TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ EKBER EMRE BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/3427)
Karar Tarihi: 17/7/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Mehmet Sadık YAMLI
Başvurucu
:
Ali Ekber EMRE
Vekili
:
Av. Meral HANBAYAT YEŞİL
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, terör olaylarından doğan maddi zararların eksiktazmin edilmesi, manevi zararların ise tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyethakkının; buna ilişkin idari ve yargısal sürecin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/2/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyon başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, Tunceli'nin Ovacık ilçesi Bilgeçköyünde ikamet etmekte iken 1994 yılında meydana gelen terör olaylarıneticesinde köyünün boşaltılmasıyla yerleşim yerinden göç etmek zorundakaldığını iddia etmiş ve 17/7/2004 tarihli ve 5233 sayılı Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zararların Karşılanması Hakkında Kanun kapsamındazararlarının karşılanması talebiyle Tunceli Valiliği Terör ve TerörleMücadeleden Doğan Zarar Tespit Komisyonuna (Komisyon) başvurmuştur. Komisyon6/10/2009 tarihli kararıyla başvurucuya 35.142,93 TL ödenmesine kararvermiştir.
7. Söz konusu tutarı yeterli bulmayan başvurucu dava açmıştır.Dava dilekçesinde, zararının Komisyonca belirlenen tutardan çok daha yüksekolduğu belirtilerek Komisyonun 6/10/2009 tarihli işleminin iptaline ve 5233sayılı Kanun'daki esaslar çerçevesinde 115.000 TL maddi ve 5.000 TL manevitazminat ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
8. Elazığ 1. İdare Mahkemesi 25/9/2012 tarihli kararıyla eksikincelemeye dayalı olduğu gerekçesiyle Komisyon kararının iptaline, madditazminat istemi hakkında bu aşamada karar verilmesine yer olmadığına, manevitazminat isteminin ise 5233 sayılı Kanun'da düzenlenmediğinden reddine kararvermiştir.
9. Danıştay Onbeşinci Dairesi (Daire);ilk derece mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğunu, dilekçede ilerisürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek niteliktegörülmediğini belirterek kararı 20/2/2014 tarihinde onamıştır.
10. Karar düzeltme talebi de aynı Dairenin 4/12/2014 tarihlikararı ile reddedilmiştir. Bu karar 30/1/2015 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu 24/2/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
12. Bu arada iptal kararı üzerine anılan Komisyon tarafındanyeniden yapılan inceme ve değerlendirme sonucu 2/11/2012 tarihli kararlabaşvurucuya 51.832,75 TL ödenmesine karar verilmiştir.
13. Başvurucu bu tutarı da kabul etmeyerek Komisyon kararınıniptaliyle 100.000 TL maddi tazminat ödenmesine karar verilmesi istemiyleyeniden dava açmıştır.
14. Elazığ 2. İdare Mahkemesi 10/4/2014 tarihli kararıyla davakonusu işlemin hukuka uygun olduğunu belirterek davayı reddetmiştir. Karar,Danıştay Onbeşinci Dairesinin11/10/2017 tarihlikararıyla ev ve ahıra ilişkin amortisman oranının evin inşa tarihine göreyanlış uygulandığı gerekçesiyle bu kısım yönünden bozulmuştur. Elazığ 2. İdareMahkemesi, bozmaya uyarak yaptığı inceleme sonucu binanın inşa tarihi yanlışbelirtilmiş ise de amortisman oranının doğru oran üzerinden uygulandığınıbelirterek ilk kararıyla aynı sonuca varmıştır.
15. Bu arada başvurucu, idarenin 51.832,75 TL ödenmesi teklifiniiçeren, 5233 sayılı Kanun’un 12. maddesi gereğince davet yazısı ile birliktegönderilen ve “Yukarıda nakdi olarakbelirtilen zararımın/zararlarımın karşılanması sonucunda Komisyonun tespitineesas olay ile ilgili olarak uğradığım zararımın tamamının karşılanmış olduğunukabul ve taahhüt ederim.” beyanını içeren 9/4/2015 tarihli sulhnameyi kabul etmiştir. Sulhnamebaşvurucunun avukatı tarafından imzalanmış ve söz konusu tutar başvurucununavukatının hesabına 10/6/2015 tarihinde ödenmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
16. 5233 sayılı Kanun'un 1., 2., 4., 6., 7., 8., geçici 1.,geçici 4. maddeleri (Celal Demir,B. No: 2013/3309, 6/2/2014, §§ 15-21, 23).
17. İlgili diğer ulusal hukuk için bkz. Ali Ekber Çeçi ve diğerleri (B. No:2015/5463, 23/1/2019,§ §18-25) başvurusu hakkında verilen karar.
B. Uluslararası Hukuk
18. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), söz konusu başvuruyabenzer şekilde terör olaylarından dolayı köyü terke mecbur kalınması nedeniyleuğranılan zararın tazminine ilişkin olarak sulhnameimzalanmasının ardından köyü terkten önce var olan hayvanlarına ilişkin zararile manevi zararının tazmin edilmediği iddialarıyla yapılan şikâyetlerikapsayan bir grup başvuruyu incelediği Akbayır ve diğerleri/Türkiye (B. No: 30415/08,28/6/2011) kararında sulhname imzalanmasının-taleplerden feragat edilmesini gerektirdiği için- yerel boyuttaki buuzlaşmanın tartışmasız olarak ihtilaflı tazminat hakkında öne sürülen itirazason verdiği gerekçesiyle başvuruları kabul edilemez bulmuştur.
19. AİHM, başvuranlar tarafından imzalanan dostane çözümbeyanlarında (sulhnamelerin) manevi tazminattan sözedilmediğini gözlemlediğini belirterek dostane çözüme dair bu beyanların (sulhname) ilgili tarafların prosedürü sona erdirmeyeilişkin açık iradesinin tezahürü olduğunu ifade etmiştir. AİHM; tüm başvurusahiplerinin iç hukukta ve AİHM huzurunda avukatlar tarafından temsiledildiğini, bu hâlde başvuranların ne 5233 sayılı Kanun ve kendi beyanlarınınmanevi zarara ilişkin hiçbir talep içermediği iddiasını ne de bu anlaşmalarınsonuçlarından habersiz oldukları iddiasını ileri süremeyeceklerinibelirtmiştir. AİHM'e göre söz konusu düzenleme,başvuranların prosedürle ilgili her türlü iddiadan feragat etmelerinigerektirmektedir ve uluslararası boyutta bu anlaşmanın söz konusu ödemeyleilgili anlaşmazlığı tartışmasız bir şekilde sonlandırması nedeniylebaşvuranların şikâyette bulunamayacakları sonucuna ulaşılmıştır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 77).
20. AİHM sürü hayvanlarının farklı türlerine göre besiciliktenelde edilen gelirlerin tazminatının komisyonlarca yanlış değerlendirilmesineilişkin şikâyetle ilgili olarak da dostane çözümün kabul edilmesiyle ilgiliyukarıda belirtilen sonuçların ayrıca bu şikâyete de uygulanabilir olduğukanaatinde olup AİHM'e göre sulhnamelerinimzalandığı ve ödemeler gerçekleştiği andan itibaren Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi (Sözleşme) bağlamında başvuranların mağdur sıfatı yok olmaktadır (Akbayır ve diğerleri/Türkiye, § 78).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
21. Mahkemenin 17/7/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Maddi Zararların EksikTazmin Edildiğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
22. Başvurucu; Komisyon kararında köyü terkten önceki hayvanvarlığının dikkate alınmadığını, mülkünden mahrum kaldığı sürenin yedi yılolarak kabul edildiğini oysa bu sürenin dokuz yıl olduğunu belirterek eksik tazminnedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
23. Somut başvuruda başvurucu, terör ve terörle mücadelekapsamında yürütülen faaliyetler nedeniyle oluşan zararlarının karşılanmasıamacıyla 5233 sayılı Kanun kapsamında Komisyona başvurmuş; Komisyon tarafındantespit edilen zararları öngörülen birim fiyatlara tabi tutularak bir tazminatmiktarı belirlenmiş ancak belirlenen tazminatı kabul etmeyen başvurucu konuyuyargıya taşımıştır. Açılan davalar sonucunda idari yargı yeri maddi tazminatyönünden Komisyon kararlarını hukuka aykırı bularak iptal etmiştir. NihayetindeKomisyon tarafından yeniden hesaplama yapılmış ve belirlenen tutar başvurucutarafından kabul edilmiştir. Bir başka deyişle başvurucu sulh teklifini kabuletmiştir (bkz. §§ 6-15).
24. Bireysel başvuruda bir hakkın ihlaline karar verilebilmesiiçin mağdurluk statüsünün ve/veya başvuruya konu olan kamu gücü kullanımınadayalı temel nedenlerin başvurunun yapıldığı anda mevcut olması ve başvuruhakkında karar verileceği zamana kadar devam etmesi gerekir. Mağdurlukstatüsünün varlığı konusunda değerlendirme yapılırken başvurucunun şikâyetettiği hususların gerçekleşip gerçekleşmediği, hâlâ mevcut olup olmadığı vemuhtemel hak ihlalinin etkilerinin giderilip giderilmediği incelenmelidir (Zübeyit Kaya, B. No: 2013/7674, 21/5/2015, § 36).
25. Bunun yanında tazminat ya da başvurucunun taleplerininanlaşma ile karşılanması da mağdurluk statüsünün belirlenmesine etki eder (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 43).
26. Başvuruya konu olayda eksik hesaplandığı iddia edilenzararın miktarı üzerinde başvurucunun idareyle anlaşma sağlamış ve sulhnameyi imzalamış olması sebebiyle maddi mağduriyetininaçıkça orantısız olmayacak şekilde giderildiği sonucuna varılmıştır. Başvurucu,Komisyonun tespitinde belirlenen ve zararlarının tamamını karşıladığını beyanettiği alacağı tümüyle davalı idareden tahsil ettiğinden mülkiyet hakkınailişkin mağduriyet giderilmiş ve bu hak yönünden mağdurluk statüsü de aynıtarihte sona ermiştir. Belirtmek gerekir ki başvurucu, Komisyonun sulhname teklifini avukatı aracılığıyla kabul etmiş ve sulhname başvurucu adına avukatı tarafından imzalanmıştır.Dolayısıyla başvurucunun maddi tazminat iddialarını sona erdiren sulhnamenin bu hukuki sonucundan habersiz olduğu dadüşünülemez. Öte yandan başvurucu, Komisyon tarafından ödenmesine karar verilentazminat tutarının kendilerine ödenmediği ya da eksik ödendiği yönünde biriddiada da bulunmamıştır.
27. Diğer taraftan manevi tazminat, 5233 sayılı Kanun'daöngörülmediğinden sulhname konusu olamayacağı açıkolup bu kısımda varılan sonuç sadece maddi tazminata ilişkindir. Manevitazminat yönünden ayrıca bir değerlendirme yapılacaktır.
28. Açıklanan gerekçelerle eksik maddi tazminattan kaynaklananmülkiyet hakkına yönelik şikâyet yönünden başvurucunun mağdurluk statüsünükaybettiği anlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin kişibakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Manevi ZararlarınTazmin Edilmediğine İlişkin Şikâyet Yönünden
a. Başvurucunun İddiaları
29. Başvurucu, manevi zararlarının tazmin edilmemesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
30. 5233 sayılı Kanun kapsamında yapılan başvurularda, manevitazminat taleplerinin reddedilmesine ilişkin iddialar daha önce bireyselbaşvuruya konu olmuş ve Anayasa Mahkemesinin bu konuda verdiği kararlarındabaşvurucuların terör eylemi kapsamında gerçekleşen zararlarının manevi tazminatödenmesi ile giderilmesine ilişkin 5233 sayılı Kanun’da hüküm bulunmamaklabirlikte idare hukukunun genel hükümleri kapsamında başvurucuların anılan talephakkına sahip olduğu belirtilmiştir (ÖzdenSayar ve Deren Dilara Sayar, B. No: 2013/4022, 13/4/2016, §§ 51-76).
31. Bir başka deyişle 5233 sayılı Kanun; Anayasa Mahkemesi veDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun verdiği kararlarda da belirtildiğiüzere maddi zararların özel bir giderim usulü olmakla birlikte manevizararların genel hükümlere göre karşılanmasına da engel olmayan bir yasadır.6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 12. ve 13.maddelerinde, idarenin işlem veya eyleminden kaynaklı olarak hakları ihlaledilenlere tazminat talebinde bulunabilme imkânı tanınmaktadır. Bu yol, 5233sayılı Kanun dışında idari yargıda genel hükümlere başvurularak uğranılanzararın tazminine imkân sağlamaktadır (AbbasEmre, B. No: 2014/5005, 6/1/2016, § 81).
32. Anılan içtihatlarda ortaya konulduğu üzere 5233 sayılı Kanunmanevi zararların karşılanmasını öngörmemekle birlikte genel hükümlere göreaçılacak tam yargı davasında manevi tazminat istenmesini de engellememektedir. Birbaşka ifadeyle kişiler manevi tazminat taleplerini 5233 sayılı Kanun kapsamındadeğil 5233 sayılı Kanun'dan bağımsız olarak tazminat hukukunun genelprensiplerine göre açacakları davalarda dile getirebilirler.
33.Bu durumda başvurucuların idare mahkemelerinde açtıkları davaların niteliği vemanevi tazminata ilişkin taleplerini dile getiriş biçimleri özel önem taşır.Bir başka deyişle davanın yukarıda belirtilen içtihada uygun şekilde yani genelhükümler çerçevesinde 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddelerinde belirtilenusullere göre mi açıldığı yoksa manevi tazminat talebinin 5233 sayılı Kanun'amı dayandırıldığının ortaya konulması gerekir.
34. Başvurucunun İdare Mahkemesine sunduğu dava dilekçesininincelenmesinden dilekçenin sonuç ve istem kısmında 5233 sayılı Kanun'dakiesaslar çerçevesinde 115.000 TL maddi ve 5.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesini istediği, bir başka deyişle başvurucunun davasını 5233 sayılıKanun kapsamında açtığı ve taleplerini anılan Kanun'a dayandırdığı görülmektedir.
35. Başvurucunun dava dilekçesindeki talepleri ve dayanaklarıbağlamında inceleme yapan İdare Mahkemesi, başvurucunun anılan iddialarınayönelik 5233 sayılı Kanun'un sadece maddi zararların karşılanmasınıdüzenlediği, manevi zararların tazminine yönelik herhangi düzenlemeye yervermediği, dolayısıyla talep edilen manevi zararın 5233 sayılı Kanun kapsamındakarşılanmasına imkân bulunmadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminireddetmiştir. 5233 sayılı Kanun kapsamına göre talep edilen, 2577 sayılıKanun'un genel hükümlerine göre talep edilmeyen manevi tazminat istemininreddine ilişkin karar Danıştay tarafından onanarak kesinleşmiştir.
36. Somut olayda başvurucu tarafından Anayasa Mahkemesi veDanıştay İdari Dava Daireleri Kurulu içtihatlarında belirtildiği şekilde manevitazminat istemiyle genel hükümlere göre tam yargı davası açılmadığından manevitazminat istemiyle 5233 sayılı Kanun kapsamında açılan davada derecemahkemelerinin söz konusu istemin 5233 sayılı Kanun kapsamında karşılanmasınaimkân bulunmadığı değerlendirmesini yaparak tazminat istemini reddetmesindemülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin olmadığının açık olduğu anlaşılmıştır.
37. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
38. Başvurucu; köyü terkten evvel var olan hayvan varlığınailişkin iddiaların dikkate alınmaması ve derece mahkemelerinin bu konudagerekçelerinin bulunmaması nedenleriyle adil yargılanma hakkının da ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca 5233 sayılı Kanun kapsamındabaşvurulan idari süreç ve yargılama prosedürlerinin makul süredesonuçlandırılmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniiddia etmiştir.
2. Değerlendirme
39. Somut olayda sulhname imzalanarakmaddi tazminata ilişkin uyuşmazlığın sona erdirildiğine ilişkin yukarıdamülkiyet hakkına dair gerekçede belirtilen değerlendirme ve varılan sonuçgözetildiğinde usul güvencesi olan adil yargılanma hakkı bakımından aynışikâyetlerin tekrar incelenmesini gerektiren bir neden bulunmamaktadır. Bunedenle başvurucunun bu başlık altındaki mülkiyet hakkı yönünden ileri sürdüğübenzer mahiyetteki şikâyetlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
40. Diğer taraftan makul sürede yargılanma hakkına ilişkinşikâyet ise sulhname imzalanmasından bağımsızolduğundan ve başvurucunun temel şikâyetlerinden ayrıca ele alınabileceknitelikte olduğundan makul sürede yargılanma hakkı yönünden incelemeyapılmıştır.
41. Bireysel başvuru yapıldıktan sonra yürürlüğe giren 25/7/2018tarihli ve 7145 sayılı Kanun'un 20. maddesiyle 9/1/2013 tarihli ve 6384 sayılıAvrupa İnsan Hakları Mahkemesine Yapılmış Bazı Başvuruların Tazminat ÖdenmekSuretiyle Çözümüne Dair Kanun'a geçici madde eklenmiştir.
42. 6384 sayılı Kanun'a eklenen geçici maddeye göreyargılamaların uzun sürmesi ve yargı kararlarının geç veya eksik icra edilmesiya da icra edilmemesi şikâyetiyle Anayasa Mahkemesine yapılan ve bu maddeninyürürlüğe girdiği tarih itibarıyla Anayasa Mahkemesi önünde derdest olanbireysel başvuruların başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle verilen kabuledilemezlik kararının tebliğinden itibaren üç ay içinde yapılacak müracaatüzerine Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Tazminat Komisyonu Başkanlığı (TazminatKomisyonu) tarafından incelenmesi öngörülmüştür.
43. Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018)kararında Anayasa Mahkemesi; yargılamaların makul sürede sonuçlandırılmadığı yada yargı kararlarının geç veya eksik icra edildiği ya da hiç icra edilmediğiiddiasıyla 31/7/2018 tarihinden önce gerçekleştirilen bireysel başvurularailişkin olarak Tazminat Komisyonuna başvuru imkânının getirilmesine ilişkinyolu ulaşılabilir olma, başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlamakapasitesinin bulunup bulunmadığı yönlerinden inceleyerek bu yolun etkililiğinitartışmıştır (Ferat Yüksel, §§ 27-36).
44. Ferat Yüksel kararında özetle anılan başvuruyolunun kişileri mali külfet altına sokmaması ve başvuruda kolaylık sağlamasınedenleriyle ulaşılabilir olduğu, düzenleniş şekli itibarıyla ihlal iddialarınamakul bir başarı şansı sunma kapasitesinden mahrum olmadığı ve tazminatödenmesine imkân tanıması ve/veya bu mümkün olmadığında başka türlü telafiolanakları sunması nedenleriyle potansiyel olarak yeterli giderim sağlamaimkânına sahip olduğu hususunda değerlendirmelerde bulunulmuştur (Ferat Yüksel, §§ 27-34). Bu gerekçelerdoğrultusunda Anayasa Mahkemesi, ilk bakışta ulaşılabilir olan ve ihlaliddialarıyla ilgili başarı şansı sunma ve yeterli giderim sağlama kapasitesiolduğu görülen Tazminat Komisyonuna başvuru yolu tüketilmeden yapılanbaşvurunun incelenmesinin bireysel başvurunun ikincil niteliği ilebağdaşmayacağı sonucuna vararak başvuru yollarının tüketilmemiş olmasınedeniyle kabul edilemezlik kararı vermiştir (Ferat Yüksel, §§ 35, 36)
45. Mevcut başvuruda söz konusu karardan ayrılmayı gerektirenbir durum bulunmamaktadır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Maddi zararların eksik tazmin edildiğine ilişkin iddianın kişi bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Manevi zararların tazmin edilmediğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA17/7/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.