TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ KEMAL SONGÜR BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2225)
Karar Tarihi: 6/5/2015
R.G. Tarih- Sayı: 27/6/2015-29399
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucu
:
Ali Kemal SONGÜR
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde KatMülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlık nedeniyle aleyhine açılan davada lehinevekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu durumu düzeltebilmek için yargılamamasraflarına katlanmak zorunda kaldığını ve yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ve eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüş, yanlışlıklar sonucu katlanmak zorundakaldığı yargılama masraflarının ödenmesini ve tazminata hükmedilmesini talepetmiştir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 1/4/2013tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. İdari yönden yapılan önincelemede başvurunun Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığıtespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm İkinciKomisyonunca 31/7/2014 tarihinde, kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesinekarar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 16/10/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay veolgular ile başvurunun bir örneği, görüş için Adalet Bakanlığınagönderilmiştir. Adalet Bakanlığının 15/12/2014 tarihligörüşüne karşı başvurucu 9/1/2015 tarihinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
6. Başvuru formu ve ekleri ilebaşvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespit edilen ilgili olaylarözetle şöyledir:
7. Başvurucu hakkında, 12/12/2007 tarihinde on bir davacı tarafından Kat MülkiyetiKanunu'ndan kaynaklanan uyuşmazlık nedeniyle Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesindedava açılmıştır.
8. Ankara 6. Sulh HukukMahkemesi, 25/1/2012 tarih ve E.2007/2458, K.2012/114sayılı kararı ile davacılar tarafından ara karar gereğinin verilen kesin süreyerağmen yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddine hükmetmiş, ancakbaşvurucu lehine avukatlık ücreti takdirinde bulunmamıştır.
9. Başvurucu, lehine avukatlıkücreti takdir edilmesi ve bu şekilde İlk Derece Mahkemesi kararınındüzeltilerek onanması için temyiz talebinde bulunmuştur.
10. Temyiz incelemesi sonucu,Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, 15/5/2012 tarih veE.2012/2970, K.2012/5561 sayılı ilâmı ile İlk Derece Mahkemesinin kararınıdüzelterek onamış, ancak başvurucu lehine vekalet ücretine hükmetmek yerinemaddi hata sonucu davacı taraf lehine vekâlet ücreti hükmedilmesi gerektiğinekarar vermiştir.
11. Söz konusu hata nedeni ilebaşvurucu maddi hatanın düzeltilmesi isteminde bulunmuş, Yargıtay 18. HukukDairesi, 1/10/2012 tarih ve E.2012/8672, K.2012/10311sayılı ilâmı ile tespit ettiği eksikliklerin giderilmesi amacıyla dosyanınMahkemesine geri çevrilmesine karar vermiştir.
12. İlk Derece Mahkemesinceeksikliklerin tamamlanmasının ardından, yeniden Yargıtayagönderilen dosyaya ilişkin karardaki maddi hatalar, aynı Dairenin 17/1/2013 tarih ve E.2012/14857, K.2013/430 sayılı ilâmı ile"600 TL maktu vekalet ücretinindavacıdan alınıp davalıya verilmesine" şeklinde düzeltilmiştir.
13. Bu karar başvurucuya 7/3/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
14. Başvurucu 1/4/2013tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgiliHukuk
15. 12/1/2011 tarih ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu'nun "Usul ekonomisiilkesi" kenar başlıklı 30. maddesi şöyledir:
"Hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli birbiçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamaklayükümlüdür."
16. 6100 sayılı Kanun’un “Basit yargılama usulüne tabi dava ve işler” kenarbaşlıklı 316. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“Basit yargılamausulü, kanunlarda açıkça belirtilenler dışında, aşağıdaki durumlarda uygulanır:
a) Sulh hukuk mahkemelerinin görevine giren davave işler.
…”
17. 6100 sayılı Kanun’un “Yargılama giderlerinin kapsamı” kenarbaşlıklı 323. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Yargılama giderleri şunlardır:
a) Celse, karar ve ilam harçları.
b) Dava nedeniyle yapılan tebliğ ve posta giderleri.
c) Dosya ve sair evrak giderleri.
…
ğ)Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdirolunacak vekâlet ücreti,
…
18. 6100 sayılı Kanun’un “Yargılama giderlerinden sorumluluk” kenarbaşlıklı 326. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılamagiderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.”
19. 23/6/1965 tarih ve 634 sayılı KatMülkiyeti Kanunu’nun “Kat mülkiyetinin devrimecburiyeti” kenar başlıklı 25. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kat maliklerinden biri bu kanuna göre kendisine düşenborçları ve yükümleri yerine getirmemek suretiyle diğer kat maliklerininhaklarını, onlar için çekilmez hale gelecek derecede ihlal ederse, onlar, o katmalikinin müstakil bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının kendilerinedevredilmesini hakimden istiyebilirler.”
20. 634 sayılı Kanun’un “Görevli mahkeme” kenar başlıklı ek 1.maddesi şöyledir:
“Bu Kanunun uygulanmasından doğacak her türlü anlaşmazlıksulh mahkemelerinde çözümlenir.”
21. 3/4/2012 tarihli Hukuk MuhakemeleriKanunu Yönetmeliğinin “Yargılamagiderlerinin iadesi” kenar başlıklı 47. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“(1)Yargılama gideri için tahsil edilen paranın kullanılmayan kısmı hükmünkesinleşmesinden sonra yazı işleri müdürü tarafından ilgilisine iade edilir.Hesap numarası bildirilmiş ise iade elektronik ortamda hesaba aktarmaksuretiyle yapılır. Hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradankarşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeliolarak gönderilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
22. Mahkemenin 6/5/2015 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun1/4/2013 tarih ve 2013/2225 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
23. Başvurucu, 12/12/2007 tarihinde Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde KatMülkiyeti Kanunu'ndan doğan uyuşmazlık nedeniyle aleyhine açılan davada hukukunyanlış uygulanması sonucu lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, bu nedenlehükmün düzeltilerek onanması için temyiz talebinde bulunduğunu ve Mahkemeveznesine 124,65 TL temyiz harcı ile 80,00 TL posta gideri yatırdığını; temyizsonucu ilâmda yapılan maddi hatadan dolayı maddi hatanın düzeltilmesi talebindebulunduğunu, bu aşamada ise dosyanın eksiklik nedeniyle Yargıtaydangeri çevrildiğini, eksikliğin tamamlanmasının ardından dosyanın tekrar Yargıtaya gönderildiğini yine bu süreçte Mahkeme veznesine50,00 TL gider avansı yatırmak durumunda kaldığını; Yargıtay ilâmlarındayaptığı bu masrafların iadesine dair bir hüküm bulunmadığından anılanmasrafları tahsil edemediğini ayrıca yargılamanın makul süredesonuçlandırılamadığını belirterek, adil yargılanma hakkının ve eşitlikilkesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
24. Başvuru dilekçesi ve ekleriincelendiğinde, başvurucunun, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde görülenyargılamada lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğini, hukuka aykırı olan budurumu düzeltebilmek için temyiz ve karar düzeltme yollarına başvurarak masrafyapmak zorunda kaldığını, Yargıtay ilâmlarında da yapılan masrafların iadesineyönelik hüküm bulunmadığından anılan masrafları tahsil edemediğini belirterek,eşitlik ilkesinin ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürdüğüanlaşılmıştır. Anayasa Mahkemesi, başvurucuların ihlal iddialarına ilişkinnitelendirmesi ile bağlı olmayıp hukuki nitelendirmeyi bizzat yapar. Anılanihlal iddiaları yargılama sürecinin ve yargılama sonunda verilen kararın adilolup olmadığına ilişkin olduğundan, adil yargılanma hakkının ihlali iddiasıkapsamında değerlendirilmiştir. Öte yandan başvurucunun makul sürede yargılamayapılmaması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası ayrıcadeğerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
a. Kanun Yollarına Başvuru Sürecinde YapılanMasrafların İade Edilmemesi Nedeniyle Adil Yargılanma Hakkının İhlali İddiası
25. Anayasa'nın 148. maddesininüçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
26. 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkı" kenarbaşlıklı 45. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
27. Anayasa'nın148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 6216 sayılı Kanun'un 45. maddesinin (2)numaralı fıkrası uyarınca Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmak içinihlale neden olduğu iddia edilen işlem veya eylem için idari ve yargısalbaşvuru yollarının tamamının tüketilmiş olması gerekir.
28. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde, ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idarimercilere ve derece mahkemelerine başvurulmalıdır.
29. Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuru, ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde, olağan yasa yollarıile çözüme kavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hakihlallerinin bu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumundabaşvurulabilir (Bayram Gök, B.No: 2012/946, 26/3/2013, § 18).
30. Bireysel başvuru yolununikincil niteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmekiçin öncelikle hukuk sisteminde düzenlenen başvuru yollarının tüketilmesizorunludur. Bu ilke uyarınca, başvurucunun Anayasa Mahkemesi önüne getirdiğişikâyetini öncelikle ve süresinde yetkili idari ve adli mercilere usulüne uygunolarak iletmesi ve bu konuda sahip olduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bumakamlara sunması ve aynı zamanda bu süreçte dava ve başvurusunu takip etmekiçin gerekli özeni göstermiş olması gerekir (BayramGök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 19).
31. Bireysel başvurunun ikincilniteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve genel mahkemelerönünde dayanılmayan iddialar Anayasa Mahkemesi önünde şikâyet konusuedilemeyeceği gibi genel mahkemelere sunulmayan yeni bilgi ve belgeler deAnayasa Mahkemesine sunulamaz (Bayram Gök,B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
32. Başvurucu, Ankara 6. SulhHukuk Mahkemesinin, vekâlet ücretine hükmedilmemesinden dolayı hatalı olan 25/1/2012 tarihli kararının düzeltilerek onanması içintemyiz talebinde bulunduğunu, talebinin kabul edildiğini ancak yapılan maddihata nedeniyle karar düzeltme isteminde bulunmak zorunda kaldığını, bu aşamadaise dosyanın eksiklik nedeniyle Mahkemesine geri gönderildiğini, belirtileneksikliğin tamamlanmasının ardından Yargıtay temyiz ilâmında yapılan maddihatanın düzeltilebildiğini, ancak bu süreçte yaptığı yargılama masraflarınıniadesine yönelik hüküm kurulmadığını, dolayısıyla yaptığı masrafları tahsiledemediğini belirterek, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
33. Adalet Bakanlığı görüşünde,Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) mahkemeye erişim hakkı ve mahkemeücretleri konusundaki içtihatlarına atıfta bulunduktan sonra, başvurucunun,yargılama sürecinde yaptığı masrafları, uygulamada kararın kesinleşmesi ilebirlikte aleyhine hüküm verilen taraftan ilamlı icra yoluyla talepedebileceğini, yargılama sürecinde kullanılmayan ve başvurucu tarafındanyatırılan fazla gider avansının da Mahkemeden iadesini talep edebileceğini,dolayısıyla başvurucunun anılan ihlal iddiası kapsamında idari ve yargısalbaşvuru yollarını tüketip tüketmediğinin göz önünde bulundurulması gerektiğiniifade etmiştir.
34. Başvurucu, AdaletBakanlığının görüşüne karşı, yargılama sürecinde yapılan masraflara ilişkin biritirazının olmadığını, ancak bireysel başvuruya konu ettiği yargılamada yapılanbasit hatalar nedeniyle davanın uzadığını, yargılamanın davalı tarafıolmasından dolayı mağdur olduğunu beyan etmiştir.
35. Bireysel başvuruya konuedilen, Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin ilgili dosyasının incelenmesinde,Mahkemece, başvurucu hakkında açılan davanın, davacılar tarafından ara karargereğinin verilen kesin süre içinde yerine getirilmemesi nedeniylereddedildiği, kararda avukat ile kendini temsil ettiren başvurucu lehine vekâletücretine hükmedilmediği, başvurucunun anılan kararın vekâlet ücreti yönündendüzeltilerek onanması için temyiz isteminde bulunduğu, bu istem nedeniyle124,65 TL temyiz harcı ile 80,00 TL posta masrafı yatırdığı, temyiz incelemesisonucu, başvurucunun talebinin kabul edilerek lehine 600,00 TL vekâlet ücretinehükmedildiği, ancak maddi hata nedeniyle ilâma “600TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine”ifadesinin yazıldığı, söz konusu maddi hata nedeniyle maddi hata düzeltme talebindebulunulduğu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 1/10/2012tarihli ilâmı ile eksiklik nedeniyle dosyanın Mahkemesine geri çevrilmesinehükmedildiği, başvurucunun da belirtilen eksikliklerin tamamlanmasındakullanılmak üzere Mahkeme veznesine 50,00 TL gider avansı yatırdığı,eksikliklerin tamamlanmasının ardından Yargıtayagönderilen dosyaya ilişkin maddi hatanın, ilâma, “600 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine”ifadesinin yazılarak düzeltildiği anlaşılmıştır. Dolayısıyla,Ankara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinin vekâlet ücreti yönünden hatalı olan kararınakarşı kanun yollarına başvurması sonucu yaptığı yargılama giderlerini tahsiledemediğini ileri süren başvurucunun, yaptığı masrafları öncelikle yargılamasonunda aleyhine karar verilen taraftan ya da Maliye Hazinesinden talep etmesigerekirken ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü iddiaya ilişkinolarak idari veya yargısal yollara başvurmadığından, başvuru yollarını usulüncetüketmediği anlaşılmıştır.
36. Açıklanan nedenlerle, kanun yollarına başvuru sürecindeyapılan masrafların iade edilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasının, başvuru yolları usulüne uygun şekilde tüketilmeden bireysel başvuru konusu yapıldığı anlaşıldığından,başvurunun bu kısmının, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin “başvuru yollarınıntüketilmemesi” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Üye SerruhKALELİ bu görüşe katılmamıştır.
b. YargılamanınMakul Sürede Sonuçlandırılmadığı İddiası
37. Başvurucunun yargılamanın uzunluğuyla ilgili şikâyetiaçıkça dayanaktan yoksun olmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezliknedenlerinden herhangi biri de bulunmamaktadır. Bu nedenle, başvurunun bubölümüne ilişkin olarak kabul edilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
38. Başvurucu, 12/12/2007 tarihindeAnkara 6. Sulh Hukuk Mahkemesinde aleyhine açılan Kat Mülkiyeti Kanunu’ndankaynaklanan davada makul sürede yargılama yapılmadığını belirterek, adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini iddia etmiştir.
39. Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme)ortak koruma alanı dışında kalan bir hak ihlali iddiasını içeren başvurununkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi mümkün olmayıp (Onurhan Solmaz, B. No: 2012/1049, 26/3/2013,§ 18), Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanmahakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, esasen Anayasa’nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçokkararında, ilgili hükmü Sözleşme’nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığındayorumlamak suretiyle, Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alan ve AİHMiçtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara,Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yer vermektedir. Somut başvurunun dayanağınıoluşturan makul sürede yargılanma hakkı da yukarıda belirtilen ilkeler uyarıncaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil olup, ayrıca davaların en az giderleve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğunu belirtenAnayasa’nın 141. maddesinin de, Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği, makulsürede yargılanma hakkının değerlendirilmesinde göz önünde bulundurulmasıgerektiği açıktır (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 38–39).
40. Davanın karmaşıklığı,yargılamanın kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun davanın hızla sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar, bir davanın süresinin makul olupolmadığının tespitinde göz önünde bulundurulması gereken kriterlerdir (Güher Ergun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 41–45).
41. Anayasa’nın 36. maddesi ve Sözleşme’nin 6. maddesiuyarınca, medeni hak ve yükümlülüklere ilişkin uyuşmazlıkların makul süredekarara bağlanması gerekmektedir. Başvuru konusu olayda, Sulh Hukuk Mahkemesinezdinde açılan Kat Mülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan uyuşmazlığın söz konusuolduğu görülmekle, 6100 sayılı Kanun’da yer alan usul hükümlerine göreyürütülen somut yargılama faaliyetinin, medeni hak ve yükümlülükleri konu alanbir yargılama olduğunda kuşku yoktur (GüherErgun ve Diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§ 49).
42. Medeni hak veyükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkin makul süre değerlendirmesinde,sürenin başlangıcı kural olarak, uyuşmazlığı karara bağlayacak yargılamasürecinin işletilmeye başlandığı, başka bir deyişle davanın ikame edildiğitarih olup, somut başvuru açısından bu tarih,12/12/2007 tarihidir.
43. Sürenin bitiş tarihi ise,çoğu zaman icra aşamasını da kapsayacak şekilde yargılamanın sona ermetarihidir (Güher Ergun ve Diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 52). Bu kapsamda, somutyargılama faaliyeti açısından sürenin bitiş tarihinin, başvurucunun karardüzeltme talebinin Yargıtay 18. Hukuk Dairesince kabul edilerek, temyizilâmında yapılan maddi hatanın düzeltildiği 17/1/2013tarihi olduğu anlaşılmaktadır.
44. Kat Mülkiyeti Kanunu’ndandoğan uyuşmazlıklara ilişkin davalarda görevli mahkeme, anılan Kanun’un ek 1.maddesine göre sulh hukuk mahkemeleridir. Yine 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesine göre, bu mahkemelerde basit yargılama usulüne göre yargılamayapılmaktadır.
45. Basit yargılama usulü, 6100sayılı Kanun’un 316. maddesinde yer alan davalar ile kanunlarda açıkçabelirtilen bazı davalarda uygulanan ve yazılı yargılama usulünden daha basit veçabuk işleyen, daha kısa bir incelemeye ihtiyaç duyan ve daha kolay birinceleme ile sonuçlandırılabilecek dava ve işler için kabul edilmiş biryargılama usulüdür (Nesrin Kılıç, B.No: 2013/772, 7/11/2013, § 65).
46. 6100 sayılı Kanun’un 316.maddesi ve devamı maddelerinde yer alan bu usulde davalar, mahkemeye sunulandilekçe ile açılmakta ve davalının, dava dilekçesinin kendisine tebliğindenitibaren iki hafta içinde cevap dilekçesini mahkemeye sunması gerekmektedir. Busüre bir defaya mahsus olmak üzere en fazla iki hafta uzatılabilmektedir. Basityargılama usulünde cevaba cevap ve ikinci cevap aşamaları bulunmamaktadır.Mahkemeler, 6100 sayılı Kanun’un 320. maddesine göre mümkünse taraflarıduruşmaya davet etmeden dosya üzerinden karar verirler. Duruşmalı yargılamadaaynı maddeye göre mahkemelerin, tahkikatı ilk duruşma hariç, kural olarak ikiduruşmada tamamlaması ve duruşmalar arasındaki sürenin de bir aydan uzunolmaması gerekmektedir. Ancak istisnai hallerde ikiden fazla duruşmayapılabileceği gibi, duruşma araları da bir aydan fazla tutulabilmektedir.
47. Bu şekilde kanun koyucu, KatMülkiyeti Kanunu’ndan kaynaklanan davaların, bu uyuşmazlıklara bakmakla görevlimahkemelerce mümkün olduğunca hızlı, basit ve ucuz bir biçimdesonuçlandırılmasını amaçlamıştır.
48. Başvuruya konu yargılamasürecinin incelenmesinde, yargılamanın konusunun, davacılar ile aynı binadaoturan başvurucunun bağımsız bölümü üzerindeki mülkiyet hakkının arsa paylarıoranında davacılara devredilmesine karar verilmesi istemi olduğu, davanın, verilenkesin süre içinde davacılarca ara karar gereğinin yerine getirilmemesindendolayı 25/1/2012 tarihinde reddedildiği, ancakkararda, yargılama boyunca kendisini avukat ile temsil ettiren başvurucu lehinevekâlet ücretine hükmedilmediği, bu nedenle başvurucunun İlk Derece Mahkemesikararını, düzeltilerek onanması yönünde temyiz ettiği, Yargıtay 18. HukukDairesinin, 15/5/2012 tarihli ilâmı ile temyiz talebini kabul ederek, kararındüzeltilerek onanmasına hükmettiği, ancak yapılan maddi hata nedeniyle başvurucunun,maddi hata düzeltme isteminde bulunduğu, bu aşamada eksiklik nedeniyle dosyanın1/10/2012 tarihli ilâmla Mahkemesine geri çevrildiği, eksikliklerintamamlanmasının ardından tekrar Yargıtaya gönderilendosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin,17/1/2013 tarihli ilâmı ile maddi hatanın düzeltilmesine karar verdiği, böyleceİlk Derece Mahkemesi kararının 17/1/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
49. 6100 sayılı Kanun’unöngördüğü yargılama usullerine tabi mahkemeler nezdindeki yargılamaların makulsürede tamamlanmadığı yönündeki iddialar daha önce bireysel başvuru konusuyapılmış ve Anayasa Mahkemesi tarafından, özellikle yargılamada sürati teminetmeye hizmet eden özel usul hükümlerinin nazara alınmadığı göz önündebulundurularak makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönünde kararverilmiştir (Güher Ergun ve Diğerleri, B.No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 34-64).
50. Başvuruya konu Kat MülkiyetiKanunu’ndan kaynaklanan davada yer alan kişi sayısı dikkate alındığındabaşvuruya konu yargılamanın karmaşık olduğu ortaya çıkmakla birlikte, davayabütün olarak bakıldığında, somut başvuru açısından farklı bir karar verilmesinigerektirecek bir yön bulunmadığı ve söz konusu beş yıl bir aylık yargılamasürecinde makul olmayan bir gecikmenin olduğu sonucuna varılmıştır.
51. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanunun 50. Maddesi Yönünden
52. Başvurucu, başvuru konusu yaptığıyargılama sürecinde adil yargılanma hakkının ihlal edilmesi nedeniyle yapmışolduğu toplam 254,65 TL yargılama masrafının ve 250.000,00 TL manevi tazminatınödenmesini talep etmiştir.
53. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar” kenar başlıklı 50. maddesinin(2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa,ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzeredosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genelmahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmaklayükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali vesonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
54. Başvurucunun tarafı olduğuuyuşmazlığa ilişkin beş yıl bir ay beş günlük yargılama süresi nazaraalındığında, yargılama faaliyetinin uzunluğu sebebiyle, yalnızca ihlal tespitiylegiderilemeyecek olan manevi zararları karşılığında başvurucuya net 2.550,00 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
55. Başvurucu tarafından madditazminat talebinde bulunulmuş olmakla beraber, tespit edilen ihlal ile iddia edilenmaddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından, başvurucununmaddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekir.
56. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılama giderininbaşvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. Başvurucunun,
1.Kanun yollarına başvuru sürecinde yapılan masrafların iade edilmemesi nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının “başvuru yollarının tüketilmemesi”nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, üye Serruh KALELİ’nin karşı oyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
2. Makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündeki iddiasının KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA, OYBİRLİĞİYLE,
3. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,OYBİRLİĞİYLE,
B. Başvurucuya net 2.550,00 TL manevi TAZMİNAT ÖDENMESİNE,başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE, OYBİRLİĞİYLE,
C. Başvurucu tarafından yapılan 198,35 TL harçtan oluşan yargılamagiderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE, OYBİRLİĞİYLE,
D. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal faiz uygulanmasına, OYBİRLİĞİYLE,
6/5/2015 tarihinde karar verildi.
KARŞIOY
Başvurucu,aleyhine açılan ancak reddedilen ve Avukat ile temsil edildiği davada lehine vekalet ücretine hükmedilmemiş olmasını temyiz etmiş, bununiçin temyiz karar ve başvuru harçları yatırmış, düzeltilerek onanan karardamaddi hata yapan Yargıtaya, yeniden düzeltme talebiiçin istenen gider avansını yatırmış ve Yargıtay 18. Hukuk Dairesi de ilamda kimaddi hatayı düzeltmiş ancak haklı çıkan başvurucu lehine süreçte yapılanyargılama masraflarının iadesine yönelik bir hükmün ise kurulmadığıanlaşılmıştır.
Yargılamasürecinde kararda ki yanlışları düzelttirmek ve hakkını elde etmek için yapmakzorunda kaldığı masrafların kararda hüküm altına alınmamış olması nedeniyletahsil edemediğinden ve bu nedenle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğiiddiası ile yaptığı başvuru, Mahkememizce yaptığı masrafları tahsil etmek içinidari ve yargısal yollara başvurmadığının anlaşılması diyerek “BaşvuruYollarının Tüketilmemiş Olması” gerekçesiyle “Kabul Edilemez” bulmuştur.
HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 332. maddesinde;
“Yargılama Giderlerine Hükmedilmesi
1- Yargılama giderlerine,mahkemece resen hükmedilir.
2- Yargılama gideri,tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altındagösterilir,
3- Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği,miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemeceilamın altına yazılır.”
HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 333. maddesinde;
“Avansın İadesi
1- Hükmün kesinleşmesinden sonra mahkeme kendiliğinden, yatırılanavansın kullanılmayan kısmının iadesine karar verir. Bu kararın tebliğ gideriiade edilecek avanstan karşılanır.”
demektedir.
Sözleşmemetni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adil yargılanma hakkının somutgörünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa’nın 36. maddesinde yer verilenadil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı bir çok kararında, ilgili hükmü Sözleşmenin6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle, gerek Sözleşme’ninlafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkınınkapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir (B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
Anayasa’nın36. maddesinde ifade edilen hak arama özgürlüğü, diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biri olmakla birlikte aynı zamanda toplumsal barışıgüçlendiren, bireyin adaleti bulma, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önlemeuğraşının da aracıdır. Hak arama özgürlüğü ve adil yargılanma hakkı, sadeceyargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunmada bulunmahakkını değil, yargılama sonunda hakkı olanı elde etmeyi de kapsayan bir haktır(AYM, E.2009/27, K.2010/9, K.T. 14/1/2010).
Ankara6. Asliye Hukuk Mahkemesi kararının temyizi nedeniyle ortaya çıkan maddihataların düzeltildiği karar, yargı sürecinde lehine karar verilen başvurucununyaptığı giderleri bir nevi uğradığı kabul edilen zararları karşılamaya yönelikyasal zorunlulukları içermemektedir.
HukukMuhakemeleri Kanunu’na göre yargılama giderleri (Madde 326) aleyhine hükümverilen taraftan alınmasına karar verilir demektedir. Hükmedilme şekil şartlarıda 332. ve 333. maddelerde açıkça yazılıdır.
Başvurucu,somut olay dikkate alındığında, hakkı olanı elde etme, haksızlığı önleme amacıile adalet adına mücadele etme zorunda bırakıldığında, hukukun etkinkorumasından, yararlanacağından endişe etmemeli, karar mercileri de kararınhukuka uygunluğunun sağlanmasında gerekli özeni göstermiş olmalıdırlar.
Yargılamagiderlerine hükmedilmeden verilmiş yargı kararı, başvurucunun aleyhine sonuçdoğuracak, hakka erişimi engelleyecek şekilde kurgulanmış, haklı çıktığı davadaiade alması gerekli masrafların elde edilişini, infazını teminatsız bırakmış,sözleşmenin altıncı maddesi kapsamında ki güvencelerden yararlanmasınıönlemiştir.
Başvurucununyargılama giderlerine ulaşmada yasaca öngörülmüş hiçbir açıklığı taşımayan ilamhukuki belirliliğe açık aykırılık ve keyfilik taşımaktadır.
Halböyle iken, başvurucuya çoğunluk görüşündeki gibi git alacaklarını idari veyargısal yolları kullan ve almaya çalış demek suretiyle başvurucuya getirilenek yük, bizatihi adil yargılanmanın mahkemeye erişim hakkı unsurları yönündentanıdığı güvenceler ile, kamu otoritelerinin keyfiuygulamalarına karşı teminat içeren Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgilimaddelerini görmezden gelmek olduğu gibi, karar mercilerine de benzeri hatalarıyeniden yapma ve, yasayı uygulamada keyfi davranma meşruiyeti hazırladığı vealacağına ulaşmada çektirilen bu sıkıntının mülkiyet hakkı yönünden dahiihlalini tartıştırmayan “Başvuru Yollarının Tüketilmemiş Olması” nedeniylebaşvurunun “Kabul Edilemez” bulunduğu şeklindeki çoğunluk görüşüne katılınmamıştır.
Üye
Serruh KALELİ