tedbirinin meşrubir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Bu değerlendirmedetutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar da dâhil olmak üzere somutolayın tüm özelliklerinin dikkate alınması gerekir.
49. İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucunun tutuklanmasınakarar verilirken işlendiği iddia olunan suça ilişkin olarak kanunda öngörülenyaptırımın ağırlığına ve -öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında- kaçmaşüphesinin bulunmasına, isnat edilen suçlardan birinin 5271 sayılı Kanun'un100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasındaolmasına ve adli kontrolün yetersiz kalacağına dayanıldığı görülmektedir (bkz.§ 12).
50. FETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeysetüm kamu kurum ve kuruşlarında örgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkedefaaliyet göstermesi ve ciddi seviyede uluslararası ittifaklarının bulunması buyapılanma ile ilgili olarak soruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışınakaçmasını ve yurt dışında barınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. AydınYavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, § 272).Ayrıca başvurucunun tutuklanmasına esas alınan silahlı terör örgütü yöneticisiolma suçu, Türk hukuk sistemi içindeki ağır cezai yaptırım öngörülen suçtipleri arasında olup (bkz. §§ 29-31) isnat edilen suça ilişkin olarak kanundaöngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir(aynı yöndeki değerlendirmeler için bkz. HüseyinBurçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; Devran Duran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66).Ayrıca anılan suçlardan silahlı terör örgütü yöneticisi olma suçu, 5271 sayılıKanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanun gereği tutuklama nedeni varsayılabilen suçlararasındadır (bkz. § 20).
51. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İzmir 3. SulhCeza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birlikte değerlendirildiğindebaşvurucu yönünden özellikle -suçun ağırlığına atfen- kaçma şüphesine ilişkintutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olduğu söylenebilir.
52. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2), § 151).
53. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle FETÖ/PDY ile bağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliğiile FETÖ/PDY'nin özellikleri (gizlilik, hücre tipiyapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma, kendisine kutsallık atfetme, itaat veteslimiyet temelinde hareket etme) de dikkate alındığında bu soruşturmalarındiğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 350).
54. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında İzmir 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin isnat edilen suç için öngörülen yaptırımınağırlığını, işin niteliğini ve önemini de gözönündetutarak başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olduğu ve adlikontrol uygulamasının yetersiz kalacağı sonucuna varmasının keyfî ve temelsizolduğu söylenemez.
55. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Tutuklamanın hukuki olmamasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/4/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.