TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ EFENDİ PEKSAK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/29428)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Ali Efendi PEKSAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması,tutuklama, tutukluluğun devamı ve itirazın reddine dair kararların doğal hâkimilkesine aykırı olarak kurulmuş, bağımsız ve tarafsız olmayan bir hâkimliktarafından verilmesi, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması,tutukluluk incelemeleri sonunda verilen kararların yakınlarına bildirilmemesive tutukluluğun devamı kararına karşı yapılan itirazın geç değerlendirilmesinedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 30/6/2017 ve 11/9/2017 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Yapılan incelemede 2017/34978 numaralı başvurunun -konu vekişi bakımından irtibat olması nedeniyle- 2017/29428 sayılı başvuru ilebirleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasına kararverilmiştir.
4. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
9. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüyle karşıkarşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstü hâlilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde son bulmuştur. Kamumakamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsünarkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden ve sonyıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
10. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturma başlatılmıştır.Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca-aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bine yakın yargı mensubuhakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıyla başlatılansoruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
11. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme (AnayasaMahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış,bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturmamercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz Yüksek Mahkeme üyesihakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
12. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
13. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlerin (Selçuk Özdemir, § 22) bir kısmı şöyle özetlenebilir:
i. Devletin anayasal kurumlarını ele geçirmeyi, sonrasındadevleti, toplumu ve fertleri kendi ideolojisi doğrultusunda yenidenşekillendirmeyi ve oligarşik özellikler taşıyan birzümre eliyle ekonomiyi, toplumsal ve siyasal gücü yönetmeyi amaçlayan FETÖ/PDY;amaçları doğrultusunda yetiştirdiği gençleri devlet yönetimi bakımından önemligörülen Türk Silahlı Kuvvetleri, emniyet teşkilatı ve mülki idare birimlerininyanı sıra yargı kurumlarına da yerleşmeye teşvik etmiş ve yargıdakikadrolaşmaya büyük önem vermiştir.
ii. FETÖ/PDY; kendisine mensup olan hâkim ve savcılara sosyalhayatlarındaki tutum ve davranışlarının nasıl olacağından ibadetlerini-gizlilik içinde- nasıl yerine getireceklerine, görevlerini yaparken hangiyönde karar vereceklerinden eşlerini nasıl ve kimler arasından seçeceklerine,kendilerinin ve eşlerinin kılık kıyafetlerinden görev yeri olarak nereyi tercihedeceklerine, siyasal tercihlerinden kimlerle arkadaşlık kuracaklarına kadaryaşamlarının her alanını dizayn etmeye yönelik telkin ve talimatlardabulunmuştur.
iii. FETÖ/PDY ile bağı bulunan yargı mensupları, adaylıksürecinden itibaren mesleğin her aşamasında gizliliğe azami dikkat ederek buyapılanmayla ilişkilerinin bilinmesine engel olmaya çalışmışlar; bunun içinkendilerini farklı sosyal gruplara aitmiş gibi gösterme gayreti içindebulunmuşlardır. Bu bağlamda FETÖ/PDY ile irtibatı olan birçok yargı mensubununsosyal ortamlarda birbirleriyle yakın ilişki kurmadıkları, ibadetlerini gizliolarak yaptıkları, inançlarına aykırı davranışlarda bulundukları, aralarındakiiletişimde gizli haberleşme yöntemleri -ByLock ve kod adı gibi- kullandıklarıbelirtilmiştir.
iv. Kendisine kutsallık atfetmekte olan FETÖ/PDY'ninyargı kurumlarındaki mensupları da vatan, devlet, millet, ahlak, hukuk, temelhak ve özgürlükler de dâhil olmak üzere her şeyin değer olarak yapılanmadansonra geldiği anlayışına sahiptir.
v. FETÖ/PDY ile irtibatı bulunan yargı mensupları, yapılanmayaolan sadakatlerinin derecesine göre kendi içlerinde gruplara ayrılmışlardır.Ayrıca yapılanmaya mensup hâkim ve savcılar, görev yerlerine göre örgütlenmişlerdir.Bu çerçevede her bir yargı kurumu/birimi içinde periyodik olarak toplantılaryapılmaktadır.
vi. FETÖ/PDY mensupları, kendilerinden olmayan hâkim vesavcılarla ilgili edindikleri bilgileri ve bu kişilerin yapılanmaya yöneliktutum ve değerlendirmelerini öğrenerek bağlı oldukları üstlerine (abi/abla veyaimam) iletmektedirler.
vii. FETÖ/PDY içinde gerektiğinde -bu yapılanmanın kurucusu velideri olan- Fetullah Gülen ile doğrudan irtibatkurabilen, yapılanmanın Türkiye imamınabağlı olarak hareket eden bir yargı imamıbulunmaktadır ve bu kişi yargı içinde söz sahibi olabilecek kişiler arasındanseçilmektedir.
viii. Yapılanmayla irtibatı olan yüksek yargı mensuplarınınkurum içinde yapılan seçimlerde yapılanmadaki üstlerinden gelen talimatlardoğrultusunda oy kullandıkları belirtilmektedir.
ix. Her seviyedeki yargı kurumu içinde örgütlenmiş olanFETÖ/PDY, örgütün imamlarından aldığı talimatlar uyarınca ve örgüt çıkarlarıdoğrultusunda hareket eden binlerce yargı mensubu eliyle yargı sistemi üzerindebir vesayet oluşturmuştur.
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
14. Kocaeli Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucuhakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıylasoruşturma başlatılmıştır.
15. HSYK İkinci Dairesi 16/7/2016 tarihinde başvurucunungörevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016 tarihinde ise meslekten ihraç edilmesinekarar vermiştir.
16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevdenuzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısıüzerine başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 16/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
17. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde, anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarındantutuklanması istemiyle Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
18. Başvurucunun sorgusu Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
19. Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
20. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kocaeli 2. SulhCeza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle itirazı reddetmiştir.
21. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/2017 tarihliiddianameyle başvurucunun anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,TürkiyeBüyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılması istemiylehakkında kamu davası açmıştır.
22. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2017 tarihindeiddianameyi kabul etmiş ve E.2017/143 sayılı dosya üzerinden yargılamabaşlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına, Mahkemenin görevsiz olduğuna ve yargılamanın yapılması içindosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinegönderilmesine karar vermiştir.
23. Başvurucunun anılan görevsizlik ve tutukluluk hâlinin devamıkararına yaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İstanbul26. Ağır Ceza Mahkemesince ortaya konulan gerekçelere atfen 7/6/2017 tarihindekesin olarak reddedilmiştir.
24. Görevsizlik kararı üzerine yargılamaya Yargıtay 16. CezaDairesinin E.2017/10 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Daire 19/6/2017tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
25. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz, Yargıtay 17. CezaDairesi tarafından 14/7/2017 tarihinde reddedilmiştir.
26. Başvurucu 30/6/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
27. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 18/7/2017 tarihinde Dairenin görevsizliğinekarar vererek görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanın Yargıtay CezaGenel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Daire görevsizlik kararı ilebirlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
28. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde tutukluluk hâlinin devamınadair karara itiraz etmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 7/8/2017 tarihindekararında düzeltmeye yer olmadığına karar vererek dosyayı incelenmek üzereitiraz mercii olan Yargıtay 17. Ceza Dairesine göndermiştir.
29. Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14/8/2017 tarihinde itirazın kesinolarak reddine karar vermiştir.
30. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/10/2017 tarihinde İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve ilk derecemahkemesi sıfatıyla yargılamayı yapmak üzere dosyanın İstanbul 26. Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
31. Anılan görevsizlik kararı üzerine yargılamaya İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/216 sayılı dosyası üzerinden yargılamaya devamolunmuş, Mahkeme 22/11/2017 tarihinde tensibenbaşvurucunun tutukluluk halinin devamına da karar vermiştir.
32. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2018 tarihinde yaptığıilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme, anılan duruşmasonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
33. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 17/1/2019 tarihinde yaptığıduruşmada terör örgütüne üye olma suçundanbaşvurucunun 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemeanılan duruşma sonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir.
34. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davaistinaf mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
35. İlgili Hukuk için bkz. Adem Türkel (B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§24-39) başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
36. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adli Yardım TalebiYönünden
37. Anayasa Mahkemesinin MehmetŞerif Ay (B. No: 2012/1181, 17/9/2013) kararında belirtilen ilkelerdikkate alınarak -UYAP üzerinden temin edilen ve sunduğu belgelerden- geçiminiönemli ölçüde zor duruma düşürmeksizin yargılama giderlerini ödeme gücünden yoksunolduğu anlaşılan, bireysel başvuru tarihi itibarıyla tutuklu olarak ceza infazkurumunda bulunan başvurucunun açıkça dayanaktan yoksun olmayan adli yardımtalebinin kabulüne karar verilmesi gerekir.
B. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Gözaltına AlmanınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
38. Başvurucu, suç işlediğine dair somut deliller ortayakonulmadan ve hâkimler için kanunlarda öngörülen güvencelere aykırı bir şekildeyakalanıp gözaltına alındığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu,ek beyan dilekçesiyle anılan şikâyete ilişkin olarak açtığı tazminat davasınınreddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyaya sunmuştur.
39. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
40.Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakine benzer beyanlardabulunmuştur.
b. Değerlendirme
41. Başvuru konusu olayda ileri sürülen gözaltına almanın hukuka aykırı olduğuiddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu vebaşvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerindenBirinci Bölüm Birinci Komisyontarafından yapılan inceleme sonunda başvuru yollarınıntüketilmemesi nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır. Ayrıcabaşvurucunun ek beyan dilekçesinde sunduğu belgeler incelendiğinde başvurucununhaksız gözaltı nedeniyle Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davaMahkemece 6/4/2018 tarihli kararla davanın bir yıllık hak düşürücü süredeaçılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere reddedilmiştir.Başvurucunun yine haksız gözaltı nedeniyle Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesindeaçtığı bir diğer davayı ise Mahkeme 17/4/2018 tarihli kararıyla istinaf kanunyolu açık olmak üzere henüz dava açma şartları oluşmadığından bahisle usuldenreddetmiştir.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesigerekir.
2. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
43. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolünneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayanmahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
44. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
45. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında esas olarak başvuruformundaki iddialarını tekrar etmiştir. Başvurucu ayrıca olağanüstü hâl ilanedilmesinin ve süresinin uzatılmasına ilişkin koşulların bulunmadığını, bunedenle kendisi hakkında Anayasa'nın 15. maddesi kapsamında değerlendirmeyapılamayacağını ileri sürmüş, olağanüstü hâl kanun hükmünde kararnameleri(KHK) ile başta 24/2/1983 tarihli ve 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunuolmak üzere 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 4/12/2004tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve ilgili diğer kanunlardayapılan bir kısım değişikliğin ancak kanunla düzenleme yapılabilecek hususlarolduğunu, dolayısıyla anılan düzenlemelerin Anayasa'ya aykırı olduğunu vekendisi hakkında uygulanamayacağını iddia etmiştir. Başvurucu kovuşturmaaşamasında savunma hakkının kısıtlandığına, mahkûmiyet hükmüne esas alınandelillerin değerlendirilmesine ve Anayasaya aykırı olduğunu iddia ettiğiolağanüstü hâl KHK'larının iptaline ilişkin olarak başvuru formunda ileri sürmediğibir kısım yeni iddia da ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
46. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıylailgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır. Başvurucunun başvuru formunda ileri sürmediği ancak Bakanlıkgörüşüne cevabında ileri sürdüğü ve özellikle adil yargılanma hakkı kapsamındadeğerlendirilmesi gerekecek olan hususlar yeni iddialar olup ayrıca başvurukonusu yapılması gerektiğinden bu başvuru dosyasında anılan hususlara ilişkinbir değerlendirme yapılmamıştır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesigerekir.
3. Sulh Ceza HâkimliğininBağımsız ve Tarafsız Olmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
48. Başvurucu; tutuklama kararını ve tutukluluğa itirazın reddikararını veren sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız, tarafsız ve etkili birbaşvuru mercii olmadığını, bu nedenle tutuklamaya karşı etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
49. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
50. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
51. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh ceza hâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığıiddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu vebaşvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerindenBirinci Bölüm Birinci Komisyontarafından yapılan inceleme sonunda açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilmezlik kararı verildiğitespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrerbaşvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesigerekir.
4. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
53. Başvurucu, soruşturma dosyasında gizlilik kararınınbulunması nedeniyle hakkındaki suçlamaları öğrenemediğini, savunmasınıhazırlayamadığını ve iddia makamı ile eşit şartlarda bulunmadığını belirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
55. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
56. Başvuru konusu olayda ileri sürülen soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasıylailgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikayetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğindeolduğu anlaşılmaktadır.
57. Açıklanan gerekçelerle başvurunun mükerrer başvuru olması nedeniyle reddine karar verilmesigerekir.
5. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
58. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini, tutukluluğundevamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklamanedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden birkişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersiz kalma nedenleriningösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının da gerekçesiz bir şekildereddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir neden gösterilmeden, matbugerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ekbeyan dilekçesinde ise uzun tutukluluk şikâyetiyle ilgili olarak Kocaeli 3.Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı tazminat davasının reddedildiğini bildirmiş vebuna ilişkin kararı dosyaya sunmuştur.
59. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
60. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
61. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin yedincifıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
62. Başvurucunun şikâyetlerinin Anayasa’nın 19. maddesininyedinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
63. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasının son cümlesişöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
64. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
65. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesinebireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
66. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
67. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra başvurucunun 17/1/2019tarihinde mahkûmiyetine karar verilmiştir. Ayrıca başvurucunun ek beyandilekçesiyle sunduğu karar incelendiğinde başvurucunun uzun tutuklulukşikâyetiyle ilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davanınMahkemece, esasa ilişkin davanın derdest olduğu ve bu aşamada tazminatkonusunda karar verilemeyeceği, davanın esasa ilişkin kararın kesinleşmesindenitibaren bir yıl içinde açılabileceği belirtilerek istinaf kanun yolu açıkolmak üzere reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası, 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu madde kapsamında açılacakdava sonucuna göre tutukluluğun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumunauygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuruyolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
68. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
6. Tutukluluk İncelemelerininHâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
69. Başvurucu, tutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarakyapıldığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
70. Bakanlık, başvurucunun bu şikâyeti bakımından 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenlenen tazminat davasının etkili bir kanun yoluolduğunu, dolayısıyla etkili hukuk yolları tüketilmeden yapılan başvuruylailgili olarak başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezlikkararı verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bakanlık ayrıca Anayasa Mahkemesininesas incelemesi yapması durumunda soruşturma sürecinde sulh cezahâkimliklerince yapılan tutukluluk incelemelerinin 27/7/2016 tarihli ve 29783sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 668 sayılıOlağanüstü Hal Kapsamında Alınması Gereken Tedbirler ile Bazı Kurum veKuruluşlara Dair Düzenleme Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 3.maddesi uyarınca dosya üzerinden yapıldığı ve Anayasa Mahkemesinin Aydın Yavuz ve diğerleri kararına atıflaolağanüstü dönemin koşullarında başvurucunun tutukluluk incelemelerinin dosyaüzerinden yapılmasının hukuka uygun olduğu görüşündedir.
71. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
b. Değerlendirme
72. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
73. Başvurucunun bu bölümdeki iddiasının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamında incelenmesi gerekir.
74. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncüfıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
75. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenar başlıklı 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
76. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
77. Anayasa Mahkemesi SalihSönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018)kararında tutuklulukincelemelerinin duruşmasız yapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüneçıkarılmama şikâyetini incelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan karardabaşvurucunun inceleme tarihi itibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olmasıhususunu nazara alarak verilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkimönüne çıkarılmasını sağlamayacağı ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağınıbelirtmiş ve bu durumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüneçıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli birmiktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
78. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlaliddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
79. Somut olayda başvurucu 20/7/2016 tarihinde tutuklanmış vetutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 13/2/2018 tarihinde yapılanduruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkmadığı süreyaklaşık 1 yıl 6 ay 23 gündür. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılankarardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
80. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
7. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
a. Tutuklulukİncelemelerinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
81. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince iddianameninve buna bağlı olarak tutukluluk durumunun -5271 sayılı Kanunda belirtilen 15günlük süreden- 17 gün sonra değerlendirildiğini bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
82. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
83. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
ii. Değerlendirme
84. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşı yapılanitirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
85. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göreşüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesi durumundahürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkı kapsamındabir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:2013/6160, 2/12/2015 § 24).
86. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözden geçirilmesiyönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamınadâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
b. Tutukluluk İncelemesiSonunda Verilen Kararların Yakınlarına Tebliğ Edilmediğine İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
87. Başvurucu, herhangi bir tarih belirtmeksizin hakkında resenverilen tutukluluğun devamına ilişkin kararların yakınlarına tebliğedilmediğini ileri sürmüştür.
88. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
89. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
ii. Değerlendirme
90. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
91. Başvurucunun şikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası çerçevesinde değerlendirilmesi gerekir.
92. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun'un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre bireysel başvurununincelenebilmesi için kamu gücü tarafından ihlal edildiği iddia edilen hakkınAnayasa'da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) ve Türkiye'nin taraf olduğu Sözleşme'yeek protokoller kapsamına da girmesi gerekir. Anayasa ve Sözleşme'nin ortakkoruma alanı dışında kalan hak ihlali iddiasını içeren başvurular, bireyselbaşvuru kapsamında değildir (Onurhan Solmaz,B. No: 2012/1049, 26/3/2013, § 18).
93. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası, her ne sebepleolursa olsun hürriyeti kısıtlanan kişiye tutuklanmasının yasallığı hakkındasüratle karar verebilecek ve tutulması kanuni değilse salıverilmesinehükmedebilecek bir mahkemeye başvurma hakkı tanımaktadır. Sözleşme ve anılanAnayasa hükümleri, esas olarak tutukluluğun yasallığına ilişkin itirazbaşvurusu üzerine bir mahkeme nezdinde yürütülmekte olan davalardaki tahliyetalepleri veya tutukluluğun uzatılması kararlarının incelenmesi açısından birgüvence oluşturmaktadır (Firas Aslan ve Hebat Aslan,§ 30). Buna göre başvurucunun tutukluluğun devamı kararlarından haberdar olmasıve bu kararlara karşı etkin şekilde itiraz edebilmesi için anılan kararlarınbaşvurucuya tebliğ edilmesi/bildirilmesi gerekir ve bu husus Anayasa'nın 19.maddesinin 8. fıkrası kapsamında güvence altına alınmıştır.
94. 5271 sayılı Kanun'un"Tutuklananın durumunun yakınlarına bildirilmesi" kenarbaşlıklı 107. maddesinin (1) numaralıfıkrasında tutuklamadan ve tutuklamanın uzatılmasına ilişkin her karardantutuklunun bir yakınına veya belirlediği bir kişiye hâkimin kararıylagecikmeksizin haber verileceği hususu düzenlenmiştir.
95. Somut olayda başvurucunun tutukluluğunun devamına ilişkinkararların kendisine tebliğ edilmediğine yönelik bir şikâyeti bulunmamaktadır.Başvurucu anılan kararların yakınlarına tebliğ edilmediğinden şikâyetetmektedir. Anayasa'nın 19. maddesinin 8. fıkrasındaki düzenleme başvurucununtutuklama veya tutukluluğun devamı kararlarından haberdar edilerek bu kararlarakarşı etkin şekilde itiraz edebilmesini amaçlamaktadır. Tutukluluğun devamınadair kararların başvurucunun yakınlarına tebliğinin başvurucunun bu kararlaraetkin şekilde itiraz edebilmesi için gerekli olduğu söylenemez. Dolayısıylatutukluluğun devamına ilişkin kararların başvurucunun yakınlarına tebliğihususu Anayasa'nın 19. maddesinin 8. fıkrası kapsamında koruma altınaalınmamıştır.
96. Dolayısıyla 5271 sayılı Kanun'un 107. maddesine göreyapılacak olan bildirim/tebliğ Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası ilehürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine itiraz edebilme hakkıkapsamında değerlendirilemez.
97. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. Tutukluğun DevamınaDair Karara Yapılan İtirazın Geç Değerlendirildiğine İlişkin İddia
i. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
98. Başvurucu, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin tutukluluk hâlinindevamına ilişkin kararına karşı yaptığı itirazın Yargıtay 17. Ceza Dairesincegeç değerlendirildiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
99. Bakanlık, bu konuda görüş bildirmemiştir.
100. Başvurucu, Bakanlık görüşüne cevabında başvuru formundakinebenzer beyanlarda bulunmuştur.
ii. Değerlendirme
101. Anayasa'nın 19. maddesinde her ne sebeple olursa olsunhürriyeti kısıtlanan kişinin kısa sürededurumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlindehemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciinebaşvurma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla tutukluluğa ilişkinbir karara yönelik itirazın karara bağlanmasının gecikmesi, Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki güvenceyle ilgilidir (Ç.Ö. [GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §45).
102. Somut olayda başvurucu, Yargıtay 16. Ceza Dairesinin18/7/2017 tarihli tutukluluk hâlinin devamına dair karara karşı 2/8/2017tarihinde yaptığı itirazın 17 gün sonra değerlendirildiğini ileri sürmüştür.
103. Anayasa Mahkemesi söz konusu şikâyeti incelediğinde giderimolarak eğer başvurucunun itirazı henüz değerlendirilmemiş ise derecemahkemesince itirazın veya tahliye talebinin değerlendirilmesine ve tazminatahükmedebilecektir. Ancak başvurucunun şikâyetine konu itiraz ya da tahliyetalebi değerlendirilmiş, başvurucu tahliye edilmiş ya da başvurucu hakkında mahkumiyet kararı verilmiş ise Anayasa Mahkemesi giderimolarak ancak tazminata hükmedebilecektir (benzer yöndeki değerlendirmeler içinbkz. Salih Sönmez, B. No:2016/25431, 28/11/2018, §§ 164-177).
104. Somut olayda başvurucunun itiraz dilekçesi 14/8/2017tarihinde incelenmiş ve başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına kararverilmiştir. Yine sonraki tarihlerde de resen yapılan incelemeler ya da tahliyetalebi üzerine başvurucunun tutukluk hâlinin devamına karar verilmiştir. AyrıcaMahkeme 17/1/2019 tarihinde yaptığı duruşmada başvurucunun mahkûmiyetine vehükmen tutukluluk durumunun devamına karar vermiştir. Dolayısıyla AnayasaMahkemesi inceleme sonunda ihlal sonucuna varması hâlinde giderim olarak sadecetazminata hükmedebilecektir.
105. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
106. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklamaişlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır.
107. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
108. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusundasadece bir kuşku duyması, kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişimindebulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucudan yorum yetkilerini kullanarakmevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için uygun mahkemelere başvurmasıbeklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukukyolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığıdurumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuruyollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinliklebaşarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolununetkili bir şekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başınabaşvurucuyu bu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zirabaşvurucunun bu hukuk yoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarınıbaşvurucunun lehine olacak şekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018,§ 37)
109. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminattalebinde bulunmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanın esasınınsonuçlanmasından önce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuru yolununmevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
110. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanankişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuruimkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi hertürlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olaydada başvurucu, tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın geçdeğerlendirildiğini ileri sürmüştür.
111. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda buhükmün başarıyla uygulandığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancakböyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortayakoyacak bir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin6/4/2016 tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalamaişlemine yapılan itirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıldavanın sonuçlanması beklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerinegöre tazminat talep edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özelbir amaçla kabul edilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişlinitelik taşıyan bir yasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasaldüzenlemenin kapsamını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasındayarar bulunmaktadır. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Cafer Yıldız, § 39).
112. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Adli yardım talebinin KABULÜNE,
B. Gözaltına almanın ve tutuklamanın hukuki olmamasına, soruşturmadosyasına erişimin kısıtlanmasına, sulh ceza hâkimliklerinin bağımsız vetarafsız olmadığına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun mükerrer olması nedeniyle REDDİNE,
C. 1. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin süresindeyapılmadığına ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Tutukluluk incelemesi sonunda verilen kararların yakınlarınatebliğ edilmediğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluğun devamına dair karara yapılan itirazın geçdeğerlendirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
D. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.