TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ TURAN BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/11516)
Karar Tarihi: 28/11/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Abdullah UÇAR
Başvurucu
:
Ali TURAN
Vekili
:
Av. Gülabi SEVEN
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, yakalama ve gözaltı tedbirlerinin hukuki olmaması vebuna bağlı olarak açılan tazminat davasının reddedilmesi nedeniyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; hukuka aykırı olarak verilen arama kararınedeniyle de özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 9/6/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurucunun adli yardım talebinin kabulüne kararverilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Silahlı terör örgütüne üye olma ve örgüte bilerek yardım etmesuçlarından Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca (Savcılık) yürütülen birsoruşturmada gecikmesinde sakınca bulunanhâl kapsamında verilenyazılı emir uyarınca terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi ve suçdelillerinin ele geçirilmesi amacıyla 21/12/2015 tarihinde başvurucunun evindearama yapılmıştır. Savcılık emrinin ilgili kısımları şöyledir:
"Hakkari EmniyetMüdürlüğünce PKK/KCK terör örgütünün faaliyetlerinin deşifre edilmesi veengellenmesine yönelik çalışmalarda;
Kongra-Gel(PKK)/KCK'nınkırsal alan kadrolarına mensup dört kişilik grubun Aralık 2015 ayı ikincihaftası itibarıyla Hakkari/Merkez/Biçer Mahallesinde mukim [N.T.], Ali Turan ve [Ş.T.nin] evlerinde dönüşümlü olarak kaldıkları,
İlimiz Merkezinde terör örgütü adına kırsalalanda faaliyet gösteren örgüt mensuplarıyla irtibatlı olarak milislik/kurye işbirlikçi ve kırsal alana eleman aktarımıfaaliyetlerinde bulunan İlimiz Merkezi Bağlar ve Biçer Mahallesi ikamet eden [A.A.], [H.A.],[M.Y.] ve [E.T.] isimli şahısların terör örgütün kırsal alankadrosunda faaliyet gösteren örgüt mensuplarını barındırıyor olabilecekleri, ayrıca3-4/11/2015 tarihlerinde İlimiz Merkez Bağlar ve Biçer Mahallelerinde terörörgütü mensuplarınca gerçekleştirilen eylemlerde örgüt mensuplarına desteksağladıkları şeklinde teyide muhtaç bilgilerin elde edildiği,
...'Ben bir ihbarda bulunacağım, BağlarMahallesinde [S.Ç.]isimli bayan evinde örgütçü saklıyor, bizim arkadaşlar eve girerken görmüş,bana öyle dediler' şeklinde ihbar yapılmış olup,
...
...Belirtilen ikametlerde, bu ikametlere aitmüştemilatlarda, ikametlerde bulunan kişilerin üzerlerinde, varsa şahıslarınkullandığı tespit edilen araçlarında suç ve suç unsurlarının elde edilebilmesive ilgi (a-b) sayılı yazılar ile ilgi (c) sayılı ihbar içeriğinde belirtilenPKK/KCK terör örgütü mensuplarının yakalanabilmesi amacıyla Ceza MuhakemeleriKanunu'nun 116-117-118-119 maddeleri gereğince ARAMANIN yapılabilmesi, eldeedilecek suç ve suç unsurlarına ve suç teşkil eden eşyalara el konulabilmesiamacıyla gecikmesinde sakınca bulunan hal olduğundan 21/12/215 günüsaat:03:30-07:30 arasında bir defaya mahsus arama-yakalama-el koyma kararıverilmiştir."
10. Başvurucunun evinde gece vakti yapılan aramada, PKK/KCKterör örgütünü simgeleyen bayrak ile üzerinde ölen bir teröristin fotoğrafınınbulunduğu poster ele geçirilmiş ve başvurucu 21/12/2015 günü saat 03.55'tehakkında arama, yakalama ve elkoyma tutanağıdüzenlenerek Hakkâri il Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür.
11. Soruşturmayı yürüten Cumhuriyet savcısı tarafından "yakalanan tüm şahısların şüpheli olarakifadeleri alınarak salıverilmesi" yönünde 21/12/2015 tarihliyazılı talimat verilmiş olup başvurucu hakkında aynı tarih saat 04.48'deHakkâri Devlet Hastanesince adli muayene raporu düzenlenmiş ve saat 05.10'dadüzenlenen Üst Arama Tutanağı'nda başvurucunungözetim altına alındığı belirtilmiştir.
12. Aynı gün saat 10.30'da başvurucunun şüpheli sıfatıylaifadesi alınmıştır. Başvurucu ifadesinde özetle oğlunun PKK terör örgütü üyesiolarak DAEŞ ile girdikleri silahlı çatışmada ölmesi üzerine söz konusu bayrağıve oğlunun fotoğrafının bulunduğu posteri kendisine teslim ettiklerini beyanederek suçlamaları kabul etmemiştir.
13. Başvurucu, Hakkâri Devlet Hastanesince adli muayene raporutanziminin ardından Salıverme Tutanağı düzenlenerek saat 11.22'de serbestbırakılmıştır.
14. Savcılıkça yürütülen soruşturma sonucu 23/12/2015 tarihindebaşvurucu hakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiştir.
15. Başvurucu, haksız yakalama ve gözaltı sebebiyle 29/1/2016tarihinde Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesinde (Mahkeme) 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesine dayanarak tazminat davasıaçmıştır. Başvurucu, dava dilekçesinde özetle hakkında silahlı terör örgütüneüye olma suçundan yürütülen soruşturmada haksız olarak yakalanıp gözaltınaalınması nedeniyle maddi ve manevi zarara uğradığını, soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, 500 TL maddi ve900 TL manevi olmak üzere toplam 1.400 TL tazminata yakalanma tarihindenitibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte karar verilmesini istemiştir.
16. Devam eden yargılamada Savcılık tarafından Mahkemeye yazılan13/4/2016 tarihli yazı cevabına göre takipsizlik kararının tebligat aşamasındaolması nedeniyle başvurucu yönünden henüz kesinleşmediği belirtilmiştir.
17. Mahkeme 31/5/2016 tarihli kararıyla şartları oluşmayan maddi ve manevi tazminat davasınınreddine kesin olarak karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
" ...
Şüpheli Ali Turan'ın 21/12/2015 tarihindehakkında yapılan bir ihbar üzerine Cumhuriyet Savcısının usulüne uygun birşekilde vermiş olduğu arama kararı üzerine ikametinde bulunduğu ve hakkındayapılan ihbar doğrultusunda ifadesinin alınması amacıyla Hakkari İl EmniyetMüdürlüğüne götürüldüğü, daha sonra ifadesinin alınmasına müteakip emniyetmüdürlüğünden salıverildiği, davacı hakkında herhangi bir gözaltı kararıverilmediği ve aynı gün salıverildiği, yapılan soruşturma neticesinde 23/12/2015tarihve 2015/1552 karar sayılı kararı ileKovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, davacının dava dosyasındagözaltına alınmadan sadece beyanı alınmak üzere emniyet müdürlüğüne götürüldüğüve savunması alındıktan sonra serbest bırakıldığı, dosya kapsamında davacınıngözaltı talimat kararının da olmadığı ve nezarete de alınmadığı, bu nedenle dekorunma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının koşullarının oluşmadığı,
Ayrıca şüpheli yönünden HakkariCumhuriyet Başsavcılığınca verilen takipsizlik kararının kesinleşmediği,korunma tedbiri nedeniyle tazminat davası açılmasının ön koşulunun kararın veyahükmün kesinleşmesi olduğu, eş söyleyişle kararın veya hükmün kesinleşmesindenönce tazminat davası açılmasına yasal olanak bulunmadığı anlaşılmakla açılandavanın reddine... [karar verildi.]"
18. Bu karar 31/5/2016 tarihinde başvurucu vekiline tefhimedilmiştir.
19. Başvurucu 9/6/2016 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 28/11/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu; haksız olarak yakalanıp gözaltına alındığını,yaklaşık on saat sonra serbest bırakıldığını ve bu soruşturma sonucundahakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini belirterekuygulanan yakalama ve gözaltı tedbirleri nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Başvurucu ayrıca yakalama ve gözaltıtedbiri sonrasında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi nedeniyle5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi uyarınca tazminat ödenmesinin koşullarıoluştuğu hâlde bu amaçla açtığı tazminat davasının kendisinin tutulmasınıngözaltı mahiyetinde olmadığı gerekçesiyle reddedilmesi nedeniyle tazminathakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
23. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birinci,ikinci, üçüncü, dördüncü ve dokuzuncu fıkraları şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
Şekil ve şartları kanunda gösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcıcezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; bir mahkeme kararınınveya kanunda öngörülen bir yükümlülüğün gereği olarak ilgilinin yakalanmasıveya tutuklanması; bir küçüğün gözetim altında ıslahı veya yetkili merci önüneçıkarılması için verilen bir kararın yerine getirilmesi; toplum için tehliketeşkil eden bir akıl hastası, uyuşturucu madde veya alkol tutkunu, bir serseriveya hastalık yayabilecek bir kişinin bir müessesede tedavi, eğitim veya ıslahıiçin kanunda belirtilen esaslara uygun olarak alınan tedbirin yerinegetirilmesi; usulüne aykırı şekilde ülkeye girmek isteyen veya giren, ya dahakkında sınır dışı etme yahut geri verme kararı verilen bir kişininyakalanması veya tutuklanması; halleri dışında kimse hürriyetinden yoksunbırakılamaz.
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir. Hâkim kararı olmadanyakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakınca bulunan hallerdeyapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
Yakalanan veya tutuklanan kişilere, yakalamaveya tutuklama sebepleri ve haklarındaki iddialar herhalde yazılı ve bununhemen mümkün olmaması halinde sözlü olarak derhal, toplu suçlarda en geç hâkimhuzuruna çıkarılıncaya kadar bildirilir.
...
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,Devletçe ödenir."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun şikâyetinin özü uygulananyakalama tedbirine yönelik olması nedeniyle şikâyet Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü ve dokuzuncu fıkraları kapsamında incelenmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
25. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
26. Genel ilkeler için bkz. HasanAkboğa ([GK], B. No: 2016/10380,27/3/2019, §§ 43-56) başvurusu hakkında verilen karar.
ii. İlkelerin OlayaUygulanması
(1) Anayasa'nın19. Maddesinin Üçüncü Fıkrası Yönünden
27. Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 21/12/2015 tarihindebaşvurucu hakkında arama ve yakalama kararı verilmiş, yapılan arama sonrasındabaşvurucu yakalanarak polis karakoluna götürülmüştür.
28.Somut olayda öncelikle başvurucunun yakalanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir. Başvurucu, PKK ilebağlantılı suçlar nedeniyle yürütülen soruşturma kapsamında silahlı terörörgütü üyeliği ve bu örgüte isteyerek yardım etme suçlamalarıyla 5271 sayılıKanun'un 90. maddesindeki hükümler çerçevesinde yakalanmıştır (bkz. § 9).Dolayısıyla başvurucu hakkında uygulanan yakalama tedbirinin kanuni dayanağıbulunmaktadır.
29. Kanuni dayanağı bulunduğu anlaşılan yakalama tedbirinin önkoşulu olan başvurucunun suç işlediğine dair somut belirtilerin bulunupbulunmadığının irdelenmesi gerekir. Başvurucu hakkında verilen yakalama amaçlıarama kararında suç şüphesinin varlığına ilişkin olarak bir kısım şüphelininPKK'nın kırsal kadrolarına mensup dört kişilik grubu evlerinde barındırdığı,eleman aktarımı faaliyetlerinde bulunduğu ve daha önce gerçekleştirileneylemlerde örgüt mensuplarına destek sağladığı yönünde istihbarat bilgileriolduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvurucunun evinde terör örgütü mensububarındırdığına dair bir ihbarın bulunduğu ifade edilmiştir (bkz. § 9). Buitibarla başvurucu yönünden yakalama için gerekli olan suç şüphesini doğrulayanolguların bulunduğu görülmektedir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §59).
30. Öte yandan başvurucunun hâkim kararı olmadan yakalandığıgözetildiğinde somut olayda suçüstü hâlinin veya gecikmesinde sakınca bulunanhâlin bulunup bulunmadığına da bakılmalıdır. Soruşturma makamları başvurucunundurumunu gecikmesinde sakınca bulunan hâlkapsamında değerlendirmiştir.
31. Başvurucunun yakalanmasına karar verilen silahlı terörörgütüne üye olma ve bilerek örgüte yardım etme suçları Türk hukuk sistemiiçinde ağır cezai yaptırımlar öngörülen suç tipleri arasında olup isnat edilensuça ilişkin olarak kanunda öngörülen cezanın ağırlığı kaçma şüphesine işareteden durumlardan biridir (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak, B. No: 2014/474, 3/2/2016,§ 61; Devran Duran [GK], B. No:2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca terör suçlarının soruşturulması kamumakamlarını ciddi zorluklarla karşı karşıya bıraktığından kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek biçimde yorumlanmamalıdır (Devran Duran, § 64). Dolayısıylasoruşturma konusu PKK silahlı terör örgütünün özellikleri dikkate alındığındabu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çok daha zor ve karmaşıkolduğu da ortadadır.
32. Soruşturma makamları gecikmesinde sakınca bulunan bir hâlinbulunup bulunmadığının değerlendirilmesi konusunda Anayasa Mahkemesine göredaha iyi bir konumdadır. Hiç kuşkusuz soruşturma makamlarının bu değerlendirmeleriAnayasa Mahkemesinin denetimine tabidir. Somut olayda soruşturma makamlarınıngecikmesinde sakınca bulunduğu yönünde ulaştığı kanaate müdahale edilmesinigerektirecek bir durum bulunmamaktadır. Dolayısıyla Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrasının son cümlesinde yer alan güvencenin sağlandığı sonucunaulaşılmaktadır (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §62).
33. Ayrıca suç işlediği yönünde somut belirtinin bulunduğutespit edilen başvurucunun yakalanmasının amacının bu suç şüphesine ilişkinsoruşturma işlemlerinin yürütülmesini ve maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasınıtemin etmek olduğu hususunda tereddüt bulunmamaktadır (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hülya Kar [GK],B. No: 2015/20360, 27/2/2019, § 20). Dolayısıyla başvurucunun yakalanmasınınanayasal açıdan meşru bir amaca dayanmadığı söylenemez.
34. Son olarak başvurucu hakkındaki yakalama tedbirinin ölçülüolup olmadığının da belirlenmesi gerekir. Yakalama ve gözaltının ölçülü olupolmadığının değerlendirilmesinde; yakalama tedbirine başvurulmasının gerekçesi,kamu makamlarının ve başvurucunun tutumu ile gözaltı süresi gözönündebulundurulur (Hasan Akboğa,§ 64).
35. Somut olayda terör örgütüne yardım etmekle suçlananbaşvurucu 21/12/2015 günü evinde yapılan arama sırasında saat 03.55'teyakalanmış ve kolluk birimine götürülmüştür. Kolluk görevlilerincebilgilendirilen Cumhuriyet savcısı, başvurucunun ifadesinin alınarak serbestbırakılması talimatını vermiştir. Bunun üzerine aynı gün saat 10.30'da şüphelisıfatıyla ifadesi alınan başvurucu, işlemlerinin tamamlanmasından sonra saat11.22'de serbest bırakılmıştır. Dolayısıyla evinden alınarak serbestbırakıldığı ana kadar başvurucunun özgürlüğünden yoksun bırakıldığı sürenintoplam 7 saat 27 dakika olduğu anlaşılmaktadır. Soruşturma kapsamında on birkişi hakkında soruşturma yürütülerek bu kişilerin ifadelerinin alındığıgözetildiğinde başvurucunun toplam 7 saat 27 dakika özgürlüğünden mahrum kalmışolmasının makul olmadığı söylenemez (benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §65).
36. Açıklanan gerekçelerle yakalama yoluyla başvurucunun kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yapılan müdahalenin Anayasa'nın 19. maddesininüçüncü fıkrasını ihlal etmediğine karar verilmesi gerekir.
(2) Anayasa'nın19. Maddesinin Dokuzuncu Fıkrası Yönünden
37. 5271 sayılı Kanun'un "Tazminatistemi" kenar başlıklı 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi her türlü zararlarını devlettenisteyebilecekleri düzenlenmiştir.
38. Kanun koyucu Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasındaki güvencenin ötesine geçerek maddenin ilk sekiz fıkrasındakigüvencelere aykırı olmayan müdahalelerde bile kişinin beraat etmesi veya kişihakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmesi durumunda tazminatödenmesini güvenceye bağlamıştır. 5271 sayılı Kanun'da yer verilen söz konusutazminat hükmünün Anayasa'nın 19. maddesi kapsamında koruma altına alınan kişihürriyeti ve güvenliği hakkına yönelik olarak getirilmiş bir güvence olduğuhususunda tereddüt bulunmamaktadır. Bu nedenle Anayasa'nın 19. maddesindedüzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde yer verilen tazminat davalarında uygulanabilir olduğu açıktır (Hasan Akboğa, §68).
39. Bu itibarla başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesiuyarınca açtığı tazminat davasının gözaltına alma durumunun gerçekleşmediğigerekçesiyle reddedilmesinin kanuni tazminat hakkını ihlal ettiğine yönelikşikâyetinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında güvence altınaalınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerektiğisonucuna ulaşılmıştır (Hasan Akboğa, § 69).
40. Olayda başvurucu, gece vakti evinde yapılan arama sonrasında21/12/2015 günü saat 03.55'te hakkında Yakalama Tutanağı düzenlenmek suretiyleyakalanmış ve Hakkâri Emniyet Müdürlüğüne götürülmüştür. Soruşturmayı yürütenSavcılığın "yakalanan tüm şahıslarınşüpheli olarak ifadeleri alınarak salıverilmesi" yönündeki21/12/2015 tarihli yazılı talimatı üzerine aynı gün saat 10.30'da şüphelisıfatıyla ifadesi alınan başvurucu saat 11.22'de serbest bırakılmıştır. Öteyandan Hakkâri Cumhuriyet Başsavcılığınca 23/12/2015 tarihinde başvurucuhakkında kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilmiştir.
41. Başvurucunun takipsizlik kararından sonra 5271 sayılıKanun'un 141. maddesine dayanarak açtığı tazminat davası başvurucunun gözaltınaalınmadığı, dolayısıyla 5271 sayılı Kanun uyarınca tazminat ödenmesininkoşullarının oluşmadığı gerekçesiyle derece mahkemesince reddedilmiştir. Derecemahkemesi; başvurucunun gözaltına alınması yönünde Savcılığın bir talimatınınbulunmadığını, başvurucunun fiilen nezarete alınmadığını ve ifadesi alındıktansonra serbest bırakıldığını belirterek bu sonuca ulaşmıştır.
42. 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendinde, kanuna uygun olarak yakalandıktan veya tutuklandıktan sonrahaklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerinekarar verilen kişilerin maddi ve manevi zararlarını devletten isteyebileceklerihükme bağlanmıştır. 5271 sayılı Kanun'da suç isnadına bağlı tutulmanıntutuklama safhasından önceki kısmı yakalama ve gözaltı şeklinde ikiye ayrılmışise de tazminat ödenmesini düzenleyen söz konusu bentte herhangi bir ayrımyapılmaksızın yakalandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına kararverilen kişilerin maddi ve manevi zararlarının devlet tarafından karşılanmasıöngörülmektedir. Kanun'un anılan hükmü yoruma ihtiyaç duymayacak açıklıktadüzenlenmiştir. Yargıtay 12. Ceza Dairesinin yerleşik içtihadına göre de 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi uyarıncadevletin tazminat ödeme yükümlülüğünün doğabilmesi için kişinin bir suç isnadıkapsamında yakalanmış olması yeterli olup anılan Kanun'un 91. ve devamımaddeleri uyarınca gözaltına alınmış olması zorunluluğu da bulunmamaktadır.Nitekim yukarıda yer verilen Yargıtay kararlarında, kolluk görevlileritarafından yakalanarak ifadesi alındıktan sonra gözaltına alınmaksızın serbestbırakılan kişilere 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının(e) bendi kapsamında tazminat ödenmesi gerektiği kabul edilmiştir (bkz. § 19).Kaldı ki somut olayda başvurucu, yakalandıktan sonra serbest bırakılmamış;soruşturma işlemlerinin tamamlanması amacıyla karakola götürülmüş ve işlemleritamamlanıncaya kadar fiilen özgürlüğünden yoksun bırakılmıştır. Dolayısıyla5271 sayılı Kanun'un 91. maddesinin (1) numaralı fıkrası gözetildiğinde,yakalama anından serbest bırakılma anına kadar geçen sürenin gözaltıniteliğinde olmadığı da söylenemez ((benzer yöndeki değerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, §72).
43. Bu itibarla yoruma imkân vermeyecek ölçüde açık olan kanunhükmünün yerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez biçimdeyorumlanmak suretiyle başvurucuya tazminat verilmemesi nedeniyle kişi hürriyetive güvenliği hakkının ihlal edildiği değerlendirilmiştir (benzer yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hasan Akboğa, § 73).
44. Açıklanan gerekçelerle Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
B. Özel Hayata SaygıHakkı ile Konut Dokunulmazlığı Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, makul şüphe şartı gerçekleşmeden ve hiçbir delilaraştırması yapılmadan sadece bir ihbar üzerine Savcılık kararıyla konutundaarama yapıldığını belirterek konut dokunulmazlığı hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Başvurucunun şikâyetinin özü, özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığıhaklarının ihlal edildiğine ilişkindir. Dolayısıyla başvurucunun bu bölümdekiiddialarının bu kapsamında incelenmesi gerekir.
47. Anayasa Mahkemesi HülyaKar kararında, koruma tedbirlerinin maddi hakları ihlal ettiğiiddiaları yönünden bireysel başvuruda yapılması gereken denetimin sınırlarınıçizmiştir. Koruma tedbirine karar veren makamların tedbir uygulanmasınıngerekliliğine dair daha iyi değerlendirme yapabilecek konumda olmalarınedeniyle geniş takdir yetkisine sahip oldukları kabul edilmiştir. Budoğrultuda ancak koruma tedbiri nedeniyle uğranılan zararın kaçınılmaz olandanağır sonuçlara yol açtığının veya keyfî uygulandığının ilk bakışta anlaşılacakkadar açık olduğu hâllerde makamların esas yönünden daha ileri birdeğerlendirme yapması gerektiği kabul edilmiştir (ilkeler için bkz. Hülya Kar, §§ 21-46).
48. Somut olayda başvurucu hakkında başlatılan bir soruşturmakapsamında başvurucunun evinde arama yapıldığı görülmektedir (bkz. § 9).Başvurucu, bu tedbir nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkınınihlal edildiğini iddia etmektedir. Söz konusu tedbirin bir soruşturmakapsamında maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıylagerçekleştirildiği anlaşılmaktadır.
49. Koruma tedbirine yönelik şikâyetlerde Anayasa Mahkemesikararın verildiği dönemin şartlarını dikkate alır. Başvuruya konu korumatedbiri maddi gerçeğin ortaya çıkmasını temin etmek amacıyla ve suç şüphesibulunan hâllerde uygulanmıştır. Söz konusu tedbir öngörülebilir, kesin birhukuki düzenlemeye dayanmaktadır ve başvurucuya itirazlarını sorumlu makamlarönünde etkin bir biçimde ortaya koyabilme olanağı tanınmıştır. Bundan başkatedbir, süreklilik arz eder biçimde uygulanmamıştır.
50. Başvuru konusu koruma tedbirinin türü, süresi, uygulanmatarzı ve kişinin yaşamı üzerindeki etkileri birlikte değerlendirildiğindebaşvurucunun uğradığı zararın kaçınılmaz olandan ağır olduğu veya korumatedbirinin keyfî uygulandığı değerlendirilmemiş; başvurucu da bireysel başvuruformunda aksini kanıtlayacak bir açıklamada bulunmamıştır.
51. Özel hayata saygı ve konut dokunulmazlığı haklarına yönelikbir ihlalin bulunmadığının açık olması nedeniyle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
52. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Kararlar" kenar başlıklı 50. maddesinin (1)numaralı fıkrasının ilgili kısmı ile (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2)Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararından kaynaklanmışsa, ihlali vesonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere dosya ilgilimahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayanhâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde davaaçılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme,Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadankaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir."
53. Başvurucu 50.000 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminattalebinde bulunmuştur. Ayrıca ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılmasınıistemiştir.
54. Anayasa Mahkemesinin MehmetDoğan ([GK], B. No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığındaihlalin nasıl ortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir.Mahkeme diğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir(Aligül Alkaya ve diğerleri, B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
55. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararlarıngiderilmesi, ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınmasıgerekmektedir (Mehmet Doğan, §§55, 57).
56. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlarda AnayasaMahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile AnayasaMahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin 1 numaralıfıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılama yapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeyegönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukukikurumlardan farklı olarak ihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılamasonucunu doğuran ve bireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunuöngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlıolarak yeniden yargılama kararı verildiğinde, usul hukukundaki yargılamanınyenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemenin yeniden yargılamasebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdir yetkisibulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir karar kendisine ulaşan mahkemenin yasalyükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin Anayasa Mahkemesinin ihlal kararınedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam eden ihlalin sonuçlarınıgidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58-59; Aligül Alkaya ve diğerleri, §§ 57-59, 66-67).
57. Somut olayda derece mahkemesinin yoruma açık olmayan 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendi hükmünüyerleşik Yargıtay içtihadına aykırı olarak ve öngörülemez bir biçimdeyorumlamak suretiyle başvurucuyu tazminat hakkından mahrum bırakması sebebiylekişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.Dolayısıyla somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
58. Bu durumda ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yenidenyargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılamaise 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yapılması gerekeniş, yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren ve ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yenibir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere Mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekmektedir.
59. Öte yandan başvuran tazminat talep etmiş ise de ihlalinsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasıınyeterli giderim sağlayacağı anlaşıldığından maddi ve manevi tazminattaleplerinin reddine karar verilmelidir.
60. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 2.475 TL vekâletücretinden oluşan yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine karar verilmesigerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Özel hayata saygı hakkı ile konut dokunulmazlığı hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasının İHLALEDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasının İHLALEDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasının ihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere Hakkâri 1. Ağır Ceza Mahkemesine (E.2016/73, K.2016/237)GÖNDERİLMESİNE,
D. Başvurucunun tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 2.475 TL vekâlet ücretinden oluşan yargılama giderininBAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazine veMaliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE28/11/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.