TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİ UĞUR ARAS BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2016/76720)
Karar Tarihi: 25/9/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
M.Emin KUZ
Rıdvan GÜLEÇ
Yıldız SEFERİNOĞLU
Raportör
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Ali Uğur ARAS
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutuklamanın hukuka aykırı olması ve tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılması nedenleriyle kişihürriyeti ve güvenliği hakkının; soruşturma dosyasında gizlilik kararıverilmesi nedeniyle de adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 11/11/2016 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafındanbaşlatılan Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel DevletYapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında27/8/2016 tarihinde gözaltınaalınmıştır.
7. Belirlenemeyen bir tarihte 17/12/2004 tarihli ve 5271 sayılıCeza Muhakemesi Kanunu'nun 153. maddesi uyarınca soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasına karar verilmiştir.
8. Başvurucu 2/9/2016 tarihinde İstanbul 1. Sulh CezaHâkimliğince silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmıştır. Tutuklamagerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Şüphelinin üzerine atılı FETÖ/PDYSilahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan; atılı suçun niteliği, mevcut delildurumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı,atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, kaçma ve delilleri karartmaşüphesi nazara alındığında bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasınınyetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK 100 ve devamı maddeleri uyarıncaşüphelinin tutuklanmasına [karar verildi]."
9. Başvurucu bu karara itiraz etmiştir. İstanbul 2. Sulh CezaHâkimliği 21/9/2016 tarihinde itirazın reddine karar vermiştir. Bu karar14/10/2016 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
10. Başvurucu 11/11/2016 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
11. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 8/2/2017 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundancezalandırılması istemiyle İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesinde kamu davasıaçılmıştır.
12. İddianamede, başvurucunun FETÖ/PDY hiyerarşisi içinde yeraldığı ileri sürülmüş; başvurucunun 11/8/2014 tarihinde ByLock programını yüklediğibelirtilmiştir.
13. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi 1/3/2017 tarihinde, Ankaramahkemelerinin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiştir.
14. Ankara 18. Ağır Ceza Mahkemesi de 22/5/2017 tarihindeyetkisizlik kararı vermiştir.
15. Yetki uyuşmazlığı üzerine Yargıtay 5. Ceza Dairesi 2/10/2017tarihli kararıyla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesinin yetkili olduğuna kararvermiştir.
16. İstanbul 24. Ağır Ceza Mahkemesi 30/11/2018 tarihindebaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 8 yıl 9 ay hapis cezasıile cezalandırılmasına ve tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Kararıngerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:
"...Kullanımında olan GSM hattı ileFETÖ/PDY örgütü mensuplarınca kullanılan ve örgüt mensubu olmayanlarcakullanılması mümkün görülmeyen Bylock programınıkullandığı, sanığın örgütsel bilinçle Digitürk aboneliğini sonlandırdığı, örgütliderinin talimatı ile Bankasya isimli bankada işlemgerçekleştirdiği, sanığın Deniz Kuvvetleri Mahrem yapılanması içerisinde yeraldığı, örgüt içerisinde 'Sami' kod adını kullandığı ve tüm dosya kapsamınagöre sanığın örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğu ve bu suretle verilecekgörevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesineterk ettiği,örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrinegirdiği, örgütle organik bağ kurup örgüt üyesi sıfatına haiz olduğuanlaşılmıştır."
17. Bu karara karşı istinaf yoluna başvurulmuştur. İstanbulBölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesi 2/7/2019 tarihinde istinaf başvurusununesastan reddine karar vermiştir.
18. İstinaf mahkemesi kararına karşı temyiz yoluna başvurulmuşolup temyiz incelemesi devam etmektedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
19. İlgili hukuk için bkz. MetinEvecen, B. No: 2017/744, 4/4/2018, §§ 31-35.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
20. Mahkemenin 25/9/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlalEdildiğine İlişkin İddialar
1. Tutuklamanın HukukiOlmadığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
21. Başvurucu; suç şüphesi ve bunu haklı kılan delillerolmamasına rağmen hakkında tutuklama kararı verildiğini, ByLock listesine dayalı olarakhakkında soruşturma başlatıldığını ancak bu listenin dayanaktan yoksunolduğunu, beraat edeceği bir isnat nedeniyle tutuklanmasının ölçüsüz olduğunu,somut olayda delilleri karartma tehlikesi ve kaçma şüphesinin de bulunmadığınıve tutuklama kararının gerekçesiz olduğunubelirterekkişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
22. Anayasa'nın "Temelhak ve hürriyetlerin sınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesişöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
23. Anayasa'nın "Kişihürriyeti ve güvenliği" kenar başlıklı 19. maddesinin birincifıkrası ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Herkes, kişi hürriyeti ve güvenliğinesahiptir.
...
Suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunankişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yok edilmesini veya değiştirilmesiniönlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanundagösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir."
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası bağlamında kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
i. Uygulanabilirlik Yönünden
25. Anayasa Mahkemesi, olağanüstü yönetim usullerinin uygulandığıdönemlerde alınan tedbirlere ilişkin bireysel başvuruları incelerkenAnayasa'nın 15. maddesinde ortaya konulan temel hak ve özgürlüklere ilişkingüvence rejimini dikkate alacağını belirtmiştir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017,§§ 187-191). Soruşturma mercilerince başvurucuya yöneltilen ve tutuklamatedbirine konu olan suçlama, başvurucunun darbe teşebbüsünün arkasındakiyapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY üyesi olduğu iddiasıdır. AnayasaMahkemesi, anılan suçlamanın olağanüstü hâl ilanını gerekli kılan olaylarlailgili olduğunu değerlendirmiştir (SelçukÖzdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, § 57).
26. Bu inceleme sırasında öncelikle başvurucunun tutuklanmasınınAnayasa'nın başta 13. ve 19. maddeleri olmak üzere ilgili maddelerinde yer alangüvencelere aykırı olup olmadığı tespit edilecek, aykırılık saptanması hâlindeise Anayasa'nın 15. maddesindeki ölçütlerin bu aykırılığı meşru kılıp kılmadığıdeğerlendirilecektir (Aydın Yavuz vediğerleri, §§ 193-195, 242).
ii. Genel İlkeler
27. Tutuklamanın hukukiliğinin incelenmesinde dikkate alınacakgenel ilkeler için bkz. Metin Evecen, §§47-52.
iii. İlkelerin Olaya Uygulanması
28. Somut olayda öncelikle başvurucunun tutuklanmasının kanunidayanağının olup olmadığının belirlenmesi gerekir.
29. Başvurucu, darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğubelirtilen FETÖ/PDY mensubu olduğu iddiasıyla yürütülen soruşturma kapsamındasilahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla 5271 sayılı Kanun'un 100. maddesiuyarınca tutuklanmıştır. Bu itibarla başvurucu hakkında uygulanan tutuklamatedbirinin kanuni dayanağı bulunmaktadır.
30. Kanuni dayanağının olduğu anlaşılan tutuklama tedbirininmeşru bir amacının olup olmadığı ve ölçülülüğü incelenmeden önce tutuklamanınön koşulu olan suçun işlendiğine dairkuvvetli belirti bulunup bulunmadığının da değerlendirilmesigerekir.
31. Başvurucu hakkında düzenlenen iddianamede ve mahkûmiyetkararında, başvurucunun FETÖ/PDY üyelerinin kendi aralarındaki iletişimisağladığı ifade edilen ByLockuygulamasının kullanıcısı olduğu belirtilmiştir.
32. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayıkullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarınayüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından birbelirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 106, 267).Buna göre soruşturma makamlarınca ve tutuklama tedbirine karar verenmahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasınınsomut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi -anılan programın özellikleriitibarıyla- temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez (Selçuk Özdemir, § 74).
33. Diğer taraftan başvurucu hakkında uygulanan ve kuvvetli suçşüphesinin bulunması şeklindeki ön koşulu yerine gelmiş olan tutuklamatedbirinin meşru bir amacının olup olmadığının değerlendirilmesi gerekir. Budeğerlendirmede tutuklama kararının verildiği andaki genel koşullar gözardı edilmemelidir.
34. Darbe teşebbüsü sırasında gerçekleşen vahim olaylarıntoplumda oluşturduğu kaygı, teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin örgütlenmesinin karmaşıklığı ve bu yapılanmanın arzettiği tehlike (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK],§§ 15-19, 26) darbe teşebbüsüne ilişkin faaliyetler kapsamında ülke genelindebinlerce kişi tarafından icra edilen, suç oluşturabilecek nitelikteki onbinlerce eylemin aynı anda işlenmesi, bunun yanı sıra çoğunluğu önemli yerlerdekamu görevlisi olan on binlerce şüpheli hakkında doğrudan darbeyle ilişkiliolmasa da FETÖ/PDY'ye mensubiyet nedeniyle ivediliklesoruşturma yapılması ihtiyacı birlikte dikkate alındığında soruşturma konusuolaylara ilişkin delillerin sağlıklı bir şekilde toplanabilmesi vesoruşturmaların güvenlik içinde yürütülebilmesi için tutuklama dışındaki korumatedbirlerinin yetersiz kalması söz konusu olabilir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Aydın Yavuz vediğerleri, § 271; Selçuk Özdemir,§78).
35. Darbe teşebbüsüyle bağlantılı veya darbe teşebbüsüylebağlantılı olmasa bile teşebbüsün faili olduğu belirtilen FETÖ/PDY ilebağlantılı kişilerin teşebbüs sırasında veya sonrasında ortaya çıkan kargaşadanyararlanmak suretiyle kaçma imkânı ve bu dönemde delillere etki edilmesiihtimali normal zamanda işlenen suçlara göre çok daha fazladır. Diğer taraftanFETÖ/PDY'nin ülkedeki neredeyse tüm kamu kurum ve kuruşlarındaörgütlenmiş olması, yüz elliyi aşkın ülkede faaliyet göstermesi ve ciddiseviyede uluslararası ittifaklarının bulunması, bu yapılanma ile ilgili olaraksoruşturmaya tabi tutulan kişilerin yurt dışına kaçmasını ve yurt dışındabarınmasını büyük ölçüde kolaylaştıracaktır (aynı yöndeki değerlendirmeler içinAydın Yavuz ve diğerleri, § 272; Selçuk Özdemir,§ 79).
36. Başvurucunun tutuklanmasına karar verilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçu, Türk hukuk sistemi içinde ağır cezai yaptırımlar öngörülensuç tipleri arasında olup isnat edilen suça ilişkin olarak kanunda öngörülencezanın ağırlığı kaçma şüphesine işaret eden durumlardan biridir (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Hüseyin Burçak,B. No: 2014/474, 3/2/2016, § 61; DevranDuran [GK], B. No: 2014/10405, 25/5/2017, § 66). Ayrıca anılan suç5271 sayılı Kanun'un 100. maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan ve kanungereği tutuklama nedeni varsayılabilensuçlar arasındadır (bkz. § 32; Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 148).
37. Somut olayda İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliğince başvurucununtutuklanmasına karar verilirken işlendiği iddia olunan silahlı terör örgütüneüye olma suçunun vasıf ve mahiyetine, suçun 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesinin (3) numaralı fıkrasında yer alan katalog suçlar arasında olmasına,suça ilişkin Kanun'da öngörülen yaptırımın ağırlığına, kaçma ve delillerikarartma şüphesine dayanıldığı görülmektedir (bkz. § 8).
38. Dolayısıyla tutuklama kararının verildiği andaki genelkoşullar ve somut olayın yukarıda belirtilen özel koşulları ile İstanbul 1.Sulh Ceza Hâkimliği tarafından verilen kararın içeriği birliktedeğerlendirildiğinde başvurucu yönünden kaçma ve delilleri etkileme tehlikesineyönelik tutuklama nedenlerinin olgusal temellerinin olmadığı söylenemez.
39. Başvurucu hakkındaki tutuklama tedbirinin ölçülü olupolmadığının da belirlenmesi gerekir. Bir tutuklama tedbirinin Anayasa'nın 13.ve 19. maddeleri kapsamında ölçülülüğünün belirlenmesinde somut olayın tümözellikleri dikkate alınmalıdır (Gülser Yıldırım(2) [GK], B. No: 2016/40170, 16/11/2017, § 151).
40. Öncelikle terör suçlarının soruşturulması kamu makamlarınıciddi zorluklarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu nedenle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı, adli makamlar ve güvenlik görevlilerinin -özellikle organizeolanlar olmak üzere- suçlarla ve suçlulukla etkili bir şekilde mücadelesiniaşırı derecede güçleştirmeye neden olabilecek şekilde yorumlanmamalıdır (aynıyöndeki değerlendirmeler için bkz. Süleyman Bağrıyanık ve diğerleri, B. No: 2015/9756,16/11/2016, § 214; Devran Duran,§ 64). Özellikle darbe teşebbüsüyle veya FETÖ/PDY'ylebağlantılı soruşturmaların kapsamı ve niteliği ile FETÖ/PDY'ninözellikleri de -gizlilik, hücre tipi yapılanma, her kurumda örgütlenmiş olma,kendisine kutsallık atfetme, itaat ve teslimiyet temelinde hareket etme gibi-dikkate alındığında bu soruşturmaların diğer ceza soruşturmalarına göre çokdaha zor ve karmaşık olduğu ortadadır (AydınYavuz ve diğerleri, § 350).
41. Ayrıca başvurucunun darbe teşebbüsünün savuşturulmasısürecinde gözaltına alındığı ve sonrasında tutuklandığı dikkate alındığındasoruşturma süreci bakımından tutuklamanın ölçülülük ilkesinin bir unsuru olarakgerekli olmadığı sonucuna varılması için herhangi bir nedenin bulunmadığıdeğerlendirilmiştir.
42. Somut olayın yukarıda belirtilen özellikleri dikkatealındığında başvurucu hakkında uygulanan tutuklama tedbirinin ölçülü olmadığısöylenemeyecektir.
43. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklamanın hukukiolmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
44. Buna göre başvurucunun kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınatutuklama yoluyla yapılan müdahalenin Anayasa'da bu hakka dair (13. ve 19.maddelerde) yer alan güvencelere aykırılık oluşturmadığı görüldüğündenAnayasa'nın 15. maddesinde yer alan ölçütler yönünden ayrıca bir incelemeyapılmasına gerek bulunmamaktadır.
2. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
45. Başvurucu, tutuklama kararına itiraz ve tutukluluğundevamına ilişkin kararların dosya üzerinden duruşma açılmaksızın incelendiğiniileri sürmüştür.
b. Değerlendirme
46. Anayasa Mahkemesi ErdalTercan ([GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018) kararında; bu şikâyeteilişkin olarak yaptığı inceleme kapsamında darbe teşebbüsünden sonraki süreçtedarbe teşebbüsü, teşebbüsün arkasındaki yapılanma olan FETÖ/PDY veya terörlebağlantılı suçlardan tutuklanan kişilerin tutukluluk incelemelerinin on sekizaya kadar hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapılmasının olağanüstü hâldöneminde kişi hürriyeti ve güvenliği hakkını ihlal etmediği sonucunavarmıştır. Somut olay bakımdan 2/9/2016 tutuklanıp 25/1/2018 tarihindehâkim/mahkeme önüne çıktığı anlaşılan başvurucunun bu kapsamdaki şikâyetibakımından anılan karardan ayrılmayı gerektiren bir durum mevcut değildir.
47. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının da açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Adil YargılanmaHakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
48. Başvurucu; soruşturma dosyasındaki kısıtlama kararınedeniyle savunma hakkını kullanamadığını, kendisine yöneltilen suçlamalarailişkin açıklama yapma hakkından mahrum kaldığını, kısıtlama kararının dışındakalan belgelerin de kendisine verilmediğini, kısıtlama kararına itiraz etmeimkânı bulamadığını belirterek adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
49. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes,meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacıveya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
50. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucu soruşturma dosyasındaki kısıtlamakararına ilişkin iddialarını tutuklama kararına etkili itiraz etme bağlamındadeğil adil yargılanma hakkı bağlamında dile getirmiştir. Bu nedenle başvurucununiddialarının adil yargılanma hakkı kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
51. Bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine başvurabilmekiçin olağan kanun yollarının tüketilmiş olması gerekir. Temel hak veözgürlüklere saygı, devletin tüm organlarının anayasal ödevi olup bu ödevinihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hak ihlallerinin düzeltilmesi idari veyargısal makamların görevidir. Bu nedenle temel hak ve özgürlüklerin ihlaledildiği iddialarının öncelikle derece mahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bumakamlar tarafından değerlendirilmesi ve bir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, B. No: 2012/403, 26/3/2013, § 16).
52. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur. Bu ilke uyarınca başvurucununAnayasa Mahkemesi önüne getirdiği şikâyetini öncelikle ve süresinde yetkiliidari ve yargısal mercilere usulüne uygun olarak iletmesi, bu konuda sahipolduğu bilgi ve kanıtlarını zamanında bu makamlara sunması, aynı zamanda busüreçte dava ve başvurusunu takip etmek için gerekli özeni göstermiş olmasıgerekir (Ayşe Zıramanve Cennet Yeşilyurt, § 17).
53. Somut olayda başvurucu, hakkında yargılama devam ederkenAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinceinceleme yapıldığı tarih itibarıyla da başvurucu hakkındaki davanın temyizincelemesi devam etmektedir. Başvurucunun hakkındaki soruşturma ve yargılamasüreçlerinde yapılan uygulamalar nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlaledildiği iddialarına ilişkin şikâyetlerini kanun yollarında ileri sürebilme veileri sürmüş ise şikâyetlerinin bu aşamalarda incelenme imkânı bulunmaktadır.Bu çerçevede başvurucu tarafından istinaf/temyiz süreçlerinin sonuçlanmasıbeklenmeden ileri sürülen adil yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündekişikâyetlerin bireysel başvuruya konu edildiği görülmüştür.
54. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının, diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutuklamanın hukuki olmaması dolayısıyla kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
2. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyleKABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA25/9/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.