TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ KARAALANLI BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/1308)
Karar Tarihi: 10/6/2015
R.G. Tarih- Sayı: 18/9/2015-29479
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Selami ER
Başvurucu
:
Ali KARAALANLI
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, hatalı olarakyapılan imar ıslah planı çalışması sonucu taşınmazının kaybolduğunu, yaptığıbaşvuruyu haklı bularak söz konusu planın yeniden yapılmasına karar verenMahkeme kararının icra edilmemesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyethaklarının ihlal edildiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talebindebulunmaktadır.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 12/2/2013tarihinde İzmir Bölge İdare Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm ÜçüncüKomisyonunca, 19/12/2013 tarihinde kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 10/4/2014 tarihinde kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için AdaletBakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir.
5. Adalet Bakanlığının görüşyazısı, 30/6/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş, başvurucu Adalet Bakanlığının cevabına karşı beyanlarını yasal süresiiçinde 14/7/2014 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve eklerindeifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucu, maliki olduğuİzmir İli Buca İlçesi 38876 ada 1 no.lu parselde yer alan 91 m² arsasınınaplikasyonu ve yer gösterimi için 2007 yılı Şubat ayında Buca KadastroMüdürlüğüne başvurmuş ve 5/3/2007 tarihli teknikraporla aplikasyon işlemine başlandığında 38876 noluadaya ait koordinatlarla pafta arasında farklılıklar ve tersimathatası bulunduğu, bu hatanın ıslah imar planı sonucu oluşan parsel alanlarınıve dağıtım cetvelinde bulunan tahsis miktarlarını değiştirecek nitelikteolduğundan Kadastro müdürlüğünce düzeltilmesinin mümkün olmadığı, durumun BucaBelediyesine iletilmesi ve hatalar giderildikten sonra aplikasyon talebinindeğerlendirilebileceği şeklinde rapor hazırlanmıştır.
8. Bunun üzerine başvurucu, 29/5/2007 tarihli dilekçesiyle, Buca Belediyesi (idare) İmarMüdürlüğü Harita İşleri Alt Birimi ile üç defa görüştüğünü ve soruna bir çözümbulamadıklarını, kendi tespitiyle diğer parsellerden farklı olarak kendisineait taşınmazdan iki defa düzenleme ortaklık payı alındığını ve son olarak dataşınmazın bir kısmının yola terk edildiğini, toplamda taşınmazın % 62’sininalındığını belirterek hukuka aykırı olarak yapıldığını iddia ettiği 54-55 nolu imar ıslah planının yeniden yapılmasını talepetmiştir.
9. İdarenin 60 gün içinde cevapvermemesi üzerine başvurucu 54-55 nolu imar ıslahplanının iptali istemiyle İzmir 3. İdare Mahkemesinde dava açmıştır.
10. Mahkeme, 24/12/2008tarihli ve E.2007/1676, K.2008/2350 sayılı kararında, söz konusu hatanın imarmevzuatına göre düzeltilip sonuçlandırılması gerektiği gerekçesiyle,başvurucunun talebini zımni olarak reddeden idarenin işleminin iptaline kararvermiştir.
11. İdare, 2/9/2010tarihli ve 2010/159 sayılı Belediye Meclis kararıyla İdare Mahkemesi kararındahatanın imar mevzuatına göre düzeltilip sonuçlandırılmasının istendiği, planıniptal edilmesi yönünde hüküm kurulmadığı, 23 yıllık geçmişi olan planınkapsadığı alanın büyük olduğu ve değiştirilmesi halinde kazanılmış haklarıntelafisi mümkün olmayacak şekilde zararına yol açacağı, sorunun taşınmazınkamulaştırılması yoluyla çözümünde bir engelin olmadığı gerekçesiylebaşvurucunun uyuşmazlık konusu taşınmazının tamamının kamulaştırılmak üzere V.Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir.
12. Başvurucu, bahse konukararın iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde dava açmış; Mahkeme, 21/4/2011 tarihli ve E.2010/2250, K.2011/576 sayılıkararıyla henüz kamulaştırma yönünde işlemler başlamadığından alınan kararınkesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlem niteliğinde olmadığı gerekçesiyle davayıreddetmiştir.
13. Danıştay Altıncı Dairesi, 14/3/2012 tarihli ve E.2011/6739, K.2012/1061 sayılıilamıyla İzmir 2. İdare Mahkemesi kararını onamıştır.
14. Anılan Daire, 26/11/2012 tarihli ve E.2012/4884, K.2012/6764 sayılıilamıyla karar düzeltme istemini reddetmiş ve İzmir 2. İdare Mahkemesi kararıkesinleşmiştir.
15. Bu ilam başvurucuya 14/1/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 12/2/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
17. İzmir 3. İdare Mahkemesininkararına karşı yapılan temyiz başvurusu ise Danıştay Altıncı Dairesinin 29/4/2013 tarihli ve E.2009/8214, K.2013/3004 sayılıilamıyla onanmıştır.
18. İdare, başvurucuya aittaşınmazın kamulaştırılması amacıyla uzlaşma teklif etmiş, uzlaşmasağlanamaması üzerine İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 29/4/2013tarihinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmış; Mahkeme,9/6/2014 tarihli ve E.2013/227, K.2014/123 sayılı kararıyla toplam 91 m²taşınmaz için kamulaştırma bedelini 78.360,00 TL olarak tespit ederekbaşvurucuya ödenmesine ve taşınmazın idare adına kaydına karar vermiştir.
19. Bu karara karşı temyizbaşvurusu yapılmış olup, dosya Yargıtay ilgili Hukuk Dairesinde derdesttir.
B. İlgiliHukuk
20. 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmarKanunu’nun geçici 6. maddesi şöyledir:
“2981 sayılı Kanuna göre düzenlenmiş ve tasdik edilmiş olanıslah imar planlarının uygulanmasında, inşaat ruhsatı verilmesine ilişkin şartve şekilleri tespite, belediye ve mücavir alanlar içinde belediyeler, dışındavalilikler yetkilidir.”
21. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılıKadastro Kanunu’nun 22/2/2005 tarihli ve 5304 sayılı Kanunla değişik 41.maddesi şöyledir:
“Kadastro sırasında veya sonrasında yapılan işlemlerlegeometrik durumları kesinleşmiş olan taşınmazlarda ölçü, sınırlandırma, tersimat ve hesaplamalardan doğan hatalar, ilgilininmüracaatı veya kadastro müdürlüğünce re'sendüzeltilir. Düzeltme, taşınmaz malikleri ile diğer hak sahiplerine tebliğolunur. Tebliğ tarihinden başlayan otuz gün içinde düzeltmenin kaldırılmasıyolunda sulh hukuk mahkemesinde dava açılmadığı takdirde, yapılan düzeltmekesinleşir.
Kadastro sırasındaveya sonrasında yapılan işlemlerle kesinleşmiş olan taşınmazlarda, değişiklikişlemleri sırasında ortaya çıkan yüzölçümü farklılıklarından, kadastronundayandığı teknik kurallarda belirtilen hata sınırları içinde kalanların re'sen düzeltilmesine kadastro müdürlükleri yetkilidir.
Bu maddeninuygulanmasında, 12 nci maddede belirtilen hakdüşürücü süre aranmaz.”
22. 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı TürkMedeni Kanunu’nun 1007. maddesi şöyledir:
“Tapu sicilinin tutulmasından doğan bütün zararlardan Devletsorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusuru bulunan görevlilere rücueder.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar, tapu sicilininbulunduğu yer mahkemesinde görülür.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
23. Mahkemenin 10/6/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun12/2/2013 tarihli ve 2013/1308 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
24. Başvurucu, İdarece hatalıolarak yapılan 54-55 nolu imar ıslah planı çalışmasısonucu arsasının bir kısmının kaybolduğunu, Mahkemenin yaptığı başvuruyu haklıbularak söz konusu planın yeniden yapılmasına karar verdiğini, ancak idareninbunu yapmak yerine mahkeme kararından iki yıl sonra taşınmazını beş yıllıkplanda kamulaştırılacak taşınmazlar arasına alarak yargı kararını uygulamışgibi göstermeye çalıştığını ve mahkeme kararını etkisiz bir hukuk yolunadönüştürdüğünü, sonuç olarak altı yıldır mülkünün kayıp olduğunu ve yargıkararının dört yılı aşkın bir süredir uygulanmadığını belirterek adilyargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürerek, 100.000,00 TLmaddi ve 15.000,00 TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. Mülkiyet Hakkının İhlali İddiası
25. Başvurucu, hatalı olarakyapılan imar ıslah planı çalışması sonucu arsasının bir kısmının kaybolduğunu,Mahkemenin yaptığı başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yenidenyapılmasına karar verdiğini, ancak idarenin bunu yapmak yerine mahkemekararından iki yıl sonra taşınmazını beş yıllık planda kamulaştırılacaktaşınmazlar arasına alarak yargı kararını uygulamış gibi göstermeyeçalıştığını, altı yıldır taşınmazının kayıp olduğunu belirterek mülkiyethakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
26. Anayasa'nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilenişlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmişolması gerekir.
27. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle diğer başvuru yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilkeuyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikleve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygun olarak iletmesi vebu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması veaynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özenigöstermiş olması gerekir. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucuolarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemeler önünde dayanılmayan iddialarAnayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusu edilemeyeceği gibi genel mahkemeleresunulmayan yeni bilgi ve belgeler de Anayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19-20).
28. İdari işlemler, idareninkamu kudretini kullanarak tesis ettiği, tek yanlı irade açıklaması ile hukuksalsonuç doğuran, başka bir deyişle, hukuk düzeninde değişiklik yapan işlemlerdir.İdari işlemlere karşı idari yargıda 6/1/1982 tarihli ve2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (a) bendinde tanımlanan iptal davası açılabileceği gibi, idariişlemler nedeniyle bir zarar doğmuşsa, bunun giderilmesi için aynı fıkranın (b)bendinde belirtilen tam yargı davası açılması imkânı da bulunmaktadır.
29. Somut başvuruya konu olaydabaşvurucu, imar ıslah çalışmaları sırasında koordinatlarla pafta arasındafarklılıklar ve tersimat hatası nedeniyletaşınmazının miktarındaki azalma nedeniyle idareye yaptığı başvurunun zamanındacevap verilmemek suretiyle zımnen reddi üzerine İzmir 3. İdare Mahkemesinde iptaldavası açmış ve Mahkeme, 24/12/2008 tarihinde davasınıkabul ederek zımni ret işlemini iptal etmiştir. Bu karar derecattangeçerek kesinleşmiştir. İdare 24/12/2008 tarihlimeclis kararıyla, 23 yıllık geçmişi bulunan ve geniş bir alanı kapsayan imarçalışmasının başvurucunun taşınmazındaki hatayı düzeltmek amacıyladeğiştirilmesi halinde kazanılmış hakların telafisi mümkün olmayacak şekildezararına yol açacağı, sorunun taşınmazın kamulaştırılması yoluyla çözümünde birengelin olmadığı gerekçesiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamınınkamulaştırılmak üzere V. Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir.Başvurucu bahse konu kararın iptali istemiyle İzmir 2. İdare Mahkemesinde davaaçmış, Mahkeme, 21/4/2011 tarihli ve 2010/2250,K.2011/576 sayılı kararıyla ve henüz kamulaştırma yönünde işlemlerbaşlamadığından alınan kararın kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlemniteliğinde olmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Bu karar da derecattan geçerek kesinleşmiştir.
30. İlgili İdareden edinilenbilgi ve UYAP üzerinden yapılan inceleme sonucunda başvurucuya ait taşınmazıntamamı için 29/4/2013 tarihinde İzmir 2. Asliye HukukMahkemesinde açılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davasındataşınmazın 78.360,00 TL karşılığında idare adına kaydına karar verildiğiöğrenilmiştir.
31. Başvurucu meclis kararınakarşı dava açmakla beraber bu dava, kesin ve yürütülmesi zorunlu bir işlembulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ve başvurucu daha sonra alınankamulaştırma kararı ile bedel tespiti dava sürecinde idare mahkemesindekamulaştırma işleminin iptali için dava açtığına dair bir bilgi veya belgesunmamıştır. Başvurucunun tarafı olduğu bedel tespiti ve tescil davası isehenüz kesinleşmemiştir.
32. Ayrıca 4721 sayılı Kanun’un1007. maddesi, tapu sicilinin tutulmasından kaynaklanan zararlardan dolayıDevletin sorumluluğunu düzenlemektedir. AİHM tarafından verilen ihlâl kararları(N.A. ve diğerleri/Türkiye, B.No: 58175/00, 13/7/2006; Doğrusöz ve Aslan/Türkiye, B. No: 1262/04, 30/52006)sonrasında Yargıtay, tapusu iptal edilen veya tapusu iptal edilmek suretiyletaşınmazının yüzölçümünde azalma meydana gelen kişilerin yaptığı başvurularüzerine, kişiler lehinde bahsedilen Kanun hükmüne dayanarak tazminat ödenmesinekarar vermektedir. Bu yöndeki içtihat Yargıtay tarafından istikrarlı birşekilde devam etmektedir. Yargıtay’ın içtihat değişikliği ile ortaya çıkan buimkân AİHM tarafından da tüketilmesi gerekilen iç hukuk yolu olarak kabuledilmiştir. (Hüseyin Ak ve Diğerleri/Türkiye,B. No:15523/04, 7/122010).
33. Başvurucu öncelikle adınakayıtlı taşınmazın tapu kaydının yüzölçümünde azalma meydana gelen kısmı için4721 sayılı Kanun’un 1007. maddesine dayanarak tazminat davası açtığına veyahatalı işlemi gerçekleştiren İdareye karşı oluşan zararının karşılanması içintam yargı davası açtığına dair bir bilgi veya belge de sunmamıştır. Ayrıcaidare tarafından açılan ve başvurucuya taşınmazı karşılığında 78.360,00 TLödenmesi kararı verilen kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası dahenüz kesinleşmemiştir.
34. Açıklanan nedenlerle,mülkiyet hakkı yönünden başvuru konusu işleme karşı idari ve yargısal kanunyollarının tamamı tüketilmeden bireysel başvuru yapıldığı anlaşıldığındanbaşvurunun diğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin 'başvuru yollarının tüketilmemiş olması' nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Yargı Kararının Yerine Getirilmesi Hakkı
35. Başvurucunun yargı kararınınyerine getirilmediğine ilişkin şikâyeti açıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibibu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangi biri debulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bu bölümlerine ilişkin olarak kabuledilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
36. Başvurucu, hatalı olarakyapılan imar ıslah planı çalışması sonucu arsasının bir kısmının kaybolduğunu,Mahkemenin yaptığı başvuruyu haklı bularak söz konusu planın yenidenyapılmasına karar verdiğini, ancak idarenin bunu yapmak yerine mahkemekararından iki yıl sonra taşınmazını beş yıllık planda kamulaştırılacaktaşınmazlar arasına alarak yargı kararını uygulamış gibi göstermeye çalıştığınıve mahkeme kararını etkisiz bir hukuk yoluna dönüştürdüğünü belirterek yargıkararının yerine getirilmediğini ileri sürmektedir.
37. 6216 sayılı Kanun’un 48.maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre Mahkemece açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemez olduğuna karar verilebilir. Başvurucunun ihlaliddialarını kanıtlayamadığı, iddialarının salt kanun yolunda gözetilmesigereken hususlara ilişkin olduğu, temel haklara yönelik bir müdahaleninolmadığı veya müdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Kürşat Eyol, B.No: 2012/665, 13/6/2013, § 20).
38. Anayasa’nın 36. maddesininbirinci fıkrasında, herkesin yargı organlarına davacı ve davalı olarakbaşvurabilme ve bunun doğal sonucu olarak da iddia, savunma ve adil yargılanmahakkı güvence altına alınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan adilyargılanma hakkı, kendisi bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde, diğertemel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir. Bu bağlamda Anayasa’nın,yasama ve yürütme organları ile idarenin mahkeme kararlarına uyma zorunluluğunuve mahkeme kararlarının değiştirilemeyeceği ile uygulanmasının geciktirilemeyeceğiniifade eden 138. maddesinin de, adil yargılanma hakkının kapsamınınbelirlenmesinde gözetilmesi gerektiği açıktır (MustafaDemirtaş, B. No: 2013/2002, 30/12/2014, §58).
39. Anayasanın 138. maddesindemahkeme kararlarına uyma, bu kararları değiştirmeksizin yerine getirmehususunda yasama ve yürütme organları ile idare makamları lehine herhangi biristisna kuralına yer verilmemiştir. Yargı kararları ilgili kamu otoritelerincezamanında yerine getirilmediği takdirde, bireylerin yargı kararıyla kendilerinesağlanan hak ve özgürlükleri tam anlamıyla kullanabilmeleri mümkün olmaz.Dolayısıyla devlet, yargı kararlarının zamanında yerine getirilmesinisağlayarak bireyler aleyhine oluşabilecek hak kayıplarını engellemekle ve buyolla bireylerin kamu otoritelerine ve hukuk sistemine olan güven vesaygılarını korumakla yükümlüdür. Bu sebeple hukukun üstünlüğünün geçerliolduğu bir devlette, bireylerin kamu otoritesi ve hukuk sistemine olan güven vesaygılarını koruma adına vazgeçilemez bir görev ifa eden yargı kararlarınınzamanında yerine getirilmeyerek sonuçsuz bırakılması kabul edilemez (Arman Mazman, B.No: 2013/1752, 26/6/2014, § 61).
40. Kesin hükme saygıuluslararası hukuk düzenine özgü hukukun genel ilkelerinden biri olarak kabulgörmektedir. Anayasa’nın 138. maddesinin son fıkrasında düzenlenen yargıkararlarının geciktirilmeksizin yerine getirilmesi yükümlülüğü, hukukun genelilkelerinden biri olarak kabul edilen kesin hükme saygı ilkesinin de birgereğidir. Çünkü bir hukuk sisteminde yargının verdiği ve bağlayıcı olan kesinhüküm zarar gören taraflardan biri açısından işlevsiz duruma getirilmişse, adilyargılanma hakkının sağladığı güvencelerin bir anlamı kalmayacaktır (Arman Mazman, §65).
41. Somut başvuruya konu olayda İzmir3. İdare Mahkemesinin zımni ret işlemini iptal kararı sonrasında İdare, 24/12/2008 tarihli meclis kararıyla 23 yıllık geçmişibulunan ve geniş bir alanı kapsayan imar çalışmasının, başvurucununtaşınmazındaki hatayı düzeltmek amacıyla değiştirilmesi halinde kazanılmışhakların telafisi mümkün olmayacak şekilde kaybına yol açılacağı, sorununtaşınmazın kamulaştırılması yoluyla çözümüne bir engelin olmadığı, Mahkemeninimar ıslah çalışması işleminin iptali yönünde açık bir karar vermediğigerekçesiyle uyuşmazlık konusu taşınmazın tamamının kamulaştırılmak üzere V.Beş yıllık imar programına alınmasına karar vermiştir. İdare, daha sonrakamulaştırma sürecini başlatarak İzmir 2. Asliye Hukuk Mahkemesindekamulaştırma bedelinin tespiti ve tescil davası açmış, Mahkeme, 9/6/2014 tarihli kararıyla 91 m² taşınmaz için kamulaştırmabedelini 78.360,00 TL olarak tespit ederek başvurucuya ödenmesine ve taşınmazınidare adına tesciline karar vermiştir.
42. İdarenin Meclis kararında veilgili Mahkemelerin gerekçeli kararlarında İdare ile Tapu Kadastro İl Müdürlüğüarasında yapılan yazışmalarda sorunun imar ıslah planını değiştirerekçözümlenmesinin istenmesi halinde fiili imkânsızlık bulunduğu ve kazanılmışhakların telafisi mümkün olmayacak şekilde zararına yol açacağı ifadeedilmiştir. İdare, yargı kararını yerine getirmek ve başvurucunun uğradığımağduriyeti gidermek için en uygun yol olarak 2942 sayılı Kanunun açıkhükümlerine dayanarak taşınmazın başvurucunun dayandığı kayda göre belirlenenmiktarının tamamının kamulaştırılmasına karar vermiştir. Mevcut fiiliimkânsızlık ve kazanılmış hakların korunması amacıyla yapılan kamulaştırmaişleminin bu yönüyle kamu yararı amacı taşıdığı anlaşılmaktadır.
43. Bedel tespiti ve tescildavası henüz temyiz aşamasında Yargıtay önünde derdest olup, başvurucubelirlenen bedel konusunda bir şikâyetini başvuruya konu etmemiştir. Bununlabirlikte İdare, mevcut sorunun çözümü ve başvurucunun uğradığı mağduriyetigidermek için en uygun yol olarak taşınmazı kamulaştırarak ve Mahkemece taşınmazıntamamı için belirlenen 78.360,00 TL bedeli başvurucuya ödeyerek ulaşılmakistenen kamu yararı ile başvurucunun mülkiyet hakkı arasında makul bir dengekurulmasını sağlamıştır.
44. Bu durumda İdarenin mevcutkoşullarda başvurucunun Mahkeme kararıyla tespit edilen mağduriyetini gidermekve kararı yerine getirmek için bedeline katlanarak sunduğu çözüm yolununbaşvurucunun yargı kararının yerine getirilmesi hakkını ihlal etmediği,İdarenin sunduğu bu çözüm yolunun yargı kararının yerine getirilmemesi veyaetkisizleştirilmesi olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
45. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan yargı kararınınyerine getirilmesi hakkının ihlal edilmediğine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanannedenlerle;
A. Başvurucunun,
1. Mülkiyet hakkının ihlali iddiasının "'başvuru yollarının tüketilmemiş olması"nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yargı kararının yerine getirilmesi hakkının ihlali iddiasınınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucunun, yargı kararını yerine getirilmesi hakkının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerine bırakılmasına,
10/6/2015 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.