TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ ÜNLÜ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/7626)
Karar Tarihi: 27/6/2018
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucu
:
Ali ÜNLÜ
Vekili
:
Av. Adil AKTAY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; kamulaştırma bedelinin düşük belirlenmesi ve değerkaybına uğratılması nedeniyle mülkiyet hakkının, idare lehine vekâlet ücretinehükmedilmesi nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ve yargılamanın uzun sürmesinedeniyle de makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 22/4/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Tapuda başvurucu adına kayıtlı olan ve Karaman'ın Ermenekilçesi Çavuş köyünde bulunan 121 ada 17 parsel sayılı taşınmaz hakkında Enerjive Tabii Kaynaklar Bakanlığının (İdare) Ermenek Barajı ve HidroelektrikSantrali Projesi kapsamında Bakanlar Kurulunun 31/1/2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararı ile acele kamulaştırma kararıverilmiştir.
9. İdare 2/4/2009 tarihinde uyuşmazlık konusu taşınmaza acele elkonulması için Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesinden talepte bulunmuştur. ErmenekAsliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme) 21/7/2009 tarihli kararı ile bilirkişiraporuna dayanarak el koyma bedelini 28.203,85 TL olarak belirleyip bedelinbaşvurucuya ödenmesine ve taşınmaza acele el konulmasına karar vermiştir.
10. İdare 5/5/2010 tarihinde aynı Mahkemede kamulaştırmabedelinin tespiti ve tescil davası açmıştır. Mahkeme, dava konusu taşınmazda bilirkişilerlekeşif yapmıştır. Bilirkişi Kurulu, taşınmazı arazi olarak değerlendirmiş ve netgelir yöntemini esas alarak 2010 yılı tarımsal ürün verilerine göre taşınmazındeğerinin 11.292,30 TL olduğu yönünde görüş bildirmiştir.
11. Mahkeme 5/3/2012 tarihli kararıyla taşınmazın kamulaştırmabedeli olan 30.190,60 TL'den acele kamulaştırma kararı sonrası ödenen bedelinmahsubu ile bakiye 1.986,70 TL'nin başvurucuya ödenmesine, taşınmazın İdareadına tapuya kayıt ve tesciline karar vermiştir.
12. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesince16/10/2012 tarihinde bozulmuştur. Başvurucunun karar düzeltme talebi aynıDairenin 11/4/2013 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
13. Bozma ilamına uyan Mahkeme 15/11/2013 tarihinde kamulaştırmabedelinin 20.444,70 TL olarak tespitine karar vermiştir. Mahkeme; başvurucuyaödenen bedelin mahsubu ile fazladan ödenen 9.745,90 TL'nin başvurucu tarafçaparanın çekildiği tarihe kadar varsa mevduat faizi ile birlikte davacı İdareyeiadesine, mezkûr taşınmazın başvurucu adına kayıtlı olan tapu kaydının iptaliile davacı idare adına tapuya kayıt ve tesciline ve taraflar lehine 1.320'şerTL vekâlet ücretine karar vermiştir.
14. Temyiz üzerine karar, Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin25/3/2014 tarihli kararı ile onanmıştır. Başvurucunun karar düzeltme talebi,aynı Dairenin 2/3/2015 tarihli kararı ile reddedilmiştir.
15. Nihai karar, başvurucuya 3/4/2015 tarihinde tebliğedilmiştir.
16. Başvurucu 22/4/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
17. Konu hakkında ilgili hukuk için bkz. Ali Şimşek ve diğerleri, B. No: 2014/2073,6/7/2017, §§ 18-33.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
18. Mahkemenin 27/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Mülkiyet Hakkınınİhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
19. Başvurucu, öncelikle kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğini iddia etmiştir. Başvurucuya göre bilirkişi tarafındankamulaştırma bedeli tespit edilirken yalnızca taşınmazın bulunduğu ilçeninverilerinin dikkate alınması gerekirken komşu ilçelerin Tarım Müdürlüğüverileri de dikkate alınarak hesaplama yapılması nedeniyle taşınmaz bedeliolması gerekenden düşük hesaplanmıştır. Başvurucu ayrıca derece mahkemelerincebelirlenen kamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığından yakınarak, bugerekçelerle mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
20. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu, özel yaşama saygı ve konutdokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğini öne sürmekte ise de somut başvurununkonut dokunulmazlığı ve özel yaşama saygı hakkıyla bir ilgisi görülmediğindenbaşvurucunun belirtilen şikâyetleri mülkiyet hakkı kapsamındadeğerlendirilmiştir.
21. Anayasa Mahkemesi, daha önce Karaman'ın Ermenek ilçesindeyapılan aynı kapsamdaki kamulaştırma işlemleri yönünden benzer şikâyetleriçeşitli bireysel başvurularda incelemiş ve karara bağlamıştır (Tahsin Erdoğan, B. No: 2012/1246,6/2/2014; Ali Şimşek ve diğerleri).
22. Başvurucu ilk olarak kamulaştırma bedelinin düşükbelirlendiğinden yakınmaktadır. Anayasa'nın 13., 35. ve 46. maddeleri uyarınca;kamu yararı bulunması, kamulaştırma kararının yasada gösterilen esas veusullerine uyulması, gerçek karşılığın peşin ve nakden ödenmesi kamulaştırmanınanayasal ögeleridir. Kamulaştırılan taşınmazın gerçek karşılığı olan bedelinintespiti ise uzman mahkemelerin ve Yargıtayın bukonudaki uzman dairelerinin yetki ve görevindedir. Mülkiyet hakkına yapılanmüdahale ile ödenen bedel arasındaki ilişki yönünden Anayasa Mahkemesininyapacağı tespit, orantılılık incelemesinden ibarettir (Mukadder Sağlam ve diğerleri, B. No:2013/2511, 22/1/2015, § 49; AbdülkerimÇakmak ve diğerleri, B. No: 2014/1964, 23/2/2017, § 52).
23. Somut olayda ise Yargıtay 18. Hukuk Dairesi gerekçesiniönceden ortaya koyarak Ermenek ilçesindeki arazilerin kamulaştırılmasındagerçek değere ulaşmak için mevki kavramını ilçe düzeyinden daha genişyorumlamıştır. 2006 yılından beri istikrarlı olarak uygulanan bu yöntembireyler için erişilebilir ve bilinebilir olup başvuru konusu olayda 2010yılında açılan kamulaştırma bedelinin tespiti davasında başvurucu açısındanbahsedilen yerleşik içtihat öngörülebilir durumdadır. Dolayısıyla YargıtayDairesinin Ermenek ilçesi için belirlediği mevki kavramını daha genişyorumlayan bedel tespiti yöntemi 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı KamulaştırmaKanunu’nun 11. maddesinin (f) bendine açıkça aykırı olmadığı gibi ikna edicigerekçesi ile keyfî olmaktan da uzaktır (TahsinErdoğan, §§ 64-70).
24. Başvurucu ayrıca yargılamanın uzun sürmesinden dolayıkamulaştırma bedelinin değer kaybına uğratıldığını ileri sürmüştür.
25. Kamulaştırma yoluyla mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninorantılı olabilmesi için taşınmazın gerçek bedelinin malike ödenmesi ve ödenenbedelin tespitinde esas alınan tarih ile ödeme tarihi arasında geçen dönemdegerçekleşen enflasyona nispetle taşınmazın hissedilir derecede değerkaybetmemiş olması gerekir (Mehmet Akdoğanve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, § 59). Ödenen tutarlarınenflasyonun etkilerinden arındırılarak güncelleştirilmesi yani kamulaştırmatarihi ile ödeme tarihi arasında geçen süredeki hissedilir değer kaybını telafiedecek biçimde faiz uygulanması, kamulaştırma bedelinin enflasyon karşısındadeğer kaybetmesini önleyebilecek bir araçtır (MehmetAkdoğan ve diğerleri, § 42).
26. Yapılan incelemede başvurucunun mülkiyet hakkına yönelikmüdahalenin ölçülü olup olmadığı hususunda bir sonuca varmak için mahkemecetespit edilen gerçek değer ile başvurucuya yapılan ödemelerin enflasyon etkisiarındırılmış sonuçlarının karşılaştırılması gerekmektedir. Elde edilmek istenenkamu yararı ile başvurucunun mülkünden mahrum kalması arasında makul dengeninsağlanıp sağlanmadığını ve müdahalenin ölçülü olup olmadığını tespit etmedeönemli olan, yapılan ödemelerin değer kaybının toplam bedele oranı üzerindenbaşvurucunun maruz kaldığı yükü belirlemektir (AliŞimşek ve diğerleri, § 66).
27. Acele el koyma aşamasında başvurucuya 21/7/2009 tarihinde28.203,85 TL, kamulaştırma bedelinin tespitine ilişkin davada da 5/3/2012tarihinde 1.986,70 TL ödenmesine karar verilmiştir. Bu karar Yargıtayca bozulmuş, bozma ilamına uyan Mahkeme 15/11/2013tarihinde kamulaştırma bedelini 20.444,70 TL olarak belirlemiş ve daha önceödenen tutarın mahsubu ile fazladan ödenen 9.745,90 TL'nin İdareye iadesinekarar vermiştir.
28. Bu durumda kamulaştırma bedelinin daha herhangi bir değerkaybına uğratılmadan, acele el koyma aşamasında başvurucuya ödendiğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla mülkiyet hakkının ihlal edilmediğinin açık olduğusonucuna varılmıştır.
29. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
30. Başvurucu, lehine hükmedilen tazminatın bir bölümünü vekâletücreti olarak ödemek zorunda kalmasından şikâyet etmiştir.
2. Değerlendirme
31. İddianın değerlendirilmesinde dayanak alınacak Anayasa’nın36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
32. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukukinitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisitakdir eder (Tahir Canan, B. No:2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun vekâlet ücretine ilişkin şikâyetininmahkemeye erişim hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
33. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrasında; herkesinyargı organlarına davacı ve davalı olarak başvurabilme, bunun doğal sonucuolarak da iddiada bulunma, savunma ve adil yargılanma hakkı güvence altınaalınmıştır. Anılan maddeyle güvence altına alınan hak arama özgürlüğü, kendisibir temel hak niteliği taşımasının ötesinde Anayasa’nın 40. maddesi uyarıncadiğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanmayı ve bunlarınkorunmasını sağlayan en etkili güvencelerden biridir (AYM, E.2011/33,K.2012/54, 11/4/2012; AYM, E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108,K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/64, K.2013/142, 28/11/2013; E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014; E.2015/96, K.2016/9, 10/2/2016, § 18).
34. Mahkemeye erişim hakkı, Anayasa’nın 36. maddesindedüzenlenen adil yargılanma hakkının güvenceleri arasında yer almaktadır (Ahmet Yıldırım, B. No: 2012/144,2/10/2013, § 28; Özkan Şen, B.No: 2012/791, 7/11/2013, § 51; Ş.Ç.,B. No: 2012/1061, 21/11/2013, § 28; KenanYıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014, § 41).
35. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı ve uyuşmazlıkkapsamında bir talebi mahkeme önüne taşıyabilmek ve bunların etkili bir şekildekarara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Mahkemeye erişim hakkı,hak arama özgürlüğünün bir gereği olmakla birlikte hak arama özgürlüğününvarlığının kabulü için tek başına yeterli bulunmamaktadır. Mahkemeye erişimietkisiz kılacak ya da yargı yoluna başvurmayı önemli ölçüde zorlaştırıcı veyacaydırıcı nitelikte olan (AYM, E.2013/40, K.2013/139, 28/11/2013), kişininmahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını (Özkan Şen, § 52) ya da kişinin bizatihimahkemeye başvurmuş olmasını anlamsız hâle getiren sınırlamalar mahkemeyeerişim hakkını ihlal edebilir (İbrahim CanKişi, B. No: 2012/1052, 23/7/2014, § 31).
36. Vekâlet ücreti yargılama gideri olup bununla davacı veyadavalının o dava nedeniyle aldıkları hukuki yardım karşılığında avukataödedikleri ücretin telafisi amaçlanmaktadır (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014). Dava aşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belliolmayan bu ücret yükümlülüğü, bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ileilişkilidir (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, § 38).
37. Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına görekazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine vekâlet ücretinehükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkiletmektedir (Serkan Acar, § 39; Muhbet Adanır ve diğerleri, B. No: 2014/10261,8/12/2016, § 101).
38. Anayasa’nın 36. maddesinde hak arama özgürlüğü için herhangibir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte bunun hiçbir şekildesınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. AnayasaMahkemesi kararlarında, Anayasa'nın başka maddelerinde yer alan hak veözgürlükler ile devlete yüklenen ödevlerin özel sınırlama sebebi gösterilmemişhak ve özgürlüklere sınır teşkil edebileceği kabul edilmektedir (AYM,E.2010/83, K.2012/169, 1/11/2012; E.2012/108, K.2013/64, 22/5/2013; E.2013/95,K.2014/176, 13/11/2014; E.2014/177, K.2015/49, 14/5/2015; Hüseyin Dayan, B. No: 2013/5033,13/4/2016, § 46).
39. Mutlak olmayan ve sınırlandırılabilen mahkemeye erişimhakkına ilişkin sınırlandırmaların kanuni olması, hakkın özünü zedeleyecekşekilde hakkı kısıtlamaması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması gerekir (Serkan Acar, § 38; İbrahim Can Kişi, § 36).
40. Başvuru konusu olayda 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı HukukMuhakemeleri Kanunu’nun 323. maddesi ve 2/11/2011 tarihli ve 28103 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 659 sayılıGenel Bütçe Kapsamındaki Kamu İdareleri ve Özel Bütçeli İdarelerde HukukHizmetlerinin Yürütülmesine İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 14. maddesinin(1) numaralı fıkrası ile 2014 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT)uyarınca başvurucu aleyhine reddedilen kısım üzerinden vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Dolayısıyla müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğuanlaşılmaktadır.
41. İdare lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin amacınıngereksiz başvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece kamukaynaklarının etkili, verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekildekullanılmasının sağlanması olduğu ifade edilebilir. Kamu kaynaklarının etkili,verimli ve usul ekonomisine uygun bir şekilde kullanılmasının teminine yönelikdüzenleme yapılması da hukuk devleti ilkesinin bir gereği olup bu sebepleyapılan müdahalenin meşru bir amaca yönelik olduğu anlaşılmıştır (Murat Kara ve diğerleri, B. No: 2014/6042,9/3/2017, § 70).
42. Bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucularınreddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan avukatlık ücretini karşıtarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşullarıçerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarınıanlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu kapsamda davanın özel koşullarıçerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkınınasgari sınırını teşkil etmektedir (Özkan Şen,§ 54).
43. Başvuru konusu olayda Mahkemece dava kabul edilerek taraflaryararına 2014 yılı AAÜT uyarınca 1.320 TL maktu vekâlet ücretinehükmedilmiştir. Bu durumda derece mahkemelerince hükmedilen kamulaştırma bedeliile karşılaştırıldığında ve başvurucu yararına da vekâlet ücretine hükmedildiğidikkate alındığında başvurucu aleyhine hükmedilen 1.320 TL maktu vekâletücretinin ölçüsüz olduğu söylenemez. Ayrıca bu düzenleme ile satın almausulünün de teşvik edildiği gözetilmelidir. Bu nedenle mahkemeye erişim hakkınayönelik açık bir ihlalin bulunmadığı anlaşılmıştır.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da, diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
45. Başvurucu, makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğiniileri sürmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
46. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılan makulsürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
47. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarak davanınikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği, yargılaması devameden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanma hakkınınihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esas alınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013,§§ 50, 52).
48. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklara ilişkinyargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu, başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri, §§ 41-45).
49. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzer başvurulardaverdiği kararlar dikkate alındığında somut olaydaki yaklaşık 4 yıl 10 aylıkyargılama süresinin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
50. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesinde güvencealtına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
D. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
51. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 50. maddesinin (1) numaralıfıkrası şöyledir:
“Esasinceleme sonunda, başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğinekarar verilir. İhlal kararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedilir…”
52. Başvurucu, ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminattalebinde bulunmuştur.
53. Somut olayda makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
54. İhlal tespitiyle giderilemeyecek olan manevi zararlarıkarşılığında başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ödenmesine kararverilmesi gerekir.
55. Başvurucunun makul sürede yargılanma hakkının ihlalidışındaki iddiaları yönünden başvurunun bu kısımlarının kabul edilemez olduğunakarar verildiğinden dolayı ve makul sürede yargılanma hakkı yönünden de birtazminat talebinin olmadığı gözetilerek maddi tazminat talebinin reddine kararverilmesi gerekir.
56. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 226,90 TL harç ve 1.980TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 2.206,90 TL yargılama giderinin başvurucuyaödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan makul süredeyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucuya net 5.400 TL manevi tazminat ÖDENMESİNE,tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 226,90 TL harç ve 1.980 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam2.206,90 TL yargılama giderinin BAŞVURUCUYA ÖDENMESİNE,
E. Ödemelerin, kararın tebliğini takiben başvurucunun MaliyeBakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına, ödemedegecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihine kadargeçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin bilgi için Ermenek Asliye HukukMahkemesine (E.2013/164, K.2013/584) GÖNDERİLMESİNE,
G. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE27/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.