TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ EFENDİ PEKSAK BAŞVURUSU (4)
(Başvuru Numarası: 2018/871)
Karar Tarihi: 18/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Fatih HATİPOĞLU
Başvurucu
:
Ali Efendi PEKSAK
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, özel soruşturma usulüne uyulmayarak doğalhâkim ilkesine aykırı şekilde yetkili olmayan mahkemelerce tutuklulukincelemesi yapılması ya da itirazın değerlendirilmesi, tutukluluğun makulsüreyi aşması, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızınyapılması, tutukluluk incelemelerinin süresinde yapılmaması ve tutukluluğun devamıkararına itirazının geç değerlendirilmesi nedenleriyle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının; özensiz olarak yürütülen soruşturma sonunda iddianamedüzenlenmesi ve savunma hakkının kısıtlanması nedenleriyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvurular 19/12/2017 ve 16/1/2018 tarihlerindeyapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulünekarar verilmiştir.
5. Yapılan incelemede aralarında konu ve kişi bakımındairtibat bulunması nedeniyle 2018/2952 numaralı başvurunun 2018/871 numaralıbaşvuru ile birleştirilmesine ve incelemenin bu dosya üzerinden yapılmasınakarar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. GenelBilgiler
7. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış ve bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihindeson bulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak-bu teşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam edenve son yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel DevletYapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanın olduğunudeğerlendirmişlerdir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169,20/6/2017, §§ 12-25).
8. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının dabulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında Yüksek Mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğu iddiasıylabaşlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltı ve tutuklamatedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
9. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla YüksekMahkeme (Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklamatedbiri uygulanmış, bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturmave/veya kovuşturma mercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuzYüksek Mahkeme üyesi hakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır.
10. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçokkararda FETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabul etmişlerdir. Bukapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde (E.2017/16.MD-956,K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyiz mercii olan- Yargıtay16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerinde verdiği kararlarda (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'nin silahlıbir terör örgütü olduğu sonucuna varmıştır.
11. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerine ilişkin olarak bkz.Aydın Yavuz ve diğerleri, § 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine vefaaliyetlerine ilişkin olarak soruşturma ve kovuşturma belgeleri iletedbir/disiplin kararlarında yer alan, başta haklarında soruşturma yürütülenyargı mensuplarının beyanları olmak üzere maddi olgulara dayalı bulunan iddiave tespitlere önceki kararlarda ayrıntılı şekilde yer verilmiştir (SelçukÖzdemir, § 22).
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
12. Kocaeli Adliyesinde hâkim olarak görev yapanbaşvurucu hakkında 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonra Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından ağır cezalık suçüstü hâli bulunduğu değerlendirilerekFETÖ/PDY'nin hiyerarşik yapılanmasında yer aldığı iddiasıyla soruşturmabaşlatılmıştır.
13. Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) 16/7/2016tarihinde başvurucunun görevden uzaklaştırılmasına, 24/8/2016 tarihinde isemeslekten ihraç edilmesine karar vermiştir.
14. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının HSYK kararıylagörevden uzaklaştırılanlar hakkında soruşturma işlemlerinin yapılması yönündekiyazısı üzerine başvurucu, Kocaeli Cumhuriyet Başsavcılığının talimatıyla16/7/2016 tarihinde gözaltına alınmıştır.
15. Başvurucu 19/7/2016 tarihinde, anayasal düzeniortadan kaldırmaya teşebbüs etme ve silahlı terör örgütüne üye olma suçlarındantutuklanması istemiyle Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliğine sevk edilmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu Kocaeli 1. Sulh CezaHâkimliğince 20/7/2016 tarihinde yapılmıştır.
17. Kocaeli 1. Sulh Ceza Hâkimliği başvurucunun silahlıterör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir.
18. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz etmiş; Kocaeli2. Sulh Ceza Hâkimliği 25/7/2016 tarihinde benzer gerekçelerle itirazıreddetmiştir.
19. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı 20/4/2017 tarihliiddianameyle başvurucunun anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüsetme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasınıengellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükûmetini ortadan kaldırmayaveya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üyeolma suçlarından cezalandırılması istemiyle hakkında kamu davasıaçmıştır.
20. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 22/5/2017 tarihindeiddianameyi kabul etmiş ve E.2017/143 sayılı dosya üzerinden yargılamabaşlamıştır. Mahkeme aynı tarihte tensiple birlikte başvurucunun tutuklulukhâlinin devamına, Mahkemenin görevsiz olduğuna ve yargılamanın yapılması içindosyanın ilk derece mahkemesi sıfatıyla Yargıtay 16. Ceza Dairesinegönderilmesine karar vermiştir.
21. Başvurucunun anılan görevsizlik ve tutukluluk hâlinindevamı kararına yaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesi tarafındanİstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesince ortaya konulan gerekçelere atfen 7/6/2017tarihinde kesin olarak reddedilmiştir.
22. Görevsizlik kararı üzerine yargılamaya Yargıtay 16.Ceza Dairesinin E.2017/10 sayılı dosyası üzerinden devam olunmuştur. Daire19/6/2017 tarihinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
23. Başvurucunun anılan karara yaptığı itiraz Yargıtay17. Ceza Dairesi tarafından 14/7/2017 tarihinde reddedilmiştir.
24. Yargıtay 16. Ceza Dairesi 18/7/2017 tarihindeDairenin görevsizliğine karar vererek görev uyuşmazlığının çözümlenmesi için dosyanınYargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine karar vermiştir. Daire görevsizlikkararı ile birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da kararvermiştir.
25. Başvurucu 2/8/2017 tarihinde tutukluluk hâlinindevamına dair karara itiraz etmiş, Yargıtay 16. Ceza Dairesi 7/8/2017 tarihindekararında düzeltmeye yer olmadığına karar vererek dosyayı incelenmek üzereitiraz mercii olan Yargıtay 17. Ceza Dairesine göndermiştir.
26. Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14/8/2017 tarihindeitirazın kesin olarak reddine karar vermiştir.
27. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10/10/2017 tarihindeİstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin görevsizlik kararının kaldırılmasına ve ilkderece mahkemesi sıfatıyla yargılamayı yapmak üzere dosyanın İstanbul 26. AğırCeza Mahkemesine gönderilmesine karar vermiştir.
28. Anılan görevsizlik kararı üzerine yargılamayaİstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin E.2017/216 sayılı dosyası üzerinden devamolunmuş, Mahkeme 22/11/2017 tarihinde tensiben başvurucunun tutukluluk hâlinindevamına da karar vermiştir.
29. Başvurucu (2018/871 sayılı başvuru yönünden)19/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
30. Başvurucunun anılan karara 22/12/2017 tarihindeyaptığı itiraz İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince 8/1/2018 tarihindereddedilmiştir.
31. Başvurucu itirazın reddine dair kararı 11/1/2018tarihinde öğrendiğini bildirmiştir.
32. Başvurucu (2018/2952 sayılı başvuru yönünden)16/1/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
33. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 13/2/2018 tarihindeyaptığı ilk duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Mahkeme anılan duruşmasonunda başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da karar vermiştir.
34. İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 17/1/2019 tarihindeyaptığı duruşmada terör örgütüne üye olma suçundan başvurucunun 12 yılhapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme anılan duruşmasonunda hükümle birlikte başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına da kararvermiştir.
35. Başvurucu anılan kararı istinaf etmiş, İstanbul BölgeAdliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi E.2019/480 sayılı dosya üzerinden yaptığıinceleme sonunda 17/9/2019 tarihinde başvurucunun istinaf talebini esastanreddetmiştir. Başvurucu söz konusu kararı temyiz etmiştir. Bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla dava Yargıtay'da derdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
36. İlgili hukuk için bkz. Mustafa Özterzi, B. No:2016/14597, 31/10/2019, §§ 33-48.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
37. Mahkemenin 18/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. KişiHürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddialar
1. Sulh CezaHâkimliklerinin Yapısına ve Özel Soruşturma Usulü Uygulanmamasına İlişkinİddialar
a. Başvurucununİddiaları
38. Başvurucu, hâkim olması nedeniyle hakkındakisoruşturmanın kanunda öngörülen özel soruşturma usulüne göre yapılmasıgerekirken buna uyulmayarak tutukluluk incelemelerinin ve tutukluluk hâlinindevamına dair kararlara yaptığı itirazlarının yetkisiz olan sulh cezahâkimliklerince değerlendirilmesi nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca soruşturma usulünündeğiştirilmesine ilişkin kanun hükmünde kararname (KHK) düzenlemesinin deAnayasa'ya aykırı olduğunu iddia etmiştir.
b. Değerlendirme
39. Başvuru konusu olayda ileri sürülen sulh cezahâkimliğinin bağımsız ve tarafsız olmadığı ve özel soruşturma usulüuygulanmaması iddialarıyla ilgili olarak daha önce bireyselbaşvuruda bulunulduğu ve başvurucunun anılan şikâyetleriyle ilgili olarak2016/59363 sayılı dosya üzerinden Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafındanyapılan inceleme sonunda açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilmezlik kararı verildiği tespit edildiğinden başvurunun buşikâyet yönünden de mükerrer başvuru niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun mükerrer olmasınedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
2. TutukluluğunMakul Süreyi Aştığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
41. Başvurucu; tahliye taleplerinin kabul edilmediğini,tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçeden yoksun olduğunu, bukararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgulara dayalı olarak açıklanmadığını,kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadığını ve adli kontrolün yetersizkalma nedenlerinin gösterilmediğini, tutukluluğa yönelik itirazlarının dagerekçesiz bir şekilde reddedildiğini, dolayısıyla somut hiçbir nedengösterilmeden matbu gerekçelerle sürdürülen tutukluluğun makul süreyi aştığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür. Başvurucu ek beyan dilekçesinde ise tutukluluğunun uzun sürdüğünedair şikâyetiyle ilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesinde açtığıtazminat davasının reddedildiğini bildirmiş ve buna ilişkin kararı dosyayasunmuştur.
b. Değerlendirme
42. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B.No: 2012/403, 26/3/2013, §§ 16, 17).
43. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülenazami süreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesindeöngörülen tazminat davası açma imkânının tüketilmesi gereken etkili bir hukukyolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B. No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
44. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra başvurucunun17/1/2019 tarihinde mahkûmiyetine karar verilmiştir. Ayrıca başvurucunun ekbeyan dilekçesiyle sunduğu karar incelendiğinde başvurucunun tutukluluğununuzun sürdüğüne dair şikâyetiyle ilgili olarak Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesindeaçtığı davanın Mahkemece, esasa ilişkin davanın derdest olduğu ve bu aşamadatazminat konusunda karar verilemeyeceği, davanın esasa ilişkin kararınkesinleşmesinden itibaren bir yıl içinde açılabileceği belirtilerek istinafkanun yolu açık olmak üzere reddedildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarlabaşvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığına ilişkin iddiası 5271 sayılıKanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davada incelenebilir. Bu maddekapsamında açılacak dava sonucuna göre tutukluluğun makul süreyi aştığınıntespiti hâlinde görevli mahkemece başvurucu lehine tazminata dahükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilendava yolu başvurucunun durumuna uygun, telafi kabiliyetini haiz, etkili birhukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolu tüketilmeden yapılan bireyselbaşvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ilebağdaşmamaktadır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
3. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
46. Başvurucu; tutukluluk incelemelerinin, tutuklulukhâlinin devamına dair kararlara yaptığı itirazlarının ve tahliye taleplerininduruşmasız olarak değerlendirildiğini ve uzun süredir hâkim önüne çıkmadığınıbelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
47. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§16, 17).
48. Anayasa Mahkemesi Salih Sönmez (B. No:2016/25431, 28/11/2018) kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasızyapılması ve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetiniincelemiştir. Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihiitibarıyla hâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarakverilecek bir ihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasınısağlamayacağını ve serbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş ve budurumda yalnızca kişinin uzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgilibir hak ihlalinin tespiti ve gerekiyorsa belli bir miktar tazminatahükmedilmesiyle yetinileceği sonucuna varmıştır.
49. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu türihlal iddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun, telafikabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır.
50. Somut olayda başvurucu 20/7/2016 tarihindetutuklanmış ve tutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 13/2/2018tarihinde yapılan duruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili birbiçimde ileri sürme fırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüneçıkmadığı süre yaklaşık 1 yıl 6 ay 23 gündür. Dolayısıyla somut başvuruyönünden anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
51. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyaptığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesinedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
4. Tutuklulukİncelemelerinin Süresinde Yapılmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
52. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinceiddianamenin ve buna bağlı olarak tutukluluk durumunun -5271 sayılı Kanun'dabelirtilen on beş günlük süreden- on yedi gün sonra değerlendirildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
b. Değerlendirme
53. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası uyarıncahürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumu hakkında karar verilmesinive bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbest bırakılmasınısağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkı bulunmaktadır.Burada belirtilen bir yargı merciine başvurma hakkı, suç isnadıylahürriyetinden yoksun bırakılan kimseler bakımından tahliye talebinin yanı sıratutuklama, tutukluluğun devamı ve tahliye talebinin reddi kararlarına karşıyapılan itirazların incelenmesi sırasında da uygulanması gereken bir güvencedir(Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, §§ 122, 123).
54. Bununla birlikte 5271 sayılı Kanun'un 108. maddesinegöre şüpheli veya sanığın istemi olmaksızın tutukluluğun resen incelenmesidurumunda, hürriyeti kısıtlanan kişiye tanınan yargı merciine başvurma hakkıkapsamında bir değerlendirme yapılmadığından bu incelemeler Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası kapsamına dâhil değildir (Firas Aslan ve HebatAslan, B. No: 2012/1158, 21/11/2013, § 32; Faik Özgür Erol vediğerleri, B. No: 2013/6160, 2/12/2015, § 24).
55. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun gözdengeçirilmesi yönünden resen yapılan bu incelemeler Anayasa'nın 19. maddesininkapsamına dâhil olmadığından başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
5. Tutukluluğaİtirazının Geç Değerlendirildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucununİddiaları
56. Başvurucu, İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesinin22/11/2017 tarihinde verdiği tutukluluk hâlinin devamına dair karara 22/12/2017tarihinde yaptığı itirazın İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince -8/1/2018tarihinde- 17 gün sonra değerlendirildiğini belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
57. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliği gereğiAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16,17).
58. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (k) bendi, yakalanan veya tutuklanan kişilere yakalama ve tutuklamaişlemine karşı kanunda öngörülen başvuru imkânlarından yararlandırılmamalarıdurumunda maddi ve manevi her türlü zararlarının tazminini isteyebilmelerineimkân sağlamaktadır. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi bireysel başvurununincelendiği tarih itibarıyla tahliyesine karar verilen ya da hükümlü hâle gelenbaşvurucular yönünden anılan yolun tüketilmesi gereken etkili bir hukuk yoluolduğu sonucuna varmıştır (Cafer Yıldız, B. No: 2014/9308, 9/1/2018, §§37-40; Yaşar Saçlı, B. No: 2014/9311, 24/1/2018, §§ 37-40; Ali EfendiPeksak, B. No: 2017/29428, 17/7/2019, §§ 101-112).
59. Somut olayda Mahkeme 17/1/2019 tarihinde yaptığıduruşmada başvurucunun mahkûmiyetine ve hükmen tutukluluk durumunun devamınakarar vermiştir. Dolayısıyla anılan kararlarda varılan sonuçtan ayrılmayıgerektiren bir durum söz konusu değildir. Buna göre 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesibireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
60. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucununİddiaları
61. Başvurucu; tutuklu dosya olmasına rağmen Savcılıktarafından özensiz şekilde yürütülen soruşturma sonunda iddianamedüzenlendiğini ve soruşturma sürecinde -yeni olay ve olguların ortaya çıkmasıve farklı suçlamalar yöneltilmesi nedeniyle- ek ifadesinin alınması gerekendurumlarda savunma hakkı tanınmadığını, ayrıca bir kısım talebine ilişkinolarak Mahkemece bir karar verilmediğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
62. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Buna göre somut olayda başvurucunun iddialarının özü adil yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin olup başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerininAnayasa'nın 36. maddesi kapsamında incelenmesi gerekir.
63. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin ihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için öngörülen idari veyargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir (AyşeZıraman ve Cennet Yeşilyurt, §§ 16, 17).
64. Somut olayda başvurucu hakkındaki yargılamanınsonuçlanmadığı (bkz. § 35), adil yargılanma hakkı kapsamında ileri sürülen buiddiaların yargılama sürecinde ve kanun yolunda incelenmesi imkânının bulunduğuanlaşılmaktadır.
65. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Sulh ceza hâkimliklerinin yapısına ve özelsoruşturma usulü uygulanmamasına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun mükerrerolması nedeniyle REDDİNE,
2. Tutukluluğun makul süreyi aştığına ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin şikâyetler yönünden başvurunun başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Resen yapılan tutukluluk incelemelerinin süresindeyapılmadığına ilişkin iddianın konu bakımından yetkisizlik nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
5. Tutukluluğa itirazının geç değerlendirilmesi nedeniylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
6. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/11/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.