TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ EKŞİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4558)
Karar Tarihi: 10/3/2015
R.G. Tarih- Sayı: 6/6/2015-29378
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Ali EKŞİ
Vekili
:
Av. Perize KAPLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, Bağcılar AsliyeHukuk Mahkemesinde açtığı müdahalenin men'i ve ecrimisil davasında makul sürede yargılama yapılmadığını,uzun süren yargılama boyunca taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir konulmasınedeniyle tasarruf yetkisinin kısıtlandığını belirterek, adil yargılanma vemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, tazminat talebindebulunmuştur.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 24/6/2013 tarihindeBakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. İdari yöndenyapılan ön incelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumunbulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca 18/9/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından16/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikteyapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir.Adalet Bakanlığı 30/10/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin öncekikararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüşsunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu, 6/2/2002tarihinde Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesinde yirmi iki davalı aleyhine açtığımüdahalenin men’i ve ecrimisildavasında, tapuda adına kayıtlı olan taşınmaz üzerine bina yapımı içinmüteahhit H.Ö. ile "düzenleme şeklindegayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi"akdettiklerini, ancak bu sözleşmenin Bağcılar Asliye Hukuk MahkemesininE.2000/1190, K.2001/703 sayılı kararı ile feshedildiğini, buna rağmendavalıların, müteahhit H.Ö.'den, taşınmaz üzerineyapılan yapıdan haricen yer satın alarak, işgalci durumuna düştüklerinibelirtmiş, müdahalenin men'ini ve ecrimisilehükmedilmesini talep etmiştir.
8. Yargılamanın ilerleyenaşamalarında dava dosyası Bağcılar 2. Asliye Hukuk Mahkemesine, bu Mahkemeninkapatılması üzerine Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesine, Bakırköy 11. AsliyeHukuk Mahkemesinin de kapatılması üzerine Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinedevredilmiştir.
9. Anılan dava dosyası, aynıMahkemede görülmekte olan ve aralarında hukuki ve fiili bağlantı bulunanE.2010/301 sayılı dava dosyası ile birleştirilmiştir.
10. Bakırköy 6. Asliye HukukMahkemesinin E.2010/301 sayılı dava dosyasında ise çeşitli tarihlerde açılmışbulunan, aralarındaki hukuki ve fiili bağlantı nedeniyle bu dosyadabirleştirilen altı dava dosyası daha bulunmaktadır.
11. Bu kapsamda yapılanyargılamanın sonunda, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesi, 29/4/2014 tarih veE.2010/301, K.2014/214 sayılı kararı ile başvurucunun müdahalenin men'i davasının kabulüne, ecrimisiltalebinin reddine karar vermiştir.
12. İlk Derece Mahkemesininkararına karşı, başvurucu ve davanın diğer tarafları temyiz talebindebulunmuşlardır.
13. Temyiz incelemesi halendevam etmektedir.
14. Başvurucu, 24/6/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 12/1/2011 tarih ve 6100sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesi şöyledir:
“Hâkim, yargılamanın makul süre içinde vedüzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür.”
16. 11/1/2011 tarih ve 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 473.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Yüklenicinin işe zamanında başlamaması veya sözleşme hükümlerine aykırıolarak işi geciktirmesi ya da işsahibineyüklenemeyecek bir sebeple ortaya çıkan gecikme yüzünden bütün tahminlere göreyüklenicinin işi kararlaştırılan zamanda bitiremeyeceği açıkça anlaşılırsa, işsahibi teslim için belirlenen günü beklemek zorundaolmaksızın sözleşmeden dönebilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
17. Mahkemenin 10/3/2015tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 24/6/2013 tarih ve 2013/4558numaralı bireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
18. Başvurucu, 27/3/2001tarihinde Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı müdahalenin men'i ve ecrimisil davasındamakul sürede yargılama yapılmadığını, ayrıca açtığı dava ile birleşen veuyuşmazlık konuları aynı taşınmaz olan davalar nedeniyle uzun süren yargılamaboyunca taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir konulmasından dolayı tasarrufyetkisinin kısıtlandığını belirterek, adil yargılanma ve mülkiyet haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. İhtiyati Tedbir Kararı NedeniyleMülkiyet Hakkının İhlali İddiası
19. 30/3/2011 tarih ve 6216sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un “Bireysel başvuru usulü” kenar başlıklı 47.maddesinin (3) numaralı fıkrası şöyledir:
“(3) Başvuru dilekçesinde başvurucunun ve varsatemsilcisinin kimlik ve adres bilgilerinin, işlem, eylem ya da ihmal nedeniyleihlal edildiği ileri sürülen hak ve özgürlüğün ve dayanılan Anayasahükümlerinin, ihlal gerekçelerinin, başvuru yollarının tüketilmesine ilişkinaşamaların, başvuru yollarının tüketildiği, başvuru yolu öngörülmemişse ihlalinöğrenildiği tarih ile varsa uğranılan zararın belirtilmesi gerekir. Başvurudilekçesine, dayanılan deliller ile ihlale neden olduğu ileri sürülen işlemveya kararların aslı ya da örneğinin ve harcın ödendiğine dair belgenineklenmesi şarttır.”
20. 6216 sayılı Kanun’un, “Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi” kenar başlıklı 48. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Bireysel başvuru hakkında kabul edilebilirlikkararı verilebilmesi için 45 ila 47 ncimaddelerde öngörülen şartların taşınması gerekir.
(2) Mahkeme, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veyatemel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi açısından önem taşımayanve başvurucunun önemli bir zarara uğramadığı başvurular ile açıkça dayanaktanyoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
21. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nünbireysel başvuruların içeriğini düzenleyen “Bireyselbaşvuru formu ve ekleri” başlıklı 59. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“…
(2) Başvuru formunda aşağıdaki hususlar yer alır:
…
ç) Kamu gücünün ihlale neden olduğu iddiaedilen işlem, eylem ya da ihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti.
d) Bireysel başvuru kapsamındaki haklardan hangisinin hanginedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler ve delillere ait özlüaçıklamalar.
e) Başvurucunun güncel ve kişisel bir temel hakkının doğrudanzedelendiği iddiasının dayanakları.
…
(3) Başvuru formuna aşağıdaki belgeler ya da onaylıörnekleri eklenir:
…
e) Dayanılan belgelerin asılları ya da onaylı örnekleri.
…
(4) Başvurucu ihlal iddiasına dayanak gösterdiği üçüncüfıkradaki belgelere herhangi bir nedenle erişememesi hâlinde bunungerekçelerini belirtir. Mahkeme gerekli gördüğü takdirde bu bilgi ve belgeleriresen toplar.
…”
22. İçtüzüğün “Formunve eklerinin hazırlanmasına ilişkin ilkeler” başlıklı 60. maddesişöyledir:
“(1) Başvuru formu, İçtüzüğün 59 uncu maddesine uygun olarakdüzenlenir ve aynı maddede belirtilen belgeler ya da onaylı örnekleri başvuruformuna eklenir.
(2) Başvuru formu okunaklı ve başvurunun esasına yöneliközlü bilgileri içerir şekilde hazırlanır. Başvuru formunun ekler hariç onsayfayı geçmesi hâlinde başvurucunun ayrıca başvuru formuna olayların özetinieklemesi gerekir.
(3) Başvurucu, başvuru formunun ekinde sunduğu belgeleri,tarih sırasına göre numaralandırarak her bir belgeyi tanımlayıcı başlıklarhâlinde dizi pusulasına bağlar.”
23. 6216 sayılı Kanun’un 47. maddesinin (3) numaralı, 48.maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları ile İçtüzüğün 59. maddesinin ilgilifıkraları uyarınca Anayasa Mahkemesine başvuru konusu olaylarla ilgilidelilleri sunmak suretiyle olaylar hakkındaki iddialarını ve dayanılan Anayasahükmünün kendilerine göre ihlal edildiğine dair açıklamalarda bulunarak hukukiiddialarını kanıtlamak başvurucuya düşer (B. No: 2013/276, 9/1/2014, §19).
24. Başvurucunun,kamu gücünün işlem,eylem ya da ihmali nedeniyle ihlal edildiğini ileri sürdüğü hak ve özgürlük iledayanılan Anayasa hükümlerini, ihlal gerekçelerini, dayanılan deliller ileihlale neden olduğu ileri sürülen işlem veyakararların aslı ya da örneğini başvuru dilekçesine eklemesi şarttır. Başvurudilekçesinde kamu gücünün ihlale neden olduğu iddia edilen işlem, eylem ya daihmaline dair olayların tarih sırasına göre özeti yapılmalı; bireysel başvuru kapsamındakihaklardan hangisinin hangi nedenle ihlal edildiği ve buna ilişkin gerekçeler vedeliller açıklanmalıdır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 20).
25. Yukarıda belirtilen koşullar yerinegetirilmediği takdirde Anayasa Mahkemesi başvuruyu açıkça dayanaktan yoksunolduğu gerekçesiyle kabul edilemez bulabilir. İddiaların dayanaktan yoksunolmadığı konusunda Anayasa Mahkemesinin ikna edilmesi, başvurucu tarafındanileri sürülen iddiaların niteliğine bağlıdır. Başvurucunun başlangıçta, başvuruhakkında kabul edilemezlik kararı verilmesini önlemek için başvuru formu veeklerinde iddialarını destekleyici belgeleri sunması ve gerekli açıklamalarıyapması zorunludur (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 23).
26. Başvuru dilekçesinde,başvuruya konu edilen, sekiz ayrı davanın birleştirilerek görüldüğü yargılamasürecinde başvurucunun taşınmazı hakkında ihtiyati tedbir kararı verildiğiiddia edilmiş, anılan yargılama sürecinin uzun sürmesi nedeniyle bu kararınmülkiyet hakkını ihlal ettiği ileri sürülmüştür.
27. Bireysel başvuruya konuedilen, Bakırköy 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.2010/301 sayılı dava dosyasınınincelenmesinde, başvurucunun taşınmazı hakkında verilen ihtiyati tedbir kararıtespit edilememiştir. Bireysel başvuru dosyası üzerinde yapılan incelemede iseihtiyati tedbir kararının, ne zaman, hangi Mahkeme tarafından, hangi davakapsamında, kimin menfaatlerini korumak üzere, hangi kapsamda ve hangigerekçelerle konulduğuna dair herhangi bir bilgi ya da belgeye ulaşılamamış,başvurucunun da Anayasa Mahkemesinden, herhangi bir bilgi ve belgenin istenmesiiçin talepte bulunmadığı anlaşılmıştır.
28. Anayasa Mahkemesine yapılanbireysel başvurularda başvurucuların başvurularını titizlikle hazırlama vetakip etme yükümlülükleri vardır. Bu yükümlülüğün bir gereği olarak başvurucu,ihlal edildiğini iddia ettiği Anayasa hükmünün nasıl ihlal edildiğine ilişkinaçıklamalarda bulunmak suretiyle hukuki iddialarını kanıtlamak zorundadır.Başvurucu tarafından soyut şekilde birtakım Anayasa hükümlerine atıfta bulunulmuşolması iddiaların ispatlandığı anlamına gelmez. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru yolu, Anayasa’ya aykırılığın soyut biçimde ileri sürülmesini sağlayanbir yol olarak düzenlenmemiştir (B. No: 2014/483, 19/11/2014, § 29).
29. Başvurucunun, ihlaliddiasının dayanağı olan tüm olayları göstermesi, başvuruyu aydınlatacak vehükmün esasını etkileyecek argümanları destekleyici tüm belgeleri başvurudilekçesine eklemesi gerekir. Şayet bir belge elde edilememişse, bunun danedenleri açıklanmalıdır. Somut başvuruda başvurucu bu koşulları yerinegetirmeyerek iddialarını temellendirmediğinden başvurusunun esasınınincelenmesi imkânı bulunmamaktadır (B. No: 2013/276, 9/1/2014, § 26).
30. Açıklanan nedenlerle,başvurucu tarafından ileri sürülen ihlal iddialarının başvurucu tarafındankanıtlanmamış olması nedeniyle, başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılamanın Makul Sürede Tamamlanmadığıİddiası
31. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
32. Başvurucu, 27/3/2001tarihinde Bağcılar Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı müdahalenin men’i ve ecrimisil davasındamakul sürede yargılama yapılmadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
33. Anayasa ve Avrupa İnsanHakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortak koruma alanı dışında kalan bir hakihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesimümkün olmayıp (B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupaİnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesindeyer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi deAnayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgilihükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle,Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanmahakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesikapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul süredeyargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makul sürede yargılanmahakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulması gerektiği açıktır (B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
34. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (B. No:2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
35. Anayasa’nın 36. maddesi veSözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkinuyuşmazlıkların makul sürede karara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusuolayda, Asliye Hukuk Mahkemesinezdinde taşınmaza müdahalenin men’i ve ecrimisil talebi ile açılmış olan bir davanın söz konusuolduğu görülmekle, 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu ile 6100 sayılı Kanun’da yer alan usulhükümlerine göre yürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak veyükümlülükleri konu alan bir yargılama olduğunda kuşku yoktur (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 49).
36. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih 6/2/2002 tarihidir.
37. Başvurucu bireysel başvuruyakonu ettiği ve davacısı olduğu taşınmaza müdahalenin men’ive ecrimisil davasının 27/3/2001 tarihinde açıldığınıbelirtmişse de bireysel başvuru dosyası ayrıntılı olarak incelendiğinde,başvurucu tarafından başvuruya konu edilen söz konusu davanın açılma tarihinin6/2/2002 tarihi olduğu anlaşılmış ve makul süre incelemesinde davanın anılantarihte başladığı kabul edilerek değerlendirme yapılmıştır.
38. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir. Ancak devam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği iddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinindevamı sırasında da yapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esasalınacak sürenin bitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B.No: 2012/13, 2/7/2013, § 52).
39. Başvuruya konu yargılama sürecininincelenmesinde, yargılamanın konusunun, başvurucuya ait olduğu iddia edilentaşınmaza yapılan müdahalenin önlenmesi ve rıza dışı yararlanma nedeniyle ecrimisil ödenmesi talebiyle açılan bir dava olduğu,bununla birlikte söz konusu davadan başka yedi ayrı davanın, aralarındakihukuki ve fiili bağlantı nedeniyle bu dava ile birleştirildiği, Bağcılar AsliyeHukuk Mahkemesinde açılan davanın, önce Bağcılar 2. Asliye Hukuk Mahkemesinedevredildiği, bu Mahkemenin de kapatılması üzerine Bakırköy 11. Asliye HukukMahkemesine devredildiği, anılan Mahkemenin de kapatılmasının ardından Bakırköy6. Asliye Hukuk Mahkemesinde yargılamaya devam edildiği, nihayetinde Bakırköy6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 29/4/2014 tarihli kararı ile esasa ilişkin İlkDerece Mahkemesi aşamasının tamamlanabildiği anlaşılmıştır.
40. Söz konusu yargılama süreciboyunca, keşifler yapılmış, birçok kez bilirkişi raporları ve ek raporlaralınmış, tanıklar dinlenmiş, birleştirilen dosyalara ilişkin taraflarcabildirilen deliller getirtilmiş, resmi kurumlara müzekkereler yazılarak bilgitalep edilmiş ve uzun süreler bu müzekkere cevapları beklenmiş, esasa ilişkinkararın verilmesine dayanak teşkil edebilecek bir başka yargılama dosyasınaulaşılmaya çalışılmış, ancak yapılan birçok yazışmaya rağmen bu dosyayaulaşılamamış, bu durum nedeniyle ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuş,ulaşılamayan bu dosyaya ait elde bulunan bir adet karar örneğinin kesinleşmişolduğu kabul edilerek ve nihayet elde edilen delillerle ulaşılan sonuçlara göre24/9/2014 tarihinde esasa ilişkin karar verilebilmiştir. Kararın temyizedildiği ve temyiz incelemesinin devam etiği anlaşılmıştır.
41. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).
42. Başvuruya konu taşınmazamüdahalenin men’i ve ecrimisildavasında yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyeti nedeniyle icrası gerekenusul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğunu ortayakoymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısındanfarklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu onüç yıllık yargılama sürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucunavarılmıştır.
43. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. MaddesiYönünden
44. Başvurucu, uzun sürenyargılama nedeniyle taşınmazlarından mahrum kaldığını belirterek, bu süreboyunca uğradığı zararlar nedeniyle 295.000 TL maddi tazminata hükmedilmesinitalep etmiştir.
45. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkınınihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem ve işlemniteliğinde karar verilemez.
Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
46. 6216 sayılıKanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, esas inceleme sonunda ihlal kararı verilmesihâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlerehükmedileceği belirtilmiş, ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idarieylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.
47. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddiaedilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucunun maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
48. Başvuru konusu olayda, başvurucunun makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, başvurucununmanevi tazminat talebi bulunmaması nedeniyle ihlalin tespiti dışındasonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gereken bir husus bulunmadığıanlaşılmaktadır.
49. Başvurucu tarafından yapılanve dosyadaki belgeler uyarınca tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan 1.698,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
50. Başvuruya konu yargılamanınon üç yıldır devam ettiği ve bu hususun makul sürede yargılanma hakkını ihlalettiği gözetilerek, anayasal bir hakkın ihlal edildiği açık olan bir yargılamadosyasında, hukuka, adalete ve mahkemeye güven ilkesinin gördüğü zararın devametmesinin önlenmesi amacıyla, yargılamanın mümkün olan en kısa sürede sonuçlandırılmasınıteminen, kararın bir örneğinin ilgili Mahkemesinegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. İhtiyatitedbir kararı nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “açıkça dayanaktan yoksun olması”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2.Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
3.Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul sürede yargılanmahakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucunun maddi tazminat talebinin reddine,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
D. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
E. Kararın bir örneğinin ilgili Derece Mahkemelerinegönderilmesine,
10/3/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.