TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ UYANDIRAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/9962)
Karar Tarihi: 19/7/2017
R.G. Tarih ve Sayı: 20/9/2017-30186
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serruh KALELİ
Hicabi DURSUN
Kadir ÖZKAYA
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Ali UYANDIRAN
2. Refik TIKNAZ
3. Ahmet UYANDIRAN
4. Ekrem ALBEREN
5. Fatma ALBEREN
6. Muammer ALBEREN
7. Nail UYANDIRAN
8. Nergiz ALBEREN
Vekilleri
:
1. Av. Erol YANKUNCU
2. Av. Yılmaz AYYILDIZ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, taşınmazın usulüne uygun kamulaştırma yapılmaksızınidare adına tescil edilmesi sebebiyle açılan tazminat davasının -dava devamederken yürürlüğe giren kanun hükmü uygulanmak suretiyle- incelenmeksizin reddinedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 16/6/2014 tarihinde yapılmıştır.
3.Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü Anayasa Mahkemesine sunmuştur.
7. Bakanlık tarafından Anayasa Mahkemesine sunulan görüş,başvurucuya tebliğ edilmiştir. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarınıibraz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvuruculardan Ali Uyandıran 1946 doğumlu olup İstanbul iliKadıköy ilçesinde, Refik Tıknaz 1945 doğumlu olup Bursa ili Nilüfer ilçesinde,Nail Uyandıran 1948 doğumlu olup İstanbul ili Şişli ilçesinde, Ahmet Uyandıran1952 doğumlu olup Bursa ili Kestel ilçesinde; Ekrem Alberen,Fatma Alberen, Muammer Alberenve Nergiz Alberen sırasıyla1984, 1958, 1950 ve 1990 doğumlu olup Bursa ili Osmangazi ilçesinde ikametetmektedir.
10. Başvuruculardan Refik Tıknaz, taşınmazın 4/32 hisseli malikiolan Fatma Uyandır'ın; Ali Uyandıran, Nail Uyandıranve Ahmet Uyandıran taşınmazın 3/32 hisseli maliki olan Hasan Uyandıran'ın; Ekrem Alberen,Fatma Alberen, Muammer Alberenve Nergiz Alberen isetaşınmazın 3/32 hisseli maliki olan Rukiye Alberen'inmirasçılarıdır.
A. Uyuşmazlığın ArkaPlanı
11. Başvurucuların murisleri adına kayıtlı bulunan ve İstanbulili Bağcılar ilçesi Mahmutbey köyünde kâin 13 pafta 1913 parsel sayılı 4829 m²büyüklüğündeki taşınmaz 2/12/1985 tarihinde (kaldırılan) Arsa Ofisi GenelMüdürlüğü (Arsa Ofisi) tarafından kamulaştırılmıştır. 29/4/1964 tarihli ve 1164sayılı Arsa Ofisi Kanunu ile kurulan Arsa Ofisi 8/12/2004 tarihli ve 5273sayılı Kanun'la 1164 sayılı Kanun'da yapılan değişikliklerle lağvedilmiş veArsa Ofisine verilen görevler Toplu Konut İdaresi Başkanlığına (TOKİ)devredilmiştir.
12. Kamulaştırmaya ilişkin işlemler, murislerinin adreslerindebulunamaması nedeniyle kendilerine tebliğ edilememiştir. Kamulaştırma bedeli,malikler adına açılan banka hesabında bloke edilmiştir.
13. Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 24/6/1987 tarihlikararıyla İstanbul Barosu avukatlarından A.C., taşınmazın ileride belli olacakmalik veya maliklerinin haklarını korumak ve idareye karşı muhatap olup gerekliişlemleri yapmak ve gerektiğinde ferağ vermek amacıyla kayyım olarakatanmıştır. Kamulaştırma evrakları 10/9/1987 tarihinde kayyıma tebliğedilmiştir.
14. Kayyım tarafından Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesindekamulaştırma bedelinin artırılması davası açılmış ve dava sonucunda 6/7/1988tarihinde verilen kararla kamulaştırma bedeli artırılmıştır. Anılan karar,temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
15. A.C.nin kayyımlıktan affınıistemesi nedeniyle Bakırköy 4. Sulh Hukuk Mahkemesinin 17/11/1989 tarihlikararıyla İstanbul Defterdarı kayyım olarak atanmıştır.
16. Arsa Ofisi tarafından 14/3/1990 tarihinde Bakırköy 3. AsliyeHukuk Mahkemesinde 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 16.maddesi uyarınca hükmen tescil davası açılmıştır. Dava sonucunda 8/3/1991tarihli kararla taşınmazın idare adına tesciline hükmedilmiştir. Taşınmaz26/8/1991 tarihinde idare adına tescil edilmiştir.
17. Taşınmaz, Bakırköy 5. Sulh Hukuk Mahkemesinde açılan izaleişüyu davasında verilen satış kararı doğrultusunda27/2/1996 tarihinde Ş.K. ve Şü.K.ye satılmıştır. Ayrıca söz konusu taşınmazüzerinden enerji nakil hattı geçirilmiştir.
B. Başvurucular TarafındanAçılan Tazminat Davası
18. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırıldığını 2011 yılındaöğrendiklerini öne sürerek 14/9/2011 ve 14/10/2011 tarihlerinde Bakırköy 5.Asliye Hukuk Mahkemesinde (Mahkeme) kamulaştırmasız el atma nedeniyle TOKİ veTürkiye Elektrik İletim Anonim Şirketi (TEİAŞ) aleyhine tazminat davasıaçmışlardır. Dava dilekçesinde taşınmaz bedelinin yanında taşınmazın üzerindenenerji nakil hattı geçirilmesi nedeniyle de ayrıca tazminat ödenmesi talebindebulunulmuştur.
19. Mahkemece 9/4/2013 tarihinde davanın "dava şartıyokluğu" nedeniyle reddine karar verilmiştir. Kararın gerekçesinde kayyımtarafından Bakırköy 4. Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan kamulaştırma bedelininartırılması davası sonucu 6/7/1988 tarihinde verilen karara atıfta bulunularaksöz konusu kararın kesin hüküm teşkil etmesi nedeniyle aynı konuda açılandavanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği belirtilmiştir.
20. Kararın temyizi üzerine Yargıtay 5. Hukuk Dairesinin (Daire)27/3/2014 tarihli kararıyla Mahkeme kararı farklı bir gerekçeyle onanmıştır.Daire 24/5/2013 tarihli ve 6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'a eklenengeçici 7. maddeye dayanmıştır. Gerekçede, anılan geçici 7. madde gereğince 2942sayılı Kanun'un 16. maddesi uyarınca hükmen tescil kararı verilenkamulaştırmalarda tebligat ve diğer kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hakve alacak talebinde bulunulamayacağının, kamulaştırmaya veya bedeline karşıdava açılamayacağının, açılmış olan davaların da bu esaslara göre kararabağlanacağının hükme bağlandığı vurgulanmıştır. Somut olayda Bakırköy 3. AsliyeHukuk Mahkemesinin 8/3/1991 tarihli kararıyla 2942 sayılı Kanun'un 16. maddesiuyarınca idare lehine tescil kararı verildiğini belirten Daire, Mahkemekararının bu gerekçeyle onanması gerektiği sonucuna ulaşmıştır.
21.Nihai karar 16/5/2014 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiştir.
22.Başvurucu 16/6/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
23. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,K.2014/176 sayılı kararı ile 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi iptaledilmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
24.2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“Kamulaştırma işlemine ilişkin yürütmenin durdurulması kararıverilmedikçe veya kamulaştırma 6 ncımaddenin son fıkrası uyarınca yapılmış ise davaların sonucu beklenmeksizinkamulaştırılması yapılan taşınmaz mala hemen elkonulmasınaidarece zorunluluk görüldüğü hallerde, taşınmaz malın takdir olunan kıymetimilli bankalardan birisine yatırılarak makbuzu ilgili belge örnekleri ilebirlikte mahkemeye verilip taşınmaz malın durumunun tespiti istenir. Mahkemesekiz gün içinde taşınmaz malın sahibini davet ile beş gün zarfında taşınmazmalın, 11 inci maddede yazılı olduğu şekilde kıymet takdirine esas olabilecekbütün niteliklerini tespit ettirerek, o taşınmaz malın idare adına tesciledilmesine karar verir ve bu kararı tapu dairesine bildirir. Bu işlem,mahkemenin davetine uymayanların gıyabında yapılır. Kamulaştırılması yapılantaşınmaz malın mülkiyeti veya payı çekişmeli bulunduğu hallerde dahi bu maddehükmü uygulanır.
Bu Kanunun 3 üncü maddesinin ikinci fıkrasındabelirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenek ilktaksit bedelidir.”
25. 6487 sayılı Kanun'un 22. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'aeklenen ve Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176sayılı kararı ile iptal edilen geçici 7. madde şöyledir:
“Mülga 31/8/1956 tarihli ve 6830 sayılıİstimlak Kanununun 16 ve 17 ncimaddeleri ile 2942 sayılı Kanunun mülga 16 ve 17 ncimaddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilenkamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemleri tamamlanmışsayılır. Bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebindebulunulamaz; kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davaları açılamaz;açılmış ve devam eden davalar bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılır."
26. Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,K.2014/176 sayılı kararının 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinin ilgilibölümünün iptaline ilişkin bölümü şöyledir:
“1- Anlam ve Kapsam
Gerek mülga 6830 sayılı Kanun'a gerekse 2942sayılı Kanun'un 4650 sayılı Kanunla yapılan değişikliklerden önceki hâlinegöre, kamulaştırılan taşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği tarih,kamulaştırmanın idari safhasının tamamlandığı gündür. Kamulaştırmanın idarisafhasının tamamlanması, kamulaştırma kararının kesinleşmesiylegerçekleşmektedir. Kamulaştırma kararının kesinleşmesi de işlemin davacıyatebliğinden itibaren otuz gün içinde idari yargıda dava açılmaması veya davaaçılmış ise dava sonucu verilen davanın reddine ilişkin kararın kesinleşmesiylesağlanmaktadır.
2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi ilemülga 6830 sayılı Kanun'un 16. maddesi, kamulaştırma işlemine karşı davaaçıldığı hâllerde zorunluluk bulunması kaydıyla, idareye, karardan öncetaşınmaza el koyma olanağı sağlamaktadır. Buna göre, kamulaştırılan taşınmazmala hemen el konulmasına idarece zorunluluk görüldüğü hâllerde, kamulaştırmaişlemine karşı açılan davada mahkeme kararının sonucu beklenmeksizin,taşınmazın idare adına tesciline karar verilmesi mahkemeden istenebilmektedir.Bu amaçla kamulaştırmaya konu olan taşınmazın mahkemece idare adına tesciledilebilmesi için, kamulaştırma işleminin davalı mal sahibine tebliğ edilmesive taşınmaz mala kıymet takdir komisyonunca takdir edilen bedelin tamamınınmalik adına bankaya yatırılması gerekmektedir.
Yine gerek mülga 6830 sayılı Kanun'un 17.maddesi gerekse 2942 sayılı Kanun'un mülga 17. maddesiyle, kamulaştırmaişleminin idari safhasının tamamlanmasından sonra malik tarafından ferağverilmemesi durumunda idarenin mahkemeye başvurarak tescil davası açma olanağıgetirilmiştir. Mahkeme iki tarafı derhal davet etmekte ve taraflar gelmese dahigıyaplarında belgeleri incelemek suretiyle idare adına tescile kararvermektedir. İlgili maddelere göre taşınmazın idare adına tescil edilebilmesiiçin kamulaştırma işleminin usulüne uygun olarak tebliğ edilerekkesinleştirilmiş olması ve kamulaştırma bedelinin mal sahibi adına bankayayatırılmış bulunması gerekmektedir.
Yargıtay, usulüne uygun olarak tebliğedilmemiş kamulaştırma işlemlerinde taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmediğini,bu durumda idarece taşınmaza el konulsa ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve17. maddeleri ile mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkeme kararıyla idare adına tescil edilse dahi bunun kamulaştırmasız el atmahükmünde olduğunu kabul etmekte ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılantazminat davalarını süre sınırı olmaksızın incelemektedir.
Uygulamada, idarelerin tebligata vekamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığına dair arşiv belgelerini imha etmişolmaları nedeniyle ispat sorunlarıyla karşılaşılabilmekte ve bu durum, ikincikez kamulaştırma bedeli ödenmesine yol açabilmektedir.
Kanun koyucu, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16.ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırmabedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adınabankaya bloke edildiği hususunu dikkate alarak, idarelerin, ispat yükündenkaynaklanan sorunlar nedeniyle ikinci kez kamulaştırma bedeli ödemeleriniengellemek amacıyla dava konusu kuralda yer alan düzenlemeyi ihdas etmiştir.
Bu amaçla, mülga 6830 sayılı Kanun'un 16. ve17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar vediğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılması öngörülmüş; bukamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacak talebindebulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davalarıaçılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmüuygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir.
2- Anayasa'ya Aykırılık Sorunu
...
Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukukiişlemlerin, bu işlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilerekanuna uygun şekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarakyapıldığının belgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerinebağlanan hukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir.Usulüne uygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olaniddia ve savunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınanhak arama hürriyetinin önemli güvencelerinden biridir.
4650 sayılı Kanun'dan önceki kamulaştırmamevzuatına göre tebligatın yapılıp yapılmaması, dava açma süreleri vedolayısıyla adalete erişim hakkının kullanılabilmesi için hayati bir önemesahiptir. Kural olarak kamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğedilmeden dava açmak için zorunlu olan otuz günlük hak düşürücü sürenin malikaçısından işlemeye başlaması mümkün değildir.
Dava konusu maddenin birinci cümlesinde, mülga6830 sayılı Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilenkamulaştırmalarda, geçmişte usulüne aykırı olarak yapılmış olan tebligatlargeçerli sayılarak kamulaştırma işlemleri tamamlanmış kabul edilmektedir.Usulsüz olarak gerçekleştirilen kamulaştırma tebligatları geçerli kabuledilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılmasının, kamulaştırmaişlemine ve bedele karşı açılacak davalar için öngörülen otuz günlük hakdüşürücü sürenin geçirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır.
Yargıtayın yerleşik içtihadı, geçersiz tebligata istinaden idare adına yapılantescillerin yolsuz ve bu durumda idarenin taşınmaza el koymasının da fiili elatma hükmünde olduğu yönünde olup bu içtihat uyarınca malikin kamulaştırmasızel atma nedeniyle herhangi bir süre sınırlamasına tabi olmaksızın tazminatdavası açması mümkündür. Maddenin ikinci cümlesinde, bu kamulaştırma işlemlerisebebiyle hiçbir hak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veyabedeline karşı itiraz davaları açılamayacağı açıkça belirtilmek suretiylebirinci cümleyle oluşturulan hukuki durum teyit edilmenin yanında,kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılabilecek tazminat davalarının da önükapatılmıştır.
Ayrıca ikinci cümlenin devamında, açılmış vedevam eden davaların bu madde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı belirtilerekgeçici 7. madde hükmünün, maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce açılmış vederdest olan davalara da uygulanması sağlanmıştır. Kuralın önceki bölümleriyle,kamulaştırma işlemine karşı iptal davası, bedel için de bedel artırımı veyatazminat davası açılamayacağı öngörüldüğünden bu bölümün kanunun yürürlüğegirdiği tarihte açılmış olan davalarda da uygulanması, bu davaların esasınınincelenmeksizin usulden reddedilmesi sonucunu doğurmaktadır.
Kuralın gerekçesinde, 6830 sayılı Kanun'un 16.ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarıncamahkemelerce idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırmabedelinin peşin olarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adınabankaya bloke edildiği belirtilmiştir.
Sözü edilen kurallar uyarınca yapılankamulaştırma işlemlerinde kıymet takdir komisyonunca takdir edilen kamulaştırmabedeli malik adına bankaya bloke edilmiş olsa da bazı durumlarda, malikeyapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten kaynaklanmayan ve malike kusurizafe edilmesi de mümkün olmayan sebeplerle, malikin kamulaştırma işlemlerindenve kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığından haberdar olamaması mümkündür.Bu durumda, geçmişte malikten kaynaklanmayan sebeplerle usulsüz olarak yapılantebligatlar geçerli kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmışsayılması suretiyle malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan davaları açmaimkânının ortadan kaldırılması ve açılan davaların da esası incelenmeksizinusulden reddedilmesinin öngörülmesi, hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı gibihukuk güvenliği ilkesini ve malikin mülkiyet hakkını zedelemektedir.
Açıklanan nedenlerle, dava konusu kuralAnayasa'nın 2., 13., 35. ve 36. maddelerine aykırıdır. İptali gerekir. ”
B. Uluslararası Hukuk
27. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesininbirinci fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Herkes, medeni hak ve yükümlülüklerihakkında karar verilmesi için ... kanun tarafından kurulmuş bağımsız vetarafsız bir yargı merciinde makul bir süre içinde adil ve kamuya açık birşekilde yargılanma hakkına sahiptir."
28. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6.maddesinin 1. fıkrasının açık bir biçimde mahkeme veya yargı merciine erişimhakkından söz etmese de maddede kullanılan terimler bir bütün olarak birliktedikkate alındığında anılan fıkranın mahkemeye erişim hakkını da garanti altınaaldığı sonucuna ulaşıldığını belirtmiştir (Golder/Birleşik Krallık, B. No: 4451/70, 21/2/1975, §§ 28-36). AİHM'e göre mahkemeye erişim hakkı Sözleşme'nin 6.maddesinin 1. fıkrasına içkindir. Bu çıkarsama, Sözleşmeci devletlere yeniyükümlülük yükleyen genişletici bir yorum olmayıp 6. maddenin 1. fıkrasınınbirinci cümlesinin lafzının Sözleşme'nin amaç ve hedefleri ile hukukun genel prensipleriningözetilerek birlikte okunmasınadayanmaktadır. Sonuç olarak Sözleme'nin 6. maddesinin1. fıkrası, herkesin medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili iddialarını mahkemeönüne getirme hakkına sahip olmasını kapsamaktadır (Golder/Birleşik Krallık, § 36).
29. AİHM; adil yargılanmanın bir unsurunu teşkil eden mahkemeyeerişim hakkının mutlak olmadığını, doğası gereği devletin düzenleme yapmasınıgerektiren bu hakkın belli ölçüde sınırlanabileceğini kabul etmektedir. AncakAİHM, bu sınırlamaların kişinin mahkemeye erişimini hakkın özünü zedeleyecekşekilde ve genişlikte kısıtlamaması ve zayıflatmaması gerektiğini ifadeetmektedir. AİHM'e göre meşru bir amaç taşımayan yada uygulanan araç ile ulaşılmak istenen amaç arasında makul bir orantılılıkilişkisi taşımayansınırlamalar Sözleşme'nin 6.maddesinin 1. fıkrasıyla uyumlu olmaz (SeferYılmaz ve Meryem Yılmaz/Türkiye, B. No: 611/12, 17/11/2015, § 59; Eşim/Türkiye, B. No: 59601/09, 17/9/2013,§ 19; Edificaciones March GallegoS.A./İspanya, B. No: 28028/95, 19/2/1998, § 34).
30. AİHM, dava hakkını süre sınırına bağlayan iç hukukhükümlerinin yorumlanmasının öncelikli olarak kamu otoritelerinin ve özelliklemahkemelerin görevi olduğunu belirtmekte; AİHM'inrolünün, bu yorumun etkilerinin Sözleşme'yle uyumluolup olmadığının tespitiyle sınırlı olduğunu ifade etmektedir. Süre sınırıgetiren kuralların uygun adalet yönetiminin güvence altına alınması amacınadayandığına işaret eden AİHM, bu kuralların veya bunların uygulanmasınınilgililerin ulaşılabilir başvuru yollarına müracaatlarını engelleyecekmahiyette olmaması gerektiğini değerlendirmektedir. AİHM, bu bağlamda her birolayın somut başvuru yolunun özellikleri ışığında ve Sözleşme'nin 6. maddesininbirinci fıkrasının amaç ve hedefleri çerçevesinde değerlendirilmesigerektiğinin altını çizmektedir (Eşim/Türkiye,§ 20).
31. AİHM bu ilkeler uyarınca mahkemelerin dava açılabilmesi içinöngörülen yasal yükümlülükleri uygularken hem yargılama adaletininzayıflamasına yol açacak düzeyde aşırı şekilcilikten hem de kanunlardaöngörülen usule ilişkin gereklilikleri abes hâle getirecek seviyede aşırıesneklikten kaçınması gerektiğini belirtmektedir. AİHM, kuralların belirliliğive uygun adalet yönetimini sağlama amacına hizmet etme işlevlerini yitirmesihâlinde ve ilgililerin, davalarının esasının yetkili mahkeme tarafından kararabağlanmasını önleyecek birtakım bariyer oluşturma fonksiyonu görmeleri durumundamahkemeye erişim hakkının zedeleneceğini ifade etmektedir (Eşim/Türkiye, § 21).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
32. Mahkemenin 19/7/2017 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
1. Başvurucularınİddiaları
33. Başvurucular; murislerine ait taşınmaza ilişkin kamulaştırmaişlemlerinin murisleri haberdar edilmeksizin kayyıma tebliğ edilmek suretiyleyürütüldüğünü, kamulaştırma bedelinin kayyıma ödendiğini ve kayyım aleyhineaçılan tescil davası neticesinde taşınmazın idare adına hükmen tesciledildiğini ifade etmişlerdir. 2011 yılında taşınmazın idare adına tesciledildiğini öğrendiklerini ileri süren başvurucular, taşınmaz bedelinin ödenmesiistemiyle açtıkları tazminat davasında kesin hüküm gerekçesiyle davanın reddiyolunda kurulan hükmün dava devam ederken yürürlüğe giren 2942 sayılı Kanun'uneklenen geçici 7. maddesi gözetilerek Yargıtay tarafından onanması nedeniyledavanın esasının incelenmemişolmasındanyakınmaktadırlar.
34. AİHM'in Akagün/Türkiye (B. No: 71901/01, 5/12/2006) ve Akıllı/Türkiye (B. No: 71868/01,11/4/2006) kararlarına atıfta bulunan başvurucular, kamulaştırma işlemleritebliğ edilmeksizin ve herhangi bir bedel ödenmeksizin taşınmazınidareadına tescil edilmesinin mülkiyet hakkını zedelediğini savunmuşlardır.Başvurucular, tüm kayıtlara ulaşma imkânı bulunan devletin malikin kimliğininve adresinin tespitine yönelik hiçbir araştırma yapmadan, taşınmazın asılsahibine ulaşmadan, tayin ettirdiği kayyım üzerinden yürüttüğü kamulaştırmaişlemlerinin geçersiz olduğunu ileri sürmüşlerdir. Başvurucular, taşınmazınkamulaştırma amacına uygun olarak kullanılmayıp özel kişilere satış yoluyladevredilmiş olmasının dahi mülkiyet hakkının ihlali anlamına geldiğini vurgulamışlardır.
35. Başvurucular, derdest olan bir davanın sonuçlarınıdeğiştirecek şekilde yasal düzenleme yapılmasının ve bu yasal değişiklikdolayısıyla davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesinin adil yargılanmahakkını ve hukuk güvenliği ilkesini zedelediğini belirtmişlerdir. Başvurucularayrıca 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesiyle 2942 sayılı Kanun'un mülga 16.maddesi uyarınca idare adına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda dava açmaimkânının ortadan kaldırılması nedeniyle etkili başvuru haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
36. Başvurucular son olarak taşınmazın üzerinden elektrik iletimhattı geçirilmesi nedeniyle TEİAŞ'a karşı açılan davanın bu bölümü hakkındahiçbir hüküm kurulmamasından şikâyet etmektedirler.
2. Bakanlık Görüşü
37. Bakanlık görüş yazısında, başvurucuların murislerininhaklarının korunması bakımından kayyım tayin edildiği ve kayyım tarafındanaçılan dava sonucunda kamulaştırma bedelinin artırıldığı hatırlatılmıştır.Bakanlık ayrıca Mahkemece davanın kesin hüküm nedeniyle reddedildiğini ve bukararın Daire tarafından 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesi gerekçe gösterilerekonandığını anımsatmıştır. Bakanlık, Daire kararının dayanağı olan 2942 sayılıKanun'un 7. maddesinin Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95,K.2014/176 sayılı kararıyla iptal edildiğine değinmiştir. Bakanlık, AnayasaMahkemesinin iptal kararının gerekçesinde 2942 sayılı Kanun'un 7. maddesininmalike yapılan tebligatın usulsüz olması gibi malikten kaynaklanmayan ve malikekusur izafe edilmesi de mümkün olmayan durumlarda malikin haklarının zedeleyicisonuçlar doğurabileceğinin ifade edildiğini vurgulamıştır.
B. Değerlendirme
38. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmaksuretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ileadil yargılanma hakkına sahiptir.”
39. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16).
40. Başvurucular tarafından açılan tazminat davası Mahkemecekesin hüküm nedeniyle reddedilmiş ise de Daire, 2942 sayılı Kanun'un geçici 7.maddesi hükmünü gözeterek kararı onamıştır. Dolayısıyla davanın reddinin nihaiolarak 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine dayandığı anlaşılmaktadır.Anılan maddede, 6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılıKanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescilkararı verilen kamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemlerinintamamlanmış sayılması öngörülmekte; bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbirhak ve alacak talebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşıitiraz davaları açılamayacağı belirtilmekte; açılmış ve devam eden davaların bumadde hükmü uygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmektedir. Geçici 7. madde,2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi uyarınca yapılan kamulaştırmalarailişkin olarak tazminat davası açma imkânını ortadan kaldırdığından bununmahkemeye erişim hakkına ilişkin olduğu açıktır. Dolayısıyla başvurununmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
41. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılanbaşvurunun kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
a. Müdahalenin Varlığı ve Hakkın Kapsamı
42. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. 3/10/2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun'un Anayasa'nın 36.maddesinin birinci fıkrasına "adil yargılanma hakkı" ibaresinineklenmesine ilişkin 14. maddesinin gerekçesinde "değişiklikle Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınmış olan adil yargılama hakkının metnedahil" edildiği belirtilmiştir. Dolayısıyla Anayasa'nın 36.maddesine "herkesin adil yargılanmahakkına sahip olduğu" ibaresinin eklenmesinin amacının Sözleşme'de düzenlenen adil yargılanma hakkını anayasalgüvence altına almak olduğu anlaşılmaktadır.
43. Mahkemeye erişim hakkı, Sözleşme'nin Anayasa’nın 36.maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yeralmaktadır (Ahmet Yıldırım, B.No: 2012/144, 2/10/2013, § 28; Özkan Şen,B. No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
44.Hak arama özgürlüğünün temel unsurlarından biri mahkemeyeerişim hakkıdır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisinisavunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşıhaklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin enetkili yolu yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir (AYM, E.2014/76,K.2014/142, 11/9/2014).
45. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir (AYM, E.2013/40,K.2013/139, 28/11/2013).
46. Somut olayda başvurucular tarafından açılan tazminat davası2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesi uyarınca mahkemelerce idare adına tescilkararı verilen kamulaştırmalarda tebligatların ve diğer kamulaştırma işlemlerinintamamlanmış sayılmasını ve bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak vealacak talebinde bulunulamayacağını, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itirazdavaları açılamayacağını düzenleyen 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesinedayanılarak reddedilmiştir. Davanın esasının incelenmesini engelleyen her türlüdüzenleme ve karar, mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Bu bağlamda2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine dayanılarak davanın esasınınincelenmeksizin reddedilmesi mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmaktadır.
b. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
47. Anayasa’nın 36. maddesinde, mahkemeye erişim hakkı içinherhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbirşekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez.Anayasa Mahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,13/4/2016, § 46). Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temelhak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyenAnayasa'nın 13. maddesinin gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir.
48. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızınyalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak veancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna,demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülükilkesine aykırı olamaz."
49. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızınAnayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancakkanunla sınırlanabilir. Dolayısıyla mahkemeye erişim hakkına ilişkinsınırlandırmaların da kanuna dayanması, hakkın özünü zedeleyecek şekilde hakkıkısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38; İbrahim Can Kişi, B. No:2012/1052, 23/7/2014, § 36). Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veyamahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararınıönemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlaledebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
i. Kanunilik
50. Başvurucular tarafından açılan davanın reddedilmesi, Dairekararında 2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesine dayandırılmıştır. Anılanmadde Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihli ve E.2013/95, K.2014/176 sayılıkararıyla iptal edilmiş ise de Daire kararının verildiği 27/3/2014 tarihindeyürürlükte bulunduğundan müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır.
ii. Meşru Amaç
51. Somut olayda mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahaleninamacının ortaya konulabilmesi için 6487 sayılı Kanun'la 2942 sayılı Kanun'aeklenen geçici 7. maddenin gerekçesine bakılması gerekmektedir. Anılan maddeningerekçesi şöyledir:
"Mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılıKanunun 4650 sayılı Kanunla değişiklik öncesi 16 ncımaddeleri kapsamında mahkemelerce tescil kararı verilebilmesi için yine bumaddeler kapsamında kamu yararı kararının kesinleşmiş olması, kıymet takdirkomisyonunca takdir edilen bedelin hak sahipleri adına bankaya bloke edilmişolması, dava dosyası üzerinden hak sahiplerinin duruşmaya davet edilmesi,ayrıca mahkemece arazinin durum tespiti yapılmış olması ve sonuçta verilenkararın tapuya tescil edilecek hale gelebilmesi için hak sahiplerine tebliğedilmiş olması şartlarının yerine getirilmiş olması zorunludur. Yine, mülga6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılı Kanunun 4650 sayılı Kanunla değişiklik öncesi 17 nci maddeleri gereğimahkemelerce tescil kararı verilebilmesi için de; kanunun bu maddelerine uygunolarak kamulaştırma işleminin tamamlanmış olması diğer bir ifade ile tebligatıntamamlanmış, takdir edilen bedelin hak sahipleri adına bankaya bloke edilmişve/veya tezyid miktarlarının hak sahiplerine ödenmişolması şartlarının yerine getirilmesi zorunludur. 5999 sayılı Kanunla 2942sayılı Kanuna eklenen Geçici 6 ncımadde kapsamında idareler aleyhine kamulaştırmasız el atma sebebiyle tazminatdavaları açılmakta ve bu davalarda mülga 6830 sayılı Kanun ve 2942 sayılıKanunun mülga 16 ncı ve 17 ncimaddelerine göre kamulaştırmaları tamamlandığı hususları göz önündebulundurulmaksızın idare aleyhine tazminatlara karar verilmektedir."
52. Gerek 6830 sayılı mülga Kanun'a gerekse 2942 sayılı Kanun'un4650 sayılı Kanun'la yapılan değişikliklerden önceki hâline göre kamulaştırılantaşınmazın mülkiyetinin idareye geçtiği tarih kamulaştırmanın idari safhasınıntamamlandığı gündür. Kamulaştırmanın idari safhasının tamamlanması,kamulaştırma kararının kesinleşmesiyle gerçekleşmektedir. Kamulaştırmakararının kesinleşmesi de işlemin davacıya tebliğinden itibaren otuz gün içindeidari yargıda dava açılmaması veya dava açılmış ise dava sonucu verilen davanınreddine ilişkin kararın kesinleşmesiyle sağlanmaktadır (AYM, E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014).
53. Yargıtay; usulüne uygun olarak tebliğ edilmemiş kamulaştırmaişlemlerinde taşınmaz mülkiyetinin idareye geçmediğini, bu durumda idarecetaşınmaza el konulsa ve 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri ile6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkeme kararıylaidare adına tescil edilse dahi bunun kamulaştırmasız el atma hükmünde olduğunukabul etmekte ve kamulaştırmasız el atma nedeniyle açılan tazminat davalarınısüre sınırı olmaksızın incelemektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
54. Uygulamada, idarelerin tebligata ve kamulaştırma bedelininbankaya yatırıldığına dair arşiv belgelerini imha etmiş olmaları nedeniyleispat sorunlarıyla karşılaşılabilmekte ve bu durum, ikinci kez kamulaştırmabedeli ödenmesine yol açabilmektedir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
55.Kanun koyucu; 6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleriile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idareadına tescil kararı verilen kamulaştırmalarda, kamulaştırma bedelinin peşinolarak hak sahiplerine ödendiği veya hak sahipleri adına bankada bloke edildiğihususunu dikkate alarak idarelerin ispat yükünden kaynaklanan sorunlarnedeniyle ikinci kez kamulaştırma bedeli ödemelerini engellemek amacıyla geçici7. maddede yer alan düzenlemeyi ihdas etmiştir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
56. Bu amaçla 6830 sayılımülgaKanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. ve 17.maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescil kararı verilenkamulaştırmalarda tebligatlar ve diğer kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmışsayılması öngörülmüş; bu kamulaştırma işlemleri sebebiyle hiçbir hak ve alacaktalebinde bulunulamayacağı, kamulaştırmaya veya bedeline karşı itiraz davalarıaçılamayacağı belirtilmiş; açılmış ve devam eden davaların bu madde hükmüuygulanarak sonuçlandırılacağı ifade edilmiştir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
57. Kamulaştırmanın usulüne uygun yapıldığı ve kamulaştırmabedelinin daha önce ödendiği bu gibi durumlarda ikinci kez kamulaştırma bedeliödenmemesini temine yönelik yasal düzenleme yapılması, kamu mali kaynaklarınınve dolayısıyla vergi mükelleflerinin korunması amacına dayandığıanlaşılmaktadır. Kamu kaynaklarının korunması amacıyla düzenleme yapılmasındakamu yararı bulunduğu açıktır. Bu nedenle kamulaştırma bedelinin daha öncebaşvurucular murisleri adına açılan banka hesaplarına bloke edildiğigözetilerek davanın esasının incelenmeksizin reddedilmesi biçimindekimüdahalenin meşru bir amaca dayandığı sonucuna ulaşılmaktadır.
iii. Ölçülülük
(1) Genel İlkeler
58. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazla sınırlandırılmasıkamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamına geleceğinden hukukdevleti ilkesiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
59. Ölçülülük ilkesi “elverişlilik”, “gereklilik” ve“orantılılık” olmak üzere üç alt ilkeden oluşmaktadır. “Elverişlilik” öngörülenmüdahalenin ulaşılmak istenen amacı gerçekleştirmeye elverişli olmasını,“gereklilik” ulaşılmak istenen amaç bakımından müdahalenin zorunlu olmasınıyani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkün olmamasını,“orantılılık” ise bireyin hakkına yapılan müdahale ile ulaşılmak istenen amaçarasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğini ifade etmektedir (AYM,E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2012/102, K.2012/207, 27/12/2012;E.2012/149, K.2013/63, 22/5/2013; E.2013/32, K.2013/112, 10/10/2013; E.2013/15,K.2013/131, 14/11/2013; E.2013/158, K.2014/68, 27/3/2014; E.2013/66, K.2014/19,29/1/2014; E.2014/176, K.2015/53, 27/5/2015; E.2015/43, K.2015/101, 12/11/2015;E.2016/16, K.2016/37, 5/5/2016; E.2016/13, K.2016/127, 22/6/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No:2013/817, 19/12/2013, § 38).
60. Ölçülülülüğün bir alt ilkesi olanmüdahale için seçilen aracın gerekliliğinin değerlendirilmesi öncelikli olarakilgili kamu makamlarının yetkisindedir. Müdahale ile ulaşılmak istenen somutkamu yararı amacının gerçekleştirilmesi yetkili idarelerin sorumluluğunda olupamaca ulaşılmasında ne tür bir aracın daha etkili ve verimli sonuçlardoğuracağı hususunda sorumlu ve yetkili otoriteler, en isabetli karar verebilecekkonumdadır. Bu nedenle hangi aracın seçileceği konusunda idarelerin belliölçüde takdir yetkisi bulunmaktadır. Ne var ki seçilen aracın gerekliliğineilişkin olarak idarelerin haiz bulunduğu takdir yetkisi sınırsız değildir.Tercih edilen aracın müdahaleyi ulaşılmak istenen amaca nazaran bariz birbiçimde ağırlaştırması durumunda Anayasa Mahkemesince, müdahalenin gerekliolmadığı sonucuna ulaşılması mümkündür. Ancak Anayasa Mahkemesinin bu kapsamdayapacağı denetim seçilen aracın isabet derecesine yönelik olmayıp hak veözgürlükler üzerinde oluşturduğu müdahalenin ağırlığına dönüktür (Recep Tarhan ve Afife Tarhan, B. No:2014/1546, 2/2/2017, § 70).
61. Dava süresinin işlemeye başladığı an da mahkemeye erişimhakkına yapılan müdahalenin ölçülülüğü bağlamında büyük önem taşımaktadır. Bukapsamda dava süresinin, hak sahibinin henüz dava hakkının doğduğundan haberdarolmadığı ve somut koşullar çerçevesinde haberdar olduğunun kabulünü haklı kılannedenlerin bulunmadığı bir dönemde işlemeye başlaması, dava hakkının varlığınıanlamsız kılabileceğinden ölçülülük ilkesini zedeleyebilir.
62. Tebligat, yetkili makamlarca birtakım hukuki işlemlerin buişlemin hukuki sonuçlarından etkilenmeleri amaçlanan kişilere kanuna uygunşekilde bildirimi ve bu bildirimin usulüne uygun olarak yapıldığınınbelgelendirilmesi işlemidir. Usulüne uygun işlemlerin kendilerine bağlananhukuki sonuçları doğurabilmesi için muhatabına bildirilmesi gerekir. Usulüneuygun olarak yapılan tebligat, Anayasa'da güvence altına alınmış olan iddia vesavunma hakkının tam olarak kullanılabilmesinin ve bireylere tanınan hak aramahürriyetinin önemli güvencelerinden biridir (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Bu nedenle tebligat zorunluluğunu ortadan kaldıran düzenlemelerdava açma imkânını zayıflatacağından mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahaleyi ölçüsüz kılabilir.
(2) İlkelerin Olaya Uygulanması
63. Somut olayda başvurucuların murisine ait taşınmaz 2/12/1985tarihinde (kaldırılan) Arsa Ofisi tarafından kamulaştırılmıştır. Kamulaştırmayailişkin işlemler, murislerinin adreslerinde bulunamaması nedeniyle murisleretebliğ edilememiştir. Başvurucular, taşınmazın kamulaştırıldığını 2011 yılındaöğrendiklerini öne sürerek 14/9/2011 ve 14/10/2011 tarihlerinde Mahkemedekamulaştırmasız el atma ile taşınmaz üzerinden elektrik iletim hattıgeçirilmesi nedenleriyle TOKİ ve TEİAŞ aleyhine tazminat davası açmışlardır.
64. 4650 sayılı Kanun'dan önceki kamulaştırma mevzuatına göretebligatın yapılıp yapılmaması, dava açma süreleri ve dolayısıyla adaleteerişim hakkının kullanılabilmesi için hayati bir öneme sahiptir. Kural olarakkamulaştırma işlemi usulüne uygun olarak tebliğ edilmeden dava açmak için zorunluolan otuz günlük hak düşürücü sürenin malik açısından işlemeye başlaması mümkündeğildir (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014).
65. Daire kararında dayanılan 2942 sayılı Kanun'un geçici 7.maddesiyle 6830 sayılı mülga Kanun'un 16. ve 17. maddeleri ile 2942 sayılıKanun'un mülga 16. ve 17. maddeleri uyarınca mahkemelerce idare adına tescilkararı verilen kamulaştırmalarda, geçmişte usulüne aykırı olarak yapılmış olantebligatlar geçerli sayılarak kamulaştırma işlemleri tamamlanmış kabuledilmektedir. Usulsüz olarak gerçekleştirilen kamulaştırma tebligatları geçerlikabul edilerek kamulaştırma işlemlerinin tamamlanmış sayılmasının kamulaştırmaişlemine ve bedele karşı açılacak davalar için öngörülen otuz günlük hakdüşürücü sürenin geçirilmesi sonucunu doğuracağı açıktır (AYM, E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014). Nitekim başvuru konusu olayda yapılan yargılama sonucuverilen nihai kararla (Dairenin 27/3/2014 tarihli kararı) 6487 sayılı Kanun'la2942 sayılı Kanun'a eklenen geçici 7. maddeye dayanılarak esası incelenmeksizindava reddedilmiştir.
66. Daha önce ödemesi yapılan ancak arşiv kayıtlarının imhaedilmiş olması nedeniyle ispat sorunuyla karşılaşılan kamulaştırmalarda, ikincikez kamulaştırma bedeli ödenmesinin engellenmesi amacıyla düzenleme yapılmasıolağandır (AYM, E.2013/95, K.2014/176, 13/11/2014). Bu bağlamda arşivkayıtlarının imhası nedeniyle ulaşılamayan tebligat işlemlerinin geçerlisayılması ve bu tür kamulaştırma işlemlerine ilişkin olarak tazminat davasıaçılmasının önlenmesi, ikinci kez ödeme yapılmasının engellenmesi bakımındanelverişli bir araçtır.
67. Buna karşılık 2942 sayılı Kanun'un mülga 16. maddesiuyarınca yapılan kamulaştırma işlemlerinde kıymet takdir komisyonunca takdiredilen kamulaştırma bedeli malik adına bankaya bloke edilmiş olsa da bazıdurumlarda malike yapılan tebligatın usulsüz olması gibi maliktenkaynaklanmayan ve malike kusur izafe edilmesi de mümkün olmayan sebeplerlemalikin kamulaştırma işlemlerinden ve kamulaştırma bedelinin bankayayatırıldığından haberdar olmaması mümkündür (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
68. Geçici 7. madde hükmü, ikinci kez kamulaştırma bedeliödenmesini engellemenin yanında idarenin hatalı tebligat yapması veya nüfuskayıtlarındaki hatalar nedeniyle yanlış kişilere tebligat yapılması veyaödemede bulunulması gibi malikin gerçekten mağdur olduğu durumlarda da davaaçılmasını önlemektedir. Geçmişte malikten kaynaklanmayan sebeplerle usulsüzolarak yapılan tebligatlar geçerli kabul edilerek kamulaştırma işlemlerinintamamlanmış sayılması suretiyle malikin mülkiyet hakkından kaynaklanan davalarıaçma imkânının ortadan kaldırılması, mahkemeye erişim hakkına yapılanmüdahaleyi öngörülen amaca nazaran bariz bir şekilde ağırlaştırmaktadır. Zirabu durumda sırf idarenin arşiv kayıtlarının imha edilmiş olmasından yararlanankötü niyetli kişilerin ikinci kez kamulaştırma bedeli elde etmelerininönlenmesi uğruna kamulaştırma işleminden haberdar olmayan maliklerin tazminathakları da feda edilmektedir. Nitekim Anayasa Mahkemesinin 13/11/2014 tarihlive E.2013/95, K.2014/176 sayılı kararıyla hak arama özgürlüğüyle bağdaşmadığı,hukuk güvenliği ilkesini ve malikin mülkiyet hakkını zedelediği gerekçesiyle2942 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesiiptaledilmiştir (bkz. § 26).
69. Sonuç olarak somut olayda 2942 sayılı Kanun'un geçici 7.maddesine dayanılarak kamulaştırma tebligatı aşamasındaki tüm işlemleringeçerli kabul edilmesi ve buna bağlı olarak başvurucular tarafındankamulaştırma bedelinin tazmini istemiyle açılan davanın esasının incelenmeksizinreddedilmesi suretiyle mahkemeye erişim hakkına yapılan müdahalenin ölçülüolmadığı kanaatine varılmaktadır.
70. Açıklanan nedenlerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
C. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
71. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2)numaralı fıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
72. Başvuru formunda Muharrem Albereniçin 658.828 TL, Fatma Alberen için 164.707 TL, EkremAlberen ve Nergiz Alberen için ayrı ayrı 247.060 TL, Ali Uyandıran, NailUyandıran ve Ahmet Uyandıran için ayrı ayrı 439.218 TL ve Refik Tıknaz için1.765.875 TL maddi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine kararverilmesi isteminde bulunulmuştur.
73. Başvurucuların mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
74. Mahkemeye erişim hakkının ihlalinin sonuçlarının ortadankaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundankararın bir örneğinin yeniden yargılama yapılmak üzere Yargıtay 5. HukukDairesine gönderilmesine karar verilmesi gerekir.
75. Yeniden yargılama yapılmasına hükmedildiğinden tazminatisteminin reddi gerekir.
76. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 206,10 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.006,10 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeyeerişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzereYargıtay 5. Hukuk Dairesine (E.2013/23480) GÖNDERİLMESİNE,
D. Tazminat taleplerinin REDDİNE,
E. 206,10 TL harç ve 1.800 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.006,10 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARA MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin bilgi için Bakırköy 5. Asliye HukukMahkemesine (E.2011/435) GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE19/7/2017 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.