TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ULVİ ALTUNELLİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/11172)
Karar Tarihi: 12/6/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Hüseyin MECEK
Başvurucu
:
Ali Ulvi ALTUNELLİ
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, kamuoyunda Gezi Parkı olayları olarak bilinenolaylar sırasında polisin güç kullanması sonucu meydana gelen yaralanmayailişkin olarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesinin kötü muameleyasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını ihlal ettiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 4/7/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve AnkaraCumhuriyet Başsavcılığından getirtilen soruşturma dosyasındaki bilgi ve belgelerçerçevesinde olaylar özetle şöyledir:
9. Ankara İl Emniyet Müdürlüğünün verdiği bilgilere göreİstanbul'da başlayan Gezi Parkı olaylarına destek olmak ve Başbakanın yaptığıbir açıklamayı protesto etmek amacıyla çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasiparti, dernek, oda, sendika ve öğrenci grupları tarafından Ankara'nın farklıyerlerinde yapılacak basın açıklamalarına katılım çağrısında bulunulmuş;31/5/2013 tarihinde Ankara'da muhtelif yerlerde gösteriler düzenlenmiştir.
10. 1987 doğumlu olan başvurucu da çağrıya uyarak akşam saat19.00 sıralarında Kuğulu Park'a gelmiştir. Başvuru formunda ve AnkaraCumhuriyet Başsavcılığında (Savcılık) alınan beyanında başvurucu; arkadaşlarıG.Ö.H. ve R.E. ile birlikte tiyatrodan çıkınca saat 21.00 sıralarında KuğuluPark'ta yaklaşık iki saat bekledikten sonra kalabalıkla birlikte Kızılay'ayaklaştıklarında polisin Kızılay'a gidilmesine izin vermediğini belirtmiştir.Başvurucu, hiçbir taşkınlık olmadığı hâlde bir uyarıda da bulunulmadan AkayKavşağı'nda polisin yoğun şekilde gaz bombası ve tazyikli suyla kalabalığamüdahalede ettiğini ifade etmiştir. Polise direnmediğini belirten başvurucu,geri dönmek üzere Tunus Caddesi'ne yöneldikleri sırada bacağının arkasına gazfişeği kapsülü isabet ettiğini, kendisini yaralayan polislerden şikâyetçiolduğunu söylemiştir.
11. Başvurucunun arkadaşı tanık G.Ö.H. başvurucuyla aynıdoğrultuda ifade verirken diğer arkadaşı R.E.ninbeyanı alınmamıştır.
12. Olaydan hemen sonra sağlık raporu için herhangi bir yeregitmeyen, ancak altı gün geçince 6/6/2013’te Ankara Numune Eğitim ve AraştırmaHastanesine müracaat eden başvurucunun, sağ diz posteriorda(arka kısım) yaklaşık 6x6 cm'lik sarı-mor renkliyumuşak doku travması nedeniyle üç gün iş ve güçten kalacak şekilde yaralandığıtespit edilmiştir.
13. Olayı müteakip on birinci günde -11/6/2013 tarihinde-Savcılığa suç duyurusunda bulunan ve aynı gün Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğündeyeniden muayene edilen başvurucunun yaralanmasının basit tıbbi müdahaleylegiderilebilecek ölçüde, hafif nitelikte olduğu bildirilmiştir.
14. Başvurucu, dizindeki yarayı gösteren dört fotoğrafı başvuruformuna eklemiştir.
15. Savcılık; Ankara Emniyet Müdürlüğünden (Emniyet Müdürlüğü)gösteriye müdahale edilip edilmediğinin, edilmişse grubun ikaz edilip edilmediğinin,6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nadayalı olarak başvurucu hakkında işlem yapılıp yapılmadığının bildirilmesini vegaz fişeği kullanmakla görevli polis memurlarının kimlik bilgileri ile kameragörüntülerinin gönderilmesini istemiştir.
16. Emniyet Müdürlüğü olay tutanağı, ikaz tutanağı, temin edilengörüntü kayıtları ile gaz kullanmakla görevli polislerin listesini Savcılığagöndermiştir. Yazıda emniyet güçlerine taş, şişe, sopa vb. sert cisimlerlesaldırıldığı, ana yolların araç trafiğine kapatıldığı, ikazlara uymayan vedağılmamakta direnen eylemcilere kamu düzeni ve güvenliğinin sağlanmasıamacıyla orantılı olarak tazyikli su ve gaz kullanılmak suretiyle müdahaleedildiği, başvurucu hakkında olayla alakalı bir işlem yapılmadığıbildirilmiştir.
17. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü tarafından Savcılığa gönderilentutanaklara göre anılan gösterilerin başvurucunun dâhil olduğu kısımlarınailişkin olarak olaylar özetle şöyledir:
i. Ankara İl Emniyet Müdürlüğü; İstanbul'da başlayan Gezi Parkıolaylarına destek olmak ve Başbakanın yaptığı bir açıklamayı protesto etmekamacıyla Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Ankara İl Başkanlığının düzenlediğitoplantı sırasında çeşitli sivil toplum örgütleri, siyasi parti, dernek, oda,sendika ve öğrenci gruplarının eylem yapacağını haber alması üzerine saat 18.00itibarıyla Kuğulu Park'ta, Tunus Caddesi'nde ve Amerika Birleşik DevletleriBüyükelçiliği önünde tam teçhizatlı olarak tedbir almıştır.
ii. CHP Ankara İl Başkanlığı önünde toplanan ve emniyetgüçlerine taş ve sopalı saldırıda bulunan gruba gaz ve tazyikli suyla yapılanmüdahale sonucunda yaklaşık 300 kişi saat 18.55'te Atatürk Bulvarı'nı trafiğekapatarak Kuğulu Park'a intikal etmiştir.
iii. Saat 17.00 civarında Yüksel Caddesi'ndetoplanan yaklaşık 400 kişilik bir başka grup, Tunalı Hilmi Caddesi’ni araçtrafiğine kapatarak saat 19.55'te Kuğulu Park'a gelmiştir.
iv. Saat 19.30'da Kuğulu Park'ta yaklaşık 6.000 kişitoplanmıştır. 19.35'te Atatürk Bulvarı'nın Kızılay istikameti bazı göstericilertarafından trafiğe kapatılmıştır. 19.45'te bazı gruplar Kennedy Caddesi'negiriş yaptıktan sonra yolu trafiğe kapatarak oturma eylemine başlamışlardır.Polisin uyarısına aldırmayarak flama ve taşlarla kolluk kuvvetlerine saldırangruba gaz ve tazyikli suyla müdahale edilerek grup dağıtılmıştır.
v. Saat 21.00'de Kuğulu Park'ta bulunan Türkiye Komünist Partisi(TKP) mensubu yaklaşık 300 kişilik grup yolu trafiğe kapatarak Akay Kavşağı'nayönelmiş, Çarşı taraftar grubu ve diğer bireysel katılımlarla topluluk 700kişiye ulaşmıştır. Akay Kavşağı'nda TKP'li bir kişiaçıklama yaptıktan sonra 300 kişi Karanfil Sokak'ta bulunan TKP Genel Merkezinegirmiştir. Akay Kavşağı'nda kalan 400 kişi ise burada oturma eylemibaşlatmıştır. Saat 22.00'ye kadar oturma eylemine devam eden grubun Bulvaristikametine geçişleri engellemek amacıyla barikat oluşturan polislere taş,sopa ve soda şişesi atarak saldırmaları üzerine orantılı olarak gaz ve suylamüdahalede bulunulmuştur. Bu müdahalenin ardından grup dağılmaya başlamıştır.
vi. Saat 23.45'e kadar Kızılay'ın farklı yerlerinde sürdürülengösterilerde toplam 47 kişi yakalanmıştır.
18. Soruşturma dosyası ve başvurucunun sunduğu belgelerdeolaylar sırasında göstericilerden ve polislerden kaçının yaralandığına dairherhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
19. Olay yerini gösteren kamera görüntüleri Savcılık tarafındanEmniyet Genel Müdürlüğü Kent Güvenlik Yönetim Sistemi'nden (KGYS)getirtilmiştir. Üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmadığı açıklanan ikiDVD'nin kopyası, izlenmek üzere Anayasa Mahkemesince Savcılıktan teminedilmiştir. İki DVD’de, 31/5/2013 tarihli yaklaşık 60 dakikalık üçer görüntükaydı bulunmaktadır. Bazıları sabit bazılarıysa hareketli kamerayla kaydedilengörüntülerde tespit edilen hususlar şunlardır:
Birinci DVD: İlk kaydın 56. dakikasında AkayKavşağı’nda polislerin toplanmaya başladığı, ikinci kaydın 5. dakikasındaelleri bayraklı flamalı grubun Kuğulu Park yönünden Atatürk Bulvarı’nı takipederek Akay Kavşağı’na geldiği, kavşakta bir süre beklediği, flamalı birkişinin önde grubu yönlendirdiği, yaklaşık 30 kişiden oluşan ve polisle karşıkarşıya gelerek takriben 20 dakika bekleyen gruptan kimilerinin polise niteliğianlaşılamayan cisimler atmasından ötürü bunlara göz yaşartıcı bomba ve tazyiklisuyla müdahalede bulunulduğu, 100 m kadar geri çekilen gruba yeniden tazyiklisuyla müdahaleye devam edildiği, tazyikli su aracı geri manevra yaparken poliseyeniden yaklaşan grubun üzerine yaklaşık 40-45 derecelik açıyla dört beş gazbombası atıldığı, kolluk kuvvetlerinin bir kısmının geri çekilen grubun üzerinedoğru ilerlediği, grup geri çekildikten sonra 50. dakikada yolun normal trafikakışına açıldığı görülmüştür. Hareketli kamerayla Tunus Caddesi’ni çeken üçüncükaydın kamera görüş açısını ağaçların kısmen kapattığı, 7. dakikada ağaçlarınarkasına polisin dört beş el gaz fişeği attığı, göstericilerden bir kısmınınpolise çeşitli cisimler fırlattığı anlaşılmıştır.
İkinci DVD: Saat 20.00-21.00 arasındahareketli kameranın çektiği görüntülerin 37. dakikasında Akay Kavşağı altgeçidi üzerinde ellerinde flamalar olan grubun toplanmaya başladığı, 46.dakikasında tazyikli suyla gruba müdahale edildiği, kimi göstericilerinyumruklarını havaya kaldırarak bağırdığı, kamera yön değiştirdiğinde havakarardığı için görüntü kalitesinin zaman zaman azaldığı, aynı saat aralığınıçeken sabit kamera görüntülerinin 43. dakikasında polisin toplumsal olaylaramüdahale aracıyla (TOMA) birlikte beklediği noktadan 50 m kadar ilerlediği, 46.dakikada onların terk ettiği yere kalkanlı başkapolislerin geldiği, 60. dakikada gaz fişeği dumanlarının yükseldiği, saat21.00-22.00 arasında çekilen üçüncü kayıtta alt geçidin üstünde kalabalığınbeklediği, 16. dakikada yolda bir maddenin uzun süre yandığı, olay yerineCHP’ye ait bir otobüs, ambulans ve itfaiye araçlarının geldiği kamerayayansımıştır.
20. 6/2/2014 tarihinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıncakovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararda; kolluk görevlileriningösteriye müdahalede bulunduğu, başvurucunun bu esnada ayağına isabet eden gazfişeği kapsülünden dolayı basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek şekildeyaralandığı kabul edilmiştir. Ancak kolluğun müdahalesinin 4/7/1934 tarihli ve2559 sayılı Polis Vazife ve Salâhiyet Kanunu'nun verdiği yetki aşılarak orantısızolduğuna dair müştekinin soyut iddiasından başka dava açılmasına yeterli delilbulunmadığı sonucuna varılmıştır.
21. Sincan 3. Ağır Ceza Mahkemesince 7/5/2014 tarihinde itirazıreddedilen başvurucuya bu karar 5/6/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
22. Başvurucu 4/7/2014 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
1. Ulusal Mevzuat
23. 2911 sayılı Kanun'un olay tarihindeki hâliyle yürürlükteolan 22., 23. ve 24.maddeleri şöyledir:
"Yasak yerler
Madde 22 - Genelyollar ile parklarda, mabetlerde, kamu hizmeti görülen bina ve tesislerde vebunların eklentilerinde ve Türkiye Büyük Millet Meclisine bir kilometreuzaklıktaki alan içinde toplantı yapılamaz ve şehirlerarası karayollarındagösteri yürüyüşleri düzenlenemez.
Genel meydanlardaki toplantılarda, halkın veulaşım araçlarının gelip geçmesini sağlamak üzere valilik ve kaymakamlıklarcayapılacak düzenlemelere uyulması zorunludur.
Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri
Madde 23 -...
b) Ateşli silahlar veya patlayıcı maddelerveya her türlü kesici, delici aletler veya taş, sopa, demir ve lastik çubuklar,boğma teli veya zincir gibi bereleyici ve boğucu araçlar veya yakıcı,aşındırıcı, yaralayıcı eczalar ... taşınarak ...
Yapılan toplantılar veya gösteri yürüyüşleriKanuna aykırı sayılır.
Toplantı veya gösteri yürüyüşünün dağıtılması
Madde 24 - Kanunauygun olarak başlayan bir toplantı veya gösteri yürüyüşü, daha sonra 23 üncümaddede belirtilen kanuna aykırı durumlardan bir veya birkaçının vuku bulmasısebebiyle, Kanuna aykırı toplantı veya gösteri yürüyüşü haline dönüşürse:
a) Hükümet komiseri toplantı veya gösteriyürüyüşünün sona erdiğini bizzat veya düzenleme kurulu aracılığı ile topluluğailan eder ve durumu en seri vasıta ile mahallin en büyük mülki amirinebildirir.
b) Mahallin en büyük mülki amiri, yazılı veyaacele hallerde sonradan yazı ile teyit edilmek kaydıyla sözlü emirle, mahallingüvenlik amirlerini veya bunlardan birini görevlendirerek olay yerine gönderir.
Bu amir, topluluğa Kanuna uyularakdağılmalarını, dağılmazlarsa zor kullanılacağını ihtar eder. Toplulukdağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır. Bu gelişmeler hükümet komiserincetutanaklarla tespit edilerek en kısa zamanda mahallin en büyük mülki amirinetevdi edilir.
(a) ve(b) bentlerindeki durumlarda güvenlik kuvvetlerine karşı fiili saldırı veyamukavemet veya korudukları yerlere ve kişilere karşı fiili saldırı halimevcutsa, ihtara gerek olmaksızın zor kullanılır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşüne 23 üncü madde (b) bendinde yazılı silah, araç, alet veyamaddeler veya sloganlarla katılanların bulunması halinde bunlar güvenlikkuvvetlerince uzaklaştırılarak toplantı ve gösteri yürüyüşüne devam edilir.Ancak, bunların sayıları ve davranışları toplantı veya gösteri yürüyüşünüKanuna aykırı addedilerek dağıtılmasını gerektirecek derecede ise yukarıdakifıkra hükümleri uygulanır.
Toplantı ve gösteri yürüyüşüne silah, araç,alet veya maddeler veya sloganlarla katılanların tanınması veuzaklaştırılmasında düzenleme kurulu güvenlik kuvvetlerine yardım etmekleyükümlüdür.
Toplantı veya gösteri yürüyüşlerinin Kanunaaykırı olarak başlaması hallerinde; güvenlik kuvvetleri mensupları, olayı enseri şekilde mahallin en büyük mülki amirine haber vermekle beraber, mevcutimkanlarla gerekli tedbirleri alır ve olaya müdahale eden güvenlik kuvvetleriamiri, topluluğa dağılmaları, aksi halde zor kullanılarak dağıtılıcaklarıihtarında bulunur ve topluluk dağılmazsa zor kullanılarak dağıtılır."
24. 2559 sayılı Kanun'un 16. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Zor vesilah kullanma
Madde 16 - Polis,görevini yaparken direnişle karşılaşması halinde, bu direnişi kırmak amacıylave kıracak ölçüde zor kullanmaya yetkilidir.
Zor kullanma yetkisi kapsamında, direnmeninmahiyetine ve derecesine göre ve direnenleri etkisiz hale getirecek şekildekademeli olarak artan nispette bedenî kuvvet, maddî güç ve kanunî şartlarıgerçekleştiğinde silah kullanılabilir.
İkinci fıkrada yer alan;
a) Bedenî kuvvet; polisin direnen kişilerekarşı veya eşya üzerinde doğrudan doğruya kullandığı bedenî gücü,
b) Maddî güç; polisin direnen kişilere karşıveya eşya üzerinde bedenî kuvvetin dışında kullandığı kelepçe, cop, basınçlısu, göz yaşartıcı gazlar veya tozlar, fizikî engeller, polis köpekleri veatları ile sair hizmet araçlarını,
ifade eder.
Zor kullanmadan önce, ilgililere direnmeyedevam etmeleri halinde doğrudan doğruya zor kullanılacağı ihtarı yapılır.Ancak, direnmenin mahiyeti ve derecesi göz önünde bulundurularak, ihtaryapılmadan da zor kullanılabilir.
Polis, zor kullanma yetkisi kapsamındadirenmeyi etkisiz kılmak amacıyla kullanacağı araç ve gereç ile kullanacağızorun derecesini kendisi takdir ve tayin eder. Ancak, toplu kuvvet olarakmüdahale edilen durumlarda, zor kullanmanın derecesi ile kullanılacak araç vegereçler müdahale eden kuvvetin amiri tarafından tayin ve tespit edilir.
…"
25. 30/12/1982 tarihli ve 17914 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan Polis Çevik Kuvvet Yönetmeliği’nin 25. maddesinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Olaylarınizlenmesi, kontrolü ve müdahale esasları
Madde 25 – Kanuna uygun olan ve olmayantoplantı ve gösteri yürüyüşleri ile diğer toplumsal olayların izlenmesi,kontrolü ve müdahale esasları aşağıda belirtilmiştir.
…
b. Kanuna aykırı toplantı ve gösteriyürüyüşleri nedeniyle toplumsal olaylara müdahale gerektiğinde;
(1)Mahallin mülkiye amiri veya görevlendirileceği en büyük zabıta amiri veyazabıta amirlerinden biri ses yükseltici veya yayıcı cihazlar aracılığı ile öncekendisini topluluğa tanıtır, sonra “kanuna uyarak dağılmaları ve dağılmamalarıhalinde zor kullanılacağı” ihtarını yapar. Dağılma ihtarı olumlu, kitleyiyumuşatıcı, sade ve açık olur. Emir mutlaka iki veya üç defa tekrar edilir ve enuzak noktadan işitildiğine dair görevlilerce tutanak düzenlenir.
…
Güvenlik kuvvetlerine karşı fiili saldırı vemukavemet bulunduğu taktirde veya güvenlik kuvvetleri tarafından korunanyerlere fiili saldırı halinde ihtara gerek yoktur.
…”
26. İçişleri Bakanlığının yayımladığı 25/8/2011 tarihliToplumsal Olaylarda Görevlendirilen Personelin Hareket Usul ve Esaslarına Dair Yönerge'nin 10. ve 12. maddelerinin ilgili kısımlarışöyledir:
“Kanunaaykırı toplantı vegösteri yürüyüşlerinemüdahalesırasındaalınacak tedbirler ve genelprensipler
Madde 10 - …
(5)Kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde olaya müdahale eden güvenlikgörevlilerince topluluğa karşı toplantının kanunsuz olduğu duyurusu yapılır vetoplantının en arka tarafından duyulacak şekilde en az üç kez"dağılın" ihtarı yapılarak topluluğun dağılması için makul bir süreverilir. Makul süre topluluğun dağılması için gereken süre olup, katılansayısına ve gösteri alanının yapısına göre değişir.
…
(7) Topluluğudağıtma işlemi sırasında grubun gösterdiği cebir, şiddet, karşı koyma veyasaldırının derecesine göre "kademeli şekilde artan" nispette ve"orantılılık" ilkelerine göre güç kullanılır.
…
(10)Güvenlik kuvvetlerine karşı fiili saldın, mukavemet veya korudukları yerlere vekişilere karşı fiili saldırı hali mevcutsa, ihtara gerek olmaksızın zorkullanılarak topluluğa müdahale edilir.
…
(24)Topluluğa müdahale esnasında şiddet görüntüsü veren ferdi hareketlerdenkaçınılır, toplumsal olaylara müdahale yöntem ve taktikleri uygulanır.
…
Takip edilecek zor kullanma aşamaları
Madde 12 - …
(2)Güvenlik kuvvetlerine, korudukları yerlere ve kişilere karşı doğrudan taş,sopa, molotof kokteyli, sapan veya misket vb.cisimlerle saldırıda bulunulması durumunda; ihtara gerek olmaksızın veyukarıdaki zor kullanma aşamaları izlenmeksizin saldırı ile orantılı olarakgruplara müdahale edilir. Gösterici gruplar tarafından yapılan saldırınınderecesine göre, saldırıyı bertaraf edecek nispette ve saldırı ile orantılıolacak şekilde yukarıda sayılan zor kullanma araçlarından uygun görülenlerkullanılarak saldırganların etkisiz hale getirilmesi, dağıtılmaları veyayakalanmaları sağlanır.”
27. Emniyet Genel Müdürlüğünün 15/12/2008 tarihli ve 19 sayılı Göz Yaşartıcı Gaz Silahları ve Mühimmatlarıkonulu genelgesi, Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından tüm kolluk birimlerinegönderilmiştir. Bu Genelge, Aralık 2008 tarihinde hazırlanan Göz Yaşartıcı GazSilahları ve Mühimmatları Kullanım Talimatı'na(Talimat) atıf yapmaktadır. Bu Talimat, göz yaşartıcı gaz silahlarınınözelliklerini, kullanım yöntemlerini ve gazın etkilerini açıklamaktadır.Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından 26/6/2013 ve 22/7/2013 tarihlerindeçıkarılan iki ayrı genelgeyle daha ayrıntılı hâle getirilen bu Talimatın ilgilibölümleri şöyledir:
"…
2. Göz Yaşartıcı Gaz Silahları veMühimmatlarını Kullanma Taktikleri
...
- Göz yaşartıcı maddeler gaz ekibinden sorumluamirin şartları değerlendirmesi neticesinde, vereceği taktik doğrultusunda vebelirttiği dozda kullanılır.
- Kadrosunda göz yaşartıcı gaz mühimmatıkullanımı kursu almış personel bulunmayan birimlerimizce, olaylarda kullanılmaküzere göz yaşartıcı gaz silahı ve mühimmatı talebinde bulunulmaz.
- Göz yaşartıcı maddelerin dozu topluluğunveya kişinin direncine ve karşı koymasına orantılı olarak kademeli bir şekildearttırılır.
- Göz yaşartıcı gaz fişekleri doğrudan insanvücudunu hedef alacak sekilde atılmaz.
- Göz yaşartıcı maddeler direniş vesaldırısına son vermiş kişilere karşı asla kullanılmaz.
- Göz yaşartıcı gaz mühimmatı kullanan veyakullanacak her personel, mühimmatı üreten firmanın belirttiği kullanma talimatıve uyarılar hakkında bilgilendirilir.
3. Göz Yaşartıcı Gaz Silahları veMühimmatlarının Açık ve Kapalı Alanlarda Kullanım Taktikleri
a) Açık Alanlarda
- Toplumsal olaylarda kalabalığı daha küçükparçalara bölerek dağıtmak, aralarındaki etkileşimi zayıflatarak tahrikçilerinetkilerinden diğerlerini kurtarmak için Göz Yaşartıcı Maddeler kullanılabilir.
- Toplumsal olaylarda göz yaşartıcı maddekullanımında aşağıdaki hususlar dikkate alınmalıdır.
...
- Kullanılacak olan mühimmatların menzilininne kadar olduğunun bilinmesi ve buna göre hedeflenen noktaya ulaşıpulaşamayacağının düşünülerek, uygun mesafeden atılması gerekir. Ayrıca,mühimmatın geri atılabileceği ve etki alanı da düşünülerek, toplumsal olayındurumuna uygun mühimmatların kullanılması gereklidir.
- Kalabalığın özellikleri ve büyüklüğü dikkatealınmalıdır. Çok büyük bir topluluğun ortasına gaz mühimmatları atıldığındaiçeriden dışarıya doğru bir kaçış olacağı düşünüldüğünde, bu büyük topluluğundış kısmındakilerin gazdan etkilenmedikleri için açılmayabilecekleri veezilmelerin olabileceği düşünülmelidir.
…
4. Göz Yaşartıcı Gazla Müdahale Kademeleri
- Topluluk ile polis arasındaki mesafeye göretercih edilmesi gereken göz yaşartıcı gaz mühimmatlarına iliskinesaslar asağıda belirtilmiştir.
a) 1. Kademe: Yakın mesafe (1–15 metre) GazSpreyi ve Model 5 Gaz Tüpü ile yapılan müdahale şeklidir. Kalkan hattınayüklenen grubu, gazın fiziksel ve psikolojik etkisi vasıtasıyla minimum 15metre etki altına alabilir.
b) 2. Kademe: Orta mesafe (15–30 metre) Gaz ElBombaları ile yapılan müdahale şeklidir. 1. Kademe Müdahale sonundadağılmamakta ısrar eden ve saldırgan özelliğini koruyan gruplara karşıkullanılır. Meteorolojik şartlara göre değismeklebirlikte bir adet gaz el bombası 50 metre karealanıetkisi altına alabilir.
c) 3. Kademe: Uzak Mesafe (30–150 metre) 37/38mm. Gaz Tüfeği ile yapılan müdahale şeklidir. 2. Kademe Müdahaleye müteakiptoplanmaları engellemek ve grubu dağılım güzergâhlarına yönlendirmek amacıylakullanılır. Kullanıcının vücuduna 45 derece açı ve ideal hava şartlarındayapılan atış ile 150 m mesafe ötesi etki altına alınabilir."
2. Ulusal Raporlar
28. Türkiye İnsan Hakları Kurumu tarafından Ekim 2014'deyayımlanan Gezi Parkı Olayları Raporu'ndaki tespitlerden bazıları AnayasaMahkemesinin Özge Özgürengin(B. No: 2014/5218, 19/4/2018, § 10) kararında şöyle açıklanmıştır:
a. Gezi Parkı, İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Taksim Meydanı’nınyakınlarında konumlanan bir şehir parkıdır. Gezi Parkı'nın bu ismi alması vesöz konusu mekânda gerçekleşen değişimler, Gezi Parkı olayları vesilesiylegündeme gelmiş; konuya ilişkin birçok açıklama yapılmış ve tartışmayürütülmüştür.
b. Gezi Parkı olayları, İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan GeziParkı’nda yapılmak istenen çevre ve imar düzenlemelerine engel olmak için 27/5/2013tarihinde iş makinelerinin Gezi Parkı'na girmesiyle başlamış ve haziran-temmuzaylarında yoğunlaşarak Türkiye’nin birçok iline yayılmış toplantı ve gösteriyürüyüşleridir.
c. Gezi Parkı olaylarının kronolojik gelişimine dair bir kısımbilgi şöyledir:
i. 27/5/2013: Taksim Yayalaştırma Projesi kapsamında GeziParkı’nın Asker Ocağı Caddesi'ne bakan duvarının üç metrelik kısmının gece 22.00 civarında yüklenici firmaya ait iş makineleritarafından yıkılması ve beş ağacın yerinden sökülmesi üzerine çeşitli siviltoplum kuruluşlarından oluşan Taksim Dayanışması üyelerinin de aralarındabulunduğu yaklaşık yirmi kişi iş makinelerini durdurarak parkta nöbet tutmayabaşlamıştır.
ii. 28/5/2013: Ağaçların sökülmesini engellemek için durumdanhaberdar olan birçok kişi parka gelmiş, eylemciler ile eylemcilere ait parktakiçadırları sökmek isteyen zabıtalar arasında arbede yaşanmıştır.
iii. 30/5/2013: Kolluk kuvvetleri tarafından saat 05.00civarında parktaki eylemcilere müdahale edilmiştir. Kaldırılan çadırların birkısmı yakılmış, geri kalanına el konulmuştur. İnşaat ekibi parktakiçalışmalarına tekrar başlamıştır.
iv. 31/5/2013: Saat 04.30 sıralarında parkta bulunanlaramüdahale edilmiş, park boşaltılarak girişler polis bariyeriyle kapatılmış,parkın boşaltılmasından sonra Taksim Meydanı ve çevresinde toplanangöstericilere biber gazı ve basınçlı su kullanılarak yapılan müdahalelersonucunda birçok kişi yaralanmıştır. Protestolar başka şehirlere de yayılmış,özellikle Ankara Merkez'de birçok eylem yapılmıştır.
v. 1/6/2013: Gezi Parkı eylemine müdahale eden polisin güçkullanımını protesto eylemleri tüm Türkiye’ye yayılmış,Ankara Kızılay Meydanı’nda toplanan gruplarakolluk görevlilerince yoğun olarak gaz bombası atılmıştır. İçişleri Bakanı48ilde 90'ın üzerinde eylem yapıldığını, 939 kişinin gözaltına alındığını, 53'üvatandaş, 26'sı polis olmak üzere toplam 79 kişinin yaralandığını ve buyaralıların 19'unun İstanbul'da tedavilerinin devam ettiğini açıklamıştır.
vi. 2/6/2013: İçişleri Bakanı 67 ilde 235 eylem yapıldığını,1.730 kişinin gözaltına alındığını, 115 güvenlik görevlisinin yaralandığını, 58kişinin tedavisinin devam ettiğini ve 6 kişinin yoğun bakımda olduğunuaçıklamıştır.
vii. 3/6/2013: İzmir Karşıyaka’da bulunan Adalet ve KalkınmaPartisi (AK Parti) ilçe binası göstericiler tarafından ateşe verilmiş, İstanbulDolmabahçe’de polis ve eylemciler arasında çatışma yaşanmış; polis, biber gazıve tazyikli suyla müdahale ederken eylemciler kaldırım taşlarından barikatlarkurmuş; polise taş ve molotof kokteylleriyle karşılıkvermişlerdir.
viii. 4/6/2013: İstanbul Adliyesinde, ülke çapındakigösterilerde yaşanan polis müdahalesi avukatlar tarafından protesto edilmiş;İstanbul Beşiktaş’taki Başbakanlık ofisine yürümek isteyen ve dağılma uyarısınıdikkate almayan gruba polis tazyikli su ve biber gazıyla müdahale etmiştir.
ix. 5/6/2013: Taksim Dayanışması Platformu temsilcileri BaşbakanYardımcısı ile görüşme yapmış ve taleplerini iletmişlerdir. Bu platformakatılan Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK), Devrimci İşçiSendikaları Konfederasyonu (DİSK), Türk Tabipler Birliği (TTB) ile TürkMühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Türkiye genelinde iş bırakma eylemibaşlatmıştır.
x. 6/6/2013: İçişleri Bakanı 915 kişinin hastaneyekaldırıldığını, 79 kişinin tedavisinin sürdüğünü, 4 kişinin hayati tehlikesinindevam ettiğini ve 8 kişinin yoğun bakımda bulunduğunu, 516 kolluk görevlisininyaralandığını açıklamıştır.
xi. 9/6/2013: Taksim Dayanışma Platformu, Taksim Meydanı’nda genişkatılımlı miting düzenlemiştir.
xii. 11/6/2013: Kolluk kuvvetleri on gün aradan sonra sabaherken saatlerde göstericilerin hazırladığı barikatları aşarak Taksim Meydanı'nagelmiş ve meydandaki pankartları indirmiştir. Polisin Gezi Parkı'na müdahalesi sonucuprotestocularla kolluk kuvvetleri arasında çatışmalar yaşanmıştır.
xiii. 12/6/2013: Sabah saat 04.00’e kadar süren olaylar, polisinmeydandan çekilmesi ile sakinleşmiştir. Aynı gün Başbakan, Gezi Parkı’ndakieylemlerde yer alan bazı grupların temsilcileri ile Ankara’da bir arayagelmiştir.
xiv. 14/6/2013: Başbakan, Gezi Parkı’ndaki eylemlerde yer alanbazı grupların temsilcileri ile ikinci kez bir araya gelmiştir.
xv. 15/6/2013: Taksim Dayanışması Platformu üyeleri eylemlerinisadece Taksim Dayanışması çadırında sürdüreceklerini, park ve çevresindekidiğer çadırlar, flamalar ve bayrakların indirileceğini açıklamış; bu doğrultudasaat 16.00 civarında Taksim Dayanışması Platformuna ait olanlar haricindekidiğer flama ve bayraklar indirilmiş; ayrıca Gezi Parkı’ndan meydana açılanbölgedeki barikatlar temizlenmiştir. Bazı grupların alanda kalmaya devamedeceklerini beyan etmeleri üzerine saat 17.30’dan itibaren kolluk kuvvetleriparktaki göstericilere dağılmaları yolunda anons yapmaya başlamış ve gazsıkmış; saat 20.50’de göstericilere müdahale etmeye başlamıştır. Kollukkuvvetleri kısa sürede Gezi Parkı’na girmiş ve park girişe kapatılmıştır.
xvi. 24/6/2013: Olayların yaşandığı Gezi Parkı'nda haber yapmayaçalışan basın mensuplarına yönelik müdahale ve gözaltılar gerçekleşmiştir.
xvii. 6/7/2013: Polis, Taksim Dayanışması Platformunun çağrısıüzerine Gezi Parkı'na gelen kişilere müdahale etmiştir.
d. Kamuoyunda olayların çevreci bir saiklebaşladığını, bireylerin yaşadıkları çevreye ilişkin kararların kendilerinesorulması talebini ortaya koyduklarını ifade edenler olduğu gibi yerlerideğiştirilen ağaçların bahane olarak kullanıldığını, hareketin iktidara karşıyurt dışı destekli bir kalkışma olduğunu belirtenler ve polisin sertmüdahalesini, Başbakanlık binasının ele geçirilmeye çalışılması, kamunun veözel kişilerin mallarına zarar verilmesi ile ilişkilendirenler de mevcuttur.
e. İçişleri Bakanlığı verilerine göre 28/5/2013 ile 6/9/2013 tarihleriarasında 80 ilde Gezi Parkı olayları çerçevesinde 5.532 eylem/etkinlikgerçekleştirilmiş bu eylem ve etkinliklere 3.611.208 kişi katılmış, olaylarailişkin 104.519 emniyet personeli görevlendirilmiş, söz konusu gösterilerden164’üne müdahalede bulunulmuş, bir komiser yüksekten düşme nedeniyle şehitolmuş, üçü silahla ve ikisi bıçakla olmak üzere 697 güvenlik görevlisiyaralanmış, olaylar sırasında yaşamını yitiren dört sivil vatandaşın ölümüyleilgili adli ve idari soruşturma yürütülmüş, olaylarda gözaltına alınan 5.513kişiden 148'i tutuklanmış, görevlendirilen polislerden 127'si hakkındauygulamaları nedeniyle araştırma/soruşturma işlemleri yapılmıştır.
f. Gezi Parkı olayları sırasında bazı ölüm olayları dayaşanmıştır:
g. TTB verilerine göre kamu hastanelerine, özel hastane ve tıpmerkezlerine, olayların yaşandığı alanlarda kurulan revirlere toplam 8.163 kişiyaralı olarak başvurmuştur. Bunlardan 106'sı kafa travmasına uğramış, 63'ü ağıryaralanmış, 11'i gözünü kaybetmiştir.
B. Uluslararası Hukuk
1. İşkence ve KötüMuamele Yasağı Yönünden
a. Uluslararası Mevzuat
29. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 3. maddesişöyledir:
“Madde3- İşkence yasağı
Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya daaşağılayıcı muamele veya cezaya tabi tutulamaz.”
30. 27/8/1990 ila 7/9/1990 tarihlerinde Havana’da SuçlarınÖnlenmesi ve Suçluların Islahı Üzerine Sekizinci Birleşmiş MilletlerKonferansı’nda kabul edilen KollukGörevlilerinin Zor ve Silah Kullanmalarına Dair Temel Prensiplerinilgili bölümleri şöyledir:
"Yasa dışı toplantılarda asayiş sağlama
12. İnsan Hakları Evrensel Bildirisi’nde veKişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nde herkesin yasal ve barışçıltoplantılara katılma hakkı tanınmış olduğundan, Hükümetlere ve kanunen yetkilikuruluşlara ve kolluk görevlilerine, sadece aşağıdaki 13. ve 14. prensiplereuygun olarak zor ve silah kullanılabilme imkânı tanınır.
13. Kolluk görevlileri yasa dışı olan ve fakatşiddet içermeyen toplantıların dağıtılması sırasında zor kullanmaktankaçınırlar; zor kullanmaktan kaçınmak mümkün değilse, bu zor kullanmayı gereklikılan asgari ölçüyle sınırlı tutarlar.
14. Kolluk görevlileri şiddetli toplantılarındağıtılmasında, daha az tehlikeli araçların kullanılmasının elverişli olmamasıhalinde ve sadece gerekli olan asgari ölçüde kullanabilirler. Kollukgörevlileri, yukarıda dokuzuncu prensipte belirtilen şartlar dışında silahkullanamazlar."
31. Avrupa İşkencenin ve İnsanlık Dışı veya Onur Kırıcı Cezaveya Muamelenin Önlenmesi Komitesi (CPT), kanunların uygulanmasında bibergazının kullanımına ilişkin endişelerini şöyle ifade etmiştir:
“...Bibergazı, potansiyel olarak tehlikeli bir maddedir ve kapalı alanlardakullanılmamalıdır. Açık havada kullanılması halinde bile, CPT’ninciddi çekinceleri bulunmaktadır; istisnai olarak kullanılması gerektiğinde,bölgede belirli güvenlik tedbirlerinin alınması gerekmektedir. Örneğin, bibergazına maruz kalan kişiler derhal bir doktora ulaştırılmalı ve bu kişilerepanzehir sağlanmalıdır. Biber gazı, halihazırda kontrol altına alınmış birtutukluya karsı asla kullanılmamalıdır.” (CPT/Inf (2009) 25)
b. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi Uygulaması
32. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 3.maddesi ile ilgili içtihatlarında kötü muamele yasağının demokratik toplumlarınen temel değeri olduğunu vurgulamıştır. Terörizmle ya da organize suçlamücadele gibi en zor şartlarda dahi Sözleşme'nin -mağdurların davranışlarındanbağımsız olarak- işkence, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlerdenmen ettiği belirtilmiştir. Kötü muamele yasağının Sözleşme'nin 15. maddesindebelirtilen toplum hayatını tehdit eden kamusal tehlike hâlinde dahi hiçbiristisnaya yer vermediği içtihatlarda hatırlatılmıştır (Selmouni/Fransa [BD], B. No: 25803/94, 28/7/1999, § 95; Labita/İtalya [BD], B. No: 26772/95, 6/4/2000, §119).
33. Mahkeme, bir kişi özgürlüğünden yoksun bırakıldığında veyadaha genel anlamda kolluk kuvvetleri görevlileriyle karşı karşıya kaldığında-örneğin tutuklandığı sırada- kişinin davranışları kesinlikle gerektirmediğihâlde kişiye karşı fiziksel güç kullanımının insan onurunu zedelediğini vekural olarak Sözleşme’nin 3. maddesi tarafından güvence altına alınan hakkınihlalini teşkil ettiğini hatırlatmaktadır (Bouyid/Belçika [BD], B. No: 23380/09,28/9/2015, § 88; Ribitsch/Avusturya, B. No: 18896/91, 4/12/1995, §38; Mete ve diğerleri/Türkiye, B.No: 294/08, 4/10/2011 § 106).
34. AİHM, Avrupa Konseyi ülkelerinin taşkınlık durumundagöstericileri kontrol etmek hatta dağıtmak için kullanılmasını benimsediğibiber gazının, Kimyasal Silah Sözleşmesi’nin ekinde belirtilen toksik gazlar arasında yer almadığını, ancak biber gazıkullanımının solunum problemleri, bulantı, kusma, solunum yolu tahrişi, gözyaşıkanallarının ve gözlerin tahrişi, spazmlar, göğüs ağrısı, dermatit veya alerjigibi sıkıntılaraneden olabileceğinden kötü muameleyasağı kapsamında incelemiştir (OyaAtaman/Türkiye, B. No: 74552/01, 5/12/2006, §§ 17, 18, 25).
35. Öte yandan bir muamele veya cezanın kötü muamele olduğunusöyleyebilmek için eylemin asgari ağırlıkeşiğini aşması beklenir (Raninen/Finlandiya, B. No: 20972/92, 16/12/1997, § 55; Erdoğan Yağız/Türkiye, B. No: 27473/02,6/3/2007 §§ 35-37; Gafgen/Almanya [BD], B. No: 22978/05, 1/6/2010,§§ 88-90; Costello-Roberts/Birleşik Krallık, B. No: 13134/87,25/3/1993 § 30). Değerlendirmeye alınacak bu unsurlara muamelenin amacı vekastı ile ardındaki saik de eklenebilir (Aksoy/Türkiye,B. No: 21987/93, 18/12/1996, § 64; Eğmez/Kıbrıs,B. No: 30873/96, 21/12/2000, § 78; Krastanov/Bulgaristan, B. No: 50222/99, 30/9/2004, § 53). Ayrıca kötümuamelenin heyecanın ve duyguların yükseldiği bağlamda meydana gelipgelmediğinin tespiti de (Selmouni/Fransa, § 104) dikkate alınması gerekendiğer faktördür.
36. AİHM, Sözleşme'nin 3. maddesinin tartışılabilir ve makulşüphe uyandıran kötü muamele iddialarının etkin biçimde soruşturmayükümlülüğü getirdiğine dikkat çekmektedir (Labita/İtalya, § 131; Tepe/Türkiye,B. No: 31247/96, 21/12/2004, § 48). AİHM’iniçtihadında tanımlanan etkinlik için minimum standartlar soruşturmanınbağımsız, tarafsız, kamu denetimine açık olmasını ve yetkili makamlarıntitizlikle ve çabuklukla çalışmasını gerektirmektedir (Mammadov/Azerbaycan, B. No: 34445/04, 11/1/2007, § 73; Çelik ve İmret/Türkiye,B. No: 44093/98, 26/10/2004, § 55).
37. Devletin bireyleri koruma yükümlülüğü sadece esasa ilişkinolmayıp usule ilişkin boyutu da içermektedir. Usule ilişkin yükümlülükler, Sözleşme’de düzenlenen hakların teorik veya hayali olmayıpetkili ve uygulanabilir olmasının zorunlu bir sonucudur. Aksi takdirde polisveya diğer kamu görevlileri tarafından yapıldığı ileri sürülen kötü muameleyasağının ihlali iddialarının soruşturulması, kötü muamele yasağının temel vemutlak niteliğine rağmen uygulamada etkisiz kalacak ve bazı durumlarda devlet görevlilerinincezasız kalmasına yol açacaktır (Assenov vediğerleri/Bulgaristan, B. No: 24760/94, 28/10/1998, § 102; Labita/İtalya, §§ 131-136).
38. AİHM, insan hakları ihlalleri ile ilgili iddialarda soruşturmayükümlülüğünün mutlaka iddiayı kabul etme anlamına gelmediğini ancak iddialarınciddiye alınması ve adil bir sonucu garanti eden bir usulle soruşturulmasıgerektiğini birçok kararında dile getirmiştir (Saçılık ve diğerleri/Türkiye, B. No: 43044/05 ve 45001/05,5/7/2011, §§ 90, 91).
2. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkı Yönünden
a. Uluslararası Mevzuat
39. Sözleşme'nin 11. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Madde 11 -Toplantı ve dernek kurma özgürlüğü
1. Herkes barışçıl olarak toplanma ... hakkınasahiptir...
2. Bu hakların kullanılması, yasayla öngörülenve demokratik bir toplum içinde ulusal güvenliğin, kamu güvenliğinin korunması,kamu düzeninin sağlanması ve suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakınveya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli olanlardışındaki sınırlamalara tabi tutulamaz. Bu madde, silahlı kuvvetler, kollukkuvvetleri veya devlet idaresi mensuplarınca yukarda anılan haklarınıkullanılmasına meşru sınırlamalar getirilmesine engel değildir.”
b. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi Uygulaması
40. AİHM; Sözleşme'nin 11. maddesinde düzenlenen barışçıltoplanma özgürlüğünün geniş anlamda örgütlenmeyi, yürüyüş veya gösteriyekatılmayı (Irkçılığa ve Faşizme KarşıHristiyanlar/Birleşik Krallık, B. No: 8440/78, 16/7/1980),hareketsiz toplanmaları ve oturma eylemlerini (G./Almanya,B. No: 13079/87, 6/3/1989), resmî veya gayriresmîözel veya herkese açık organizasyonları kapsadığını kabul etmektedir.
41. Sözleşme'nin 11. maddesi barışçıltoplanmaları koruma altına almaktadır. 11. maddenin kapsamının bu temelsınırlaması, şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığı veyadüzenlediği gösterileri barışçıl toplanma kavramı dışında bırakmaktadır (Stankov ve Birleşik Makedonya Örgütü Ilinden/Bulgaristan,B. No: 29221/95 ve 29225/95, 2/10/2001, § 77; BirleşikMakedonya Örgütü Ilinden ve Ivanov/Bulgaristan,B. No: 44079/98, 20/10/2005, § 99).
42. AİHM, 11. maddede korunan haklara keyfî müdahaleninengellenmesi için taraf devletlerin negatif yükümlülüğünün olduğunubelirtmiştir (Wilson, Gazeteciler UlusalBirliği ve diğerleri/Birleşik Krallık, B. No: 30668/96, 30671/96 ve30678/96, 2/7/2002, § 41). Bu müdahale etmeme yükümlülüğünün istisnası 11.maddenin ikinci fıkrasında belirtilen sınırlama sebepleridir.
43. Toplanma hakkının barışçıl niteliği genel olarak bir bütünhâlinde değerlendirilerek ortaya konulmalıdır. Bunun dışında toplantı veyagösteri yürüyüşüne katılanların bir kısmının şiddete başvurması diğerleriaçısından bu hakka müdahaleyi meşru kılmaz (Ezelin/Fransa,B. No: 11800/85, 26/4/1991, § 41). Bir toplantı ve gösteri yürüyüşünün yasadışı olması veya yasalara aykırı olarak düzenlenmesi de tek başına toplantıveya yürüyüşün barışçıl niteliğini ortadan kaldırmaz (Oya Ataman/Türkiye, § 39). Dolayısıylahalka açık yerde yapılan her türlü gösterinin günlük hayatın akışında belli birkarışıklığa sebep olabileceği ve düşmanca tepkilere yol açabileceği açıktır. Budurumların varlığı toplantı hakkının ihlal edilmesini haklı gösteremez (Ashughyan/Ermenistan, B. No: 33268/03, 17/7/2008, §90; Berladir vediğerleri/Rusya,B. No: 34202/06, 10/7/2012, §§ 38-43; Diskve Kesk/Türkiye, B. No: 38676/08,27/11/2012, § 29).
44. Diğer taraftan toplantı hakkındaki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğündeolduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirlerideğil hakkın kullanılması sırasında veya kullanıldıktan sonra yapılanmuameleleri de kapsar (Ezelin/Fransa,§ 39).
45. AİHM, gösterileri engellemek amacıyla güvenlik güçleritarafından yapılan sert müdahalenin şeklinin, kullanılan araçların ve bumüdahalenin orantılılığının barışçıl gösterilere meşru olarak katılmakisteyenler üzerinde caydırıcı etki yapacağını belirtmiştir (Süleyman Çelebi ve diğerleri/Türkiye, B.No: 37273/10 vd., 24/5/2016, § 116).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
46. Mahkemenin 12/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kötü Muamele Yasağınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
47. Başvurucu; Taksim Gezi Parkı'na alışveriş merkezi yapılmasıgirişimine karşı düzenlenen gösterilere ve orada şiddet görenlere destek olmakamacıyla 31/5/2013 tarihinde değişik sivil toplum kuruluşlarının çağrısınauyarak Ankara Kuğulu Park'a arkadaşlarıyla geldiğini, Kızılay'a gitmek üzereAkay Kavşağı'na yaklaştıklarını, hiçbir taşkın hareket olmamasına rağmenpolisin Kızılay'a geçişe izin vermediğini ifade etmiştir. Başvurucu hiçbiruyarı yapılmadan gaz ve basınçlı suyla topluluğa müdahale edildiğini, geridönmek üzere Tunus Caddesi'ne yöneldiklerinde sağ bacağının arka kısmına bibergazı fişeği isabet ettiğini, polisin fişeği 45 derecelik açıyla atmamasındandolayı bacağına gaz fişeğinin isabet etmesinin bacağını doğrudan hedef aldığınıgösterdiğini öne sürmüştür. Olaydan bir hafta sonra üç gün iş ve güçten kalacakşekilde yaralandığına dair rapor aldığını, kolluk görevlileri hakkında yapılansoruşturmada gösterdiği tanıklardan birinin beyanının alınmadığını, diğertanığın beyanına da itibar edilmediğini, delillerin toplanmadığını, etkisiz birsoruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini belirterekAnayasa'nın 17., 56., 63. ve 137. maddelerinde düzenlenen işkence ve kötümuamele yasağı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı, kültür ve tabiatvarlıklarının korunması ile kanunsuz emrin yerine getirilmemesi ilkelerininihlal edildiğini ileri sürmüştür.
48. Bakanlık görüşünde, kötü muamele yasağı ve biber gazıkullanımı konusunda AİHM’in yaklaşımını ortaya koyankararlara yer verilmiş ve somut olayda Emniyet Genel Müdürlüğünden görüşalınmasının uygun olacağı bildirilmiştir.
49. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında başvuruformundaki iddialarını yinelemiştir.
2. Değerlendirme
50. Anayasa’nın 17. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Kişinin dokunulmazlığı, maddî ve manevîvarlığı
Madde 17 - Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.
...
Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimseinsan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.”
51. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümde ileri sürdüğüiddiaların tümünün Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altınaalınan kötü muamele yasağı kapsamında olduğu değerlendirilmiş ve bu kapsamdainceleme yapılmıştır.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan işkenceve kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Genel İlkeler
53. Herkesin maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirmehakkına sahip olduğu Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınmıştır.Anılan maddenin birinci fıkrasında insan onurunun korunması amaçlanmıştır.Üçüncü fıkrasında da kimseye işkenceve eziyet yapılamayacağı,kimsenin insan haysiyetiyle bağdaşmayan cezaveya muameleye tabi tutulamayacağı hüküm altına alınmıştır (Cezmi Demir ve diğerleri, B. No: 2013/293,17/7/2014, § 80).
54. Devletin bireyin maddi ve manevi varlığını koruma vegeliştirme hakkına saygı gösterme yükümlülüğü, öncelikle kamu otoritelerinin buhakka müdahale etmemelerini, yani anılan maddenin üçüncü fıkrasında belirtilenşekillerde kişilerin fiziksel ve ruhsal zarar görmelerine neden olmamalarını gerektirir.Bu, devletin bireyin vücut ve ruh bütünlüğüne saygı gösterme yükümlülüğündenkaynaklanan negatif ödevidir (Cezmi Demir vediğerleri, § 81).
55. Bununla birlikte her kötü muamele iddiasının Anayasa'nın 17.maddesinin üçüncü fıkrasının getirdiği korumadan ve Anayasa'nın 5. maddesiylebirlikte devlete yüklediği pozitif yükümlülüklerden yararlanması beklenmez. Bubağlamda kötü muamele konusundaki iddialar uygun delillerle desteklenmelidir.İddia edilen olayların gerçekliğini tespit etmek için soyut iddiaya dayananşüphe ötesinde makul kanıtların varlığı gerekir. Bu kapsamdaki bir kanıtyeterince ciddi, açık ve tutarlı emarelerden ya da aksi ispat edilmemişbirtakım karinelerden oluşabilir. Bu bağlamda kanıtlar değerlendirilirkenilgililerin süreçteki tutumları da dikkate alınmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 95).
56. Aynı şekilde bir muamelenin Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrası kapsamında olabilmesi için asgari bir ağırlık derecesine ulaşmışolması gerekir. Bu asgari eşik, göreceli olup her olayın somut koşullarıdikkate alınarak değerlendirilmelidir. Bu kapsamda muamelenin süresi, bedenselve ruhsal etkileri ile mağdurun cinsiyeti, yaşı ve sağlık durumu gibi faktörlerönem taşır. Ayrıca muamelenin ardındaki saik ve amaç dikkate alınmalıdır.Muamelenin heyecanın yükseldiği ve duygu yoğunluğunun olduğu bir anda meydanagelip gelmediği de gözönünde bulundurulmalıdır (Cezmi Demir ve diğerleri, § 83).
57. Sadece sınırları belli bazı durumlarda güvenlik güçleri tarafındanfiziksel güce başvurulmasının kötü muamele olmadığı kabul edilebilmektedir. Bukapsamda, toplantı ve gösteri yürüyüşlerinde yakalamayı gerektiren durumlardave gösteriye katılanların kendi tutumundan dolayı fiziksel güce başvurmakmümkündür. Ancak bu durumda dahi bu tür bir güce sadece kaçınılmaz hâllerde veorantılı olmak koşuluyla başvurulabilir (AliRıza Özer ve diğerleri [GK], B. No: 2013/3924, 6/1/2015, § 82).
ii. İlkelerin Somut OlayaUygulanması
58. Somut olayda başvurucu; Gezi Parkı eylemlerine ve eylemlersırasında şiddet gören kişilere destek olmak amacıyla düzenlenen gösteriyürüyüşünde bir taşkınlık olmamasına rağmen polisin haksız ve orantısız olarakmüdahalede bulunduğunu, atılan gaz fişeğinin bacağına isabet etmesi nedeniyleyaralandığını ileri sürmüştür. Başvurucunun altı gün sonra Ankara Numune Eğitimve Araştırma Hastanesinde yapılan muayenesinde, sağ diz arka kısmında 6x6 cm'lik sarı-mor renkli yumuşak doku travması nedeniyle üçgün iş ve güçten kalacak şekilde yaralandığı tespit edilmiştir. Başvurucunun onbir gün sonra yaptığı şikâyet üzerine Ankara Adli Tıp Şube Müdürlüğünce yapılanmuayenesinde yaralanmasının basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek ölçüde,hafif nitelikte olduğu değerlendirilmiştir.
59. Yapılan soruşturma sonucunda başvurucunun güvenlikgüçlerinin müdahalesi sonucunda yaralandığı kabul edilmekle birlikte 2559sayılı Kanun kapsamında kolluğun yasal zor kullanma yetkisinin sınırlarınınorantısız bir şekilde aşılarak başvurucunun yaralandığına dair kamu davası açılmasınayeterli delil bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına kararverilmiştir.
60. Bireysel başvurulara ilişkin şikâyetlerin incelenmesindeAnayasa Mahkemesinin sahip olduğu rol ikincil nitelikte olup icra edilen birsoruşturmadaki delilleri değerlendirmek kural olarak yargı mercilerinin işiolduğundan Anayasa Mahkemesinin görevi, bu mercilerin maddi olaylara ilişkinyaptıkları değerlendirmenin yerine kendi değerlendirmesini koymak değildir.Kötü muamele iddialarıyla ilgili olarak Anayasa Mahkemesinin yetkisi,Anayasa'da güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerden Sözleşme ve bunaek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamında bulunanlarla sınırlıdır.Dolayısıyla Anayasa Mahkemesinin cezai sorumluluk bağlamında suça ya da masumiyeteilişkin bir bulguya ulaşma görevi bulunmamaktadır. Diğer taraftan yargımercilerinin bulguları Anayasa Mahkemesini bağlamamasına rağmen normal şartlaraltında bu mercilerin maddi olaylara ilişkin yaptığı tespitlerden ayrılmak içinde kuvvetli nedenlerin bulunması gerekir (CezmiDemir ve diğerleri, § 96).
61. Anayasa Mahkemesinin başvuru konusu olayın gelişim şeklinianlayabilmek vetüm yönleriyle aydınlatılmasınoktasında soruşturma makamları ve derece mahkemeleri tarafından atılmasıgereken adımları nesnel bir şekilde değerlendirmek için olayın oluşum şekliniincelemesi gerekmektedir (Rıfat Bakır vediğerleri, B. No: 2013/2782, 11/3/2015, § 68).
62. Bireyler için en kutsal değer olan insan onurunu zedeleyen kötü muamele iddialarındasoruşturmalar, benzer olayların tekrar yaşanmasını önlemeyi sağlayacak şekildekapsamlı, dikkatli ve duyarlı bir şekilde yürütülmeli; ayrıca sorumlularıntespiti bakımından yapılması gerekli işlemlerde noksanlık bulunmamalıdır (Tuna Ayçiçek, B. No: 2014/6526,24/01/2018, § 74).
63. Başvurucunun dosyaya ibraz ettiği adli raporlar vefotoğraflar, iddiaların soruşturma yapılmasını gerektirecek niteliktetartışılabilir olduğunu göstermektedir. O hâlde üzerinde durulması gereken enönemli nokta, kolluğun müdahalesinin gerekli ve orantılı olup olmadığı vebaşvurucunun maruz kaldığı muamelenin kötü muamele yasağının asgari eşiğinigeçip geçmediğidir. Başvurucudaki yaranın polisin kullandığı cebirdenkaynaklandığı somut olayda, güç kullanımının kaçınılmaz hâle geldiğini vekullanılan gücün orantılı olduğunu kanıtlamak kamu makamlarına aittir.
64. Başvurucudaki yaraların güvenlik güçlerinin müdahalesi ilegerçekleştiği kovuşturmasızlık kararında kabuledildiğinden bu konuda herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır. Ankara EmniyetMüdürlüğünün verdiği bilgilere göre polisin müdahalesi sonucunda başvurucuyakalanıp gözaltına alınmadığı gibi hakkında adli soruşturma dabaşlatılmamıştır.
65. Güvenlik güçlerinin aldığı tedbirler kapsamında gösteriyemüdahalenin gerekliliği değerlendirilirken gözetilmesi gereken en önemli hususgösterinin barışçıl olup olmadığının tespit edilmesidir. Öte yandan barışçılolarak başlamış bir toplantının aynı yönde devam edip etmediği de önemtaşımaktadır. Gösterinin barışçıl olup olmadığı hususu kötü muamele yasağıkapsamında güvenlik güçlerinin müdahalesinin gerekliliği için önemli bir kriterolmakla beraber barışçıl toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkıkapsamında bir eylem olup olmadığı açısından da gözetilmesi gereken birhusustur. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrası ile 34. maddesininkesiştiği bu alanın belirlenmesi önemlidir.
66. Toplanma özgürlüğünün kullanımından kaynaklanan kamudüzenine yönelik tehditlerin gerçeklik değeri taşıması hâlinde yetkilimakamların bu tehditleri bertaraf edecek tedbirleri alabilecekleri kabuledilmelidir. Alınan tedbirler, durumun özelliklerine ve gerekliliklerine göredeğişiklik gösterebilir. Bu nedenle devletin bu konuda yapacağı düzenleme veuygulamalarda belli bir takdir alanına sahip olduğunun kabulü gerekir (Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri [GK],B. No: 2014/920, 25/5/2017, § 81).
67. Yapılacak değerlendirmede başvurucunun şiddete başvurmamasınedeniyle müdahale edilmemesi gereken birisi olması hâlinde dahi müdahalesırasında ortaya çıkan panik ve kargaşadan etkilenmesinin mümkün olduğugözetilmelidir. Bu tür durumlarda kolluk görevlilerinin kontrollü hareketetmesi ve müdahaleyi gerektiren durumu yaratan kişiler dışındakilerinmüdahaleden etkilenmemesi için gerekli tedbirleri alması beklenir. Ancakmüdahalenin oluşturduğu kargaşa ve panik ortamında bu tedbirlerin kollukgörevlileri tarafından her zaman mutlak olarak uygulanmasının zorluğu da kabuledilmelidir (benzer bir karar için bkz. AliRıza Özer ve diğerleri, § 94).
68. Başvurucu, değişik sivil toplum örgütlerinin çağrısınauyarak Gezi Parkı olaylarındaki şiddet mağdurlarına destek olmak ve Başbakanınyaptığı bir açıklamaya karşı tepkisini dile getirmek için saat 19.00'da KuğuluPark'ta toplanan göstericilere iki arkadaşıyla birlikte katıldıklarınısöylemektedir.
69. Emniyet Müdürlüğünün vermiş olduğu bilgilere göre günboyunca Kızılay'ın farklı bölgelerinde eylem yapan çeşitli grupların KuğuluPark'ta oluşturduğu kalabalık 6.000 kişiye ulaşmıştır. Başvurucu iki saat kadarburada bekledikten sonra saat 21.00'de Kızılay'a hareket eden göstericilerlebirlikte Akay Kavşağı'na gelmiştir.
70. Başvurucu sakin devam eden gösteriye polisin herhangi biruyarıda bulunmadan müdahalede ettiğini belirtmiştir. Müdahale üzerine panik vekargaşa ortamı oluştuğunu ve eylemcilerin kaçmaya başladığını, kendisininkaçarken ayağına gaz kapsülünün isabet ettiğini belirtmiştir. Polistutanaklarında başvurucuya ilişkin herhangi bir bilgi yer almamaktadır.
71. Kovuşturmasızlık kararındabaşvurucunun gösterinin barışçıllığına gölge düşürenfiillere iştirak edip etmediği konusunda bir değerlendirme ve kişiselleştirmeyapılmadan sonuca ulaşıldığı görülmektedir. İncelenen kamera kayıtlarında vediğer belgelerde, başvurucunun adli muayene raporundaki bulguların ne şekildeoluştuğu ve gösteri sırasında takındığı tutumu belirleyebilecek nesnel birdelil unsuru bulunmamaktadır. Bu nedenle gösteriye yapılan müdahalenin genelolarak göstericilerin tutumundan kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve gerekli olupolmadığı hususundaki değerlendirmede kamera kayıtlarının dikkate alınmasıgerekmiştir.
72. Olay tutanaklarına ve kamera görüntülerine göre eylemleringenel olarak şiddete evrilmesi, şiddete başvurmayankatılımcılarla şiddete başvuranlar arasında ayrım gözetilmeden tümüne aynışekilde müdahalede bulunulmasını kural olarak haklı göstermez. Başvurucununşiddet içermeyen gösteriye polisin herhangi bir ikazda bulunmadan müdahaleettiği iddiası, izlenen KYGS görüntüleri ve olay tutanaklarıyla bağdaşmamaktadır.Soruşturmadaki belgelere ve izlenen kamera görüntülerine göre göstericilerinpolise taş, sopa, soda şişesi vb. cisimlerle saldırmaları üzerine müdahaledebulunulduğu tespit edilmiştir.
73. Çok sayıda kişinin dâhil olduğu gösterilerde şiddetkullanarak gösterinin barışçıl mahiyetini zedeleyen eylemcilerin tamamınıngüvenlik görevlilerince yakalanarak haklarında soruşturma yapılması arzu edilenbir durum olmakla beraber gerçekçi bir beklenti değildir.Bununlabirlikte bir ya da birkaç kişinin adının geçtiği olaylardan farklı olarak genişkatılımlı gösterilerde her bir failin tek tek eyleminin aydınlatılmasınıngüçlüğü, soruşturma organının bu konuda hiçbir girişimde bulunmamasını haklıgöstermez. Ancak olaydan on bir gün sonra Savcılığa şikâyette bulunanbaşvurucunun bu gecikmesinin işyerleri ile kamu kurumlarının güvenlik kamerasıgörüntüleri gibi bazı delillerin toplanmasını güçleştirdiği de gözden uzaktutulmamalıdır.
74. Kolluğun cebir kullanma yetkisi, bireylerin davranışlarınıntemeli olan haklar ile bunları kullanırken maruz kaldıklarıdenetleyici/kısıtlayıcı uygulamaların uzlaştırılamaması hâlinde devreye girenmekanizmanın bir parçasıdır. 2911 sayılı Kanun'un 23. maddesine göre taş vb.cisimlerle polise saldırılmasıyla barışçıl niteliğini kaybederek kanuna aykırıhâle gelen toplantıda, göstericilere gaz ve basınçlı suyla yapılan müdahaleningerekli olduğu açıktır.
75. Müdahalenin gerekli olduğu ortaya konduktan sonra ikinciaşamada olayın niteliğine göre müdahalenin göstericileri etkisiz hâle getirmekiçin ölçülü olup olmadığı ele alınmalıdır. Kolluğun zor kullanarak birgösteriye müdahale edebilmesi için şiddet içermeyen diğer yöntem ve araçlarınsonuçsuz kalmış olması gerekir. Zor kullanma, müdahale sırasında karşılaşılandirenci ortadan kaldıracak oranda ve aşamalı biçimde artan bedensel kuvvet,maddi güç, değişik araçlar ve kanuni şartlar gerçekleştiğinde silah kullanmayıiçerir. Güvenlik güçlerine karşı saldırı durumunda ihtar yapılmadan doğrudanmüdahalede bulunulabileceği ilgili mevzuat kısmında açıklanmıştı.
76. Kolluğun toplumsal olaylara müdahale sırasında gerektiğindekuvvet kullanması bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu durumda dahi göstericilerinuyguladığı şiddeti önleyecek yeterlilik ve mahiyette cebir kullanılmasına cevazverilmiştir. Kişinin hareket özgürlüğünü kısıtlamak için uygulanan fizikselşiddet şeklinde tanımlanabilecek güçkullanımı, ortaya çıkan tehlike bakımından gerekli olandan fazlaolmamalı ve göstericilerin maddi bütünlüğüne zarar vermemelidir. Fakat belli birağırlığa sahip gaz fişeğinin yönergede belirtilen uygun açıyla atılmasıdurumunda bile bir ivmeyle yükseldikten sonra düştüğü yerde hiçbir etkibırakmayacağının söylenmesi oldukça zordur.
77. Barışçıl niteliği kaybolan toplantı ve gösteride yer alankalabalık gruplara karşı gazla yapılacak müdahale 2559 sayılı Kanun'un 1.maddesine göre mümkünolduğundan gaz fişeğikullanılması ölçüsüz bir müdahale olarak değerlendirilmemiştir. Öte yandanbaşvurucunun ayak bölgesinde yer alan yaranın basit tıbbi müdahaleylegiderilebilecek ölçüde olması, yüz ve baş bölgesine isabet eden bir atışınbulunmaması da dikkate alındığında doğrudan başvurucuyu hedef alan bir atıştanbahsedilmesi mümkün görünmemektedir. Polisin gaz fişeklerini genel olarakdoğrudan başvurucuyu hedef alacak açıyla attığına dair kamera görüntüsü debulunmamaktadır. Ayrıca gösterinin barışçıl niteliğini kaybettikten sonra gazve basınçlı suyla yapılan müdahalenin ölçülü olduğu değerlendirilmiştir.
78. Açıklanan gerekçelerle başvurucuya yapılan müdahaleyleAnayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan kötü muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varılmıştır.
79. Devletin negatif yükümlülüğü bakımından kötü muameleyasağının maddi boyutunun ihlal edilmediği sonucuna varıldığından soruşturmanınyaklaşık sekiz aylık makulsürede tamamlanmış olmasıda dikkate alındığında usul yükümlülüğü açısından ayrıca inceleme yapılmasınagerek duyulmamıştır.
B. Toplantı ve GösteriYürüyüşü Düzenleme Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
80. Başvurucu 31/5/2013 tarihinde değişik sivil toplumkuruluşlarının Gezi Parkı olaylarında şiddet görenlere destek olmak içindüzenlediği gösteriye katıldığını, polisin ölçüsüz müdahalede bulunarakyaralandığını belirterek Anayasa'nın 26. maddesinde düzenlenen ifade özgürlüğüve 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
81. Bakanlık görüşünde; kabul edilebilirliğe ilişkin olarakbaşvurucu hakkında yapılmış bir cezai takibat bulunmadığından gösterininyapıldığı 31/5/2013 tarihinden itibaren otuz gün içinde başvurudabulunulmadığının dikkate alınması, esasa ilişkin olarak da örnek AİHMiçtihatları sunularak buna göre başvurunun değerlendirilmesi gerektiğibildirilmiştir.
2. Değerlendirme
82. Anayasa’nın 34. maddesi şöyledir:
“Toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı
Madde 34 - Herkes,önceden izin almadan, silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkına sahiptir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı ancak,milli güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesinin önlenmesi, genel sağlığın vegenel ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması amacıyla vekanunla sınırlanabilir.
Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenlemehakkının kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanundagösterilir.”
83. Anayasa Mahkemesi olayların başvurucular tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,§ 16). Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının özerk durumu ve amaçlarındanbirinin ifade özgürlüğünü korumak olduğu, başvuru konusu olayda ifadeözgürlüğüne ilişkin iddiaların toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkındanayrılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından başvurunun ifade özgürlüğükapsamında Anayasa’nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı yönünden incelenmesine karar verilmiştir.
a. Kabul EdilebilirlikYönünden
84. Başvurucu hakkında açılmış bir ceza davasının bulunmamasıyüzünden gösterinin yapıldığı andan itibaren otuz günlük süre içinde bireyselbaşvuruda bulunmamasına dayanılarak kabul edilemezlik kararı verilmesidoğrultusundaki Bakanlık görüşünün öncelikle karşılanması gerekmektedir.
85. Toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkına yönelik iddialaraçısından toplantıya yapılan müdahaleler ve müdahale sonucundaki yaralanmalarailişin olarak adli makamlara yapılacak şikâyetler, bir bütün hâlinde toplantıve gösteri yürüyüşü hakkı ile kötü muamele yasağına ilişkin başvuru olarakkabul edilmelidir (benzer yöndeki bir karar için bkz. Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 62). Nitekimbir toplantı ve gösteri yürüyüşüne polisin müdahalesi ile meydana gelensonuçlar açısından kötü muamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkının aynı anda ihlal edilmesi mümkündür. Mevcut başvuru gibişikâyetlerde, kötü muamele yasağı ile toplantı hakkını birbirinden ayırmanınzorluğu, bireysel başvuruda bulunabilmek için her iki hak bakımından ayrı ayrıbaşvuru yolu gösterilmesini anlamsız kılmaktadır. Nitekim başvurucunun kötümuamele yasağı ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına yönelikyapılan müdahalelere dair şikâyetinde iki iddia birlikte ileri sürüldüğündenCumhuriyet Başsavcılığı soruşturmayı aynı temelde incelemektedir. Bu nedenleher iki hak için ayrı yargılama mercilerine başvurulmasını beklemek hak ihlaliiddiasına konu olayların aydınlatılmasında ve hakların özünün korunmasındayetersiz ve gereksiz bir sonuca yol açabilecektir (Onur Cingil, B. No: 2013/7836, 16/4/2015, § 61).
86. Bu nedenle eldeki başvuru gibi toplantı ve gösteri yürüyüşüdüzenleme hakkı ile kötü muamele yasağının aynı müdahale kapsamında ihlaledildiğine ilişkin başvurularda, kötü muamele yasağına neden olduğu iddia edilenmüdahaleyi gerçekleştirenlere karşı savcılığa yapılan şikâyet, tüketilmesigereken başvuru yolu olarak yeterli kabul edilmektedir (Onur Cingil, § 62).
87. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılantoplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ilkesinin ihlal edildiğine ilişkiniddianın kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
i. Müdahalenin Varlığı
88. Başvurucunun katıldığı gösteri polis müdahalesiyledağıtılmıştır. Başvurucunun şiddete karıştığına yönelik bir bulgu bulunmadığıgözetildiğinde yaralanmasına neden olacak şekilde polisin fiziki müdahaledebulunması ve böylelikle gösteriye son vermesi toplanma hakkına yönelik birmüdahaledir.
ii. Müdahalenin İhlalOluşturup Oluşturmadığı
89. Yukarıda anılan müdahale, Anayasa’nın 13. maddesindebelirtilen koşulları taşımadığı müddetçe Anayasa’nın 34. maddesinin ihlaliniteşkil edecektir. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
“"Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması
Madde 13 - Temel hakve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgilimaddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin velâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
90. Sınırlamanın Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen ve somutbaşvuruya uygun düşen, kanunlar tarafından öngörülme, Anayasa’nın ilgilimaddesinde belirtilen nedenlere dayanma,demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolmama koşullarına uygun olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
(1)Kanunilik
91. Bir temel hak ve özgürlüğe yönelen sınırlandırmanın kanunlayapılması bu konuda idarenin keyfî davranmasını önleme amacı taşımaktadır.Başvuru konusu eylemde müdahalenin yasal dayanağı 2559 sayılı Kanun’un 16.maddesi ve 2911 sayılı Kanun’un 22., 23. ve 24. maddeleridir. 2559 sayılıKanun’un 16. maddesinde polisin hangi durumlarda zor ve silah kullanabileceği,bunun hangi ölçüde olacağı belirtilmiştir. Bu bağlamda polis, şiddete maruzkalması hâlinde bunu kırmak amacıyla ve ölçülü olarak zor kullanma yetkisinihaizdir.
92. Bu yetki polisin direnen kişilere karşı sadece bedenselkuvvet kullanmasını değil maddi güç kapsamında kelepçe, cop, basınçlı su, gözyaşartıcı gazlar veya tozlar, fiziki engeller, polis köpekleri ve atları gibibazı araçların kullanılmasını da içerir. Diğer taraftan Emniyet GenelMüdürlüğünün yayımladığı yönerge ile toplumsal olaylara müdahalede gözetilecekhususlar ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Dolayısıyla Anayasa’nın 34.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında toplanma hakkının sınırlandırılmasında vemüdahale usulünde izlenecek hususlarda gerekli yasal düzenlemeler yapılmıştır.Bu sebeple somut olayda toplanma hakkına müdahalenin kanunilik unsurumevcuttur.
(2) MeşruAmaç
93. Toplantı ve gösteri yürüyüşüne yapılan bir müdahalenin meşruolabilmesi için Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen "millî güvenlik, kamu düzeni, suç işlenmesininönlenmesi, genel sağlığın ve genel ahlakın veya başkalarının hak veözgürlüklerinin korunması" amaçlarına yönelik olması gerekir.
94. Eyleme yönelik müdahalenin hangi amaçla yapıldığına ilişkin kovuşturmasızlık kararı incelendiğinde amacın kamudüzeninin bozulmasını engellemeye yönelik olduğu anlaşılmıştır. Bu nedenlebaşvuru konusu olayda Anayasa’nın 34. maddesi gereğince polisin yaptığımüdahalenin meşru bir amaç taşıdığı kabul edilmelidir.
(3) DemokratikToplum Düzeninin Gereklerine Uygunluk ve Ölçülülük
(a) Genelİlkeler
95. Anayasa'nın 34. maddesinde düzenlenen toplantı ve gösteriyürüyüşü düzenleme hakkı, bireylerin ortak fikirlerini birlikte savunmak vebaşkalarına duyurmak için bir araya gelebilme imkânını korumayı amaçlamaktadır.Dolayısıyla bu hak, Anayasa'nın 25. ve 26. maddelerinde düzenlenen ifadeözgürlüğünün özel bir biçimidir. İfade özgürlüğünün demokratik ve çoğulcu birtoplumdaki önemi, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı için de geçerlidir.Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı çoğulcu demokrasileringelişmesinde elzem olan farklı düşüncelerin ortaya çıkması, korunması veyayılmasını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda kendine özgü özerk işlevineve uygulama alanına rağmen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ifadeözgürlüğü kapsamında değerlendirilmeli ve dolayısıyla ifade özgürlüğünün siyasive kamu yararını ilgilendiren konularda sınırlandırılmasının daha dar kapsamdaolması toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının uygulamasında dagözetilmelidir. Bu sebeple demokratik bir toplumda güvence altına alınan temelhaklardan biri olan bu hak dar yorumlanmamalıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 115).
96. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı ve ifade özgürlüğü,demokratik toplumunun en temel değerleri arasındadır. Demokrasinin özünde açıkbir tartışma ortamıyla sorunları çözebilme gücü yer almaktadır. Şiddete teşvikve demokrasinin ilkelerini ortadan kaldırma durumları dışında toplantı ve ifadeözgürlüğünün ortadan kaldırılmasına yönelik önleyici nitelikli radikaltedbirler, yetkililerin eylemlerde kullanılan ifadeler ve bakış açılarınışaşırtıcı ve kabul edilemez olarak değerlendirdiği ya da eylemlerin yasa dışıolduğu durumlarda dahi demokrasiye zarar verir. Hukukun üstünlüğüne dayalıdemokratik bir toplumda, mevcut düzene itiraz eden ve barışçıl yöntemlerlegerçekleştirilmesi savunulan siyasi fikirlerin toplantı özgürlüğü ve diğeryasal araçlarla ifade edilebilmesi imkânı verilmelidir (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 117).
97. Anayasa'nın 34. maddesi; fikirlerin silahsız ve saldırısız,başka bir ifade ile barışçıl bir şekilde ortaya konulabilmesi için toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkını güvence altına almıştır. Kolektif birşekilde kullanılan bu hak, kişilere şiddeti dışlayan yöntemlerle düşünceleriaçıklama imkânı vermektedir. Şiddet kullanma niyetinde olan kişilerin katıldığıveya düzenlediği gösteriler barışçıl toplanma kavramı dışında kalmaktadır. Bukapsamda toplanma hakkının amacı şiddete karışmayan ve fikirlerini barışçıl birşekilde ortaya koyan bireylerin haklarının korunmasıdır (Ali Rıza Özer ve diğerleri, § 118).
98. Ölçülülük kriteri, Anayasa'nın 34. maddesinde belirtilenmeşru amaçları gerçekleştirmek için gerekli görülen önlemler ile barışçıltoplanma hakkı arasındaki dengenin sağlanıp sağlanamadığını tespit etmek içinkullanılmaktadır. Bu kriter, her somut olayın koşulları gözetilerekdeğerlendirilmelidir.
99. Diğer taraftan toplantı hakkı çerçevesindeki sınırlama kavramı, ifade özgürlüğündeolduğu gibi sadece hakkın kullanılmasından önceki bazı önleyici tedbirlerideğil hakkın kullanılması sırasında veya kullanıldıktan sonra yapılanmuameleleri de kapsar. Dolayısıyla barışçıl bir gösteri sırasında yapılanlarveya gösteri sonrasında katılımcılara yönelik soruşturma ve cezalandırmalar datoplantı hakkının kullanılmasını sınırlayan davranışlar olarak kabul edilebilir(Osman Erbil, B. No: 2013/2394,25/3/2015, §§ 70-72) .
100. Hükûmetin politikaları ile ilgili olarak bireylerintepkilerini barışçıl yöntemlerle ortaya koymaları çoğulcu demokrasilerinkarakteristik özelliğidir. Bu kapsamda siyasi konulardaki fikir ayrılıklarındaazınlık veya muhalif düşüncelerin kendini ifade edebilmesine fırsat verilmesidemokratik bir devletin yükümlülüğüdür. Devletin barışçıl amaçlarla yapılantoplantı düzenleme ve toplantıya katılma özgürlüğünü korumakla kalmaması,ayrıca bu hakkın kullanımını engelleyen makul olmayan dolaylı sınırlamalarkoymaması da gerekmektedir (Mehmet Mutlu, B.No: 2014/18240, 18/4/2018, § 87).
101. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında kamuotoritelerinin toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkının sınırlandırılmasındabelirli bir takdir alanına sahip oldukları açıktır. Ancak bu takdir alanınınAnayasa'nın 13. maddesi uyarınca Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratiktoplum düzeninin ve laik Cumhuriyet'in gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırıolarak kullanılmaması gerekir. Bu bağlamda toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkınailişkin iddiaları incelerken Anayasa Mahkemesinin görevi, ilgili kamuotoritelerinin takdir payını makul, dikkatli ve iyi niyet çerçevesinde kullanıpkullanmadıklarını değerlendirmektir. Ayrıca şikâyete konu müdahaleyi bir bütünolarak inceleyip meşru amacın gerçekleşmesine yönelik olarak müdahalenin,amacın gerçekleştirilmesi için ölçülü olup olmadığını ve müdahalegerekçelerinin ilgili ve yeterli olup olmadığını belirlemektir.Böylelikle kamu otoritelerinin şikâyete konu olayda aldıkları kararlarınAnayasa'nın 34. maddesine uygun olup olmadığı tespit edilebilecektir (MehmetMutlu, § 88).
102. Öte yandan Anayasa'nın 12. maddesinin "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma,ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder" biçimindekiikinci fıkrası kişilerin temel hak ve hürriyetleri kullanırlarken sahipoldukları ödev ve sorumluluklara gönderme yapar. Anayasa'nın 12. maddesi hak veözgürlükler ile ödev ve sorumluluklar arasında içsel olarak var olan bağlantıyıvurgulamaktadır. Bireylerin hak ve özgürlüklerinden tümüyle yararlanmaları,sahip oldukları hak ve özgürlüklerin gerektirdiği ödev ve sorumluluklara uygundavranmaları ile bağlantılı olduğunun kabul edilmesi gerekir (Dilan Ögüz Canan [GK],B. No: 2014/20411, 30/11/2017, § 43).
(b)İlkelerin Somut Olaya Uygulanması
103. Hiçbir hak ve özgürlüğün sınırsız kullanılmasıdüşünülemeyeceğinden toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı için de kötüyekullanımları önlemek ve kamu düzenini sağlamak amacıyla sınırlamalaröngörülmesi kaçınılmazdır. Çizilen bu sınırlar, hem kolluk görevlilerinidisiplin altına alıcı hem de bu sınırlara riayet etmeyen göstericileridışlayıcı bir özellik taşımaktadır. Bir hakkın mevzuatta düzenlenmesi dahibaşlı başına bu hakka bazı sınırların çekilmesi gerektiğini gösteren birolgudur. Toplumsal olaylarda bireylerin kendilerini bu sınır karşısındakikonumlandırdıkları yerin tespit edilmesi de ölçülülük değerlendirmesindedikkate alınmalıdır. Öte yandan bireylerin ifade hürriyetlerini kolektif olarakkullanmalarının farklı bir görünümü olan toplantı ve gösterilere yapılanmüdahaleler, kamu otoritesinin baskısını derinleştirme düzeneğine dönüşerektemel hak ve özgürlükleri zedeleyici bir karakter sergilememelidir. Gösterilereorantısız olarak yapılan şiddetli müdahalelerin de hakların kullanılması konusundacaydırıcı potansiyele sahip olduğu ifade edilmelidir.
104. Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında sayılansınırlama nedenleri barışçıl toplantılara yönelik getirilen kısıtlamalardır.Sınırlandırma, sadece gösterinin engellenmesi olmayıp devam etmekte olan birgösterinin sonlandırılması ve buna karşı direnen göstericilerin dağıtılmasınıda kapsamaktadır. Bu durumda Anayasa Mahkemesinin denetleyeceği ilk husus,toplantı ve gösteri yürüyüşünün sonlandırılması için zorlayıcı toplumsal bir gereksinim olup olmadığı ve kamumakamlarının bu yöndeki değerlendirmelerinin gerçeklikdeğeri taşıyıp taşımadığıdır (krş. Eğitimve Bilim Emekçileri Sendikası ve diğerleri, § 88). Gerçeklik değerisadece Anayasa'nın 34. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan durumlarıngerçekleşip gerçekleşmediğini değil bu yönde bir tehlikenin olup olmadığını dakapsamaktadır (Mehmet Mutlu, §89).
105. Başvurucunun da içinde bulunduğu değişik sivil toplumkuruluşlarının yer aldığı gösteri, Gezi Parkı olayları sırasında meydana gelenüzücü olayları protesto etmek amacıyla muhalif fikirlerini kolektif biçimdeifade etme çabası demokratik bir toplumda saygı ile karşılanmalıdır.Dolayısıyla kamuya açık alanda düzenlenen gösteriler, günlük yaşam düzeninibelirli bir derecede bozmakla birlikte bu gibi durumlarda devletin daha sabırlıve hoşgörülü bir tutum takınması beklenmelidir. Aynı zamanda devletin sokaktakiyüzünü temsil eden kolluğun güç kullanımında özellikle daha dikkatli veprofesyonel davranması icap etmektedir (Benzer yönde değerlendirme için bkz. Muhterem Turantaylak,B. No: 2014/15253, 9/5/2018, § 51).
106. Somut olayda toplanma hakkına yönelik yapılan müdahalenindemokratik bir toplumda gerekli olması için kamu düzeninin bozulupbozulmadığının veya bozulma tehlikesinin olup olmadığının belirlenmesigerekmektedir. Bu belirlemede kamu otoritelerinin takdir alanını keyfî kullanıpkullanmadıklarının ortaya konulması önemlidir. Tunus Caddesi’nde başvurucununda aralarında bulunduğu grubun Atatürk Bulvarı’na geçişini engellemek içinpolisin barikat kurduğu sırada taş vb. cisimlerle saldırması, bozulan kamudüzenini sağlamak için gerekçe oluşturmuştur. İlgili hukuk bölümünde zikredilen2911 sayılı Kanun'un 23. maddesinin (b) bendinde sayılan cisimlerle polisesaldırılması toplantının barışçıl niteliğini bozarak kanuna aykırı hâlegelmesine neden olmuştur. Nitekim polis, yaklaşık dört yüz kişiden oluşan grubagaz ve basınçlı suyla müdahale ederek kamu düzenini bozucu eylemleriengellemiştir.
107. Bir gösteri ancak şiddet kullanma niyeti taşımayankişilerin katılımıyla barışçıl nitelik taşıyabilir. Gösterecekleri tutumlarıylabireylerin davranış kalıplarını etkileme potansiyeline sahip kolluğun orantısızgüç kullanması hakların kullanımında kısıtlayıcı bir tesire neden olabilir. Bunedenle müdahaleler, barışçıl toplantı ve gösteri hürriyetine getirilen üstüörtülü bir engeli temsil etmeyecek şekilde tasarlanmalıdır. Gücüne göremukayese edildiğinde gösteri sırasında yapılan şiddeti bertaraf etmektekullanılan müdahale araçları ve bunların göstericiler üzerinde oluşturduğu etkiolması gereken sınırdan büyük bir sapma gösterdiği takdirde makul seviyeaşılmış olacaktır.
108. Güvenlik güçlerine fiziksel saldırıda bulunulmasıylagösterinin barışçıl niteliğinin bozulduğu saat 22.00’ye kadar göstericileringörüşlerini ifade etme ve kamuoyuna duyurmalarının önlendiğini gösteren birbulgu bulunmamaktadır. Bu ana kadar toplantı ve gösteri düzenleme hakkınıkullanmaları için makul olan sabır ve hoşgörünün gösterilmediği ve başvurucuyaendişelerini ve muhalif görüşlerini dile getirme fırsatı verilmediği, toplantıve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkını kullanamadıkları ya da yapılanmüdahalelerle bu hakkın etkisiz olabilecek şekilde sınırlandırıldığısöylenemez.
109. Öte yandan toplanma hakkına müdahale kapsamında güvenlikiçin gerekliliğin ve kamu düzeninin aşırı bozulma riskinin olup olmadığınıdeğerlendirme yetkisi polisin takdir alanında kalan bir konudur. Bu yüzdentoplanma hakkına yönelik müdahalelerin haklı ve gerekli olduğunun kamumakamlarınca ortaya konulması gerekir. Soruşturmanın başvurucunun istediğidoğrultuda sonuçlanmaması, müdahalenin her zaman orantısız olduğu manasınagelmemektedir.
110. Somut olayda gruptaki bazı kişilerin polise karşı şiddetebaşvurması üzerine gruba müdahale edildiği açıktır. Bazı göstericilerin depolislere soda şişesi, taş, sopa vb. cisimlerle saldırdığı dikkate alındığındapolisin müdahale kararının gerekçelerinin makul olmadığı söylenemez. Hangidirenç seviyesinde ne tür bir kuvvet uygulanacağının kılavuzu olan 2559 sayılıKanun’un 16. maddesinde yer verilen kademeli olarak artan zor kullanmaaraçları, ölçülülük incelemesindeki en önemli kıstaslardandır. Başvurucuhakkında bir ceza soruşturmasının yapılmaması onun gösterinin barışçılniteliğini tehlikeye atacak şiddet içeren davranışlarda bulunmadığına birkarine teşkil etmekte ise de bu karine tek başına müdahalenin gereksiz veölçüsüz olduğunun kabul edilmesi için yeterli değildir.
111. Polisin hangi göstericinin şiddete başvurduğunu ayırtetmesinin oldukça zor olduğu ortamda doğrudan göstericileri yaralayacak ya daöldürecek şekilde vücutlarına gaz fişeği atılması durumunda meydana gelmesimuhtemel ağır nitelikte bir yaranın başvurucuda oluşmaması, alternatif müdahalearaçlarının daha hafif olanıyla barışçıl niteliği bozulan gösterininönlenebileceği yolunda bir verinin ve kolluğun yasadan kaynaklanan yetkisiniistismar ederek keyfî davrandığını gösteren bir saptamanın da bulunmayışımüdahalenin ölçüsüz olmadığını ortaya koymaktadır.
112. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 34. maddesindedüzenlenen toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlal edilmediğinekarar verilmiştir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
2. Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. 1. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvencealtına alınan kötü muamele yasağının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
2. Anayasa’nın 34. maddesinde güvence altına alınan toplantı vegösteri yürüyüşü düzenleme hakkının İHLAL EDİLMEDİĞİNE,
C. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
D. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE12/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.