TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ KANDİL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/13224)
Karar Tarihi: 19/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucular
:
1. Ali KANDİL
2. Gürkan KAHRAMAN
3. Özgür SÖYLEMEZ
4. Serdar ERDOĞAN
5. Şahin KILIÇ
6. Veysel AKSOY
Vekili
:
Av. Enver Erdal ŞİMŞEK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, anayasal haklar kapsamında koruma altında bulunanbazı eylemlerinin terör örgütüne üye olmak suçundan mahkûmiyetlerinde delilolarak kullanılmasının başvurucuların ifade ve din özgürlüğü ile toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir. Başvurudaayrıca terör örgütüne üye olmak suçundan delil olarak değerlendirilen fiillerhakkında daha önce soruşturma veya kovuşturma yapılıp bir karar verildiğibelirtilerek aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkınınihlal edildiği de ileri sürülmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/8/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
6. Başvurucular Şahin Kılıç 1975, Ali Kandil 1961, SerdarErdoğan 1970, Veysel Aksoy 1973, Özgür Söylemez 1973 ve Gürkan Kahraman 1974doğumlu olup olayların meydana geldiği tarihte Tunceli'de ikamet etmektedirler.
7. Başvurucular; PKK terör örgütüne üye oldukları gerekçesiyledört gün gözaltında tutulduktan sonra 15/11/2012 tarihinde tutuklanmışlardır.Cumhuriyet savcısı 30/1/2013 tarihli iddianamesi ile başvurucuların anılansuçtan cezalandırılmalarını talep etmiştir. Malatya 4. Ağır Ceza Mahkemesi(Mahkeme) 21/6/2013 tarihinde başvurucuların PKK terör örgütüne üye olmaksuçundan mahkûmiyetlerine hükmetmiştir.
8. Mahkemenin başvurucuların terör örgütüne üye olmak suçundanmahkûmiyetlerinde dikkate aldığı delillerin bazıları şu şekildedir:
i. Mahkeme, başvurucuların terör örgütüne yardım etmek suçundanceza infaz kurumunda tutukluyken hayatını kaybeden bir kişinin ya daçatışmalarda öldürülen örgüt mensuplarının cenaze törenlerine katılmalarınıveya katılımı organize etmelerini delil olarak değerlendirmeye almıştır.Mahkeme ayrıca başvuruculardan Veysel Aksoy'un çatışmalarda öldürülen bir örgütmensubunun mezarının başında düzenlenen anma törenine katılmasını da delilolarak değerlendirmiştir. Mahkemeye göre terör örgütünün talimatlarınaistinaden başvurucuların katıldığı bu törenlerden bir kısmı terör örgütününpropagandasının yapıldığı organizasyonlara dönüşmüş, bazılarında ise örgütmensuplarını ve PKK terör örgütünü övücü sloganlar atılmıştır. Mahkeme,başvuruculardan Özgür Söylemez'in katıldığı bircenaze töreninde içinde şiddet içeren sözler barındıran bir konuşma yaptığınıve başka bir cenaze törenine katılması için S.S. isimli şahsa telkindebulunduğunu belirtmiştir.
ii. Bundan başka Mahkeme, örgüt talimatına istinadendüzenlendiğinin ve terör örgütünün propagandasına dönüştüğünün ileri sürüldüğübazı mitinglere, gösterilere ve basın açıklamalarına başvurucularınkatılmalarını ve/veya katılımı organize etmelerini de mahkûmiyet kararıverirken dikkate almıştır.Mahkeme, bahsi geçengösteri ve basın açıklamalarından bazılarında şiddet olaylarının yaşandığı,kamu kurumlarına yönelik saldırıda bulunulduğu, PKK terör örgütünü simgeleyenbayrak ve flamaların taşındığı, PKK terör örgütü lehine sloganlar atıldığı vekatılımcılardan bazılarının yüzlerini gizledikleri hususlarına özellikle vurguyapmıştır. Mahkeme ayrıca şiddet olaylarının yaşandığı bazı gösterilerdebaşvuruculardan bir kısmının şiddete bulaşan grubu yönlendirdiğini de kabuletmiştir.
iii. Başvuruculardan bazılarının hayatını kaybeden terör örgütümensuplarından "şehit"diye bahsetmesi de delil olarak dikkate alınmıştır.
iv. Başvuruculardan bazılarının ikametgâhında yapılanaramalarda, hakkında toplatma kararı bulunan yayınların ve örgütseldokümanların ele geçirildiği belirtilmiştir.
v. Mahkeme, PKK terör örgütünün talimatlarına istinadenbaşlatıldığını belirttiği açlık grevlerine destek olmak amacıyla Tunceli'deaçlık grevine destek çadırı kurulduğunu ifade etmiştir. Mahkeme, bahsi geçençadırı kuranlardan ikisinin başvurucular Özgür Söylemez ve Veysel Aksoyolmasının onların terör örgütüne üye olduklarını gösteren bir delil olduğunukabul etmiştir.
vi. Başvurucu Şahin Kılıç yönünden yapılan değerlendirmedeyukarıda sayılan diğer eylemlerinin yanında başvurucunun Tunceli'de düzenlenenve terör örgütünün propagandasının yapıldığı nevruz etkinliğini organizeettiği, PKK terör örgütü mensuplarının kullandığı kıyafetlerle etkinliğekatıldığı ve yaptığı açılış konuşmasında terör örgütünün kurucularından olduğubelirtilen M.D.yi öven ifadeler kullandığıbelirtilmiştir.
9. Mahkûmiyet hükmünde, dosya kapsamında bulunan ve yukarıdasıralanan tüm eylemler/deliller her bir başvurucu yönünden ayrı ayrıdeğerlendirilmiştir. Bu değerlendirmeler şu şekildedir:
"...Sanık Ali Kandil'in 2009 yılı ve sonrasında, farklıtarihlerde ve süreklilik arzedecek şekilde örgütüyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütsel birlikteliksağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıyla terör örgütümensuplarının farklı tarihlerdeki üç cenaze törenine katılmak, terör örgütününtalimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terör örgütününpropagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, terör örgütününtalimatları doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak, '14 TemmuzDirenişi/Öcalan’a Özgürlük' adı altında terör örgütünün propagandasına dönüşenve güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflusaldırıların yapıldığı izinsiz mitinge katılmak üzere Diyarbakır iline gitmek,yaptığı telefon görüşmesinde örgüt mensuplarına 'şehit' demek suretiyle onlarıyüceltmek şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniylePKK/KCK silahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir bağ olduğununaçıkça belirlendiği ve bu itibarlasanığın PKK/KCKsilahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdakişekilde cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
...
Sanık Gürkan Kahraman'ın 2009 yılı ve sonrasında,farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekildeörgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütselbirliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıylaterör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki beş cenaze törenine katılmak,terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terörörgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, terörörgütünün talimatları doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak ve'14 Temmuz Direnişi/Öcalan’a Özgürlük' adı altında terör örgütününpropagandasına dönüşen ve güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflu saldırıların yapıldığı izinsiz mitinge katılmaküzere Diyarbakır iline gitmek şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşaneylemleri nedeniyle PKK/KCK silahlı terör örgütü ile sanık arasında organik birbağ olduğunun açıkça belirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK silahlı terörörgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki şekildecezalandırılması yoluna gidilmiştir.
...
Sanık Özgür Söylemez'in2009 yılı ve sonrasında, farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecekşekilde örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütselbirliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıylaterör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki üç cenaze törenine katılmak,terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terörörgütünün propagandasına [dönüşen] çok sayıda basın açıklamasına katılmak ve terör örgütünün talimatlarıdoğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak şeklinde belli birçeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCK silahlı terör örgütüile sanık arasında organik bir bağ olduğunun açıkça belirlendiği ve bu itibarlasanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgütüyeliğinden aşağıdaki şekilde cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
...
Sanık Serdar Erdoğan'ın 2009 yılı vesonrasında, farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecekşekilde örgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütselbirliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıylaterör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki üç cenaze törenine katılma,terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terörörgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak veterör örgütü kurucusu Abdullah Öcalan tarafından yazılan veya onun fikirleriniyansıtan çok sayıda yayın bulundurmak şeklinde belli bir çeşitlilik seviyesineulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCK silahlı terör örgütü ile sanık arasındaorganik bir bağ olduğunun açıkça belirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCKsilahlı terör örgütünün üyesi olduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdakişekilde cezalandırılması yoluna gidilmiştir.
...
Sanık Şahin Kılıç'ın 2009 yılı ve sonrasında,farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekildeörgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütselbirliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıylaterör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki dört cenaze törenine katılmak,terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terörörgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, terörörgütünün talimatları doğrultusunda başlatılan açlık grevlerine destek olmak,2010 yılı Nevruz etkinliği sırasında terör örgütünün kurucularından M.D.'ı öveceek ifadeler kullanmakşeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCKsilahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir bağ olduğunun açıkçabelirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesiolduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki şekilde cezalandırılması yolunagidilmiştir.
...
Sanık Veysel Aksoy'un 2009 yılı ve sonrasında,farklı tarihlerde ve süreklilik arzedecek şekildeörgüt üyesi konumundaki diğer sanıklarla eşgüdüm içerisinde örgütselbirliktelik sağlayarak ve örgüte sempati duyan kitleyi canlı tutmak amacıylaterör örgütü mensuplarının farklı tarihlerdeki beş cenaze törenine katılmak,terör örgütünün talimatıyla örgütün amaçları doğrultusunda düzenlenen ve terörörgütünün propagandasına dönüşen çok sayıda basın açıklamasına katılmak, ölenterör örgütü mensuplarının ölüm yıldönümlerinde gerçekleştirilen anmaetkinliğine katılmak, terör örgütünün talimatları doğrultusunda başlatılanaçlık grevlerine destek olmak ve bu amaçla kurulan açlık çadırını kurmak ve '14Temmuz Direnişi/Öcalan’a Özgürlük' adı altında terör örgütünün propagandasınadönüşen ve güvenlik güçlerine taşlı, sopalı ve molotoflusaldırıların yapıldığı izinsiz mitinge katılmak üzere Diyarbakır iline gitmekşeklinde belli bir çeşitlilik seviyesine ulaşan eylemleri nedeniyle PKK/KCKsilahlı terör örgütü ile sanık arasında organik bir bağ olduğunun açıkçabelirlendiği ve bu itibarla sanığın PKK/KCK silahlı terör örgütünün üyesiolduğu anlaşılmakla örgüt üyeliğinden aşağıdaki şekilde cezalandırılması yolunagidilmiştir..."
10. Temyiz üzerine mahkûmiyet kararı Yargıtay 9. Ceza Dairesitarafından 6/6/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucular, nihai karardan 9/7/2014tarihinde haberdar olduğunu belirtmişler; 7/8/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
11. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. Metin Birdal ([GK] B. No: 2014/15440, 22/5/2019, §§ 28-39)başvurusu hakkında verilen karar.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
12. Mahkemenin 19/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Aynı Suçtan İki KezYargılanmama ve Cezalandırılmama Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
13. Başvurucular; terör örgütüne üye olmak suçunda delil olarakdeğerlendirilen eylemlerinden dolayı daha önce Malatya ve Tunceli'de adlisoruşturma veya kovuşturma yapıldığını ve haklarında kovuşturmaya yerolmadığına dair kararlar veya beraat kararları verildiğini belirtmişler ve aynıeylemden dolayı iki kez yargılandıklarını ileri sürerek aynı suçtan iki kezyargılanmama ve cezalandırılmama hakkının ihlal edildiğini iddia etmişlerdir.
14. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı,Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 7 No.lu Protokol’ün 4.maddesinde yer alsa da 10/3/2016 tarihli ve 6684 sayılı 11 NoluProtokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya DairSözleşmeye Ek 7 Nolu Protokolün Onaylanmasının UygunBulunduğuna Dair Kanun'un Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından 10/3/2016tarihinde kabul edildiği ve 25/3/2016 tarihinde Resmî Gazete'deyayımlandığı, 28/3/2016 tarihinde de Bakanlar Kurulunca onaylanan Protokol'ünTürkiye açısından 1/8/2016 tarihinde yürürlüğe girdiği gözönündebulundurulduğunda başvuruya konu karar 6/6/2014 tarihinde kesinleşmiş olupbaşvuruya konu ihlal iddiası tarihi itibarıyla anılan Protokol Türkiyeaçısından yürürlükte olmadığından başvurucuların hak ihlali iddiasının Anayasave Sözleşme’nin ortak koruma alanının dışında kaldığı anlaşılmaktadır (Mehmet Sefa Sirmen, B. No: 2016/12029,17/4/2019, § 33).
15. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının konu bakımından yetkisizlik nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. İfade ve Din Özgürlüğüile Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Başvurucularınİddiaları
16. Başvurucular; dinî inançları gereği olarak katıldıklarıcenaze törenlerinin delil olarak değerlendirmeye alındığını, katıldıkları diğeretkinliklerde de şiddete bulaşmadıklarını ve etkinliklere katılan diğer bazıkişilerin eylemlerinden sorumlu tutulduklarını iddia etmişlerdir. Başvurucularayrıca yapmış oldukları bütün faaliyetlerinin demokrasinin çok sesliliği kapsamındadeğerlendirmesi gerektiğini belirtmişler ve bu nedenlerle ifade, din ve vicdanözgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
17. Katıldıkları veya organize ettikleri toplantılar ile butoplantılarda yapılan bazı düşünce açıklamalarının, bazı yayınlarıbulundurmanın veya örgüt mensubu oldukları belirtilen kişilerin cenazelerinekatılmanın terör örgütüne üye olmak suçundan verilen mahkûmiyet kararınındelili olarak kullanılması başvurucuların ifade ve din özgürlüğü ile toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı üzerinde caydırıcı etki doğurabilir.Dolayısıyla başvurucuların Anayasa'nın 24., 26. ve 34. maddesinde koruma altınaalınan haklarına müdahalede bulunulduğu kabul edilmelidir (Metin Birdal, § 48).
18. Başvuru konusu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesindeöngörülen kanunla sınırlama ölçütünü karşıladığı, millî güvenlik ve kamudüzeninin korunması meşru amaçları kapsamında kaldığı anlaşılmıştır (Metin Birdal, §§ 52, 53). Bu nedenle başvuru konusu müdahalenin demokratiktoplum düzeninin gereklerine uygun olup olmadığı değerlendirilecektir.
a. Müdahalenin DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygun Olması
19. Temel hak ve özgürlüklerin koruması altında bulunan bireylemin terör örgütüne üye olmak suçunun mahkûmiyetinde delil olarakkullanılması suretiyle temel hak ve özgürlüklere yapılan bir müdahalenindemokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlubir toplumsal ihtiyacı karşılaması gerekir. Amaca ulaşmaya yardımcı olmayan birmüdahalenin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığı söylenemeyecektir(zorunlu toplumsal ihtiyaç testine ilişkin açıklamalar için bkz. Bekir Coşkun [GK], B. No: 2014/12151,4/6/2015, §§ 51, 53-55, 57; Mehmet Ali Aydın[GK], B. No: 2013/9343, 4/6/2015, § 68;Ferhat Üstündağ, B. No: 2014/15428, 17/7/2018, §§ 45, 46; Tansel Çölaşan, B. No: 2014/6128,7/7/2015, § 51).
b. Somut OlayınDeğerlendirilmesi
20. Terör örgütüne üye olmak suçu, üye ve hatta örgüt henüz birsuç işlememiş olsa dahi örgütün toplum için yarattığı tehlikeyi cezalandıran vebu yönüyle bir yandan da örgüt faaliyetleri kapsamında suç işlenmesiniengelleme amacı taşıyan bir suç türüdür (MetinBirdal, §§ 60, 61).
21. Bireysel başvuru yolunda Anayasa Mahkemesinin görevi biryargılamanın sonucu itibarıyla adil olup olmadığını değerlendirmek değildir.Dolayısıyla başvurucular hakkında isnat edilen terör örgütünün üyesi olmaksuçunun sübuta erip ermediği veya toplanan delillerin suçun sübutu için yeterliolup olmadığı meselesi, ilkesel olarak Anayasa Mahkemesinin ilgi alanıdışındadır (Metin Birdal, § 47; ayrıca bkz. Yılmaz Çelik [GK], B. No: 2014/13117,19/7/2018, § 45; krş. Ferhat Üstündağ,§ 65). Bundan başka bir ceza yargılamasında hangi delillerin hükme esasalınabileceği meselesi de esas itibarıyla Anayasa Mahkemesinin görev alanınındışındadır (Türk ceza hukuku uygulamasına ilişkin bazı değerlendirmeler içinbkz. Metin Birdal, §§ 67-71).
22. Bir kişinin henüz başka bir suç işlemeden yalnızca terörörgütüne üye olması nedeniyle cezalandırılabilmesi için yargılama makamlarınıno kişinin terör örgütüyle olan bağlarını ortaya koyması gerekir. Henüz cezakanunlarında tanımlanan bir suçu işlememiş olsa bile bir terör örgütü ile örgüt üyeliği olarak kabul edilecekkuvvette bir bağın varlığının araştırılması bireylerin sahip olduğu fikirlerin,bağlı oldukları toplumsal grupların ve ideolojilerinin, davranışlarınınanlamlarının ve bunların altında yatan saiklerin dedeğerlendirilmesini gerektirebilir. Böyle bir değerlendirmenin örgütlere üyeolmak, toplantılara katılmak veya düşünce açıklamaları yapmak gibi kişilerinanayasal haklar kapsamında koruma altında bulunan eylemlerini de kapsadığıdurumlarda başta ifade, örgütlenme, din ve vicdan özgürlükleri ile toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkı olmak üzere temel haklar üzerinde ciddi birbaskı oluşturabilecek potansiyele sahip olduğu açıktır (Metin Birdal, §§ 63, 64).
23. Kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerinin terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyetkararlarının delili olarak kullanılmasının temel haklar üzerinde yaratacağıcaydırıcı etki nedeniyle -devletin toplumu terör örgütlerinin faaliyetlerinekarşı korumak şeklindeki pozitif yükümlülüğünün bir sonucu olarak- insanlarınterörsüz bir ortamda yaşama hakkı ile bu süreçte bireylerin potansiyel olaraketkilenebilecek temel hakları arasında adil bir denge kurulmalıdır (Metin Birdal, § 65).
24. Söz konusu dengenin sağlandığının kabul edilebilmesi içinderece mahkemelerinin kişilerin anayasal hak ve özgürlükler kapsamında kalanfaaliyetlerini terör örgütünün üyesi olmak suçundan verilen mahkûmiyetkararlarında delil olarak kullanılmalarının zorunlu bir ihtiyacı karşıladığınıgöstermeleri gerekir. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardakidenetimi temel haklara bu şekilde yapılan müdahalenin zorunlu bir ihtiyacıkarşıladığının ilgili ve yeterli bir gerekçeyle gösterilip gösterilemediği ilesınırlı olacaktır(Metin Birdal, §72).
25. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi mevcut başvurudabaşvurucuların toplantı, din ve ifade özgürlüklerine yapılan müdahaleleringerçekten toplumsal bir ihtiyacacevap verip vermediği sorusuna yanıt bulacaktır.
26. Başvuru konusu olayda ilk derece mahkemesi; süreklilik,çeşitlilik ve yoğunluk gösterdiği kabul edilen eylem ve davranışlarıyla şiddetive demokratik olmayan yöntemleri benimseyen başvurucuların PKK terör örgütününüyesi olduğu kanaatine ulaşmıştır. Anayasa Mahkemesi başvurucular tarafındansunulan bilgi ve belgeler ile derece mahkemelerince başvurucuların mahkûmedilmesi için benimsenen gerekçeleri yukarıda yer verilen ilkeler uyarınca birbütün olarak ve dikkatle incelemiştir.
27. Somut olayın koşullarında ilk derece mahkemesininbaşvurucuları suç oluşturmadığı ve anayasal hakların kullanımından ibaretolduğu ileri sürülen eylemleri nedeniyle mahkûm ettiği kabul edilmemiştir. İlkderece mahkemesi, diğer bazı deliller yanında terör örgütünün talimatınaistinaden düzenlendiği ve terör örgütünün propagandasına dönüştürüldüğübelirtilen gösterileri organize etmelerini veya gösterilere katılmışolmalarını, çatışmalarda öldürülen terör örgütü mensuplarının ya da terörörgütüne yardım ettiği iddia edilen ve ceza infaz kurumunda hayatını kaybedenbir kişinin cenaze törenine katılmalarını, bahsi geçen etkinliklerde yaptıklarıaçıklamaları ve örgütsel nitelikteki yayınları bulundurmalarını başvurucularınörgüt üyeliğini açıklayan ve eylemlerinin sürekliliğini gösteren delillerolarak kullanmıştır (krş. Metin Birdal,§ 76).
28. İlk derece mahkemesi; başvurucuların söz konusu toplantı vegösterileri organize etmek veya katılmak biçimindeki rollerinin, silahlıçatışmalarda öldürülen örgüt mensuplarının cenaze törenlerine birden fazla kezkatılmalarının ve diğer davranışlarının onların PKK terör örgütünün hiyerarşikyapılanmasına kendi istekleriyle ve bilerek dâhil olduklarına dair bilgileridoğrular ve tamamlar nitelikte olduğunu ikna edici biçimde ortaya koymuştur. Bubağlamda ilk derece mahkemesi, başvurucuların şikâyete konu eylemlerinin delilolarak kullanılmasının bir toplumsal ihtiyacı karşıladığını ilgili ve yeterlibir gerekçe ile göstermiştir.
29. Sonuç olarak başvurucuların ifade ve din özgürlüğü iletoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yapılan müdahale demokratiktoplum düzeninin gereklerine aykırı bir müdahale olarak değerlendirilemez.
30. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Anayasa Mahkemesince kabuledilemezliğine karar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda müdahaleninmeşru olduğu açık olan başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
31. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların ifade ve din özgürlüğüile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edildiğine dairbaşvurusunun, bir ihlal bulunmadığı açık olduğundan açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabuledilemezliğine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmamahakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. İfade ve din özgürlüğü ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA19/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.