TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ EKBER AKYOL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/17451)
Karar Tarihi: 16/2/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 5/5/2017-30057
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Ali Ekber AKYOL
2. Mazruha TAYDAŞ
3. Hüseyin AKYOL
4. Ali Haydar AKYOL
Vekili
:
Av. Mehmet HORUŞ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, acele kamulaştırılmaya yetki tanıyan Bakanlar Kurulukararının yürütmesinin durdurulması kararı dikkate alınmayarak kamulaştırmaişlemlerinin tamamlanması ve taşınmazların Hazine adına tescil kararı verilmesinedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 10/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık görüşü, başvurucuya tebliğ edilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvuruculardan Ali Ekber Akyol, Hüseyin Akyol ve Ali HaydarAkyol sırasıyla 1960, 1955 ve 1966 doğumlu olup Kocaeli ili Darıca ilçesinde; Mazruha Taydaş 1963 doğumlu olup İzmir ili Çiğli ilçesindeikamet etmektedir.
9. Bakanlar Kurulunca 19/4/2004 tarihli kararnameyle EnerjiPiyasası Düzenleme Kurulu (EPDK) tarafından yapılacak kamulaştırmalarda4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. Maddesindedüzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanması kararlaştırılmıştır.
10. EPDK tarafından 22/9/2005 tarihli kararla Darenhes Elektrik Üretim Anonim Şirketine (ElektrikŞirketi) Elazığ ili Karakoçan ilçesinde vebaşvuranların taşınmazlarını da kapsayan bir bölgede Pembelik Barajı veHidroelektrik Santrali’nin yapımı ve işletilmesi hususunda kırk dokuz yıllıküretim lisansı verilmiştir.
11. EPDK’nın 11/11/2010 tarihli kararıyla, Bakanlar Kurulununanılan kararına dayanılarak, Pembelik Barajı’nın havzasında bulunantaşınmazların kamulaştırılmasına ve kamulaştırma işlemlerinde acelekamulaştırma usulünün uygulanmasına karar verilmiştir.
12. EPDK’nın 11/11/2010 tarihli kararıyla birlikte BakanlarKurulunun 19/4/2004 tarihli kararı, Danıştay Altıncı Dairesinde dava konusuedilmiştir. Daire, 16/4/2012 sayılı kararla her iki işlemin de yürütmesinidurdurmuştur. Kararın gerekçesinde 2942 sayılı Kanun’un 27. Maddesi uyarıncaacele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi için başka hiçbir idari otoriteyedevredilmeksizin doğrudan Bakanlar Kurulunca “aciliyet”hâlinin varlığının takdir edilmesi ve bu kapsamda kamulaştırılacak taşınmazlarile kamulaştırmanın çerçevesinin açıkça belirlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.Gerekçede, somut olayda 19/4/2004 tarihli Bakanlar Kurulu kararında “aciliyet” hâlinin değerlendirilmesi hususundaki yetkininEPDK’ya devredilmesi ve kamulaştırma işlemlerinin konusu yönünden bir sınırçizilmeksizin EPDK’ya genel nitelikte bir yetki verilmesi nedeniyle işlemlerinhukuka aykırı olduğu sonucuna ulaşıldığı belirtilmiştir.
13. EPDK, Dairenin 16/4/2012 tarihli yürütmenin durdurulmasınailişkin kararından sonra baraj havzasında bulunan taşınmazlarınkamulaştırılmasından vazgeçilmesine dair işlem tesis etmiştir.
14. Bunun üzerine Bakanlar Kurulunca 18/6/2012 ve 30/7/2012 tarihlikararnamelerle, Elazığ ilinde tesis edilecek PembelikBarajı ve Hidroelektrik Santrali’nin yapımı amacıyla kararname eklerinde tektek sayılan ve başvuruculara ait olanların da aralarında bulunduğutaşınmazların EPDK tarafından acele kamulaştırılmasına karar verilmiştir.
15. Öte yandan EPDK’nın 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihlikararlarıyla Bakanlar Kurulu kararlarında sayılan taşınmazlar hakkında acelekamulaştırma kararı verilmiştir.
16. EPDK tarafından dosyadan anlaşılamayan bir tarihte KarakoçanAsliye Hukuk Mahkemesine başvurularak taşınmazlara el konulması talep edilmişve Mahkemece tespit edilen bedel başvuruculara ödendikten sonra talebinkabulüne karar verilmiştir.
17. Başvurucular tarafından Bakanlar Kurulunun 18/6/2012 tarihlikararının iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinde dava açılmıştır. Daire19/3/2014 tarihinde Bakanlar Kurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına kararvermiştir. Kararın gerekçesinde, kanunda istinai biryöntem olarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi içinolağanüstü durumların bunu gerekli kılması, kamu yararının ve kamu düzenininsağlanmasının amaçlanması ve ayrıca Bakanlar Kurulunca durumun aciliyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş; somutolayda acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren hâllerin ortaya konulmaması veaciliyet hâlinin, üstün kamu yararının ve kamudüzeninin korunmasını gerektiren hâllerin açıklanmaması nedenleriyle işleminhukuka aykırı olduğu ifade edilmiştir.
18. EPDK ayrıca, satın alma usulüyle taşınmazların devralınmasıyolunu işletmiş ise de önerilen bedelin başvurucularca kabul edilmemesi üzerine16/5/2013 tarihinde başvuruculara karşı Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesinezdinde bedel tespiti ve tescil davası açmıştır. Karakoçan Asliye HukukMahkemesince keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra 9/9/2014,31/10/2014, 14/11/2014 ve 9/1/2015 tarihlikararlarla bilirkişiler tarafından belirlenen taşınmaz bedellerinden acelekamulaştırma sırasında ödenen miktarlar düşüldükten sonra kalan kısım üzerindentazminata hükmedilmiş ve ayrıca taşınmazın Hazine adına tapuya tesciline kesinolarak karar verilmiştir. Mahkeme, Danıştay Altıncı Dairesince Bakanlar Kurulukararının yürütmesinin durdurulduğu ve anılan davada esas hakkında kararverilinceye kadar bu davada bekletme kararı verilmesi gerektiği yolundadavalıların öne sürdükleri itirazı reddetmiştir. Mahkeme, Danıştay AltıncıDairesinde görülen davanın konusunun kamulaştırma işlemi olmadığı ve verilenyürütmenin durdurulması kararının kamulaştırma işlemine ilişkin bulunmadığıgerekçesine dayanmıştır. Mahkeme ayrıca başvurucuların taşınmazlarına elkonulmak suretiyle acele kamulaştırmanın tamamlanması nedeniyle Danıştaykararının uygulanma kabiliyetinin bulunmadığını da gerekçesinde belirtmiştir.
19. Danıştay Altıncı Dairesi 30/6/2015 tarihli uyuşmazlığınesasına ilişkin kararında, daha önce yürütmenin durdurulmasına ilişkin19/3/2014 tarihli kararında açıkladığı görüşünü değiştirerek davayıreddetmiştir. Daire, Bakanlar Kurulu kararının sadece Mahkemece taşınmaza elkonulmasına ilişkin karara dayanak teşkil ettiğini kabul etmiş; idareninsonradan olağan kamulaştırma sürecini başlatmış olmasını, bu kapsamda taşınmazbedelinin tespiti ve tescil davasının da açılmış bulunmasını gözeterek acelekamulaştırma ve olağan kamulaştırma ayrımı yapılmaksızın davanın konusunun birbütün olarak taşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması biçiminde anlaşılmasısuretiyle inceleme yapılması gerektiğini ifade etmiştir. Daire, netice olarakmülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kamu yararı amacına yönelik olduğu veişlemin hukuka uygun bulunduğu sonucuna ulaşmıştır.
20. Anılan kararın temyizi üzerine Danıştay İdari Dava DaireleriKurulunun (İDDK) 8/10/2015 tarihli kararıyla Daire kararı bozulmuş ve dava konusuBakanlar Kurulu kararının iptaline kesin olarak karar verilmiştir. İDDKkararının gerekçesinde, kanunda istinai bir yöntemolarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesi için olağanüstüdurumların bunu gerekli kılması, kamu yararının ve kamu düzeninin sağlanmasınınamaçlanması, ayrıca Bakanlar Kurulunca durumun aciliyetinekarar verilmesi gerektiği belirtilmiş; somut olayda bu koşullargerçekleşmediğinden Bakanlar Kurulu kararlarının hukuka aykırı olduğuaçıklanmıştır.
21. Bu arada baraj havzasında taşınmazı bulunan başka maliklertarafından 2014 yılı içinde Bakanlar Kurulunun, taşınmazların acelekamulaştırılmasına ilişkin EPDK’ya yetki tanıyan 18/6/2012 ve 30/7/2012 tarihlikararnameleri ile birlikte bunlara dayanılarak EPDK tarafından taşınmazlarınkamulaştırılması yolunda tesis edilen 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli işlemlerinde iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesinde iki ayrı dava açılmıştır. Dairetarafından yukarıda anılan gerekçelerle 30/6/2015 tarihinde verilen kararlarla heriki dava da reddedilmiştir.
22. Ancak söz konusu kararlar İDDK’nın8/10/2015 tarihli kararlarıyla bozulmuş ve dava konusu Bakanlar Kurulukararları ile bunlara dayalı tesis edilen EPDK işlemlerinin iptaline kararverilmiştir. Bakanlar Kurulu kararının iptalinin başvurucular tarafından açılandavaya ilişkin olarak verilen kararlarla aynı gerekçeye dayandığıanlaşılmaktadır. Kararların gerekçesinde ayrıca, EPDK tarafından tesis edilenkamulaştırma işlemleri yönünden de değerlendirme yapılmıştır. Kararlarda, Dairekararında Bakanlar Kurulunca alınan acele kamulaştırma kararının sadeceMahkemece taşınmaza el konulmasına ilişkin karara dayanak teşkil ettiğininbelirtilmiş olması nedeniyle acele kamulaştırma ile olağan kamulaştırmanınhukuki niteliği irdelenmiştir. İDDK, acele kamulaştırmada taşınmaz mülkiyetineel konulmasından sonraki aşamalarda yapılan normal kamulaştırma sürecineilişkin işlemlerin acele kamulaştırma sürecinin bir parçası olarakdeğerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Kararlarda sonuç olarak EPDK’nınkamulaştırma işlemlerinin, dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararlarından bağımsızdeğerlendirilemeyeceği ifade edilerek bunların da hukuka aykırı olduğubelirtilmiştir.
23. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen tescile ilişkin 9/9/2014,31/10/2014, 14/11/2014 ve 9/1/2015 tarihli kararların başvuruculara 16/10/2015,27/10/2015 ve 9/11/2015 tarihlerinde tebliği üzerine 10/11/2015 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgili Mevzuat
24. 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesinin ilgili bölümlerişöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, 7 nci maddeye göre topladığı bilgi ve belgelerle 8 inci maddeuyarınca yaptırmış olduğu bedel tespiti ve bu husustaki diğer bilgi ve belgeleribir dilekçeye ekleyerek taşınmaz malın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinemüracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinin tespitiyle, bu bedelin,peşin veya kamulaştırma 3 üncü maddenin ikinci fıkrasına göre yapılmış isetaksitle ödenmesi karşılığında, idare adına tesciline karar verilmesini ister.
…
Mahkemece malike doğrudan çıkarılacak meşruhatlı davetiyede veya ilan yolu ile yapılacaktebligatta;
…
f) 14 üncü maddedeöngörülen süre içerisinde, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda iptaldavası açanların, dava açtıklarını ve yürütmenin durdurulması kararıaldıklarını belgelendirmedikleri takdirde, kamulaştırma işleminin kesinleşeceğive mahkemece tespit edilen kamulaştırma bedeli üzerinden taşınmaz malınkamulaştırma yapan idare adına tescil edileceği,
…
… İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibiadına yatırıldığına veya hak sahibinin tespit edilemediği durumlarda, ilerideortaya çıkacak hak sahibine verilmek üzere bloke edildiğine dair makbuzunibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idare adına tesciline ve kamulaştırmabedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilir ve bu karar, tapu dairesine veparanın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescil hükmü kesin olup taraflarınbedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
…
14 üncü maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı haksahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargımahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır.”
25. 2942 sayılı Kanun’un 27. Maddesi şöyledir:
“3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurtsavunması ihtiyacına veya aceleliğine BakanlarKurulunca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstüdurumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiridışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ilemahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.) 10 uncu madde esasları dairesinde ve 15 inci maddeuyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından malsahibi adına (Değişik ibare: 24/4/2001 – 4650/15 md.)10 uncu maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankayayatırılarak o taşınmaz mala el konulabilir.
Bu Kanunun 3 üncümaddesinin 2 nci fıkrasında belirtilen hallerde yapılacakkamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedelidir.”
26. 2942 sayılı Kanun’un 3. Maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Bakanlar Kurulunca kabul olunan, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskan projelerinin gerçekleştirilmesi, yeni ormanlarınyetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıyla yapılacakkamulaştırmalarda, bir gerçek veya özel hukuk tüzelkişisine ödenecekkamulaştırma bedelinin o yıl Genel Bütçe Kanununda gösterilen miktarı, nakdenve peşin olarak ödenir. Bu miktar, kamulaştırma bedelinin altıda birinden azolamaz. Bu miktarın üstünde olan kamulaştırma bedelleri, peşin ödememiktarından az olmamak ve en fazla beş yıl içinde faiziyle birlikte ödenmeküzere eşit taksitlere bağlanır. Taksitlere, peşin ödeme gününü takip edengünden itibaren, Devlet borçları için öngörülen en yüksek faiz haddiuygulanır.”
27. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun705. Maddesi şöyledir:
“Taşınmaz mülkiyetinin kazanılması, tescilleolur.
Miras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal,kamulaştırma hâlleri ile kanunda öngörülen diğer hâllerde, mülkiyet tescildenönce kazanılır. Ancak, bu hâllerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi,mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.”
B. Kamulaştırma Usulü
28. 2942 sayılı Kanun’un 3. Maddesine göre kamulaştırmayapılabilmesi için öncelikle idarenin ödenek temin etmesi gerekmektedir. İdare,yeterli ödeneği temin ettikten sonra kamu yararı kararı alır. Kamu yararıkararından sonra kamulaştırılacak taşınmaz belirlenir. Kamulaştırılacaktaşınmazın belirlenmesinin akabinde kamulaştırma kararı alınır. Bununlabirlikte onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan veprojeye göre yapılacak hizmetler için ayrıca kamu yararı kararı alınmasına vebu kararın onaylanmasına gerek yoktur. 2942 sayılı Kanun’un 8. Maddesine göreidarenin kamulaştırma kararı aldıktan sonra öncelikle satın alma usulünüuygulaması gerekmektedir. Satın alma usulünde idarenin teklif edeceği bedel,idare içinde oluşturulan bir kıymet takdir komisyonunca belirlenir. Taraflarınsatın alma usulüyle bir sonuca ulaşamamaları durumunda 24/4/2001 tarihli ve4650 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki dönemden farklı olarak bedeltespiti ve tescil için malikin değil idarenin yetkili asliye hukuk mahkemesindedava açması gerekmektedir. Asliye hukuk mahkemesince 2942 sayılı Kanun’dabelirtilen usul uyarınca tespit edilen bedelin tamamı veya taksitle ödemekoşullarının bulunması durumunda ilk taksidininnakden veya hesabına yatırılarak malike ödenmesinden sonra tescil kararıverilir. Kararın tescile ilişkin hüküm fıkrası kesin olup bedele ilişkin hükümfıkrasına karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Mülkiyetin idareye geçmesimahkemece tescil kararı verilmesi ile olur.
29. Öte yandan 2942 sayılı Kanun’un 14. Maddesi uyarınca malikinkamulaştırma kararının iptali istemiyle idari yargıda dava açması da mümkündür.Kural olarak bu davanın açılması, idare tarafından açılan bedel tespiti vetescil davasını etkilemez. Diğer bir ifadeyle asliye hukuk mahkemesi, idariyargıda kamulaştırma işlemine karşı açılan iptal davasını bekletici meseleyapmak zorunda değildir. Bununla birlikte 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesininon dördüncü fıkrası uyarınca kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda açılandavada yürütmenin durdurulması kararı verilmesi durumunda asliye hukukmahkemesince idari yargıdaki davanın bekletici mesele olarak kabul edilmesizorunludur.
C. Acele KamulaştırmaUsulü
30. Olağan kamulaştırma usulünde idarenin taşınmaza el koymasıancak taşınmazın idare adına tescilinden sonra mümkün olabilmektedir.Taşınmazın tescili ise tarafların anlaşamaması durumunda yukarıda ifadeedildiği üzere ancak asliye hukuk mahkemesince verilecek tescil kararı üzerinegerçekleşir. Bununla birlikte idare bazı durumlarda taşınmaza hemen ihtiyaçduyabilir. Bu durumda kamulaştırma sürecinin neticelenmesinin beklenmesi kamuhizmetlerinin yürütülmesinde ciddi aksamalara yol açabilir. Kanun koyucu bugibi sakıncaların belli ölçüde bertaraf edilmesi amacına yönelik olarak 2942sayılı Kanun’un 27. Maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma usulünüöngörmüştür. Anılan maddede düzenlenen “acele kamulaştırma usulü” idareyekamulaştırma işlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılan taşınmazael koyma imkânı tanıyan olağanüstü bir kamulaştırma usulüdür.
31. Buna göre (1) 7/6/1939 tarihli ve 3634 sayılı Milli MüdafaaMükellefiyeti Kanunu’nun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacının doğması, (2)aciliyetine Bakanlar Kurulunca karar alınacakhâllerde, (3) özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda, gerekli olantaşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemlersonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içindeo taşınmaz malın kanunda belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecekdeğeri idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılarak o taşınmaz mala elkonulabilir.
32. Acele kamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehinegetirilen usule ilişkin güvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerinişletilmesinden önce idareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânıtanımaktadır. Taşınmaza el konulduktan sonra idare tarafından öncelikle satınalma yolunun işletilmesi, bunun mümkün olamaması durumunda ise asliye hukukmahkemesinde bedel tespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Bu davadabelirlenecek bedelin el koyma istemiyle açılan davada belirlenen bedeldenyüksek olması durumunda aradaki fark, idare tarafından malike; düşük olmasıdurumunda ise malik tarafından idareye ödenir.
33. Acele kamulaştırma uygulanabilecek hâllerden biri olan “aciliyetine Bakanlar Kurulunca karar verilmesi” hâlinin sözkonusu olduğu durumlarda idarenin acele kamulaştırma kararı alabilmesi içinöncelikle Bakanlar Kurulunca kamulaştırma ihtiyacı duyulan proje veya yatırımınaciliyet niteliği taşıdığına karar vermesigerekmektedir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 16/2/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucular, Danıştay Altıncı Dairesince 19/3/2014 tarihli kararla,taşınmazlarının EPDKtarafından acele kamulaştırılmasına yetki tanıyan Bakanlar Kurulu kararınınyürütmesinin durdurulması üzerine 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesi uyarıncaAsliye Hukuk Mahkemesi tarafından idari yargıda görülen davanın bekleticimesele yapılması gerekirkenyargılama sırasında gerekyazılı gerekse sözlü olarak defalarca dile getirmelerine rağmen tescil kararıverildiğini belirtmişlerdir. Başvurucular, Danıştay kararıyla hukuka aykırılığısaptanan acele kamulaştırma işlemine dayanılarak taşınmazlarının idare adınatescil edilmesine karar verilmesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Başvurucular ayrıca Danıştay Altıncı Dairesinin BakanlarKurulu kararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararının uygulanmamasınedeniyle adil yargılanma haklarının ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuşlardır.
37. Bakanlık görüş yazısında, Bakanlar Kurulunun acelekamulaştırma kararı İDDK tarafından iptal edilmiş ise de kamu yararı ile bireyselyarar arasındaki orantılılık ilkesi değerlendirilirken kamulaştırma bedelinintespiti, tescile ilişkin Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile idari yargısürecinin bir bütün olarak dikkate alınması gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık,kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki denge irdelenirken somut olaydakibaraj inşaatının büyük enerji ve sulama projeleri kapsamındagerçekleştirilmesi, söz konusu barajın bir ekonomik yatırım olarak ortayaatılması, bölgede yaşayan insanların sosyal ve ekonomik yaşamlarına olumlukatkı sağlaması, doğal yaşamdaki kaybın daha az önem taşıması gibi unsurlarında gözönünde bulundurulması gerektiğini ifadeetmiştir. Bakanlık ayrıca Danıştay Altıncı Dairesinin yürütmenin durdurulmasıkararının kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasına ilişkin olmayıpacele kamulaştırma işlemiyle ilgili olduğu değerlendirilerek Mahkemece verilenkararda bariz bir takdir hatasının varlığından söz edilemeyeceğini savunmuştur.
2. Değerlendirme
38. Anayasa’nın “Mülkiyethakkı” kenar başlıklı 35. Maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz.”
39. Anayasa’nın 46. Maddesi şöyledir:
“Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamu yararınıngerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla, özelmülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformununuygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunlagösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirmesüresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudandoğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır. “
40. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
41. Başvurucular, Danıştay Altıncı Dairesinin Bakanlar Kurulukararının yürütmesinin durdurulmasına ilişkin kararının uygulanmaması nedeniyleadil yargılanma haklarının ihlal edildiği şikâyetinde bulunmuş iseler debaşvuru dilekçesi bir bütün olarak dikkate alındığında bu karara ilişkin asılyakınılan hususun Asliye Hukuk Mahkemesince idari yargıda görülen davanınbekletici mesele olarak kabul edilmemesi olduğu anlaşılmaktadır. Asliye HukukMahkemesince bu kararın dikkate alınmasının gerekip gerekmediği hususununmülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanuniliği bağlamında incelenmesigerektiği değerlendirilmiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
42. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan mülkiyethakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi gerekir.
b.Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı veTürü
43. Başvuru konusu olayda EPDK tarafından Bakanlar Kurulunun18/6/2012 ve 30/7/2012 tarihli aciliyet kararlarınadayanılarak tesis edilen 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli işlemlerle taşınmazlarınacele kamulaştırılmasına karar verilmiştir. Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesinin9/9/2014, 31/10/2014, 14/11/2014 ve 9/1/2015 tarihli kararlarıyla dabaşvurucuların mülkiyetinde bulunan taşınmazların Hazine adına tescilinehükmedilmiştir. Başvuruculara ait taşınmazların mülkiyetinin devletin üstünbuyurma gücüne dayanılarak Hazineye geçmiş olmasının mülkiyet hakkına müdahaleteşkil ettiği açıktır.Somutolayda müdahalenin kamulaştırma kararıyla mı yoksa tescil kararıyla mıgerçekleştiğinin tespiti önem taşımaktadır.
44. 4721 sayılı Kanun’un 705. Maddesinin birinci fıkrasında,taşınmaz mülkiyetinin kazanılması tescil şartına bağlı kılınmakla birlikteanılan maddenin ikinci fıkrasında, bu kuralın istisnalarına yer verilmiş vemiras, mahkeme kararı, cebrî icra, işgal, kamulaştırma hâlleri ile kanundaöngörülen diğer hâllerde mülkiyetin tescilden önce kazanılacağı belirtilmiştir.Buna göre kamulaştırmada mülkiyet, kamulaştırma kararının alınmasıylakazanılmaktadır. Bu durumda kamulaştırma davalarında mahkemenin vereceği tescilkararı, kurucu değil tespit edici bir vasıf taşımaktadır. Dolayısıyla taşınmazınmülkiyeti, kamulaştırma kararıyla idareye geçeceğinden müdahalenin dekamulaştırma kararıyla birlikte gerçekleştiğinin kabulü gerekir.
45. Anayasa’nın 35. Maddesi ve mülkiyet hakkına temas edenhükümler içeren, kıyılara ilişkin 43., toprak mülkiyetine ilişkin 44.,kamulaştırmayı düzenleyen 46., tarih, kültür ve tabiat varlıklarınınkorunmasına ilişkin 63., tabii servet ve kaynaklara ilişkin 168., ormanlarailişkin 169. Ve 170. Maddeleri ile müsadereye ilişkin 28. Maddesinin sekizincifıkrası, 30. Maddesi, 38. Maddesinin onuncu fıkrası dikkate alındığında Anayasa’nınmülkiyet hakkına müdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir.Anayasa’nın 35. Maddesinin birinci fıkrasında herkesin mülkiyet hakkına sahipolduğu belirtilmek suretiyle “mülkten barışçıl yararlanma hakkı”nayer verilmiş, ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkınamüdahalenin çerçevesi belirlenmiştir (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, § 55).
46. Anayasa’nın 35. Maddesinin ikinci fıkrasında genel olarakmülkiyet hakkının hangi koşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda “mülktenyoksun bırakma”nın şartlarının genel çerçevesi deçizilmiştir. Öte yandan Anayasa’nın 46. Maddesinde taşınmaz mülkiyetindenyoksun bırakma yolu olan kamulaştırma usulü özel olarak düzenlenmiştir(Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 56).
47. Anayasa’nın 35. Maddesinin son fıkrasında mülkiyet hakkınınkullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kurala bağlanmak suretiyledevletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine ve düzenlemesine imkânsağlanmıştır. Zira mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamaması, devletin mülkiyetin kullanımının toplum yararına uygun olarakdüzenleyebilmesini gerektirmektedir. Bu durumda da devletin “mülkiyetinkullanımını kontrol” yetkisinesahip olduğunun kabulü zorunlu hâle gelmektedir. Ayrıca Anayasa’nın kıyılarailişkin 43., toprak mülkiyetine ilişkin 44., tarih, kültür ve tabiatvarlıklarının korunmasına ilişkin 63., tabii servet ve kaynaklara ilişkin 168.,ormanlara ilişkin 169. Ve 170. Maddeleri ile müsadereye ilişkin 28. Maddesininsekizinci fıkrası, 30. Maddesi ve 38. Maddesinin onuncu fıkrasında, devlettarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 57).
48. Mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyethakkına müdahalenin özel biçimleridir. Mülkten yoksun bırakma şeklindekimüdahalede mülkiyetin kaybı söz konusudur. Mülkiyetin kullanımının kontrolündeise mülkiyet kaybedilmemekte ancak mülkiyet hakkının malike tanıdığı yetkilerinkullanım biçimi, toplum yararı gözetilerek belirlenmekte veyasınırlandırılmaktadır. Mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahale ise genelnitelikte bir müdahale türü olup mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin kullanımınınkontrolü mahiyetinde olmayan her türlü müdahalenin mülkten barışçıl yararlanmahakkına müdahale kapsamında ele alınması gerekmektedir. Bununla birlikteözellikle kamu otoritelerinin doğrudan mülkün kullanımına yönelik olmayan ancaksonuçları itibarıyla mülkiyet hakkını etkileyen müdahaleleri mülkten barışçılyararlanma hakkına müdahale kapsamında görülmelidir (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, § 58).
49. Kamulaştırma kararı başvurucuların taşınmazlarının Hazineninmülkiyetine geçmesi sonucunu doğurduğundan bu müdahalenin ikinci kural olan “mülkiyettenyoksun bırakma” kapsamında incelenmesi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
50. Anayasa’nın 13. Maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
51. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin Anayasa’ya uygundüşmesi için Anayasa’nın 35. Maddesi ile 13. Maddesindeki düzenlemelere uygunolarak yapılması gerekmektedir. Anayasa’nın 35. Maddesinin ikinci fıkrasındamülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğibelirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanundaöngörülmesi gereği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa’nın 13. Maddeside “hak ve özgürlüklerin ancak kanunlasınırlanabileceğini” temel bir ilke olarak benimsemiştir.
52. Anayasa’nın 46. Maddesine göre özel mülkiyetteki birtaşınmaz -kamu yararı amacıyla ihtiyaç duyulması hâlinde gerçek karşılığı peşinödenmek ve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla- kamulaştırılarak kamuhizmetine tahsis edilebilir veya irtifak hakkı kurularak kamu yararı amacıylakullanımı sınırlandırılabilir. Dolayısıyla idarenin ihtiyaç duyduğu özelmülkiyetteki taşınmazları edinme yolu kamulaştırma usulüdür (AYM, E.2010/83,K.2012/169, 1/11/2012).
53. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun’dadüzenlenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere 2942 sayılı Kanun uyarıncakamulaştırma yapılabilmesi için ödenek temini, kamu yararı kararı alınması vekamulaştırılacak taşınmazın belirlenmesi süreçlerinden sonra yetkili idaretarafından kamulaştırma kararı alınması gerekmektedir. Kamulaştırma kararı,özel mülkiyette bulunan taşınmazın kamu mülkiyetine geçmesiyle sonuçlanankamulaştırma sürecinin kurucu unsuru niteliğini taşımaktadır. Yetkili idaretarafından hukuka uygun bir şekilde verilen bir kamulaştırma kararı bulunmadankamulaştırmanın sonraki aşamalarına geçilmesi mümkün değildir (bkz. §§ 28, 29).
54. Acele kamulaştırma usulünün uygulandığı durumlarda dausulüne uygun olarak verilen bir acele kamulaştırma kararının bulunmasıgerekmektedir. Yukarıda açıklandığı üzere (bkz. §§ 30-33) acele kamulaştırma;(1) 3634 sayılı Kanun’un uygulanmasında yurt savunması ihtiyacının doğmasıhâlinde, (2) aciliyetine Bakanlar Kurulunca kararverilecek hâllerde, (3) özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlardabaşvurulabilen ve idareye kamulaştırma kararının kesinleşmesinden öncekamulaştırılan taşınmaza el koyma yetkisi tanıyan istisnai bir usuldür. Acelekamulaştırma usulü, olağan kamulaştırmada malik lehine getirilen usule ilişkingüvenceleri bertaraf etmemekte; yalnızca bu usullerin işletilmesinden önceidareye, kamulaştırılacak taşınmaza el koyma imkânı tanımaktadır. İdaretarafından, taşınmaza el konulduktan sonra öncelikle satın alma yolununişletilmesi, bunun mümkün olamaması durumda ise asliye hukuk mahkemesinde bedeltespiti ve tescil dava açılması gerekmektedir.
55. Acele kamulaştırma usulünün uygulanması imkânı getirilenhâllerden biri olan “aciliyetine Bakanlar Kuruluncakarar verilmesi” hâlinin söz konusu olduğu durumlarda idarenin acelekamulaştırma kararı alabilmesi için öncelikle Bakanlar Kurulunca kamulaştırmaihtiyacı duyulan proje veya yatırımın aciliyetniteliği taşıdığına karar verilmesi gerekmektedir. Bakanlar Kurulunca ilgiliproje veya yatırımın acelelik niteliği taşıdığıyolunda karar verilmeden ve bu karara dayanılarak yetkili idarece acelekamulaştırma kararı alınmadan kamulaştırma işlemlerinin tamamlanması, yapılanmüdahaleyi hukuka aykırı hâle getirebilir.
56. Başvuru konusu olayda Bakanlar Kurulunca 18/6/2012 ve30/7/2012 tarihli kararnamelerle Elazığ ilinde inşaedilecek olan Pembelik Barajı’nın havzasında bulunan ve kararname eklerinde tektek sayılan taşınmazların kamulaştırılmasında aciliyetbulunduğuna 2942 sayılı Kanun’un 27. Maddesi uyarınca karar verilmiştir. Öteyandan EPDK’nın 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli kararlarıyla Bakanlar Kurulukararlarında sayılan taşınmazlar hakkında acele kamulaştırma kararıverilmiştir.
57. Başvurucular tarafından Bakanlar Kurulunun 18/6/2012 tarihlikararnamesinin iptali istemiyle Danıştay Altıncı Dairesi nezdinde açılan davada19/3/2014 tarihli kararla, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren hâllerinortaya konulmadığı ve aciliyet hâlinin, üstün kamuyararı ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hâllerin açıklanmadığıgerekçeleriyle yürütmenin durdurulmasına karar verilmiştir.
58. Danıştay Altıncı Dairesi 30/6/2015 tarihli esas kararında,daha önce yürütmenin durdurulmasına ilişkin 19/3/2014 tarihli kararındaaçıkladığı görüşünü değiştirerek davayı reddetmiş ise de anılan kararın temyiziüzerine İDDK’nın 8/10/2015 tarihli kararıyla Dairekararı bozulmuş ve dava konusu Bakanlar Kurulu kararının iptaline kesin olarakkarar verilmiştir. Kararların gerekçesinde, Kanun’da istinaibir yöntem olarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesininolağanüstü durumların varlığını gerekli kılması, kamu yararı ve kamu düzenininsağlanmasının amaçlanması ve ayrıca Bakanlar Kurulunca durumun aciliyetine karar verilmesi gerektiği belirtilmiş ve somutolayda bu koşullar gerçekleşmediğinden Bakanlar Kurulu kararının hukuka aykırıolduğu açıklanmıştır.
59. Başka malikler tarafından Bakanlar Kurulunun, taşınmazlarınacele kamulaştırılmasına ilişkin EPDK’ya yetki tanıyan 18/6/2012 ve 30/7/2012tarihli kararnameleri ile birlikte bunlara dayanılarak EPDK tarafındantaşınmazların acele kamulaştırılması yolunda tesis edilen işlemlerin de iptaliistemiyle Danıştay Altıncı Dairesinde açılan iki ayrı davada Dairece davalarınreddi yolunda verilen kararlar, İDDK’nın 8/10/2015tarihli kararlarıyla bozulmuş ve dava konusu Bakanlar Kurulu kararları ilebunlara dayalı tesis edilen EPDK işlemlerinin de iptaline karar verilmiştir. Anılan kararların gerekçesinde, acelekamulaştırmada taşınmaz mülkiyetine el konulmasından sonraki aşamalarda yapılannormal kamulaştırma sürecine ilişkin işlemlerin acele kamulaştırma sürecininbir parçası olarak değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Kararlarda sonuçolarak EPDK tarafından tesis edilen kamulaştırma işlemlerinin dayanağı olanBakanlar Kurulu kararlarından bağımsız değerlendirilemeyeceği ifade edilerekbunların da hukuka aykırı olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla İDDK tarafındanBakanlar Kurulunca alınan aciliyet kararının EPDK’nınacele kamulaştırma kararının dayanağını oluşturduğu ve ilkinin hukuka aykırıolmasının ikincisini kendiliğinden hukuka aykırı kılacağı kabul edilmiştir.
60. Öte yandan EPDK tarafından ayrıca, satın alma usulününişletilmesi girişimlerinin başarıya ulaşmaması üzerine 16/5/2013 tarihindebaşvuruculara karşı Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde bedel tespiti vetescil davası açılmıştır. Başvurucular tarafından Danıştay Altıncı Dairesininyürütmeyi durdurma kararı vermiş olması nedeniyle 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesiuyarınca bekletme kararı verilmesi gerektiği yolunda öne sürülen itirazlarMahkemece yerinde görülmeyerek bedel tespiti yapılmış ve 9/9/2014, 31/10/2014,14/11/2014 ve 9/1/2015 tarihli kararla tescil hükmü kurulmuştur. Mahkeme,Danıştay Altıncı Dairesinde görülen davanın konusunun EPDK tarafından tesisedilen kamulaştırma işlemi olmadığı ve anılan kararla verilen yürütmenindurdurulması kararının kamulaştırma işlemine ilişkin bulunmadığı gerekçesinedayanmıştır. Mahkeme ayrıca başvurucuların taşınmazlarına el konulmak suretiyleacele kamulaştırmanın tamamlanması nedeniyle Danıştay kararının uygulanmakabiliyetinin bulunmadığını da gerekçesinde belirtmiştir.
61. 2942 sayılı Kanun’un 10. Maddesinin on dördüncü fıkrasında,14. Maddede belirtilen süre içinde kamulaştırma işlemine karşı hak sahipleritarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargı mahkemelerince deyürütmenin durdurulması kararı verilmesi hâlinde mahkemece, idari yargıdaaçılan davanın bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göre işlemyapılacağı hükme bağlanmıştır. Asliye Hukuk Mahkemesince, Danıştay AltıncıDairesinde görülen davanın konusunun ve dolayısıyla yürütmesi durdurulanişlemin EPDK tarafından tesis edilen kamulaştırma işlemi değil BakanlarKurulunun aciliyet kararı olduğu gerekçesiylebekletme kararı verilmeyerek yargılamaya devam edildiği anlaşılmıştır.
62. Görüldüğü üzere acele kamulaştırmada, Mahkeme kararınaistinaden taşınmaza el konulmasından sonra başlayan sürecin acele kamulaştırmanındevamı niteliğinde mi yoksa ondan bağımsız ayrı bir kamulaştırma süreci miolduğu hususunda iki farklı yargı organı arasında görüş farklılığıbulunmaktadır. Hukuk kurallarının ne şekilde yorumlanacağı veya birden fazlayorumun mümkün olduğu durumlarda bu yorumlardan hangisinin benimseneceği derecemahkemelerinin yetkisinde olan bir husustur. Anayasa Mahkemesinin, bireyselbaşvuruda derece mahkemelerince benimsenen yorumlardan birine üstünlük tanımasıbireysel başvurunun amacıyla bağdaşmaz (MehmetArif Madenci, B. No: 2014/13916, 12/1/2017, § 81).
63. Bununla birlikte iki yargı kolu arasındaki acele el koymadansonraki sürecin niteliği hususundaki görüş ayrılığı, Bakanlar Kurulunun18/6/2012 ve 30/7/2012 tarihli aciliyet kararları ilebunlara dayanılarak EPDK tarafından taşınmazların acele kamulaştırılmasıyolunda tesis edilen 2/8/2012 ve 15/8/2012 tarihli işlemlerin idari yargıkararlarıyla iptal edildiği gerçeğini değiştirmemektedir. Yukarıda ifadeedildiği üzere kamulaştırmada mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden olgu(mülkiyetin devrini sağlayan) tescil kararı değil kamulaştırma kararıdır (bkz.§ 44). Müdahale teşkil eden olgunun hukuka aykırı olduğu kesinleşmiş yargıkararıyla sabittir. Asliye Hukuk Mahkemesince kurulan tescil hükmünün acelekamulaştırma sürecinin bir parçası olup olmadığı ve dolayısıyla hukukitemelinin bulunup bulunmadığı hususundaki tartışma, kamulaştırma kararınınhukuka aykırılığını etkilememektedir.
64. Sonuç olarak somut olayda, Elazığilinde tesis edilecek Pembelik Barajı ve Hidroelektrik Santrali’nin yapımıamacıyla kararname eklerinde tek tek sayılan taşınmazların EPDK’ya acelekamulaştırma yetkisi tanıyan Bakanlar Kurulu kararı ile buna dayanılarak EPDKtarafından tesis edilen acele kamulaştırma kararının iptal edilmiş olmasınedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin kanunilik unsurunu taşımadığıanlaşılmaktadır.
65. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 35. Maddesinde güvencealtına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.
B. Diğer İddialar
66. Başvurucular, günlük yaşamlarını sürdürdükleri köylerininbüyük bir kısmına hukuka aykırı acele kamulaştırma kararıyla el konulmasınedeniyle sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama haklarının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir. Başvurucuların mülkiyet haklarının ihlal edildiğine kararverildiğinden ayrıca bu iddiaların incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. 6216 Sayılı Kanun’un50. Maddesi Yönünden
67. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. Maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
68. Başvurucular, mülkiyet haklarının ihlali nedeniyle 192.000TL, ödenen vekâlet ücretleri nedeniyle 8.000 TL olmaküzeretoplam 200.000 TL maddi tazminat; adil yargılanma hakkının ihlali nedeniyle50.000 TL, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkının ihlali nedeniyle50.000 TL olmak üzere toplam 100.000 TL manevi tazminat ödenmesi talebindebulunmuşlardır.
69. Başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiği sonucunavarılmıştır.
70. Başvurucuların, hukuka aykırı olduğu saptanan kamulaştırmakararı sonucu mülklerinden mahrum kalmaları nedeniyle oluşan kayıplarınıngiderilmesi gerekmektedir. Başvurucuların kayıpları, Hazine adına tescil edilentaşınmazların ancak gerçek karşılığının başvuruculara ödenmesi suretiylegiderilebilir. Ayrıca mülkiyet hakkına müdahale teşkil eden hukuka aykırıtescil kararlarının verildiği yargılamalar sonucunda başvurucular aleyhinehükmedilen vekâlet ücretlerinin de karşılanması gerekmektedir.
71. Başvurucuların taşınmazlarının kamulaştırılması nedeniyleAsliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılamalarda taşınmazların bedelleri tespitedilmiş, acele kamulaştırma kararından sonra taşınmazlara el konulmasınailişkin olarak açılan davada başvuruculara ödenen tutarlar belirlenerekdüşülmüş, kalan kısım ise başvurucular adına açılan banka hesaplarınayatırılmıştır. Mahkeme ayrıca nihai olarak belirlenen tazminat bedeline davatarihinden dört ay sonraki tarihten itibaren yasal faiz uygulanmasınahükmetmiştir.
72. Hükümlerin taşınmaz bedeline ilişkin kısmı, başvuruculartarafından temyiz edilmiş olup temyiz incelemeleri devam etmektedir. Şu hâldetaşınmazların gerçek bedellerinin belirlenerek başvuruculara ödenmesine yönelikyargılama süreci devam ettiğinden bu aşamada taşınmaz bedelleri yönündentazminata hükmedilmesine gerek bulunmamaktadır. Dolayısıyla taşınmaz bedellerindenkaynaklanan tazminat isteminin reddi gerekmektedir.
73. Dosyada bulunan Mahkeme kararlarının incelenmesinden birdosyada başvurucular aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmediği, diğer dörtdosyanın her birinde ise başvurucular aleyhine 1.500 TL olmak üzere toplam6.000 TL vekâlet ücretine hükmedildiği anlaşılmaktadır. Anılan davalarıntümünde beş davalının bulunduğu görülmektedir. Ancak bunlardan F.A. tarafındanbu dosya kapsamında bireysel başvuruda bulunulmadığından buna isabet eden 1.200TL’nin düşülmesi gerekir. Bu durumda başvurucular aleyhine hükmedilen vekâletücretleri nedeniyle başvuruculara müştereken 4.800 TL tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekmiştir.
74. Ayrıca hukuka aykırı kamulaştırma kararı nedeniylemülklerinden yoksun bırakılmaları nedeniyle yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuların her birineayrı ayrı ödenmek üzere 5.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekir.
75.Başvurucuların diğer maddi ve manevi tazminat istemlerinin reddigerekir.
76. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harcın ve1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.026,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 35. Maddesinde güvence altına alınan mülkiyethakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA’nın karşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Başvurucuların diğer iddialarının incelenmesine GEREKOLMADIĞINA OYBİRLİĞİYLE,
D. Başvuruculara müştereken 4.800 TL maddi tazminat ÖDENMESİNE,
E. Başvurucuların her birine ayrı ayrı olmak üzere net 5.000 TLmanevi tazminat ÖDENMESİNE,
F. Tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
G. 226,90 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.026,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
H. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
I. Kararın bir örneğinin Karakoçan Asliye Hukuk MahkemesineGÖNDERİLMESİNE,
J. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE16/2/2017 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
I. OLAY
1. Elazığ ilinde tesis edilecekPembelik Barajı ve Hidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla, başvuruculara aittaşınmazların EPDK tarafından acele olarak kamulaştırılmasına, ilk olarak,Bakanlar Kurulunun 19.04.2004 tarihli kararıyla karar verilmiş, EPDK'nın 11.11.2010tarihli kararıyla da bu karara dayalı olarak Baraj havzasında bulunantaşınmazların kamulaştırılmasına ve kamulaştırma işlemlerinde acelekamulaştırma usulünün uygulanmasına karar verilmiştir.
2. EPDK'nın 11.11.2010 tarihli kararıyla birlikte BakanlarKurulunun 19.04.2004 tarihli kararının da dava konusu edilmesi ve DanıştayAltıncı Dairesince 16.04.2012 tarihli kararla, aciliyethâlinin değerlendirilmesi hususundaki yetkinin EPDK'ya devredilmesi vekamulaştırma işlemlerinin konusu yönünden bir sınır çizilmeksizin EPDK'ya genelnitelikte bir yetki verilmesi nedeniyle işlemlerin hukuka aykırı olduğusonucuna ulaşıldığı gerekçesiyle her iki işlemin de yürütülmesinin durdurulmasıüzerine EPDK tarafından 26.04.2012 tarihinde baraj havzasında bulunan taşınmazlarınkamulaştırılmasından vazgeçilmesine dair işlem tesis edilmiştir.
3. Ardından yine aynı barajın yapımı amacıyla, BakanlarKurulunun 18.06.2012 tarih ve 3321 sayılı kararıyla, başka birçok taşınmazlabirlikte başvuruculara ait taşınmazların da EPDK tarafından acele olarakkamulaştırılmasına yeniden karar verilmiştir.
4. EPDK tarafından da 02.08.2012 ve 15.08.2012 tarihlerindebelirtilen doğrultuda kamulaştırma kararları alınmış ve Karakoçan Asliye HukukMahkemesine başvurularak söz konusu taşınmazlara el koyma kararı verilmesiistenmiştir. Mahkemece, tespit edilen bedelin başvuruculara ödenmesi kaydıylatalebin kabulüne karar verilmiştir.
5. Ardından, kamulaştırma sürecinin tamamlanması için EPDKtarafından satın alma usulüyle taşınmazların devralınması yolu işletilmiş,ancak önerilen bedelin başvurucularca kabul edilmemesi üzerine 16.05.2013tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil istemiyle Karakoçan AsliyeHukuk Mahkemesine başvurularak dava açılmıştır.
6. Öte yandan başvurucular tarafından da, Bakanlar Kurulunun03.07.2012 günlü ve 28342 sayılı Resmi Gazete’deyayımlanan 18.06.2012 tarih ve 3321 sayılı kararının iptali istemiyle Danıştay6. Dairesinde dava açılmış; Dairece 19.03.2014 tarihinde, olayda acelekamulaştırma yapılmasını gerektiren hâllerin ortaya konulmadığı ve aciliyet hâlinin, üstün kamu yararının ve kamu düzenininkorunmasını gerektiren hâllerin açıklanamadığı gerekçesiyle kararınyürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.
7. Başvurucular kendilerine ait taşınmazlara ilişkin olarak EPDK’ca alınan kamulaştırma kararlarının iptali istemiyleise dava açmamışlardır.
8. Bu arada, başvuruculara ait taşınmazların kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescili istemiyle Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesindeaçılan davada, EPDK’ca geri alınan bir kamulaştırmakararı ile Danıştay tarafından hakkında yürütmeyi durdurma kararı verilen birBakanlar Kurulu Kararı dayanak gösterilerek açılan bu davanın (bedel tespiti vetescil davasının) öncelikle “dava şartı noksanlığı” sebebiyle usulden reddi; buyapılmadığı takdirde Danıştay Altıncı Dairesince Bakanlar Kurulunun 18.06.2012tarih ve 3321 sayılı kararının yürütülmesinin durdurulması yolunda verilenkararın bekletici mesele yapılması ve anılan davada esas hakkında kararverilinceye kadar bu davanın bekletilmesi gerektiği ileri sürülmüştür.
9. Öte yandan Danıştay Altıncı Dairesi, 19.03.2014 tarihlikararıyla yürütülmesinin durdurulmasına karar verdiği 18.06.2012 tarih ve 3321sayılı Bakanlar Kurulu kararının iptali istemini, uyuşmazlığın esasına ilişkin30.06.2015 tarihli kararıyla, görüşünü değiştirerek reddetmiştir. Daire,Bakanlar Kurulu kararının sadece Mahkemece taşınmaza el konulmasına ilişkinkarara dayanak teşkil ettiğini kabul etmiş, idarenin sonradan olağankamulaştırma sürecini başlatmış olmasını ve bu kapsamda taşınmaz bedelinintespiti ve tescil davasının da açılmış bulunmasını gözeterek acele kamulaştırmave olağan kamulaştırma ayrımı yapılmaksızın davanın konusunun bir bütün olaraktaşınmaz mülkiyetinin kamulaştırılması biçiminde anlaşılması suretiyle incelemeyapılması gerektiğini ifade etmiştir.
10. Bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun08.10.2015 tarihli kararıyla, kanunda istinai biryöntem olarak düzenlenen acele kamulaştırma usulünün uygulanabilmesiniolağanüstü durumların gerekli kılması, kamu yararının ve kamu düzenininsağlanmasının amaçlanması ve ayrıca Bakanlar Kurulunca durumun aciliyetine karar verilmesi gerektiği, somut olayda bukoşulların gerçekleşmediği gerekçesiyle bozulmuş ve dava konusu Bakanlar Kurulukararının iptaline kesin olarak karar verilmiştir.
11. Bu arada, baraj havzasında taşınmazı bulunan başka maliklertarafından, Bakanlar Kurulunun taşınmazların acele kamulaştırılmasına ilişkinEPDK'ya yetki tanıyan 18.06.2012 ve 30.07.2012 tarihli kararları ile birliktebunlara dayanılarak EPDK tarafından taşınmazların kamulaştırılması yolundatesis edilen 02.08.2012 ve 15.08.2012 tarihli işlemlerin de iptali istemiyleDanıştay Altıncı Dairesinde açılan davalarda verilen ret kararları da Danıştayİdari Dava Daireleri Kurulu’nun 08.10.2015 tarihli kararıyla bozulmuş ve davakonusu Bakanlar Kurulu kararları ile bunlara dayalı tesis edilen EPDKişlemlerinin iptaline hükmedilmiştir. Kararda, acele kamulaştırma ile olağankamulaştırmanın hukuki niteliği irdelenmiş, acele kamulaştırmada taşınmazmülkiyetine el konulmasından sonraki aşamalarda yapılan normal kamulaştırmasürecine ilişkin işlemlerin, acele kamulaştırma sürecinin bir parçası olarakdeğerlendirilmesi gerektiği vurgulanmış, sonuç olarak EPDK'nın kamulaştırmaişlemlerinin, dayanağı olan Bakanlar Kurulu kararlarından bağımsızdeğerlendirilemeyeceği ifade edilerek bunların da hukuka aykırı olduğubelirtilmiştir.
12. Öte yandan, başvuruculara ait taşınmazların kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescili istemiyle açılan davada; Karakoçan Asliye HukukMahkemesince (09.09.2014, 31.10.2014, 14.11.2014 ve 09.01.2015 tarihlikararlarla), başvurucular tarafından ibraz edilen yürütmeyi durdurma kararınınkamulaştırma kararına ilişkin olmayıp, Kamulaştırma Kanunu’nda belirtilenkamulaştırmanın yöntemine (acele kamulaştırmaya) ilişkin olduğu, acelekamulaştırmanın da yapılıp sonuçlandırıldığı, eldeki davanın konusununkamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası olduğu, acele kamulaştırmayailişkin yürütmeyi durdurma kararının bu davada uygulanma imkânı bulunmadığı,kamulaştırma işleminin iptali ya da yürütülmesinin durdurulması yolundaverilmiş bir karar bulunmadığı gerekçeleriyle ileri sürülen iddialara itibaredilmemiş ve keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırıldıktan sonra, bilirkişilertarafından belirlenen değerler dikkate alınarak taşınmazların kamulaştırmabedelleri takdir edilmiş, belirlenen bedellerden acele kamulaştırma sırasındaödenen miktarlar düşüldükten sonra kalan kısmın yasal faiziyle birlikte başvurucularaödenmesine Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere hükmedilmiş ve ayrıcataşınmazların Hazine adına tapuya tesciline kesin olarak karar verilmiştir.
13. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen tescile ilişkin09.09.2014, 31.10.2014, 14.11.2014 ve 09.01.2015 tarihli kararların 16.10.2015,27.10.2015 ve 09.11.2015 tarihlerinde tebliği üzerine 10.11.2015 tarihindeAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunulmuştur.
14. Başvurucular, taşınmazlarının EPDK tarafından acele olarakkamulaştırılmasına yetki tanıyan Bakanlar Kurulu kararının Danıştay AltıncıDairesince yürütülmesinin durdurulması nedeniyle, bu durumun, 2942 sayılıKanun'un 10. maddesi uyarınca Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından bekleticimesele yapılması gerekirken, yargılama sırasında gerek yazılı gerekse sözlüolarak defalarca dile getirmelerine rağmen bekletici mesele yapılmaksızın kesinnitelikli olarak tescil kararı verilmesinin, bir başka söyleyişle Danıştaykararıyla hukuka aykırılığı saptanmış olan acele kamulaştırma kararınadayanılarak taşınmazlarının idare adına tescil edilmesine karar verilmesininmülkiyet haklarının ihlaline neden olduğunu ileri sürmüşlerdir.
II. MEVZUAT
15. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyethakkının ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabileceği belirtilmeksuretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereğiifade edilmiştir.
16. Anayasa'nın 46. maddesinde de özel mülkiyetteki birtaşınmazın, kamu yararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılığı peşinödenmek ve koşulları yasayla belirlenmek şartıyla kamulaştırılarak kamuhizmetine tahsis edilebileceği veya üzerinde irtifak hakkı kurularak kamuyararı amacıyla kullanımının sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.
17. 2942 sayılı Kanun'da ise kamulaştırmanın usul ve esasları düzenlenmiştir.Kanuna göre, idarece, kamulaştırma kararı aldıktan sonra öncelikle satın almausulü uygulanır. Tarafların satın alma usulüyle bir sonuca ulaşamamalarıdurumunda, idarece bedel tespiti ve tescil için yetkili asliye hukukmahkemesinde dava açılır ve bedelin peşin veya duruma göre taksitle ödenmesikarşılığında idare adına tesciline karar verilmesi istenilir.
18. Mahkeme, belirlediği duruşma gününü, taşınmaz malın malikinebildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Yapılacak tebligatta kanunda yazılıdiğer hususlarla birlikte 14. maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırmaişlemine idari yargıda iptal veya adli yargıda maddi hatalara karşı düzeltimdavası açabilecekleri, 14. maddede öngörülen süre içerisinde, kamulaştırmaişlemine karşı idari yargıda iptal davası açanların, dava açtıklarını veyürütmenin durdurulması kararı aldıklarını belgelendirmedikleri takdirde,kamulaştırma işleminin kesinleşeceği ve mahkemece tespit edilen kamulaştırmabedeli üzerinden taşınmaz malın kamulaştırma yapan idare adına tescil edileceğibelirtilir.
19. Kamulaştırmaya konu taşınmaz maliki/malikleri tarafından damahkemece yapılan tebligat tarihinden itibaren otuz gün içinde, kamulaştırmaişlemine karşı idari yargıda iptal ve maddi hatalara karşı da adli yargıda düzeltimdavası açılabilir. İştirak halinde veya müşterek mülkiyette, paydaşların tekbaşına dava hakları vardır. Açılan davaların sonuçları dava açmayanlarıetkilemez. 14. maddede belirtilen süre içinde, kamulaştırma işlemine karşı haksahipleri tarafından idari yargıda iptal davası açılması ve idari yargımahkemelerince de yürütmenin durdurulması kararı verilmesi halinde mahkemece,idari yargıda açılan dava bekletici mesele kabul edilerek bunun sonucuna göreişlem yapılır. Bir başka söyleyişle malikin kamulaştırma kararının iptaliistemiyle idari yargıda dava açması mümkün olmakla birlikte ilkece bu davanınaçılması, idare tarafından açılan bedel tespiti ve tescil davasını etkilemez.Ne var ki, kamulaştırma işlemine karşı idari yargıda açılan davada yürütmenindurdurulması kararı verilmesi durumunda asliye hukuk mahkemesince idariyargıdaki davanın bekletici mesele olarak kabul edilmesi zorunludur.
20. Asliye hukuk mahkemesince, Kanun'da belirtilen usul uyarıncatespit edilen bedelin nakden veya duruma göre hesabenmalike ödenmesinden sonra tesciline kararı verilir. Kararın tescile ilişkinhüküm fıkrası kesin olup bedele ilişkin hüküm fıkrasına karşı temyiz yolunabaşvurulabilir. Mülkiyetin idareye geçmesi mahkemece tescil kararı verilmesiile olur.
21. Acele kamulaştırma usulünün uygulandığı durumlarda iseusulüne uygun olarak verilen bir acele kamulaştırma kararının bulunması; buusulün uygulanması imkânını sağlayan hallerden birisi olan "aciliyetine Bakanlar Kurulunca karar verilmesi"hâlinin söz konusu olduğu durumlarda da idarenin acele kamulaştırma kararıalabilmesi için öncelikle Bakanlar Kurulunca bu doğrultuda bir karar alınmasıgerekmektedir.
22. Olağan kamulaştırma usulünde idarenin taşınmaza el koymasıancak taşınmazın idare adına tescilinden sonra mümkün olabilmektedir. Tescilise tarafların anlaşamaması durumunda ancak asliye hukuk mahkemesince verilecektescil kararı üzerine gerçekleşebilmektedir.
23. "Acele kamulaştırma usulü" idareye, kamulaştırmaişlemlerinin neticelenmesini beklemeden kamulaştırılmasına karar verilentaşınmaza el koyma imkânı tanıyan bir kamulaştırma usulüdür.
24. Bu usulde; kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmaküzere ilgili idarenin istemi üzerine, bir nevi delil tespiti niteliğindeki birel koyma davası sonucunda taşınmazın kanunda belirtilen usule göre Mahkemecetespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankayayatırılması koşuluyla yine Mahkemece el konulmasına karar verilir. Buradakibedel taşınmazın nihai kamulaştırma bedeli değildir. Ayrıca, el koymadavasında, tescile ilişkin olarak bir karar verilemediğinden, davanın kabuledilmesi sadece el koymaya ilişkin olur ve tapuda asıl malik olan kişinindeğişmesi sonucunu doğurmaz. Bu davanın kabulü idareye ancak el koyduğutaşınmaz üzerinde kamu yararı bulunan işlemi yapılabilme imkânı verir.
25. İdare tarafından, taşınmaza el konulduktan sonra, taşınmazmalın mülkiyetinin devrini sağlayabilmek için, öncelikle satın alma yolununişletilmesi, bunun mümkün olamaması durumda ise asliye hukuk mahkemesinde bedeltespiti ve tescil davası açılması gerekmektedir. Dolayısıyla taşınmaza usulüneuygun şekilde el konulduktan sonra yapılacak olanlar normal kamulaştırmasürecine ilişkin işlemlerdir. Bir başka söyleyişle el koymadan sonra yapılacakolanlar her iki kamulaştırma usulünde de aynıdır.
III. DEĞERLENDİRME
26. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin Anayasa'ya uygundüşebilmesi için Anayasa'nın 35. maddesi ile 13. maddesindeki düzenlemelereuygun olarak yapılması gerekmektedir.
27. Başvuru konusu olayda Bakanlar Kurulunca 18.06.2012 ve30.07.2012 tarihli kararlarla Elazığ ilinde inşaedilecek olan Pembelik Barajının havzasında bulunan ve kararname eklerinde tektek sayılan taşınmazların acele kamulaştırma usulüyle kamulaştırılması yolunda aciliyet kararları alınmış, bu yetkiye istinaden deEPDK'nın 02.08.2012 ve 15.08.2012 tarihli kararlarıyla anılan taşınmazlarhakkında acele kamulaştırma kararları verilmiştir.
28. Başvurucular tarafından Bakanlar Kurulu Kararının iptaliistemiyle dava açılırken, taşınmazların kamulaştırılmasına ilişkin EPDKkararının iptali istemiyle dava açılmamıştır. Bu husus gerek başvuru formu vegerekse form ekinde ibraz edilen Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesi kararlarındaaçıkça vurgulanmaktadır.
29. Kararda göndermede bulunularak varılan sonuca dayanak alınanunsurlardan birisi olan Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun söz konusukararına konu dava bir taraftan baraj havzasında taşınmazı bulunan başkamalikler tarafından açılmış bir davadır, diğer taraftan da söz konusu iptalkararı Asliye Hukuk Mahkemesince tescile ilişkin olarak verilen 09.09.2014,31.10.2014, 14.11.2014 ve 09.01.2015 tarihli kararlardan daha sonra 08.10.2015tarihinde verilmiş olan bir karardır. Öte yandan başvurucular tarafından açılandavada verilen iptal kararı da Bakanlar Kurulu Kararının iptaline ilişkin birkarardır.
30. Hal böyle olunca, her iki kararında kanunilik unsuruaçısından olaya etkisinin tartışılması gerekmektedir.
31. Bilindiği üzere iptal davaları, kişisel, güncel ve meşru birmenfaati ihlal edilenler tarafından açılabilen davalardır. Bu nedenle de iptaldavası açan ile iptali istenilen işlem arasında mutlaka belirtilen nitelikte birmenfaat bağının olması gerekir.
32. Olayda EPDK tarafından tesis edilmiş olan kamulaştırmakararı tek bir işlem formatında aynı gerekçe ile tesis edilmiş olsa da, kararda belirtilen her bir parsel açısından, ayrı ayrısonuç doğurucu tekil işlem niteliğindedir.
33. Bu bakımdan, ilkece, birçok parselle ilgili olarak alınanbir kamulaştırma kararının iptali istemiyle, belli bir parselinsahibi/sahipleri tarafından açılacak olan bir davada anılan parselinsahibinin/sahiplerinin iptalini isteyebileceği husus, söz konusu kamulaştırmaişleminin kendi parsellerine ilişkin kısmı olacaktır. Bunun ötesinde,kamulaştırma işleminin tamamının iptalini isteyebilmesi için, başkalarına aitparsellerle olan menfaat bağını ortaya koyması gerekir. Bunun yapılmadığıdurumlarda, iptal davalarındaki menfaat koşulu gereğince, belli bir parselsahibi tarafından kamulaştırma işleminin tümünün iptali istemiyle açılan birdavada verilecek olan iptal kararının, sadece davayı açanlara ait parseleilişkin olduğunun kabulü gerekir.İptalkararının gerekçesinin dava konusu işlem açısından genel bir hukuki gerekçeolması, iptal hükmünün yalnızca davacılar açısından sonuç doğuracağı gerçeğinideğiştirmez. İşlemin niteliği gereğince, iptal hükmü, davanın tarafı olmayanama işlemden etkilenen diğer kişilere uygulanmaz.
34. Kararda göndermede bulunulan ve EPDK tarafından alınankamulaştırma kararlarına ilişkin bulunan Danıştay İdari Dava DaireleriKurulu’nun söz konusu kararında diğer taşınmazlara ve taşınmaz sahiplerineilişkin bir irdeleme yapılmadığı gibi, davacılar tarafından da kişiselmenfaatleri gereğince, işlemin, işleme konu diğer taşınmazlar bakımından daiptalinin istendiği yönünde bir açıklama yapıldığına rastlanılmamıştır.
35. Bu bakımdan, baraj havzasında taşınmazı bulunan başka maliklertarafından açılan davada verilmiş olan ve EPDK’nın acele kamulaştırma kararınıniptaline ilişkin bulunan hükmün, elimizdeki başvuruda kanunilik testindekullanılması mümkün değildir.
36. Öte yandan başvurucular tarafından açılan davada verileniptal kararı da, yukarıda ayrıntılı olarak açıklandığıüzere Bakanlar Kurulu Kararının iptaline ilişkin bir karardır. Söz konusuBakanlar Kurulu Kararı ise diğer taşınmazlarla birlikte başvuruculara aittaşınmazların da doğrudan kamulaştırıldığına ilişkin bir karar olmayıp, Elazığ ilinde tesis edilecek Pembelik Barajı veHidroelektrik Santralinin yapımı amacıyla kararname ekinde sayılantaşınmazların EPDK tarafından acele olarak kamulaştırılması yönünde yetkitanıyan bir karardır. Hal böyle olunca bu kararın da “kanunilik” testindedoğrudan dikkate alınması gerektiği söylenemez.
37. Olayda, acele kamulaştırmanın olağan kamulaştırmadan farkı olan“el koyma” kararının alındığıtarih itibarıyla, 18.06.2012 tarih ve 3321 sayılı Bakanlar Kurulu kararınınyürütülmesinin durdurulmasına veya iptaline ilişkin bir karar bulunmamaktadır.Bu nedenle hukuk aleminde varlığını sürdüren bir Bakanlar Kurulu Kararına veyine dava konusu edilmediği için varlığını sürdüren bir kamulaştırma kararınadayalı olarak gerçekleştirilen hukuka uygun bir “el koyma” kararıbulunmaktadır. El koyma kararının alınmasıyla birlikte de olayda söz konusutaşınmaza fiili olarak el atılması imkânı oluşmuş (el atılmış); hal böyleolunca da, sürecin gereği olarak EPDK tarafındanbaşvuruculara ait taşınmazların kamulaştırma bedelinin tespiti ve tesciliistemiyle Karakoçan Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açılmış bulunulmaktadır.
38. Yukarıda belirtilen hususlarla birlikte, el koymadan sonrayapılacak olanların her iki kamulaştırma usulünde de aynı olduğu, olayda dabaşvuruculara ait taşınmazlara hukuka uygun biçimde el konulduktan sonra olağankamulaştırma prosedürünün izlendiği, başvurucular tarafından Bakanlar KuruluKararının iptali istemiyle dava açılırken taşınmazlarının kamulaştırılmasınailişkin EPDK kararının iptali istemiyle dava açılmadığı, nihayetinde taşınmazınbedelinin tespiti ve idare adına tescil edilmesi istemli davanın açıldığı tarihitibarıyla kanunun aradığı anlamda verilmiş herhangi bir yürütmenindurdurulması kararının da bulunmadığı dikkate alındığında, olaydaki kanunilikunsurunun, sürecin bütününün dikkate alınması suretiyle değerlendirilmesigerekmektedir.
39. Bu yapıldığında da tarafımızca başvurucuların mülkiyethakkına yapılan müdahalede kanunilik unsuru açısından bir sorun bulunmadığısonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla olayda ölçülülük testine geçilmesigerekir.
40. Dosya kapsamına göre, gerekkamulaştırma kararı, gerekse kamulaştırmanın acele yöntemle yapılmasına ilişkinBakanlar Kurulu kararı, kamu yararı amacı doğrultusunda, büyük enerji ve sulamagibi, bölgede yaşayan insanların sosyal ve ekonomik yaşamlarına olumlu katkısağlamak gibi kamusal ihtiyaç niteliği haiz enerji yatırımının bir an önceyapılabilmesi için ilgili taşınmazlara el koyma imkânının sağlanması amacıylatesis edilmiştir. Olaya, kamu yararı ile bireysel yarar arasındaki orantılılıkilkesi açısından bakıldığında ölçülülük unsuru açısından da bir ihlalingerçekleşmediği sonucuna varılmaktadır.
41. Açıklanan nedenlerle başvurucuların Anayasa’nın 35.maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarının ihlal edilmediği görüşüylekarara katılmıyorum.
Üye
Kadir ÖZKAYA