TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ EFENDİ PEKSAK BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2017/37727)
Karar Tarihi: 12/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan y.
:
Recep KÖMÜRCÜ
Üyeler
:
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Ali Efendi PEKSAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, gözaltı ve tutuklama tedbirlerinin hukuki olmaması,tutukluluğun makul süreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapılması, özel soruşturma usulüne uyulmayarak yetkiliolmayan mahkemelerce tutukluluk incelemesi yapılması ya da itirazındeğerlendirilmesi, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması ve tahliyetaleplerinin değerlendirilmemesi nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının; usule aykırı şekilde sorgu yapılması nedeniyle kötü muamele yasağının;özensiz olarak yürütülen soruşturma sonunda iddianame düzenlenmesi ve savunmahakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 15/11/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
6. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelindeolağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
7. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelinde darbegirişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bileFETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çoksayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafından soruşturmabaşlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün Ankara CumhuriyetBaşsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu- üç bineyakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 51, 350).
8. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla Yüksek Mahkeme(Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiriuygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veyakovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz YüksekMahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
9. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır.
10. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitlere önceki kararlarda ayrıntılışekilde yer verilmiştir (Selçuk Özdemir,§ 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
11. Kocaeli Adliyesinde hâkim olarak görev yapan başvurucuhakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerek FETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıylasoruşturma başlatılmıştır.
12. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) İkinci Dairesi16/7/2016 tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016tarihinde ise meslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.
13. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıyla görevdenuzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündeki yazısıüzerine başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla 16/7/2016tarihinde gözaltına alınmıştır.
14. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde, anayasal düzeni ortadankaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarındantutuklanması istemiyle Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
15. Başvurucunun sorgusu Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğince20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
16. Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlı terörörgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
17. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kocaeli 2. SulhCeza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle itirazı reddetmiştir.
18. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/2017 tarihliiddianameyle başvurucunun anayasaldüzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs etme,TürkiyeBüyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeyeteşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmaya veya göreviniyapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma suçlarından cezalandırılması istemiylehakkında kamu davası açmıştır.
19.İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2017 tarihindeiddianameyi kabul etmiş ve E.2017/143 sayılı dosya üzerinden yargılamabaşlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına, Mahkemenin görevsiz olduğuna ve yargılamanın yapılması içindosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinegönderilmesine karar vermiştir.
20. Başvurucunun anılan görevsizlik ve tutukluluk hâlinin devamıkararına yaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından İstanbul26. Ağır Ceza Mahkemesince ortaya konulan gerekçelere atfen 7/6/2017 tarihindekesin olarak reddedilmiştir.
21. Görevsizlik kararı üzerine yargılamaya Yargıtay 16. CezaDairesinin E.2017/10 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Daire 19/6/2017tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
22. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz Yargıtay 17. CezaDairesi tarafından 14/7/2017 tarihinde reddedilmiştir.
23.Başvurucu 15/11/2017 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
24. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 18/7/2017 tarihinde Daireningörevsizliğine karar vererek görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanınYargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Daire görevsizlikkararı ile birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da kararvermiştir.
25. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde tutukluluk hâlinin devamınadair karara itiraz etmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 7/8/2017 tarihindekararında düzeltmeye yer olmadığına karar vererek dosyayı incelenmek üzereitiraz mercii olan Yargıtay 17. Ceza Dairesine göndermiştir.
26. Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14/8/2017 tarihinde itirazın kesinolarak reddine karar vermiştir.
27. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/10/2017 tarihinde İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve ilk derecemahkemesi sıfatıyla yargılamayı yapmak üzere dosyanın İstanbul 26. Ağır CezaMahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
28. Anılan görevsizlik kararı üzerine yargılamaya İstanbul 26.Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/216 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuş,Mahkeme 22/11/2017 tarihinde tensiben başvurucununtutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
29. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2018 tarihinde yaptığıilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme anılan duruşma sonundabaşvurucunun tutukluluk halinin devamına da karar vermiştir.
30. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 17/1/2019 tarihinde yaptığıduruşmada terör örgütüne üye olma suçundanbaşvurucunun 12 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkemeanılan duruşma sonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir.
31. Bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla davaistinaf mahkemesinde derdesttir.
IV. İLGİLİ HUKUK
32. İlgili hukuk için bkz. Adem Türkel, B. No: 2017/632, 23/1/2019, §§24-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
33. Mahkemenin 12/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Gözaltına AlmanınHukuka Aykırı Olduğuna İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
34. Başvurucu, suç işlediğine dair somut deliller ortaya konulmadanve hâkimler için kanunlarda öngörülen güvencelere aykırı bir şekilde yakalanıpgözaltına alındığını ve üç gün boyunca gereksiz yere gözaltında tutulduğunubelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ek beyandilekçesiyle anılan şikâyete ilişkin olarak açtığı tazminat davasınınreddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyaya sunmuştur.
2. Değerlendirme
35. Başvuru konusu olayda ileri sürülen gözaltına almanın hukuka aykırı olduğuiddiasıyla ilgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu vebaşvurucunun anılan şikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerindenBirinci Bölüm Birinci Komisyontarafından yapılan inceleme sonunda başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilmezlik kararı verildiğitespit edildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuruniteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Ayrıcabaşvurucunun ek beyan dilekçesinde sunduğu belgeler incelendiğinde başvurucununhaksız gözaltı nedeniyle Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı davanınMahkemece 6/4/2018 tarihli kararla davanın bir yıllık hak düşürücü süredeaçılmadığı gerekçesiyle istinaf kanun yolu açık olmak üzere reddedildiğigörülmüştür. Başvurucunun yine haksız gözaltı nedeniyle Kocaeli 1. Ağır CezaMahkemesinde açtığı bir diğer davayı ise Mahkeme 17/4/2018 tarihli kararıylaistinaf kanun yolu açık olmak üzere henüz dava açma şartları oluşmadığındanbahisle usulden reddetmiştir.
36. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
B. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
37. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, delilleri karartmatehlikesi ve kaçma şüphesinin de somut olayda mevcut olmadığını, adli kontrolünneden yetersiz kalacağının açıklanmadığını, görevli ve yetkili olmayanmahkemece görevinden kaynaklanan güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddiaetmiştir.
2. Değerlendirme
38. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutuklamanın hukuki olmadığı iddiasıylailgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikâyetiyle ilgili olarak 2016/59363 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabuledilmezlik kararı verildiği tespitedildiğinden başvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
39. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
C. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısı ve Özel Soruşturma Usulü Uygulanmamasına İlişkinİddialar
1. Başvurucunun İddiaları
40. Başvurucu, hâkim olması nedeniyle hakkındaki soruşturmanınKanun'da öngörülen özel soruşturma usulüne göre yapılması gerekirken bunauyulmayarak tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluk hâlinin devamına dairkararlara yaptığı itirazlarının yetkisiz olan sulh ceza hâkimliklerincedeğerlendirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca soruşturma usulünündeğiştirilmesine ilişkin kanun hükmünde kararname (KHK) düzenlemesinin deAnayasa'ya aykırı olduğunu iddia etmiştir.
2. Değerlendirme
41.Sulh ceza hâkimliklerinin kanuni hâkim güvencesinisağlamadıkları, tarafsız ve bağımsız mahkeme olmadıkları ve tutukluluğaitirazın bu yargı mercilerince karara bağlanmasının hürriyetten yoksunbırakılmaya karşı etkili bir itirazda bulunmayı imkânsız hâle getirdiğineilişkin iddialar Anayasa Mahkemesince birçok kararda incelenmiş; bu kararlardasulh ceza hâkimliklerinin yapısal özellikleri dikkate alınarak söz konusuiddiaların açıkça dayanaktan yoksun olduğu sonucuna varılmıştır (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No:2014/14061, 8/4/2015, §§ 101-115; Mehmet Baransu (2), B. No: 2015/7231, §§ 64-78, 94-97).
42. Somut başvuruda, aynı mahiyetteki iddialara ilişkin olarakanılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayı gerektiren bir durumbulunmamaktadır.
43. Öte yandan başvurucu; mesleğinden kaynaklanan usule ilişkinbazı güvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığını, bu bağlamda hakkındatutuklama tedbirinin uygulanmasına karar veren mercilerin yetkili/görevliolmadığını ileri sürmüştür. Soruşturma ve/veya kovuşturma dosyasında yer alansuçun niteliğine ve işleniş şekline ilişkin değerlendirmeler karşısındabaşvurucu hakkında tutuklama tedbiri uygulayan mercilerin bu husustayetkili/görevli oldukları yönündeki kabullerinin, temel hak ve özgürlüklerinihlaline sebebiyet veren bariz takdir hatası ya da açık bir keyfîlikiçerdiği söylenemez (benzer yöndeki kararlar için bkz. Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 140), Mustafa Başer ve Metin Özçelik, B. No:2015/7908, 20/1/2016, §§ 119-133; Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, §§ 183-197).
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersizkalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının dagerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir nedengösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ek beyan dilekçesinde ise uzun tutukluluk şikâyetiyleilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığı tazminat davasınınreddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyaya sunmuştur.
2. Değerlendirme
46. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk süresinin makul süreyi aştığı iddiasıylailgili olarak daha önce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılanşikâyetiyle ilgili olarak 2017/29428 sayılı dosya üzerinden İkinci Bölüm tarafından yapılan incelemesonunda başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilmezlik kararıverildiği tespit edildiğindenbaşvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
E. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
48. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin, tutukluluk hâlinin devamınadair kararlara yaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerinin duruşmasız olarakdeğerlendirildiğini ve uzun süredir hâkim önüne çıkmadığını belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Başvuru konusu olayda ileri sürülen tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıyla ilgili olarak dahaönce bireysel başvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetiyle ilgiliolarak 2017/29428 sayılı dosya üzerindenİkinci Bölüm tarafından yapılan inceleme sonunda başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilmezlik kararıverildiği tespit edildiğindenbaşvurunun bu şikâyet yönünden mükerrer başvuru niteliğinde olduğuanlaşılmaktadır.
50. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, mükerrer başvuru olması nedeniyle reddinekarar verilmesi gerekir.
F. Tutuklamaya Karşıİtiraz Hakkının Etkin Olarak Kullanılamadığına İlişkin İddia
1. Tutuklulukİncelemelerinin Süresinde Yapılmadığı İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
51. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince iddianameninve buna bağlı olarak tutukluluk durumunun -4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu'nda belirtilen on beş günlük süreden- on yedi gün sonradeğerlendirildiğini, ayrıca 18/7/2017 tarihinden itibaren -dosyanın YargıtayCeza Genel Kurulunda bulunduğu süre içinde- yaklaşık dört ay tutuklulukincelemesi yapılmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
52. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşıyapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
53. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesine göreşüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesidurumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkıkapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve Hebat Aslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol ve diğerleri, B. No:2013/6160, 2/12/2015, § 24).
54. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözden geçirilmesiyönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesinin kapsamınadâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konubakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. Tahliye TaleplerininDeğerlendirilmediği İddiası
a. Başvurucunun İddiaları
55. Başvurucu, görevli yargı yerinin belirlenmesi için dosyanın Yargıtayda bulunduğu süreçte8/8/2017, 7/9/2017, 5/10/2017ve 3/11/2017 tarihli dilekçelerle tahliye talebinde bulunduğunu ancak Yargıtay16. Ceza Dairesinin söz konusu talepleri değerlendirmeden işlemsiz olarak iadeettiğini belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
56. Anayasa'nın 19. maddesinde her ne sebeple olursa olsunhürriyeti kısıtlanan kişinin kısa sürededurumu hakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlindehemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciinebaşvurma hakkına sahip olduğu düzenlenmiştir. Dolayısıyla tutukluluğa ilişkinbir karara yönelik itirazın karara bağlanmasının gecikmesi, Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamındaki güvenceyle ilgilidir (Ç.Ö. [GK], B.No: 2014/5927, 19/7/2018, § 45).
57. Somut olayda başvurucu, dosyanın Yargıtaydabulunduğu sırada yaptığı bir kısım tahliye taleplerinin hiçdeğerlendirilmediğini ileri sürmüştür.
58. Anayasa Mahkemesi söz konusu şikâyeti incelediğinde-başvurucunun tutukluluk durumu devam ediyorsa- giderim olarak eğer başvurucununitirazı henüz değerlendirilmemiş ise derece mahkemesince itirazın veya tahliyetalebinin değerlendirilmesine ve tazminata hükmedebilecektir. Ancakbaşvurucunun şikâyetine konu itiraz ya da tahliye talebi değerlendirilmiş,başvurucu tahliye edilmiş ya da başvurucu hakkında mahkûmiyet kararı verilmişise Anayasa Mahkemesi giderim olarak ancak tazminata hükmedebilecektir (benzeryöndeki değerlendirmeler için bkz. SalihSönmez, B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 164-177).
59. Somut olayda başvurucunun söz konusu tahliye taleplerininhiç değerlendirilmediği anlaşılmaktadır. Ancak Mahkeme 17/1/2019 tarihindeyaptığı duruşmada başvurucunun mahkûmiyetine ve hükmen tutukluluk durumunundevamına karar vermiştir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi inceleme sonunda ihlalsonucuna varması hâlinde giderim olarak sadece tazminata hükmedebilecektir.
60. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013,§§ 16, 17).
61. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(k) bendi yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalama ve tutuklama işleminekarşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamaları durumundamaddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerine imkânsağlamaktadır.
62. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
63. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusundasadece bir kuşku duyması, kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişimindebulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucudan yorum yetkilerini kullanarakmevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için uygun mahkemelere başvurmasıbeklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukukyolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığıdurumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuruyollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinlikle başarısızolduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolunun etkili birşekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başına başvurucuyubu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zira başvurucunun bu hukukyoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarını başvurucunun lehine olacakşekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır. (Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, § 37).
64. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminattalebinde bulunmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanın esasınınsonuçlanmasından önce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuru yolununmevcut olup olmadığının incelenmesi gerekmektedir.
65. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanankişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuruimkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi hertürlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olaydada başvurucu, tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın geçdeğerlendirildiğini ileri sürmüştür.
66. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda buhükmün başarıyla uygulandığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancakböyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortayakoyacak bir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin6/4/2016 tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalama işlemineyapılan itirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıl davanınsonuçlanması beklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerine göretazminat talep edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özel biramaçla kabul edilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişli niteliktaşıyan bir yasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasal düzenlemeninkapsamını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasında yararbulunmaktadır. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır (aynı yöndedeğerlendirmeler için bkz. Cafer Yıldız, § 39).
67. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
G. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
68. Başvurucu, on dört saat boyunca yeterince beslenemeden veuykusuz şekilde sorguya çıkarıldığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
69. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Buna göre somut olayda başvurucununiddialarının özü kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin olupbaşvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın 17. maddesi kapsamındaincelenmesi gerekir.
70. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereği AnayasaMahkemesine başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanun yollarınıntüketilmesi zorunludur. Başvurucunun bireysel başvuru konusu şikâyetiniöncelikle ve süresinde yetkili idari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarakiletmesi, bu konuda sahip olduğu bilgi ve delilleri zamanında bu makamlarasunması, bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir(İsmail Buğra İşlek, B. No: 2013/1177, 26/3/2013, § 17).
71. Bireyin bir devlet görevlisi tarafından hukuka aykırı veAnayasa'nın 17. maddesini ihlal eder biçimde bir muameleye tabi tutulduğunailişkin savunulabilir bir iddiasının bulunması hâlinde etkili bir soruşturmanınyapılması gerekmektedir. Bu soruşturma, sorumluların belirlenmesini vecezalandırılmasını da sağlamaya elverişli olmalıdır (Tahir Canan, § 25).
72. Devletin sahip olduğu etkili soruşturma yükümlülüğükapsamında, işkence veya kötü muamele olduğunu gösteren yeterli kesinbelirtiler mevcut olduğunda -kişilere müdahale üçüncü kişilerden gelmiş olsadahi- şikâyet ya da ihbarda bulunulmadığında bile resen soruşturma açılmasınınsağlanması gerektiği açıktır (Tahir Canan,§ 25).
73. Başvuruya konu olayda başvurucu, genel olarak kamugörevlileri tarafından kötü muameleye maruz bırakıldığını ileri sürmektedir.Başvurucunun anılan iddialarını herhangi bir adli ve/veya idari merciye ilettiğine dair bir bilgi veya belge sunmadığı dagözetildiğinde hukuk sisteminde mevcut yargısal yolları tüketmeksizin bireyselbaşvuruda bulunduğu anlaşılmaktadır.
74. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
H. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğiİddiası
1. Başvurucunun İddiaları
75. Başvurucu, tutuklu iş olmasına rağmen savcılık tarafındanözensiz şekilde yürütülen soruşturma sonunda iddianame düzenlendiğini vesoruşturma sürecinde -yeni olay ve olguların ortaya çıkması ve farklısuçlamalar yöneltilmesi nedeniyle- ek ifadesinin alınması gereken durumlardasavunma hakkı tanınmadığını ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
76. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Buna göre somut olayda başvurucunun iddialarının özü adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin olup başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerininAnayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
77. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
78. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanınsonuçlanmadığı (bkz. § 31), adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen buiddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğuanlaşılmaktadır.
79. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Gözaltına almanın ve tutuklamanın hukuki olmamasına,tutukluluğun makul süreyi aştığına, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkemeönüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun mükerrer olması nedeniyle REDDİNE,
2. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin süresindeyapılmadığına ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tahliye taleplerinin değerlendirilmemesi dolayısıyla kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 12/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.