TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ MURAT MUTLUAY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/6616)
Karar Tarihi: 6/1/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Raportör
:
Yakup MACİT
Başvurucu
:
Ali Murat MUTLUAY
Vekili
:
Av. Murat KARAN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru; tedbir nafakası davasında hükmün tavzihine ilişkin dilekçenin tebliğedilmemesi nedeniyle silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin, Kanun’unaçık hükmüne aykırı şekilde tavzih kararı verilmesi nedeniyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddiaları hakkındadır.
II. BAŞVURU SÜRECİ
1. Başvuru 22/8/2013 tarihinde Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
2.Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca, başvurunun kabul edilebilirlik incelemesiBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
3.Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
4.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir.Bakanlık, görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
5.Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş, başvurucuya 16/1/2015tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşıbeyanlarını 28/1/2015 tarihinde ibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
6.Başvuru formu ve ekleri ile başvuruya konu yargılama dosyası içeriğinden tespitedilen ilgili olaylar özetle şöyledir:
7.Başvurucu aleyhine eşi tarafından 23/2/2012 tarihinde Adana 7. Aile MahkemesininE.2012/493 sayılı dosyası ile nafaka davası açılmıştır.
8.Mahkeme, 7/3/2013 tarihli ve K.2013/270 sayılı kararı ile başvurucu aleyhineeşi olan davacı için aylık 300 TL, müşterek çocuk için ise aylık 450 TL tedbirnafakasına hükmetmiş ancak nafakanın başlangıç tarihine hüküm kısmında yervermemiştir.
9.Karar temyiz edilmeksizin 5/4/2013 tarihinde kesinleşmiştir.
10.Davacı 9/4/2013 tarihli dilekçe ile nafakanın başlangıç tarihinin karardasehven belirtilmediğini, bu durumun infazda karışıklık meydana getireceğinibelirterek hüküm fıkrasının “Davacı kadıniçin aylık 300 TL müşterek çocuk için aylık 450 TL tedbir nafakasının davatarihinden itibaren davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkintalebin reddine” şeklinde tavzihini talep etmiştir.
11.Mahkeme 9/4/2013 tarihli tavzih şerhi ile hükmün (1) numaralı bendinde takdiredilen nafakaların başlangıç tarihini “davatarihi” olarak belirlemiştir. Tavzih şerhi şu şekildedir:
“Hükümkısmında davacı için aylık 300 TL, çocuk için aylık 450 TL tedbir nafakasınahükmedilmiş ise de nafakanın başlangıç tarihi sehven belirtilmemiş, bu dainfazda karışıklık yaratacağından tedbir nafakalarının başlangıç tarihi, davatarihinden itibaren olarak düzeltilmesine karar verilmiştir.”
12.Başvurucunun temyizi üzerine karar, Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 4/7/2013tarihli ve E.2013/9192, K.2013/11646 sayılı ilamı ile onanmıştır.
13.Onama ilamı 30/7/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
14.Başvurucu 22/8/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
15.12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 304. maddesi şuşekildedir:
“(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ilediğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebiüzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemedenhatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde incelemeyapılarak karar verilebilir.
(2) Tashih kararı verildiği takdirde,düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmişolan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır,imzalanır ve mühürlenir.”
16. 6100sayılı Kanun’un 305. maddesi şu şekildedir:
“(1) Hüküm yeterince açık değilse veyaicrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa,icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veyatereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.
(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklarve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez vedeğiştirilemez.”
17. 6100sayılı Kanun’un 306. maddesi şu şekildedir:
“(1) Tavzih, dilekçeye tarafların sayısı kadarnüsha eklenmek suretiyle hükmü veren mahkemeden istenebilir. Dilekçenin birnüshası, cevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edilir. Cevap,tavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olunur.
(2) Mahkeme, cevap verilmemiş olsa bile dosyaüzerinde inceleme yaparak karar verir; ancak gerekli görürse iki tarafı sözlüaçıklamalarını yapabilmeleri için davet edebilir.
(3) Mahkeme tavzih talebini yerinde gördüğütakdirde 304 üncü madde uyarınca işlem yapar.”
18.28/11/1956 tarihli ve E.1956/15, K.1956/15 sayılı Yargıtay İçtihadı BirleştirmeGenel Kurulunun kararı şöyledir:
“Her davada açıldığı tarihte tespit edilenvaziyet hükmü esas ittihaz olunması iktiza eylemesine ve böyle bir davada datalebinin kabule şayan olduğunu ispat eden davacıya karşı davanın ikamesiyledavalı mütemerrit hale düşmüş addedilmesi muvafıkbulunmasına binaen nafakanın bağlanmasında olduğu gibi arttırılma veyaeksiltilmesine dair taleplerin kabulünde de buna dava tarihinden itibarenhükmolunması icap ettiğine ilk müzakerede ittifakla karar verildi.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
19.Mahkemenin 6/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20.Başvurucu; Aile Mahkemesinin, tavzih kararı ile infazda karışıklık yaratacağıgerekçesine dayanarak nafakanın başlangıç tarihini “dava tarihi” olarak değiştirdiğini, bu süreçte kendisineherhangi bir tebligat yapılmadan usul dışı bir uygulama ile karar verildiğini,hükmün tavzihinde taraflara tanınan haklar ve borçların genişletilemeyeceğininöngörülmesine rağmen anılan düzeltme kararı ile nafaka borcunun artırıldığını,nafakanın başlangıç tarihinin kararda belirtilmemesinin hükümle birlikteyürürlüğe gireceği anlamına geldiğini, bu nedenle asıl kararı temyizetmediğini, Mahkemenin düzeltme şerhi olarak belirttiği aslında tavzihniteliğinde olan kararın Kanun’un açık hükümlerine aykırı olarak verildiğinibelirterek Anayasa’nın 2., 10. ve 36. maddelerinde düzenlenen haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile zararının karşılanması talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21.Başvuru formunda, Derece Mahkemesinin verdiği karar nedeniyle Anayasa’nın 2. ve10. maddelerindeki hakların ihlal edildiği ileri sürülmüş ise de AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16). Başvurucunun bu yöndeki iddialarının özü, söz konusu kararın adil olmadığıhususu ile ilgilidir. Bu nedenle başvuru adil yargılanma hakkı kapsamında,tavzih kararının esası açısından hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlaledildiği iddiası ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerininihlal edildiği iddiası başlığı altında incelenmiştir.
1. Tavzih Kararının Esası Açısından Hakkaniyete UygunYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
22.Başvurucu; Mahkemenin tavzih gerekçesi olarak belirttiği infazda tereddüthususunun somut olay açısından geçerli olmadığını, tavzih kararıyla birliktetaraflara tanınan hakkın genişletilmesi veya sınırlandırılmasının mümkünolmadığını hâlbuki nafakanın başlangıç tarihinin değiştirilerek borcunun 9.750TL artırıldığını, kararda kanunilik ilkesinin aşıldığını belirterek adilyargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
23.Bakanlık görüşünde bu hususa ilişkin bir değerlendirme yapılmamıştır.
24.Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında herkesin meşru vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğubelirtilmiştir. Anayasa’da adil yargılanma hakkının kapsamı düzenlenmediğindenbu hakkın kapsam ve içeriği, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “Adil yargılanma hakkı” kenar başlıklı 6.maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
25.Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
26. 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 49. maddesinin (6) numaralı fıkrası şöyledir:
“Bölümlerce kanun yolunda gözetilmesi gereken hususlardainceleme yapılamaz.”
27.6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
28.Anılan Anayasa ve Kanun hükümleri ile kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususların bireysel başvuruda incelenemeyeceği ve bu çerçevede AnayasaMahkemesince açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine kararverilebileceği hükme bağlanmıştır. Bir anayasal hakkın ihlali iddiasınıiçermeyen, yalnızca derece mahkemelerinin kararlarının yeniden incelenmesinintalep edildiği başvuruların açıkça dayanaktan yoksun ve Anayasa ve Kanuntarafından Anayasa Mahkemesinin yetkisi dışında bırakılan hususlara ilişkinolduğu açıktır (Miraş Mümessillik İnş. Taah.Reklam. Paz. Yay. San. Tic. A.Ş., B. No: 2012/1056, 16/4/2013, §34).
29.Anayasa Mahkemesinin bireysel başvurular için benimsediği temel yaklaşımdoğrultusunda kural olarak bireysel başvuruya konu davadaki olaylarınkanıtlanması, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması, yargılamasırasında delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesi ile kişisel biruyuşmazlığa derece mahkemeleri tarafından getirilen çözümün esas yönünden adilolup olmaması bireysel başvuru incelemesinde değerlendirmeye tabi tutulamaz.Anayasada yer alan hak ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece ve açık keyfîlik içermedikçe derece mahkemelerinin kararlarındakimaddi ve hukuki hatalar bireysel başvuru incelemesinde ele alınamaz. Buçerçevede derece mahkemelerinin delilleri değerlendirmesinde ve hukuk kuralınıyorumlamasında bariz takdir hatası bulunmadıkça Anayasa Mahkemesinin bu takdiremüdahalesi söz konusu olamaz (Kenan Özteriş,B. No: 2012/989, 19/12/2013, § 48).
30.Başvurucu; hükmün infazında herhangi bir tereddüt hasıl olmadığı hâldeMahkemenin bu sebebe dayanarak kesinleşmiş kararını değiştirdiğini, tavzihlebirlikte önceki kararda kendisine sağlanan hakkın kapsamınınsınırlandırıldığını, açık kanun hükmüne aykırı değerlendirme yapılarak kararverildiğini iddia etmiş ise de tavzih kararı ve Yargıtay ilamı incelendiğindeMahkemenin, 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 197. maddesi hükmüne göredavacı eş ve çocuk yararına tedbir nafakasına hükmettiği, hüküm fıkrasındanafakaların başlangıç tarihinin sehven belirtilmemesi nedeniyle talep üzerinetavzih şerhi ile hükme “dava tarihinden”ibaresinin eklendiği, esasen nafaka davalarının kanundan doğan bir alacağıntespiti ve tahsili niteliğinde olduğu ve tedbir nafakasının, davanın açıldığıtarihten itibaren hüküm ifade etmesi gerektiği (28/11/1956 tarihli ve E.15,K.15 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı), bunun yanında tavzihtalebinin reddi üzerine temyize gelen bir başka dava dosyasında YargıtayDairesi, İçtihadı Birleştirme Kararıyla belirlenen ilke doğrultusunda, hükümdeartırılan nafakanın geçerlilik tarihinin belirtilmemesi hâlinde bu nevidavalarda hükmedilen nafakanın geçerlilik tarihinin daima dava tarihi olacağınıbelirtmek suretiyle mahkeme kararını düzelterek onadığı (Yargıtay 3. HukukDairesinin, 28/1/2015 tarihli ve E.2014/13268, K.2015/1535 sayılı ilamı)dolayısıyla başvurucunun açık kanun hükmüne aykırı değerlendirme yapılmasınedeniyle kararın öngörülemez nitelikte olduğu, kanunilik ilkesinin aşıldığıyönündeki iddiasının tamamıyla 6100 sayılı Kanun’un 405. maddesinde düzenlenentavzih hükmünün somut olaya uygulanması sırasında delillerin değerlendirilmesive hukuk kuralların yorumlanması kapsamında ele alınması gereken bir hususolduğu, bunun yanında Mahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açıkça keyfîlik oluşturan herhangi bir durumun da bulunmadığısonucuna ulaşılmıştır.
31.Açıklanan nedenlerle başvurucunun belirtilen iddiasının kanun yolundagözetilmesi gereken hususlara ilişkin olduğu, Derece Mahkemesi kararlarınınaçık keyfîlik veya bariz takdir hatası da içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Silahların Eşitliği ve Çelişmeli Yargılama İlkelerininİhlal Edildiğine İlişkin İddia
32.Başvurucu, tavzih dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini dolayısıyla tavzihkonusunda görüşlerine başvurulmadan karar verildiğini, Kanun’un açıkhükümlerine aykırı bir usulle karar verilmesi nedeniyle adil yargılanmahakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33.Bakanlık görüşünde silahların eşitliği ilkesinin genel prensipleri belirtilerekşikâyetin değerlendirilmesi sırasında bu hususların dikkate alınması gerektiğiifade edilmiştir.
34.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında önceki iddialarını yinelemiştir.
35. AnayasaMahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında,ilgili hükmü, Sözleşme’nin 6. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM)içtihadı ışığında yorumlamak suretiyle Sözleşme’nin lafzi içeriğinde yer alanve AİHM içtihadıyla adil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesi gibi ilke ve haklara, Anayasa’nın 36.maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve diğerleri, § 38).
36.Adil yargılanma hakkının unsurlarından biri de silahların eşitliği ilkesidir.Silahların eşitliği ilkesi davanın taraflarının usule ilişkin haklar bakımındanaynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinin diğerine göre daha zayıfbir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarını makul bir şekilde mahkemeönünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamına gelmektedir (Yaşasın Aslan, B. No: 2013/1134,16/5/2013, § 32).
37.Silahların eşitliği ilkesinin tamamlayıcısı olan çelişmeli yargılama ilkesi,kural olarak bir hukuk ya da ceza davasında tüm taraflara, gösterilen kanıtlarve sunulan görüşler hakkında bilgi sahibi olma ve bunlarla ilgili görüşbildirebilme imkânı vermektedir (Benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. J.J./Hollanda, B. No: 9/1997/793/994,27/3/1998, § 43; Vermeulen/Belçika, B. No: 19075/91, 20/2/1996, §33).
38.Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanın yürütülebilmesi içinsilahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleri ışığında taraflara tanıkdelili de dâhil olmak üzere delillerini sunma ve inceletme noktasında da uygunimkânların tanınması gerekir. Bu anlamda, delillere ilişkin dengesizlik veyahakkaniyetsizlik iddiaları da yargılamanın bütünü ışığında değerlendirilecektir(Yüksel Hançer, B. No. 2013/2116,23/1/2014, § 19). Bu bakımdan daha önce ulaşılamayan bilgi ve belgelere üstyargılama aşamasında ulaşılmış ve bunlara karşı iddia ve itirazlar dilegetirilmiş ise silahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılmayabilir. AnayasaMahkemesinin bireysel başvuru kapsamındaki görevi, somut olayın usulkurallarına uygunluğunu denetlemek değil, adil yargılanma hakkı kapsamındakigüvencelerin somut olayda ihlal edilip edilmediğini denetlemektir (Durmaz Oto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic.Ltd. Şti., B.No: 2013/251, 10/6/2015, § 22).
39.6100 sayılı Kanun’un 305. ve 306. maddelerinde, hüküm yeterince açık değilseveya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsaicrası tamamlanıncaya kadar tarafların hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya daaykırılığın giderilmesini isteyebileceği, davet üzerine taraflar gelmezse dosyaüzerinde inceleme yapılarak karar verilebileceği, bununla birlikte hükümfıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçların tavzih yolu ile sınırlandırılamayacağı,genişletilemeyeceği ve değiştirilemeyeceği, tavzih dilekçesinin bir nüshasınıncevap süresi mahkemece belirlenerek karşı tarafa tebliğ edileceği, cevabıntavzih talebinde bulunan tarafa tebliğ olacağı, cevap verilmemiş olsa bile mahkemenindosya üzerinde inceleme yaparak karar vereceği ancak gerekli görürse iki tarafısözlü açıklamalarını yapabilmeleri için davet edebileceği düzenlenmiştir.
40.Başvurucu, tavzih dilekçesinin kendisine tebliğ edilmediğini, bu sebeplekendisini savunma imkânından mahrum bırakıldığını belirterek Anayasa’nın 36.maddesinde belirtilen adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
41.Somut olayda Adana 7. Aile Mahkemesinin 7/3/2013 tarihli ve E.2012/493 sayılıkararıyla 4721 sayılı Kanun’un 197. maddesine göre davacı eş ve çocuk yararınatedbir nafakasına hükmedildiği, kararın 5/4/2013 tarihinde kesinleştiği,davacının 9/4/2013 tarihli dilekçeyle hüküm fıkrasında nafakaların başlangıçtarihinin belli olmadığını belirterek bu hususun düzeltilmesini talep ettiği;Mahkemenin, tavzih dilekçesinin bir nüshasını başvurucuya tebliğ etmediği vebaşvurucunun bu konudaki görüşlerini almadan hüküm fıkrasına “dava tarihinden itibaren” ibaresini şerhettiği; başvurucunun, tavzih kararı ile birlikte talep dilekçesi ve içeriğihakkında bilgi sahibi olduğu, temyiz aşamasında buna ilişkin beyan veitirazlarını üst Mahkemeye ayrıntılı bir şekilde bildirdiği, bu açıdan DereceMahkemesindeki usul eksikliğinin Yargıtay temyiz aşamasında giderildiği, Yargıtayın da başvurucunun tüm temyiz itirazlarınıdeğerlendirerek tavzih şerhi ile birlikte kararın bütününe atıf yapmaksuretiyle hükmü onadığı anlaşılmıştır.
42. Bununyanında başvurucu, tavzih dilekçesinin kendisine tebliğ edilmesi durumundaMahkeme önünde dile getiremediği ve sonuca etkili olabilecek nitelikte farklıne gibi iddialar ileri süreceği hususunda herhangi bir açıklamada dabulunmamıştır.
43.Yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda İlk Derece Mahkemesi tarafından tavzihdilekçesinin tebliğ edilmemesi, beyan ve itirazlarının alınmaması sebebiylebaşvurucunun yargılamanın sonucunu etkileyecek usule ilişkin bir imkândanmahrum bırakılmadığı, başvuru konusu eksikliğin silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkesinin ihlali sonucunu doğurmayacağı anlaşılmaktadır.
44.Açıklanan nedenlerle çelişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerineyönelik bir ihlalin olmadığı anlaşıldığından başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanangerekçelerle;
A. 1. Tavzih kararının esasıaçısından hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Silahlarıneşitliği ve çelişmeli yargılama ilkesinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerininbaşvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
6/1/2016tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.