TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ORAK VE İRFAN GÜL BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/10626)
Karar Tarihi: 18/4/2018
R.G. Tarih ve Sayı: 4/7/2018-30468
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Murat ŞEN
Başvurucular
:
Ali ORAK
İrfan GÜL
Vekilleri
:
Av. Özgür ÇIKIN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, Gezi Parkı olaylarını protesto etmek için düzenlenenyürüyüşe katılma neticesinde mahkûmiyete karar verilmesinin toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvurular 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvuruların kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvuruların kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin birer örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüşbaşvuruculara tebliğ edilmiştir. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyandabulunmamışlardır.
8. Başvurucu İrfan Gül'ün 2014/10697 numaralı başvurusu ilebaşvurucu Ali Orak'ın 2014/10626 numaralı başvurusuarasında konu yönünden irtibat bulunduğu anlaşıldığından 2014/10626 numaralıbaşvuru dosyasında birleştirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
10. Başvurucu Ali Orak öğretmen olarak, diğer başvurucu İrfanGül ise işçi olarak Kahramanmaraş'ın Nurhak ilçesinde görev yapmaktadır.Başvuru konusu olay tarihinde başvurucu Ali Orak, Eğitim-Sen üyesi; diğerbaşvurucu İrfan Gül, Ezilenlerin Sosyalist Partisi Nurhak ilçe temsilcisidir.
11. Başvurucular, İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan GeziParkı’nda yapılmak istenen çevre düzenlemelerine karşı başlayan ve Türkiye’ninbirçok iline yayılan olayları protesto etmek, polisin aşırı güç kullanımına veHükûmetin bu duruma kayıtsız kalmasına tepki göstermek amacıyla bulunduklarıilçede 21/6/2013 ve 22/6/2013 tarihlerinde düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılmışlardır.
12. Nurhak İlçe Emniyet Amirliğinin 21/6/2013 tarihindegösteriye ilişkin olarak hazırladığı tutanak şöyledir:
"21/6/2013 günü edinilen bilgilere göreNurhak Eğitim-Sen İlçe Temsilciliği ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi ilçeTemsilciliği organizesinde saat 19:30'da İstanbul Taksim Gezi Parkındakiolayları protesto etmek amacıyla idaremiz Pınarbaşı Mahallesi Meydanından ilçemerkezine doğru yürüyüş yapacakları bilgisi alınması üzerine gerekli güvenliktedbirleri alınmış, aynı gün saat: 19.30 sıralarında Pınarbaşı Mahallesimeydanında yaklaşık 70 kişinin toplandığı ve saat: 19:45 sıralarında araç veyaya trafiğini aksatmadan Mahalle ara sokaklarını kullanarak yaklaşık 2 kmmesafede yürüyüşe geçtikleri ve saat 20:05 sıralarında havanın karardığıgörülmüş, yürüyüş esnasında ellerinde yaklaşık 60x150cm ebatlarında"faşizme teslim olmayacağız" ibareli afiş ile birlikte SeyitalilerMahallesi Edison Caddesini takiben yürüdükleri esnada sayıları sonradankatılımlarla yaklaşık 120 kişiyi bulduğu, yürüdükleri sırada ellerinde bulunantencere ve tavaları kaşıkla çalarak, elindeki megafonla Nurhak Eğitim Sen İlçeTemsilcisi öğretmen [A.Ç.nin] grubu yönlendirdiği ve "Her yer Taksim, Her YerDireniş, Faşizme karşı omuz omuza, gün gelecek devran dönecek AKP halka hesapverecek, Halka uzanan eller kırılsın, Mustafa Kemal'in askerleriyiz, KatilPolis hesap verecek, Nurhak uyuma sokağa sahip çık, Tayyip saysana kaç kişiyizbaksana" şeklinde slogan attıkları,... Nurhak Eğitim-Sen üyesi Ali Orak,Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) üyesi İrfan gül, isimli şahısların yürüyüşyapan grubu yönlendirdiklerinin görüldüğü ve [Atatürk Bulvarına] saat: 20.40sıralarında gelerek yürüyüşü sonlandırmışlardır. Ardından yaklaşık 120 kişilikgrup 20-25 dakika bekledikten sonra saat: 21.05 sıralarında olaysızdağılmışlardır."
13. Olaya ilişkin Nurhak İlçe Emniyet Amirliğinin hazırladığı28/6/2013 tarihli fezlekede gösterici grubun trafiği aksatmadığı ve taşkınlıkyapmadığı belirtilmiştir.
14. Nurhak İlçe Emniyet Amirliğinin 22/6/2013 tarihindegösteriye ilişkin olarak hazırladığı tutanağın ilgili kısmı şöyledir:
"Olay tarihinde Nurhak Eğitim-Sen İlçeTemsilciliği ve Ezilenlerin Sosyalist Partisi ilçe Temsilciliği organizesindesaat 19:30'da İstanbul Taksim Gezi Parkındaki olayları protesto etmek amacıyla Karaçar Mahallesi, Han Caddesi, İskender Sokak üzerinden,ilçe merkezine doğru yürüyüş yapacakları bilgisi alınması üzerine gerekligüvenlik tedbirlerinin alındığı, saat 19:15 sıralarında İskender Sokak üzerindeyaklaşık 40 kişinin toplandığı ve saat 19:30 sıralarında araç ve yaya trafiğiniaksatmadan Atatürk bulvarını kullanarak yaklaşık 1 km mesafede yürüyüşegeçtikleri ve saat 20:05'de havanın karardığı, yürüyüş esnasında ellerinde 3adet yaklaşık 60x150 cm ebatlarında "faşizme teslim olmayacağız", ''Gözaltılar, tutuklamalar, baskılar bizi yıldıramaz'' ''Gün gelecek, devrandönecek, AKP halka hesap verecek, halka uzanan eller kırılsın, Mustafa Kemal'inaskerleriyiz, katil polis hesap verecek, Nurhak uyuma sokağa sahip çık, Nurhakuyuma susanlardan olma, ....'' ibareli afişler ile birlikte slogan attıkları,sonradan katılımlarla gösterilicilerin sayılarının100 kişiyi bulduğu, yürüdükleri sırada ellerinde bulunan tencere ve tavalarıkaşıkla çalarak, elindeki megafonla Nurhak Eğitim Sen İlçe Temsilcisi ÖğretmenAbdurrahman Ebuhamza Çelik'in grubu yönlendirdiği vegrubun slogan attığı, [A.Ç.],Ali Orak ve İrfan Gül'ün yürüyüş yapan grubu yönlendirdikleribelirtilmiştir."
15. Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığı 9/7/2013 tarihli veE.2013/1193 sayılı iddianameyle başvurucular hakkında zincirleme şekilde kanunaaykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme ve yönetme suçundan 6/10/1983tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun "Yasaklara aykırı hareket" kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasıile 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zincirleme suç" kenar başlıklı 43. maddesinin birinci fıkrasıuyarınca cezalandırılmaları istemiyle Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinde kamudavası açmıştır.
16. Öte yandan Cumhuriyet Başsavcılığı olaylara ilişkin olarakgösteriye katılan diğer kişiler hakkında 9/7/2013 tarihinde ek kovuşturmayapılmasına yer olmadığına karar vermiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"21/06/2013 ve 22/06/2013 tarihlerinde,Nurhak ilçe merkezinde, İstanbul Taksim Gezi parkında yaşanan olayları protestoetmek ve destek olmak amacıyla haklarında iddianame tanzim edilen Ali Orak,İrfan Gül ve [A.Ç.]tarafından düzenleme kurulu oluşturulmadan, mülki amire yapılması gerekenbildirimlerin yapılmadan zaman şartına uyulmadan ve daha önceden mülki amirliktarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergahı kullanılmadandüzenlenen ve yönlendirilen toplantı ve gösteri yürüyüşüne yaklaşık 120 kişininkatıldığı, bu kişilerin ellerinde bulunan tencere ve tavaları kaşıklaçaldıkları ve slogan attıkları, grubun trafiği engellemediği ve taşkınlıkyapmadığı, Nurhak İlçe Emniyet Amirliği'nin 05/07/2013 tarihli tutanağıuyarınca toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılanların oluşturduğu grubundağılması konusunda herhangi bir ikazın yapılmadığı ve grubun dağıtılması içinzor kullanılmadığı, şüphelilerin üzerine atılı kanuna aykırı toplantı veyagösteri yürüyüşüne katılma suçunun oluşabilmesi için 2911 sayılı yasanın 32/1.maddesi uyarınca kolluk tarafından yapılan ihtara ve zor kullanmaya rağmenkatılanların dağılmamakta ısrar etmelerinin gerektiği, ancak yukarıda yazılıkolluk tutanağından açıkça anlaşıldığı üzere ilgili kolluk tarafından herhangibir ihtar ve zor kullanma yapılmadığı için müsnetsuçun unsurları itibariyle oluşmadığıtüm dosyakapsamından anlaşılmakla, ... [kovuşturma yapılmasına yer olmadığınakarar verilmiştir]."
17. Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesi 21/2/2014 tarihli veE.2013/452, K.2014/138 sayılı kararıyla başvurucuların zincirleme şekildekanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve yönetme suçlarından 1yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermişvebaşvurucuların yeniden suç işlemeyeceği kanatinevararak 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231.maddesinin beşinci ve altıncı fıkraları gereği verilen hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına kararvermiştir.
18. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Yapılan yargılama, toplanan deliller vetüm dosya kapsamı hep birlikte değerlendirildiğinde; Sanık [A.E.Ç] Eğitim Sen Sendikası, Nurhak İlçe Temsilcisi, Ali Orak'ında Ezilenlerin Sosyalist Partisi Nurhak İlçeTemsilcisi oldukları, İstanbul Taksim Gezi Parkında yaşanan olayları protestoetmek ve destek olmak amacıyla 21/06/2013 ve 22/06/2013 tarihlerinde düzenlemekurulu oluşturmadan, mülki amire yapılması gereken bildirimleri yapmadan, dahaönceden mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşügüzergahını kullanmadan ve zaman şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenledikleri ve yaklaşık 120 kişilik grubu yönlendirdikleri, her ne kadarsanıklar mahkememizdeki savunmalarında kendiliğinden toplanan ve yürüyüş yapankitleye katıldıklarını, yürüyüşü organize etmediklerini beyan etmemiş iselerde, sanıklar [A.Ç.E.] ve Ali Orak'ın soruşturma aşamasındaki beyanlarında halktan gelentalep ve istek üzerine Nurhak merkezde yürüyüş yapma kararı aldıklarını beyanettikleri, Dosyada mevcut 21/06/2013 ve 22/06/2013 tarihli tutanaklardasanıkların toplanan grubu yönlendirdiklerinin belirtildiği, yine dosyada mevcutNurhak İlçe Emniyet Amirliği tarafından düzenlenen fezlekelerde yer alan veyapılan toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin fotoğraflarında da sanıkların ayrıayrı grubu yönlendiren şahıslar olduklarının tespit edildiği anlaşılmakla,sanıkların cezadan kurtulmaya yönelik mahkememizdeki savunmalarına itibaredilmeyerek sabit görülen zincirleme şekilde kanuna aykırı toplantı ve gösteriyürüyüşleri düzenlemek ve yönetmek suçlarından cezalandırılmaları yolunagidilmiştir."
19. Anılan karara başvurucular tarafından yapılan itiraz,Elbistan Ağır Ceza Mahkemesinin 29/4/2014 tarihli ve 2014/227 Değişik İş sayılıkararıyla reddedilmiştir.
20. Bu karar, başvurucular vekiline 16/5/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
21. Başvurucular 16/6/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
22. 2911 sayılı Kanun’un 9. maddesi şöyledir:
"Bu Kanuna göre yapılacak toplantılar,fiil ehliyetine sahip ve onsekiz yaşını doldurmuş, enaz yedi kişiden oluşan bir düzenleme kurulu tarafından düzenlenir. Bu kurul,kendi aralarından birini başkan seçer.
Diplomatik dokunulmazlıkları bulunan kişiler,düzenleme kurulu başkan veya üyesi olamazlar.
Tüzel kişilerin toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlemeleri, yetkili organlarının kararına bağlıdır."
23. 2911 sayılı Kanun’un 10. maddesi şöyledir:
"Toplantı yapılabilmesi için, düzenlemekurulu üyelerinin tamamının imzalayacakları bir bildirim, toplantınınyapılmasından en az kırksekiz saat önce ve çalışmasaatleri içinde, toplantının yapılacağı yerin bağlı bulunduğu valilik veyakaymakamlığa verilir.
Bu bildirimde;
a) Toplantının amacı,
b) Toplantının yapılacağı yer, gün, başlayışve bitiş saatleri,
c) Düzenleme kurulunun başkan ile üyelerininaçık kimlikleri, meslekleri ikametgahları ve varsa çalışma yerleri,
Belirtilir ve bildirime yönetmeliktegösterilecek belgeler eklenir.
Bu bildirim karşılığında gün ve saati gösterenalındı belgesi verilmesi zorunludur.
Bu bildirim, valilik veya kaymakamlıkça kabuledilmez veya karşılığında alındı belgesi verilmez ise keyfiyet bir tutanaklatespit edilir. Bu halde noter vasıtasıyla ihbar yapılır. İhbar saati bildiriminverilme saati sayılır.
Aynı yerde, aynı gün toplantı yapmak üzereayrı ayrı düzenleme kurullarınca bildirim verilmişse ilk verilen bildirimgeçerlidir. Diğerlerine durum hemen yazılı olarak bildirilir."
24. 2911 sayılı Kanun’un 23. maddesi şöyledir:
“a) 9 ve 10 uncu madde hükümlerine uygun biçimde bildirimverilmeden veya toplantı veya yürüyüş için belirtilen gün ve saatten önce veyasonra;
b) (Değişik bent: 30/7/1998 tarih ve 4378sayılı Kanun’un 1 md.) Ateşli silahlar veya patlayıcımaddeler veya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastikçubuklar, boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı,aşındırıcı, yaralayıcı eczalar veya diğer her türlü zehirler veya her türlüsis, gaz ve benzeri maddeler ile yasadışı örgüt ve topluluklara ait amblem veişaret taşınarak veya bu işaret ve amblemleri üzerinde bulunduran üniformayıandırır giysiler giyilerek veya kimliklerini gizlemek amacıyla yüzlerinitamamen veya kısmen bez vesair unsurlarla örterektoplantı ve gösteri yürüyüşlerine katılma ve kanunların suç saydığı niteliktaşıyan afiş, pankart, döviz, resim, levha, araç ve gereçler taşınarak veya bunitelikte sloganlar söylenerek veya ses cihazları ile yayınlanarak,
c) 7 ncimadde hükümleri gözetilmeksizin,
e) 20 ncimaddedeki yöntem ve şartlara ve 22 nci maddedekiyasak ve önlemlere uyulmaksızın,
f) 4 üncü madde ileKanun kapsamı dışında bırakılan konularda kendi amaç, kural ve sınırları dışınaçıkılarak,
g) Kanunların suç saydığı maksatlar için,
h) Bildirimde belirtilen amaç dışınaçıkılarak,
İ) Toplantı ve yürüyüşün 14, 15, 16, 17 ve 19uncu maddelere dayanılarak yasaklanması veya ertelenmesi halinde tespit edilenerteleme veya yasaklama süresi sona ermeden,
j) (Değişik bent: 2/3/2014 tarih ve 6529sayılı Kanun’un 9. md) 12 ncimadde gereğince toplantının dağılmasına karar verilmesi hâlinde,
k) 21 inci madde hükmüne aykırı olarak,
l) 3 üncü maddenin 2 nci fıkrası hükmüne uyulmadan, Yapılan toplantılar veyagösteri yürüyüşleri Kanuna aykırı sayılır.”
25. 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Kanunaaykırı toplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunlarınhareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suçteşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.”
26. 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“(1)Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşıaynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak buceza, dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli iledaha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekilleri, aynı suç sayılır.(Ek cümle: 29/06/2005-5377 S.K./6.mad) Mağduru belli bir kişi olmayan suçlardada bu fıkra hükmü uygulanır.”
27. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin beşinci ve altıncıfıkraları şöyledir:
"(5) Sanığa yüklenen suçtan dolayıyapılan yargılama sonunda hükmolunan ceza, iki yıl veya daha az süreli hapisveya adlî para cezası ise; mahkemece, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilebilir. Uzlaşmaya ilişkin hükümler saklıdır. Hükmün açıklanmasınıngeri bırakılması, kurulan hükmün sanık hakkında bir hukukî sonuç doğurmamasınıifade eder.
(6)Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için;
a) Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûmolmamış bulunması,
b) Mahkemece, sanığın kişilik özellikleri ileduruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suçişlemeyeceği hususunda kanaate varılması,
c) Suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamununuğradığı zararın, aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyletamamen giderilmesi,
gerekir. Sanığın kabul etmemesi hâlinde, hükmün açıklanmasının geribırakılmasına karar verilmez."
B. Uluslararası Hukuk
28. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) "Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü"kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“1.Herkes barışçıl olarak toplanma ve dernek kurma hakkına sahiptir. Bu hak,çıkarlarını korumak amacıyla başkalarıyla birlikte sendikalar kurma vesendikalara üye olma hakkını da içerir.
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülenve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakınveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlardışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kollukkuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarınıkullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
29. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 11.maddesinde düzenlenen barışçıl toplanma özgürlüğünün geniş anlamdaörgütlenmeyi, yürüyüş veya gösteriye katılmayı (Irkçılığa ve Faşiszme KarşıHristiyanlar/Birleşik Krallık, B. No: 8440/78, 16/7/1980),hareketsiz toplanmaları ve oturma eylemlerini (G./Almanya,B. No: 13079/87, 6/3/1989), resmî veya gayriresmîözel veya herkese açık organizasyonları kapsadığını kabul etmektedir.
30. Sözleşme'nin 11. maddesi barışçıltoplanmaları koruma altına almaktadır. 11. maddenin kapsamının bu temelsınırlaması, şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veyadüzenlediği gösterileri barışçıl toplanma kavramı dışında bırakmaktadır (Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden/Bulgaristan,B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001, § 77; BirleşikMakedonya Örgütü Ilinden ve Ivanov/Bulgaristan,B. No: 44079/98, 20/10/2005, § 99).
31. AİHM, 11. maddede korunan haklara keyfî müdahaleninengellenmesi için taraf devletlerin negatif yükümlülüğünün olduğunu belirtmiştir(Wilson, Gazeteciler Ulusal Birliği vediğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve 30678/96,2/7/2002, § 41). Bu müdahale etmeme yükümlülüğünün istisnası 11. maddeninikinci fıkrasında belirtilen sınırlama sebepleridir.
32. Toplanma hakkının barışçıl niteliği genel olarak bir bütünhâlinde değerlendirilerek ortaya konulmalıdır. Bunun dışında toplantı veyagösteri yürüyüşüne katılanların bir kısmının şiddete başvurması diğerleriaçısından bu hakka müdahaleyi meşru kılmaz (Ezelin/Fransa,B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 41). Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasadışı olması veya yasalara aykırı olarak düzenlenmesi de tek başına toplantıveya yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz (Oya Ataman/Türkiye, B. No: 74552/01,5/12/2006, § 39). Dolayısıyla halka açık yerde yapılan her türlü gösteriningünlük hayatın akışında belli bir karışıklığa sebep olabileceği ve düşmancatepkilere yol açabileceği açıktır. Bu durumların varlığı toplantı hakkınınihlal edilmesini haklı gösteremez (Achouguian/Ermenistan, B. No: 33268/03, 7/7/2008, §90; Berladir vediğerleri/Rusya, B. No: 34202/06, 10/7/2012, §§ 38-43; Disk ve Kesk/Türkiye,B. No: 38676/08, 27/11/2012, § 29).
33. Diğer taraftan toplantı hakkındaki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğündeolduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirlerideğil hakkın kullanılması sırasında veya kullanılmasından sonra yapılanmuameleleri de kapsar (Ezelin/Fransa,§ 39).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 18/4/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
35. Başvurucular, Gezi Parkı'nda yaşanan olayları protestoetmek, polisin aşırı güç kullanımına ve Hükûmetin bu duruma kayıtsız kalmasınatepki göstermek amacıyla kamu düzeni bozulmadan ve şiddet kullanılmadandüzenlenmiş olan toplantı ve gösteri yürüyüşüne katılmaları sebebiylehaklarında kamu davası açıldığını, savunmalarına ve AİHM içtihatlarına itibaredilmeyerek mahkûm edildiklerini, yargılama sonucunda hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasına karar verilmesine rağmen neticede barışçıl şekildedüzenlenen yürüyüşe katılma eyleminin suç olarak yorumlandığını ve beş yıllıkdenetim süresine tabi tutulduklarını belirterek toplantı ve gösteri yürüyüşünekatılma ile adil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüşler;ihlalin tespiti ile tazminat taleplerinde bulunmuşlardır.
36. Bakanlık görüşünde; AİHM'in veSözleşme'nin 11. maddesi kapsamındaki içtihatlarına atıfta bulunulmuş ve başvurucularında içinde bulunduğu eylemin 2911 sayılı Kanun gereğince yasa dışı bir eylemolduğunun mahkeme tarafından tespit edildiği, bu durumda kolluğun müdahalesininyasal bir zemine dayandığı ve müdahalenin amacının kamu düzeninin korunmasıolduğu belirtilmiştir. Bununla birlikte Bakanlık, toplanma hakkına yapılan birmüdahalenin zorlayıcı toplumsal ihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ileorantılılık hususunun incelenmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bu hususlarınirdelenmesi sırasında da söz konusu gösteri yürüyüşünün yapıldığı dönemdetoplumda üst seviyelere çıkmış olan hassasiyetin, yürüyüş yapılan yerdekitoplumsal koşulların, aynı dönemde ülkemizdeki söz konusu gösterilerin genişkapsamı ve genel şartlar gibi hususların da gözetilmesi gerektiğinivurgulamıştır.
B. Değerlendirme
37. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların adil yargılanma hakkınınihlal edildiği iddialarının toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında incelenmesi gereken hususlar olduğu gözetilerek başvurucularıniddiaları Anayasa'nın 34. maddesi kapsamında değerlendirilmiştir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
38. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Genel İlkeler
39. Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak vebaşkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır.Dolayısıyla bu hak, Anayasa'nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen ifadeözgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu birtoplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için degeçerlidir. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı çoğulcu demokrasileringelişmesinde elzem olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması veyayılmasını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda kendine özgü özerk işlevineve uygulama alanına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ifadeözgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli, dolayısıyla ifade özgürlüğünün siyasive kamu yararını ilgilendiren konularda sınırlandırılmasının daha dar kapsamdaolması toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının uygulamasında dagözetilmelidir. Bu sebeple demokratik bir toplumda güvence altına alınan temelhaklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015,§ 115).
40. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifadeözgürlüğü, demokratik toplumunun en temel değerleri arasındadır. Demokrasininözünde açık bir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır.Şiddete teşvik ve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışındatoplantı ve ifade özgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyicinitelikli radikal tedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler vebakış açılarını şaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya da eylemlerinyasa dışı olduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar verir. Hukukun üstünlüğünedayalı demokratik bir toplumda mevcut düzene itiraz eden ve barışçılyöntemlerle gerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantı özgürlüğüve diğer yasal araçlarla ifade edilebilmesine imkân verilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 117).
41. Anayasa'nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız,başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif birşekilde kullanılan bu hak, düşüncelerini ifade etmek isteyen kişilere şiddetidışlayan yöntemlerle düşünceleri açıklama imkânı vermektedir. Şiddet kullanmaniyetinde olan kişilerin katıldığı veya düzenlediği gösteriler barışçıltoplanma kavramı dışında kalmaktadır. Bu kapsamda toplanma hakkının amacışiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl bir şekilde ortaya koyan bireylerinhaklarının korunmasıdır (Ali Rıza Özer vediğerleri, § 118).
42. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası, bazı durumlardatoplanma hakkının sınırlandırılabileceğini kabul etmiştir. Aynı şekildeSözleşme'nin 11. maddesinin ikinci fıkrasında da sınırlama nedenleriöngörülmüştür. Bu kapsamda toplantı hakkına getirilecek her türlü sınırlamanın Anayasa'nın13. maddesi uyarınca kanunla düzenlenmesi ön şarttır. Kanunun öngördüğüdurumlarda dahi bu hakka müdahalenin meşru amaçlar çerçevesinde olmasıgerekmektedir. Meşru amaçlar, 34. maddede "millîgüvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın ve genelahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması"olarak belirtilmiştir. Sözleşme'de de benzer birşekilde düzenleme yapılmıştır. Meşru amaçlar çerçevesinde kanun ile yapılacaksınırlamalar dahi Anayasa'nın 13. maddesi gereğince Anayasa'nın sözüne veruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine veölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Dolayısıyla toplantı hakkına müdahaledemokratik toplum için gereklilik arz etmelidir. Son olarak müdahale, meşruamaçları gerçekleştirmek için ölçülü olmak zorundadır.
43. Ölçülülük kriteri, Anayasa'nın 34. maddesinde belirtilenmeşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıltoplanma hakkı arasındaki dengenin sağlanıp sağlanamadığını tespit etmek içinkullanılmaktadır. Bu kriter, her somut olayın koşulları gözetilerekdeğerlendirilmelidir.
44. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğündeolduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirlerideğil hakkın kullanılması sırasında veya kullanılmasından sonra yapılanmuameleleri de kapsar. Dolayısıyla barışçıl bir gösteri sırasında yapılanlarveya gösteri sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırmalar datoplantı hakkının kullanılmasını sınırlayan davranışlar olarak kabul edilebilir(Osman Erbil, B. No: 2013/2394,25/3/2015, §§ 70-72).
45. Anayasa’nın 34. maddesinin üçüncü fıkrasında toplantıhakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usullerin kanundagösterileceği düzenlenmiştir. 2911 sayılı Kanun’un 3. maddesinde toplantıhakkının izin almaksızın kullanılabileceği kabul edilmiş ise de aynı Kanun’un10. maddesinde toplantının yapılabilmesi için kırk sekiz saat öncesinden mülkiamire bildirim usulü öngörülmüştür.
46. Anayasa'nın 34. maddesinde herkesin önceden izin almaksızın barışçıl toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı güvence altına alınmıştır. Bu çerçevede2911 sayılı Kanun'un 10. maddesinde, toplantı ve gösteri yürüyüşleri içinbildirim usulü kabul edilmiştir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin izin veyabildirim usulüne bağlanması, bu usullerin amacının her türlü toplantı, yürüyüşveya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasını güvence altına almakiçin yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlamak olduğu sürece genelolarak hakkın özüne dokunmaz. Bu kapsamda izin ve bildirim usullerininuygulanması, toplanma hakkının etkin kullanılması imkânını sağlamak içindir.Derhâl tepki verilmesinin haklı olduğu özel durumlarda ve protesto barışçılyöntemlerle yapıldığında bu tür bir eylemin sadece bildirim yükümlülüğününyerine getirilmediği gerekçesiyle dağıtılması barışçıl toplantı hakkına ölçüsüzbir sınırlama olarak değerlendirilmelidir (AliRıza Özer ve diğerleri, § 122).
47. Barışçıl amaçlarla bir araya gelmiş kalabalıkların toplantıhakkını kullanırken kamu düzeni açısından tehlike oluşturmayan ve şiddetiçermeyen davranışlarına devletin sabır ve hoşgörü göstermesi çoğulcudemokrasinin gereğidir.
48. Açıklanan ilkeler ışığında başvuruya konu olayda toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilip edilmediğinindeğerlendirilmesinde öncelikle müdahalenin mevcut olup olmadığının, sonrasındaise müdahalenin haklı sebeplere dayanıp dayanmadığının belirlenmesigerekmektedir.
b. İlkelerin OlayaUygulanması
i. Müdahalenin Varlığı
49. Başvurucuların Gezi Parkı olaylarında meydana gelen olaylarayönelik olarak kolluğun ve Hükûmetin tutumunu protesto amacıyla mülki amireyapılması gereken bildirimleri yapmadan, daha önceden mülki amirlik tarafındanbelirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan, zamanşartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenledikleri ve yaklaşık 120kişilik grubu yönlendirdikleri gerekçesiyle 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası ilecezalandırılmalarına karar verilmiştir. Başvurucuların yeniden suç işlemeyeceğikanaatine varılarak verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararverilmiştir.
50. Başvurucuların katıldıkları gösteri yürüyüşü esnasındakolluğun herhangi bir müdahalesi olmamakla birlikte sonrasında kolluktarafından tutulan tutanak esas alınarak Mahkeme tarafından 1 yıl 6 ay 22 günhapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiştir. İlk derecemahkemesince hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmiş olsa bilebaşvurucular beş yıl denetimli serbestlik tedbiri altına alınmıştır vebaşvurucuların sendika üyesi ve parti temsilcisi olduğu gözetildiğinde bu süreiçinde cezalarının infaz edilme riski her zaman vardır. Bununla birliktetoplanma hakkının sadece kullanılması sırasında değil kullanılmasından sonrakimuamelelerin de hak üzerinde sınırlayıcıetkisi gözetildiğinde (bkz. § 45) başvurucular hakkında açılan kamu davasısonucunda hapis cezasına hükmedilmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasınakarar verilmiş olsa dahi toplanma hakkına yönelik bir müdahale olarak kabuledilmelidir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
51. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa'nın 34. maddesinin ikincifıkrasında belirtilen haklı sebeplerden bir veya daha fazlasına dayanmadığı veAnayasa'nın 13. maddesinde belirtilen koşulları yerine getirmediği müddetçeAnayasa'nın 34. maddesinin ihlalini teşkil edecektir. Bu nedenle sınırlamanınAnayasa'nın 13. maddesinde öngörülen öze dokunmama, Anayasa'nın ilgili maddesindebelirtilmiş olma, kanunlar tarafından öngörülme,Anayasa'nınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olmama koşullarına uygun olup olmadığınınbelirlenmesi gerekir.
(1) Kanunilik
52. Başvuru konusu olayda müdahalenin yasal dayanağı 2911 sayılıKanun'un 10. ve 23. maddeleridir. Öte yandan 2911 sayılı Kanun'un 28. maddesibaşvurucuların mahkûmiyet kararının yasal dayanağını oluşturmaktadır.Dolayısıyla Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası gereğince toplanmahakkının sınırlandırılması hususunda gerekli yasal düzenlemeler bulunmaktadır.Bu sebeple toplanma hakkına müdahalenin kanunilikunsuru mevcuttur.
(2)Meşru Amaç
53. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne yapılan bir müdahalenin meşruolabilmesi için Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması" amaçlarına yönelik olması gerekir.
54. Başvurucuların hapis cezasına mahkûm edilmelerinin amacınınkamu düzenin bozulmasını engellemeye ve kamu güvenliğinin sağlanmasına yönelikolduğu anlaşılmıştır. Bu nedenle Anayasa'nın 34. maddesi gereğince polisinyaptığı müdahalenin meşru bir amaç taşıdığı kabul edilmelidir.
(3) DemokratikBir Toplumda Gerekli Olma ve Ölçülülük
55. Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kabulü kapsamındabaşvurucu Ali Orak Eğitim-Sen üyesi, diğer başvurucu İrfan Gül ise EzilenlerinSosyalist Partisi Nurhak ilçe temsilcisi olarak 21/6/2013 ve 22/6/2013günlerinde İstanbul Taksim Gezi Parkı'ndaki olayları protesto etmek amacıylagösteri yürüyüşü organize etmişlerdir. Yaklaşık yüz yirmi kişiye ulaşankatılımcılar ellerinde afişle sloganlar atarak 1-2 km mesafede iki ayrı gösteriyürüyüşü gerçekleştirmişlerdir. Katılımcılar, kolluk tutanakları ve Mahkemekabulüne göre araç ve yaya trafiğini aksatmadan yürüyüşü sonlandırmışlardır.Gösteri esnasında slogan atma, ıslık ve tencere, tavaları kaşıkla çalma dışındailçe halkına herhangi bir rahatsızlık verildiği de belirtilmemiştir. Bubağlamda kamu güvenliğinin korunması ve kamu düzeninin sağlanması için polis yada idari yetkiler tarafından gerekli tedbirlerin alınmasını ya da herhangi birmüdahalede bulunmayı gerektirecek taşkınlıklar da yaşanmadığı tutanaklarayansımıştır (bkz. §§ 12-14). Kolluk müdahalesi olmayan gösteri yürüyüşlerindegöstericilerin herhangi bir şiddet olayına karıştığı belirtilmemiştir.Dolayısıyla anılan gösteri yürüyüşlerinin barışçıl amaçlarla yapıldığıhususunda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
56. Öte yandan kolluk, anılan gösteri yürüyüşlerinin 2911 sayılıKanun'a aykırı olarak, düzenleme kurulu oluşturmadan ve bildirim olmaksızın yapıldığındanbahisle hazırladığı soruşturma dosyasını Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığınagöndermiştir. Cumhuriyet Başsavcılığı, gösteri yürüyüşünün organizasyonundabulunmadığını değerlendirdiği katılımcılar hakkında grubun dağılması konusundaherhangi bir ikazın yapılmadığı ve grubun dağıtılması için zor kullanılmadığıgözetilerek suç unsurlarının oluşmadığından bahisle ek kovuşturma yapılmasınayer olmadığına karar vermiştir (bkz. § 15). Gösteri yürüyüşünü organize ettiğideğerlendirilen başvurucular ve diğer bir kişi hakkında ise 2911 sayılıKanun'un 28. maddesi uyarınca cezalandırılmaları için kamu davası açılmıştır.
57. Başvurucular hakkında açılan kamu davası, Elbistan 1. AsliyeCeza Mahkemesinin başvurucuların zincirleme şekilde kanuna aykırı toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme ve yönetme suçlarından 1 yıl 6 ay 22 gün hapiscezası ile cezalandırılmaları ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıkararı ile sonuçlanmıştır. Mahkeme; başvurucuların 2911 sayılı Kanun'un 9.maddesi gereğince düzenleme kurulu oluşturmadan, aynı Kanun'un 10. maddesigereği mülki amire yapılması gereken bildirimleri yapmadan, aynı Kanun'un 6.maddesi uyarınca daha önceden mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yerive gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan ve aynı Kanun'un 7. maddesiuyarınca zaman şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlediklerinibelirtmiştir.
58. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kamuotoritelerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlandırılmasındabelirli bir takdir payına sahip olduğu açıktır. Ancak bu takdir payınınAnayasa'nın 13. maddesi uyarınca Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolarak kullanılmaması gerekir. Bu bağlamda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınailişkin iddiaları incelerken Anayasa Mahkemesinin görevi, ilgili kamuotoritelerinin takdir payını makul, dikkatli ve iyi niyet çerçevesinde kullanıpkullanmadığını değerlendirmektir. Ayrıca şikâyete konu müdahaleyi bir bütünolarak inceleyip meşru amacın gerçekleşmesine yönelik olarak müdahalenin amacıngerçekleştirilmesi için ölçülü olup olmadığını ve müdahale gerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığınıbelirlemektir. Böylelikle kamu otoritelerinin şikâyete konu olayda aldığıkararların Anayasa'nın 34. maddesine uygun olup olmadığı tespitedilebilecektir.
59. Başvuru konusu olayda başvurucular; 2911 sayılı Kanun'un 9.ve 10. maddeleri gereğince düzenleme kurulu oluşturmadan, kırk sekiz saatönceden bildirimde bulunmadan ve aynı Kanun'un 6. ve 7. maddelerine aykırıolarak mülki amirin önceden belirlediği güzergâh dışında akşam saatlerindegösteri yürüyüşü düzenlemişlerdir. Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin 2911sayılı Kanun 10. maddesi uyarınca bildirim usulüne bağlanmasının kural olaraktek başına toplanma hakkını ihlal ettiği söylenemez. Aksi takdirde toplantı vegösteri yürüyüşü hakkının bildirim gibi yükümlülüklerin yerine getirilmemesinedeniyle yaptırım uygulanmasını yasakladığı gibi yanlış bir sonucaulaşılabilir. Bu kapsamda 2911 sayılı Kanun'un 10. maddesinde düzenlenenbildirim usulünün uygulanması toplanma hakkının etkin kullanılması imkânınısağlamak için olduğu gözetilmelidir (bkz. § 44).
60. Öte yandan bildirim usulüne uyulmaması, ancak spontane birşekilde gerçekleşen gösteri yürüyüşünün özel koşullarına göre makul kabuledilebilir (Spontane gösterilerde bildirim yükümlülüğünün aranmamasına ilişkinbir karar için bkz. Ali Rıza Özer vediğerleri, § 136; Osman Erbil,§ 67). Bunun dışında bildirim yükümlülüğüne uyulmamasının belirli bir yaptırımabağlanması tek başına toplanma hakkını ihlal eder şekilde yorumlanamaz. Ancakbildirim yükümlülüğünün -göstericiler tarafından şiddet kullanılmaması hâlinde-Anayasa'nın 34. maddesinde güvence altına alınan silahsız ve saldırısıztoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının kullanılmasını işlevsiz kılacakkadar katı uygulanmaması gerekir. Kamu otoritelerinin barışçıl gösterilerebelli ölçüde hoşgörü göstermeleri hakkın etkin kullanılmasına imkân sağlamakiçin önemlidir.
61. Bu bağlamda Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesinin kararındabelirtilen 2911 sayılı Kanun'a diğer aykırılık hâllerinin de değerlendirilmesigerekir. Kararda belirtilen anılan Kanun'un 9. maddesi gereğince düzenlemekurulunun oluşturulmaması, 6. maddesi uyarınca daha önceden mülki amirliktarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergâhınınkullanılmamasının ve 7. maddesi uyarınca zaman şartına uymadan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenlenmesinin belirli bir yaptırıma bağlanması da bildirimyükümlülüğüne ilişkin yapılan değerlendirme kapsamında kabul edilmelidir. Kamudüzenini sağlamaya yönelik bu tedbirlerin tek başına toplantı hakkını ihlalettiği kabul edilemez. Her somut olayın koşulları açısından bu hususlardeğerlendirilerek sonuca ulaşılmalıdır. Bu değerlendirmelerde anılandüzenlemelerin getiriliş amacına uygun olarak toplantı ve gösterilerin barışçılolup olmadığı, eylem nedeniyle toplumsal hayatın etkilenip etkilenmediği, kamudüzeninin bozulup bozulmadığı somut olayın koşulları açısından mahkemekararının gerekçesinde tartışılmalıdır. Mahkeme meşru amaçları gerçekleştirmekiçin gerekli görülen önlemler ile barışçıl toplanma hakkı arasındaki dengeyigözeterek karar vermelidir.
62. Somut olay açısından başvurucular, Gezi Parkı olaylarısürecinde yaşananları ve kolluğun olaylara müdahalesini protesto etmek için biraraya gelmişlerdir. Gezi Parkı olaylarının bir süre devam ettiği,başvurucuların bulunduğu il ve ilçe açısından Gezi Parkı olayları ile doğrudanilgili bir sürecin yaşandığına dair bir iddianın ileri sürülmediğigözetildiğinde başvurucuların 2911 sayılı Kanun hükümlerine uymadan gösteriyürüyüşü düzenlemelerinin nedeni başvuru formu ve eklerinden anlaşılamamıştır.Başvurucular, somut olayın koşulları açısından bildirimde bulunmasınıengelleyecek herhangi bir olgudan da bahsetmemişlerdir. Bu durumda gösteriyürüyüşünün bildirim yükümlülüğüne uyulmadan yapılması için haklı nedenlerinolduğu söylenemez. Bu nedenle başvurucuların belirli bir yaptırıma maruzbırakılmaları demokratik toplum düzeninin gerekleri açısından makul kabuledilebilir. Ancak bu durumda dahi bildirim yükümlülüğünün temel amacının hertürlü toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerin düzgün bir şekilde yapılmasınıgüvence altına almak için yetkililere makul ve uygun tedbir alma imkânısağlamak olduğu gözönünde tutulmalıdır (bkz. §§ 45,46).
63. Başvurucuların mahkûm olduğu hapis cezasının açıklanmasınıngeri bırakılması kararının hakka ölçüsüz müdahale oluşturup oluşturmadığı da ayrıcadeğerlendirilmelidir. 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinde düzenlenen hükmünaçıklanmasının geri bırakılması kararına göre hükümlü beş yıl denetim süresinetabi tutulur; aynı maddenin (10) ve (11) numaralı fıkraları uyarınca hükümlüdenetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlemediği ve denetimli serbestliktedbirine ilişkin yükümlülüklere uygun davrandığı takdirde açıklanması geribırakılan hükmün ortadan kaldırılarak davanın düşmesine, hükümlünün denetimsüresi içinde kasten ve yeni bir suç işlemesi veya denetimli serbestliktedbirine ilişkin yükümlülüklere aykırı davranması hâlinde hükmün açıklanmasınakarar verilir.
64. Başvurucular hakkında verilen geri bırakma kararınınbaşvurucuların tekrar toplantı ve gösteri yürüyüşüyle bağlantılı veya bağlantısızbir suç nedeniyle mahkûm olması durumunda açıklanma ve bu durumda 1 yıl 6 ay 22gün hapis cezasının infaz edilme ihtimali bulunmaktadır. Dolayısıylabaşvurucular, katıldığı bir barışçıl gösteri nedeniyle beş yıl boyunca bir cezatehdidine maruz kalacak ve bundan sonra herhangi bir toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılıp katılmama yönünde geri bırakma kararının caydırıcı biretkisi olacaktır (Osman Erbil, §71; Fatih Taş [GK], B. No:2013/1461, 12/11/2014, §§ 72-76).
65. Öte yandan Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesiningerekçesinde, başvurucuların cezalandırılmasının gerekip gerekmediği hususundayapılan gösteri yürüyüşünün barışçıl olup olmadığı değerlendirilmemiştir (bkz.§ 18). Mahkeme 2911 sayılı Kanun'un kamu düzenini korumak için öngördüğühükümleri şeklî olarak değerlendirerek başvurucuların anılan hükümlere aykırıdavrandıklarını tespit etmekle yetinmiştir. Mahkeme; gerçekleştirilen yürüyüşünkamu düzenini bozup bozmadığını, toplumsal hayatın bu yürüyüşten nasıletkilendiğini irdelememiştir. Nitekim kararda belirtilen kolluk tutanaklarınagöre gösteri yürüyüşlerinde araç ve yaya trafiği aksatılmadığı gibikatılımcıların taşkın hareketlerine de rastlanmamıştır. Bu kapsamda barışçılbir gösteri nedeniyle başvurucuların cezai yaptırım tehdidi altındabulunmasının somut olay açısından meşru amaçları gerçekleştirmek için gerekligörülen önlemler ile barışçıl toplanma hakkı arasındaki dengeyi (bkz. § 57)sağladığı söylenemez.
66. Somut olayda başvurucuların barışçıl bir gösteri olmasınarağmen kanuna aykırı olması gerekçesiyle 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasınamahkûm edilmesinin -hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmişolsa dahi- başvurucuları ceza tehdidi altında tutmaya devam etmesi ve kararıncaydırıcı etkisi nedeniyle ölçülü olduğu söylenemeyeceği gibi Anayasa'nın 34.maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen kamu düzeni ve millî güvenliğinsağlanması için gerekli olduğu da söylenemez. Bu bağlamda başvurucularıntoplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ile kamu düzeni ve güvenliğinin korunmasıarasında dengenin sağlanamadığı sonucuna varılmıştır.
67. Açıklanan gerekçelerle başvurucuların Anayasa'nın 34.maddesinde güvence altına toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine karar verilmesi gerekir.
Kadir ÖZKAYA bu görüşe katılmamıştır.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
68. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
69. Başvurucular, ihlalin tespiti ile ayrı ayrı 20.000 TL manevitazminattalebinde bulunmuşlardır.
70. Başvuruda, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlal edildiği sonucuna varılmıştır.
71. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunduğundan kararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzereElbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
72. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlalinedeniyle yalnızca ihlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 3.000 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
73. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara ayrı ayrı ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA OYBİRLİĞİYLE,
B. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE Kadir ÖZKAYA'nınkarşıoyu ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. Kararın bir örneğinin toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Elbistan 1. Asliye Ceza Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvuruculara ayrı ayrı net 3.000 TL manevi tazminatÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA AYRI AYRI ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE,
H. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından başvurucunun yargılama giderlerini ödemektenTAMAMEN MUAF TUTULMASINA 18/4/2018 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY
Başvurucular, kamuoyunda “Gezi Parkı Olayları” olarak bilinenprotesto gösterilerini desteklemek, polisin aşırı güç kullanımına ve Hükûmetinbu duruma kayıtsız kalmasına tepki göstermek amacıyla toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılmaları sebebiyle haklarında kamu davası açıldığını, yargılamasonucunda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğinibelirtmişlerdir. Başvurucular, yargılamada, şiddet kullanılmadan barışçılşekilde düzenlenen ve kamu düzenini bozmayan yürüyüşe katılma eyleminin suçolarak yorumlanması suretiyle sonuçlandırılmış olmasının toplantı ve gösteriyürüyüşüne katılma ile adil yargılanma haklarını ihlal ettiğini ilerisürmüşler, ihlalin tespiti ile tazminat talebinde bulunmuşlardır.Anılan iddialar Mahkememizce Anayasa'nın34. maddesi kapsamında değerlendirilmiş ve Çoğunlukça söz konusu hakkın ihlaledildiğine karar verilmiştir. Mahkememiz çoğunluğunca ulaşılan ihlal sonucunaaşağıda açıklanan sebeplerle iştirak edilememiştir.
2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun 28.maddesinin birinci fıkrasında “Kanuna aykırıtoplantı veya gösteri yürüyüşleri düzenleyen veya yönetenlerle bunlarınhareketlerine katılanlar, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren ayrı bir suçteşkil etmediği takdirde bir yıl altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ilecezalandırılır.” hükmü yer almaktadır.
Başvurucular 2911 sayılı Kanun'un 9. maddesi gereğince düzenlemekurulu oluşturmadan, aynı Kanun'un 10. maddesi gereği mülki amire yapılmasıgereken bildirimleri yapmadan, aynı Kanun'un 6. maddesi uyarınca daha öncedenmülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşügüzergâhını kullanmadan ve aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca zaman şartınauymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlediklerinin sabit olduğundan bahislecezalandırıldıklarından, toplanma hakkına yapılan müdahalenin kanunilik unsurubakımından bir sorun bulunmamaktadır.
Olayda, başvurucuların toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkına yapılan müdahalenin amacının Anayasa’nın 34. ve AİHS’nin 11. maddesindeöngörülen sebeplerden olan kamu düzenin bozulmasının önlenmesi ve kamugüvenliğinin sağlanması olduğunda herhangi bir kuşku bulunmadığından yapılanmüdahalenin meşru bir amaç taşıdığı açıktır.
Hal böyle olunca, başvurucuların haklarına yapılan müdahalenindemokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı (zorlayıcı bir toplumsalihtiyaçtan kaynaklanıp kaynaklanmama) ve ölçülülük yönlerinin irdelenmesigerekmektedir.
Bilindiği üzere kimi hukuk kurallarıyla devlet, toplum düzenini,genel ahlakı, genel sağlığı, çevreyi ve ekonomik düzeni korumak amacıyla,bireylere, davranış yükümlülüklerini tek taraflı olarak öngörmekte ve bunlarınihlal edilmesi halinde yaptırım uygulanacağını söylemektedir. Bu bağlamda birdavranışın yaptırıma bağlanmasının nedeni, (kimi zaman hiçbir kamusal zararoluşmasa da) salt bir normu ihlal etmiş olması olabilmektedir. Sonucuna bağlıolmaksızın salt bir normun ihlal edilmiş olmasının yaptırıma bağlanmasının nedenide normun ihlal edilmesiyle ortaya çıkma olasılığı bulunan ve toplum düzeninibozabilecek veya tehdit edebilecek nitelikteki suçların meydana gelmesininönlenmesi olarak ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla kimi zaman bir kısım eylemlersuç olarak nitelendirilip yaptırıma bağlanırken, eylemle, her durumda toplumdüzeninin bozulmuş olması değil, toplum düzeninin bozulma ihtimaliningerçekleşmesinin önüne geçilmek istenmesi gerekçesine dayanılmaktadır. Yani,kimi zaman bir eylem kamu düzeninin bozulma ihtimalini ortadan kaldırmak içinsuç olarak nitelendirilebilmektedir. Buradaki kamusal yararı, söz konusuihtimalin ortaya çıkması ihtimalinin önlenmesi hususu oluşturmaktadır. Olaydabaşvurucuların 21.06.2013 ve 22.06.2013 tarihlerinde düzenleme kurulu oluşturmadan,mülki amire yapılması gereken bildirimleri yapmadan, daha önceden mülki amirliktarafından belirlenen toplantı yeri ve gösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadanve zaman şartına uymadan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenledikleri veyaklaşık 120 kişilik grubu yönlendirdikleri hususunda tereddüt bulunmamaktadır.
Devlet, barışçıl toplanma hakkını sadece korumakla değil, aynızamanda bu hakkın kullanılmasına makul olmayan dolaylı kısıtlamalar getirmektenkaçınmakla da yükümlüdür. Ancak bu yükümlülük asayişin sağlanması veyakorunması için, yani bir anlamda hem gösteriye katılan ve hem de gösteri ileilgi ve bağlantısı olmayan kişilerin güvenliğini de sağlamak ve kamu düzeninikorumak için toplantı düzenlemeyi bildirim yahut yer sınırlaması gibi şekil şartlarınabağlamasına engel teşkil etmemektedir.
Anayasanın 34. maddesinin son fıkrası bağlamında 2911 sayılıKanun'un 10. maddesinde de toplantı ve gösteri yürüyüşleri için bildirim usulükabul edilmiştir. Kuralın sadece toplantı veya gösteriye katılanların toplanmahaklarının etkin kullanılmasına imkân sağlamak için var olduğu söylenmez.Toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim usulüne bağlanmasının amacı,göstericiler bakımından her türlü toplantı, yürüyüş veya diğer gösterilerindüzgün bir şekilde yapılmasının güvence altına alınması, yani toplanma hakkınınetkin kullanılması imkânının verilebilmesi için kamusal makamlara makul veuygun tedbir alma imkânı sağlanması, toplantı veya gösteriye katılmayantoplumun ilgili diğer kesimleri bakımından da bu kesimin ve kamunun söz konusuetkinlik nedeniyle zarar görebilme olasılıklarının önlenmesi için yine kamusalmakamlara makul ve uygun tedbir alma imkânı sağlanmasıdır. Bir başkasöyleyişle, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinin bildirim usulüne bağlanmasının, ilkecebiri toplantı ve gösteriyi düzenleyen ve katılanlar diğeri de toplantıyakatılmayan kişiler olmak üzere iki temel yararlanıcısı bulunmaktadır.
Olayda, çoğunluk görüşünde de kabul edildiği üzere,başvurucular, somut olayın koşulları bağlamında bildirimde bulunmalarınıengelleyecek herhangi bir durumla karşılaşmamışlardır. Süreç itibarıylabildirim usulüne uymamalarını makul kılabilecek, gerçekleştirdikleri toplantıve gösterinin spontane bir şekilde gerçekleşmesini gerektirecek bir nedenleride bulunmamaktadır. Buna rağmen 21.06.2013 ve 22.06.2013 tarihlerinde,düzenleme kurulu oluşturmadan, mülki amire yapılması gereken bildirimleriyapmadan, daha önceden mülki amirlik tarafından belirlenen toplantı yeri vegösteri yürüyüşü güzergâhını kullanmadan toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenlemişler ve yaklaşık 120 kişilik grubu yönlendirmiş bulunmaktadırlar. Buarda yürüyüş esnasında birçok slogan atılmış ve afişler taşınmıştır.
Gösteri yürüyüşünde şiddet içeren herhangi bir eylem söz konusuolmamıştır. Gösteriye katılanlara yönelik olarak başvurucular dışında herhangibir kamu davası açılmamıştır. Başvurucular dışındaki göstericiler hakkındaCumhuriyet başsavcılığı tarafından kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmiştir. Başvurucuların ise gösteri yürüyüşünün organizasyonunugerçekleştiren kişiler olduğu tespiti yapılarak haklarında kamu davası açılmışve hükmedilen hapis cezasının açıklanması geri bırakılmıştır.
Olayda başvurucuların cezalandırılmasındaki temel gerekçebaşvurucuların gösteri yürüyüşünü düzenleyici kişiler olmasıdır. Göstericilerşiddet eylemlerine karışmamış da olsa, eylem barışçıl nitelikte de olsa, eylemneticesinde kamu düzeninde somut bir bozulma meydana geldiği tespiti yapılmamışda olsa, kamuoyunda “Gezi Parkı Olayları” olarak bilinen olayların kapsamı,yaygınlığı ve kamu düzenin sağlanmasındaki zorluklar dikkate alındığındagösteri yürüyüşü düzenleyen başvurucuların spontane kabul edilemeyeceknitelikte eylemlerinden dolayı bildirim yapmamalarının zorunlu bir toplumsalihtiyaçtan kaynaklandığı söylenemez. Dolayısıyla Çoğunluk görüşünün de kabulettiği gibi bildirim yapılmamasının yaptırıma bağlanmasının demokratik birtoplumda gerekli olduğu açıktır. Başvurucuların aldığı hapis cezası iseherhangi bir denetimli serbestlik yükümlülüğü olmaksızın hükmün açıklanmasınıngeri bırakılmasıyla sonuçlanmıştır.
Hal böyle olunca, belirtilen bağlamda organizasyondan sorumlukabul edilen başvurucular hakkında hem takdir edilen ceza miktarı hem de hükmünaçıklanmasının geri bırakılmış olması dikkate alındığında uygulanan tedbirinölçüsüzlüğünden de söz edilemeyeceği kanaatine varılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle somut olayda Anayasa'nın 34. maddesindegüvence altına alınan toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledilmediğine karar verilmesi gerektiği kanaatinde ulaştığımdan sayın çoğunluğungörüşüne dayalı ihlal kararına katılmıyorum.
Üye
Kadir ÖZKAYA