TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ŞİMŞEK VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18770)
Karar Tarihi: 22/3/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucular
:
1- Erol ŞİMŞEK
2- Ali ŞİMŞEK
3- Emine DAĞ
4- Salahaddin ŞİMŞEK
5- Asiye YEŞİLYAPRAK
Vekilleri
:
Av. Utku Çağrı AKTAY
Av. Adil AKTAY
Av. Tahsin Murat PULAK
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değerkaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet ve özel hayata saygı haklarının, idarelehine vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının veyargılamanın uzun sürmesi nedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylarözetle şöyledir:
8. Başvuruculara ait Karaman'ın Ermenek ilçesi Çavuş köyündebulunan 131 ada 3 parsel numaralı taşınmaza yönelik olarak Ermenek Barajı veHidroelektrik Santrali Tesisleri Projesi kapsamında Bakanlar Kurulunca 31/1/2009tarihinde acele kamulaştırma kararı alınmıştır.
9. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı 10/2/2009 tarihindeErmenek Asliye Hukuk Mahkemesinden (Mahkeme) bedeli tespit edilmek kaydıylaanılan taşınmaza acele el konulmasını talep etmiştir. Mahkeme21/4/2009 tarihlikararı ile bilirkişi raporuna dayanarak el koyma bedelini 36.417,25 TL olarakbelirleyip bedelin başvuruculara ödenmesine ve bahsedilen taşınmaza acele elkonulmasına karar vermiştir.
10. İdare tarafından 5/5/2010 tarihinde açılan kamulaştırmabedelinin tespiti ve taşınmazın tescili davasında Mahkemece bilirkişiincelemesi yaptırılmış, bilirkişilertaşınmazınözelliklerini gözeterek ve net gelir yöntemine göre 2010 yılı fiyat, masraf veverim verilerini kullanarak taşınmazın toplam değerini 33.613,00 TL olarakbelirlemiştir.
11. Mahkeme 18/11/2011 tarihli kararıyla, acele el koymadosyasında hesaplanan ve başvurucular adına bankaya davacı idare tarafındanyatırılan 36.417,25 TL'den taşınmazın toplam değeri olarak hesaplanan 33.613,00TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.804,25 TL'nin başvurucular tarafındanbankadan çekilme tarihine kadar varsa işlemiş olan mevduat faizi ile birliktebaşvuruculardan alınarak davacı idareye verilmesine, taşınmazın baraj gölüiçinde kalması sebebiyle tapudan terkinine karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince11/9/2012 tarihinde bozulmuştur. Başvurucuların karar düzeltme talebi aynıDairenin 25/2/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13.Mahkeme, bozma kararına uyarak 4/2/2014 tarihli kararıyla;mezkûr taşınmazın tamamının davacı idare adına tapuya kayıt ve tesciline,taşınmazın kamulaştırma bedelinin ise 42.232,00 TL olarak tespitine, dosyakapsamında başvuruculara ödenen bedelin mahsubu ile kalan 5.814,75 TL'nin de5/9/2010 tarihinden 4/2/2014 tarihine kadar yasal faiz işletilerekbaşvuruculara ödenmesine karar vermiştir.
14. Temyiz üzerine karar,Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin 30/9/2014 tarihli kararı ile onanmıştır.Başvurucuların karar düzeltme talebi aynı Dairenin 16/9/2015 tarihli kararı ilereddedilmiştir.
15.Nihai karar, başvurucuya 27/10/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 26/11/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,6/7/2017, §§ 18-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 22/3/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
19. Başvurucular öncelikle kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğini iddia etmişlerdir. Başvuruculara göre bilirkişi tarafındankamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçeninverileri yerine komşu ilçelerin tarım müdürlüğü verileri dikkate alınarak hesapyapılması nedeniyle taşınmaz bedeli olması gerekenden düşük hesaplanmıştır.Başvurucular ayrıca, derece mahkemelerince belirlenen kamulaştırma bedelinindeğer kaybına uğratıldığını belirtmiştir. Başvurucular, bu gerekçelerlemülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
2. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesindeyapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleriçeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).
21. Başvurucular ilk olarak kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğinden yakınmaktadırlar. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleriuyarınca kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esasve usullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesikamulaştırmanın anayasal ögeleridir. Kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığıolan bedelinin tespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayınbu konudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Mülkiyet hakkına yapılanmüdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden Anayasa Mahkemesininyapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 49; AbdülkerimÇakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).
22. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi, gerekçesiniönceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasındagerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha genişyorumlamıştır. 2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntembireyler için erişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısındanbahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla YargıtayDairesinin Ermenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha genişyorumlayan bedel tespiti yöntemi 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun 11. maddesinin (f) bendine açıkça aykırı olmadığı gibi ikna edicigerekçesi ile keyfî olmaktan da uzaktır (TahsinErdoğan, §§ 64-70).
23. Başvurucular ayrıca, yargılamanın uzun sürmesinden kaynaklıolarak kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüşlerdir.
24. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ayrıcaödenen bedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçendönemde gerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısında değerkaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
25. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yapılanmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için Mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisiarındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenenkamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengeninsağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmedeönemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerindenbaşvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (AliŞimşek ve diğerleri, § 66).
26. Mahkemenin 18/11/2011 tarihli kararıyla; acele el koymadosyasında hesaplanan ve başvurucular adına davacı idare tarafından bankayayatırılan 36.417,25 TL'den taşınmazın toplam değeri olarak hesaplanan 33.613,00TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 2.804,25 TL'nin başvurucular tarafındanbankadan çekilme tarihine kadar varsa işlemiş olan mevduat faizi ile birliktebaşvuruculardan alınarak davacı idareye verilmesine, Yargıtay Dairesinin ilgilibozma kararı sonrasında ise yine 4/2/2014 tarihli kararıyla taşınmazınkamulaştırma bedelinin nihai olarak 42.232,00 TL olarak tespitine, dosyakapsamında başvuruculara ödenen bedelin mahsubu ile kalan 5.814,75 TL'ninbaşvuruculara ödenmesine karar verilmiştir.
27. Merkez Bankası verilerine göre alacağa hak kazanıldığı 2010yılı 5. ayındaki 100 TL'nin ödemenin yapıldığı 2014 yılı 2. ayı itibarıylaenflasyon karşısında değer kaybı giderilmiş karşılığı 131,73 TL'dir. Bu durumdabaşvuruculara ödenmesi gereken 5.814 TL tutarındaki kamulaştırma bedelialacağının 2014 yılı 2. ayı itibarıyla Merkez Bankası verileri kullanılarakenflasyon karşısında değerkaybının giderilmişkarşılığı 7.659,04 TL’dir.
28. Dolayısıyla yukarıdaki verilere göre başvurucuların mülkiyethakkı kapsamında değerlendirilen 5.814 TL tutarındaki alacağının değer kaybınıtelafi edecek fark 1.845,04 TL'dir. Buna karşılık derece mahkemelerince,başvurucuların alacağına 5/9/2010 tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinekarar verilmiş olup bu doğrultuda başvuruculara 1.789,12 TL tutarında faizödemesi yapıldığı görülmektedir. Bu durumda başvurucuların alacağında meydanagelen değer kaybı %0,96'dır.
29. Bu koşullar altında somut olaya bakıldığında taşınmazmalikine ödenen faizin aradan geçen sürede kamulaştırma bedelinin uğradığıdeğer kaybını çok büyük ölçüde karşıladığı anlaşılmaktadır. Yukarıda tespitedilen düzeyde küçük bir farklılığın ise (%5'ten daha az) hesaplama yöntemisebebiyle oluşabilecek yanılma farklılığı (hata marjı) kapsamında kaldığıdeğerlendirilmelidir. Ayrıca Mahkeme kararıyla tespit edilen kamulaştırmabedeli, kararla birlikte taşınmaz malikine ödenmiştir. Bu durumda kamulaştırmabedelinin ödenmesi sürecindeki gecikmenin -bu sürede uğranılan zararınkarşılanması amacıyla ödenen faiz miktarı da gözetildiğinde- mülkiyet hakkınınihlaline neden olacak kadar ağır sonuçlara yol açmadığı değerlendirilmiştir.Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğu sonucunavarılmıştır.
30. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucuların İddiaları
31. Başvurucular, lehlerine hükmedilen tazminatın bir bölümünüvekâlet ücreti olarak ödemek zorunda kalmalarından şikâyet etmiştir.
2. Değerlendirme
32. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
33. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların vekâlet ücretine ilişkin şikâyetininmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
34. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü -kendisibir temel hak niteliği taşımasının ötesinde- Anayasa’nın 40. maddesi uyarıncadiğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33,K.2012/54, 11/4/2012; AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108,K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014; E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).
35. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
36. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğününvarlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimietkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veyacaydırıcı nitelikte olan (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihimahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim CanKişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 31).
37. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veyadavalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukataödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ileilişkilidir (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
38. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretinehükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil etmektedir(Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,8/12/2016, § 101).
39. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,13/4/2016, § 46).
40. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişimhakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecekşekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).
41. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı CezaMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin(1) numaralı fıkrası ile 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)uyarınca başvurucu aleyhine, reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
42. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacınıngereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamukaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelikdüzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebepleyapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,9/3/2017, § 70).
43. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucularınreddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşıtarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşullarıçerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarınıanlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşullarıçerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkınınasgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,§ 54).
44. Başvuru konusu olayda Mahkemece dava kabul edilerekbaşvurucu taraflar yararına 2014 yılı AAÜT uyarınca ayrı ayrı 1.500 TL maktuvekâlet ücretine hükmedilmiştir. Bu durumda başvurucular aleyhine hükmedilen1.500 TL maktu vekâlet ücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Bu nedenlemahkemeye erişim hakkına yönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
45. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
46. Başvurucular, makul sürede yargılanma hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
1. Kabul Edilebilirlik Yönünden
47. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir nedeninin bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri,B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
49. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
50. Anılan ilkeler, Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar ve somut başvuruya konu yargılama sürecinin niteliği dikkatealındığında yaklaşık 5 yıl 4 ay 11 günlük yargılama süresinin makul olmadığısonucuna varmak gerekir.
51. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
D. Başvurucuların Diğerİddiaları
52. Başvurucular, özel yaşama saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğini öne sürmekte iseler de somut başvurunun konutdokunulmazlığı ve özel yaşama saygı hakkıyla bir ilgisi görülmediğinden buhaklar yönünden bir inceleme yapılmamıştır.
E. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
53. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esas inceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya daedilmediğine kar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”
54. Başvurucular, 40.930,84 TL maddi ve 20.000 TL manevitazminat talebinde bulunmuşlardır.
55. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
56. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvuruculara ayrı ayrı net 5.400 TL manevi tazminat ödenmesinekarar verilmesi gerekir.
57. Mülkiyet ve mahkemeye erişim haklarının ihlali iddialarıyönünden başvuru kabul edilemez bulunduğundan başvurucuların bu haklara yönelikmaddi tazminat taleplerinin reddi gerekir.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderininbaşvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişimhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul süredeyargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİROLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuların diğer iddialarının incelenmesine GEREKOLMADIĞINA,
D. Başvuruculara net 5.400 TL manevi tazminatın ayrı ayrıÖDENMESİNE, maddi tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucuların MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Ermenek Asliye HukukMahkemesine (E.2013/267, K.2014/35) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE22/3/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.