TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ SUAT ERTOSUN BAŞVURUSU (10)
(Başvuru Numarası: 2013/1640)
Karar Tarihi: 16/4/2015
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Alparslan ALTAN
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Raportör
:
Yunus HEPER
Başvurucu
:
Ali Suat ERTOSUN
Vekili
:
Av. Rabiya BALKANLI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvurucu, günlük bir gazetede yer alan makalenin kişilikhaklarını zedelediği gerekçesiyle ilgili kişiler aleyhine açmış olduğu manevitazminat istemli davanın reddine karar verildiğini belirterek, Anayasa’nın 17., 25., 26., 28., 32., 36., 40., 90. ve 141. maddelerininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru, 28/2/2013 tarihindeAnkara 18. Asliye Hukuk Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerininidari yönden yapılan ön incelemesinde Komisyona sunulmasına engel bireksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Birinci Komisyonunca, 21/10/2014tarihinde kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına,dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 6/11/2014tarihinde kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru konusu olay ve olgular 6/11/2014tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığı görüşünü 9/1/2015 tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
6. Adalet Bakanlığı tarafından Anayasa Mahkemesine sunulangörüş başvurucuya 9/1/2015 tarihinde bildirilmiştir.Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarını 27/1/2015tarihinde Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu, 7 yıl adli yargıda hâkimlik, 14 yıl adaletmüfettişliği, başmüfettişliği ve Ceza ve TevkifevleriGenel Müdürlüğü ve Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeliği yapmıştır.Başvurucu halen Yargıtay 6. Ceza Dairesinde üye olarak görev yapmaktadır.
9. Ulusal düzeyde yayın yapan Radikal Gazetesi'nin 21/7/2009 tarihli nüshasında yayımlanan Hasan Celal Güzelimzasıyla kaleme alınan “HSYK ve ErgenekonÇetesi” başlıklı haberde, o dönemde Hâkimler ve Savcılar YüksekKurulu (HSYK) üyesi olan başvurucunun, Ergenekon adı verilen operasyonkapsamında tutuklanan şüpheli ve sanıklarla olan ilişkisine değinilerek şuifadelere yer verilmiştir:
“... Türkiye'de yargı bağımsızlığını vetarafsızlığını zedeleyen, Adalet Bakanı ve Müsteşarı'nın Hâkimler ve SavcılarYüksek Kurulu (HSYK) üyesi olmasından ziyade, yargı organlarının teşekkülündekiideolojik yapılanmaların etkileridir. İşin aslı, Türkiye'de siyasetin yargıyabaskısından çok, yargının siyasete müdahalesi olmaktadır.
Şu son yargı skandalına bir bakınız: HâkimlerKararnamesi iki aydır HSYK'da bekliyor. 1500 hakim ve savcının tayini, HSYK'nın,usulüne ve hukuka aykırı olarak bazı savcı ve hakimleri tayin etmekistemesinden dolayı bekletiliyor.
HSYK, Ergenekon Çetesi savcılarını ve hakimlerini değiştirmeye çalışıyor. Ankara kulislerindegeçen ay, bu savcı ve hakimlerin değiştirilmesi veErgenekon Davası'nın kapatılması için darbenin dahi düşünüldüğü söyleniyordu.Şimdi ise bir 'yargı darbesi' ile karşı karşıya bulunuyoruz.
Ergenekon Soruşturması ve Davası ile ilgiliolan ve bir kısım HSYK üyesinin 'korsan liste' düzenleyerek değiştirmekistedikleri savcılar ve hâkimlerin hiçbir atanma talepleri yoktur ve bunlarhakkında hiçbir disiplin soruşturması da söz konusu olmamıştır.
Bu hukuk adamlarının değiştirilmesi demek, 2,5senedir devam eden bu soruşturmanın ve davaların bitirilmesi demektir. HSYKüyeleri bu gerçeği bilmiyor olabilirler mi?... Butakdirde aklımıza, bu üyelerden bir kısmının Ergenekon Davası ile ilişkiliolduğu ya da en azından bu dava hakkında aleyhte değer hükümlerine sahipbulunduğu geliyor. Nitekim, HSYK üyesi Ali SuatErtosun'un Ergenekon zanlılarıyla yakın ilişkisi, fotoğraflarla ve buluşmalarlagösteriliyor. Bu durumda Ertosun'un istifa etmesi gerekirken pişkinliklebeklemesi ve diğer bazı üyelerden destek görmesi vahimdir.
Bu skandal eleştirilince HSYK bir de kalkıp'üzüntü ve kaygısı'nı belirtiyor. Bu olan bitenlerianlamakta gerçekten güçlük çekiyoruz. Sen kalk 2,5 yıldır devam eden vekamuoyuna mal olmuş bir davanın savcılarını ve hakimlerinideğiştirerek 'davaya dışardan müdahale et'; hem de hiç sıkılmadan bundan kaygıduyduğunu açıkla...”
10. Başvurucu, kaleme alınan yazı vasıtasıyla kişilikhaklarına saldırıda bulunulduğunu, asılsız iddialarla karalanmak ve küçükdüşürülmek suretiyle kamuoyunun hakaret ve husumetine maruz bırakıldığını ilerisürerek, 21/7/2010 tarihinde Ankara 13. Asliye HukukMahkemesinde ilgililer aleyhine manevi tazminat davası açmıştır.
11. Mahkeme, 22/3/2011 tarihlikararla “... davakonusu yazının olayın eleştiri niteliğinde olduğu, özellikle davacının kişilikhaklarına saldırı mahiyetini taşımadığı, ... gazetedekiyazının basın özgürlüğü kapsamında kaleme alınmış ve eleştiri sınırlarıiçerisinde olduğu, hukuka aykırılık unsurunun gerçekleşmediği...”gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 2/7/2012 tarihli ilamıyla usul ve yasaya uygun olan hükmünonanmasına karar vermiştir. Onama kararına karşı yapılan düzeltme başvurusu,Yargıtay aynı dairesince 20/12/2012 tarihli kararlareddedilmiştir. Ret kararı, başvurucuya 29/1/2013tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu, 28/2/2013 tarihindebireysel başvuruda bulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
14. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı TürkBorçlar Kanunu’nun “Sorumluluk”başlıklı 49. maddesinin şöyledir:
“Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasınazarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zararverici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykırı bir fiillebaşkasına kasten zarar veren de, bu zararı gidermekle yükümlüdür.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 16/4/2015 tarihindeyapmış olduğu toplantıda, başvurucunun 28/2/2013 tarihli ve 2013/1640 numaralıbireysel başvurusu incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu,
i. Davaya konu yazıda davalınınkendisini, görevini kötüye kullanan ve yasa dışı işler yapan, kamuoyundaErgenekon olarak adlandırılan silahlı terör örgütünün şüpheli ve sanıklarınıkoruyan, onları soruşturan ve yargılayan savcı ve hâkimlerin görevden alınmasıiçin çaba harcayan ve kararname çalışmalarını engelleyen ve kriz çıkaran,ihaleleri takip eden, şüpheli, taraflı ve derin ilişkiler içerisinde bulunanbir kişi olarak gösterdiğini,
ii. Sözkonusu yazıda Ergenekon Terör Örgütünü koruyan biri olarak yansıtılmasınedeniyle başta DHKP-C ve PKK olmak üzere terör ve çıkar amaçlı suçörgütlerinin açık hedefi haline getirildiğini,
iii. İlkDerece Mahkemesinin ret kararının ve Yargıtayın onamave karar düzeltme ilamlarının gerekçeden yoksun olduğunu,
iv. Rızası hilafına ve hukuka aykırışekilde çekilmiş fotoğraflarının haberde kullanılarak özel hayatına müdahaledebulunulduğunu,
v. Sözkonusu yazıda, ifade özgürlüğünün ve eleştiri yapma hakkının sınırlarınınaşıldığını, kullanılan ifadelerin şeref ve haysiyetine saldırı niteliğindeolduğunu, derece mahkemelerinin davalının haber ve yorum yapma özgürlüğü ilekendisinin itibarının korunması arasındaki dengeyi sağlayamadığını ilerisürmüş, Anayasa'nın 17., 25., 26., 28., 32., 36., 40.,90. ve 141. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
Başvurucu, ihlalin tespiti ile yeniden yargılama ve 20.000,00 TLmanevi tazminat talebinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
17. Başvurucu tahkir içeren sözler nedeniyle de şeref veitibarın korunması hakkının ihlal edildiğini belirterek Anayasanın 17., 25., 26., 28., 32., 36., 40., 90. ve 141. maddelerininihlal edildiğini ileri sürmüş ise de başvurucunun şikâyet ettiği koşullar veşikâyetlerini dile getirme biçimi dikkate alınarak bu şikâyetlerin Anayasa’nın17. maddesi bağlamında incelenmesi uygun görülmüştür.
18. Mevcut davada başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile ulusal günlük gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulmasıgerekmektedir.
a. Genel İlkeler
i. Kişinin ManeviBütünlüğü
19. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
20. Bireyin kişisel şeref ve itibarı, Anayasa’nın 17.maddesinde yer alan “manevi varlık”kapsamında yer almaktadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olankişisel şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerinsaldırılarını önlemekle yükümlüdür (AbdullahDoğtaş, B.No: 2013/1123, 2/10/2013, § 33). Başka bir deyişle kişisel itibarınınkorunması hakkı, Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasının korumasıaltındadır ve şeref ve itibarı etkileyen sözel saldırılar veya basın ve yayınyolu ile yapılan yayınlara karşı bireyin korunmaması halinde Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrası ihlal edilmiş olabilir (Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 36; İlhanCihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 42).
21. AİHM, kişisel şeref ve itibara yapılan müdahaleleriAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) “özel ve aile yaşamına, konuta ve haberleşmeye saygı hakkı” kenarbaşlıklı 8. maddesi kapsamında değerlendirmektedir. AİHM’egöre kişisel itibarın korunması hakkı, Sözleşme’nin 8. maddesi tarafındankorunan özel yaşama saygı hakkının bir parçasıdır (Bkz. X ve Y/Hollanda,B. No: 8978/80, 26/3/1985,§ 22; Pfeifer/Avusturya, B. No: 12556/03, 15/11/2007 § 35; Axel Springer AG/ Almanya, B. No: 39954/08, 7/2/2012, § 83). Aynı şekilde, gazetemakalesinde hakaret içerdiği iddia edilen beyanlara karşı bir kimseninitibarının korunması hakkı da (White/İsveç, B. No: 42435/02, 19/12/2006, § 19 ve30) eleştirel bir gazete makalesine karşı kişinin korunmadığı iddiası da (Minelli/İsviçre,(kk), B. No: 14991/02, 14/06/2005)özel yaşam kapsamında görülmüştür.
22. Kamusal bir tartışma bağlamında ve yayımlanan yazılarnedeniyle eleştirilmiş olsa bile bir kişinin itibarı, kişisel kimliğinin vemanevi bütünlüğünün bir parçasını oluşturur (Bkz.Pfeifer/Avusturya, § 35) ve Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasının korumasından faydalanır (bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 38; İlhan Cihaner,No: 2013/5574, 30/6/2014, § 44).
23. Öte yandan Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrasınınolaya uygulanabilmesi için kişinin itibarına yapılan saldırının belli birağırlık düzeyine erişmiş olması ve kişinin itibarına saygı gösterilmesiniisteme hakkından başvurucunun kişisel olarak yararlanmasına zarar verecekşekilde yapılmış olması gerekir. Ayrıca, öngörülebilir şekilde, kişinin kendieylemleri sonucu ortaya çıkabilecek itibarının zedelenmesi olgusundan şikâyetetmek için Anayasa’nın 17. maddesi ileri sürülemez (bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 39; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 45, 56; benzer birdeğerlendirme için bkz. Mater/Türkiye,B. No: 54997/08, 16/7/2013, § 52).
24. İnceleme konusu olan dava gibi davalarda söz konusu olan,devletin bir eylemi değil ama yargı mercilerinin, başvurucuların kişiselitibarlarına sağladıkları korumanın yetersiz olduğu iddiasıdır. Anayasa’nın 17.ve Sözleşme’nin 8. maddesi esas olarak kamu görevlilerinin keyfi müdahalelerinekarşı bireyi korumayı amaçlasa da söz konusu maddeler sadece devletin bu türmüdahalelerde bulunmasından kaçınmasını sağlamayı amaçlamamaktadır. Anayasa’nın17. maddesinin birinci fıkrasında mündemiç negatif yükümlülüğe, bireyin maddive manevi varlığına etkin bir saygının sağlanması için gerekli pozitifyükümlülükler eklenebilir. Bu yükümlülükler, kişilerin birbirleri ile olanilişkilerini de kapsayacak şekilde, kişisel itibarının korunmasını istemehakkına saygının güvence altına alınması amacıyla bir takım tedbirleralınmasını gerektirebilir (Sözleşme’nin 8. maddesi bağlamında benzer kararlariçin bkz. X ve Y/Hollanda, B. No:8978/80, 26/3/1985,§ 23; Von Hannover/Almanya (no 2), B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 98). Bu tedbirlere, kişiselitibarın üçüncü kişilerin müdahalelerine karşı korunması hususunda dabaşvurulabilir (bkz. Kadir Sağdıç,B.No: 2013/6617, 8/4/2015[GK], § 40; İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 47).
25. Başvuruya konu gazete makalesinde, olayların geçtiğitarihte HSYK üyesi olan başvurucunun Ergenekon soruşturmaları olarak bilinenbir dizi soruşturmayı ve söz konusu soruşturmalar kapsamında açılan cezadavalarını yürüten bazı hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesiiçin çaba gösterdiği ileri sürülmüş ve bazı detaylara yer verilmiştir. Sözkonusu makaledeki iddialar ve sözler nedeniyle başvurucunun kişisel itibarınınkorunması hakkına müdahale edildiği kabul edilmelidir.
ii. İfade Özgürlüğü ileBasın Özgürlüğü
26. Mevcut başvuruda başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesininbirinci fıkrasında koruma altına alınan kişisel itibarın korunmasını istemehakkı ile ulusal günlük gazetenin Anayasa’nın 28. maddesinde güvence altınaalınan basın özgürlüğü ve bu özgürlükle bağlantılı olarak Anayasa’nın 26.maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğü arasında bir denge kurulmasıgerekmektedir (bkz. Kadir Sağdıç,B.No: 2013/6617, 8/4/2015[GK], § 42; İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 49). Bu sebeple, buözgürlüklerin kullanımıyla ilgili genel ilkelerin belirlenmesi gerekir.
27. Anayasa’nın “Düşünceyiaçıklama ve yayma hürriyeti” kenar başlıklı 26. maddesi şöyledir:
“Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı,resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yaymahakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veyafikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar. Bu fıkra hükmü, radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yapılan yayımların izin sisteminebağlanmasına engel değildir.
Bu hürriyetlerinkullanılması, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, Cumhuriyetin temelnitelikleri ve Devletin ülkesi ve milleti ile bölünmez bütünlüğünün korunması,suçların önlenmesi, suçluların cezalandırılması, Devlet sırrı olarak usulüncebelirtilmiş bilgilerin açıklanmaması, başkalarının şöhret veya haklarının, özelve aile hayatlarının yahut kanunun öngördüğü meslek sırlarının korunması veyayargılama görevinin gereğine uygun olarak yerine getirilmesi amaçlarıylasınırlanabilir.
Haber ve düşünceleri yayma araçlarınınkullanılmasına ilişkin düzenleyici hükümler, bunların yayımını engellememekkaydıyla, düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin sınırlanması sayılmaz.
Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetininkullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir.”
28. Anayasa’nın “Basınhürriyeti” kenar başlıklı 28. maddesinin ilgili fıkraları şöyledir:
“Basın hürdür, sansür edilemez. Basımevikurmak izin alma ve malî teminat yatırma şartına bağlanamaz.
…
Devlet, basın ve haber alma hürriyetlerinisağlayacak tedbirleri alır.
Basın hürriyetinin sınırlanmasında, Anayasanın26 ve 27 nci maddeleri hükümleri uygulanır.
…”
29. Anayasa’nın 26. maddesinde ifade özgürlüğününkullanımında başvurulabilecek araçlar “söz,yazı, resim veya başka yollar” olarak ifade edilmiştir ve “başka yollar” ifadesiyle her türlü ifadearacının anayasal koruma altında olduğu gösterilmiştir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 45; B.No:2013/2602, 23/1/2014, § 43).
30. Anayasa’da basın özgürlüğüne ilişkin olarak dahaayrıntılı düzenlemeler de yer almıştır. Basın özgürlüğü alanındaki temeldüzenleme Anayasa’nın 28. maddesinde yer almaktadır. Bu madde, basılmışmateryalleri kapsayacak, ancak görsel ve işitsel iletişim araçlarını dışarıda bırakacakşekilde düzenlenmiştir. Nitekim düşünceyi açıklama ve yayma özgürlüğünündüzenlendiği Anayasa’nın 26. maddesinde “…radyo,televizyon, sinema veya benzeri yollarla yayımların izin sistemine…”bağlanabileceği belirtilerek, bu iletişim araçlarının düşünceyi açıklama veyayma özgürlüğünden yararlanabileceği belirtilmek istenmiştir. Anayasa’nın 28.maddesine ilave olarak 29. maddede süreli ve süresiz yayın hakkına, 30. maddedebasın araçlarının korunmasına yer verilmiştir. Anayasa’nın 31. maddesinde isekamu tüzel kişilerinin elindeki basın dışı kitle haberleşme araçlarındanyararlanma hakkı düzenlenmiştir. Ayrıca, Anayasa’nın basın özgürlüğünüdüzenleyen hükümlerinde yer alan “yazanlar”,“bastıranlar”, “başkasına verenler”, “dağıtımı önleme”, “toplatma”, “süreli yayın” ve “süresizyayın” gibi ifadeler ancak “gazete”,“kitap”, “dergi” gibi basılıp çoğaltılabilen kitleiletişim araçları için kullanılabilir. Dolayısıyla, Anayasa’ya göre basın,kitle iletişim araçlarından biridir; ancak diğer kitle iletişim araçlarındanayrılarak özel olarak korunmuştur (bkz. KadirSağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 46; AbdullahÖcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014, § 68; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 53).
31. İfade özgürlüğü, Anayasa’da yer alan diğer hak veözgürlüklerin önemli bir kısmını doğrudan etkiler. Gerçekten de gazete, dergiveya kitap biçiminde basın yayın yoluyla düşüncenin yayılmasının başlıca aracıolan basın özgürlüğü de ifade özgürlüğünün kullanılma biçimlerinden biridir. Basınözgürlüğü, Sözleşme’de ayrı bir madde olarak değilifade özgürlüğüne ilişkin 10. maddenin altında koruma altına alınmıştır.Sözleşme’nin 10. maddesi, yalnızca düşünce ve kanaatlerin içeriğini değil,iletilme biçimlerini de koruma altına almaktadır (bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 47; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 54).
32. AİHM içtihatlarında sıklıkla vurgulandığı gibi ifadeözgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumunilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birinioluşturmaktadır. AİHM, Sözleşme’nin 10. maddesinin 2. paragrafı saklı tutulmaküzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsızveya ilgisiz kabul edilen “bilgi”ve “fikirler” için değil,incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerliolduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM’e göreifade özgürlüğü, yokluğu halinde “demokratikbir toplum”dansöz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir.10. maddede güvence altına alınan bu hak, bazı istisnalara tabi ise de, buistisnaların dar yorumlanması ve bu hakkın sınırlandırılmasının ikna ediciolması gerekir (bkz. Kadir Sağdıç,B.No: 2013/6617, 8/4/2015[GK], § 48; İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 55; başka kararlaryanında bkz. Handyside/Birleşik Krallık, B. No: 5493/72, 7/12/1976, §49).
33. Buna karşın basın özgürlüğü, Anayasa’nın 28-32.maddelerinde özel olarak düzenlenmiştir. Basın özgürlüğü, gazete, dergi, kitapgibi araçlar ile düşünce ve kanaatleri açıklama, yorumlama, bilgi, haber veeleştirilerin yayın ve dağıtım haklarını kapsar (bkz. AYM, E.1996/70,K.1997/53, K.T. 5/6/1997). Basın özgürlüğü düşünceniniletilmesini ve dolaşımını gerçekleştirerek bireyin ve toplumun bilgilenmesinisağlar. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlüaraçla açıklanabilmesi, açıklanan düşünceye paydaş sağlanabilmesi, düşünceyigerçekleştirme konusunda ilgililerin ikna edilebilmesi çoğulcu demokratikdüzenin gereklerindendir. Bu itibarla ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğüdemokrasinin işleyişi için yaşamsal önemdedir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 49; AbdullahÖcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014, § 74; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 56).
34. Özgür bir siyasal sistemde, devletin eylem veişlemlerinin, adli ve idari yetkililerin olduğu kadar, basının ve aynı zamandakamuoyunun da denetimi altında bulunması gerekmektedir. Yazılı, işitsel veyagörsel basın kamu gücünü kullanan organların siyasi kararlarını, eylemlerini veihmallerini sıkı bir denetime tabi tutarak ve vatandaşların karar almasüreçlerine katılımını kolaylaştırarak demokrasinin sağlıklı bir şekildeişlemesini ve bireylerin kendilerini gerçekleştirmelerini güvence altınaalmaktadır (bkz. İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014,§ 57; benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 41; Özgür radyo-Ses Radyo Televizyon Yapım ve TanıtımAŞ/Türkiye, B. No: 64178/00, 64179/00, 64181/00, 64183/00, 64184/00,30/3/2006 § 78; Erdoğdu ve İnce/Türkiye,B. No: 25067/94, 25068/94, 8/7/1999, § 48). Bu sebeple basın özgürlüğü, herkesiçin geçerli ve yaşamsal bir özgürlüktür (bkz. AYM, E.1997/19, K.1997/66, K.T. 23/10/1997; AbdullahÖcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014, § 75).
35. AİHM, birçok kararında demokratik bir toplumda basınınoynadığı temel rolün altını çizmiştir. Her ne kadar, özellikle de başkalarınınşöhret ve haklarının korunmasıyla ilgili olarak, bazı sınırları aşmamasıgerekse de basının, görev ve sorumluluklarının bilincinde olarak kamu yararınıilgilendiren her konuyu iletme görevi vardır. Onun böyle konularda bilgi vefikir yaymadan ibaret olan görevine kamunun bu fikir ve bilgileri alma hakkıeklenir. AİHM’e göre bu görevi olmasaydı basın,vazgeçilmez “gözetleyici” (watchdog) rolünü oynayamazdı (Bladet Tromsø ve Stensaas/Norveç[BD], B. No: 21980/93, 20/5/1999, §§ 59 ve62; Pedersen ve Baadsgaard/Danimarka[BD], B. No: 49017/99, 17/12/2004 § 71).
36. Ayrıca bu tür başvurularda basının yerine geçip belli birdurumda kullanılacak haber yapma şeklinin ne olacağını belirlemenin yargımercilerinin görevi olmadığı (Jersild/Danimarka,B. No: 15890/89, 23/9/1994,§ 31) göz önünde bulundurulmalıdır (bkz. KadirSağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §52; İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 59).
37. Sosyal görevini yerine getirebilmesi için basının özgürolması kadar sorumluluk bilinci ile hareket etmesi de şarttır. Basınözgürlüğünde belli ölçüde abartıya ve hatta tahrik yoluna başvurmak mümkün olsada (Prager ve Oberschlick /Avusturya,B. No: 15974/90, 26/4/1995,§ 38) bu özgürlük aynı zamanda ilgililerin meslek ahlâkına saygı göstererekdoğru ve güvenilir bilgi verecek şekilde ve iyi niyetli olarak hareketetmelerini de zorunlu kılmaktadır (Bladet Tromsø ve Stensaas/ Norveç [BD], B. No: 21980/93, 10/5/1999, § 65; bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 53; İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 60).
38. Gerçekten de kötü niyetli olarak gerçeğin çarpıtılmasıbazen kabul edilebilir eleştiri sınırlarını aşabilir. Gerçeğe uygun bir beyana,kamuoyunun gözünde yanlış bir imaj uyandırabilecek vurgular, değer yargıları,varsayımlar hatta imalar eşlik edebilmektedir. Dolayısıyla haber verme görevizorunlu olarak ödev ve sorumluluklar ve basın kuruluşlarının kendiliğinden uymalarıgereken sınırlar içermektedir. Bu durum özellikle basında yer alan söylemlerdeisimleri zikredilen kişilerin ciddi şekilde itham edilmeleri hallerindegeçerlidir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §54; İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 61; AİHM kararı içinbkz. Mater/Türkiye, B. No:54997/08, 16/7/2013, § 54-55).
39. Sınırlanabilir bir hak olan ifade özgürlüğü ile onutamamlayan ve onun kullanılmasını sağlayan basın özgürlüğü Anayasa’da yer alantemel hak ve özgürlüklerin sınırlama rejimine tabidir. Anayasa’nın 28.maddesinin dördüncü fıkrasında basın özgürlüğünün sınırlanmasında 26. ve 27.madde hükümlerinin uygulanacağı belirtilmiştir. Böylece basın özgürlüğü, ifadeözgürlüğü ile ilgili genel hüküm niteliğindeki 26. maddedeki ve sanatsal veakademik ifadelerle ilgili 27. maddedeki sınırlama rejimine tabi tutulmuştur.Basın özgürlüğüne yönelik diğer sınırlamalar ise 28. maddenin beşinci veizleyen fıkralarında yer almıştır (AbdullahÖcalan, B.No: 2013/409, 25/6/2014,§ 76). Basının, Anayasa’nın 26., 27. ve 28.maddelerinde sayılan sınırlandırmalardan biri olan “başkalarının şöhret veya haklarının, özel veya aile hayatlarının”korunması için konmuş olan sınırlandırmalara uyması gerekir (bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 55; İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 62)
40. Son olarak halkın da bu tür bilgileri almaya hakkıvardır. Basın özgürlüğü, kamuoyuna, çeşitli fikir ve tutumlarının iletilmesi vebunlara ilişkin bir kanaat oluşturması için en iyi araçlardan birinisağlamaktadır (bkz. İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 63; başka pek çok kararyanında aynı yöndeki AİHM kararları için bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, §§ 41-42; Erdoğdu ve İnce/Türkiye, Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 56; 25067/94, 25068/94, 8/7/1999, § 48).
iii. Olgusal İddialar ve Değer Yargıları
41. Somut davanın kendine has koşullarında mahkemelerinbaşvuranı eleştiri sınırlarını aşan beyan ve müdahalelerden korumakta yetersizkalıp kalmadıkları incelenmelidir. Bu bağlamda somut başvuruda taraflararasındaki ihtilaf, büyük ölçüde, dava konusu haberin maddi vakıalarınaçıklanması veya değer yargısı olarak nitelendirilmesi ile ilgilidir. Bunoktada, maddi olgular ile değer yargısı arasında dikkatli bir ayrımagidilmelidir. Maddi olgular ispatlanabilse de, değer yargılarının doğruluğunuispatlamanın mümkün olmadığı hatırda tutulmalıdır (bkz. Kadir Sağdıç, B.No:2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 57; İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 64; bkz. Lingens/Avusturya, B. No: 9815/82, 8/7/1986, § 46).
iv. Denge Kurmak İçin Başvurulan UygunKriterler
42. Mevcut olaydaki gibi başvurularda başvurunun sonucu,prensip olarak, başvurunun ihtilaflı makale veya haberi yayımlamış olan gazetetarafından Anayasa’nın 26. ve 28. maddelerine dayanılarak yapılmış olması ilebu haber veya makaleye konu olan kişi tarafından Anayasa’nın 17. maddesinin birincifıkrasına dayanılarak yapılmış olmasına göre değişmez. Gerçekte bu hakların herikisi de prensip olarak eşit bir saygıyı hak etmektedirler (bkz. İlhan Cihaner, B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 65;benzer yöndeki AİHM kararları için bkz. VonHannover/Almanya (no 2) B. No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 106).
43. Yargı mercilerinin bu iki hak arasında Anayasa Mahkemesiiçtihadında ortaya konulan kriterlere uygun birşekilde bir denge kurmaları gerekir. Basın özgürlüğü ve bu kapsamda ifadeözgürlüğü ile itibarın korunması hakkı arasında bir denge kurulmasıyla ilgiliolarak mevcut olaya uygulanabilecek olan ve mahkememizce daha önceki kararlardabenimsenen kriterler aşağıda sayılmıştır (bkz. KadirSağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], § 60-66; İlhanCihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 66-73).
α)Kamu yararına katkı
44. Birinci temel unsur, haber, makale veya fotoğraflarınbasında çıkmasının kamu yararına yönelik bir tartışmaya yapacağı katkıdır (Von Hannover/Almanya (no 2) B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012, § 109). Genel yarar konusu olan hususlarınbelirlenmesi ihtilaflı yazıların içerikleri ile birlikte somut davanınşartlarına da bağlıdır. Ancak sadece yayımın siyasi konular ya da işlenensuçlarla ilgili olduğu ( bkz. Egeland ve Hanseid/Norveç, B. No: 34438/04, 16/4/2009, § 58) durumlarda böyle bir yararınvarlığı kabul edilmelidir.
β)Hedef alınan kişinin ünlülük derecesi ve haber veya makalenin konusu
45. Hedef alınan kişinin rol ve fonksiyonu ve haber, yazı,röportaj ve/veya fotoğrafa konu faaliyetin niteliği bir önceki kriterlebağlantılı önemli başka bir kriter oluşturmaktadır.Burada sıradan bireyler ile kamusal şahıs ya da siyasi kişilik olarak kamusalalanda hareket eden bireyleri ayırmak yerinde olur. Kamu tarafından tanınmayanbir kişi kişisel itibarına saygı gösterilmesini isteme hakkına ve özel hayathakkına ilişkin özel bir korumadan yararlanmayı talep edebilirken, kamutarafından tanınan bireyler için bu derecede bir koruma söz konusu değildir(kamu tarafından tanınan kişiler için korumanın daha esnek olacağına ilişkinbir karar için bkz. Minelli/İsviçre (k.k), B. No: 14991/02, 14/6/2005).Mesela resmi bir görevi yerine getiren siyasi kişilikler hakkında demokratiktoplumdaki bir tartışmaya katkı sunabilecek olaylardan bahseden bir haber ileböyle bir görev yerine getirmeyen bir kişinin özel hayatıyla ilgili detaylarüzerine yapılan bir haber, bir tutulamaz (VonHannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, § 63).
46. Anılan birinci durumda basının rolü, bir demokraside kamuyararı bulunan konularda, bilgi ve fikir iletme yükümlülüğü olan kamusalgözetleyici fonksiyonuyla örtüşüyorsa da, ikinci durumda bu rol tali önemdedir.Aynı şekilde kamunun bilgilenme hakkı, kamuda tanınan kişilerin, kamugörevlilerinin ve özellikle de siyasi kişiliklerin, özel hayatlarının çeşitliboyutlarına belli bazı durumlarda üstün gelebilse de, yayımlanan haberler ileonlara eşlik eden fotoğraf ve yorumların bu kişilerin sadece özel hayatlarıylailgili detaylar hakkında olması ve belli bir kesimin bu konudaki merakınıgidermek dışında bir amaç taşımaması durumunda, ilgili kişiler belli bir ünesahip olsalar bile, böyle bir üstün gelme durumundan bahsedilemez (Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, § 65). Bu en sondaki durumda ifade özgürlüğünün dahadar yorumlanması gerekir (Von Hannover/Almanya, B. No: 59320/00, 24/09/2004, § 66).
47. Mevcut başvurudaki gibi ifade ve basın özgürlüğü ilebaşkalarının şöhret ve itibarlarının korunmasının çatışması halinde, eğerşöhreti söz konusu olan kişi kamu görevlisi ise dengeleme sırasında bu kişininüstlendiği kamu görevi göz önüne alınmalıdır. Bununla birlikte, kamugörevlilerinin siyasetçilerde olduğu gibi her türlü söylemlerini yakın denetimeaçtıkları da söylenemez. Kamu görevlilerinin, görevlerini hakkıyla yerinegetirebilmeleri için kamu güvenine sahip olmaları gerekir ki bu da ancak onlarıasılsız suçlamalara karşı korumakla sağlanabilir (bkz. Lesnik / Slovakya, B. No: 35640/97, 11/6/2003,§ 53).
γ) İlgili kişinin önceki davranışı
48. İlgilikişinin haber veya yazının yayımlanmasından önceki davranışı ya da ihtilaflıbilgilerin daha önce yayımlanmış olması da dikkate alınacak unsurlar içinde yeralmaktadır (Von Hannover/Almanya (no 2) B.No: 40660/08 ve 60641/08, 7/2/2012 § 111).
δ) Yayımın içeriği, şekli ve sonuçları
49. Birgazetede haberin, röportajın, fotoğrafın veya makalenin yayımlanma şekli vehedef alınan kişinin orada sunulma biçimi de değerlendirmelerde göz önünealınmalıdır (bkz. Wirtschafts-Trend Zeitschriften-Verlagsgesellschaftm.b.H./Avusturya (no 3), B. No: 66298/01 ve 15653/02, 13/12/2005,§ 47). Ayrıca haberin, ulusal veya yerel,tirajı az veya çok bir gazetede yayımlanmış olmasına göre, yayım genişliği deönemli olabilir (bkz. Karhuvaara ve Iltalehti/Finlandiya, B. No: 53678/00, 16/2/2005, § 47).
ε) Haber veya makalenin yayınlanmaşartları
50. Son olarak,haber veya makalenin yayınlanma şartlarının, söz konusu haberde yer alanolayların geçtiği dönemde ülkede meydana gelen olaylar ışığındadeğerlendirilmesi gerekir. Aynı zamanda hedef alınan kişi bakımındanmüdahalenin başka bir ifadeyle haberin yayımlanmasının etkilerinin niteliğiniya da ağırlığını göz önünde bulundurmak gerekir.
b) Bu ilkelerin mevcut olaya uygulanması
51. Başvurucu, şikayet konusu gazetemakalesinde “Ergenekon Silahlı TerörÖrgütünün” şüpheli ve sanıklarını koruyan, onları soruşturan veyargılayan Cumhuriyet savcısı ve hâkimlerin görevden alınması için çabaharcayan bir kişi olarak gösterildiğini, bu sebeple şeref ve itibarınınkorunması hakkının ihlal edildiğini iddia etmektedir.
52. Adalet Bakanlığı görüş yazısında, Anayasa Mahkemesiningörevinin, başvurucunun Anayasa’nın 17. maddesinde korunan itibarının korunmasıhakkı ile Anayasa’nın 26. maddesinde korunan ifade özgürlüğü arasında adil birdenge kurulup kurulmadığını tespit etmek olduğu belirtilmiştir. Bakanlıkyazısında, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarıhatırlatılmıştır.
53. Bakanlık görüşüne karşı başvurucu, başvuru dilekçesindekigörüşlerini tekrar etmiştir.
54. İlk olarak, davalının başvuruya konu sözlerinin olgulartemelinde gelişen bir tartışmaya bir katkı sunup sunmadığı ve içeriğininkamunun merakını giderme isteğinin ötesine geçip geçmediği sorularına cevapverilmelidir. Bu bağlamda, bir haber veya yazının kamuyu bilgilendirme değerine kadar yüksek ise kişinin söz konusu haber veya makalenin yayımlanmasına okadar çok boyun eğmesi gerekir. Aksine, yazının bilgilendirme değeri ne kadardüşükse kişinin korunan çıkarına da o kadar çok üstünlük tanınması gerekir(bkz. Kadir Sağdıç, B.No: 2013/6617, 8/4/2015 [GK], §67; İlhan Cihaner,B.No: 2013/5574, 30/6/2014, § 74).
55. Başvurucunun, davalının sözlerinin şahsiyet haklarınayönelik bir saldırı olduğu yönündeki değerlendirmelerine karşı davalı, sözkonusu makaledeki bilgilerin gerçek ve güncel olduğunu ve hukuka aykırı biryönünün de bulunmadığını ileri sürmüştür. İlk Derece Mahkemesi de başvurucununtalebini, söz konusu haberin bir bütün olarak görünür gerçeğe uygun olduğu veözle biçim arasındaki dengenin bozulmadığı gerekçesi ile reddetmiştir.
56. Davalıya göre Ankara kulislerindebaşvurucunun bir “korsan kararname”hazırlığı içinde olduğu konuşulmaktadır. Gazete makalesinde başvurucunun HSYKüyesi olduğu belirtildikten sonra Ergenekon yargılamalarında görev alan hâkimve savcılar ile başka bazı hâkim ve savcıların görev yerlerinin değiştirilmesiiçin çaba gösterdiği iddia edilmiştir.
57. İlk Derece Mahkemesi, başvurucunun olaylarıngerçekleştiği tarihlerde HSYK üyesi olduğunu hatırlatmıştır. Mahkeme, davalınınsözlerinin eleştiri niteliğinde olduğunu ve başvurucunun kişilik haklarınasaldırı niteliği taşımadığını ve söz konusu yazının basın özgürlüğü sınırlarınıaşmayan eleştirel nitelikte bir yazı olduğunu kabul etmiştir.
58. Basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgiliolarak bilgi ve fikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri almahakkının eklendiği hatırlanmalıdır. Şikâyet konusu gazete makalesininyayınlandığı dönem, ülkede sivil hükümete karşı darbe hazırlığı yapıldığınailişkin iddialar üzerine başlatılan ve Ergenekon soruşturmaları adı verilen birdizi soruşturmanın ve davanın devam ettiği bir dönemdir. Dahası başvuruya konumakalede söz edilen “korsan kararname”haberleri pek çok basın ve yayın organında uzunca bir süre yer bulmuştur. Sözkonusu makalede sarf edilen sözlerin ve iddiaların bir ölçüde, genel yararnitelikli bir tartışmaya katkı sundukları kabul edilmelidir. Bu hususla ilgiliolarak, basının genel yarar nitelikli bütün sorunlarla ilgili olarak bilgi vefikir yayma fonksiyonuna, kamunun bu bilgi ve fikirleri alma hakkının eklendiğihatırlanmalıdır. Başvurucu fotoğraflarının kendisinden izin almaksızınkullanılmasından da şikâyetçi olmuşsa da başvuru konusu makalede herhangi birfotoğrafın kullanılmadığı not edilmelidir.
59. Adalet sisteminin düzgün işlemesi için görev yapan kamugörevlileri olan hâkim ve savcılarla yüksek mahkeme üyeleri de diğer kamugörevlileri gibi kamunun güvenine sahip olmalıdırlar (benzer bir karar içinbkz. Saday / Türkiye, B. No: 32458/96, 30/3/2006, § 33). Bu sebeple adalet sisteminde görev alanhâkimler ve savcılarla birlikte diğer yargı çalışanlarını asılsız suçlamalardankorumak devletin görevlerindendir. Demokratik bir toplumda, bireylere, yargısistemi ve ona dâhil olan kamu görevlilerini eleştirme ve onlar hakkında yorumyapma hakkı tanınmış olmakla birlikte bu eleştirilerin kişilerin şeref veitibarlarının korunmasını isteme haklarını ihlal eder boyuta ulaşmaması gerekir(benzer değerlendirmeler için bkz. İlhan Cihaner, B.No:2013/5574, 30/6/2014, § 85).
60. Buna karşın başvurucu, makalede sözü edilen Ergenekonsoruşturmalarına ve davalarına bakan Hâkim ve Savcıların görevden alınmasınailişkin iddiaların dile getirildiği dönemde HSYK üyesidir ve HSYK’ya Yargıtay üyelerince seçilmiştir. Ayrıca HSYK’nın idari bir kurul olduğu göz önündebulundurulmalıdır.
61. Başvurucunun olayların geçtiği zaman diliminde ve halenTürkiye kamuoyunda oldukça tanınan bir yüksek bürokrat olduğu ve itirazgötürmeyen tanınmışlık derecesi dikkate alındığında, onun az bilinen bir kişiolduğu iddia edilemez. Dolayısıyla başvurucu Türk yargı sistemi için son dereceönemli olan HSYK üyeliği görevi nedeniyle eleştirilere sıradan kişilere göredaha fazla katlanmalıdır.
62. Somut olayda İlk Derece Mahkemesi, davalının basın özgürlüğüve bu bağlamda ifade özgürlüğü ile başvurucunun şeref ve itibarının korunmasıhakları arasında bir denge kurma işlemi yapmıştır. İlk Derece Mahkemesi, sözkonusu yazının genel çıkarı ilgilendiren bir tartışmaya katkı sunup sunmadığısorusuna özel bir önem vermiş, ayrıca haberin yapıldığı şartlar üzerine deeğilmiştir. İlk Derece Mahkemesi davaya konu yazıda geçen olayların gerçekliğimeselesine eğilmiş ve yayınların yapıldığı tarihte meydana gelen olaylarlayayınların içeriği arasındaki öz-biçim ilişkisinin bozulmadığına ve başvuruyakonu sözlerde geçen olayların “görünürgerçekliğe uygun” olduğuna karar vermiştir.
63. Öte yandan basın özgürlüğünün kapsamının, demokrasi ileyakın ilişkisinin doğal sonucu olarak, bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmayaizin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmelidir (Radio France ve Diğerleri/Fransa, B. No: 53984/00, 30/3/2004,§ 37). Öte yandan Anayasa Mahkemesi veya derece mahkemeleri, gazetecilikmesleğinin nasıl yapılması gerektiğini ve gazetecilerin haber verme tekniğinibelirleyemez. Bir düşüncenin en iyi hangi üslup ve biçimle aktarılacağına ancakbizzat düşünceyi dile getirenler karar verebilir. Bu bağlamda Sözleşme’nin 26.maddesinin sadece ifade edilen haber ve fikirlerin içeriğini değil, fakat aynızamanda bunların nakledilme biçimlerini de koruduğunu hatırda tutulmalıdır(bkz. Oberschlick/Avusturya, B. No: 11662/85, 23/5/1991, § 57).
64. Nitekim söz konusu makalede kullanılan üslup başvurucuyuincitmiş olsa bile İlk Derece Mahkemesi, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü ilebu özgürlüklerin başkalarının kişilik hakları karşısındaki sınırlarına vurguyapmıştır. Başvuruya konu gazete makalesinde yer alan ifadelerin hukukauygunluk sınırları içerisinde kaldığı kabul edilmelidir.
65. Bu şartlarda, yukarıdakideğerlendirmelerin tamamı ve yargı mercilerinin farklı çıkarları dengelerkensahip oldukları takdir payları da dikkate alındığında, Anayasa’nın 17.maddesinin birinci fıkrasında yer alan pozitif yükümlülüklere uyulduğu, derecemahkemelerince tarafların haklarının değerlendirilmesinde açık bir dengesizliksaptanmadığı ve bu kapsamda bir ihlalin olmadığı açık olduğundan, başvurunundiğer kabul edilebilirlik şartları yönünden incelenmeksizin “açıkça dayanaktan yoksun olması” nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
Başvurunun, “açıkçadayanaktan yoksun olması” nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA, yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde bırakılmasına, 16/4/2015tarihinde OY BİRLİĞİYLE kararverildi.