TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ŞİMŞEK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/2073)
Karar Tarihi: 6/7/2017
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Nuri NECİPOĞLU
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Ali ŞİMŞEK
2. Emine GÜNMALA
3. Fadime ŞİMŞEK
4. Esmahan ŞİMŞEK
5. Yusuf ŞİMŞEK
6. Nazlı YILDIZ
7. Mehmet ŞİMŞEK
8. Emiş KILINÇ
Vekili
:
Av. Adil AKTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, baraj inşaatı sebebiyle kamulaştırılan taşınmazınbedelinin düşük tespit edilmesi ve tespit edilen bedel üzerinden faizehükmedilmemesi nedeniyle mülkiyet hakkının; idare lehine vekalet ücretinehükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının; yargılamanın uzun sürmesinedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 7/2/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesineticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
4. Komisyonunca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesininBölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine bildirmiştir.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarınıibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular Ali Şimşek, Emine Günmala,Fadime Şimşek, Esmahan Şimşek, Nazlı Yıldız, MehmetŞimşek ve Emiş Kılınç sırasıyla1982, 1964, 1959,1939, 1980, 1961 ve 1967 doğumlu olup Konya ili Meram ilçesinde; Yusuf Şimşek1963 doğumlu olup Karaman ili Ermenek ilçesinde ikamet etmektedir.
10. Başvuruculara ait Karaman ili Ermenek ilçesi Çavuş köyündekâin 107 ada 1 parsel numaralı taşınmaz, Enerji ve Tabii Kaynaklar BakanlığınınErmenek Barajı ve HES Tesisleri Projesi kapsamında Bakanlar Kurulunun 31/1/2009tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren2009/14599 sayılı acele kamulaştırma kararı ile kamulaştırılmıştır.
11. İdare, başvuruculara ait taşınmaza acele kamulaştırmayoluyla el konulması ve kamulaştırma bedelinin tespiti talebiyle 10/2/2009tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) dava açmıştır. Mahkeme21/4/2009 tarihli kararı ile bilirkişi raporuyla belirlenen 993,30 TL'nin elkoyma bedeli olarak başvuruculara ödenmesine ve taşınmaza el konulmasına kararvermiştir.
12. İdare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkeme, bilirkişilereşliğinde kamulaştırma konusu taşınmaz mahallinde keşif yapmıştır.Bilirkişiler, taşınmazın 3. sınıf kuru tarım arazisi olduğu ve ilçe merkezine18 km uzaklıkta bulunduğu hususları ile diğer özelliklerini gözetmişlerdir.Raporda, Ermenek ilçesi ile diğer bazı komşu ilçe tarım müdürlüklerinden teminedilen 2010 yılı verilerine göre buğday ve nohut ekildiği varsayımıyla ortalamayıllık bir dekardan elde edilebilecek net gelir 37,44 TL olarak hesaplanmıştır.Raporun devamında, tespit edilen yıllık ortalama net gelir tutarına %6 oranındakapitalizasyon faizi oranı uygulanmak suretiylemetrekare birim fiyatı 0,62 TL olarak saptanmıştır. Raporda sonuç olaraktaşınmazın toplam değeri 8.066,20 TL olarak belirlenmiştir.
13. Başvurucular bilirkişi raporuna karşı sundukları itirazdilekçesinde, Mahkemenin daha önceki kararlarında 2006 yılı için bile kurutarım arazileri için 1,48 TL metrekare birim fiyatı tespit ettiğine ve bu yöndeverilen kararların Yargıtay tarafından onandığına işaret etmişlerdir.Başvurucular yıllık net gelirin hesabında sadece düşük gelir getiren ürünlerinhesaba katılmasına yönelik şikâyetlerini bildirmişlerdir. Başvurucular,taşınmazın 2010 yılı metrekare birim fiyatının 2,08 TL olması gerektiğinisavunmuşlardır.
14. Mahkeme 23/11/2012 tarihli kararı ile bilirkişi raporunadayanarak 8.066,20 TL'den acele el koyma kararı sonrası ödenen 993,30 TL mahsupedildikten sonra bakiye 7.072,90 TL’nin başvuruculara ödenmesine, taşınmazıntapu kaydının iptali ile idare adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.Mahkeme ayrıca davanın reddedilen kısmı nedeniyle başvurucular aleyhineAvukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) uyarınca 1.200 TL vekâlet ücretinehükmetmiştir.
15. Mahkeme kararı bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde önesürülen gerekçelerlebaşvurucu tarafından temyizedilmiştir. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 20/6/2013 tarihli kararla temyizistemini reddederek Mahkeme kararını onamıştır. Karar düzeltme talebini de aynıDairenin 10/12/2013 tarihli ilamı ile reddedilmiştir.
16.Nihai karar, başvuruculara 14/1/2014 tarihinde tebliğedilmiştir.
17. Başvurucular 7/2/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
18. 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun “Kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmazmalın idare adına tescili” kenar başlıklı 10. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“Kamulaştırmanın satın alma usulü ile yapılamaması halinde idare, …asliye hukuk mahkemesine müracaat eder ve taşınmaz malın kamulaştırma bedelinintespitiyle, … idare adına tesciline karar verilmesini ister.
Mahkeme, idarenin başvuru tarihinden itibarenen geç otuz gün sonrası için belirlediği duruşma gününü, … taşınmaz malınmalikine … bildirerek duruşmaya katılmaya çağırır. Duruşma günü idareye detebliğ olunur.
…
Mahkemece yapılan duruşmada tarafların bedeldeanlaşamamaları halinde hakim, en geç on gün içindekeşif ve otuz gün sonrası için de duruşma günü tayin ederek, 15 inci maddedesayılan bilirkişiler marifetiyle ve tüm ilgililerin huzurunda taşınmaz malındeğerini tespit için mahallinde keşif yapar…
Bilirkişiler, taraflar ve diğer ilgililerinbeyanını da dikkate alarak, 11 inci maddedeki esaslar doğrultusunda taşınmazmalın değerini belirten raporlarını onbeş gün içindemahkemeye verirler. Mahkeme bu raporu, duruşma günü beklenmeksizin taraflaratebliğ eder. Yapılacak duruşmaya hakim, taraflar veyavekillerini ve bilirkişileri çağırır. Bu duruşmada tarafların bilirkişiraporlarına varsa itirazları dinlenir ve bilirkişilerin bu itirazlara karşıbeyanları alınır.
Tarafların bedelde anlaşamamaları halindegerektiğinde hakim tarafından onbeşgün içinde sonuçlandırılmak üzere yeni bir bilirkişi kurulu tayin edilir vehakim, tarafların ve bilirkişilerin rapor veya raporları ile beyanlarındanyararlanarak adil ve hakkaniyete uygun bir kamulaştırma bedeli tespit eder.Mahkemece tespit edilen bu bedel, taşınmaz mal, kaynak veya irtifak hakkınınkamulaştırılma bedelidir. … İdarece, kamulaştırma bedelinin hak sahibi adınayatırıldığına … dair makbuzun ibrazı halinde mahkemece, taşınmaz malın idareadına tesciline ve kamulaştırma bedelinin hak sahibine ödenmesine karar verilirve bu karar, tapu dairesine ve paranın yatırıldığı bankaya bildirilir. Tescilhükmü kesin olup tarafların bedele ilişkin temyiz hakları saklıdır.
(Ek fıkra: 11/04/2013-6459 S.K./6. md)Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içinde sonuçlandırılamamasıhâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitiminden itibaren kanuni faizişletilir.
…”
19. 2942 sayılı Kanun’un “Kamulaştırmabedelinin tespiti esasları” kenar başlıklı 11. maddesi şöyledir:
“15 inci madde uyarınca oluşturulacak bilirkişi kurulu,kamulaştırılacak taşınmaz mal veya kaynağın bulunduğu yere mahkeme heyeti ilebirlikte giderek, hazır bulunan ilgilileri de dinledikten sonra taşınmaz malveya kaynağın;
a) Cins ve nevini,
b) Yüzölçümünü,
c) Kıymetini etkileyebilecek bütün nitelik veunsurlarını ve her unsurun ayrı ayrı değerini,
d)Varsa vergi beyanını,
e)Kamulaştırma tarihindeki resmi makamlarca yapılmış kıymet takdirlerini,
f) Arazilerde, taşınmaz mal veya kaynağınkamulaştırma tarihindeki mevkii ve şartlarına göre ve olduğu gibi kullanılmasıhalinde getireceği net gelirini,
g) Arsalarda, kamulaştırılma gününden öncekiözel amacı olmayan emsal satışlara göre satış değerini,
h) Yapılarda, (…)(2)resmi birim fiyatları ve yapı maliyet hesaplarını ve yıpranma payını,
ı)Bedelin tespitinde etkili olacak diğer objektif ölçüleri,
Esas tutarak düzenleyecekleri raporda bütün buunsurların cevaplarını ayrı ayrı belirtmek suretiyle ve ilgililerin beyanını dadikkate alarak gerekçeli bir değerlendirme raporuna dayalı olarak taşınmazmalın değerini tespit ederler.
Taşınmaz malın değerinin tespitinde,kamulaştırmayı gerektiren imar ve hizmet teşebbüsünün sebep olacağı değerartışları ile ilerisi için düşünülen kullanma şekillerine göre getireceği kârdikkate alınmaz.
….”
20. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu’nun 323. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
“(1) Yargılama giderleri şunlardır:
...
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacakvekâlet ücreti.
...”
21. 26/9/2011 tarihli ve 659 sayılı Genel Bütçe KapsamındakiKamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde Hukuk Hizmetlerinin Yürütülmesineİlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin (KHK) “Davalardakitemsilin niteliği ve vekalet ücretine hükmedilmesi ve dağıtımı” kenarbaşlıklı 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“(1) Tahkim usulüne tabi olanlar dahil adli veidari davalar ile icra dairelerinde idarelerin vekili sıfatıyla hukuk birimiamirleri, muhakemat müdürleri, hukuk müşavirleri veavukatlar tarafından yapılan takip ve duruşmalar için, bu davaların idarelerlehine neticelenmesi halinde, bunlar tarafından temsil ve takip edilen dava veişlerde ilgili mevzuata göre hükmedilmesi gereken tutar üzerinden idarelerlehine vekalet ücreti takdir edilir.”
22. 21/12/2011 tarihli ve 28149 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan 2012 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin12. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
“1) Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümündegösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyorise avukatlık ücreti, (yedinci maddenin ikinci fıkrası, dokuzuncu maddeninbirinci fıkrasının son cümlesi ile onuncu maddenin son fıkrası hükümleri saklıkalmak kaydıyla,) Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.”
B. Uluslararası Hukuk
23. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Türkiye’dekamulaştırma bedellerinin geç ödenmesi ve enflasyon sonucu bedelin değerindeaşınma olması ile arada geçen sürede bedele faiz ödenerek durumun telafiedilmemesi veya ödenen faizin enflasyonun oldukça altında olması sonucu tespitedilen bedelin, değerini koruyucu nitelikte olmaması nedenleriyle birçok davadabaşvuranların üzerinde meşru kamu yararıyla haklı gösterilemeyecek orantısız veaşırı bir yük bindiği, mülkiyet haklarının ihlal edildiği sonucuna varmıştır (Aka/Türkiye, B. No: 19639/92, 23/9/1998,§§ 48-50; Akkuş/Türkiye, B. No:19263/92, 9/7/1997, §§ 28-31; Yetiş/Türkiye,B. No: 40349/05, 6/7/2010, §§ 57-60).
24. Başvuru konusu olayla benzer nitelik taşıyan ve aynı barajprojesi kapsamında kamulaştırılan başka bir taşınmaza ilişkin olarak benzeriddialarla yapılan bireysel başvuru Anayasa Mahkemesince, AİHM'indeğinilen kararları da gözetilerek açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiylekabul edilemez bulunmuştur (Abdullah Dökmeci(k.k.), B. No: 2013/3822, 30/4/2014). Bu kararüzerine başvurucu AİHM'e bireysel başvuruda bulunmuştur.
25. Anılan başvuruya konu olayda Mahkemenin 11/6/2009 tarihlikararıyla 168.961,28 TL el koyma bedelinin başvurucuya ödenmesine ve taşınmazaacele el konulmasına karar verilmiştir. İdare tarafından 17/5/2010 tarihindeaçılan kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasındabaşvurulan bilirkişilerce düzenlenen raporda taşınmazın özellikleri gözetilerekve 2010 yılı fiyat, masraf ve verim verileri kullanılarak toplam değeri377.489,15 TL olarak belirlenmiştir. Mahkeme 3/2/2012 tarihli kararıyla bakiye208.527,87 TL’nin başvurucuya ödenmesine, taşınmazın tapu kaydının iptali ileidare adına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir (Abdullah Dökmeci, §§ 4-9).
26. Başvurucu Anayasa Mahkemesinde yaptığı bireysel başvuruda,bilirkişi tarafından kamulaştırma bedeli tespit edilirken komşu ilçelerin tarımmüdürlüğü verilerinin de dikkate alınması sebebiyle kamulaştırma bedelinindüşük belirlendiğinden yakınmış, ayrıca uygulanması gerekli faizin düşükhesaplandığından şik3ayet etmiştir (AbdullahDökmeci, § 13). Anayasa Mahkemesi, hesaplama yönteminin Yargıtayiçtihatlarına uygun olduğunu saptamış ve bedel tespitiyle ilgili şikayetleriaçıkça dayanaktan yoksunluk gerekçesiyle kabul edilemez bulmuştur (Abdullah Dökmeci, §§ 29-32). AnayasaMahkemesi faize ilişkin şikâyetin de açıkça dayanaktan yoksun olması sebebiylekabul edilemez olduğuna karar vermiştir. Kararda, AİHM'inArabacı/Türkiye (B. No: 65714/01,7/3/2002) ve Kurtuluş/Türkiye (B.No: 24689/06, 17/6/2006) kararlarına atıfta bulunularak kamulaştırma bedelinindeğerinde enflasyon nedeniyle meydana gelen ve kamulaştırma bedeliylekıyaslandığında önemli yekûn tutmayan farkların, kamu yararı ile ilgilininhaklarının korunması arasındaki adil dengenin korunması bağlamında hesaplamayönteminden kaynaklanabilecek bir hata payı olarak yorumlanması gerektiğibelirtilmiştir (Abdullah Dökmeci,§ 41). Kamulaştırma bedelinin 168.961,28TL’sinin 11/6/2009 tarihli acele elkoyma davasında verilen kararla ödendiği hatırlatılan gerekçede, sonradankamulaştırma bedeline yönelik 17/5/2010 tarihinde açılan davada hükmedilenbakiye 208.527,87 TL’nin, dava tarihi ile ödeme tarihi arasındaki enflasyonnedeniyle %14 oranında değer kaybettiği saptamasında bulunulmuştur. AncakAnayasa Mahkemesi, bu değer kaybının toplam kamulaştırma bedeline oranınıngözetilmesi gerektiğini belirtmiş ve buna göre meydana gelen değer kaybının%7,7 olduğunu ifade etmiştir. Anayasa Mahkemesi bu orandaki değer kaybının isebaşvurucu üzerine orantısız ve aşırı bir yük getirmediği sonucuna ulaşmıştır.Kararda ek olarak, başvurucunun kamulaştırma bedelinin bir kısmını değertespitinin esas alındığı tarihten yaklaşık onbir ayönce alarak kullanma, tasarruf etme ve yatırıma dönüştürme imkânı ve avantajınasahip olmasının başvurucu üzerinde oluşan yükü daha da hafiflettiği ifadeedilmiştir.
27. AİHM'e sunduğu dilekçede başvurucu, taşınmaz bedelininyüksek gelir getiren ürünlerin hesaplamaya katılmaması nedeniyle düşükhesaplandığından şikâyet etmiştir. Başvurucu, ayrıca yeterli miktarda faizehükmedilmemesinden yakınmıştır (Dökmeci/Türkiye,B. No: 74155/14, 6/12/2016, § 37).
28. AİHM, derece mahkemesinin hükmettiği bakiye kamulaştırmabedelinin geçmiş döneme ilişkin faizi içermediğini hatırlatmış ve başvuruculehine hükmedilen tazminatın, dava tarihi ile hüküm tarihi arasında enflasyonnedeniyle %14 değer kaybettiğini belirtmiştir (Dökmeci/Türkiye,§ 51). AİHM müdahalenin ölçülülüğünün değerlendirilmesinde enflasyon nedeniyleoluşan değer kaybının tüm kamulaştırma bedeli gözetilerek belirlenmesigerektiği yolunda Anayasa Mahkemesi görüşüne katıldığını belirtmiş ve bakiyetazminatın toplam bedele göre değerinde meydana gelen %7,7 oranındaki azalmanınbaşvurucuya aşırı külfet yükleyip yüklemediğini irdelemiştir (Dökmeci/Türkiye, §§ 52, 53).
29. AİHM, Anayasa Mahkemesinin müdahalenin orantılı olduğuçıkarsamasına katılmamıştır. AİHM, Yetiş vediğerleri/Türkiye kararında (B. No: 40349/05, 6/7/2010) 14,68oranındaki değer kaybının karşılanmamasının başvurucu üzerinde ölçüsüz bir yükoluşturduğu sonucuna ulaştığını anımsatmıştır. Bucakve diğerleri/Türkiye kararında ((k.k.) B.No: 44019/09, 18/11/2011) %10,74 oranındaki değer kaybını makul olduğu sonucunaulaştığını ifade eden AİHM, bu kanaate varırken başvurucunun taşınmazını fiilenkullanma imkânına sahip olmasını gözettiğini belirtmiştir. AİHM söz konusukararda, başvurucunun taşınmazını kullanabilmiş olmasının enflasyon nedeniyleoluşan değer kaybını yeterli ölçüde telafi ettiği düşüncesinde olduğunuvurgulamıştır. Somut olayda başvurucunun taşınmazını kullanma imkânına sahipolmadığının altını çizen AİHM, bu yönüyle bakılan başvurunun koşullarının Bucak ve diğerleri/Türkiye kararına konuolaydan önemli ölçüde farklı olduğunu değerlendirmiştir (Dökmeci/Türkiye, § 55).
30. AİHM, ayrıca somut olayın koşullarının Anayasa Mahkemesinceatıfta bulunulan Arabacı/Türkiye(B. No: 65714/01, 7/3/2002) veKurtuluş/Türkiye (B. No: 24986/06, 28/9/2010) başvurularından dafarklı olduğunu belirtmiştir. AİHM, enflasyon nedeniyle oluşan değer kaybınınmakul görüldüğü söz konusu başvurulardaki değer kaybının sırasıyla %5 ve %3,67olduğunu oysa somut olayda bu kaybın %7,7 seviyesine ulaştığını ifade etmiştir(Dökmeci/Türkiye, § 56).
31. AİHM ayrıca Anayasa Mahkemesinin, başvurucunun kamulaştırmabedelinin bir kısmını değer tespitinin esas alındığı tarihten yaklaşık on biray önce alarak kullanma, tasarruf etme ve yatırıma dönüştürme imkânı veavantajına sahip olduğu görüşünün spekülatif olduğu değerlendirmesindebulunmuştur. AİHM, ilk davada hükmedilen 168,961 TL'nin güncellenmiş değeriyledeğil nominal değeriyle mahsup edildiğini vurgulamıştır. AİHM, bu nedenlebaşvurucunun on bir ay boyunca paranın bir bölümünü kullanabilme imkânına sahipolması sebebiyle elde ettiği yararın -taşınmazı fiilen kullanma imkanınınbulunmadığı da gözönünde bulundurulduğunda- ihmaledilebilir olduğunu düşünmüştür (Dökmeci/Türkiye,§ 57).
32. AİHM sonuç olarak kamulaştırma bedelinin tespiti davasınınaçıldığı tarih ile karar tarihi arasındaki dönem için faize hükmedilmemişolmasının başvurucu üzerinde ölçüsüz bir külfete yol açtığı kanaatineulaşmıştır (Dökmeci/Türkiye, §59).
33. AİHM, ayrıca taşınmazın elde edilen yıllık net gelirinhesabında değeri yüksek olan tarımsal ürünlerin dikkate alınmamış olamasına yönelik şikâyeti de incelemiştir. AİHM, sadecedüşük değerli ürünlerin dikkate alınmış olmasının başvurucu yönünden önemli birkayba yol açmadığını ifade etmiş ve başvurunun bu yönünün açıkça dayanaktanyoksun bulmuştur (Dökmeci/Türkiye,§ 63).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 6/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Bedel Tespitiyleİlgili Şikâyetler
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucular, idarece 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesiuyarınca acele kamulaştırılan taşınmaza Mahkeme kararıyla el konulmasındansonra yasal süresi içinde 2942 sayılı Kanun'un 10. maddesi uyarınca kamulaştırmadavası açılmadığından yakınmışlardır. Başvurucular, AİHM kriterlerine görebedel tespiti ile kamulaştırma işlemi arasında geçmesi gerekli makul süreninaşıldığını ifade etmişlerdir. Yerleşik Yargıtay içtihadının dikkatealınmadığını vurgulayan başvurucular, bilirkişi tarafından kamulaştırma bedelitespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçenin verileri yerine komşuilçelerin tarım müdürlüğü verileri de dikkate alınarak hesap yapılmasınedeniyle taşınmaz bedelinin olması gerekenden düşük hesaplandığınıbelirtmişlerdir. Başvurucular, ayrıca taşınmazın kuru tarım arazisi değil sulutarım arazisi olduğu iddiasında bulunmuşlardır. Başvurucular sonuç olarakkamulaştırma işlemi nedeniyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ve tespitedilen bedelin orantılı olmadığını, bu nedenle mülkiyet hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Bakanlık görüş yazısında, bilirkişi raporundaki hesapyöntemine ilişkin şikâyetlerin temyiz dilekçesinde ileri sürülmemesi nedeniylebaşvuru yollarının tüketilmemesi yönünden kabul edilemezlik kararı verilmesigerektiği savunulmuştur.
37. Başvurucular, bilirkişi raporundaki hesaplama yöntemineilişkin itirazlarını "bilirkişi raporuna itiraz dilekçesi","temyiz dilekçesi" ve "karar düzeltme dilekçesi"ndedile getirdiğini ileri sürmüşlerdir. Başvurucular ayrıca acele kamulaştırmausulünün de keyfî olarak uygulandığını belirtmişlerdir. Başvurucular son olarakAİHM'in Dökmeci/Türkiyekararının gözetilmesi gerektiğini vurgulamışlardır.
2. Değerlendirme
38. Başvurucular tarafından gerek bilirkişi raporuna itirazdilekçesinde gerekse temyiz dilekçesinde bilirkişi raporundaki hesaplamayöntemine itiraz edildiği görülmektedir. Bu nedenle Bakanlığın başvuruyollarının tüketilmediği iddiası yerinde görülmemiştir.
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralıfıkrasında açıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğinekarar verilebileceği belirtilmiştir. Bu bağlamda başvurucunun ihlal iddialarınıkanıtlayamadığı, temel haklara yönelik bir müdahalenin olmadığı veyamüdahalenin meşru olduğu açık olan başvurular ile karmaşık veya zorlamaşikâyetlerden ibaret başvurular açıkça dayanaktan yoksun kabul edilebilir (Hikmet Balabanoğlu,B. No: 2012/1334, 17/9/2013, § 24).
40. Somut olayda başvurucuların taşınmazı acelekamulaştırılmıştır. Taşınmaz mal varlığının, Anayasa’nın 35. maddesinde yeralan mülkiyet hakkının kapsamına olduğunda tereddüt bulunmamaktadır. Anayasa Mahkemesininsayısız kararında belirtildiği üzere taşınmazın kamulaştırılması mülkiyettenyoksun bırakma niteliği taşımaktadır.
41. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkının mutlak bir hakolmadığı ve kamu yararı amacıyla sınırlandırılabileceği belirtilmiştir.Anayasa’nın 13. maddesi, temel hak ve hürriyetleri sınırlandırmada genelilkeleri tespit ederken devlet ve kamu tüzel kişilerine özel mülkiyette bulunantaşınmazları kamulaştırma yetkisi veren ve kamulaştırma ilkelerini belirleyenAnayasa’nın 46. maddesi mülkiyet hakkının sınırlandırılmasına ilişkin özelhükümler içermektedir. Anayasa’nın bütünselliği ilkesi gereği başvurucularınbahsedilen talebinin değerlendirilmesinde Anayasa’nın 35. maddesiyle birlikte13. ve 46. maddelerinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 28).
42. 2942 sayılı Kanun’un 11. maddesinin (f) bendinde “mevki”kelimesi kullanılmıştır. Mevki kelimesinin benzer iklim koşulları ve araziyapısı nedeniyle benzer özelliklere sahip geniş toprak parçaları anlamındakullanıldığı anlaşılmaktadır. Mevki veya diğer adıyla mahal kelimesi her zamanilçe düzeyinde bir alan anlamına gelmeyebilmektedir. Bazı toprak, iklim vecoğrafi koşullarda bulunan bölgelerde mevki veya mahal, ilçe düzeyinden deküçük bir arazi alanı olabileceği gibi bazı durumlarda da daha geniş toprakparçaları bir mevki veya mahal olarak tanımlanabilir. Bunun yanında mevki veşartlar sadece değerlendirmeye alınacak alanın il veya ilçe düzeyinde olmasıylabağlantılı olmayıp toprağın yapısı, arazinin sulanıp sulanmadığı, arazinineğimi gibi pek çok faktör, mevki ve şartlar kavramı çerçevesindedeğerlendirmeye tabi tutulmaktadır (TahsinErdoğan, B. No: 2012/1246, 6/2/2014, §§ 64, 65-70).
43. Yargıtay 18. Hukuk Dairesi 25/5/2006 tarihli ve E.2006/3897,K.2006/4360 sayılı kararıyla, Ermenek ilçesinde Enerji ve Tabii KaynaklarBakanlığının 10/4/2002 tarihinde onaylanan proje kapsamında Ermenek’te baraj,HES tesisleri ve göl sahası inşaatı yapımı ilan edildikten sonraki dönemdetarım ilçe müdürlüğünün önceki yıllarda sabit bir seyir izleyen tarımsal getiriverilerini günlük hayatın olağan akışıyla bağdaşmayacak şekilde veanlaşılamayacak derecede artırdığını dile getirerek 2003 yılı sonrasındakamulaştırmalarda bu ilçe verileri yanında çevre ilçeler ile Karaman ilininkullanıma uygun verilerinin ortalamasının bedel tespitinde kullanılmasınıiçtihat olarak benimsemiştir.
44. 2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntembireyler için erişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısındanbahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır.
45. Başvurucular, taşınmazlarının kuru tarım arazisi değil sulutarım arazisi olduğunu savunmuş ve net gelirin buna uygun olarak hesaplanmasıgerektiğini öne sürmüşlerdir. Mahkemece yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucudüzenlenen raporda, taşınmazın 3. sınıf kuru tarım arazisi olduğunusaptanmıştır. Başvurucular, uzman bilirkişiler tarafından yapılan bu tespitinaksini ortaya koyacak herhangi bir bilgi ve belge dosyaya sunamadıklarından buiddiaya itibar edilmesi mümkün görülmemiştir.
46. Açıklanan nedenlerle başvurucuların bedel tespitiyle ilgilişikâyetler yönünden mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddialarının açık vegörünür bir ihlalin bulunmaması nedeniyle açıkçadayanaktan yoksun olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Kamulaştırma BedelineFaiz Ödenmemesi Şikâyeti
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
47. Başvurucular, uygulanması gerekli faizin düşükhesaplandığından şikayet etmişlerdir.
48. Bakanlık, enflasyon nedeniyle değer kaybının toplamkamulaştırma bedeline oranının %13,15 olduğunu belirtikten sonra AİHM'in Dökmeci/Türkiyekararını Anayasa Mahkemesinin dikkatine sunmuştur.
2. Değerlendirme
49. Anayasa'nın "Mülkiyethakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunlasınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararınaaykırı olamaz."
50. Anayasa'nın 46. maddesi şöyledir:
"Devlet ve kamu tüzelkişileri; kamuyararının gerektirdiği hallerde, gerçek karşılıklarını peşin ödemek şartıyla,özel mülkiyette bulunan taşınmaz malların tamamını veya bir kısmını, kanunlagösterilen esas ve usullere göre, kamulaştırmaya ve bunlar üzerinde idarîirtifaklar kurmaya yetkilidir.
Kamulaştırma bedeli ile kesin hükme bağlananartırım bedeli nakden ve peşin olarak ödenir. Ancak, tarım reformununuygulanması, büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projeleriningerçekleştirilmesi, yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması veturizm amacıyla kamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenme şekli kanunlagösterilir. Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hallerde, taksitlendirmesüresi beş yılı aşamaz; bu takdirde taksitler eşit olarak ödenir.
Kamulaştırılan topraktan, o toprağı doğrudandoğruya işleten küçük çiftçiye ait olanlarının bedeli, her halde peşin ödenir.
İkinci fıkrada öngörülen taksitlendirmelerdeve herhangi bir sebeple ödenmemiş kamulaştırma bedellerinde kamu alacaklarıiçin öngörülen en yüksek faiz uygulanır. "
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
51. Başvurucuların kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesinedeniyle Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet haklarınınihlal edildiği iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olmadığına, başka bir kabuledilemezlik nedeni de bulunmadığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
52.Olayda başvurucuların taşınmazının acele kamulaştırılmasınakarar verilmiştir. Başvuruculara ait taşınmazın mülkiyetinin devletin üstünbuyurma gücüne dayanılarak Hazineye geçmiş olmasının mülkiyet hakkına müdahaleteşkil ettiği açıktır.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
53. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsız bir hakolarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönündebulundurulması gerekmektedir.
54. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
55. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun düşebilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ayrıca ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir.
(1) Kanunilik
56. Kamulaştırmanın usul ve esasları 2942 sayılı Kanun'dadüzenlenmiştir. Somut olayda başvurucuların taşınmazının Ermenek Barajı ve HESyapılması amacıyla DSİ kararıyla kamulaştırıldığı ve kamulaştırma sürecinin2942 sayılı Kanun’a göre sürdürülerek tamamlandığı görülmektedir. Bu durumdamülkiyetten yoksun bırakmanın kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.
(2) Meşru Amaç
57. Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı ancak kamuyararı amacıyla sınırlanabilir. Somut olayda başvurucuların taşınmazı ErmenekBarajı ve HES yapılması amacıyla kamulaştırılmıştır. Baraj yapılmasında kamuyararı bulunduğu hususunda duraksama söz konusu değildir.
(3) Ölçülülük
(a) Genel İlkeler
58.Ölçülülük ilkesi, “elverişlilik”, “gereklilik” ve“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasınıyani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012;E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/49,29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 38).
59. Bir eşyanın devir tarihindeki bedelinin daha sonra ödenmesidurumunda arada geçen sürede enflasyon nedeni ile paranın değerinde oluşanhissedilir aşınma ile mülkiyetin gerçek değeri azaldığı gibi bu bedelintasarruf veya yatırım aracı olarak getirisinden yararlanmak imkânı dabulunmamaktadır. Bu şekilde kişiler mülkiyet haklarından mahrum edilerekhaksızlığa uğratılmaktadır (AYM, E.2008/58, K.2011/37, 10/2/2011).
60. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, § 59). Ödenen tutarların enflasyonun etkilerindenarındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırma tarihi ile ödeme tarihiarasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafi edecek biçimde faizuygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değer kaybetmesiniönleyebilecek bir araçtır (Mehmet Akdoğan vediğerleri, § 42).
(b) İlkelerin OlayaUygulanması
61. Anayasa’nın 46. maddesindeki düzenlemeye göre kamulaştırmabedeli nakden ve peşin olarak ödenmelidir. Ancak tarım reformunun uygulanması,büyük enerji ve sulama projeleri ile iskân projelerinin gerçekleştirilmesi,yeni ormanların yetiştirilmesi, kıyıların korunması ve turizm amacıylakamulaştırılan toprakların bedellerinin ödenmesi taksitlendirilebilmektedir.Kanunun taksitle ödemeyi öngörebileceği bu hâllerde ve herhangi bir sebepleödenmemiş kamulaştırma bedellerinde devlet alacaklarına uygulanan en yüksekfaiz işletilebilir. Yargıtayın istikrar kazananiçtihatlarına göre de Anayasa’nın 46. maddesinde öngörülen faiz oranı ancakkesinleşip de ödenmeyen kamulaştırma bedelleri için işletilebilir (Yargıtay 18.Hukuk Dairesi, E.2002/7971, K.2002/9752, 15/10/2002). Dolayısıyla dava sonundatespit edilen kamulaştırma bedelinin dava tarihinden itibaren devletalacaklarına uygulanan en yüksek faizle ödenmesi talebinin yasal bir dayanağıveya yargı kararlarıyla oluşmuş ve istikrar kazanmış bir uygulamasıbulunmamaktadır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri,§ 50).
62. 2942 sayılı Kanun’un 10. ve 11. maddeleri gereğincetarafların kamulaştırma kararı sonrasında bedel hususunda anlaşamamalarıhâlinde taşınmazın bedeli adil ve hakkaniyete uygun bir şekilde dava tarihiitibarıyla mahkemece tespit edilmelidir. Değer tespitinin dava tarihine göreyapılması, Kanun gereği olduğu gibi dava sürecinde taşınmazın değerinde meydanagelecek artış veya azalışların bedele etki etmemesi ve bu şekilde bedeltespitine belirlilik kazandırmanın da gereğidir. Aksi hâlde taşınmazın değeriuzun süren davalarda artabileceği gibi azalabileceğinden bu durumun idare veyavatandaşlara olumsuz etkisi olabilir. Ancak bu durum taşınmazın gerçekdeğerinin enflasyon karşısında korunması için dava tarihine göre belirlenenbedele faiz işletilmesine mani değildir (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 52).
63. Nitekim kanun koyucu, bahsedilen husustaki yasal eksikliğigidermek ve kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında davanın zamanındasonuçlandırılamaması halinde yargılama sürecinde kamulaştırma bedelininenflasyon etkisiyle uğrayacağı değer kaybını telafi ederek benzermağduriyetlerin önlenmesi maksadıyla 6459 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 2942sayılı Kanun’un 10. maddesine ek fıkra ekleyerek “Kamulaştırma bedelinin tespiti için açılan davanın dört ay içindesonuçlandırılamaması hâlinde, tespit edilen bedele bu sürenin bitimindenitibaren kanuni faiz işletilir.” hükmünü getirmiş ve zamanındatamamlanamayan kamulaştırma bedelinin tespiti davalarında ödemenin yapıldığıtarihe kadar kamulaştırma bedeline faiz ödenmesi imkânını tanımıştır (Mehmet Akdoğan ve diğerleri, § 53).
64. Somut başvuruya konu kamulaştırma işleminde ise dava,bahsedilen kanun hükmünün yürürlüğe giriş tarihinden önce sonuçlandığındanyasal faiz ödemesi yapılmamıştır. Bu durumda kamulaştırma sürecinde kamuyararına ulaşılması için kullanılan yöntemler ile izlenen amaç arasında makulbir orantılılığın ve mülkünden mahrum bırakılan başvurucuların üzerineorantısız ve aşırı bir yük yüklenip yüklenmediğinin araştırılmasıgerekmektedir.
65. Başvuru konusu davanın açıldığı 5/5/2010 tarihi değerlerinegöre tespit edilen 8.066,20 TL kamulaştırma bedelinin 993,30 TL'si daha önce21/4/2009 tarihinde acele el koyma kararı ile ödenmiştir. Acele el koyma kararısonrası ödenen 993,30 TL mahsup edildikten sonra bakiye 7.072,90 TL’ninbaşvuruculara ödenmesine 10/12/2013 tarihli kararla hükmedilmiştir.
66. Yapılan incelemede başvurucuların mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvuruculara yapılan ödemelerin enflasyonetkisi arındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmekistenen kamu yararı ile başvurucuların mülkünden mahrum kalması arasında makuldengenin sağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespitetmede önemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranıüzerinden başvurucuların maruz kaldığı yükü belirlemektir.
67. Bedel tespiti sonrası, el koyma kararıyla ödenmiş olan bedelmahsup edilerek ödenen 7.072,90 TL’nin dava tarihi ile ödeme tarihi arasındakienflasyon nedeniyle değer kaybı %19,31'dir. Başvuruculara dava tarihine görebelirlenerek ödenen kamulaştırma bedelinin ödeme tarihinde Merkez Bankasıverileri kullanılarak enflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı8.438,68 TL’dir. Bir diğer ifadeyle kamulaştırma bedelinin uğradığı değerkaybını telafi edecek fark 1.365,78 TL’dir.
68. Yukarıdaki unsurlara bakarak kamulaştırma bedelinin davanınaçıldığı tarihteki değeri ile ödendiği tarihteki değeri arasında gözlemlenenfarkın kamulaştırma bedeline faiz eklenmemesinden kaynaklandığıanlaşılmaktadır. Ödenmeyen bu fark, bireyin mülkiyet hakkının korunması ilekamu yararı arasında olması gereken adil dengeyi bozmakta; Anayasa’da yer alanölçülülük ilkesine aykırı bir şekilde başvurucu üzerine orantısız ve aşırı biryük binmesine sebep olarak başvurucuların mülkiyet hakkını ihlal etmektedir.
69. Belirtilen nedenlerle kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesinedeniyle başvurucuların Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınanmülkiyet haklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. Mahkemeye ErişimHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucuların İddiaları ve Bakanlık Görüşü
70. Başvurucular, lehlerine hükmedilen tazminatın bir bölümünüvekâlet ücreti olarak ödemek zorunda kalmalarından şikâyet etmişlerdir.
71. Bakanlık, bu konuda görüş beyan etmemiştir.
2. Değerlendirme
72. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
73. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların, vekâlet ücretine ilişkinşikâyetlerinin mahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğideğerlendirilmiştir.
74. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin yargıorganlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucu olarak daiddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altına alınmıştır.Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisi bir temelhak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarınca diğer temelhak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasınısağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33, K.2012/54, 11/4/2012;AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013;E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014;E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).
75. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
76. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğününvarlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimietkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veyacaydırıcı nitelikte (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişinin mahkemeyebaşvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (ÖzkanŞen, § 52) ya da kişinin bizatihi mahkemeye başvurmuş olmasınıanlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim Can Kişi, B. No: 2012/1052,23/7/2014, § 31).
77. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veyadavalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukataödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ileilişkilidir (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
78. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretinehükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkiletmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B, No: 2014/10261,8/12/2016, § 101)
79. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin, özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,13/4/2016, § 46).
80. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişimhakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecek şekildehakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).
81. Başvuru konusu olayda 6100 sayılı Kanun’un 323. maddesi ve659 sayılı KHK'nın 14. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 2012 yılı AAÜTuyarınca başvurucular aleyhine, reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
82. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacınıngereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamukaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelikdüzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebepleyapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,9/3/2017, § 70).
83. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucularınreddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşıtarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşullarıçerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsızkılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşulları çerçevesindemasrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgarisınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,§ 54).
84. Başvuru konusu olayda, Mahkemece dava kısmen kabul edilerekbaşvurucular lehine 7.072,90 TL maddi tazminata hükmedilmiş; reddedilen kısımiçin davalı idare lehine 2012 yılı AAÜT'si uyarınca1.200 TL maktu vekâlet ücretine hükmedilmiştir. Davanın kısmen reddedilmesinedeniyle başvurucular aleyhine hükmedilen 1.200 TL maktu vekâlet ücretininölçüsüz olduğu söylenemez. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkına yönelik açık birihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
85. Açıklanan nedenlerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikkoşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
D. Makul SüredeYargılanma Hakkı Yönünden
86. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
87. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
88. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
89. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 3 yıl 7 aylıkyargılama süresinin makul olduğu sonucuna varmak gerekir.
90. Açıklanan nedenlerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
E. Başvurucuların Diğerİddiaları
91. Başvurucular, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini öne sürmekte iseler de somut başvurunun konutdokunulmazlığı ve özel yaşama saygı hakkıyla bir ilgisi görülmediğinden buhaklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
F. 6216 Sayılı Kanunun50. maddesi Yönünden
92. 6216 sayılı Kanun’un “Kararlar”kenar başlıklı 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Tespitedilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarınıortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeyegönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerdebaşvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılmasıyolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, AnayasaMahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.”
93. Başvurucular, kamulaştırılan taşınmazlarının bedelinin davatarihi esas alınarak belirlenmesi ve faize hükmedilmemesi nedenleriyle15.641,14 TL maddi; 20.000 TL de manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır.
94. Hükmedilen kamulaştırma bedeli için davanın açıldığı tarihile kararın verildiği tarih arasındaki döneme ilişkin olarak faizehükmedilmemesi nedeniyle başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır.
95. Başvuruculara dava dilekçesinin verildiği tarihe görebelirlenen kamulaştırma bedelinin 3 yıl 7 ay süren dava sonunda faizişletilmeden ödenmesi sonucu kamulaştırma bedelinde bu sürede toplam bedeleoranla %19,31 oranında enflasyon nedeniyle ciddi bir değer kaybı oluştuğu, budurumun başvurucular üzerinde idarenin ulaşmak istediği meşru kamu yararı ilehaklı gösterilemeyecek şekilde orantısız ve aşırı yüke neden olduğu dikkatealınarak bahsedilen maddi değer kaybının telafi edilebilmesi için kamulaştırmabedeline enflasyon oranında faiz işletilerek başvuruculara 1.365,78 TL madditazminat ödenmesine karar verilmesi gerekmektedir.
96. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan nedenlerle;
A. 1. Yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmaması nedeniyleadil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Bedel tespitiyle ilgili şikâyetler yönünden mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Başvurucular aleyhine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniylemahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
4. Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Kamulaştırma bedeline faiz ödenmemesi nedeniyle Anayasa’nın35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların diğer iddialarının İNCELENMESİNE GEREKOLMADIĞINA,
D. Toplam 1.365,78 TL maddi tazminatın başvuruculara müşterekenÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinin REDDİNE,
E.206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına; ödemedegecikme olması halinde, bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesine(E.2010/367) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE6/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.