TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ RIZA AKARSU BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/6999)
Karar Tarihi: 12/9/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör
:
Özgür DUMAN
Başvurucu
:
Ali Rıza AKARSU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, ihale yoluyla idareden satın alınan aracınihtiyati tedbir kararı gerekçe gösterilerek geç tescil edilmesi yüzündenuğranılan zararın giderilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 20/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyandabulunmamıştır.
III. OLAY VEOLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu, 1955 doğumlu olup şehirler arasıtaşımacılık alanında şoförlük yapmaktadır.
10. 74 BC 072 plakalı kamyon, araç sahibi B.Ç.nin borcunedeniyle Çerkezköy Vergi Dairesi Müdürlüğünce (Vergi Dairesi) haczedilerekihale yoluyla satışa çıkarılmıştır. Başvurucu, Vergi Dairesinin 8/7/2008tarihinde düzenlemiş olduğu açık artırmaya katılarak bu kamyonu satın almıştır.İhalenin kesinleşmesi üzerine başvurucu 21/7/2008 tarihinde Bartın EmniyetMüdürlüğüne aracın trafik siciline tescili için talepte bulunmuştur. EmniyetMüdürlüğü 22/9/2008 tarihli yazı ile aracın tescilinin mümkün olmadığınıbaşvurucuya bildirmiştir. Bu yazıda, Bartın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin11/4/2008 tarihli kararı uyarınca aracın trafik sicilinde tescil edilmiş birihtiyati tedbir şerhinin bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca ihaleyigerçekleştiren idarenin aracın son takyidat durumu ile ilgili olarak bilgialmadığı ifade edilmiş ve nakil işleminin gerçekleştirilmesi hâlinde araçlailgili diğer hak sahiplerinin mağdur olabileceği, bunun ise tazminat davalarınave ilgili memurlar hakkında rücu davalarına neden olacağı açıklanmıştır.
11. Başvurucu, bu idari işleme karşı 11/11/2008 tarihindeZonguldak İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Mahkeme 4/5/2009 tarihinde davanınkabulü ile dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. Kararın gerekçesinde;Asliye Hukuk Mahkemesince verilen ihtiyati tedbir kararının rızai alım satımlariçin uygulanabileceği, bu tedbir kararının cebri satış suretiyle yapılan ihalesonunda söz konusu aracı tescilden önce edinen başvurucu adına tesciledilmesini engellemediği belirtilmiştir. Karar temyiz edilmemiş, idare bukararın uygulanması kapsamında 7/9/2009 tarihinde aracı başvurucu adına trafiksiciline tescil etmiştir.
12. Başvurucu bu defa satın aldığı aracın yaklaşık biryıl geç tescil edilmesi nedeniyle uğradığı zararların tazmini için 21/7/2008tarihinde idareden talepte bulunmuştur. Bu talebe bir cevap verilmemesi üzerinebaşvurucu 10/9/2009 tarihinde Bartın Valiliği aleyhine aynı Mahkemede tam yargıdavası açmıştır. Başvurucu, aracın tamiri için yaptığı masrafın karşılığıolarak 14.943,52 TL ve idarenin hukuka aykırı işlemi nedeniyle bu aracı bir yılboyunca kullanamadığı için 60.000 TL olmak üzere toplam 74.943,52 TL tutarında madditazminat talebinde bulunmuştur.
13. Mahkeme 28/1/2010 tarihinde davanın reddine kararvermiştir. Kararın gerekçesinde, idarece yapılan açık artırmada satın alınanaracın tamiri için yapılan harcamanın idarenin hukuka aykırı işlemindenkaynaklanmadığı belirtilmiştir. Mahkeme, başvurucunun idarenin hukuka aykırıişlemi nedeniyle aracı bir yıl ticari faaliyette kullanamaması nedeniyleuğradığını belirttiği zarara ilişkin 60.000 TL tutarındaki maddi tazminattalebini de reddetmiştir. Mahkemeye göre söz konusu aracın bu süre içindeticari faaliyette kullanılıp kullanılmayacağı, devamlı surette iş bulunupbulunamayacağı ve bu işler için ne miktarda gelir elde edilebileceği kesinolarak belirli olmayıp bu sebeple maddi tazminat talebinin kabulüne imkân bulunmamaktadır.
14. Temyiz edilen karar, Danıştay Onbeşinci Dairesince24/4/2014 tarihinde onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme istemi aynıDairenin 12/2/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
15. Nihai karar, başvurucu vekiline 25/3/2015 tarihindetebliğ edilmiştir.
16. Başvurucu 20/4/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. Olay tarihi itibarıyla yürürlükte olan 18/6/1927tarihli ve 1086 sayılı mülga Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 101. maddesişöyledir:
“Hakim iki taraftan birinin talebiyledavanın ikamesinden evvel veya sonra aşağıda gösterilen hal ve şekillerdeihtiyati tedbirler ittihazına karar verebilir:
1 – Menkul ve gayrimenkul malların aynimünazaalı ise bunun haciz veya yeddiadle tevdiine,
2 – Münazaalı şeyin muhafazası içinlazımgelen her türlü tedbirlerin ittihazına,
3 – Kanunu Medeni ile muayyen hallerdenafaka alınmasına,
4 – Ayrılık veya boşanma davası üzerineKanunu Medeni mucibince icap eden muvakkat tedbirlerin ittihazına.”
18. 1086 sayılı mülga Kanun'un 103. maddesi şöyledir:
"101 ve 102 nci maddelerdegösterilen hallerden başka tehirinde tehlike olan veya mühim bir zarar olacağıanlaşılan hallerde tehlike veya zararı defi için hakim icap eden ihtiyatitedbirlerin icrasına karar verebilir."
19. Bu Kanun'u yürürlükten kaldıran 12/1/2011 tarihli ve6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389. maddesi şöyledir:
"(1) Mevcut durumda meydanagelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüdezorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiylebir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde,uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.
(2) Birinci fıkra hükmü niteliğineuygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır."
20. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu'nun 12. maddesi şöyledir:
"İlgililer haklarını ihlal eden biridari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudandoğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikteaçabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanmasıüzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halindeverilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardandolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davasıaçabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 nci madde uyarınca idareye başvurmahakları saklıdır."
21. 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları TrafikKanunu'nun 19. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Araç sahipleri araçlarınıyönetmelikte belirtilen esaslara göre yetkili kuruluşa tescil ettirmek vetescil belgesi almak zorundadırlar."
22. 2918 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
"Tescil süreleri, satış vedevirler, noterlerin sorumluluğu ile ilgili esaslar şunlardır:
a) Araç sahipleri,
1. (Değişik: 13/2/2011-6111/55 md.)Tescili zorunlu ve ilk tescili yapılacak olan araçların satın alma veyagümrükten çekme tarihinden itibaren üç ay içinde tescili için; bunların hurdadurumuna gelmesi hâlinde ise bir ay içinde tescilin silinmesi için ilgilitrafik tescil kuruluşuna veya Emniyet Genel Müdürlüğünün belirleyeceği kamukurum veya kuruluşları ile gerçek veya özel hukuk tüzel kişilerine başvurmak,
2. (Değişik: 2/4/1998 - 4358/3 md.)Tescilin yapılması veya silinmesi için vergi kimlik numarası ile yönetmeliktebelirtilen bilgi ve belgeleri sağlamak,
Zorundadırlar.
...
d) (Değişik: 24/12/2009-5942/1 md.)Tescil edilmiş araçların her çeşit satış ve devirleri, satış ve devri yapılacakaraçtan dolayı motorlu taşıtlar vergisi, gecikme faizi, gecikme zammı, vergicezası ve trafik idari para cezası borcu bulunmadığının tespit edilmesi vetaşıt üzerinde satış ve/veya devri kısıtlayıcı herhangi bir tedbir veya kayıtbulunmaması halinde, araç sahibi adına düzenlenmiş tescil belgesi veya trafiktescil kayıtları esas alınarak noterler tarafından yapılır. Noterler tarafındanyapılmayan her çeşit satış ve devirler geçersizdir...
...
Haciz, müsadere, zapt, buluntu,trafikten men gibi nedenlerle; icra müdürlükleri, vergi dairesi müdürlükleri,milli emlak müdürlükleri ile diğer yetkili kamu kurum ve kuruluşları tarafındansatışı yapılan araçların satış tutanağının bir örneği aracın kayıtlı olduğu trafiktescil kuruluşlarına üç işgünü içerisinde gönderilir. Aracı satın alanlargerekli bilgi ve belgeleri sağlayarak ilgili trafik tescil kuruluşundan bir ayiçerisinde adlarına tescil belgesi almak zorundadırlar. Alıcıların tescilbelgesi almak için süresinde başvurmamaları halinde bu araçları alıcıları adınare’sen kayıt ve tescil ettirmeye Emniyet Genel Müdürlüğü yetkilidir.
Bu bendin uygulanmasına ilişkin usul veesasları belirlemeye İçişleri ve Maliye Bakanlıkları yetkilidir...
..."
23. 2918 sayılı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
Tescil edilen araçlar, "TescilBelgesi" ve "Tescil Plakası" alınmadan karayollarınaçıkarılamaz. (Ek cümle: 13/2/2011-6111/56 md.) Ancak, ilk tescili yapılanaraçlar için düzenlenen tescile ilişkin geçici belgelerin geçerlilik süresiiçinde, tescil belgesi alma zorunluluğu aranmaz."
B. Uluslararası Hukuk
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1No.lu Protokol'ün "Mülkiyetin korunması" kenar başlıklı 1.maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygıgösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle veyasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygunolarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin,mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerinya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."
25. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), mal varlığınaihtiyati tedbir uygulanmasını mülkiyet hakkına müdahale olarakdeğerlendirmiştir. Poiss/Avusturya (B. No: 9816/82, 23/4/1987)kararında, tarım arazilerine ilişkin bir planlama çerçevesinde taşınmazlarıngeçici olarak devri şeklinde bir tedbirin uygulanmasıyla başvurucununtaşınmazını geçici olarak kullanmasının ve taşınmazından tasarruf etmesininönüne geçildiği belirtilerek başvuru mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkinbirinci kural çerçevesinde incelenmiştir. AİHM sonuç olarak başvuruya konutedbirin yirmi dört yıl boyunca devam etmiş olduğuna dikkat çekerekbaşvurucunun mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülü olmadığına kararvermiştir (Poiss/Avusturya, §§ 61-70).
26. Köktepe/Türkiye (B. No: 35785/03, 22/7/2008)kararına konu olayda ise orman idaresince açılan bir davada uyuşmazlık konusutaşınmazın tapu kaydına konulan ihtiyati tedbir şerhinin mülkiyet hakkıbakımından sonuçları tartışılmıştır. AİHM; derece mahkemelerinin anayasal gerekçelerlebaşvurucunun mülkünün bir bölümüne tahdit getirdiğini, bu mahrumiyetin doğanınve çevrenin korunması şeklindeki kamu yararına dayalı meşru bir amacınınbulunduğunu, dolayısıyla hukuka aykırı ve keyfî hiçbir işlem bulunmadığınıkabul etmiştir. Bununla birlikte AİHM, başvurucunun taşınmazı 1993 yılında iyiniyetle edindiğini vurgulamıştır. Mülkiyet hakkına yapılan bu müdahaleye karşıniç hukukta etkin bir tazminat yolunun mevcut olmadığı ise kararda özelliklebelirtilmiştir. Kararda, başvurucunun mülkiyet hakkından yararlanmasınınengellendiği hâlde bir tazminat ödenmemiş olması nedeniyle kamu yararı ilebaşvurucunun mülkiyet hakkının korunmasının gereklilikleri arasındaki adildengenin bozulduğu sonucuna varılmıştır. Bu doğrultuda şahsi olarak olağan dışıve aşırı bir yüke katlanmış olduğu kanaatiyle başvurucunun mülkiyet hakkınınihlal edildiğine karar verilmiştir (Köktepe/Türkiye, §§ 67-93).
27. Pekárny a cukrárny Klatovy, a.s./Çek Cumhuriyeti (B.No: 12266/07..., 12/1/2012) kararında ise başvurucu şirketin genel kurultoplantılarına getirilen yasağa ilişkin geçici tedbirlerin beş buçuk yılsürmesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlaline karar verilmiştir (Pekárny acukrárny Klatovy, a.s./Çek Cumhuriyeti, §§ 46-55).
28. Sildedzis/Polonya (B. No: 45214/99, 24/5/2005)kararına konu olayda başvurucu, vergi idaresince yapılan açık artırmada birotomobil satın almıştır. Ancak araçların sicillerini tutmakla görevli belediye,tescil talebini öncelikle bu otomobilin kullanılamayacak (hurda) durumda olduğugerekçesiyle reddetmiştir. Sonrasında başvurucu, aracın motoru ve şasiparçasını değiştirerek başvurduğunda ise bu defa başvurucunun tescil talebi,şasi numarasının değiştirildiği gerekçesiyle reddedilmiştir. Bu araç, iki yılaltı aylık bir sürenin sonunda tescil edilebilmiştir. Müdahaleyi mülkiyetinkullanımının kontrolüne ilişkin üçüncü kural çerçevesinde inceleyen AİHM,şikâyet edilen kamu makamlarının işlem ve kararlarının haksız olduğu, ilgilimevzuatın tutarlı olmadığının iç hukukta da kabul edildiği tespitine yervermiştir. Kararda ayrıca, iç hukukta mevcut benzer sorunların konu hakkındabir kanun değişikliği yapılana kadar çözülemediğine dikkat çekilmiştir. AİHM,bu sebeplerle olay tarihinde yürürlükte olan ilgili kanuni düzenlemelerinbaşvurucunun mülkiyet hakkına yapılacak keyfî müdahalelere karşı yeterli birkoruma sağlamak için gerekli açıklığı ve hassasiyeti içermediği sonucunavarmıştır. AİHM; başvurucunun iyi niyetli alıcı olduğunu, aracı kamumakamlarından satın aldığını ve aracı satın alırken muhtemel sorunlar hakkındabilgi sahibi olmadığından bu sorunları öngörebilmesinin mümkün olmadığınıvurgulamıştır. AİHM sonuç olarak başvurucunun vergi dairesinin düzenlediği biraçık artırmada satın aldığı aracın tescil edilmemesi nedeniyle neredeyse iki yılbu aracı kullanamadığını belirterek başvurucuya şahsi olarak aşırı bir külfetyüklendiği kanaatiyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir (Sildedzis/Polonya,§§ 44-52).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
29. Mahkemenin 12/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
30. Başvurucu; uyuşmazlığa konu kamyonu ihale yoluylasatın aldığı tarihte ve hâlen şehirler arası taşıma işiyle uğraştığını, aracıda bu ticari faaliyet kapsamında satın aldığını belirtmiştir. Başvurucu; idaretarafından yapılan ihalede satın aldığı kamyonu kendi adına tescilettirememesinin idarenin hatalı işleminden kaynaklandığını, idarenin kusurusebebiyle uğradığı zararların da idarece karşılanması gerektiğinivurgulamıştır. Başvurucu; maddi zararının varlığına ilişkin fatura vebelgelerinin mevcut olduğunu, bunlara göre tescil talebi tarihi olan 21/7/2008ile tescil tarihi olan 8/7/2009 arasında mahrum kaldığı kazanç kaybındanidarenin sorumlu olması gerektiğini ifade etmiştir. Başvurucu, devamlı suretteiş bulup bulamayacağının belirli olmadığı gerekçesiyle kazanç kaybı konusundaİdare Mahkemesince yeterli bir araştırma yapılmadan tazminat talebininreddedilmesinin hukuka aykırı olduğundan yakınmıştır. Başvurucu sonuç olarak bugerekçelerle adil yargılanma, mülkiyet ve etkili başvuru haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
31. Bakanlık görüşünde, başvurucunun üzerinde tedbirşerhi bulunur şekilde satın aldığı aracı tescil ettirememesine yönelik olarakaçtığı dava nedeniyle bu aracı kullanamamasının yargılamanın olağan bir sonucuolduğu belirtilmiştir. Bakanlık ayrıca Danıştayın yerleşik içtihadına göreidarenin hizmet kusurundan kaynaklı olarak açılan tazminat davalarında muhtemelzararların karşılanmasının mümkün olmadığını, gerçek ve ispatlanmış zararlarınkarşılanabileceğini vurgulamıştır. Bakanlık son olarak aracın hukuka aykırıolarak tescil edilememesinin ve bir yıl süreyle araç üzerinde tasarruftabulunulamaması bakımından mülkün varlığı hususunun tartışılması gerektiğigörüşünü bildirmiştir.
B. Değerlendirme
32. Anayasa’nın "Mülkiyet hakkı" kenarbaşlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz.”
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlali iddiası yanında ayrıca adilyargılanma ve etkili başvuru haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmektedir.Başvurucunun idareden satın aldığı kamyonu ihtiyati tedbir şerhi gerekçegösterilerek bir yıla yakın bir süre tescil ettirememesi suretiylekullanamaması ve bundan tasarrufta bulunamaması yönündeki şikâyetleri mülkiyethakkını ilgilendirdiğinden başvurucunun belirtilen şikâyetlerinin mülkiyethakkının ihlali iddiası kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. MülkünVarlığı
35. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden birkimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır. Bu nedenleöncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382,16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
36. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayan menkulve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı ayni haklar vefikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak da mülkiyethakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:2014/11441, 1/2/2017, § 60).
37. Somut olayda başvurucu, Vergi Dairesince 8/7/2008tarihinde düzenlenen açık artırmada uyuşmazlığa konu kamyonu satın almıştır.Başvurucunun kamyonu trafik sicilinde kendi adına tescil ettirme talebi EmniyetMüdürlüğünce reddedilmiş ancak başvurucunun bu işleme karşı açtığı davada İdareMahkemesi 4/5/2009 tarihinde dava konusu idari işlemin iptaline kararvermiştir. Kararın gerekçesinde, başvurucunun yapılan ihale sonucunda bu aracınmülkiyetini edindiği açık olarak belirtilmiştir. Bu kararın uygulanmasıkapsamında söz konusu kamyon 7/9/2009 tarihinde trafik sicilinde başvurucuadına tescil edilmiştir. Dolayısıyla hukuki bakımdan taşınır bir eşya olan veekonomik bir mal varlığı değeri ifade eden söz konusu motorlu araç yönündenmülkiyet hakkı kapsamında başvurucunun mülkünün mevcut olduğukuşkusuzdur.
b. MüdahaleninVarlığı ve Türü
38. Anayasa’nın 35. maddesinde bir temel hak olarakgüvence altına alınmış olan mülkiyet hakkı kişiye -başkasının hakkına zararvermemek ve yasaların koyduğu sınırlamalara uymak koşuluyla- sahibi olduğu şeyidilediği gibi kullanma ve ondan tasarruf etme, onun ürünlerinden yararlanmaolanağı verir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013,§ 32). Dolayısıyla malikin mülkünü kullanma, mülkün semerelerinden yararlanmave mülkü üzerinde tasarruf etme yetkilerinden herhangi birinin sınırlanmasımülkiyet hakkına müdahale teşkil eder (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B.No: 2014/1546, 2/2/2017, § 53).
39. Başvuru konusu olayda başvurucunun kamyonu 8/7/2008tarihinde edindiği ve mülkünden kalıcı veya geçici olarak yoksun bırakılmadığıgörülmektedir. Bununla birlikte başvurucunun ancak tescile ilişkin dava sürecisonunda 7/9/2009 tarihinde bu kamyonu trafik sicilinde adına tescilettirebildiği anlaşılmaktadır. 2918 sayılı Kanun'un 19. ve 20. maddelerine görearaç sahiplerinin araçlarını trafik siciline tescil ettirmeleri zorunlu olupaynı Kanun'un 21. maddesinin birinci fıkrası uyarınca aracın trafiğeçıkarılabilmesi için öncelikle tescil edilmesi, tescil belgesi ve tescil plakasıalınması gerekmektedir. Buna göre başvurucunun edindiği tarihten tesciledildiği tarihe kadar bu aracı trafiğe çıkaramadığı için kullanamadığı vearaçtan yararlanamadığı açıktır. Dolayısıyla somut olay bağlamında aracıntescil edilmemesinin mülkiyet hakkına müdahale teşkil ettiğideğerlendirilmiştir.
40. Anayasa'nın 35. maddesinin birinci fıkrasında,herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğu belirtilmek suretiyle mülktenbarışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş; ikinci fıkrasında da mülktenbarışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesi belirlenmiştir. Maddeninikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangi koşullardasınırlanabileceği belirlenmekle aynı zamanda mülkten yoksun bırakmanınşartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin son fıkrasında isemülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırı olamayacağı kuralabağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımını kontrol etmesine vedüzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğer bazı maddelerinde de devlettarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özel hükümlere yer verilmiştir.Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakma ve mülkiyetin düzenlenmesimülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (Recep Tarhan ve AfifeTarhan, §§ 55-58).
41. 2918 sayılı Kanun hükümlerine göre tutulan resmî birkayıt sistemi olan trafik sicili, motorlu araçların teknik ve fizikiözellikleri ile üzerindeki hakları ve kısıtlamaları göstermektedir. Böyleliklemotorlu taşıtlara ilişkin mülkiyet uyuşmazlıklarının önüne geçilmesi, bunlarayönelik vergilerin tarh ve tahsili, motorlu araç piyasasının ve buna dairekonomik yaşamın güven içinde devamının sağlanması, kara yollarında dolaşacakaraçların tespiti ile kontrolü amaçlanmaktadır. Dolayısıyla somut olaydakimüdahale konusu olan araçların trafik siciline tescil edilmesiyle motorluaraçların tespit edilerek kontrolü amaçlandığından başvurunun mülkiyetin kamuyararına kullanımının kontrolü veya düzenlenmesine ilişkin üçüncü kuralçerçevesinde incelenmesi gerekir.
c. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
42. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.”
43. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsızbir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhanve Afife Tarhan, § 62).
44. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında mülkiyethakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği belirtilmeksuretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanunda öngörülmesi gereğiifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasınailişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddesi de hak veözgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini temel bir ilke olarakbenimsemiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkatealınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır (Ford Motor Company,B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49). Kanunun varlığı kadar kanun metninin veuygulamasının da bireylerin davranışlarının sonucunu öngörebileceği kadarhukuki belirlilik taşıması gerekir. Bir diğer ifadeyle kanunun kalitesi dekanunilik koşulunun sağlanıp sağlanmadığının tespitinde önem arz etmektedir (NecmiyeÇiftçi ve diğerleri, B. No: 2013/1301, 30/12/2014, § 55). Müdahaleninkanuna dayalı olması, iç hukukta müdahaleye ilişkin yeterince ulaşılabilir veöngörülebilir kuralların bulunmasını gerektirmektedir (Türkiye İş BankasıA.Ş. [GK], B. No: 2014/6192, 12/11/2014, § 44).
45. Somut olayda başvurucunun idare tarafından yapılanihalede mülkiyetini edindiği aracının trafik siciline tescil edilmemesiyönündeki müdahalenin kanuna aykırı olduğu İdare Mahkemesince kabul edilmiştir.Nitekim bu karar doğrultusunda aracın başvurucu adına trafik siciline tesciledildiği görülmüştür (bkz. § 11). Ancak bu aracın trafik siciline tesciledilmiş olması tek başına başvurucunun mağdur sıfatını ortadan kaldırmamaktadır.Başvurucunun mağdur sıfatının ortadan kalkması için ileri sürülen ihlalin hemzamanında hem de mağdurun bu hakkı kullanamadığı süre gözönüne alınarak telafiedilmesi gerekmektedir (Benzer yöndeki karar için bkz. Abdulkerim Tanış vediğerleri, B. No: 2014/17621, 9/1/2018, § 34).
46. Ölçülülük ilkesi gereği kişilerin mülkiyet hakkınınsınırlandırılması hâlinde elde edilmek istenen kamu yararı ile bireyin haklarıarasında adil bir dengenin kurulması gerekmektedir. Bu adil denge, başvurucununşahsi olarak aşırı bir yüke katlandığının tespit edilmesi durumunda bozulmuşolacaktır. Müdahalenin ölçülülüğünü değerlendirirken Anayasa Mahkemesi, birtaraftan ulaşılmak istenen meşru amacın önemini ve diğer taraftan müdahaleninniteliğini, başvurucunun ve kamu otoritelerinin davranışlarını da gözönündetutarak başvurucuya yüklenen külfeti dikkate alacaktır (Arif Güven, B.No: 2014/13966, 15/2/2017, §§ 58, 60).
47. Bu bağlamda ilk olarak başvurucunun söz konusumotorlu aracı bir kamu kuruluşu olan Vergi İdaresinden yapılan bir açıkartırmada satın almış olduğuna dikkat çekmek gerekir. Buna göre başvurucunun buaracı meşru yollarla edindiği ve satın aldığı ihale tarihi itibarıyla kanunenaracın maliki olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır. Diğer taraftanbaşvurucunun satın aldığı tarihte bu araç üzerindeki ihtiyati tedbir şerhinibilebilecek durumda olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim Emniyet Müdürlüğününtescil talebinin reddine ilişkin yazıda, ihaleyi gerçekleştiren idarenin aracınson takyidat durumu ile ilgili olarak bilgi almadığı açık olarak ifadeedilmiştir (bkz. § 10). Dolayısıyla başvurucunun ihale öncesinde veya sırasındabu araç üzerinde bir kısıtlama bulunduğunu ve bu kısıtlama yüzünden aracıntrafik siciline tescil edilmeyebileceğini öngörebilmesi mümkün değildir.
48. Kaldı ki başvurucunun açtığı davada İdare Mahkemesi,araç üzerindeki söz konusu kısıtlamanın rızai devirler yönünden uygulama alanıbulabileceğini kabul ederek tescil edilmeme yönündeki idari işlemi hukukaaykırı bulmuştur. Başvurucu ise hukuka aykırı bulunan bu idari işlem yüzündentescil talebi olan 21/7/2008 tarihinden aracın tescil edildiği 8/7/2009tarihine kadar yaklaşık bir yıl boyunca bu aracı kullanamamış ve ondanyararlanamamıştır.
49. Başvurucunun açtığı tam yargı davasında İdare Mahkemesiiki gerekçeyle tazminat talebini reddetmiştir. Mahkeme, aracın tamiri içinyapılan masrafların hizmet kusurundan kaynaklanmadığını belirtmiş; ayrıcaaracın ticari faaliyette kullanılıp kullanılmayacağı belirli olmadığı içinzararın kesin olarak tespit edilemeyeceğine dayanmıştır (bkz. § 13). Hâlbukibaşvurucunun şoför olarak hayatını idame ettirdiği ve şehirler arasıtaşımacılık alanında faaliyet gösterdiği anlaşılmaktadır. Buna görebaşvurucunun satın aldığı kamyonun mesleki ve ticari faaliyeti açısından önemtaşıdığı ve ekonomik bir değer ifade ettiği, bundan yararlanamadığı dönembakımından başvurucunun kendisi açısından önemli bir kazançtan yoksun kaldığıaçıkça ortadadır.
50. Başvurucunun söz konusu dönemde aracı ticarifaaliyette kullanıp kullanamayacağı veya devamlı surette iş bulup bulamayacağıgibi hususları mutlak bir biçimde gösterebilmesi, bu dönemde aracı kullanmasıolanaksızlaştırıldığı için mümkün görülmemektedir. Bununla birliktebaşvurucunun idareye güvenerek satın aldığı kamyonunu yine idarenin hatasısebebiyle yaklaşık bir yıl boyunca kullanamadığı ve bunun da başvurucununzararına yol açtığı bir tereddüde yer vermeyecek biçimde açıktır. Elbette kisöz konusu zararın nasıl hesaplanacağı ve miktarının ne olacağı gibi hususlar,ilk elden delilleri değerlendirme imkânına sahip olan ve bu konuda uzmanlaşmışbulunan derece mahkemelerinin takdirindedir. Ancak zararın varlığı kabuledildiği hâlde miktarının ispatının somut olayda olduğu gibi katı koşullarabağlanması idarenin hatasından doğan mağduriyetin giderilmemesine yolaçmaktadır.
51. Sonuç olarak başvurucunun idarenin düzenlediği biraçık artırmada iyi niyetli olarak satın aldığı aracın yaklaşık bir yıl boyuncatrafik siciline tescil edilmemesinin başvurucunun mülkiyet hakkına müdahaleteşkil ettiği, bu müdahale sebebiyle oluşan zararın ise giderilmediğianlaşılmaktadır. Bu durumda herhangi bir tazminatın da ödenmediği dikkatealındığında somut olayda müdahale ile başvurucuya şahsi olarak aşırı birkülfetin yüklendiği, kamu yararı amacı ile mülkiyet hakkının korunması arasındaolması gereken adil dengenin başvurucu aleyhine bozulduğu ve müdahalenin ölçülüolmadığı sonucuna varılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
a. Genelİlkeler
54. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında, ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağının belirlenmesi hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.
55. Buna göre bireysel başvuru kapsamında bir temel hakve hürriyetin ihlal edildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural, mümkün olduğuncaeski hâle getirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır.Bunun için ise öncelikle devam eden ihlalin durdurulması, ihlale konu kararınveya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması, varsaihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bu bağlamdauygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (Mehmet Doğan, §55).
56. Bununla birlikte 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin(1) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilirken idari eylem ve işlem niteliğinde kararverilemez. Anayasa Mahkemesi ihlalin ve sonuçlarının nasıl giderileceğinehükmederken idarenin, yargısal makamların veya yasama organının yerine geçerekişlem tesis edemez. Anayasa Mahkemesi, ihlalin ve sonuçlarının nasılgiderileceğine hükmederek gerekli işlemlerin tesis edilmesi için kararı ilgilimercilere gönderir (Mehmet Doğan, § 56).
57. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilmeden önce ihlalin kaynağının belirlenmesigerekir. Buna göre ihlal; idari eylem ve işlemler, yargısal işlemler veyayasama işlemlerinden kaynaklanabilir. İhlalin kaynağının belirlenmesi uygungiderim yolunun belirlenebilmesi bakımından önem taşımaktadır (Mehmet Doğan,§ 57).
58. İhlalin idari eylem ve işlemden kaynaklandığıdurumlarda 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarıncaAnayasa Mahkemesi her somut olayın koşullarını dikkate alarak yapılmasıgerekenlere hükmeder. İdari eylem ve işleme karşı başvurulacak kanun yollarıvarsa ve bu yollar tüketildikten sonra yapılan bireysel başvurunun incelenmesisonucu ihlal tespiti yapılmışsa yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenintespit edilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânının bulunduğudurumlarda kararın bir örneğinin ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak içinyeniden yargılama yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmedilebilir.
59. Mehmet Doğan kararında Anayasa Mahkemesi,yeniden yargılama yapmakla görevli derece mahkemelerinin yükümlülüklerine veihlalin sonuçlarını gidermek amacıyla derece mahkemelerince yapılması gerekenlereilişkin açıklamalarda bulunmuştur. Buna göre Anayasa Mahkemesinin tespit edilenihlalin giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına hükmettiği hâllerdederece mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında belirttiği doğrultudaihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yapmakla yükümlüdür (MehmetDoğan, § 59).
60. Bu bağlamda derece mahkemesinin öncelikle yapmasıgereken şey, bir temel hak veya özgürlüğü ihlal ettiği veya idari makamlartarafından bir temel hak veya özgürlüğe yönelik olarak gerçekleştirilen ihlaligideremediği tespit edilen önceki kararını kaldırmaktır. Derece mahkemesi,kararın kaldırılmasından sonraki aşamada ise Anayasa Mahkemesi kararında tespitedilen ihlalin sonuçlarını gidermek için gereken işlemleri yapmak durumundadır(Mehmet Doğan, § 60).
b. İlkelerin Olaya Uygulanması
61. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi tazminattalebinde bulunmuştur.
62. Anayasa Mahkemesi başvurucunun ihale yoluyla idaredensatın aldığı kamyonun trafik siciline geç tescil edilmesi nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır. Dolayısıyla somut başvuruda ihlalinidari faaliyetten kaynaklandığı anlaşılmaktadır.
63. Bununla birlikte başvurucunun somut olayda uğradığızararların giderimi için tazminat davası açtığı, bu davanın reddedilmesinedeniyle başvurucunun maddi zararlarının karşılanamadığı anlaşılmaktadır. Bunagöre söz konusu idari işleme karşı başvurulacak kanun yolu tüketildikten sonrayapılan bireysel başvurunun incelenmesi sonucu ihlale yol açıldığı tespitedilmiştir. Dolayısıyla yeniden yargılama yoluyla ilgili mahkemenin tespitedilen ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırma imkânı bulunduğu için kararın birörneğinin mülkiyet hakkının ihlali ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere Zonguldak İdare Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekir. Buna göre yapılacak yeniden yargılama ise 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda derece mahkemelerince yapılmasıgereken iş, öncelikle ihlale yol açan mahkeme kararının ortadan kaldırılması venihayet ihlal sonucuna uygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir.
64. Yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi yeterlibir giderim sağladığından başvurucunun maddi tazminata ilişkin talebininreddine karar verilmesi gerekir.
65. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TLharcın başvurucuya ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Başvurunun KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereZonguldak İdare Mahkemesine (E.2009/1286, K.2010/83) GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harcın BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucununMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 12/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.