TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİBAHADIR PEKER VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/31698)
Karar Tarihi: 14/10/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
M. Emin ŞAHİNER
Başvurucular
:
1. Alibahadır PEKER
2. Cemile AKGÜN
3. Fayika YILDIRIM
4. Gülçin DEMİR
5. Leyla SEYREK
6. Muharrem Eren AKGÜN
7. Necla KAYAN
8. Özcan BİCAN
9. Sami PEKER
10. Sevgi ŞENOĞLU
11. Yasemin CANİSTER
12. Yurdagül TARAN
Başvurucular Vekili
:
Av. Ali ELBEYOĞLU
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, zilyet olunan taşınmazın orman vasfıylaHazine adına tescili nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 1/8/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüş bildirilmesine gerekolmadığını bildirmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
A. TapulamaTespiti ve İtiraz Süreci
8. Başvurucuların murisleri olan S.K., H.A. ve K.K.,İstanbul'un Beykoz ilçesine bağlı Ali Bahadır köyünde bulunan 143 parsel sayılıtaşınmazın 1950 yılından beri zilyedidirler.
9. 10/6/1969 tarihli tapulama tutanağı ile taşınmaz, 1hektar 4.200 m² yüz ölçümlü olarak tespit edilmiştir.
10. Orman Genel Müdürlüğü, başvurucuların murislerine aittaşınmazın orman vasıflı arazi olduğu gerekçesiyle ilgili komisyon kararınaitiraz ederek tespitin iptali ve orman olarak tescili istemiyle 19/1/1972tarihinde dava açmıştır. Beykoz Kadastro Mahkemesi 24/10/2000 tarihinde davakonusu taşınmazın 11.450 m²sinin 1939 yılında yapılmış ve aynı yıl kesinleşenorman tahdidi sınırları içinde kaldığı gerekçesiyle davayı kabul etmiş,taşınmazın bu kısmına yönelik tespitin iptali ile orman olarak tesciline kararvermiştir.
11. Temyiz edilen karar, Yargıtay 20. Hukuk Dairesince(Daire) onanarak 12/3/2003 tarihinde kesinleşmiştir.
B. TazminatDavası Süreci
12. Başvurucular, taşınmazın orman vasıflı olduğu kabuledilerek Hazine adına tescil edilmesi nedeniyle 22/11/2001 tarihli ve 4721sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 1007. maddesi hükmü uyarınca tazminat ödenmesiistemiyle 4/1/2013 tarihinde Maliye Hazinesi aleyhine dava açmışlardır.
13. Beykoz 1. Asliye Hukuk Mahkemesi 25/2/2014 tarihindedavayı reddetmiştir. Kararın gerekçesi özetle şu şekildedir:
i. Beykoz Kadastro Mahkemesinin 24/10/2000 tarihli kararıile de tespit edildiği üzere dava konusu parselin bulunduğu yörede ilk ormantahdidi çalışmaları 8/2/1937 tarihli ve 3116 sayılı Orman Kanunu'na göre 1939yılında yapılmış ve aynı yıl kesinleşmiştir.
ii. Tahdit çalışmaları sırasında dava konusu parselin birkısmı 37, 38 ve 39 No.lu orman sınır noktalarını birleştiren hattın güneyinde,orman sınırları içindedir, diğer kısmı ise orman sınırlarının dışındadır.
iii. Beykoz Kadastro Mahkemesinin kararı ile ormansınırları içinde kalan 11.450 m²lik kısmın iptal edilerek bu kısmın ormanolarak tapuya tesciline karar verilmiş, mahkeme kararı 12/3/2003 tarihindekesinleşmiştir.
iv. Davacılar kesinleşen orman tahdit çalışmalarınasüresinde itiraz etmemiş; dava, zamanaşımı süresi içinde açılmamıştır. Ormansınırları içinde kalan yerle ilgili de tazminat davası açılamayacaktır.
14. Temyiz edilen karar Daire tarafından 15/12/2016tarihinde onanmıştır. Başvurucular tarafından yapılan karar düzeltme istemiDaire tarafından 5/6/2017 tarihinde reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.
15. Nihai karar başvurucuların vekiline 18/7/2017tarihinde tebliğ edilmiştir.
16. Başvurucular 1/8/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
17. 12/7/1966 tarihli ve 766 sayılı mülga TapulamaKanunu'nun 2. maddesi şöyledir:
"Tarıma elverişli olmıyan sahipsizyerler ile aynı nitelikte olan sahipsiz kayalar, tepeler, dağlar ve OrmanKanunu uyarınca orman sayılan yerler, tapulamaya tabi tutulmaz. Birliksınırları içinde kalan bu gibi gayrimenkullerin tapulamaya tabi olup olmadığıhususunda ilgililer arasında anlaşmazlık çıkarsa, tapulama tutanağı ve krokisiyapılır. Anlaşmazlık sebebi tutanakla belirtilir.
Anlaşmazlık bu kanunda yazılı usul veilgili kanunların esasları dairesinde çözülür."
18. 766 sayılı mülga Kanun'un 46. maddesinin üçüncüfıkrası şöyledir:
"Orman Kanunu uyarınca, tahditleriyapılarak kesinleşmiş ve tescil edilmiş ormanlara ait kayıtlar, müseccelbulunduğu birliğin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılır."
19. 21/6/1987 tarihli ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun "Tapudakayıtlı taşınmaz malların tespiti" kenar başlıklı 13. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“ Tapuda kayıtlı taşınmaz mal:
...
B) Kayıt sahibi veya mirasçılarındanbaşkası zilyet bulunuyorsa;
...
b) Zilyet, taşınmaz malı, kayıtmalikinden veya mirasçılarından veya mümessillerinden tapu dışı bir yollaiktisap ettiğini, onların beyanı veya herhangi bir belge ile veya bilirkişiveyahut tanık sözleriyle ispat ettiği ve ayrıca en az on yıl müddetleçekişmesiz, aralıksız ve malik sıfatıyla zilyet bulunduğu takdirde zilyetadına,
... tespit olunur.”
20. 3402 sayılı Kanun’un "Kamu malları"kenar başlıklı 16. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
“Kamunun ortak kullanılmasına veya birkamu hizmetinin görülmesine ayrılan yerlerle Devletin hüküm ve tasarrufualtında bulunan sahipsiz yerlerden:
...
D) Devletin hüküm ve tasarrufu altındabulunan ormanlar, bu Kanunda hüküm bulunmayan hallerde, özel kanunlarıhükümlerine tabidir.”
21. 3402 sayılı Kanun'un "İhya edilen taşınmazmallar" kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Orman sayılmayan Devletin hüküm vetasarrufu altında bulunan ve kamu hizmetine tahsis edilmeyen araziden, masrafve emek sarfı ile imar ve ihya edilerek tarıma elverişli hale getirilentaşınmaz mallar 14 üncü maddedeki şartlar mevcut ise imar ve ihya edenler veyahalefleri adına, aksi takdirde hazine adına tespit edilir."
22. 3402 sayılı Kanun’un "Hazine adınatespit" kenar başlıklı 18. maddesinin ikinci fıkrası şöyledir:
“Orta malları, hizmet malları, ormanlarve Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup da bir kamu hizmetine tahsis edilenyerler ile kanunları uyarınca Devlete kalan taşınmaz mallar, tapuda kayıtlıolsun olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemez.”
23. 31/8/1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 1.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Tabii olarak yetişen ve emekleyetiştirilen ağaç ve ağaççık toplulukları yerleriyle birlikte ormansayılır"
24. 19/4/2012 tarihli ve 6292 sayılı Orman KöylülerininKalkınmalarının Desteklenmesi ve Hazine Adına Orman Sınırları Dışına ÇıkarılanYerlerin Değerlendirilmesi ile Hazineye Ait Tarım Arazilerinin Satışı HakkındaKanun'un 7. maddesi şöyledir:
“1) İlgililer tarafından idareyebaşvurulması ve idarece bu başvuru üzerine veya resen yapılan inceleme vearaştırma sonucunda doğruluğu tespit edilmesi hâlinde;
a) Tapu ve kadastro veya imar mevzuatınagöre ilgilileri adına oluşturulan ve tapuda halen kişiler adına kayıtlı olantaşınmazlardan Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapukütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi bulunan veya konulan taşınmazların tapukayıtları bedel alınmaksızın geçerli kabul edilir ve tapu kütüklerindeki 2/Aveya 2/B belirtmeleri terkin edilerek tescilleri aynen devam eder, aynıgerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında dava açılmaz, açılan davalardanvazgeçilir, açılan davalar sonucunda tapularının iptaliyle Hazine adınatesciline karar verilen, kesinleşen ve tapuda henüz infaz edilmeyen taşınmazlarhakkında da aynı şekilde işlem yapılır. Ancak bu kararlardan infaz edilerektapuda Hazine adına tescil edilen taşınmazlar ise, ilgilileri tarafından buKanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıl içinde idareye başvurulmasıhâlinde, bedelsiz olarak önceki kayıt maliklerine veya kanuni mirasçılarınaiade edilir.
b) Özel kanunları gereğince Devlettarafından kişilere satılan, dağıtılan, trampa edilen, bedelli veya bedelsizolarak devredilen veya iskânen verilen ya da özelleştirme suretiyle satılanlarile hisseleri devredilen özel hukuk tüzel kişileri adına kayıtlı olan ancakdaha sonra Hazine adına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapukütüklerine 2/A veya 2/B belirtmesi konulan taşınmazların tapu kayıtlarıgeçerli kabul edilir, aynı gerekçeyle bu nitelikteki taşınmazlar hakkında davaaçılmaz, açılan davalardan vazgeçilir, açılan davalar sonucunda Hazine adınatescil edilenler ise, bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren iki yıliçinde ilgilileri tarafından idareye başvurulması hâlinde önceki maliklerineveya kanuni ya da akdî haleflerine bedelsiz olarak iade edilir. Ancak, bukişilerden taşınmazlarına karşılık daha önce yer verilenlere veya bedeliödenenlere iade işlemi yapılmaz.
c) Bu fıkra kapsamında kalantaşınmazların kullanıcılarının kayıt maliklerinden farklı kişiler olmaları vekayıt maliklerinin bu fıkradan yararlanmak istemeleri hâlinde, kullanıcılar buKanunda belirtilen şartları taşısalar dahi doğrudan satış hakkındanyararlanamazlar.
(2) Birinci fıkra kapsamında kalantaşınmazlardan orman sınırı dışına çıkartılacak yerlerde bulunan ve Hazineadına orman sınırı dışına çıkarıldığı gerekçesiyle tapu kütüklerine 2/Bbelirtmesi konulması gereken taşınmazların tapu kütüklerine 2/B belirtmesikonulmaz ve bunlar hakkında dava açılmaz.
(3) Birinci fıkra kapsamında kalantaşınmazlardan tapuda Hazine adına tescilli olan taşınmazlar hakkında aynıfıkrada belirtilen süre içerisinde idareye başvurmayan ilgililerin hakları busüre sonunda sona erer, bu kişiler idareden başkaca talepte bulunamazlar, hakve tazminat talep edemezler ve dava açamazlar. Bu taşınmazlardan Hazine adınatescilli olanlar idarece satış dâhil genel hükümlere göre değerlendirilir.
(4) Bu maddeye göre ilgililerine iadeedilmesi gereken taşınmazlardan orman olduğu iddiasıyla Orman GenelMüdürlüğünce açılan davalar sonucunda orman niteliğiyle Hazine adına tesciledilen, fiilen orman niteliğinde olan veya bu nedenle dava açılması gereken,ağaçlandırılmak üzere Orman Genel Müdürlüğüne tahsis edilen, kamu hizmetlerineayrılan veya bu amaçla kullanılan, özel kanunlar gereğince değerlendirilmesigereken veya Maliye Bakanlığınca belirlenen taşınmazlar ilgililerine iadeedilmez. Bu taşınmazların yerine, idarece belirlenen ve ilgililerince itiraz vedava konusu edilmeksizin kabul edilen rayiç bedelleri ödenebilir veya rayiçbedellerine uygun taşınmazlar verilebilir.”
25. 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesi şöyledir:
"Tapu sicilinin tutulmasından doğanbütün zararlardan Devlet sorumludur.
Devlet, zararın doğmasında kusurubulunan görevlilere rücu eder.
Devletin sorumluluğuna ilişkin davalar,tapu sicilinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür."
B. UluslararasıHukuk
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) mülkiyethakkına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1 No.luProtokol'ün birinci maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altınaalmadığını kabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD] (k.k.),B. No: 48321/99, 23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye,B. No: 34478/97, 9/1/2007, § 52).
27. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınınancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün birinci maddesinin anlamıkapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğinibelirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya malvarlığı yanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşrubeklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya[BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-AdamII/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklentikavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için bkz. Pine ValleyDevelopments Ltd. ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/BirleşikKrallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A.ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31).
28. Bununla birlikte AİHM içtihatlarına göre temelsiz birhak kazanma beklentisi veya sadece ulusal hukukta mülkiyet hakkı kapsamındasavunulabilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterlideğildir (Kopecký/Slovakya, § 35; Gratzinger veGratzingerova/Çek Cumhuriyeti [BD] (k.k.),B. No: 39794/98, 10/7/2002, §69). İç hukukun ne şekilde yorumlanacağına ve uygulanacağına dair biruyuşmazlık olduğunda ve bu bağlamda başvurucu tarafından ileri sürüleniddiaların ulusal mahkemelerce kesin olarak reddedildiği durumlarda meşrubir beklentinin bulunduğu sonucuna varılamaz (Kopecký/Slovakya,§§ 50, 52; Jantner/Slovakya, B. No: 39050/97, 4/3/2003, §§ 29-33).
29. AİHM içtihatlarında sıklıkla -her ne kadaranlaşılabilir olsa da- basit beklenti ile daha somut nitelikte olması, hukukibir düzenlemeye ya da iç hukukta yerleşik ve istikrarlı bir yargı kararınadayanması gereken meşru beklenti arasındaki fark vurgulanmaktadır (Kopecký/Slovakya,§ 52; Bozcaada Kimisis Teodoku Rum Ortodoks Kilisesi Vakfi/Türkiye(k.k.), B. No: 22522/03, 9/12/2008).
30. Kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesibakımından AİHM, mülkiyet hakkının kapsamını belirlerken iç hukuktakidüzenlemeler ile yargısal uygulamaları gözeterek sonuca varmaktadır. Buna göremera, orman gibi alanların kazandırıcı zamanaşımı yoluyla kazanılamayacağınadair Türk hukukundaki düzenlemeler nedeniyle başvurucuların bu taşınmazlarınmülkiyetini elde etmelerini sağlayabilecek bir meşru beklentilerinin doğmasınınmümkün bulunmadığı kabul edilmiştir (Sarısoy ve diğerleri/Türkiye(k.k.), B. No: 21303/07, 14/10/2014, § 35; Kadir Gündüz/Türkiye (k.k.),B. No: 50253/99, 18/10/2007; Nane ve diğerleri/Türkiye, B. No: 41192/04,24/11/2009, §§ 25-28; Bölükbaş ve diğerleri/Türkiye, B. No: 29799/02,9/2/2010, § 26; Usta/Türkiye (k.k.), B. No: 32212/11, 27/11/2012, § 44).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
31. Mahkemenin 14/10/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
32. Başvurucular, orman kadastrosu sınırları içindekaldığı gerekçesiyle kendilerine ait tapu kaydının 2003 yılında iptal edilmesiüzerine on yıllık zamanaşımı süresi içinde 4721 sayılı Kanun'un 1007. maddesikapsamında tazminat davası açtıkları hâlde 1939 yılında yapılan orman kadastroçalışmaları gerekçe gösterilerek bu davanın reddedilmesinden yakınmaktadır.Başvurucular, Beykoz Kadastro Mahkemesince tapulama tespitinin iptali davasısürecinde yapılan yargılamada taraf teşkili sağlanmadan hüküm kurulduğunu, mahkemekararı uyarınca orman olduğu gerekçesiyle tapudaki paylarının terkin edilerekmülklerinden yoksun kaldıklarını belirtmektedir. Ayrıca başvuruculara göremülkiyet hakkı yönünden herhangi bir zamanaşımı ya da hak düşürücü süreninuygulanması söz konusu olamaz. Başvurucular, bu gerekçelerle Anayasa'nın 35. ve36. maddelerinde düzenlenen adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlaledildiğini ileri sürmektedir.
B. Değerlendirme
33. Anayasa’nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak 35. maddesi şöyledir:
“Herkes, mülkiyet ve miras haklarınasahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz.”
34. Başvuru konusu olayda her ne kadar başvurucular adilyargılanma haklarının da ihlal edildiğini ileri sürmüşlerse de başvurucularınbütün şikâyetleri mülkiyet hakkı yönünden incelenmiştir.
35. Somut olayda başvurucuların murisleri, İstanbul'unBeykoz ilçesine bağlı Ali Bahadır köyünde bulunan 143 parsel sayılı taşınmazı1950 yılından beri zilyet olarak kullanmıştır. Taşınmazın yüz ölçümü tapulamatutanağı ve paftasında 1 hektar 4.200 m² olarak tespit edilmiştir.
36. Başvurucular, öncelikle orman tahdidinden, tapulamatespitinin iptali davasında Kadastro Mahkemesince usulüne uygun taraf teşkilisağlanmadan karar verildiğinden şikâyet etmektedir. Bu davanın görüldüğütarihte yürürlükte olan 766 sayılı mülga Kanun'un 2. maddesine göre ormansayılan yerlerin tapulamaya tabi tutulamayacağı belirtilmiş olup 46. maddesininüçüncü fıkrasında da kesinleşen orman tahditlerinin tapu kütüğüne olduğu gibiaktarılacağı hüküm altına alınmıştır. Somut olayda Kadastro Mahkemesi de24/10/2000 tarihinde dava konusu taşınmazın 11.450 m²sinin orman sınırlarıiçinde bulunduğu gerekçesiyle bu bölüm yönünden daha önce kesinleşen ormantahdidinin tapu kütüğüne olduğu gibi aktarılmasına karar vererek davayı kabuletmiştir. Böylece taşınmaza ait tapulama tespitinin iptali ile 11.450 m²sininorman olarak tesciline karar vermiştir. Taşınmazın kalan kısmı ise anılanmahkeme kararı uyarınca kararın kesinleşmesi ile birlikte tapuya tesciledilmiştir (bkz. § 10).
37. Anayasa ve 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un anılan hükümleriuyarınca Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisinin başlangıcı 23/9/2012tarihi olup Anayasa Mahkemesi, ancak bu tarihten sonra kesinleşen nihai işlemve kararlar aleyhine yapılan bireysel başvuruları inceleyebilecektir (AhmetMelih Acar, B. No: 2012/329, 12/2/2013, § 15; G.S., B. No: 2012/832,12/2/2013, § 14). Anayasa Mahkemesi içtihadına göre mülkiyetten yoksun bırakmaşeklindeki mülkiyet hakkına yapılan müdahaleler, kural olarak anlık eylemlerolup sürekli bir müdahale oluşturmaz (Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri,B. No: 2014/4715, 15/6/2016, § 114). Ancak bu kuralın bir istinası isemevzuatta bir tazminat yolunun bulunması ve bu tazminat yolunun zamanbakımından yetki alanında devam etmesi durumudur.
38. Somut olayda orman tahdidinin kesinleşmesi ve tapulamatespitinin iptali davasına ilişkin süreçler Anayasa Mahkemesinin zamanbakımından yetkisinin başladığı 23/9/2012 tarihinden önce kesinleşmiştir.Bununla birlikte başvurucular, bu defa Hazine aleyhine Beykoz 1. Asliye HukukMahkemesinde 4/1/2013 tarihinde tazminat davası açmışlardır. Mahkeme 25/2/2014tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Hüküm, temyiz üzerine Yargıtay 20.Hukuk Dairesinin 15/12/2016 tarihli kararıyla onanmış ve karar düzeltme istemide 5/6/2017 tarihinde reddedilerek kesinleşmiştir (bkz. §§ 12-14).
39. Bu durumda somut olayda orman tahdidinin kesinleşmesive tapulama tespiti Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi dışındaki birtarihte kesinleşmiştir. Ancak başvurucuların açtığı tazminat davasına ilişkinyargılama süreci Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi içindekesinleştiği için mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetin tazminatyönünden değerlendirilmesi gerekir (Agavni Mari Hazaryan ve diğerleri,§§ 94-120).
40. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkımevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırdasahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramıiçinde değildir. Bu hususun istisnası olarak belli durumlarda bir ekonomikdeğer veya icrası mümkün bir alacağı elde etmeye yönelik meşrubir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkı güvencesindenyararlanabilir. Meşru beklenti makul bir şekilde ortaya konmuş icra edilebilirbir alacağın doğurduğu, ulusal mevzuatta belirli bir kanun hükmüne veyabaşarılı olma ihtimalinin yüksek olduğunu gösteren yerleşik bir yargıiçtihadına dayanan yeterli somutluğa sahip nitelikteki bir beklentidir.Temelsiz bir hak kazanma beklentisi veya sadece mülkiyet hakkı kapsamında ilerisürülebilir bir iddianın varlığı meşru beklentinin kabulü için yeterli değildir(Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No: 2012/636, 15/4/2014, §§ 36,37).
41. Meşru beklenti objektif temelden uzak bir beklentiolmayıp bir kanun hükmü, yerleşik bir yargısal içtihat veya ayni menfaatleilgili hukuki bir işleme dayalı beklentidir (Selçuk Emiroğlu, B. No:2013/5660, 20/3/2014, § 28). Dolayısıyla Anayasa ve Sözleşme'nin ortak korumakapsamında olan meşru beklentiye dayalı mülkiyet hakkının tespiti mevcut hukuksisteminde iddia edilen mülkiyet iddiasının tanınmasına bağlı olup bu tanım,mevzuat hükümleri ve yargı kararları ile yapılmaktadır (Üçgen NakliyatTicaret Ltd. Şti., B. No: 2013/845, 20/11/2014, § 37).
42. Somut olayda başvurucular, tapulama sırasındamurislerinin adlarına tespit edilen taşınmazın orman olduğu gerekçesiyle yargıkararıyla bir kısmının iptal edilmesine rağmen kendilerine tazminatödenmemesinden şikâyet etmişlerdir.
43. Bununla birlikte mülkiyet hakkının ihlal edildiğindenşikâyet eden bir kimse önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamakzorundadır (Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015,§ 54). Bu bağlamda Anayasa Mahkemesinin daha önce de belirttiği üzere Anayasa'nın35. maddesi soyut bir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyetiedinmeyi değil mülkiyet hakkını güvence altına almaktadır (Mehmet Şentürk[GK], B. No: 2014/13478, 25/7/2017, § 53).
44. Dava konusu Kadastro Mahkemesinin 1939 yılında kesinleşenorman tahdidini esas aldığı gözetilmelidir. Nitekim tazminat davasında taşınmazbölümünün orman olan vasfına dikkat çekilerek orman sınırları içinde bırakılanyerle ilgili orman tahdit çalışmalarının -tapulamadan önce- 1939 yılındakesinleştiği ve orman sınırları içinde kalan yerle ilgili tazminat davasıaçılamayacağı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiştir. Mezkûrkararda başvurucuların murislerinin orman tahdit çalışmalarına süresinde itirazetmedikleri de hatırlatılmıştır. Buna göre somut olayda derece mahkemesiningerekçesinin özellikle uyuşmazlık konusu taşınmazın orman olduğu olgusuna veorman niteliğindeki taşınmazların zilyetlik yoluyla edinilmesinin mümkünolmadığı yönündeki açık kanun hükmüne dayandığı anlaşılmaktadır. Bu durumdaanılan kararın keyfî veya öngörülemez olduğu da söylenemez.
45. Sonuç olarak 1939 yılında kesinleşen orman tahdidinegöre orman olduğu belirlenen uyuşmazlık konusu taşınmaz bölümüne yönelik olaraktapulama öncesinde başvurucuların murislerinin geçerli tapu veya benzeri birkayıtlarının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Ayrıca ilgili kanun hükümlerikarşısında başvurucuların orman olan söz konusu taşınmaz bölümünün mülkiyetinikazandırıcı zamanaşımı yoluyla edinmeleri de mümkün görülmemiştir. Dolayısıylasomut başvuru açısından ihtilaflı taşınmaz bölümü yönünden başvurucularınAnayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında birmülklerinin veya yeterli bir hukuki temele dayalı olarak en azından mülkiyetielde etme yönünde meşru bir beklentilerinin bulunduğunu kanıtlayamadıklarıanlaşılmaktadır.
46. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabuledilebilirlik nedenleri incelenmeksizin konu bakımından yetkisizliknedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasının konubakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerindeBIRAKILMASINA 14/10/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.