TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ KOÇ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/3395)
Karar Tarihi: 22/1/2015
R.G. Tarih- Sayı: 5/6/2015-29377
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Özcan ÖZBEY
Başvurucu
:
Ali KOÇ
Vekili
:
Av. Kadir ARIKAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, aleyhine açılan ve aklanmasına imkân tanınmadanzamanaşımından düşmesine karar verilen davadan dolayı masumiyet karinesinin vemakul sürede yargılanma hakkına bağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüş ve 250.000,00 TL tazminat talebinde bulunmuştur.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 15/5/2013 tarihinde Mersin 4. Ağır Ceza Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 10/6/2013 tarihinde, kabuledilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölümegönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm tarafından, 22/11/2013 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüşiçin Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 22/11/2013 tarihinde AdaletBakanlığına bildirilmiş olup, Adalet Bakanlığının 25/12/2013 tarihli cevabındaAnayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerineatfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, Mersin ilinde kurulu bulunan Aksiyon Depolama İnş. Turz. Nak. Petrol Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şirketininortağı ve yetkilisidir.
8. Başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheli hakkında,Mersin Cumhuriyet Başsavcılığınca 15/1/2004 tarihinde “teşekkül halinde kaçakçılık” suçundansoruşturma başlatılmıştır.
9. Anılan soruşturma kapsamında, Savcılık tarafından düzenlenen30/1/2004 ve 17/3/2004 tarihli iddianamelerle, başvurucu ve diğer on beşşüpheli hakkında “kaçakçılık suçunu işlemekamacıyla teşekkül oluşturmak ve kaçakçılık” suçlarındancezalandırılmaları istemiyle Mersin 1. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
10. Başvurucu, 18/5/2004 tarihinde tutuklanmış ve aynı tarihtetahliye edilmiştir.
11. Yapılan yargılama sonucunda anılan Mahkemenin 25/10/2011 tarihve E.2004/50, 2011/432 sayılı kararıyla;“başvurucunun ve diğer sanıkların üzerlerine atılı kaçakçılık suçunu işlemekamacıyla teşekkül oluşturmak (4926 sayılı Kanun’un 5/1 maddesine muhalefet)suçundan, atılı suçu işlediklerinin sabit olmaması ve yeterli delil bulunmamasınedeniyle CMK’nın 223/2-e maddesi gereğinceberaatlarına; üzerlerine atılı kaçakçılık suçundan eylemlerininsabit görülmesi halinde uygulanması mümkün bulunan ve lehe netice vereceğianlaşılan 4926 sayılı Kanun’un 3/d-1, 4/d-1 maddesinde öngörülen cezanınniteliğine göre tabi olduğu suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK’nın102/4, 104/2 maddesinde belirtilen ilaveli 7 yıl 6 aylık zamanaşımı süresininsuç tarihinden itibaren geçmiş olması nedeniyle düşmesine” kararverilmiştir.
12. Söz konusu karar, Cumhuriyet Savcısı, katılan vekili ve diğerbir kısım sanıklar tarafından temyiz edilmiş olmakla beraber başvurucu, temyiztalebinde bulunmamıştır.
13. Temyiz incelemesini yapan Yargıtay 7. Ceza Dairesinin 4/3/2013tarih ve E.2012/9621, K.2013/5192 sayılı kararı ile; “sanıklar hakkında düzenlenen 30/1/2004 ve 17/3/2004 tarihliiddianameler ile üzerlerine atılı eylem nedeniyle teşekkül halinde kaçakçılıksuçundan dolayı dava açılmış olması karşısında, eylem tek olduğu halde iki ayrısuçtan dava açılmış gibi, eylem bölünerek hem beraat, hem zamanaşımı nedeniyleortadan kaldırma kararı verilmesi, yasaya aykırı görüldüğünden hükmünbozulmasına, ancak suç tarihi olan 15/1/2004-16/1/2004 günleri itibariyletemyiz inceleme gününde, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe hükümleriçeren 765 sayılı TCK’nın 102/4 ve 104/2 maddelerinde öngörülen zamanaşımıtahakkuk ettiğinden anılan maddeler uyarınca sanıklar hakkındaki kamu davasınınortadan kaldırılmasına” karar verilmiş ve bu karar başvurucuya2/5/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu, 15/5/2013 tarihli dilekçesi ile süresi içindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 1/3/1926 tarih ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nun 102.maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendi şöyledir:
“Kanunda başka türlü yazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:
(…)
4 - Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapisveya hapis yahud sürgün veya hidematıammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzimcürümlerde beş sene,
(…)
…geçmesiyle ortadan kalkar.”
16. 765 sayılı Kanun’un 104. maddesi şöyledir:
“Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyethükmü yakalama, tevkif, celb veya ihzarmüzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi, maznunhakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisitarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.
Bu halde müruru zaman, kesilme gününden itibaren yenidenişlemeğe başlar.
Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddidise müruru zaman bunların en sonuncusundan itibaren tekrar işlemeğe başlar.Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 nci maddede ayrı ayrı muayyenolan müddetlerin yarısının ilavesiyle baliğ olacağı müddetten fazla uzatamaz.”
17. 10/7/2003 tarih ve 4926 sayılı mülga Kaçakçılıkla MücadeleKanun’un 3/d-1 maddesi şöyledir:
“Aşağıda yazılı fiilleri işlemek kaçakçılıktır:
d) 1 - İthali; lisansa, şarta,izne, kısıntıya veya belli kuruluşların vereceği uygunluk veya yeterlilikbelgesine tabi olan eşyayı gerçeğe aykırı her türlü beyanname ve belge ilegümrük idaresini yanıltarak işlemini yaptırmak suretiyle ithal etmek veyabunlara teşebbüs etmek.”
18. 4926 sayılı Kanun’un 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Bu Kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla teşekküloluşturanlar veya teşekkülü yönetenler hakkında iki yıldan altı yıla kadar ağırhapis cezasına hükmolunur.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 22/1/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda,başvurucunun 15/5/2013 tarih ve 2013/3395 numaralı bireysel başvurusu incelenipgereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu, hakkında açılan davanın gereğinden fazla uzunsürdüğünü, bu süreçte mağdur edildiğini, yargılama nedeniyle ticari itibarınınzedelendiğini, ortağı olduğu şirkete ait belge ve defterlere el konulduğunu,basında yer alan haberler nedeniyle ticari faaliyetini yürütmesinin imkânsızhale geldiğini ve aklanmasına imkân tanınmadan davanın zamanaşımından düşmesinekarar verilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ve makul sürede yargılanma hakkınabağlı olarak adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş, 250.000,00TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvurucunun iddiaları Anayasa’nın 36., 38. ve 141. maddeleriile ilişkili görülerek adil yargılanma hakkı kapsamında ele alınmış olup, bubaşlık altındaki şikâyetler ayrı ayrı değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
22. Başvurucunun iddiaları “masumiyetkarinesi” ve “makul süredeyargılanma hakkı” başlıkları altında ayrı ayrı incelenmiştir.
a. MasumiyetKarinesinin İhlali İddiası
23. Başvurucu, hakkında açılan davadan dolayı mağdur edildiğini,ticari itibarının zedelendiğini, ortağı olduğu şirkete ait belge ve defterlereel konulduğunu, basında yer alan haberler nedeniyle ticari faaliyetiniyürütmesinin imkânsız hale geldiğini ve aklanmasına imkân tanınmadan davanınzamanaşımından düşmesine karar verildiğini, bu nedenle masumiyet karinesininihlal edildiğini iddia etmiştir.
24. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır.”
25. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvuru hakkı” kenar başlıklı45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
26. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılıKanun’un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında, bireysel başvurudabulunulmadan önce, ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya da ihmal içinkanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarının tamamınıntüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlallerini önceliklederece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesikoşulunu zorunlu kılar (B. No. 2012/1027, 20, 12/2/2013, §§ 19–20; B. No.2012/13, 2/7/2013, § 26).
27. Bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, başvurucunun, temelhak ve özgürlüklerinin ihlal edildiği iddialarını öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine usulüne uygun olarak iletmesi, bu konudasahip olduğu bilgi ve kanıtları zamanında bu mercilere sunması, aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir. Bu şekilde olağan denetim mekanizmaları önünde ileri sürülüp takipedilmeyen temel hak ve özgürlüklerin ihlaline ilişkin iddialar, AnayasaMahkemesi önünde bireysel başvuru konusu yapılamaz (B. No: 2012/1049,16/4/2013, § 32).
28. Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde, Mahkemeceyapılan yargılama sonucunda, “kaçakçılık”suçundan açılmış olan davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verildiği,verilen bu kararın başvurucu tarafından temyiz edilmediği, kararın bir kısımsanık, katılan ve diğer 3 sanık aleyhine olarak Savcı tarafından temyizedildiği ve Yargıtay tarafından da davanın zamanaşımına uğradığı kabul edilerekdüşmesine karar verildiği görülmüştür. Buna göre, başvurucu tarafından, düşmekararı nedeniyle isnat edilen suçtan aklanma imkânından mahrum edildiğibelirtilerek, kararın bu yönü ile incelenmesi gerektiği hususunda temyiz merciinezdinde herhangi bir iddianın ileri sürülmediği ve dolayısıyla başvurucutarafından bu yolun usulünce tüketilmediği anlaşılmıştır.
29. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun, anılan ihlal iddialarınıöngörülmüş olan kanun yollarında ileri sürmeksizin bireysel başvuru konusuyaptığı anlaşıldığından, başvurunun bu kısmının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargılama SüresininMakul Olmadığı İddiası
30. Yapılan incelemede, başvurucunun bu şikâyetinin açıkçadayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesinigerektirecek bir neden de bulunmadığı anlaşıldığından, başvurunun bu bölümününkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
31. Başvurucu, hakkında yürütülen soruşturma ve kovuşturmanın makulsüre içinde sonuçlanmaması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini iddia etmiştir.
32. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) ortakkoruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (B. No: 2012/1049,26/3/2013, § 18), Sözleşme metni ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somut görünümleri olanalt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilen adilyargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafziiçeriğinde yer alan ve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamınadâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir. Somut başvurunun dayanağını oluşturan makul sürede yargılanmahakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarınca adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderle ve mümkün olan süratlesonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirten Anayasa’nın 141.maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği,makul sürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
33. Davanın karmaşıklığı, yargılamanın kaç dereceli olduğu,tarafların ve ilgili makamların yargılama sürecindeki tutumu ve başvurucunundavanın hızla sonuçlandırılmasındaki menfaatinin niteliği gibi hususlar, birdavanın süresinin makul olup olmadığının tespitinde göz önünde bulundurulmasıgereken kriterlerdir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
34. Anayasa’nın 36. ve Sözleşme’nin 6. maddeleri uyarınca kişilere,medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların yanı sıra, cezai alandayöneltilen suç isnatlarının makul sürede karara bağlanmasını talep hakkıtanınmıştır. Suç isnadı, bir kişiye suç işlediği iddiasının yetkili makamlartarafından bildirilmesi olup, kişiye cezai alanda yöneltilen iddianın suçisnadı niteliğinde olup olmadığının tespitinde; iddia olunan suçun pozitifdüzenlemelerdeki tasnifinin, suçun gerçek niteliğinin, suç için öngörülencezanın niteliği ile ağırlığının değerlendirilmesi gerekir. Ancak isnat olunanfiil, ceza kanunlarında suç olarak nitelendirilmiş ve yargılama aşamasında cezahukukunun kuralları uygulanmış ise, ayrıca bir uygulanabilirlik incelemesiyapılmaksızın, adil yargılanma hakkının kapsamına girdiği kabul edilecektir (B.No: 2012/625, 9/1/2014, § 31).
35. Başvuru konusu olayda, başvurucu hakkında, “kaçakçılık suçunu işlemek amacıyla teşekküloluşturmak ve kaçakçılık” suçundan 15/1/2004 tarihinde soruşturmabaşlatılmıştır. İsnat olunan suç 4926 sayılı Kanun hükümleri kapsamında hapiscezasını gerektirir şekilde tanımlanmıştır. Bu çerçevede başvurucu hakkındaki suçisnadına dayalı yargılamanın Anayasa’nın 36. maddesinin güvence kapsamınagirdiği konusunda kuşku bulunmamaktadır (B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32).
36. Cezai alanda yöneltilen suç isnatları ile ilgili uyuşmazlıklarailişkin makul süre değerlendirmesinde, sürenin başlangıcı kural olarak, kişiyebir suç işlediği iddiasının yetkili makamlar tarafından bildirildiği veyaisnattan ilk olarak etkilendiği arama veya gözaltı gibi tedbirlerin uygulandığıan olup, somut başvuru açısından bu tarih, yapılan ihbar üzerine bir kısımaramaların yapıldığı ve soruşturmanın başlatıldığı 15/1/2004 tarihidir. Süreninbitiş tarihi ise, suç isnadına ilişkin nihai kararın verildiği tarihtir. Ancakdevam eden yargılamalara ilişkin makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiasını içeren başvuruların yargılama faaliyetinin devamı sırasında dayapılabilmesi olanağı bulunduğundan, değerlendirmeye esas alınacak süreninbitiş anı bireysel başvurunun karara bağlandığı tarihtir (B. No: 2012/13,2/7/2013, § 34; B. No: 2012/625, 9/1/2014, § 32). Bu kapsamda, somut yargılamafaaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucu hakkındaki suç isnadınailişkin olarak verilen onama kararının kesinleşme tarihi olan 4/3/2013 tarihiolduğu anlaşılmaktadır.
37. Başvuruya konu yargılama sürecinin incelenmesinde, yargılamanınkonusunun kaçakçılık ve bu suçu işlemek amacıyla teşekkül oluşturmak suçu ileilgili olduğu, bu suç kapsamında ilk soruşturma ve aramaların 15/1/2004tarihinde yapıldığı, başvurucu ve arkadaşları hakkındaki iddianamelerin30/1/2004 ve 17/3/20004 tarihlerinde düzenlendiği, başvurucunun 18/5/2004tarihinde tutuklanıp aynı tarihte tahliye edildiği, yapılan yargılamasısonucunda 25/10/2011 tarihinde verilen kararın temyiz edildiği ve Yargıtaytarafından 4/3/2013 tarihinde onanarak kesinleştiği anlaşılmaktadır.
38. 5271 sayılı Kanun’un öngördüğü yargılama usullerine tabimahkemeler nezdindeki yargılamaların makul sürede tamamlanmadığı yönündekiiddialar daha önce bireysel başvuru konusu yapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafındanmakul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde karar verilmiştir (B.No: 2012/625, 9/1/2014, §§ 22-45).
39. Başvuruya konu davada yer alan kişi sayısı ve davanın mahiyetinedeniyle icrası gereken usul işlemlerinin niteliği başvuruya konu yargılamanınkarmaşık olduğunu ortaya koymakla birlikte, davaya bütün olarak bakıldığında,somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesini gerektirecek bir yönbulunmamıştır. Başvurucuya yöneltilen suçun soruşturmasına 15/1/2004 tarihindebaşlanmış olup, başvurucunun suç isnadından ilk olarak etkilendiği an da butarihtir. Anılan tarihten hükmün kesinleştiği 4/3/2013 tarihine kadarsürdürülen 9 yıl 1 ay 19 günlük yargılamasürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
40. Açıklanan nedenlerle, başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
3. 6216 SayılıKanun’un 50. Maddesi Yönünden
41. Başvurucu, adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi veyargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyle 250.000,00 TL tazminattalebinde bulunmuştur.
42. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlalbir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmakiçin yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehinetazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolugösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
43. Başvurucunun tarafı olduğu uyuşmazlığa ilişkin dokuz yıldanfazla süren yargılama süresi nazara alındığında, yargılama faaliyetininuzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevizararı karşılığında başvurucuya takdiren net 5.000,00TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
44. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan 1.698,35TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1. Masumiyet karinesinin ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi” nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekiiddiasının KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
B. Başvurucuya net 5.000,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
C. Başvurucu tarafından yapılan ve dosyadaki belgeler uyarıncatespit edilen 198,35 TL harç ve 1.500,00 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam1.698,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına,
22/1/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.