TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ KARATAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/990)
Karar Tarihi: 10/12/2014
R.G. Tarih-Sayı: 4/4/2015-29316
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Ali KARATAY
Vekili
:
Av. Serkan CENGİZ
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, içeriğinde “Devrimden Sonra” adlı yerli sinema filmininyer aldığı kompakt diskin (CD), hükümlü olarak tutulduğu Ceza İnfaz Kurumuidaresince kendisine verilmemesi nedeniyle ifade özgürlüğünün ihlal edildiğini;öte yandan, bu karara karşı şikâyet başvurusu ve itiraz aşamalarında Cumhuriyetsavcısı görüşlerinin kendisine tebliğ edilmediğini ve itiraz incelemesininduruşmasız yapıldığını, bu nedenlerle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 3/12/2012 tarihindeİzmir 11. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksikliklertamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 12/6/2013tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. İkinci Bölüm tarafından 17/9/2013tarihinde yapılan toplantıda başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesininbirlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 23/9/2013tarihinde Bakanlığa bildirilmiştir. Bakanlığın yazılı görüşü 25/11/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine sunulmuştur.
6. Bakanlık görüş yazısı, başvurucuya 17/12/2013tarihinde bildirilmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 19/12/2013 tarihinde sunmuştur.
III. OLAYLAR VEOLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/11/2008tarih ve E.2007/13, K.2008/225 sayılı kararıyla başvurucunun hapis cezası ilecezalandırılmasına karar verilmiş ve bu karar Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 1/11/2010tarih ve E.2010/7510, K.2010/11178 sayılı kararıyla onanmıştır.
9. Başvurucu, cezasının kalan kısmının infazı için 2011yılının Şubat ayında İzmir Kırıklar 1 No.lu F Tipi Ceza İnfaz Kurumunayerleştirilmiştir. Başvurucu halihazırda HaymanaKapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunmaktadır.
10. Başvurucuya, ailesi tarafından, içeriğinde “Devrimden Sonra” adlı yerli sinemafilminin yer aldığı bir CD gönderilmiştir. Sözü edilen CD’yi inceleyen İzmir 1.No.lu F Tipi Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü Eğitim Kurulunun(Eğitim Kurulu), 28/5/2012 tarih ve 2012/58 sayılıkararıyla, CD’nin başvurucuya verilmemesine karar verilmiştir. Anılan kararınilgili kısmı şöyledir:
“… Hükümlü/tutuklu Ali KARATAY’aposta ile gelen cd.’nin içeriğinde ‘siyasi propagandayapıldığı, halkı bölmeyi amaçlayan propaganda yapıldığı, belli ideolojileriövdüğü vs.’ olduğu için yukarıda adı geçene VERİLMEMESİNE oy birliğiyle kararverilmiştir.”
11. Başvurucu, 30/5/2012 tarihlidilekçe ile Eğitim Kurulu kararına karşı İzmir İnfaz Hâkimliğine şikâyetbaşvurusunda bulunmuştur. Başvuru ile ilgili olarak Cumhuriyet savcısı yazılımütalaasında, reddine karar verilmesi yönünde görüş bildirmiştir. Mütalaanınilgili kısmı şöyledir:
“...
İlgili Ali KARATAY adına posta yoluylagönderilen ‘Devrimden Sonra’ adlı film cd ile ilgili olarak... Eğitim Kurulu Başkanlığının ... sayılı kararı ile söz konusu cd'ninizletilmemesine dair kararın ‘siyasi propaganda yapıldığı, halkı bölmeyi amaçlayanpropaganda yapıldığı, belli ideolojileri övdüğü vs.’ için uygun olduğuanlaşılmakla;
Adı geçen ... adınaposta yoluyla gönderilen ... film cd. ile ilgili olarak ... Eğitim Kurulu Başkanlığının ...sayılı kararı ile ilgili itirazlarının reddine karar verilmesihususu;
Kamu adına mütalaa olunur.”
12. İzmir 1. İnfaz Hakimliğinin21/6/2012 tarih ve E.2012/997, K.2012/995 sayılı kararı ile başvurucununşikâyetinin reddine karar verilmiştir. Anılan kararın ilgili kısmı şöyledir:
“…
Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Tüzüğün 43/1-ı maddesinde eğitimkurulunun, kuruma gelen her türlü yayının, kurum güvenliğini tehli(ke)ye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf veyorumları kapsayan nitelikte olup olmadığına karar verme ve yetkisindeolduğunun belirtildiği,
5275 Sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerininİnfazı Hakkındaki (Kanunun) 62/3 maddesinde bu tür hiçbir yayının hükümlüyeverilmeyeceği ve Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesinin 11/b maddesinde‘Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile kurum güvenliğini tehlikeye düşürdüğüveya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsadığı eğitim kurulukararıyla tespit edilen hiçbir yayın kuruma kabul edilmez’ şeklinde hükümbelirtildiğinden, hükümlü Ali KARATAY’ın itirazınakonu dosya içinde mevcut, Devrimden Sonra adlı CD incelendiğinde, içerikleridikkate alındığında siyasi propaganda yapıldığı, halkı bölmeyi amaçlayanpropaganda yapıldığı, belli ideolojileri övdüğü için ve tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde, Kurum Eğitim Kurulu Başkanlığının …sayılı kararının Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklere uygunolduğu anlaşıldığından, itirazın reddine karar vermek gerektiği …”
13. Başvurucu, İnfaz Hâkimliğinin ret kararına karşı 2/7/2012 tarihli dilekçe ile itiraz kanun yoluna başvurmuşolup, itirazı inceleyen İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2/10/2012 tarih ve2012/1392 sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmiştir.
14. İzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesinin kararı başvurucuya 5/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
15. Başvurucu 3/12/2012 tarihinde,Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
16. 16/5/2001 tarih ve 4675 sayılı İnfazHâkimliği Kanunu’nun 4. maddesi şöyledir:
“İnfaz hakimliklerinin görevleri şunlardır :
1. Hükümlü ve tutukluların ceza infazkurumları ve tutukevlerine kabul edilmeleri, yerleştirilmeleri,barındırılmaları, ısıtılmaları ve giydirilmeleri, beslenmeleri, temizliklerininsağlanması, bedensel ve ruhsal sağlıklarının korunması amacıyla muayene vetedavilerinin yaptırılması, dışarıyla ilişkileri, çalıştırılmaları gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
2. Hükümlülerin cezalarının infazı, müşahadeye tabi tutulmaları, açık cezaevlerine ayrılmaları,izin, sevk, nakil ve tahliyeleri; tutukluların sevk ve tahliyeleri gibi işlemveya faaliyetlere ilişkin şikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
3. Hükümlü ve tutuklular hakkında alınandisiplin tedbirleri ve verilen disiplin cezalarının kanun, tüzük veyayönetmelik hükümleri ile genelgelere aykırı olduğu iddiasıyla yapılanşikâyetleri incelemek ve karara bağlamak.
4. Ceza infaz kurumları ve tutukevleri izlemekurullarının kendi yetki alanlarına giren ceza infaz kurumları ve tutukevlerindekitespitleri ile ilgili olarak düzenleyip intikal ettirdikleri raporlarıinceleyerek, varsa şikâyet niteliğindeki konular hakkında karar vermek.
5. Kanunlarla verilen diğer görevleri yapmak.
Kanunlarda başka bir yargı merciine bırakılankonulara ilişkin hükümler saklıdır.”
17. 4675 sayılı Kanun’un 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
“Şikayet başvurusuüzerine infaz hâkimi, duruşma yapmaksızın dosya üzerinden bir hafta içindekarar verir; ancak, gerek gördüğünde karar vermeden önce şikayet konusu işlemveya faaliyet hakkında resen araştırma yapabilir ve ilgililerden bilgi ve belgeisteyebilir; ayrıca ceza infaz kurumu ve tutukevi ile ilgili Cumhuriyetsavcısının da yazılı görüşünü alır. (Ek cümle: 22/7/2010-6008S.K./5.md.) Disiplin cezasına karşı yapılan şikâyet üzerine infaz hâkimi,hükümlü veya tutuklunun savunmasını aldıktan ve talep edilen diğer delilleritoplayıp değerlendirdikten sonra kararını verir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008S.K./5.md.) Hükümlü veya tutuklu, savunmasını, hazır bulunmak vevekaletnamesini ibraz etmek koşuluyla avukatıyla birlikte veya avukatıaracılığıyla yapabilir. (Ek cümle: 22/7/2010-6008S.K./5.md.) İnfaz hâkimi gerekli görmesi durumunda hükümlü veya tutuklununsavunmasını ceza infaz kurumunda da alabilir.”
18. 13/12/2004 tarih ve 5275 sayılı Ceza veGüvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un “Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı” kenarbaşlıklı 62. maddesi şöyledir:
“(1) Hükümlü, mahkemelerce yasaklanmamışolması koşuluyla süreli ve süresiz yayınlardan bedelini ödeyerek yararlanmahakkına sahiptir.
(2) Resmî kurumlar, üniversiteler, kamu kurumuniteliğindeki meslek kuruluşları ile mahkemelerce yasaklanmamış olmasıkoşuluyla Bakanlar Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıflar ve kamu yararınaçalışan dernekler tarafından çıkartılan gazete, kitap ve basılı yayınlar,hükümlülere ücretsiz olarak ve serbestçe verilir. Eğitim ve öğretimine devameden hükümlülerin ders kitapları denetime tâbi tutulamaz.
(3) Kurum güvenliğini tehlikeye düşüren veyamüstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan hiçbir yayın hükümlüyeverilmez.”
19. 6/4/2006 tarih ve 26131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Ceza İnfazKurumlarının Yönetimi İle Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Tüzük’ün “Eğitimkurulunun görev ve yetkileri” kenar başlıklı 43. maddesinin (1)numaralı fırkasının (ı) bendi şöyledir:
“(1) Eğitim kuruluaşağıda sayılan işleri yapmakla görevli ve yetkilidir;
…
ı) Kuruma gelen her türlü yayının, kurumgüvenliğini tehlikeye düşüren veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf ve yorumlarıkapsayan nitelikte olup olmadığına karar vermek,
…”
20. 12/7/2005 tarihli Adalet Bakanı Olur’u ileyürürlüğe giren Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin“Kuruma kabul edilmeyecek yayınlar”kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“a) Mahkemelerce yasaklanmış olan,
b) Mahkemelerce yasaklanmamış olsa bile, kurumgüvenliğini tehlikeye düşürdüğü veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf veyorumları kapsadığı eğitim kurulu kararıyla tespit edilen,
hiçbir yayın kuruma kabul edilmez.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
21. Mahkemenin 10/12/2014 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 3/12/2012 tarih ve 2012/990 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
22. Başvurucu, ceza infaz kurumunda hükümlü olarak bulunmasınedeniyle bazı sınırlamalara tabi tutulması kaçınılmaz olsa da idarenin,bilgiye ve sanat eserlerine erişim hakkını ölçüsüz, suç teşkil edecek veayrımcılık oluşturacak şekilde ortadan kaldırdığını, hakkında herhangi biryasaklama kararı olmayan ve pek çok sinemada gösterilen filme erişimininengellenmesinin tek nedeninin, Türkiye’de sosyalist bir devrim gerçekleşmesikurgusu üzerine çekilmiş olması olduğunu belirterek, bilgiye erişim, maddi vemanevi varlığını geliştirme ve ayrımcı muameleye tabi tutulmama haklarınınihlal edildiğini; ayrıca, Cumhuriyet savcısının şikâyet başvurusunun reddineyönelik mütalaasının “karşıt değerlendirmesinisunması için” kendisine bildirilmediğini, İnfaz Hakimliğininduruşma yapmaksızın şikâyet başvurusunu reddettiğini, İnfaz Hakimliğininkararına karşı itiraz üzerine Cumhuriyet savcısının mütalaasının yine kendisinebildirilmediğini, itirazı inceleyen mahkemenin de duruşma yapmaksızın itirazıreddettiğini belirterek Anayasa’nın 36. maddesi ve Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi’nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasında tanımlanan adilyargılanma hakkının (silahların eşitliği ilkesi) ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
B. Değerlendirme
23. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp, olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder. Bu bakımdan başvurucunun, belirtilen film CD’sineerişiminin engellenmesi ile ilgili şikâyetlerinin bir bütün olarak ifadeözgürlüğü kapsamında incelenmesi gerekir. Bunların dışında, başvurucunun adilyargılanma hakkı kapsamındaki şikâyetlerinin ayrıca incelenmesine gerekgörülmemiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
24. Başvurucu, film CD’sine erişiminin engellenmesi sonucundabilgiye erişim hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
25. Bakanlık görüş yazısında, içeriğinde sinema filmi yeralan CD’nin başvurucuya verilmemesi ile ilgili iddiaların, Sözleşme’nin 10.maddesi kapsamında ifade özgürlüğünün ilk aşaması olan kanaat oluşturma, bilgiedinme ve bilgiye erişim özgürlükleri çerçevesinde incelenmesi gerektiğibildirilmiştir.
26. Başvurucu, belirtilen Bakanlık görüşüne karşı herhangibir karşı beyanda bulunmamıştır.
27. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/11/2011 tarih ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralıfıkrası hükümlerine göre, Anayasa Mahkemesine yapılan bir bireysel başvurununesasının incelenebilmesi için, kamu gücü tarafından müdahale edildiği iddiaedilen hakkın Anayasa’da güvence altına alınmış olmasının yanı sıra Sözleşme veTürkiye’nin taraf olduğu ek protokollerinin kapsamına girmesi gerekir. Birbaşka ifadeyle, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı dışında kalan birhak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabul edilebilir olduğuna kararverilmesi mümkün değildir (B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18).
28. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmî makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sisteminebağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerinkullanılması, (Ek ibareler: 3.10.2001-4709/9 md.)millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri veDevletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçlarınönlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulüncebelirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özelve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veyayargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıylasınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarınınkullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememekkaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
(Ek fıkra: 3.10.2001-4709/9 md.) Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
29. Sözleşme’nin “İfadeözgürlüğü” kenar başlıklı 10. maddesi şöyledir:
“1. Herkes ifade özgürlüğü hakkına sahiptir.Bu hak, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülke sınırlarıgözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber ve görüş alma ve de vermeözgürlüğünü de kapsar. Bu madde, Devletlerin radyo, televizyon ve sinemaişletmelerini bir izin rejimine tabi tutmalarına engel değildir.
2. Görev vesorumluluklar da yükleyen bu özgürlüklerin kullanılması, yasayla öngörülen vedemokratik bir toplumda ulusal güvenliğin, toprak bütünlüğünün veya kamugüvenliğinin korunması, kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesininönlenmesi, sağlığın veya ahlakın, başkalarının şöhret ve haklarının korunması,gizli bilgilerin yayılmasının önlenmesi veya yargı erkinin yetki vetarafsızlığının güvence altına alınması için gerekli olan bazı formaliteler,koşullar, sınırlamalar veya yaptırımlara tabi tutulabilir.”
30. Görüldüğü üzere Anayasa’nın 26.maddesinin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde, ifade özgürlüğünün, resmimakamların müdahalesi olmaksızın, haber veya fikir almak özgürlüğünü kapsadığı;aynı şekilde Sözleşme’nin 10. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ikinci cümlesindede ifade özgürlüğü hakkının, kamu makamlarının müdahalesi olmaksızın ve ülkesınırları gözetilmeksizin, haber ve görüş alma özgürlüğünü kapsadığı hükümaltına alınmıştır.
31. Buna göre, Anayasa ve Sözleşme’nin ortak koruma alanı,haber veya fikirlere ulaşma hakkını güvence altına almaktadır. Dolayısıyla,haber veya fikirlere ulaşma hakkının, bireysel başvuru incelemesi bakımından,Anayasa Mahkemesinin konu bakımından yetki alanı içerisinde yer aldığıkonusunda tereddüt bulunmamaktadır.
32. Başvurucunun, açıkça dayanaktan yoksun olmayan ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmayanifade özgürlüğünün ihlal edildiğine dair başvurusunun, kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
33. Bakanlık görüş yazısında, şikâyete konu film CD’sininbaşvurucuya verilmemesine ilişkin kararın iç hukukta açık ve ulaşılabilir biryasal dayanağının olduğu ve söz konusu kararın suç işlenmesinin önlenmesi vekamu emniyeti gibi amaçlarla meşru kabul edilebileceği, ancak her somut olayınözellikleri dikkate alınarak yapılan demokratik toplumda zorunluluk teşkiletmesi kriteri bakımından, şikâyete konu olayın ilgiliyargı kararları da dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda,ihtilaf konusu CD içeriğinde yer alan filmin, genel itibarıyla ülkedegerçekleşen bir sosyalist devrimden sonra günlük hayatta meydana gelendeğişimleri konu edindiği, ancak gerek Eğitim Kurulu kararında, gerekse itirazüzerine yargı organlarının vermiş oldukları ret kararlarında, söz konusu filminiçeriğinde yer alan hangi unsurların siyasi propaganda niteliği taşıdığı, halkıbölmeyi amaçladığının açıkça belirtilmediği, keza özellikle yerel yargımakamlarının vermiş oldukları ret kararlarında 5275 sayılı Kanun’un “Süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma hakkı”başlıklı 62. maddesinin (3) numaralı fırkası ile Ceza İnfaz Kurumları Kütüphaneve Kitaplık Yönergesi’ne dayandıkları, ancak bu yasaldüzenlemelerde belirtilen kurum güvenliğini tehlikeye düşürme veya müstehcenhaber, yazı, fotoğraf ve yorumları kapsayan yayın kavramlarının yerel yargıorganlarınca yeterince irdelenmediği hususlarına dikkat çekilmiştir.
34. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşıbeyan dilekçesinde, cezaevlerinde tutulan mahpusların, yasal koşullarçerçevesinde film izleme hakları olduğunu, diğer mahpuslar gibi kendisinetanınmış olan bu haktan yararlanmak istemesine rağmen, ayrımcı bir işlemsonucunda bu haktan yoksun bırakıldığını, idarenin sadece filmin adına bakarakkarar verdiğini, film hakkında herhangi bir yasaklama kararının bulunmadığını,kurum güvenliğini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin ise tartışılmadığını,Eğitim Kurulu kararının gerekçesinde yer verilen “siyasi propaganda yapıldığı, halkı bölmeyi amaçlayan propagandayapıldığı, belli ideolojileri övdüğü” ibarelerinin lafız ve özitibarıyla yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bireyin kendini geliştirmesinin,bu amaçla bilgi kaynaklarına ve sanat eserlerine ulaşmasının, çağdaşdemokrasinin olmazsa olmaz unsurlarından olduğunu, mahpusun dış dünyada olupbitenler hakkında bilgi sahibi olabilmesinin, kendini geliştirmesi ve infazsonrası toplumla kaynaşması bakımından önemli olduğunu, dolayısıyla idareninözgürlüğe müdahalesinin demokratik toplumun gerekleri ile bağdaşmadığını veölçüsüz olduğunu ifade etmiştir.
35. Anayasa’nın “Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti”kenar başlıklı 26. maddesinde herkesin, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahip olduğu, bu özgürlüğün resmî makamların müdahalesi olmaksızınhaber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsadığı hükmebağlanmıştır.
36. Sözleşme’nin “İfadeözgürlüğü” kenar başlıklı 10. maddesinde ise, herkesin ifadeözgürlüğü hakkına sahip olduğu ve bu hakkın, kamu makamlarının müdahalesiolmaksızın ve ülke sınırları gözetilmeksizin, kanaat özgürlüğünü ve haber vegörüş alma ve de verme özgürlüğünü de kapsadığı hüküm altına alınmıştır.
37. Görüldüğü üzere, Anayasa ve Sözleşme hükümleri çerçevesindehaber veya fikirlere ulaşma hakkı, ifade özgürlüğünün unsurları arasında yeralmaktadır.
38. Anayasa’nın “Temel hakve hürriyetlerin sınırlanması” kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
“Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızcaAnayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz.”
39. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başkayollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Buhürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya davermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo, televizyon, sinema veyabenzeri yollarla yapılan yayımların izin sistemine bağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerin kullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni,kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri ve Devletin ülkesi ve milletiile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçların önlenmesi, suçlularıncezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulünce belirtilmiş bilgilerinaçıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özel ve aile hayatlarınınyahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veya yargılama göreviningereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıyla sınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarının kullanılmasınailişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememek kaydıyla,düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasındauygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
40. Anayasa’nın 26. maddesinde düşünceyi açıklama ve yaymaözgürlüğünün kullanımında başvurulabilecek araçlar “söz, yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiş ve“başka yollar” ifadesiyle hertürlü ifade aracının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (B.No:2013/2602, 23/1/2014, §43).
41. İfade özgürlüğü, insanın serbestçe haber ve bilgilere,başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayıkınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarlaserbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarınaaktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir (B. No: 2013/2602, 23/1/2014, §40).
42. Bilgi ve düşünceleri edinme özgürlüğünün, ifadeözgürlüğünün ayrılmaz bir parçası olduğu konusunda herhangi bir tereddütbulunmamaktadır. Anayasa’da ifade özgürlüğüne ilişkin olarak daha ayrıntılıdüzenlemeler de yer almakla birlikte mevcut koşullar altında başvurunun, ifadeözgürlüğüne ilişkin temel düzenleme olan Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında incelenmesininuygun olacağı değerlendirilmiştir.
43. Mutlak olmayan ve sınırlanabilir bir hak niteliğinde olanifade özgürlüğü, Anayasa’da yer alan temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması rejimine tabidir. İfade özgürlüğüne ilişkin 26. maddenin ikincifıkrasında sınırlama sebeplerine yer verilmiştir. Ancak bu özgürlüğe yöneliksınırlamaların da bir sınırının olması gerektiği açıktır. Temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasında, Anayasa’nın 13. maddesindeki ölçütlerin gözönünde bulundurulması zorunludur. Bu sebeple, ifade özgürlüğüne getirilensınırlamaların denetiminin Anayasa’nın 13. maddesinde yer alan ölçütlerçerçevesinde ve Anayasa’nın 26. maddesi kapsamında yapılması gereklidir.
44. Açıklanan ilkeler ışığında, başvuruya konu olayda, ifadeözgürlüğünün ihlal edilip edilmediğinin tespiti bakımından, sırasıyla,müdahalenin mevcudiyetinin ve meşru olup olmadığının belirlenmesi gereklidir.
a. MüdahaleninMevcudiyeti
45. Ceza infaz kurumunda bulunan bir hükümlü olarakbaşvurucunun “Devrimden Sonra”adlı filmin CD’sine erişiminin engellenmesinin, başvurucunun bilgi vedüşünceleri edinme özgürlüğü ve dolayısıyla ifade özgürlüğüne yönelik birmüdahale oluşturduğu açıktır.
b. MüdahaleninMeşruluğu
46. Tespit edilen müdahalenin, Anayasa’nın 26. maddesianlamında meşru kabul edilebilmesi için, aynı maddenin ikinci fıkrasındabelirtilen sınırlama nedenlerinden bir veya daha fazlasına dayanması ve hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin Anayasa’nın 13. maddesinde belirtilengüvencelere uygun olması gereklidir. Bu nedenle, sınırlamanın Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa’nın ilgili maddesinde belirtilmişve kanunla öngörülmüş olma, Anayasa’nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzenininve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmamakoşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
i. MüdahaleninKanuniliği
47. Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan hukuk devletinin temelilkelerinden biri “belirlilik”tir.Bu ilkeye göre, yasal düzenlemelerin hem kişiler hem de idare yönünden herhangibir duraksamaya ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık, net, anlaşılır veuygulanabilir olması, ayrıca kamu otoritelerinin keyfi uygulamalarına karşıkoruyucu bir takım güvenceler içermesi gereklidir. Belirlilik ilkesi, hukuksalgüvenlikle bağlantılı olup; birey, belirli bir kesinlik içinde, hangi somuteylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunlarınkamu otoritesine hangi müdahale yetkisini doğurduğunu, kanundan öğrenebilmeimkânına sahip olmalıdır. Birey, ancak bu durumda kendisine düşenyükümlülükleri öngörüp, davranışlarını düzenleyebilir. Hukuk güvenliği,kuralların öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devletegüven duyabilmesini, devletin de kanuni düzenlemelerde bu güven duygusunuzedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar (AYM, E.2009/51, K.2010/73,K.T. 20/5/2010; AYM, E.2009/21, K.2011/16, K.T.13/1/2011; AYM, E.2010/69, K.2011/116, K.T. 7/7/2011; AYM, E.2011/18,K.2012/53, K.T. 11/4/2012).
48. Kanunilik şartı, hak ve özgürlüklere yöneliksınırlamaların yalnızca şekli olarak kanunla düzenlenmesi ile sınırlı olmayıp,bunların içerik olarak da belirli bir amacı gerçekleştirmeye elverişliolmalarına ilişkin gerekliliği de ifade etmektedir. Bu açıdan kanun metni,bireylerin, gerektiğinde hukuki yardım almak suretiyle, hangi somut eylem veolguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını belli bir açıklık vekesinlikte öngörebilmelerine imkân verecek düzeyde kaleme alınmış olmalıdır.Dolayısıyla, uygulanması öncesinde kanun, muhtemel etki ve sonuçlarına dairyeterli derecede öngörülebilir olmalıdır. Bununla birlikte, kanun metninin tümsonuç ve etkileri göstermesi her zaman beklenemeyeceğinden, aranan açıklığınölçüsü, söz konusu metnin içeriği, düzenlemeyi hedeflediği alan ile hitapettiği kitlenin statü ve büyüklüğü gibi faktörler dikkate alınarakbelirlenebilir. Bu özelliklere sahip kanunun, aynı zamanda kolaylıklaerişilebilir nitelikte olması gerekir (AYM, E.2011/62, K.2012/2, K.T. 12/1/2012).
49. AİHM içtihatlarına göre de bir kanuni düzenlemeninbireylerin davranışını ona göre düzenleyebileceği kadar kesinlik içermesi,kişinin gerektiği takdirde hukuki yardım almak suretiyle, bu kanunun düzenlediğialanda belli bir eylem nedeniyle ortaya çıkacak sonuçları makul bir düzeydeöngörebilmesi gerekmektedir. Öngörülebilirliğin mutlak ölçüde olması gerekmez.Kanunun açıklığı, arzu edilir bir durum olmakla birlikte; bazen aşırı birkatılığı da beraberinde getirebilir. Oysa hukukun ortaya çıkan değişikliklereuyarlanabilmesi gerekmektedir. Birçok kanun, işin doğası gereği, yorumlanmasıve uygulanması pratik gerçekliğe bağlı olan yoruma açık formüller içermektedir(bkz. Kayasu/Türkiye, B. No: 64119/00, 76292/01, 13/11/2008, § 83).
50. 5275 sayılı Kanun’un “Süreli veya süresiz yayınlardan yararlanma hakkı”kenar başlıklı 62. ve Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin “Kurumakabul edilmeyecek yayınlar” kenar başlıklı 11. maddelerinde,yasaklanmış veya yasaklanmamış olmakla birlikte kurum güvenliğini tehlikeyedüşüren veyahut müstehcen içeriğe sahip yayınların ceza infaz kurumuna kabuledilmeyeceği düzenlemesine yer verilmiştir.
51. Ceza infaz kurumları ve infazla ilgili mevzuatın, belirlidüzeyde açık ve öngörülebilir olması yanında, özellikle özgürlüğü bağlayıcıcezanın amacı, kurumun iç disiplininin sağlanması ve benzeri birçok nedenle,cezaevi idaresine belirli ölçüde takdir yetkisi ve bir hareket alanı sağlamasıda gerekir. Bu nedenle, müdahalenin dayanağı olan düzenlemeler; yeterli düzeydeaçık, belirli, öngörülebilir ve erişilebilir niteliktedir.
52. Gerek Eğitim Kurulu, gerekse İnfaz Hâkimliğikararlarında, sinema filminde siyasi ve halkı bölmeyi amaçlayan propagandalaryapıldığı ve belli ideolojilerin övüldüğü gerekçelerine ve bu kapsamda 5275sayılı Kanun’un 62. ve Ceza İnfaz Kurumları Kütüphane ve Kitaplık Yönergesi’nin 11. maddelerine dayanılmıştır (§§ 18, 20).
53. Belirtilen hususlar çerçevesinde, başvurucunun haber veyafikirlere ulaşma hakkına yönelik müdahalenin kanuni olduğu açıktır.
ii. Meşru Amaç
54. İfade özgürlüğüne yapılan bir müdahalenin meşru kabuledilebilmesi için, Anayasa’nın 26. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilenmillî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temel nitelikleri veDevletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması, suçlarınönlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulüncebelirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özelve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veyayargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarına yönelikolması gerekir (bkz. B. No: 2013/409, 25/6/2014, §84).
55. Somut olayda müdahale gerekçesi olarak, CD’nin içeriğindesiyasi ve halkı bölmeyi amaçlayan propaganda yapılması ve belli ideolojilerinövülmesi gösterilmiştir. Derece mahkemelerinin kararları bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde başvurucunun ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin “kamu düzeni”nin sağlanması kapsamında Devlet tarafındanbelirlenen amaçların ve faaliyetlerin uzantısı niteliğinde olduğu ve bunun daAnayasa’nın ifade özgürlüğünü güvence altına alan 26. maddesinin ikinci fıkrasıanlamında meşru bir amaç taşıdığının kabulü gerekir.
iii. Demokratik Toplumda Gereklilik veÖlçülülük
56. Başvurucu, kendini geliştirmesi, buamaca uygun olarak bilgi kaynaklarına ve sanat eserlerine ulaşmasının, çağdaşdemokrasilerin “olmazsa olmaz”unsurlarından olduğunu, her ne kadar cezaevinde bulunması nedeniyle bazısınırlamalara tabi tutulması kaçınılmaz ise de, cezaevi idaresinin kendisineyönelik ölçüsüz ve ayrımcı bir tutumla bilgiye erişim hakkını ortadankaldırdığını, hakkında yasaklama kararı olmayan filmi izleme talebinin, sert veantidemokratik ifadelerle engellendiğini ileri sürmüştür.
57. Bakanlık görüş yazısında, her somutolayın özellikleri dikkate alınarak yapılan demokratik toplumda zorunlulukdenetimi bakımından, şikâyete konu olayın ilgili yargı kararları da dikkatealınarak değerlendirilmesi gerektiği, somut olayda, ihtilaf konusu CDiçeriğinde yer alan filmin, genel itibarıyla ülkede gerçekleşen bir sosyalistdevrimden sonra günlük hayatta meydana gelen değişimleri konu edindiği, ancakgerek Cezaevi Eğitim Kurulu kararında, gerekse itiraz üzerine yargıorganlarının vermiş oldukları ret kararlarında, söz konusu filmin içeriğindeyer alan hangi unsurların siyasi propaganda niteliği taşıdığı, halkı bölmeyiamaçladığının açıkça belirtilmediği, keza özellikle yerel yargı makamlarınınvermiş oldukları ret kararlarında 5275 sayılı Kanun’un “Süreli ve süresiz yayınlardan yararlanma hakkı”başlıklı 62. maddesinin (3) numaralı fırkası ile Ceza İnfaz Kurumları Kütüphaneve Kitaplık Yönergesine dayandıkları, ancak bu yasal düzenlemelerde belirtilenkurum güvenliğini tehlikeye düşürme veya müstehcen haber, yazı, fotoğraf veyorumları kapsayan yayın kavramlarının yerel yargı organlarınca yeterinceirdelenmediği hususlarına dikkat çekilmiştir.
58. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşıbeyan dilekçesinde, cezaevlerinde tutulan mahpusların, yasal koşullarçerçevesinde film izleme hakları olduğunu, diğer mahpuslar gibi kendisinetanınmış olan bu haktan yararlanmak istemesine rağmen, ayrımcı bir işlemsonucunda bu haktan yoksun bırakıldığını, idarenin sadece filmin adına bakarakkarar verdiğini, film hakkında herhangi bir yasaklama kararının bulunmadığını,kurum güvenliğini tehlikeye düşürüp düşürmeyeceğinin ise tartışılmadığını,Eğitim Kurulu kararının gerekçesinde yer verilen “siyasi propaganda yapıldığı, halkı bölmeyi amaçlayan propagandayapıldığı, belli ideolojileri övdüğü” ibarelerinin lafız ve özitibarıyla yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bireyin kendini geliştirmesinin,bu amaçla bilgi kaynaklarına ve sanat eserlerine ulaşmasının, çağdaşdemokrasinin “olmazsa olmaz”unsurlarından olduğunu, mahpusun dış dünyada olup bitenler hakkında bilgisahibi olabilmesinin, kendini geliştirmesi ve infaz sonrası toplumla kaynaşmasıbakımından önemli olduğunu, dolayısıyla idarenin özgürlüğe müdahalesinindemokratik toplumun gerekleri ile bağdaşmadığını ve ölçüsüz olduğunu ifadeetmiştir.
59. İfade özgürlüğü mutlak nitelikte olmayıp, birtakımsınırlamalara tabi tutulabilir. İfade özgürlüğüne ilişkin olarak Anayasa’nın26. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan sınırlamaların Anayasa’nın 13.maddesinin güvencesinde olan demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülükilkeleriyle bağdaşıp bağdaşmadığı konusunda bir değerlendirme yapılmasıgerekmektedir (B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 91).
60. Anayasa’da belirtilen “demokrasi”kavramı, çağdaş ve özgürlükçü bir anlayışla yorumlanmalıdır. “Demokratik toplumda gereklilik” ölçütü,Anayasa’nın 13. maddesi ile Sözleşme’nin “demokratiktoplum düzeninin gerekleri” ölçütünün bulunduğu 9.,10. ve 11. maddeleri arasındaki uyumu açıkça yansıtmaktadır. Bu itibarla, “demokratik toplumda gereklilik” ölçütü;çoğulculuk, hoşgörü ve açık fikirlilik temelinde yorumlanmalıdır (B. No:2013/409, 25/6/2014, § 93).
61. Nitekim Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihatlarıuyarınca, demokrasiler, temel hak ve özgürlüklerin en geniş ölçüde sağlanıpgüvence altına alındığı rejimlerdir. Temel hak ve özgürlüklerin özüne dokunuptümüyle kullanılamaz hale getiren sınırlamalar, demokratik toplum düzeni gerekleriyleuyum içinde sayılamaz. Bu nedenle, temel hak ve özgürlükler, istisnaî olarak veancak özüne dokunmamak koşuluyla, demokratik toplum düzeninin sürekliliği içinzorunlu olduğu ölçüde ve ancak yasayla sınırlandırılabilirler. (AYM,E.2006/142, K.2008/148, K.T. 24/9/2008). Başka birifadeyle, yapılan sınırlama hak ve özgürlüğün özüne dokunarak, kullanılmasınıdurduruyor, aşırı derecede güçleştiriyor veya hak ve özgürlüğü etkisiz halegetiriyorsa veyahut ölçülülük ilkesine aykırı olarak, sınırlama amacı ilemüdahalede kullanılan araç arasında olması gereken orantılılık sağlanamıyorsa,bu durum demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşmaz (Bkz. AYM,E.2009/59, K.2011/69, K.T. 28/4/2011; AYM, E.2006/142,K.2008/148, K.T. 17/4/2008; B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 94).
62. Hak ve özgürlüklere yapılacak her türlü sınırlamada esasalınan bir başka güvence de Anayasa’nın 13. maddesinde ifade edilen “ölçülülük ilkesi”dir. Bu ilke, temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin başvurularda öncelikli olarak dikkatealınması gereken bir güvencedir. Anayasa’nın 13. maddesinde demokratik toplumdüzeninin gerekleri ve ölçülülük kriterleri iki ayrıölçüt olarak düzenlenmiş olmakla birlikte bu iki ölçüt arasında ayrılmaz birilişki vardır. Nitekim Anayasa Mahkemesi önceki kararlarında gereklilik veölçülülük arasındaki bu ilişkiye dikkat çekmiş, amaç ile araç arasında makulbir ilişki ve dengenin bulunması gerektiğine karar vermiştir (AYM, E.2007/4,K.2007/81, K.T. 18/10/2007; B. No: 2013/409,25/6/2014, § 96).
63. Anayasa Mahkemesinin kararlarına göre ölçülülük, temelhak ve özgürlüklerin sınırlanma amaçları ile araç arasındaki ilişkiyi yansıtır.Ölçülülük denetimi, ulaşılmak istenen amaçtan yola çıkılarak bu amaca ulaşılmakiçin seçilen aracın denetlenmesidir. Bu sebeple ifade özgürlüğü alanındagetirilen müdahalelerde, hedeflenen amaca ulaşabilmek için seçilen müdahaleninelverişli, gerekli ve orantılı olup olmadığı değerlendirilmelidir (B. No:2012/1051, 20/2/2014, § 84).
64. Bu bağlamda, başvuru konusu olay bakımından yapılacakdeğerlendirmelerin temel ekseni, müdahaleye neden olan derece mahkemelerininkararlarında dayandıkları gerekçelerin ifade özgürlüğünü kısıtlama bakımından “demokratik bir toplumda gerekli” olduğunuinandırıcı bir şekilde ortaya koyup koyamadığı olacaktır (benzer yöndeki birkarar için bkz. B. No: 2013/409, 25/6/2014, § 98).
65. AİHM de konuyla ilgili ilk kararlarından itibaren,Sözleşme’nin 10. maddesinin ikinci fıkrasında geçen “gerekli” kavramını Anayasa Mahkemesinin yaklaşımına benzerbir biçimde açıklamıştır. AİHM’e göre “gerekli” kavramı, “toplumsal bir ihtiyaç baskısı”nı (“pressing social need”)ima etmektedir (Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, § 48). O halde ifade özgürlüğüne yargısal veyaidari bir müdahalenin, toplumsal bir ihtiyaç baskısını karşılayıpkarşılamadığına bakılması gerekecektir. Bu çerçevede bir müdahale, meşru amaçtaşıyan orantılı bir müdahale olmalıdır; ikinci olarak müdahalenin haklılığıiçin kamu makamlarının gösterdikleri gerekçeler konuyla ilgili ve yeterliolmalıdır (başka bir bağlamda benzer bir değerlendirme için bkz. B. No:2013/8463, 18/9/2014, § 56).
66. Dolayısıyla, belli ideolojileri övdüğü, siyasi ve halkıbölmeyi amaçlayan propaganda yaptığı tespit edilen film CD’sinin başvurucuyaverilmemesi yoluyla ifade özgürlüğüne yapılan müdahalenin cezaevi güvenliğinintehlikeye düşürülmemesi şeklindeki meşru amaçla orantılı olduğunun kabulühalinde, başvurucunun talebinin reddine ilişkin gerekçelerin inandırıcı, başkabir deyişle ilgili ve yeterli oldukları sonucuna varılabilir (Aynı yönde AİHMkararı için bkz. Özgür Gündem/Türkiye,B. No: 23144/93, 16/3/2000, § 57).
67. Yapılacak değerlendirmelerde ifade özgürlüğünün “herkes”etanındığının hatırda tutulması gerekir. Yüksek güvenlikli bir cezaevindetutulan bir hükümlü olarak başvurucunun da, herkes gibi, Anayasa’nın 26.maddesi hükmünden yararlanabileceğinde tereddüt bulunmamaktadır. Bununlaberaber, disiplini bozacak faaliyetleri önlemeye yönelik hukuki düzenlemelerolmadan bir cezaevinde düzen ve güvenliğin sağlanması da düşünülemez. Bunlardanbaşka, bir kimsenin kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararına dayanarak cezaevinekapatılmasındaki amacın, özgürlüğünden mahrum etmenin yanı sıra, cezasınıninfazı bittikten sonra infaz dönemindeki çalışmalarla yeniden toplumakazandırılması olduğu da dikkate alınmalıdır.
68. Son olarak, Anayasa Mahkemesi kendi takdirini davadauygulamadan önce, müdahalenin gözetilen meşru amaçlarla orantılı olmasıhususunun, öncelikle kamu gücünü kullanan makamlara ait olduğunun belirtilmesigerekir. Bu konuda devletin bir takdir yetkisi olduğu açıktır. Bu takdiryetkisinin genişliği birçok unsura, özellikle de söz konusu faaliyetinniteliğine ve sınırlamaların amacına bağlı olarak değişmektedir.
69. Somut olayda, başvurucuya Ceza İnfaz Kurumu tarafındanteslim edilmeyen film CD’si hakkında, Eğitim Kurulu tarafından verilen kararda,şikâyete konu CD’nin siyasi propaganda içerdiği, halkı bölmeyi amaçladığı vebelli ideolojileri övdüğü belirtilmiş ve bu hususlar karara gerekçegösterilmiştir. Bu karara karşı yapılan şikâyet başvurusu üzerine İnfazHâkimliğinin vermiş olduğu ret kararında gerekçe olarak, CD’nin içeriğiitibarıyla siyasi propaganda söylemlerine yer vermesi, belli ideolojileriövmesi ve halkı bölmeyi amaçlaması hususları gösterilmiştir. İtiraz üzerineİzmir 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen kararda, önceki karardaki gerekçelereatıf yapılarak itirazın reddine karar verilmiştir.
70. Özetle; gerek Eğitim Kurulu, gerekse İnfaz Hâkimliğikararlarında, sinema filminde siyasi ve halkı bölmeyi amaçlayan propagandalaryapıldığı ve belli ideolojilerin övüldüğü gerekçelerine dayanılmıştır.
71. Başvuruya konu sinema filmi incelendiğinde, kurgusalolarak Türkiye’de gerçekleşen bir sosyalist devrimin ardından günlük hayattaortaya çıkan değişimlerin konu edildiği; devrimin, hayatın her alanında vefarklı toplumsal kesitlerdeki yansımalarının sıradan insanların gözüyleirdelendiği; filmin senaryosunun, birbirinden bağımsız farklı farklı hikayeler üzerine kurgulandığı; bu kapsamda, siyasiiktidarın el değiştirmesinin ardından ülkeden kaçmaya çalışan varlıklı birkarı-koca arasındaki tartışma, toprakların kolektifleştirilmesininardından şaşkınlık yaşayan köylüler, oturduğu evin kirasını ödeyemeyen birkiracı ile ev sahibi arasında geçen diyalog, Afganistan’da görev yapan askeribirlikte yaşananlar, elektrik, su ve doğalgaz faturaları gelmeyen yaşlı birkadının yaşadığı şaşkınlık, fabrikaları kamulaştırılan tekstil işçilerininkaygıları, devrim yanlısı bir yazarın katilinin başından geçenler ve sağlıksorunları olan emekli bir işçi ile doktor arasındaki diyaloğun dramatizeedildiği görülmüştür.
72. İdare ve İnfaz Hâkimliği kararlarındaki, filmin propagandistyönüne ilişkin tespitlerin, filmin içeriği ile kabaca uyumlu olduğu görülmekteise de, belirtilen kararlarda özellikle, filmin hangi sahnelerinde ve neşekilde halkı bölmeyi amaçlayan propaganda yapıldığı çok kısa da olsatartışılmamıştır.
73. Öte yandan, anılan tespitler, Kanunda, bir yayınıncezaevine kabul edilmeme nedenleri arasında doğrudan düzenlenmemiştir. Siyasive halkı bölmeyi amaçlayan propaganda ve belli ideolojilerin övülmesi, kurumgüvenliğini tehlikeye düşürme ihtimali yönünden değerlendirmeye tabitutulabilirse de müdahaleye ilişkin kararlarda hiçbir şekilde, filmin içeriğihakkında yapılan tespitlerin, hangi yönden kurum güvenliğini tehlikeyesokabileceği, CD’nin başvurucuya teslim edilmesinin cezaevi güvenliğibakımından hangi somut riskleri barındırdığı açıklanmamıştır. Hatta soyutolarak dahi, anılan filmin kurum güvenliğini tehlikeye sokabilecek bir niteliğesahip olduğundan söz edilmemiştir.
74. Somut başvurunun özel koşulları çerçevesinde, başvuruyakonu kararlarda, başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik müdahalenin, demokratikbir toplumda gerekliliği hususunda ikna edici bir açıklama yapılmadığından,müdahalenin amaçlanan hedefler açısındanorantısız olduğu ve bu bağlamda demokratik bir toplumda gereklive ölçülülük ilkesine uygun olmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
75. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
76. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
77. Başvurucu, mağduriyetinden doğan manevi zararlarıaçısından, ihlalin tespitinin yeterli bir karşılık oluşturacağını, bunundışında, ortaya çıkan ihlallerin sonuçlarının ortadan kaldırılması bakımından,dosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere ilgili Mahkemeye gönderilmesini talepetmiştir.
78. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması bakımından hukuki yarar bulunduğundan, yeniden yargılama yapılmaküzere dosyanın ilgili Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
79. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeleruyarınca tespit edilen 172,50 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 1.672,50 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun, Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınanifade özgürlüğünün ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifadeözgürlüğünün İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Tespit edilen ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın ilgili Mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucu tarafından yapılan 172,50 TL harç ve 1.500,00 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1.672,50 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYAÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
10/12/2014 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.