TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ELUYĞUN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6102)
Karar Tarihi: 14/4/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Ali Feyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
Alparslan ALTAN
Raportör
:
Yakup MACİT
Basvurucu
:
Ali ELUYĞUN
Vekili
:
Av. Yılmaz KIYAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, iş mahkemesine açılan alacak davasında temyiztalebinin karar düzeltme niteliğinde olduğu kabul edilerek reddedilmesinedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 13/8/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudanyapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 19/11/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 23/12/2015 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 24/2/2016 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş3/3/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığıngörüşüne karşı beyanlarını 11/3/2016 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucuya ait sürücüsü N.E. olan araç, Sosyal GüvenlikKurumu (SGK) sigortalısı S.B.nin kullandığı araç ileçarpışmış; kazada S.B. vefat etmiştir.
9. SGK, müteveffa sigortalının hak sahiplerine Kurumun 27.011,03TL peşin değerli aylık bağladığını, Kanun gereği Kurumun yapılan yardımlarınpeşin değeri için üçüncü kişilere rücu edebileceğini belirterek yardıma konumiktarın peşin değerinin tahsili amacıyla Kırıkkale İş Mahkemesinde E.2009/227sayılı dosyasında tazminat davası açmıştır.
10. Mahkeme, dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği için"S...tepe Mah. 61. Sokak... Etlik/Ankara" adresine tebligat çıkarmış; muhatabın tanınmadığı ve muhtarlıkkaydının bulunmadığı gerekçesiyleevrak tebliğ edilmeden iade edilmiştir.
11. Mahkeme 5/5/2009 ve 30/6/2009 tarihli celselerdebaşvurucunun adresinin tespiti için Nüfus Müdürlüğüne yazı yazılmasına ilişkinara karar vermişse de celse arası davacı SGK vekilinin dilekçe ekinde sunduğunüfus kaydındaki yerleşim yeri adresi olan "S..tepe Mah. 1... Sokak... Keçiören/Ankara" adresine tebligat çıkarmış, tebligatın "muhatabın adresten taşındığı"belirtilerek 13/8/2009 tarihinde bilâ ikmal iadesiüzerine 20/10/2009 tarihli celsede 11/2/1959 tarihli ve 7201 sayılı TebligatKanunu'nun 35. maddesi gereği tebligat çıkarılmasına karar verilmiş; 15/12/2009tarihli duruşma gününü bildirir davetiye 6/11/2009 tarihinde aynı adrestebaşvurucuya tebliğ edilmiştir.
12. Mahkeme 15/12/2009 tarihli ve E.2009/227, K.2009/934 sayılıkararı ile davanın kabulüne karar vermiştir.
13. Mahkemenin gerekçeli kararı başvurucuya, 7201 sayılıKanun'un 35. maddesine göre "S..tepe Mah. 1... Sokak...Keçiören/Ankara" adresinde tebliğ edilmiştir.
14. Karar, diğer davalı N.E. tarafından temyiz edilmiş;duruşmalı yapılan temyiz incelemesi için başvurucu adına anılan adrese davetiyeçıkarılmış; tebligat evrakı, "muhatabınnakil almadan taşındığı, adreste bulunan evin yıkıldığı"belirtilerek 11/10/2010 tarihinde iade edilmiştir. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi19/10/2010 tarihli ve E.2010/2829, K.2010/13933 sayılı ilamı ile başvurucununyokluğunda hükmü bozmuştur.
15. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2010/1173 sırasınakaydedilmiş; başvurucu adına bozma ilamı ve duruşma gününü bildirir davetiyeyine aynı adrese tebliğe çıkarılmış, tebligat evrakı "gösterilen adrestekibinanın yıkıldığıve muhatabın nakil almadan taşındığı" belirtilerek 30/12/2010tarihinde iade edilmiştir.
16. 3/5/2011 tarihli duruşma gününü bildirir davetiye "S..tepeMah. 1... Sokak... Keçiören/Ankara" adresinde 7201 sayılıKanun'un 35. madde hükmüne göre 4/4/2011 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
17. Mahkeme 3/5/2011 tarihli ve E.2010/1173, K.2011/466 sayılıkararı ile diğer davalı N.E. açısından davanın reddinekararvermiştir.
18. Gerekçeli karar, başvurucuya aynı adreste 7201 sayılıKanun'un 35. madde hükmüne göre 8/8//2011 tarihine tebliğ edilmiştir.
19. Davacı SGK'nın temyizi üzerekarar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 13/12/2011 tarihli ve E.2011/13814,K.2011/17949 sayılı ilamı ile bozulmuştur.
20. Bozma üzerine dosya, Mahkemenin E.2012/89 sırasınakaydedilmiş; bozma ilamı ve duruşma gününü içerir davetiye yine "S..tepeMah. 1... Sokak... Keçiören/Ankara" adresine tebliğeçıkarılmış, tebligat evrakı "adı geçenmahallede sokak ve adres numarasının bulunmadığı adresin yanlış olduğu,muhatabın ismen tanınmadığı muhtar kaydının olmadığı"belirtilerek 29/2/2012 tarihinde iade edilmiştir.
21. Yargıtay ilamı ve bilirkişi raporunu içeren 14/6/2012tarihli duruşma gününü bildirir davetiyeaynı adreste7201 sayılı Kanun'un 35. madde hükmüne göre 22/5/2012 tarihinde başvurucuyatebliğ edilmiştir.
22. Mahkeme 14/6/2012 tarihli ve E.2012/89, K.2012/724 sayılıkararı ile başvurucu açısından davanın kabulüne, diğer davalı N.E. açısındandavanın reddine karar vermiştir. Kararın ilgili kısımları şöyledir:
"...
Mahkememiz kararı davalı N.E. vekilitarafından temyiz edilmiştir.
Mahkememizkararı Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2010/2829-13933 sayılı ve19.10.2010tarihli bozma kararıyla ".....devletin vatandaşları karşısındaki sosyal veekonomik yükümlülüklerini yerine getirmek amacı ile oluşturduğu yeni yasaldüzenlemelerin, sosyal güvenlik yasalarıyla sağlanan yardımlardan yararlanmayıkolaylaştırması, bu politikalar gereğince oluşan kurum giderlerinin, kusurlueylem tarihi itibariyle kurum zararına yol açmamış olan kişilere rücu edilmesi,hukuk devletinin temel unsurlarından olan hukuki güvenlik ilkesini ve hukuksalkurulların öngörülebilirliği gereğine ilişkin ilkenin ihlaline yol açacağı...Sonradan yürürlüğe giren yasa uyarınca oluşan durum nedeni ile davalının tazminsorumluluğu yoluna gidilmesine olanak bulunmadığından, davanın reddine kararverilmesi gerekirken kabulü yönünde hüküm kurulmasının usul ve yasaya uygunolmadığı..."gerekçesi ilebozulmuştur.
Mahkemeceusul ve yasaya uygun bulunan yargıtay bozmailamına uyulmasına karar verilerek mahkememizin2010/1173 esas 2011/466karar03.05.2011 tarihli kararı ileaçılan davanındavalı NöbediEraslan yönünden reddine kararıverilmiştir.
Mahkememiz kararı bu defa davacı vekili tarafındantemyiz edilmiştir.
Yargıtay 10. Hukuk dairesi 2011/13814esas-17949 karar sayılı13.12.2011 tarihli kararı ile "...Dava, 23.08.1998tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden Bağ-kursigortalısının hak sahiplerine davacı Kurumca bağlanan aylığın ilk peşindeğerinin; davalı N.E.’den kusurlu sürücü olarak,diğer davalı Ali Eluygundan ise kazaya karışan buaracın işleteni sıfatıyla rücuan tahsili istemineilişkin olup, ilk hükmün Dairemizce bozulmasından sonra verilen karardadavalılardan N.E. hakkında karar verildiği, diğer davalı hakkında kararverilmediği anlaşılmıştır.
Hukuk MuhakemeleriKanununun 297. maddesinde “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi birsöz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle,taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüpheve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir” hükmüyeralmaktadır. Mahkemece verilen ilk hükmün bozulmakla ortadan kalktığı ve infazıkabil bir hüküm içermediği yönü ve hükmü temyiz etmeyen davalı nedeniyle kurumyararına oluşan usulü kazanılmış hak durumu da gözetilerek, anılan maddedebelirtilen unsurları içeren, tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkçagösterir, infazda tereddüde yol açmayacak bir hüküm oluşturulması yasalgereğine uyulmayıp, davalı Ali Eluygun hakkında hükümkurulmamış olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayantemyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır..." gerekçesi ilebozulmuştur.
Mahkememiz kararı mahkememizce bozma kararıusul ve yasaya uygun bulunmakla tekrar uyma kararı verilmiştir. Yargıtay bozmailamı doğrultusunda hükmü temyiz etmeyen davalı nedeniyle davacı kurum yararınaoluşan usulu kazanılmış hak durumudagözetilerek aşağıda ki şekildekarar vermek gerekmiştir.
H Ü K Ü M: Yukarıda izah olunan nedelerle;
1- Açılan davanın davalı N.E. yönündenREDDİNE,
Davalı N.E. yargılamada kendini vekil iletemsil ettirdiğinden reddedilen miktarüzerinden tayinve takdir olunan 3.221,21.TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıyaödenmesine,
2- Davacının, diğer davalı Ali Eluygun yönünden davanın KABULÜ ile 27.011,03 TL alacağıntahsis onay tarihi olan 22/03/2008 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziile birlikte davalı Ali Eluygun'dan alınarak davacıyaödenmesine,
..."
23. Gerekçeli karar "S..tepe Mah. 1... Sokak...Keçiören/Ankara" adresinde 7201 sayılı Kanun'un 21. maddehükmüne göre 4/7//2012 tarihine başvurucuya tebliğ edilmiştir.
24. Davacı SGK'nın temyizi üzerinekarar, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 2/10/2012 tarihli ve E.2012/16493,K.2012/17097 sayılı ilamı ile onanmıştır.
25. Davacı SGK, Kırıkkale 4. İcra Müdürlüğünün E.2013/1047sayılı dosyasında başvurucu aleyhine ilamlı takip başlatmış; icra emri "S..tepeMah. 1...3 sokak. Öz... Ap.. No: ./2. Keçiören/Ankara" adresinde29/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
26. Başvurucu 24/4/2013 tarihli dilekçesinde, yargılama sırasında"S..tepe Mah. 1... Sokak... Keçiören/Ankara" adresineçıkarılan tebligatların geçersiz olduğunu; 21/5/2012 tarihli tebligat şerhindeevin yıkıldığının belirtildiğini, buna rağmen 7201 sayılı Kanun'un 35.maddesine uygun olmayan bir usulle yıkılmış bir evin kapısına tebligatevrakının yapıştırılmasının mümkün olmadığını, Keçiören Belediye Başkanlığınınyazısından açıkça anlaşılacağı üzere evin 19/11/2009 tarihinde yıkıldığını,karara esas olan 21/5/2012 tarihli tebligatın geçerli olmaması nedeniyle temyizsüresini elinde olmayan sebeplerle kaçırdığını, Nüfus Müdürlüğü yazısındanadresinin "S..tepeMah. 1...3 sokak. Öz... Ap.. No: ./2. Keçiören/Ankara" olduğununanlaşıldığını belirterek eski hâle getirme talebiyle kararı temyiz etmiştir.
27. Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, başvurucunun dilekçesini karardüzeltme istemi niteliğinde değerlendirerek 18/6/2013 tarihli ve E.2013/11277,K.2013/13781 sayılı ilamı iletalebi reddetmiştir.İlamın ilgili kısmı şöyledir:
"...
5521sayılı İş Mahkemeleri Kanununun 8. maddesinin son fıkrası hükmüne göre İşMahkemelerinden verilen kararlara karşı karar düzeltme yoluna başvurulmaz. Bubakımdan, davalı Ali Eluygun'un karar düzeltme isteğiniteliğini taşıyan başvurusunun reddi gerekir.
SONUÇ: Yukarıda yazılı sebepten ötürü karardüzeltme talebinin REDDİNE, 18/6/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi."
28. Ret kararı, 19/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş,13/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.
B. İlgili Hukuk
29. 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Kendisine tebligat yapılacak kimse veyayukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirigösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memurutebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birineveyahut zabıta amir ve memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellümedenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısınayapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsakeyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine,varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığıtarih, tebliğ tarihi sayılır.
Gösterilen adres muhatabın adres kayıtsistemindeki adresi olup, muhatap o adreste hiç oturmamış veya o adrestensürekli olarak ayrılmış olsa dahi, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, oyerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veyamemurlarına imza karşılığında teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtivaeden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırır. İhbarnameninkapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır.
..."
30. 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi şöyledir:
"Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsabile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.
Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihiaddolunur."
31. 7201 sayılı Kanun'un 11/1/2011 tarihli ve 6099 sayılıKanun'un 9. maddesi ile değişiklik yapılmadan önceki 35. maddesi şöyledir:
"Kendisine veya adresine kanunungösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse,yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Butakdirde bundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisinibildirmediği ve yeni adres tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirdetebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese ait binanın kapısına asılır veasılma tarihi, tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğlermuhataba yapılmış sayılır.
Daha önce tebligat yapılmamış olsa bile,taraflar arasında yapılan, imzası resmi merciler önünde ikrar olunmuşsözleşmelerde belirtilen adresler ile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilen en son adreslerdekideğişiklikler hakkında da bu madde hükümleri uygulanır."
32. 7201 sayılı Kanun'un yürürlükte olan 35. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
"Kendisine veya adresine kanunungösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimse, adresini değiştirirse, yenisinihemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburdur. Bu takdirdebundan sonraki tebliğler bildirilen yeni adrese yapılır.
Adresini değiştiren kimse yenisinibildirmediği ve adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi de tespitedilemediği takdirde, tebliğ olunacak evrakın bir nüshası eski adrese aitbinanın kapısına asılır ve asılma tarihi tebliğ tarihi sayılır.
Bundan sonra eski adrese çıkarılan tebliğlermuhataba yapılmış sayılır.
..."
33. 25/1/2012 tarihli ve 28184 sayılıResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe girenTebligatKanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in (Yönetmelik) 30. maddesinin (1)numaralı fıkrası şöyledir:
"Adres kayıt sistemindeki yerleşim yeriadresine meşruhat verilerek çıkarılan tebligatlar hariç olmak üzere, muhatapveya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adrestesürekli olarak bulunmazsa, tebliğ memurunun, adreste bulunmama sebebini bilmesimuhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti veya meclisi üyeleri,kolluk amir ve memurlarından araştırarakbeyanlarını tebliğ mazbatasına yazıp imzalatması, imzadan çekinmeleri halindebu durumu yazarak imzalaması gerekir."
34. Yönetmelik'in 53. maddesi şöyledir:
"(1) Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsabile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligatyapılmamış sayılır. Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veyadavetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır.
(2) Muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiğitarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
(3) Tebliğin usulüne aykırı yapılmış olmasıhalinde, muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatımümkün değildir."
35. 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı mülga Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal SigortalarKurumu Kanunu'nun 63. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları şöyledir:
"Üçüncü bir kimseninsuç sayılır hareketi ile bu Kanunda sayılan yardımların yapılmasını gerektirenbir halin doğmasında, Kurum, sigortalı veya hak sahiplerine gerekli bütünyardımları yapar.
Ancak, Kurum, yapılan bu yardımların ilk peşindeğeri için üçüncü kişilere, istihdam edenlere, (...) ve diğer sorumlulara rücueder. Bu kimselerin hak sahiplerine yaptıkları ödemeler dolayısıyla Kurumunzarara uğraması halinde, hak sahiplerine rücu hakkı saklıdır."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 14/4/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu 23/8/1998 tarihinde meydana gelen trafik kazasınakarışan 06 M. 3. plakalı aracın işleteni olduğunu, kazaya karışan diğer araçsürücüsünün vefatı üzerineSGK'nın ölenin yakınlarınabağladığı aylığın ilk peşin değerinin tahsili için dava açtığını, Mahkemenindavayı kendisi açısından kabul ederken diğer davalı sürücü açısındanreddettiğini, yargılama sırasında kendisine yapılan tebligatların geçersizolduğunu, davadan haberinin olmadığını, tebligatların yapıldığı adreste bulunanbinanın 19/11/2009 tarihinde yıkıldığını, bu adrese gönderilen 28/2/2012tarihli tebliğ mazbatasında belirtilen adresin var olmadığı ve kendisininadresten taşındığı bildirilmesine rağmen sonraki aşamada 21/5/2012 tarihindeaynı adrese 7201 sayılı Kanun'un 35. maddesine göre tebligat yapılarak kararınkesinleştirildiğini, bu nedenle kesinleşme işleminin geçersiz olduğunu, icraemri ile birlikte davadan haberdar olduğunu ve eski hâle getirme talebiylekararı temyiz ettiğini ancak Yargıtayın talebinikarar düzeltme istemi niteliğinde gördüğünü ve reddettiğini, bu nedenle hakarama hürriyetinin zedelendiğini, bunun yanında kendisi ile aynı durumda olanaraç sürücüsü hakkında davanın reddedilmesinin eşitlik ilkesine de aykırıolduğunu belirterek Anayasa'nın 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen eşitlikilkesi ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; Yargıtaykararının iptali ile eski hâle getirme talebinin kabulüne karar verilmeksuretiyle mağduriyetinin giderilmesi talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
38. Başvurucu, yargılama sırasında kendisine yapılantebligatların usulsüz olması nedeniyle davadan icra emrinin tebliği ilebirlikte haberdar olduğunu belirterek temyiz süresinin kararı öğrendiğini beyanettiği tarihten başlatılması gerektiğini ancak Yargıtayın,dilekçesini karar düzeltme istemi niteliğinde kabul ederek temyiz incelemesiyapmadığını belirtmiş; buna göre başvuru, mahkemeye erişim hakkı kapsamındaincelenmiştir.
39. Başvurucunun mahkemeye erişim hakkı bağlamında adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkin başvurusunun açıkçadayanaktan yoksun olmaması ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek başka bir neden de bulunmaması nedeniyle başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
40. Başvurucu, tebligatların usulsüz olması nedeniyle davadanhaberinin olmadığını, icra emrinin tebliği ile birlikte durumu öğrendiğini vekararı temyiz ettiğini ancak Yargıtayın, dilekçesinikarar düzeltme talebi niteliğinde kabul ederek esasa yönelik iddialarınıdeğerlendirmediğini belirterek mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
41. Bakanlık görüşünde başvurucuya yargılama sırasında yapılantebliğ işlemlerinde hukuka aykırı bir durumun bulunup bulunmadığı, başvurucununduruşmalara katılımının sağlanıp sağlanmadığı, bu kapsamda silahların eşitliğive çelişmeli yargılama ilkelerinin ihlal edilip edilmediği hususundaki takdirinAnayasa Mahkemesine ait olduğu belirtilmiştir.
42. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında öncekiiddialarını yinelemiştir.
43. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
44. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini isteme hakkına sahiptir.”
45. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin,yargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme ve bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisibir temel hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarıncadiğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2013/64,K.2013/142, 28/11/2013). Bu bağlamda Anayasa’nın, devletin işlemlerinde ilgilikişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerinibelirtmesi gerektiğini ifade eden 40. maddesinin de adil yargılanma hakkınınkapsamının belirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır. Bunun yanında Anayasa'daadil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğinden bu hakkın kapsam veiçeriğinin, Sözleşme'nin 6. maddesi çerçevesinde belirlenmesi gerekir (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013, §22).
46. Adil yargılanma hakkının en temel unsurlarından biri olanmahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek veuyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamınagelmektedir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52). Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mahkemeyeetkili erişim hakkını “hukukun üstünlüğü”ilkesinin temel unsurlarından biri olarak kabul etmekte ve mahkemeye etkilierişim hakkının mahkemeye başvuru konusunda tutarlı bir sistemin var olmasınıve dava açmak isteyen kişilerin mahkemeye ulaşmada açık, pratik ve etkilifırsatlara sahip olmasını gerektirdiğini ifade etmektedir. Bu sebeple hukukibelirsizliklerin ya da uygulamadaki belirsizliklerin tarafların mahkemeyeerişimine zarar verdiği durumlarda bu hakkın ihlal edildiğine kararverilmektedir (Geffre/Fransa, B. No: 51307/99, 23/1/2003, §34).
47. Hukuki güvenlik ile belirlilik ilkeleri, hukuk devletinin önkoşullarındandır. Kişilerin hukuki güvenliğini sağlamayı amaçlayan hukukigüvenlik ilkesi; hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylemve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerindebu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Belirlilik ilkesi ise yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönündenherhangi bir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılırve uygulanabilir olmasını, ayrıca kamu otoritelerinin keyfî uygulamalarınakarşı koruyucu önlem içermesini ifade etmektedir (AYM, E.2013/64, K.2013/142,28/11/2013).
48. Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hak olmayıpsınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirilecek sınırlamaların;hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi,açık ve ölçülü olması ve başvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir(Serkan Acar, B. No: 2013/1613,2/10/2013, § 38). Devletler bir davanın açılabilirliğineilişkin olarak takdir hakları gereği bazı sınırlamalar getirebilir ve budavalar niteliği gereği düzenleyici işlemlere konu olabilir. Bununla birliktebu sınırlamalar dava açmak isteyen bir kişinin mahkemeye erişim hakkının özünezarar verecek seviyeye ulaşmamalıdır (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34; Rodríguez Valín/İspanya, B. No: 47792/99,11/10/2001, § 22).
49. Mahkemeye ulaşmayı aşırı derecede zorlaştıran ya da imkânsızhâle getiren uygulamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir. Bununlabirlikte dava açma ya da kanun yollarına başvuru için belli sürelerinöngörülmesi, bu süreler dava açmayı imkânsız kılacak ölçüde kısa olmadıkçahukuki belirlilik ilkesinin bir gereğidir ve mahkemeye erişim hakkına aykırılıkoluşturmaz. Ne var ki öngörülen süre koşullarının açıkça hukuka aykırı olarakyanlış uygulanması ya da yanlış hesaplanması nedeniyle kişiler dava açma ya dakanun yollarına başvuru hakkını kullanamamışsa mahkemeye erişim hakkının ihlaledildiğini kabul etmek gerekir (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Osu/İtalya, B. No: 36534/97, 11/7/2002, §§36-40).
50. Belli bir hakkın mahkemede ileri sürülebilmesi ya da hakarama hürriyeti kapsamında bir davanın açılabilmesi için öngörülecek sürelerhukuk güvenliği ilkesi gereği olup adil yargılanma hakkının ihlali olarakdeğerlendirilemez. Anılan süreler, mahkemelerin zamanın geçmesi nedeniylegüvenilirliği kalmayan, eksik ya da ulaşılması zor kanıtlara dayanarak uzakgeçmişte meydana gelmiş olaylar hakkında karar vermelerini istemekleoluşabilecek adaletsizliklerin önüne geçmek ve hukuk güvenliğini sağlamak gibiönemli ve meşru amaçlara hizmet eder. Süre sınırlaması getiren bu müdahaleler,devletin takdir yetkisi içinde olup ulaşılmak istenen meşru amaçla orantılıoldukça ve hakkın özünü zedelemedikçe Anayasa'da yer alan hak arama hürriyetiniengellemiş sayılmaz (Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Stubbings ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 22083/93,22095/93;22/10/1996, § 51).
51. Bunun yanında bir mahkemeye başvuru hakkının yasal birtakımşartlara tabi tutulması kabul edilebilir olsa da mahkemeler usul kurallarınıuygularken bir yandan adil yargılanma hakkını ihlal edebilecek aşırışekilcilikten, diğer yandan da yasalar tarafından düzenlenen usul kurallarınınortadan kaldırılması sonucunu doğurabilecek aşırı gevşeklikten kaçınmalıdır(Benzer yöndeki AİHM kararı için bkz. Walchli/Fransa, B. No: 35787/03, 26/7/2007, § 29).
52. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği mevzuatınyorumlanması ve uygulanması, derece mahkemelerinin görevi olmakla birlikte buyorum ve uygulamaların etkilerinin Anayasa ve Sözleşme’nin ortak korumaalanında bulunan hak ve yükümlülüklerle bağdaşıp bağdaşmadığının AnayasaMahkemesince incelenebileceği tabiidir. Mahkemeye erişim hakkı yönündenyapılacak böyle bir inceleme, somut olayın koşulları çerçevesinde olacaktır (Kemal İnan, B. No: 2013/1524, 6/10/2015, §49).
53. Başvurucu; yargılama safahatında kendisine yapılantebligatların usulsüz olduğunu, karardan icra emrinin tebliği ile birliktehaberdar olduğunu ve hemen temyiz ettiğini, ancak Yargıtayındilekçesini karar düzeltme istemi niteliğinde kabul ettiğini, tebligatlarınusulsüz olup olmadığı ve bu çerçevede temyiz hakkının bulunup bulunmadığıhususlarındaki iddialarının Yargıtay ilamında cevaplandırılmayarak temyiz hakknın elinden alındığını belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde belirtilen mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
54. Somut olayda SGK tarafından açılan rücuenalacak davasında Mahkemenin, başvurucuya yapılan tebligatların usulüne uygunolduğunu kabul ederek başvurucunun yokluğunda davanınınkabulüne karar verdiği, kararın Yargıtay tarafından onandığı, başvurucununusulsüz tebligat nedeniyle kararı temyiz ettiği; Yargıtayın,talebi karar düzeltme istemi niteliğinde değerlendirerek reddettiğianlaşılmıştır.
55. 7201 sayılı Kanun'un olay tarihinde yürürlükte olan 35.maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında kendisine veya adresine kanunungösterdiği usullere göre tebliğ yapılmış olan kimsenin, adresini değiştirmesihâlinde yenisini hemen tebliği yaptırmış olan kaza merciine bildirmeye mecburolduğu, bu durumda bundan sonraki tebliğlerin bildirilen yeni adreseyapılacağı, adresini değiştiren kimsenin yenisini bildirmediği ve yeniadresinin tebliğ memurunca da tespit edilemediği takdirde tebliğ olunacakevrakın bir nüshasının eski adrese ait binanın kapısına asılacağı ve asılmatarihinin tebliğ tarihi sayılacağı belirtilmiş, aynı maddenin dördüncüfıkrasında daha önce tebligat yapılmamış olsa bile taraflar arasında yapılan,imzası resmî merciler önünde ikrar olunmuş sözleşmelerde belirtilen adreslerile kamu kurum ve kuruluşları ve kamu kurumu niteliğindeki meslekkuruluşlarına, ticaret sicillerine ve esnaf ve sanatkarlar sicillerine verilenen son adreslerdeki değişiklikler hakkında da bu madde hükümlerininuygulanacağı belirtilmiştir.
56. 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasındakendisine tebligat yapılacak kimse veya Kanun'un diğer hükümlerine göretebligat yapılabilecek kimselerden hiçbirinin gösterilen adreste bulunmamasıveya tebellüğden imtina etmesi hâlinde tebliğ memurunun tebliğ olunacak evrakıo yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir vememurlarına imza mukabilinde teslim edeceği ve tesellüm edenin adresini ihtivaeden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraberadreste bulunmama hâlinde tebliğ olunacak şahsa keyfîyetinhaber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsayönetici veya kapıcıya da bildirileceği İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığıtarihin tebliğ tarihi sayılacağı belirtilmiştir.
57. Yönetmelik'in 30. maddesinin birinci fıkrasında ise adreskayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine meşruhat verilerek çıkarılantebligatlar hariç olmak üzere muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecekolanlardan hiçbiri gösterilen adreste sürekli olarak bulunmazsa tebliğmemurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı,muhtar, ihtiyar heyeti veya ihtiyar meclisi üyeleri, kolluk amir vememurlarından birini araştırarak beyanlarını tebliğ mazbatasına yazıpimzalatması, bu kişilerin imzadan çekinmeleri hâlinde de bu durumu yazarakimzalaması gerektiği hususu düzenlenmiştir.
58. Somut olayda Kırıkkkale İşMahkemesine açılan alacak davasında Mahkemenin,davalı sıfatıyla başvurucuya dava dilekçesi ve duruşma gününün tebliği için"S...tepe Mah. 61. Sokak...Etlik/Ankara" adresine tebligatçıkardığı, muhatabın tanınmadığıve muhtarlık kaydının bulunmadığı gerekçesiyleevrakın tebliğ edilmeden Mahkemeye iade edildiği, davacı SGK vekilinin dilekçeekinde sunduğu nüfus kaydındaki yerleşim yeri adresi olan "S..tepe Mah. 1...Sokak... Keçiören/Ankara"adresineçıkarılan tebligatın "muhatabınadresten taşındığı" belirtilerek 13/8/2009 tarihinde bilâ ikmal iadesi üzerine 20/10/2009 tarihli celsede 7201sayılı Kanun'un 35. maddesi gereği aynı adrese tebligat çıkarılmasına kararverilerek dava dilekçesini içeren 15/12/2009 tarihli duruşma gününü bildirirdavetiyenin 6/11/2009 tarihinde başvurucuya tebliğ edildiği anlaşılmıştır.
59. Yargılamanın bundan sonraki aşamasında tebligatların "S..tepe Mah. 1...Sokak... Keçiören/Ankara" adresinde 7201 sayılı Kanun'un 35.maddesine göre başvurucuya tebliğ edildiği; 13/8/2009, 11/10/2010, 30/12/2010,29/2/2012 tarihlerinde iade edilen tebligatlarda ise "muhatabın adresten taşındığı", "muhatabın nakil almadantaşındığı, adreste bulunan evin yıkıldığı", "gösterilen adrestekibinanın yıkıldığı ve muhatabın nakil almadantaşındığı", "adı geçen mahallede sokak ve adres numarasınınbulunmadığı adresin yanlış olduğu, muhatabın ismen tanınmadığı muhtar kaydınınolmadığı" şerhlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
60. Başvurucuya en son gerekçeli kararın "S..tepeMah. 1... Sokak... Keçiören/Ankara" adresinde 7201 sayılıKanun'un 21. madde hükmüne göre 4/7//2012 tarihine tebliğ edildiği, tebligattutanağına “Tebligat adresine gidildi.Adresinin sürekli kapalı olması ve tebliğ imkansızlığı nedeniyle TebligatKanunu'nun 21. maddesi gereği bağlı bulunduğu mahalle muhtarı İ.U.' ya teslimedilerek 2 no'lu form kapısına yapıştırıldı. Komşusu Ş.Ç.'ye haber verildi." şerhi verilerek2/7/2012 günlü şerh altının tebliğ memuru tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
61. 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre yapılacaktebligatlara ilişkin Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun verdiği bir kararda,muhatap veya muhatap adına tebliğ yapılabilecek olandan hiçbirinin gösterilenadreste bulunmaması hâlinde tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesimuhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar kurulu ve meclisi üyeleri,zabıta amiri ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıpaltını imzalatması, imzadan çekilmeleri hâlinde de bu durumu yazarak kendisininimzalaması gerekeceği, tebliğ işleminin geçerliliğinin posta memurunun yapacağıtahkikata göre muhatabın bu adreste bulunduğunun tespitine ve bu işlemitebligat parçasına yazarak maddede belirtilen kişilere imzalatmasına bağlıolduğu, 7201 sayılı Kanun'un 21. maddesine göre yapılan tebligatlarda tebliğtarihinin iki numaralı fişin (ihbarnamenin) kapıya yapıştırıldığı tarih olduğu,tebliğ tarihinin bu şekilde belirlenmesi ve geçerli sayılabilmesinin postamemurunun araştırma yapması ve muhatabın o anda adreste olmamakla birliktetevziat saatlerinden sonra geldiğinin tevsik edilmesine bağlı olduğu, açıklanandurumu beyan eden ilgililerin imzadan çekinmesi hâlinde posta memurunun çekinmenedeniyle araştırma sonucunu kendisi imzalamakla yetineceği belirtilmiştir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12/12/2007 tarihli ve E.2007/12-976, K.2007/973sayılı ilamı).
62. Bunun yanında 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesinde tebligatınusulüne aykırı yapılmış olması hâlinde muhatap tebliğe muttali olmuş isetebligatın geçerli sayılacağı, muhatabın beyan ettiği tarihin tebliğ tarihiolarak kabul edileceği hususu düzenlenmiştir.
63. Yine Yönetmelik'in 53. maddesinde tebliğ usulüne aykırıyapılmış olsa bile muhatabın tebliği öğrenmesi hâlinde geçerli olacağı, aksitakdirde tebligatın yapılmamış sayılacağı, muhatabın her ne şekilde olursaolsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alması ya da bunların içeriğini öğrenmesihâlinde tebliği öğrenmiş sayılacağı, muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiğitarihin tebliğ tarihi olarak kabul edileceği, tebliğin usulüne aykırı yapılmışolması hâlinde muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia veispatının mümkün olmadığı belirtilmiştir.
64. Usulsüz tebligat ile ilgili Yargıtayınverdiği kararlarda 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesi uyarınca muhatabın usulsüztebliği öğrendiği tarih olarak bildirdiği tarihin tebliğ tarihi olarak kabulügerekeceği ve temyiz süresinin buna göre değerlendirileceğini belirtmiştir(Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 6/6/2006 tarihli ve E.2006/1080, K.2006/6071sayılı ilamı, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 12/7/2011 tarihli ve E.2011/16738,K.2011/15736 sayılı ilamı).
65. Başvurucunun 24/4/2013 tarihli temyiz dilekçesinde ilerisürdüğü temel iddiaların usulsüz tebligat nedeniyle 7201 sayılı Kanun'un 32.maddesine göre karardan haberdar olduğunu öğrendiği tarihe göre temyizsüresinin başlatılarak temyiz talebinin esastan incelenmesi gerektiğihususlarına ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
66. Başvurucunun dilekçesinde tebligatların usulsüzlüğüiddiaları çerçevesinde dile getirdiği yargılama safahatında daha önce "S..tepeMah. 1... Sokak... Keçiören/Ankara" adresine çıkarılan tebligatşerhlerinde adresin yanlış olduğu, adresteki evin yıkıldığı, muhatabın adrestentaşındığı, ismen tanınmadığı, muhtarlık kaydının olmadığı hususlarıbelirtilirken aynı adreste 7201 sayılı Kanun'un 21. madde hükmüne göre4/7//2012 tarihinde “Tebligat adresinegidildi. Adresinin sürekli kapalı olması ve tebliğ imkansızlığı nedeniyleTebligat Kanunu'nun 21. maddesi gereği bağlı bulunduğu mahalle muhtarı İ.U.'ya teslim edilerek 2 no'luform kapısına yapıştırıldı. Komşusu Ş.Ç.'ye haberverildi." şerhi verilerek gerekçeli kararın tebliğ edilmesikarşısında yukarıda belirtilen mevzuat ve Yargıtay kararlarına göre tebligatıngeçerli olup olmadığı, yine 7201 sayılı Kanun'un 32. maddesine görebaşvurucunun kararı öğrendiğini beyan ettiği tarihe göre temyiz talebininsüresinde olup olmadığına ilişkin ayrı ve açık bir yanıt verilmesini gerektireniddiaların Yargıtay kararında değerlendirilmeden dilekçenin karar düzeltmetalebi niteliğinde olduğu kabul edilerek iş mahkemelerinden verilen kararlarakarşı karar düzeltme yoluna başvurulamayacağına dair yapılan yorumun, hukukigüvenlik ve belirlilik ilkeleri bağlamında öngörülebilirlik sınırları içindeolmadığı ve başvurucunun mahkemeye ulaşmasını aşırı derecede zorlaştıran ya daimkânsız hâle getiren nitelikte olduğu; bu açıdan başvurucunun mahkemeye erişimhakkının zedelendiği sonucuna ulaşılmıştır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa’nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkınınihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun’un 50. Maddesi Yönünden
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir. Ancak yerindelik denetimi yapılamaz, idari eylem veişlem niteliğinde karar verilemez.
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
69. Başvurucu, anayasal haklarının ihlal edildiğini belirterekihlalin tespiti ile temyiz talebinin esastan değerlendirilmesini talepetmektedir.
70. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlal, adil yargılanmahakkının unsurlarından olan mahkemeye erişim hakkının ihlal edilmesindenkaynaklandığından ve ihlalin yeniden yargılama yapılarak ortadankaldırılmasında hukuki yarar bulunduğundan, 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası gereğince ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasıiçin yeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili Mahkemeyegönderilmesine karar verilmesi gerekir.
71. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 harç ve 1.800,00TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereKırıkkale İş Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. 198,35 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE
14/4/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.