TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ RIZA SÖZEN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2012/955)
Karar Tarihi: 2/10/2013
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Serruh KALELİ
Üyeler
:
Zehra Ayla PERKTAŞ
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Zühtü ARSLAN
Raportör
:
Mustafa BAYSAL
Başvurucu
:
Ali Rıza SÖZEN
Vekili
:
Av. Mahir IŞIKAY
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvurucu, suçluluğuhakkında kuvvetli belirti ve tutuklama nedenleri bulunmadığı halde 11/2/2011 tarihinden beri tutuklu olduğunu ve 16 yıl hapiscezasına mahkûm edildiği davada adil yargılanmadığını belirterek anayasalhaklarının ihlâl edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru, 3/12/2012tarihinde Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde eksikliklergiderildikten sonra Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespitedilmiştir.
3. Birinci Bölüm BirinciKomisyonunca, 27/6/2013 tarihinde başvurunun kararabağlanması için Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 33.maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca, kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru dilekçesinde ifadeedildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
5. İstanbul CumhuriyetBaşsavcılığı, 6/7/2010 tarihli iddianameylebaşvurucunun da aralarında bulunduğu toplam 196 şüpheli hakkında cezalandırılmalarıtalebiyle dava açmıştır. İddianamede başvurucu, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini cebren ıskat veya vazife görmekten menetmeye teşebbüs” etmekle suçlanmıştır.
6. İstanbul 10. Ağır CezaMahkemesi 19/7/2010 tarihinde iddianamenin kabulünekarar vermiştir.
7. Mahkeme 11 Şubat 2011tarihinde başvurucunun tutuklanmasına karar vermiştir.
8. Dava sürecinde başvurucununtahliye talebi üzerine veya re’sen incelemelerdetutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. İtiraz üzerine mercii itirazlarıreddetmiştir.
9. Davayı gören Mahkeme 21/9/2012 tarihinde açıkladığı kararda, başvurucunun müsnet suçtan mülga 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. ve61. maddeleri gereğince 16 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve tutuklulukhalinin devamına karar vermiştir.
10. Hükümle birlikte verilentutukluluk halinin devamı kararına karşı başvurucu 26/9/2012tarihli dilekçeyle itiraz etmiş, İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi 23/10/2012tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar başvurucuya 28/11/2012 tarihinde tebliğ edilmiştir.
11. Başvurucu hakkında görülendava başvuru tarihi itibariyle temyiz aşamasındadır.
B. İlgiliHukuk
12. İsnat olunan suçun işlendiğitarihte yürürlükte bulunan 1/3/1926 tarih ve 765sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 147. maddesi şöyledir:
“Türkiye Cumhuriyeti İcra Vekilleri Heyetini cebren iskat veya vazife görmekten cebren menedenlerle bunlarıteşvik eyliyenlere ağırlaştırılmış müebbet ağır hapiscezası hükmolunur …”
13. Aynı Kanun’un 61. maddesi,işlendiği zamanda ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası gerektiren suçunteşebbüs aşamasında kalması halinde failin on beş yıldan yirmi yıla kadar hapiscezası ile cezalandırılmasını öngörmektedir.
14. 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı CezaMuhakemesi Kanunu’nun 100. ve 260. maddeleri şöyledir;
“Tutuklama nedenleri
Madde 100 – (1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösterenolguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanıkhakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veyagüvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.
(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağışüphesini uyandıran somut olgular varsa.
b) Şüpheli veya sanığın davranışları;
1. Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme,
2. Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılmasıgirişiminde bulunma,
Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.
(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphesebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:
a) 26.9.2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yeralan;
…
9. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma (iki, yedi ve sekizincifıkralar hariç, madde 220),
10. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar (madde 302, 303, 304,307, 308),
11. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar(madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),
…
(4) (Değişik: 2/7/2012-6352/96 md.) Sadeceadlî para cezasını gerektiren veya hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazlaolmayan suçlarda tutuklama kararı verilemez.
Kanun yollarına başvurma hakkı
Madde 260 – (1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşıCumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almışolanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılansıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yollarıaçıktır.
(2) Asliye ceza mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları,mahkemenin yargı çevresindeki sulh ceza mahkemelerinin; ağır cezamahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargıçevresindeki asliye ve sulh ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesindebulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşıkanun yollarına başvurabilirler.
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanunyollarına başvurabilir.”
IV. İNCELEME VEGEREKÇE
15. Mahkemenin 2/10/2013 tarihinde yapmış olduğu toplantıda, başvurucunun3/12/2012 tarih ve 2012/955 numaralı bireysel başvurusu incelenip gereğidüşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
16. Başvurucu;
i. Hiçbir delil olmadığı haldetutuklandığını, klişe gerekçelerle tutukluluğun sürdürüldüğünü, 16 yıl hapiscezasına mahkûm edildiği davada adil yargılanmadığını, bu nedenlerle anayasalhaklarının ihlâl edildiğini ileri sürmüş,
ii. Hüküm kesinleşmediği için masumiyet karinesinin devam ettiğini,Anayasa’nın 2., 6., 9., 11., 36., 37., 38. ve 40.maddesiyle Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesine aykırı olarakhükümle birlikte verilen tutukluluk halinin devamına dair kararla, bu kararaitiraz üzerine verilen ret kararının temyiz sonuna kadar kaldırılaraktahliyesine karar verilmesini talep etmiştir.
B. Değerlendirme
17. Anayasa’nın 148. maddesininüçüncü fıkrası ile 30/3/2011 tarih ve 6216 sayılıAnayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45.maddesinin (1) numaralı fıkrasında, herkesin, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ekTürkiye’nin taraf olduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücütarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabileceğihükmüne yer verilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrasınındevamında, başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarının tüketilmişolmasının şart olduğu, dördüncü fıkrasında ise bireysel başvuruda kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamayacağı belirtilmiştir.
1. Tutukluluğaİlişkin Şikâyetler
18. Başvurucu, hakkında kuvvetlisuç şüphesi olmadığı halde tutuklandığından ve klişe gerekçelerle tutukluluğunsürdürüldüğünden şikâyet etmiştir. Başvurucu, davanın esasıyla ilgili hükmünverilmesi nedeniyle tutukluluk nedenlerinin kalmadığını da ileri sürmüştür.
19. 6216 sayılı Kanun’un geçici1. maddesinin (8) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, 23/9/2012 tarihindensonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvurularıinceler.”
20. Bu hüküm gereğince AnayasaMahkemesi, 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihaiişlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvuruları inceler. Dolayısıyla Mahkeme’ninzaman bakımından yetkisi ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlem vekararlar aleyhine yapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenineilişkin bu düzenleme karşısında, anılan tarihten önce kesinleşmiş nihaî işlemve kararları da içerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkündeğildir (B. No: 2012/832, § 14, 12/2/2013).
21. Devam eden tutukluluğunhukuka aykırı olduğu iddiasıyla yapılan bireysel başvurularda şikâyetlerintemel amacı, tutukluluğun hukuka aykırı olduğunun ya da devamını haklı kılansebep veya sebeplerin bulunmadığının tespitidir. Bu tespit yapıldığı takdirdebuna bağlı olarak ilgilinin tutukluluk halinin devamına gerekçe olarakgösterilen hukuki sebeplerin varlığı sona erecek ve böylece kişinin serbest kalmasınınyolu açılabilecektir. Bu amaçla yapılan bir başvuruda, itiraz kanun yolundaçekişmeli yargılama ve/veya silahların eşitliği gibi ilkelere uygun olarak birinceleme yapılıp yapılmadığı da dikkate alınacaktır. Dolayısıyla belirtilennedenlerle ve serbest bırakılmayı temin edebilecek bir karar alma amacıylayapılacak bireysel başvuruların, başvuru yolları tüketilmek şartıyla,tutukluluk hali devam ettiği sürece yapılabilmesi mümkündür (B. No: 2012/726, 2/7/2013, § 30).
22. Ancak başvurucu hali hazırdatahliye olmuş ya da hakkında ilk derece mahkemesinde hüküm kurulmuş isebireysel başvuru açısından talebi, hukuka aykırılığın tespiti ve gerekiyorsabelli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle sınırlı kalacaktır. Dolayısıyla butür ihlal iddiaları bakımından varsa başvuru yolları denendikten sonra bireyselbaşvuru yapılmalıdır (B. No: 2012/726, 2/7/2013, §31).
23. Ne var ki başvurunun kabuledilebilir bulunabilmesi için ihlal iddiasına dayanak teşkil eden nihai işlemveya kararların 23/9/2012 tarihinden evvelkesinleşmemiş olmaları da gerekmektedir. Mahkemenin yargı yetkisine ilişkin butespitin bireysel başvuru incelemesinin her aşamasında yapılabilmesi mümkündür.
24.Başvuru ve eklerine göre somut olayda başvurucunun 11/2/2011ilâ 21/9/2012 tarihleri arasında tutuklu kaldığı anlaşılmaktadır. Buna göretutuklulukla ilgili şikâyetlerin, bir bütün olarak, başvurucu hakkında hükümverilmeden önce verilen kesinleşmiş kararlara ilişkin olduğu açıktır.
25. 21/9/2012tarihinde Mahkeme davanın esasını karara bağlayarak başvurucunun 16 yıl hapiscezasıyla cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.Başvurucu, kararın tutukluluğun devamına ilişkin olan kısmına 26/9/2012 tarihli dilekçeyle itiraz etmiş ve itirazı merciitarafından 23/10/2012 tarihinde reddedilmiştir (§§ 9, 10). Ancak, AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten sonra verilmiş olsabile, kişi hakkındaki tutmanın niteliği üzerinde bu kararın herhangi bir etkisibulunmamaktadır. Başvurucunun tutukluluk hali davanın esasına ilişkin kararınaçıklanmasıyla birlikte sona ermiş ve başvurucuya isnat olunan suç sabitgörülerek cezalandırılmasına hükmedilmiştir. Dolayısıyla, hükmen tutukluluğaitiraz ve incelemesinin 23/9/2012 tarihinden sonragerçekleştirilmiş olmasının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisiüzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır (B. No: 2012/239, § 35, 2/7/2013).
26. Açıklanan nedenlerle,başvurucunun tutukluluğa ilişkin şikâyetlerine konu olan kararların tamamınınAnayasa Mahkemesinin yetkisinin başladığı tarihten önce kesinleştiğianlaşıldığından, başvurunun “zamanbakımından yetkisizlik” nedeniyle kabul edilemez olduğuna kararverilmesi gerekir.
2. AdilYargılanma Hakkının İhlal Edildiği İddiası
27. Başvurucu,16 yıl hapis cezasına mahkûm edildiği davada adil yargılanmadığından da şikâyetetmiştir.
28. 6216 sayılı Kanun’un 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmaliçin kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireyselbaşvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir.”
29. Bu hüküm uyarınca AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunmak için ihlale neden olduğu iddia edilenişlem veya eylem için idari ve yargısal başvuru yollarının tamamının tüketilmişolması gerekir.
30. Temel hak ve özgürlükleresaygı, devletin tüm organlarının uyması gereken bir ilke olup bu ilkeye uygundavranılmadığı takdirde ortaya çıkan ihlale karşı öncelikle yetkili idari mercilereve derece mahkemelerine başvurulmalıdır. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru,ikincil nitelikte bir kanun yoludur. Temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiğiiddialarının öncelikle genel yargı mercilerinde olağan kanun yolları ile çözümekavuşturulması esastır. Bireysel başvuru yoluna, iddia edilen hak ihlallerininbu olağan denetim mekanizması içinde giderilememesi durumunda başvurulabilir(B. No: 2012/946, § 17, 18, 26/3/2013). Başvurucuhakkındaki dava derdest olup, temyiz aşamasındadır. Bu şikâyet bakımındanolağan kanun yolları tüketilmemiştir (B. No: 2012/726, § 41, 2/7/2013).
31. Açıklanan nedenlerlebaşvurunun bu kısmının “başvuruyollarının tüketilmemiş olması” nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A. Başvurunun;
1. Tutukluluğa ilişkinşikâyetler yönünden “zaman bakımındanyetkisizlik”,
2.Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin olanlar yönünden ise “başvuru yollarının tüketilmemişolması”
nedenleriyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B.Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına,
2/10/2013 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.