TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALEXANDRA LIANA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/20732)
Karar Tarihi: 13/1/2022
R.G. Tarih ve Sayı: 1/3/2022-31765
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
İrfan FİDAN
Raportör
:
Ayhan KILIÇ
Başvurucular
:
1. Alexandra LIANA
2. Benjamin Schaller STEINER
3. Eric IRVING STEINER
4. Natalia STEINER HERCOT
5. Steiner Gayrimenkul Yatırım ve Danışmanlık Ltd. Şti.
Başvurucular Vekili
:
Av. Ramazan ARSLAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, özel kolleksiyona kayıtlı olan taşınmazkültür varlıklarının bedelsiz olarak müzeye tesliminin istenmesi nedeniylemülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 4/7/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir. Başvurucular,Bakanlık görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
8. Gerçek kişi olan başvurucular 2007 yılında ölenY.E.S.nin çocukları ve mirasçılarıdır. Başvurucuların beyanına göre Y.E.S. ninTürk ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) vatandaşlığı bulunmaktadır. Gerçekkişi olan başvurucular Alexandra Liana Avusturya vatandaşı, Benjamin SchallerSteiner ABD vatandaşı, Eric Irving Steiner ABD vatandaşı ve Natalia SteinerHercot Fransız vatandaşıdır. Beşinci başvurucu ise murislerinden kalan kültürvarlıklarıyla koleksiyonculuk faaliyetinde bulunmak üzere gerçek kişibaşvurucular tarafından kurulan bir tüzel kişiliktir.
A. Olayın ArkaPlanı
9. Y.E.S., Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi Müdürlüğünde(Müdürlük) kayıtlı bir kültür varlığı koleksiyoncusudur. Y.E.S.ninkoleksiyonuna kayıtlı 300'ün üzerinde kültür varlığı bulunmaktadır. Başvurucularınbeyanına göre Y.E.S. 1990 yılında kendisi de koleksiyoncu olan Y.D.den kültürvarlığı niteliğinde bir taşınmaz satın almış ve bu taşınmazda koleksiyonculukfaaliyetine başlamıştır. Başvurucuların beyanına göre Y.E.S. içindeki yediparça kültür varlığıyla birlikte evi satın almıştır. Y.E.S.ninkoleksiyonuna hiçbir zaman kaydedilmeyen söz konusu yedi parça kültür varlığıevin duvarlarında süs unsuru olarak monteli bulunmaktadır. Y.D. de başvurudosyasından anlaşılamayan bir tarihte ölmüştür. Ayrıca anılan evde Y.E.S.ninkoleksiyonuna kayıtlı bulunmayan iki kültür varlığı daha bulunmaktadır.
10. Y.E.S.nin ölümünden sonra hiçbiri Türk vatandaşıolmayan gerçek kişi başvurucular, Steiner Gayrimenkul Yatırım ve DanışmanlıkLimitet Şirketini (beşinci başvurucu) kurmuştur. Şirket 19/2/2014 tarihindekoleksiyon izin belgesi alarak Müdürlük gözetiminde koleksiyonculuk faaliyetinebaşlamıştır. Y.E.S.nin koleksiyonuna kayıtlı tüm kültür varlıkları Şirketinkoleksiyonuna aktarılmıştır.
11. 27/1/1983 tarihli ve 2863 sayılı Kültür ve TabiatVarlıklarını Koruma Kanunu'na 4/2/2009 tarihli ve 5835 sayılı Kanun'un 4.maddesiyle eklenen geçici 8. maddeyle 11/3/2005 tarihinden önce bir şekildekoleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanterdefterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculararasında hiçbir surette değiştirilemeyeceği ve satılamayacağı hükme bağlanmış,bu taşınmaz kültür varlıklarından müze ve ören yerlerindeki eserlerinbütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlarnitelikte olanları Kültür ve Turizm Bakanlığının bedelsiz olarak alma hakkınınsaklı olduğu belirtilmiştir.
12. Müdürlük 20/8/2010 tarihli işlemle Y.E.S.ninkoleksiyonuna kayıtlı eserlerin veraset davası sonuçlanıncaya kadar yedieminolarak Müze Müdürlüğüne teslim edilmesini gerçek kişi başvuruculara ihtaretmiştir. Başvurucular bu işleme karşı Muğla 1. İdare Mahkemesinde (Mahkeme)iptal davası açmıştır. Mahkeme 23/12/2011 tarihli kararla davayı reddetmiştir.Kararın gerekçesinde, murisin Avusturya (Başvuru formunda ABD olarakbelirtilmiştir.) mirasçıların ise üç farklı ülke vatandaşı olması sebebiyleveraset ilamı alınmasının gecikebileceği belirtilmiş ve bu nedenle devlet malıniteliğindeki taşınır kültür varlıklarının yediemin olarak Müdürlüğe teslimininhukuka uygun olduğu ifade edilmiştir. Karar, Danıştay Ondördüncü Dairesinin(Daire) 18/3/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemi iseDairenin 26/11/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
13. Müdürlük 6/4/2011 tarihli işlemle Y.E.S.nin Y.D.densatın aldığı yedi kültür varlığının on beş gün için bulunduğu yerden sökülerekMüdürlüğe getirilmesini ihtar etmiştir. Gerçek kişi başvurucular bu işlemekarşı Muğla 2. İdare Mahkemesinde iptal davası açmıştır. Muğla 2. İdareMahkemesi 13/12/2011 tarihli kararıyla davayı incelemeksizin reddetmiştir.Kararın gerekçesinde, dava konusu işlemin Muğla 1. İdare Mahkemesinde davakonusu 20/8/2010 tarihli işlemin uygulanması mahiyetinde olduğu belirtilmiştir.Karar, Dairenin 18/3/2014 tarihli kararıyla onanmıştır. Karar düzeltme istemide Daire tarafından 28/1/2015 tarihinde reddedilmiştir.
14. Müdürlük 7/12/2011 tarihli işlemle Y.E.S.nin evininduvarlarında yer alan ve taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki yedi eserinbulunduğu yerden alınarak Müdürlüğe getirilmesi için söz konusu adresteçalışmalara başlanacağını, ayrıca müteveffanın koleksiyonuna kayıtlı diğereserlerin mirasçıların koleksiyoner belgesi alma işlemleri sonuçlanıncaya kadarMüdürlüğe yediemin olarak teslim edilmesini ihtar etmiştir. Gerçek kişibaşvurucular bu işleme karşı Mahkemede dava açmıştır. Mahkeme 21/9/2012 tarihlikararıyla davayı reddetmiştir. Ancak Mahkeme davanın kapsamının müteveffanınkoleksiyonuna kayıtlı diğer eserlerin Müdürlüğe yediemin olarak teslimedilmesiyle sınırlı olduğunu kabul etmiştir. Mahkeme, yine başvurucularınvatandaşlık durumuna atıf yaparak mirasçılık belgesi alınmasının uzamasıihtimali nedeniyle kolleksiyonculuk belgesinin alınmasının da uzayabileceğini,bu sebeple devlet malı niteliğindeki taşınır kültür varlıklarının yedieminolarak Müdürlüğe tesliminin hukuka uygun olduğunu ifade etmiştir. Karar,Dairenin 26/11/2015 tarihli kararıyla işlemin Y.E.S.nin evinin duvarlarında yeralan yedi adet taşınmaz kültür varlığı eserin bulunduğu yerden alınacağıihtarıyla ilgili kısmı yönünden karar verilmediği gerekçesiyle bozulmuştur.Bozma kararına uyan Mahkeme 30/12/2016 tarihinde davayı reddetmiştir. Kararıngerekçesinde, taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki eserlerin koleksiyonlarakaydettirilmesinin mümkün olmadığına vurgu yapılarak bunların yediemin olarakMüdürlüğe teslim edilmesi yolunda işlem tesis edilmesinin hukuka uygun olduğubelirtilmiştir. Kararda ayrıca yedi adet taşınmaz kültür varlığının Y.E.S.ninkoleksiyonuna kayıtlı olmadığına da işaret edilmiştir. Bu kararın sonrakiaşamalarıyla ilgili olarak dosyada herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
B. BireyselBaşvuruya Konu Süreç
15. Müdürlük 14/12/2015 tarihli yazıyla Y.D.ninkoleksiyonunda kayıtlı yedi adet taşınmaz kültür varlığı ile Y.E.S.ninkoleksiyonunda kayıtlı diğer taşınmaz kültür varlıklarının Müdürlüğe teslimedilmesini ihtar etmiştir. Söz konusu işlemde Dairenin 28/1/2015 tarihli karardüzeltme kararına atıfta bulunularak Y.D.nin koleksiyonunda kayıtlı yedi adettaşınmaz kültür varlığının Müdürlüğe teslimi gerektiğine ilişkin işleme dairyargısal sürecin kesinleştiğinden söz edilmiştir. Yazıda mirasçıların SteinerGayrimenkul Yatırım ve Danışmanlık Limitet Şirketini kurdukları ve anılanŞirketin 19/2/2014 tarihinde koleksiyonculuk belgesi alarak murislerininkoleksiyonundaki kültür varlıklarıyla koleksiyonculuk faaliyetine başladığıhatırlatılmış ancak 23/3/2010 tarihli ve 27530 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve TabiatVarlıkları Koleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmelik'in (Yönetmelik) 7.maddesinin (3) numaralı fıkrası karşısında taşınmaz kültür varlıklarınınkoleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesinin mümkün olmadığı ifade edilmiştir.
16. Başvurucular bu işlemin iptali istemiyle 22/1/2016tarihinde Mahkemede dava açmıştır. Dava dilekçesinde özetle şunlar ilerisürülmüştür:
i. Murislerinin koleksiyonundaki eserlerin mirasçılık vekomisyonculuk belgelerinin alınmasına kadar Müdürlüğe teslim edilmesi yolundakiişlemlerle ilgili açılan davalar, anılan belgelerin alınmış olması sebebiylekonusuz kalmıştır.
ii. Teslimi istenen eserlerin taşınmaz kültür varlığıniteliğinde olduğunun ne şekilde belirlendiği izah edilmemiştir. Bilirkişiincelemesi yaptırılması hâlinde bunların taşınmaz niteliğinde olmadığıanlaşılacaktır. Eserler taşınmaz nitelikte olsa bile bunların iadesinin kanunidayanağı bulunmamaktadır. Müdürlük 23/3/2010 tarihli Yönetmelik hükmünedayanmış ise de murislerinin anılan eserleri edindiği 1990'lı yıllarda taşınmazkültür varlıklarının envantere kaydedilemeyeceğine ilişkin bir hüküm mevcutdeğildir.
iii. 2863 sayılı Kanun'a 4/2/2009 tarihinde eklenengeçici 8. maddede "bir şekilde" elde edilen taşınmaz kültürvarlıklarından bahsedilmiştir. Bu da 11/3/2005 tarihinden önce envanterdefterine kaydedilen taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyoncularındakalabileceğini göstermektedir.
iv. Müdürlük tarafından gerekçe gösterilen Yönetmelikhükmü bütün taşınmaz kültür varlıklarının müzelere tesliminigerektirmemektedir. Zira taşınmaz kültür varlıklarının özel mülkiyettebulunması hukuken mümkündür. Nitekim 2863 sayılı Kanun'da buna imkân verenhükümler mevcuttur.
v. Müdürlüğün hâlihazırda özel mülkiyette bulunan birkültür varlığına bedelini ödemeden el koyması mümkün değildir.
17. Davalı Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından verilencevap dilekçesinde özetle şu hususlar ileri sürülmüştür:
i. Kültür ve Turizm Bakanlığı Teftiş Kurulu Başkanlığıncahazırlanan 13/3/2009 tarihli raporda Y.D.nin envanterinde kayıtlı olan yediparça kültür varlığı incelenmiştir. Söz konusu raporda da tespit edildiği üzeretaşınmaz kültür varlığı niteliğindeki yedi eser sehven Y.D.nin envanterinekaydedilmiştir. Ayrıca bunların el değiştirme işlemi Yönetmelik'in 12.maddesine uygun olarak gerçekleşmemiştir. Gerçekte taşınmaz kültür varlığınınbir parçası olan eserlerin orijinallerinden koparılması onları taşınır kültürvarlığına dönüştürmez.
ii. Başvuruculardan defalarca söz konusu yedi parçanınteslimi istendiği hâlde başvurucular bunun gereğini yerine getirmemiştir. Bununüzerine dava konusu işlemin tesis edilmesi ihtiyacı hasıl olmuştur.
iii. Başvurucuların 1990'lı yıllarda taşınmaz kültürvarlıklarının envantere kaydedilemeyeceği yolunda bir hüküm bulunmadığı iddiasıgerçeği yansıtmamaktadır. 2863 sayılı Kanun'un 6. ve 26. maddeleri dikkatealındığında taşınır kültür varlıklarının envantere kaydedilmesine imkânsağlandığı anlaşılmaktadır. Taşınmaz kültür varlıklarının özel müze vekoleksiyonlarda bulundurulamayacağı hususunda mevzuat açık ve nettir. Nitekimbu hususta mevzuatın yeterince açık olmadığı gerekçesiyle açılan davanınreddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararı Dairece onanmıştır.
iv. Y.E.S. ve Y.D.nin envanterlerinde bulunan eserlersehven kaydedilmiş taşınmaz kültür varlığı niteliğindedir. Bu sebeple bunlarıniadesi gerekmektedir. Müze görevlilerinin mevzuata yeterince hâkim olmamasınedeniyle taşınmaz kültür varlıklarının özel koleksiyonlara kaydedildiğinintespiti üzerine 2863 sayılı Kanun'a 5835 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle geçici8. madde eklenmiştir. Başvurucuların eserlerin taşınmaz kültür varlığıniteliğinde olmadığı şeklindeki iddiaları bilinçli bir saptırmadır.
v. 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesi uyarınca devlet malıniteliğinde olan taşınmaz kültür varlıklarının özel mülkiyete geçmesi ve mirasyoluyla intikal etmesi mümkün değildir. Ayrıca başvurucuların Y.D.ninkoleksiyonuna kayıtlı ve Y.E.S.nin koleksiyonuna hiçbir şekilde kaydedilmeyenyedi adet taşınmaz kültür varlığı üzerinde hak iddia etmeleri hukukenolanaksızdır.
18. Mahkeme 12/5/2017 tarihli kararıyla davayıreddetmiştir. Kararın gerekçesinde, taşınmaz kültür varlıklarından kopmak ya daayrılmak sureti ile taşınır hâle gelen ve 2863 sayılı Kanun'un 6. maddesindeörnekleme yoluyla sayılan parçaların koleksiyonculuk faaliyetine konu taşınırkültür varlığı olarak nitelendirilmesine imkân bulunmadığı ifade edilmiştir.Kararda, taşınmaz kültür varlığından ayrılan parçaların taşınır kültür varlığıniteliği kazanacağının kabulünün eski eserlerin tahribatını ve beraberindeticaretini artırıcı bir etkiye yol açacağı belirtilmiştir. Kararda nihai olaraktaşınmaz kültür varlığı niteliğinde olması nedeni ile kolleksiyonculukfaaliyetine konu edilmesi mümkün bulunmayan, devlet malı niteliğini haiz yedikültür varlığının duvarlarına monteli olduğu evin satışı ile birlikte özelmülkiyete geçmesinin hukuken söz konusu olamayacağı vurgulanmış ve dava konusuişlemin hukuka uygun olduğu açıklanmıştır.
19. Gerçek kişi başvurucular bu karara karşı istinafyoluna başvurmuştur. Tüzel kişi başvurucu ise istinaf yoluna başvurmamıştır.İstinaf dilekçesinde esas itibarıyla dava dilekçesinde ileri sürülen iddialartekrarlanmıştır. İstinaf dilekçesinde ek olarak Mahkemenin kararının gerekçesizolduğundan yakınılmıştır. Dilekçede, Mahkemece hiçbir araştırma yapılmadaneserlerin taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olduğunun kabul edildiğibelirtilmiştir. Dilekçeye göre söz konusu yedi eser 2863 sayılı Kanun'un 23.maddesinin ikinci fıkrasında sayılan taşınır kültür varlıklarındandır. NitekimMüdürlük de bunları taşınır kültür varlığı olarak tescil etmiştir.
20. Bu arada davalı idare 5/9/2017 tarihli dilekçe ileaçıklama talebinde bulunmuştur. Mahkeme 19/9/2017 tarihli kararla davalıidarenin açıklama talebini kabul ederek hüküm fıkrasından önceki paragrafayaptığı eklemeyle Y.E.S.nin koleksiyonuna kayıtlı diğer kültür varlıklarınıntesliminin istenmesinde de hukuka aykırılık bulunmadığını açıklığakavuşturmuştur. Başvurucular 3/1/2018 tarihli dilekçe ile bu hususu bölge idaremahkemesinin dikkatine sunmuş ve Mahkemenin davanın kapsamının ötesinegeçtiğini iddia etmiştir.
21. İzmir Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi(Bölge İdare Mahkemesi) 10/4/2018 tarihli kararıyla istinaf istemini esastan vekesin olarak reddetmiştir. Bu karar 4/6/2018 tarihinde başvuruculara tebliğedilmiştir.
22. Başvurucular 4/7/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
23. Başvurucular temyiz yoluna da başvurmuştur. Temyizdilekçesinde, ilk derece mahkemesi ve istinaf kararlarının gerekçesizolduğundan, ayrıca Mahkemenin hükmün açıklanması kapsamında verdiği kararladavanın kapsamını genişletecek şekilde hüküm kurduğundan şikâyet etmiştir.Temyiz dilekçesindeki diğer iddialar önceki aşamalarda sunulan dilekçelerdekilerleparalel niteliktedir. Bölge İdare Mahkemesi 2/8/2018 tarihinde temyiz istemini,kararın kesin olduğu gerekçesiyle reddetmiştir. Kararda, bu karara karşı yedigün içinde temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir.
24. Başvurucular, temyiz isteminin reddine ilişkin kararakarşı temyiz yoluna başvurmuştur. Temyiz istemini inceleyen Daire 27/12/2018tarihli kararıyla gerçek kişi başvurucular yönünden temyiz istemini esastanreddetmiş, tüzel kişi başvurucu yönünden ise Şirketin istinaf yoluna başvurmamışolması sebebiyle incelemeksizin reddetmiştir. Daireye göre temyiz ancak istinafyoluna gidildikten sonra başvurulabilecek bir kanun yoludur. Bu nedenle istinafyoluna başvurmayan Şirketin temyiz isteminin incelenmesi mümkün değildir. Nihaikarar 22/5/2019 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.
IV. İLGİLİHUKUK
A. Ulusal Hukuk
25. 2863 sayılı Kanun'un "Tanımlar ve kısaltmalar"kenar başlıklı 2. maddesinin ilgili kısmı şöyledir:
"Tanımlar:
(1) 'Kültür varlıkları'; tarih öncesive tarihi devirlere ait bilim, kültür, din ve güzel sanatlarla ilgili bulunanveya tarih öncesi ya da tarihi devirlerde sosyal yaşama konu olmuş bilimsel vekültürel açıdan özgün değer taşıyan yer üstünde, yer altında veya su altındakibütün taşınır ve taşınmaz varlıklardır.
...
(14) (Ek: 8/8/2011-KHK-648/41 md.)'Taşınır tabiat varlıkları'; jeolojik devirlere ait olup, ender bulunmalarınedeniyle olağanüstü özelliklere sahip yer üstünde, yer altında veya su altındabulunan korunması gerekli taşınır tabii değerlerdir.
..."
26. 2863 sayılı Kanun'un "Devlet malı niteliği"kenar başlıklı 5. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Devlete, kamu kurum vekuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerine tabi gerçek vetüzelkişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinen veya ileridemeydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiatvarlıkları Devlet malı niteliğindedir."
27. 2863 sayılı Kanun'un "Korunması gereklitaşınmaz kültür ve tabiat varlıkları" kenar başlıklı 6. maddesi şöyledir:
"Korunması gerekli taşınmaz kültürve tabiat varlıkları şunlardır:
a) Korunması gerekli tabiat varlıklarıile 19 uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar,
b) Belirlenen tarihten sonra yapılmışolup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığıncakorunmalarında gerek görülen taşınmazlar,
c) Sit alanı içinde bulunan taşınmazkültür varlıkları,
d) Milli tarihimizdeki önemlerisebebiyle zaman kavramı ve tescil söz konusu olmaksızın Milli Mücadele veTürkiye Cumhuriyetinin kuruluşunda büyük tarihi olaylara sahne olmuş binalar vetesbit edilecek alanlar ile Mustafa Kemal ATATÜRK tarafından kullanılmış evler.
Ancak, Koruma Kurullarınca mimari,tarihi, estetik, arkeolojik ve diğer önem ve özellikleri bakımından korunmasıgerekli bulunmadığı karar altına alınan taşınmazlar, korunması gerekli taşınmazkültür varlığı sayılmazlar.
Kaya mezarlıkları, yazılı, resimli vekabartmalı kayalar, resimli mağaralar, höyükler, tümülüsler, ören yerleri,akropol ve nekropoller; kale, hisar, burç, sur, tarihi kışla, tabya veisihkamlar ile bunlarda bulunan sabit silahlar; harabeler, kervansaraylar, han,hamam ve medreseler; kümbet, türbe ve kitabeler, köprüler, su kemerleri, suyolları, sarnıç ve kuyular; tarihi yol kalıntıları, mesafe taşları, eski sınırlarıbelirten delikli taşlar, dikili taşlar; sunaklar, tersaneler, rıhtımlar; tarihisaraylar, köşkler, evler, yalılar ve konaklar; camiler, mescitler, musallalar,namazgahlar; çeşme ve sebiller; imarethane, darphane, şifahane, muvakkithane,simkeşhane, tekke ve zaviyeler; mezarlıklar, hazireler, arastalar, bedestenler,kapalı çarşılar, sandukalar, siteller, sinagoklar, bazilikalar, kiliseler,manastırlar; külliyeler, eski anıt ve duvar kalıntıları; freskler, kabartmalar,mozaikler, peri bacaları ve benzeri taşınmazlar; taşınmaz kültür varlığıörneklerindendir.
Tarihi mağaralar, kaya sığınakları;özellik gösteren ağaç ve ağaç toplulukları ile benzerleri; taşınmaz tabiatvarlığı örneklerindendir."
28. 2863 sayılı Kanun'un "Korunması gereklitaşınır kültür ve tabiat varlıkları" kenar başlıklı 23. maddesişöyledir:
"Korunması gerekli taşınır kültürve tabiat varlıkları şunlardır:
a) (Değişik: 17/6/1987 - 3386/9 md.)Jeolojik, tarih öncesi ve tarihi devirlere ait, jeoloji, antropoloji, prehistorya,arkeoloji ve sanat tarihi açılarından belge değeri taşıyan ve ait olduklarıdönemin sosyal, kültürel, teknik ve ilmi özellikleri ile seviyesini yansıtanher türlü kültür ve tabiat varlıkları;
Her çeşit hayvan ve bitki fosilleri,insan iskeletleri, çakmak taşları (sleks), volkan camları (obsidyen), kemikveya madeni her türlü aletler, çini, seramik, benzeri kab ve kacaklar,heykeller, figürinler, tabletler, kesici, koruyucu ve vurucu silahlar, putlar(ikon), cam eşyalar, süs eşyaları (hülliyat), yüzük taşları, küpeler, iğneler,askılar, mühürler, bilezik ve benzerleri, maskeler, taçlar (diadem), deri, bez,papirus, parşümen veya maden üzerine yazılı veya tasvirli belgeler, tartıaraçları, sikkeler, damgalı veya yazılı levhalar, yazma veya tezhipli kitaplar,minyatürler, sanat değerine haiz gravür, yağlıboya veya suluboya tablolar,muhallefat (religue'ler), nişanlar, madalyalar, çini, toprak, cam, ağaç, kumaşve benzeri taşınır eşyalar ve bunların parçaları,
Halkın sosyal heyetini yansıtan, insanyapısı araç ve gereçler dahil, bilim, din ve mihaniki sanatlarla ilgilietnografik nitelikteki kültür varlıkları.
Osmanlı Padişahlarından Abdülmecit,Abdülaziz, V. Murat, II. Abdülhamit, V. Mehmet Reşat ve Vahidettin ve aynıçağdaki sikkeler, bu Kanuna göre tescile tabi olmaksızın yurt içinde alınıpsatılabilirler.
Bu madde kararına girmeyen sikkeler buKanunun genel hükümlerine tabidir.
b) Milli tarihimizdeki önemlerisebebiyle, Milli Mücadele ve Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşuna ait tarihi değertaşıyan belge ve eşyalar, Mustafa Kemal ATATÜRK'e ait zati eşya, evrak, kitap,yazı ve benzeri taşınırlar."
29. 2863 sayılı Kanun’un 26. maddesinin altıncı, yedincive sekizinci fıkraları şöyledir:
"Gerçek ve tüzelkişiler, Kültür veTurizm Bakanlığınca verilecek izin belgesiyle korunması gerekli taşınır kültürvarlıklarından oluşan koleksiyonlar meydana getirebilirler.
Koleksiyoncular faaliyetlerini, Kültürve Turizm Bakanlığına bildirmek ve yönetmelik gereğince, taşınır kültürvarlıklarını envanter defterine kaydetmek zorundadırlar.
Koleksiyoncular, ilgili müzeye tescilettirerek, koleksiyonlarındaki her türlü eseri onbeş gün önce Kültür ve TurizmBakanlığına haber vermek şartı ile kendi aralarında değiştirebilir veyasatabilirler. Satın almada öncelik Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir."
30. 2863 sayılı Kanun'a 5835 sayılı Kanun'un 4.maddesiyle eklenen geçici 8. maddesi şöyledir:
"11/3/2005 tarihinden önce birşekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedekienvanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıkları,koleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemez ve satılamaz. Ancak butaşınmaz kültür varlıklarından; müze ve ören yerlerindeki eserlerin bütünleyicisiolduğu tespit edilen parçalar ile müze koleksiyonlarını tamamlar nitelikteolanları Kültür ve Turizm Bakanlığının bedelsiz olarak alma hakkısaklıdır.."
31. 15/3/1984 tarihli ve 18342 sayılı Resmî Gazete’deyayımlanan mülga Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve Tabiat VarlıklarıKoleksiyonculuğu ve Denetimi Hakkında Yönetmelik'in ilgili maddeleri şöyledir:
"Amaç
Madde 1 – Bu Yönetmeliğin amacı,korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarına sahip olanlar ilekoleksiyoncuların uymaları zorunlu esasları ve bunların gözetim ve denetimilkelerini belirlemektir.
Kapsam
Madde 2 – Bu Yönetmelik, korunmasıgerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarına sahip olanlar ilekoleksiyoncuların uyması gereken işlemlerin esaslarını ve bunların hak vesorumluluklarını kapsar.
...
El değiştirme
Madde 12 – Koleksiyoncular, ilgilimüzeye tescil ettirerek koleksiyonlarındaki her türlü eseri on beş gün önce enyakın müze müdürlüğüne haber vermek şartı ile kendi aralarında değiştirebilirveya satabilir. Satın almada öncelik Bakanlığa aittir."
32. Yönetmelik'in ilgili maddeleri şöyledir:
" Amaç
MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı,korunması gerekli taşınır kültür ve tabiat varlıklarına sahip olanlar ilekoleksiyoncuların uymaları zorunlu usul ve esaslar ile bunların gözetim vedenetim ilkelerini belirlemektir.
Kapsam
MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, korunmasıgerekli taşınır kültür ve tabiat varlıkları ile bunlara sahip olanları vekoleksiyoncuları kapsar.
...
El değiştirme
MADDE 9 – (1) Koleksiyoncular,koleksiyonlarındaki her türlü taşınır kültür ve tabiat varlığını on beş günönce bağlı olduğu müze müdürlüğüne haber vermek şartı ile kendi aralarındadeğiştirebilir, Bakanlık denetimindeki özel müzelere ve koleksiyoncularadevredebilir veya öncelik Bakanlığa ait olmak üzere satabilirler.
(2) Kamu kurum ve kuruluşları, gerçek vetüzel kişiler satacakları eşya ve terekeler arasında bulunan veya yapacaklarımüzayedelerdeki satışlara konu olan koleksiyonları, müzayedede satılacağınıilan etmeden otuz gün önce müze müdürlüklerine haber vermeye ve göstermeyemecburdurlar. Bu koleksiyonlar hakkında, 20/4/2009 tarihli ve 27206 sayılıResmî Gazete’de yayımlanan Korunması Gerekli Taşınır Kültür ve TabiatVarlıklarının Tasnifi, Tescili ve Müzelere Alınmaları Hakkında Yönetmelikhükümlerine uygun olarak işlem yapılır. Bunlardan hazineye intikal etmiş olupda müze koleksiyonlarına girmesi lüzumlu görülenler, 18/1/2007 tarihli ve 26407sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Taşınır Mal Yönetmeliği hükümlerine göreBakanlığa devredilir.
..."
B. UluslararasıHukuk
33. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne (Sözleşme) ek 1No.lu Protokol'ün 1. maddesi şöyledir:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal vemülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Bir kimse,ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararasıhukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.
Yukarıdaki hükümler, devletlerin,mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerinya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekligördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halelgetirmez."
34. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadında,mülkiyet hakkının kapsamı konusunda mevzuat hükümlerinden ve derecemahkemelerinin bunlara ilişkin yorumundan bağımsız olarak özerk bir yorumesas alınmaktadır (Depalle/Fransa [BD], B. No: 34044/02, 29/3/2010, §62; Anheuser-Busch Inc./Portekiz [BD], B. No: 73049/01, 11/1/2007, § 63;Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 124; Broniowski/Polonya[BD], B. No: 31443/96, 22/6/2004, § 129).
35. AİHM, mülkiyet hakkına ilişkin Sözleşme'ye ek 1 No.luProtokol'ün 1. maddesinin mülkiyeti elde etme hakkını koruma altına almadığınıkabul etmektedir (Slivenko ve diğerleri/Letonya [BD], B. No: 48321/99,23/1/2002, § 121; Fener Rum Erkek Lisesi Vakfı/Türkiye, B. No: 34478/97,9/1/2007, § 52).
36. AİHM, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasınınancak müdahalenin Sözleşme'ye ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin anlamıkapsamında bir mülk ile ilişkili olması durumunda ileri sürülebileceğinibelirtmektedir. Buna göre alacak haklarını da içeren mevcut mülk veya mal varlığıyanında mülkiyet hakkının elde edilebileceği yönündeki en azından bir meşrubeklenti de mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilebilir (Kopecký/Slovakya[BD], B. No: 44912/98, 28/9/2004, § 35; Lihtenştayn Prensi Hans-AdamII/Almanya [BD], B. No: 42527/98, 12/7/2001, § 83; meşru beklentikavramının ilk defa geliştirildiği kararlar için Pine Valley DevelopmentsLtd. ve diğerleri/İrlanda, B. No: 12742/87, 29/11/1991, § 51; Stretch/BirleşikKrallık, B. No: 44277/98, 24/6/2003, § 35; Pressos Companía Naviera S.A.ve diğerleri/Belçika, B. No: 17849/91, 20/11/1995, § 31).
37. AİHM içtihadında bir şeyin mülkiyete konu olabilecekekonomik bir değer ifade edip etmediği; bunun kişisel mülkiyete konu olupolmadığı, devredilebilip devredilemeyeceği veya intikale konu olup olamayacağıgibi bazı unsurlar dikkate alınarak belirlenmektedir (Smith Kline and FrenchLaboratories Ltd/Hollanda (k.k.), B. No: 12633/87, 4/10/1990; LenzingAG/Birleşik Krallık, B. No: 38817/97, 9/9/1998). AİHM, Anheuser-BuschInc./Portekiz kararında daha önce daireler tarafından verilen kararları vebu kararlardaki başvurucuların mülkiyet hakkı bağlamında yasal statüsünüdeğerlendirdikten sonra başvurucu şirketin ticari marka tescili için başvurusahibi olarak yasal statüsünün mülkiyete ilişkin menfaate yol açtığı için -ek 1No.lu Protokol'ün 1. maddesi kapsamında bulunduğunu gösterdiğine işaretetmiştir. AİHM, işarete ilişkin tescilin ve tescilin sağladığı yüksek korumadanyararlanacağını ancak üçüncü tarafın meşru haklarını ihlal etmemesi koşuluylakesinleşeceğini, bu anlamda tescil başvurusuna ekli hakların şarta bağlıolduğunu ifade etmiştir. Bununla birlikte tescil başvurusunda bulunduktan sonrabaşvuru sahibi şirketin diğer ilgili maddi koşullar ve usul koşullarını yerinegetirmesi hâlinde ilgili mevzuat kapsamında incelenmesini beklemeyi hak edeceğiaçıktır. Bu nedenle başvurucu şirket, belirli koşullar altında iptaledilebilmelerine rağmen bir ticari markanın tescili başvurusu ile bağlantılıolarak yasalara göre tanınan, mülkiyete ilişkin bir dizi hak kazanmaktadır.AİHM, bu durumun mevcut davada ek 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesini uygulamayıyeterli kıldığını ve mahkemenin başvuran şirketin meşru bir beklentiyesahip olduğunu iddia edip edemeyeceğini değerlendirmesine gerek bırakmadığınıbelirtmiştir (Anheuser-Busch Inc./Portekiz, §§ 66-78).
38. Beyeler/İtalya (B. No: 33202/96, 5/1/2000) kararınakonu olayda başvurucu bir koleksiyoncudan müzayedeci aracılığıyla ünlü ressamVincent Van Gogh'un bir tablosunu satın almıştır. Bu satış, ilgili mevzuatçerçevesinde kamu makamlarına bildirilmiş ancak ilgili bakanlık iki aylıkzamanaşımı süresi içinde ön alım hakkını kullanmamıştır. Ancak başvurucunun butabloyu yurt dışına satması engellenmiş ve kamu makamlarınca ön alım hakkıçerçevesinde bu tablo satın alınmıştır. AİHM, İtalyan kanunlarına ve somutolaydaki uygulamalara işaret ederek ön alım hakkı kullanılmadan önce bu tabloyönünden mülkiyet hakkı kapsamında başvurucunun bir menfaatinin olduğunu vetablonun satışından ön alım hakkının kullanıldığı tarihe kadar bu tablonunmaliki olduğunun kamu makamlarınca tanındığını vurgulamıştır (Beyeler/İtalya,§ 105).
39. AİHM, olayın karmaşıklığı ve başvurucunun hukukidurumunun müdahalenin belirli bir kategori içinde değerlendirilmesiniönlediğini belirterek müdahaleyi mülkiyetten barışçıl yararlanmaya ilişkingenel kural çerçevesinde incelemiştir (Beyeler/İtalya, § 106). AİHM,somut olayda zamanaşımı süresinden sonra da ön alım hakkının kullanılmasınınmüdahaleyi kanunilik ölçütü yönünden öngörülemez ve keyfî olmasına yol açtığınıbelirtmiştir. Bununla birlikte AİHM müdahalenin sonuçlarını ölçülülükbağlamında incelemeyi tercih etmiştir (Beyeler/İtalya, §§ 109, 110).Kararda, kültürel mirasın korunması yönündeki meşru amaca vurgu yapılmaklabirlikte kamu makamlarının zamanında harekete geçmemesi ve piyasa değerininaltında tabloyu satın alması nedeniyle başvurucunun mülkiyet hakkı ilemüdahalenin taşıdığı kamu yararı arasındaki adil dengenin bozulduğu sonucunavarılmıştır (Beyeler/İtalya, §§ 117-122).
40. Waldemar Nowakowoski/Polonya (B. No: 55167/11,24/7/2012) kararında ise başvurucunun antika silah koleksiyonu mülkiyet hakkıkapsamında görülmüştür. AİHM'e göre antika silah koleksiyonu yapan başvurucununkoleksiyonunun müsadere edilmesi, başvurucunun bu konuda üzerine düşen gerekliözeni yerine getirmediği söylenebilirse de ruhsatı bulunan diğer antikasilahların da koleksiyonun bozulmaması amacıyla müsadere edilmesi tazminat gibiherhangi bir güvence ölçütü de sağlanmadığından ölçülü değildir (WaldemarNowakowoski/Polonya, §§ 44-58).
V. İNCELEME VEGEREKÇE
41. Anayasa Mahkemesinin 13/1/2022 tarihinde yapmışolduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
42. Başvurucular;
i. Türk ve Amerikan vatandaşlığı bulunan murislerinin1990 yılında Y.D.den aldığı tarihî eser niteliğindeki evde koleksiyonculukfaaliyetine başladığını ve 300'ün üzerinde kültür varlığının bulunduğunubelirtmiştir. Murisin ölmesi üzerine koleksiyonundaki parçaların mirasçılara intikalettiğini ancak mirasçıların yabancı olması sebebiyle kültür varlığıkoleksiyoncusu sıfatını kazanamadıklarını, bu sebeple tüzel kişi başvurucuŞirketi kurduklarını ifade etmiştir.
ii. Derece mahkemelerinin kararlarının gerekçesiz olmasısebebiyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Mahkemeninbilirkişi incelemesi yaptırmadan eserlerin taşınmaz kültür varlığı olduğunukabul etmesinden yakınmıştır.
iii. Davanın konusu sadece Y.D.den alınan yedi kültürvarlığı olduğu hâlde Mahkemenin hükümden sonra verdiği tavzih kararında davanınkapsamını genişleterek murislerinin diğer eserleri hakkında da karar verdiğiniöne sürmüştür.
iv. 2863 sayılı Kanun uyarınca özel kişilerin elindebulunan kültür varlıklarının ancak bedeli ödenerek müzelere alınabileceğinisavunmuştur. Miras hukukuna göre mülkiyetlerine geçen kültür varlıklarınınbedeli ödenmeksizin Müdürlüğe tesliminin istenmesinin mülkiyet hakkını ihlalettiğini iddia etmiştir.
43. Bakanlık görüşünde, beşinci başvurucunun istinaf yolunabaşvurmaması sebebiyle olağan başvuru yollarını tüketip tüketmediğinindeğerlendirilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bakanlık, Y.E.S.nin koleksiyonunakaydedilmeyen yedi parça eser yönünden başvurucuların mağdur statüsününbulunmadığının tartışılması gerektiğini ifade etmiştir. Kültür varlıklarınındevlet malı niteliğinde olduğunu belirten Bakanlık, taşınmaz kültür varlıklarıiçin koleksiyonculuk izni verilmesinin mümkün olmadığı ve bunların satılmasınınya da devredilmesinin de yasak olduğu gözetildiğinde mülkün var olupolmadığının tartışılması gerektiğini vurgulamıştır. Bakanlık esas yönünden isemüdahalenin kanuni dayanağının ve meşru amacının bulunduğunu, ölçülü olduğunuileri sürmüştür.
44. Başvurucular, Bakanlık görüşüne karşı beyanlarındaesas itibarıyla başvuru formundaki iddialarını tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
45. Anayasa'nın iddianın değerlendirilmesinde dayanakalınacak "Mülkiyet hakkı" kenar başlıklı 35. maddesi şöyledir:
"Herkes, mülkiyet ve mirashaklarına sahiptir.
Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla,kanunla sınırlanabilir.
Mülkiyet hakkının kullanılması toplumyararına aykırı olamaz."
46. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucuların şikâyetinin özü, murislerinden kalan kültür varlığıkoleksiyonunun tazminatsız olarak Müdürlüğe teslimle yükümlü kılınmalarınınmülkiyet hakkını ihlal ettiğidir. Başvurucuların adil yargılanma hakkıylailgili olarak ileri sürdüğü iddiaların mülkiyet hakkının usul güvencelerikapsamında incelenmesinin uygun olacağı değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
a. BeşinciBaşvurucunun Olağan Başvuru Yollarını Tüketip Tüketmediği Sorunu
47. Başvurucu Şirketin mahkeme kararına karşı istinafyoluna başvurmamış olması sebebiyle Şirket yönünden olağan başvuru yollarınıntüketilip tüketilmediği meselesinin tartışılması gerekir.
48. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralı fıkrasında bireyselbaşvuruda bulunulmadan önce ihlal iddiasının dayanağı olan işlem, eylem ya daihmal için kanunda öngörülmüş olan idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının tüketilmiş olması gerektiği belirtilmiştir. Temel hak ihlalleriniöncelikle derece mahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarınıntüketilmesi koşulunu zorunlu kılar (Necati Gündüz ve Recep Gündüz, B.No: 2012/1027, 12/2/2013, §§ 19, 20; Güher Ergun ve diğerleri, B. No:2012/13, 2/7/2013, § 26).
49. Öte yandan başvuru yollarının tüketilmesi, çok katıolarak uygulanması gereken mutlak bir kural değildir (Rasul Kocatürk [GK],B. No: 2016/8080, 26/12/2019, § 38). Başvurucu, anayasal şikâyetiyle ilgiliolarak oluşturulmuş olağan başvuru yoluna bizzat başvurmamış veya başvursa bilesöz konusu anayasal şikâyetini açıkça ileri sürmemiş olsa dahi başvurucununanayasal şikâyeti anılan yargı merciinin önüne bir şekilde taşınmış ve ilgiliyargı mercii başvurucunun anayasal şikâyetiyle ilgili olarak değerlendirmeyapmışsa bu takdirde -bizzat başvurucu tarafından yapılması hâlinde farklı birsonuca ulaşılacağı ortaya konulmadıkça veya işin mahiyetinde bu durumanlaşılmadıkça- olağan başvuru yolunun tüketildiğinin kabulü gerekir. Aksiyaklaşım başvuru yollarının tüketilmesi kuralının amacıyla bağdaşmaz. Bireyselbaşvurunun kabul edilebilirliği yönünden önemli olan husus bireysel başvurukonusu anayasal şikâyetin olağan başvuru mercileri önünde tartışılmışolmasıdır. Meselenin olağan başvuru mercii önüne başvurucu tarafından taşınmasıönemli olmakla birlikte bunun bireysel başvuru açısından mutlak bir gereklilikolarak yorumlanması aşırı katı ve şekilci bir yaklaşım olur. Bu sebeple bazıhâllerde başvurucu dışındaki kişilerin müracaatı üzerine olağan başvurumekanizmalarınca değerlendirme yapılması hâlinde de başvuru yolununtüketildiğinin kabul edilmesi uygun olacaktır.
50. Somut olayda istinaf yoluna sadece gerçek kişibaşvurucular tarafından müracaat edilmiştir. Öncelikle somut olaydaki Şirketinkuruluş amacının Türk vatandaşı olmamaları sebebiyle koleksiyonculuk yapmalarımümkün bulunmayan başvurucuların, murislerinden kalan kültür varlıklarıylailgili olarak koleksiyonculuk faaliyetinde bulunulması olduğu dikkatealınmalıdır. Diğer bir ifadeyle Şirketin tek faaliyetinin miras yoluylabaşvuruculara intikal eden kültür varlıklarına ilişkin olarak koleksiyonculukfaaliyetinde bulunulması olduğu hesaba katılmalıdır. Dolayısıyla Şirketinenvanterine kayıtlı kültür varlıkları ile başvurucular arasında sıkı birbağlantı bulunmaktadır. Öte yandan başvurucu Şirket istinaf yoluna başvurmamışise de bireysel başvuruda ileri sürülen tüm şikâyetler istinaf dilekçesindedile getirilmiş ve Bölge İdare Mahkemesi bu şikâyetleri inceleyerek istinafistemini esastan reddetmiştir. Başka bir deyişle başvurucunun tümşikâyetlerinin bunlar yönünden tüketilmesi zorunlu olağan başvuru merciitarafından incelendiği görülmektedir. Ayrıca bizzat beşinci başvurucununmüracaat etmesi hâlinde Bölge İdare Mahkemesinin farklı bir sonuca ulaşacağınainanılması için hiçbir neden bulunmamaktadır. Bu sebeple beşinci başvurucuyönünden de olağan başvuru yollarının tüketildiği sonucuna ulaşılmıştır.
b. Gerçek KişiBaşvurucuların Beşinci Başvurucunun Koleksiyonuna Kayıtlı Eserler YönündenMağdur Statüsüne Sahip Olup Olmadığı Sorunu
51. Başvurucuların murisinin koleksiyonuna kayıtlı olankültür varlıkları, idari işlemin tesis edildiği tarihte başvurucular tarafındankurulan Şirketin envanterine kayıtlıdır. Dolayısıyla bu parçalar -öncesindeY.E.S.nin envanterine kayıtlı olan parçalar- yönünden gerçek kişibaşvurucuların mağdur statüsünün bulunup bulunmadığı tartışılmalıdır.
52. 6216 sayılı Kanun’un "Bireysel başvuruhakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin (1) numaralıfıkrası uyarınca bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlertarafından yapılabilir.
53. Buna göre bir kişinin Anayasa Mahkemesine bireyselbaşvuruda bulunabilmesi için üç temel ön koşulun birlikte bulunmasıgerekmektedir. Bunlar, başvuruya konu edilen kamu gücü eylem veya işleminden yada ihmalinden başvurucunun güncel bir hakkı nedeniyle kişisel olarakve doğrudan etkilenmesidir. Bu çerçevede ortaya çıkan sonuç nedeniylebaşvurucunun mağdur olduğunu ileri sürmesi gerekir (Onur Doğanay,B. No: 2013/1977, 9/1/2014, § 42).
54. Kural olarak tüzel kişilerin mal varlığına kamu makamlarıncamüdahale edilmesi hâlinde bu işlemin doğrudan mağduru şirket olup bireyselbaşvurunun da şirket tarafından yapılması gerekir. Bununla birlikte istisnaihâllerde şirket aleyhine tesis eden işlemden menfaati etkilenen kişiler deşirket tüzel kişiliğinden ayrı olarak bireysel başvuruda bulunabilir.
55. Olayda öncesinde Y.E.S.nin koleksiyonuna kayıtlı olankültür varlıkları mirasçılar tarafından kurulan Şirketin envanterine 2014yılında geçirilmiştir. Dolayısıyla kamu makamlarınca 14/12/2015 tarihinde tesisedilen bireysel başvuru konusu işlemin mağdurunun Şirket olduğuanlaşılmaktadır. Ayrıca Şirketin ortaklarının başvuru yapmasını haklı kılanistisnai hâllerden biri de somut olayda mevcut değildir. Bu sebeple öncesindeY.E.S.nin koleksiyonuna kayıtlı olan kültür varlıkları yönünden gerçek kişibaşvurucular tarafından yapılan başvurunun diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
c. DiğerHususlar Yönünden
56. Başvurunun diğer kısmının açıkça dayanaktan yoksunolmadığı ve kabul edilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedende bulunmadığı anlaşıldığından kabul edilebilir olduğuna karar verilmesigerekir.
2. EsasYönünden
a. Mülkün Varlığı
i. Genelİlkeler
57. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğinden şikâyet eden birkimse, önce böyle bir hakkının var olduğunu kanıtlamak zorundadır (MustafaAteşoğlu ve diğerleri, B. No: 2013/1178, 5/11/2015, § 54). Bu nedenleöncelikle başvurucunun Anayasa'nın 35. maddesi uyarınca korunmayı gerektirenmülkiyete ilişkin bir menfaate sahip olup olmadığı noktasındaki hukukidurumunun değerlendirilmesi gerekir (Cemile Ünlü, B. No: 2013/382,16/4/2013, § 26; İhsan Vurucuoğlu, B. No: 2013/539, 16/5/2013, § 31).
58. Anayasa'nın 35. maddesiyle güvenceye bağlananmülkiyet hakkı, ekonomik değer ifade eden ve parayla değerlendirilebilen hertürlü mal varlığı hakkını kapsamaktadır (AYM, E.2015/39, K.2015/62, 1/7/2015, §20). Bu bağlamda mülk olarak değerlendirilmesi gerektiğinde kuşku bulunmayanmenkul ve gayrimenkul mallar ile bunların üzerinde tesis edilen sınırlı aynihaklar ve fikrî hakların yanı sıra icrası kabil olan her türlü alacak damülkiyet hakkının kapsamına dâhildir (Mahmut Duran ve diğerleri, B. No:2014/11441, 1/2/2017, § 60).
59. Mülkiyet hakkı, özel hukukta veya idari yargıda kabuledilen mülkiyet hakkı kavramlarından farklı bir anlam ve kapsama sahip olup bualanlarda kabul edilen mülkiyet hakkı, yasal düzenlemeler ile yargıiçtihatlarından bağımsız olarak özerk bir yorum ile ele alınmalıdır (HüseyinRemzi Polge, B. No: 2013/2166, 25/6/2015, § 31; Mustafa Ateşoğlu vediğerleri, § 51).
60. Anayasa'nın 35. maddesinde düzenlenen mülkiyet hakkımevcut mal, mülk ve varlıkları koruyan bir güvencedir. Bir kişinin hâlihazırdasahibi olmadığı bir mülkün mülkiyetini kazanma hakkı -kişinin bu konudakimenfaati ne kadar güçlü olursa olsun- Anayasa'yla korunan mülkiyet kavramıiçinde değildir. Bu bağlamda belirtmek gerekir ki Anayasa'nın 35. maddesi soyutbir temele dayalı olarak mülkiyete erişmeyi ve mülkiyeti edinmeyi değilmülkiyet hakkını güvence altına almaktadır. Bu hususun istisnası olarak bellidurumlarda bir ekonomik değer veya icrası mümkün bir alacağı eldeetmeye yönelik meşru bir beklenti Anayasa'da yer alan mülkiyet hakkıgüvencesinden yararlanabilir (Kemal Yeler ve Ali Arslan Çelebi, B. No:2012/636, 15/4/2014, §§ 36, 37; Mehmet Şentürk [GK], B. No: 2014/13478,25/7/2017, §§ 41, 53; Mustafa Ateşoğlu ve diğerleri, §§ 52-54).
ii. İlkelerinOlaya Uygulanması
61. Somut olayda mülkün varlığı bağlamında önceliklekültür varlıklarının özel mülkiyete konu olmasının mümkün olup olmadığı,ardından da başvurucuların mülkiyetinin bulunup bulunmadığı hususlarınıntartışılması gerekir.
(1) KültürVarlıklarının Özel Mülkiyete Konu Olabilirliği Meselesi
62. 2863 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasındadevlete, kamu kurum ve kuruluşlarına ait taşınmazlar ile özel hukuk hükümlerinetabi gerçek ve tüzel kişilerin mülkiyetinde bulunan taşınmazlarda varlığı bilinenveya ileride meydana çıkacak olan korunması gerekli taşınır ve taşınmaz kültürve tabiat varlıklarının devlet malı niteliğinde olduğu hükmebağlanmıştır. Belirtilmelidir ki taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının devletmalı niteliğinde olması bunların özel mülkiyete konu olmasına engel teşkiletmemektedir. Nitekim 2863 sayılı Kanun'un çeşitli maddelerinde taşınır vetaşınmaz kültür varlıklarıyla ilgili olarak maliklerin yetkilerini kısıtlayan,devlete gözetim ve denetim yetkisi veren birtakım hükümler sevk edilmeklebirlikte bunların hâlihazırda özel mülkiyette bulunanların üzerindeki özelmülkiyetin kalkmasını öngören veya kamu mülkiyetinde bulunanların özelmülkiyete geçmesini engelleyen açık bir hüküm bulunmamaktadır. Kanun koyucukültür varlıklarının daha iyi korunabilmesi için bunlara devlet malı statüsüvermiş ise de özel mülkiyeti yasaklamış değildir. Devlet malı niteliği özel birstatü olup kamu mülkiyetini zorunlu kılmamaktadır. Devlet malı niteliğindekivarlıklara ilişkin olarak birçok kanunda devlete geniş gözetim ve denetimyetkisi bahşeden hükümler sevk edilmiştir. Devlet malı niteliğinde olmadevletin denetim ve gözetim yetkisini genişleten bu hükümleri harekete geçirenbir statüden ibarettir. Dolayısıyla Türk hukuk sisteminde taşınır ve taşınmazkültür varlıklarının özel mülkiyete konu edilmesinin yasaklanmadığıanlaşılmıştır.
(2) BaşvurucularınMülkünün Bulunup Bulunmadığı
63. İkinci olarak başvurucuların bireysel başvuruya konukültür varlıkları üzerinde mülkiyet haklarının bulunup bulunmadığınınincelenmesi gerekir. Bu bağlamda öncesinde gerçek kişi başvurucuların murisininkoleksiyonuna kayıtlı olan parçalar ile Y.D.nin koleksiyonuna kayıtlıparçaların ayrı ayrı ele alınması gerekir.
(a) ÖncesindeY.E.S.nin Koleksiyonuna Kayıtlı Eserler Yönünden
64. Başvurucuların murisinin koleksiyonuna kayıtlı olankültür varlıklarının mirasçılar tarafından kurulan Şirkete 2014 yılındadevredildiği ve Şirketin envanterine kayıtlı olduğu tartışmasızdır. Kamumakamları bu eserlerin taşınmaz kültür varlığı olduğunu ve dolayısıyla özelkoleksiyonun parçası olamayacağını iddia ederek müzeye teslim edilmesi yolundaişlem tesis etmiştir. Kamu makamlarının bu eserlerin özel mülkiyete konuedilemeyeceği gerekçesine değil özel koleksiyonun parçası olamayacağıgerekçesine dayandıkları not edilmelidir. Kamu makamlarının temel iddiasıtaşınmaz kültür varlıklarından bir şekilde koparılan parçaların da taşınmazkültür varlığı niteliğinde olduğu, mevzuatın sadece taşınır kültürvarlıklarıyla ilgili olarak özel koleksiyonculuk faaliyeti yapılmasına müsaadeettiği, bu durumda koleksiyona dâhil edilmesi mümkün olmayan taşınmaz kültürvarlıklarının müzeye teslimi gerektiği yolundadır. Başvurucu Şirket iseöncelikle bu eserlerin taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olduğunun ortayakonulmadığını ileri sürmekte, bir an için aksi kabul edilse bile 1990'lıyıllarda taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk envanterinekaydedilmesinin önünde kanuni bir engel bulunmadığını iddia etmektedir.
65. Başvurucu Şirket, eserlerin taşınmaz niteliğindeolduğunun kamu makamlarınca ortaya konulamadığını ileri sürmekte ise debunların taşınmaz kültür varlıklarından bir şekilde kopan veya koparılanparçalar olmadığı yolunda bir iddiası bulunmamaktadır. Başvurucu bu hususunbilirkişi tarafından ortaya konabileceğini soyut olarak belirtmektedir.Başvurucunun soyut nitelikteki bu iddiası kültür varlıkları konusunda uzmanolan kamu makamlarınca ulaşılan kanaatin keyfî ve temelsiz olduğundankuşkulanılması için yeterli görülmemiştir. Bu durumda öncesinde Y.E.S.ninkoleksiyonuna kayıtlı eserlerin taşınmaz kültür varlığı olduğunun kabulügerekir.
66. Öte yandan 2863 sayılı Kanun'un 26. maddesininaltıncı, yedinci ve sekizinci fıkraları gözetildiğinde yalnızca taşınır kültürvarlıklarının özel koleksiyonculuk faaliyetine konu edilebileceğianlaşılmaktadır. Dolayısıyla 2863 sayılı Kanun'un anılan hükmü karşısındataşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesininmümkün olmayacağı açıktır. Esasen taşınmaz kültür varlıklarının mahiyetigözetildiğinde bunların koleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesi dedüşünülemez.
67. Bununla birlikte taşınmaz kültür varlıklarınınmütemmim cüzü mahiyetinde olup bunlardan bir şekilde kopan veya koparılanparçaların mahiyetiyle ilgili olarak bir dönem hukuki karmaşa yaşandığıanlaşılmıştır. Taşınmaz kültür varlıklarından koparılan bu parçaların taşınırkültür varlığı biçiminde işlem gördüğü ve somut olaydaki gibi özelkoleksiyonların envanterlerine kaydedildiği görülmüştür. Bu uygulamanın taşınmazkültür varlıklarının orijinal dokusuna zarar verdiğini gözlemleyen kanun koyucu5835 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 2863 sayılı Kanun'a eklenen geçici 8.maddeyle özel bir düzenleme sevk etmiştir. Bu düzenlemeyle 11/3/2005 tarihindenönce bir şekilde koleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğumüzedeki envanter defterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarınınkoleksiyoncular arasında hiçbir surette değiştirilemeyeceği ve satılamayacağıhükme bağlanmıştır. Ayrıca bu taşınmaz kültür varlıklarından müze ve örenyerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müzekoleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanları Kültür ve Turizm Bakanlığınınbedelsiz olarak alma hakkının saklı olduğu belirtilmiştir.
68. Görüldüğü üzere anılan hüküm dahi 11/3/2005tarihinden önce özel koleksiyonlara dâhil edilen taşınmaz kültür varlıklarıüzerindeki özel mülkiyeti otomatik olarak ortadan kaldırmamakta, sadece devirve satış yasağı getirmekte ve bunların bedelsiz olarak müzelere alma hususundaidareye takdir yetkisi tanınmaktadır. Tüm bunlardan ortaya çıkan sonuç11/3/2005 tarihinden önce taşınır kültür varlığı gibi kabul edilerek özelkoleksiyonlara kaydedilmiş bulunan taşınmaz kültür varlıklarının koleksiyonsahipleri veya bunların mirasçıları yönünden mülk teşkil ettiğidir.
69. Somut olayda ihtilaf konusu eserlerin 11/3/2005tarihinden önce Y.E.S.nin koleksiyonuna kayıtlı olduğu konusunda bir ihtilafbulunmamaktadır. Taşınmaz kültür varlığı niteliğindeki söz konusu eserlerinkamu makamlarınca taşınır kültür varlığı olarak işlem gördüğü ve özelkoleksiyona kaydedildiği anlaşılmaktadır. Değinilen parçaların Y.E.S.ninmirasçıları tarafından kurulan Şirketin mülkiyetine geçişinin usulüne uygunolmadığına yönelik olarak kamu makamlarının bir iddiası da mevcut olmadığınagöre Şirketin öncesinde Y.E.S.nin koleksiyonuna kayıtlı olan kültürvarlıklarıyla ilgili olarak mülkiyet hakkına sahip olduğu sonucunavarılmaktadır.
(b) Y.D.ninKoleksiyonuna Kayıtlı Olan Yedi Eser Yönünden
70. Y.D.nin koleksiyonuna kayıtlı olan yedi adet kültürvarlığının durumunun da değerlendirilmesi gerekir. Sözü edilen yedi parçanınMüdürlük kayıtlarına göre Y.D.nin koleksiyonuna kayıtlı olduğu ve hiçbirdönemde Y.E.S.nin koleksiyonuna kaydedilmediği anlaşılmıştır. Başvurucuların daaksi yönde bir iddiası bulunmamaktadır. Ancak başvurucular, bu parçalarıniçinde bulunduğu ev ile birlikte 1990 yılında satın alınmakla murislerininmülkiyetine geçtiğini, dolayısıyla murisin ölümüyle de mirasçılara intikalettiğini savunmaktadır.
71. Anılan yedi eser Y.D.nin koleksiyonuna kaydedilmekle taşınırkültür varlığı olarak işlem görmüştür. 2863 sayılı Kanun'un 1990 tarihindede yürürlükte bulunan 26. maddesinin sekizinci fıkrasında koleksiyoncularınilgili müzeye tescil ettirerek koleksiyonlarındaki her türlü eseri on beş günönce Kültür ve Turizm Bakanlığına haber vermek şartı ile kendi aralarındadeğiştirebileceği veya satabileceği hükme bağlanmıştır. Buna göre taşınırkültür varlıklarının koleksiyoncular arasındaki satışının geçerli olabilmesiiçin Kültür ve Turizm Bakanlığına haber verilmesi ve satışın tescil ettirilmesigerektiği sonucuna ulaşılmaktadır. Olayda ise başvurucular Y.D. ile Y.E.S.arasındaki satış işleminin Kültür ve Turizm Bakanlığına bildirildiğini vetescil ettirildiğini ortaya koyamamaktadır. Bu durumda Y.D.nin koleksiyonunakayıtlı bulunan yedi parçanın mülkiyetinin usulüne uygun olarak Y.E.S.yedevredildiğinin ve akabinde de mirasçılara intikal ettiğinin kabulü mümkündeğildir.
72. Bu durumda Y.D.nin koleksiyonuna kayıtlı bulunan yediparça yönünden başvurucuların mülkünün bulunduğu ortaya konulamadığındanbaşvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin konu bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Müdahalenin Varlığı ve Türü
73. Anayasa’nın 35. maddesi ile mülkiyet hakkına temaseden diğer hükümleri birlikte değerlendirildiğinde Anayasa'nın mülkiyet hakkınamüdahaleyle ilgili üç kural ihtiva ettiği görülmektedir. Buna göre Anayasa'nın35. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin mülkiyet hakkına sahip olduğubelirtilmek suretiyle mülkten barışçıl yararlanma hakkına yer verilmiş;ikinci fıkrasında da mülkten barışçıl yararlanma hakkına müdahalenin çerçevesibelirlenmiştir. Maddenin ikinci fıkrasında genel olarak mülkiyet hakkının hangikoşullarda sınırlanabileceği belirlenerek aynı zamanda mülkten yoksunbırakmanın şartlarının genel çerçevesi de çizilmiştir. Maddenin sonfıkrasında ise mülkiyet hakkının kullanımının toplum yararına aykırıolamayacağı kurala bağlanmak suretiyle devletin mülkiyetin kullanımınıkontrol etmesine ve düzenlemesine imkân sağlanmıştır. Anayasa'nın diğerbazı maddelerinde de devlet tarafından mülkiyetin kontrolüne imkân tanıyan özelhükümlere yer verilmiştir. Ayrıca belirtmek gerekir ki mülkten yoksun bırakmave mülkiyetin düzenlenmesi, mülkiyet hakkına müdahalenin özel biçimleridir (RecepTarhan ve Afife Tarhan, B. No: 2014/1546, 2/2/2017, §§ 55-58).
74. Başvurucu Şirketin envanterine kaydedilen kültürvarlıklarının Müdürlüğe teslim edilmekle yükümlü kılınması mülkiyet hakkınamüdahale teşkil etmektedir. Başvurucunun koleksiyonunun müzeye devredilmesimülkten yoksun bırakılmasına yol açmaktadır. Bireysel başvuruya konu işlembaşvurucunun fiillerinin bir yaptırımı olarak tesis edilmediği degözetildiğinde müdahalenin mülkten yoksun bırakma biçimindeki ikinci kuralçerçevesinde incelenmesi gerekir.
c. Müdahaleninİhlal Oluşturup Oluşturmadığı
75. Anayasa’nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
76. Anayasa’nın 35. maddesinde mülkiyet hakkı sınırsızbir hak olarak düzenlenmemiş, bu hakkın kamu yararı amacıyla ve kanunlasınırlandırılabileceği öngörülmüştür. Mülkiyet hakkına müdahalede bulunulurkentemel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleridüzenleyen Anayasa'nın 13. maddesinin de gözönünde bulundurulmasıgerekmektedir. Anılan madde uyarınca temel hak ve özgürlükler, demokratiktoplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olmaksızın Anayasa'nınilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunlasınırlanabilir. Dolayısıyla mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin Anayasa'yauygun olabilmesi için müdahalenin kanuna dayanması, kamu yararı amacı taşımasıve ölçülülük ilkesi gözetilerek yapılması gerekmektedir (Recep Tarhan veAfife Tarhan, § 62).
i. Kanunilik
77. Anayasa'nın 35. maddesinin ikinci fıkrasında,mülkiyet hakkının ancak kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceğibelirtilmek suretiyle mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerin kanundaöngörülmesi gerektiği ifade edilmiştir. Öte yandan temel hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın 13. maddeside hak ve özgürlüklerin ancak kanunla sınırlanabileceğini temel bir ilkeolarak benimsemiştir. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerde dikkatealınacak öncelikli ölçüt, müdahalenin kanuna dayalı olmasıdır (Ford MotorCompany, B. No: 2014/13518, 26/10/2017, § 49).
78. Başvurucu Şirketin koleksiyonuna kayıtlı eserlerinmüzeye teslimi yolunda tesis edilen idari işlemin dayanağı olarak 5835 sayılıKanun'un 4. maddesiyle 2863 sayılı Kanun'a eklenen geçici 8. maddegösterilmiştir. Anılan kural 11/3/2005 tarihinden önce bir şekildekoleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanterdefterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarından müze ve örenyerlerindeki eserlerin bütünleyicisi olduğu tespit edilen parçalar ile müzekoleksiyonlarını tamamlar nitelikte olanlarının bedelsiz olarak alınmasıkonusunda Kültür ve Turizm Bakanlığına yetki tanımaktadır. Dolayısıylabaşvurucu Şirketin envanterine kayıtlı olan ve taşınmaz nitelikte olduğu kabuledilen kültür varlıklarının bedelsiz olarak müzeye teslim edilmesi yönündekiişlemin kanuni dayanağının bulunduğu anlaşılmaktadır.
ii. Meşru Amaç
79. Anayasa'nın 13. ve 35. maddeleri uyarınca mülkiyethakkı ancak kamu yararı amacıyla sınırlandırılabilmektedir. Kamu yararı kavramımülkiyet hakkının kamu yararının gerektirdiği durumlarda sınırlandırılmasıimkânı vermekle bir sınırlandırma amacı olmasının yanı sıra mülkiyet hakkınınkamu yararı amacı dışında sınırlanamayacağını öngörerek ve bu anlamda birsınırlama sınırı oluşturarak mülkiyet hakkını etkin bir şekilde korumaktadır.Kamu yararı kavramı, devlet organlarının takdir yetkisini de beraberindegetiren bir kavram olup objektif bir tanıma elverişli olmayan bu ölçütün hersomut olay temelinde ayrıca değerlendirilmesi gerekir (Nusrat Külah, B.No: 2013/6151, 21/4/2016, §§ 53, 56; Yunis Ağlar, B. No: 2013/1239,20/3/2014, §§ 28, 29).
80. Başvurucu Şirketin envanterindeki taşınmaz kültürvarlıklarının müzeye teslim etmekle yükümlendirilmesinin amacı bunlarınkorunmasıdır. Anayasa'nın 63. maddesinde devletin tarih, kültür ve tabiatvarlıklarının ve değerlerinin korunmasını sağlama ödevi düzenlenmiştir. 2863sayılı Kanun'un taşınmaz kültür varlıklarından koparılan parçalarınkoleksiyonculuk faaliyetinde kullanılmasını yasaklayan hükümlerinin Anayasa'nın63. maddesi kapsamında kamu otoritelerine yüklenen ödevden bağımsız olduğudüşünülemez. Dolayısıyla başvuru konusu kültür varlıklarının müzeye teslimimecburiyeti getirilmesinin kamu yararına yönelik bir amacının bulunduğuanlaşılmaktadır.
iii. Ölçülülük
(1) Genelİlkeler
81. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca hak ve özgürlüklerinsınırlandırılmasında dikkate alınacak ölçütlerden biri olan ölçülülük, hukukdevleti ilkesinden doğmaktadır. Hukuk devletinde hak ve özgürlüklerinsınırlandırılması istisnai bir yetki olduğundan bu yetki ancak durumungerektirdiği ölçüde kullanılması koşuluyla haklı bir temele oturabilir.Bireylerin hak ve özgürlüklerinin somut koşulların gerektirdiğinden daha fazlasınırlandırılması kamu otoritelerine tanınan yetkinin aşılması anlamınageleceğinden hukuk devletiyle bağdaşmaz (AYM, E.2013/95, K.2014/176,13/11/2014).
82. Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan ölçülülük ilkesi elverişlilik,gereklilik ve orantılılık olmak üzere üç alt ilkedenoluşmaktadır. Elverişlilik öngörülen müdahalenin amacı gerçekleştirmeyeelverişli olmasını, gereklilik amaç bakımından müdahalenin zorunluolmasını yani aynı amaca daha hafif bir müdahale ile ulaşılmasının mümkünolmamasını, orantılılık ise bireyin hakkına yapılan müdahale ileulaşılmak istenen amaç arasında makul bir dengenin gözetilmesi gerekliliğiniifade etmektedir (AYM, E.2011/111, K.2012/56, 11/4/2012; E.2016/16, K.2016/37,5/5/2016; Mehmet Akdoğan ve diğerleri, B. No: 2013/817, 19/12/2013, §38).
83. Buna göre mülkiyet hakkına yapılan müdahaleninAnayasa'ya uygun olabilmesi için amacı gerçekleştirmeye elverişliolmasının yanında gerekli olması da gerekir. Gereklilik yukarıdada belirtildiği üzere hakka müdahale teşkil eden birden fazla araç arasındanhakkı en az zedeleyen aracın seçilmesini ifade etmektedir. Hak ve özgürlüğüsınırlayan tedbirlerden hangisi diğerlerine nazaran hakkın norm alanına daha azmüdahale edilmesi sonucunu doğuruyorsa o tedbirin tercih edilmesi gerekir.Bununla birlikte hakka müdahale oluşturacak aracın seçiminde kamuotoritelerinin belli ölçüde takdir payının bulunduğu da kabul edilmelidir. Zirayetkili kamu makamları, öngörülen amaca ulaşılması bakımından hangi aracınetkili ve verimli sonuçlar doğuracağına ilişkin olarak isabetli karar vermenoktasında daha iyi bir konumdadır. Özellikle alternatif aracın bulunmadığıveya mevcut alternatiflerin öngörülen meşru amaca ulaşılması bakımından etkiliolmadığı ya da daha az etkili olduğu durumlarda kamu makamlarının araç seçimihususundaki tercih yetkisinin gereklilik kriterini sağlamadığınınsöylenebilmesi için çok güçlü nedenlerin bulunması gerekir (D.C., B. No:2018/13863, 16/6/2021, § 48).
84. Öte yandan mülkiyet hakkına yönelik müdahalelerorantılı olmalıdır. Orantılılık, sınırlamayla ulaşılmak istenen amaç ilebaşvurulan sınırlama tedbiri arasında aşırı bir dengesizlik bulunmamasına işaretetmektedir. Diğer bir ifadeyle orantılılık, amaç ile araç arasında adil birdenge kurulmasını gerektirmektedir. Buna göre mülkiyet hakkına getirilensınırlamayla ulaşılmak istenen meşru amaç ve başvurucunun mülkiyet hakkındanyararlanmasındaki bireysel yarar arasında makul bir orantı kurulmalıdır.Hedeflenen amaca ulaşıldığında elde edilecek kamusal yararla kıyaslandığındasınırlama ile kişiye yüklenen külfetin aşırı ve orantısız olmaması gerekir (D.C.,§ 49).
85. Seçilen aracın ulaşılmak istenen amaçlakıyaslandığında bireye orantısız bir külfet yüklemiş olduğunun saptanması,ihlal sonucuna ulaşılabilmesi için bazı hâllerde tek başına yeterliolmayabilir. Kişiye yüklenen külfeti dengeleyici mekanizmaların var olupolmadığı da büyük önem taşımaktadır. Elverişli ve gerekli olduğu hükmünevarılan aracın seçilmiş olması nedeniyle kişiye yüklenen aşırı külfetihafifleten hukuksal mekanizmalar mevcutsa bir ihlalin olmadığı sonucunavarılabilir (D.C., § 50).
86. Mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin orantılı olupolmadığı değerlendirilirken başvurucunun ve idarenin kusurlarının bulunupbulunmadığı da gözönünde bulundurulur. Bu bağlamda tarafların yasalyükümlülüklerinin neler olduğu, bunların yerine getirilmesinde ihmalkârlıkgösterilip gösterilmediği ve ihmalin varlığının tespiti hâlinde bunun hukukaaykırı sonucun doğmasında bir etkisinin bulunup bulunmadığı da dikkate alınır (D.C.,§ 51).
87. Öte yandan idarenin iyi yönetişim ilkesineuygun hareket etme yükümlülüğü bulunmaktadır. İyi yönetişim ilkesi, kamuyararı kapsamında bir konu söz konusu olduğunda kamu otoritelerinin uygunzamanda, uygun yöntemle ve her şeyden önce tutarlı olarak hareket etmelerinigerektirir (Kenan Yıldırım ve Turan Yıldırım, B. No: 2013/711, 3/4/2014,§ 68; Ayten Yeğenoğlu, B. No: 2015/1685, 23/5/2018, § 44).
88. Anayasa Mahkemesi kamu makamlarının kamu yararıbulunan hâllerde özel mülkiyette bulunan taşınmazların mülkiyetini tek taraflıbir iradeyle kamuya geçirmelerinin anayasal olarak mümkün olduğuna ancakbaşvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında adil bir dengekurulabilmesi için zararının tazminat veya başka yollarla telafi edilmesigerektiğine karar vermiştir (devletin hüküm ve tasarrufu altındaki taşınmazyönünden bkz. Hüseyin Akbulut ve Yusuf Akbulut, B. No: 2014/7643,6/4/2017, § 32; orman niteliğindeki taşınmaz yönünden bkz. Ahmet HilmiSerter, B. No: 2014/10954, 17/11/2016, § 37).
89. Usule ilişkin güvencelerin varlığı orantılılıkdeğerlendirmesinde önemli bir rol oynayabilir. Bu bağlamda müdahalenin hukukaaykırılığının ileri sürülebileceği veya müdahale nedeniyle oluşan maddi vemanevi zararların tazmin edilmesinin istenebileceği hukuk yollarının olmamasıda bazı durumlarda kişiye yüklenen külfeti ağırlaştıran bir unsur olarakgörülebilir. Bu bakımdan kişinin hukuka aykırılık iddialarının bir mahkemetarafından etkili bir biçimde incelenmesi müdahalenin orantılılığı bakımındanehemmiyet arz etmektedir (D.C., § 52).
(2) İlkelerinOlaya Uygulanması
90. Olayda başvurucu Şirketin koleksiyonunda kayıtlı olantaşınmaz kültür varlıklarının sehven envantere kaydedildiği belirtilerekbunların müzeye teslimi yolunda idari işlem tesis edilmiştir. Taşınmaz kültürvarlıklarından koparılan parçaların korunması oldukça önemlidir. Dahasıbunların korunması Anayasa'nın 63. maddesiyle kamu makamlarına yüklenen birödevdir. Kamu makamlarının bu koruma ödevini hangi yöntemle yerinegetireceklerine ilişkin olarak Anayasa herhangi bir sınırlama getirmemiştir.Dolayısıyla bunların kamu mülkiyetine geçirilerek mi yoksa devletin geniş gözetimve denetimi altında olmak şartıyla özel mülkiyette bırakılarak mı korunmasıgerektiği hususunda kanun koyucunun takdir yetkisinin bulunduğu kabuledilmelidir.
91. 2863 sayılı Kanun incelendiğinde gerek taşınırgerekse taşınmaz kültür varlıklarının özel mülkiyete konu edilmesininyasaklanmadığı görülmektedir. Bununla birlikte Kanun özel mülkiyette bulunankültür varlıklarıyla ilgili olarak maliklerin kullanım ve tasarruf yetkilerinisınırladığı gibi devlete bunlar üzerinde geniş bir denetim ve gözetim yetkiside tanımıştır. Örneğin taşınır kültür varlıklarının özel mülkiyette tutmabiçimini koleksiyonculuk faaliyetiyle sınırlamıştır. Koleksiyonculuk belgesialınması koşuluyla taşınır kültür varlıklarının devletin gözetimi ve denetimialtında özel mülkiyette bulundurulması mümkün hâle getirilmiştir. Bunun yanında2863 sayılı Kanun'un 15. maddesinde taşınmaz kültür varlıklarından, 24. ve 25.maddelerinde ise taşınır kültür varlıklarından uygun görülenlerin mülkiyetininanılan maddelerde öngörülen usul ve esaslar çerçevesinde kamuya geçirilmesinede imkân sağlanmıştır.
92. Somut olaya konu eserler ise gerçekte taşınmaz kültürvarlıklarının parçası iken bir şekilde orijinallerinden kopmuş veyakoparılmıştır. Taşınmazların parçası olan bu tür kültür varlıkları bir dönemtaşınır kültür varlığı gibi işlem görmüş ve özel koleksiyonların envanterlerinekaydedilmiştir. Danıştay Altıncı Dairesinin mahkeme kararında da atıftabulunulan kararında belirtildiği üzere taşınmaz kültür varlığından ayrılanparçaların taşınır kültür varlığı niteliği kazanacağının kabulünün eskieserlerin tahribatını ve beraberinde ticaretini artırıcı bir etkiye yol açacağıdüşüncesiyle kanun koyucu birtakım yasal düzenlemeler yapmıştır. Bu manada11/3/2005 tarihinden sonrası için bunların taşınır mal gibi koleksiyonlarakaydedilmesi kesin biçimde yasaklanmıştır. Bu tarihten öncesinde koleksiyonlarakaydedilenler yönünden ise koleksiyoncular arasındaki devir ve satışlaryasaklanmış, bunun yanında kamu makamlarına bunları bedelsiz olarak müzeye almayetkisi tanınmıştır. Olayda idarenin bedelsiz olarak müzeye alma yetkisinikullandığı anlaşılmıştır.
93. Taşınmaz kültür varlıklarının bir parçasımahiyetindeki kültür varlıklarının bedelsiz olarak müzeye alınmasının bunlarınkorunması amacının sağlanması için elverişli bir araç olduğu görülmektedir.
94. İkinci olarak belirtilen aracın gerekli olup olmadığıincelenmelidir. Gereklilik, hedeflenen amaca ulaşılması için hakka en azmüdahale teşkil eden aracın seçilmesini ifade etmektedir. Somut olayda başvurucuŞirketin koleksiyonuna kayıtlı bulunan eserlerin müzeye tesliminin istenmesininsebebinin bunların koleksiyoncusu tarafından iyi korunamaması değil gerçektetaşınmaz kültür varlığının bir parçasını teşkil etmesi olduğu bir kez dahaanımsanmalıdır. Öte yandan 5835 sayılı Kanun'un 4. maddesiyle 2863 sayılıKanun'a eklenen geçici 8. madde 11/3/2005 tarihinden önce bir şekildekoleksiyoncular tarafından edinilmiş ve bağlı bulunduğu müzedeki envanterdefterine kaydı yaptırılmış taşınmaz kültür varlıklarının her durumda müzelereaktarılması mecburiyeti getirmediğinin, bu konuda kamu makamlarına takdiryetkisi tanıdığının vurgulanması gerekir.
95. Özel mülkiyette bulunan kültür varlıklarının bedelsizolarak müzelere teslim edilmek suretiyle özel mülkiyetin ortadan kaldırılmasıoldukça ağır bir müdahaledir. Bu şekildeki ağır bir müdahalenin müstahakgörülebilmesi için son derece zorlayıcı nedenlerin bulunması gerekir. Saltkültür varlıklarının korunması ihtiyacı -bunların başvurucuda kalması hâlindedaha az korunacağı ortaya konulmadıkça- özel mülkiyetteki bir kültür varlığınıntazminatsız olarak kamu mülkiyetine geçirilmesini haklı hâle getirmez. Öncekimevzuatın aslında bunların mülk edinilmesine müsaade etmediği ancak memurlarınbilgi eksikliği sebebiyle bunların sehven özel koleksiyonların envanterlerinekaydedildiği düşüncesi de tazminatsız nakli haklılaştırmamaktadır. 11/3/2005tarihinden önceki mevzuatın taşınmazlardan kopan parçaların taşınır kültürvarlığı gibi muamele görmesine izin vermemesi anılan dönemde bunlarınkoleksiyoncularca edinilmiş olmasının kamu makamlarınca tanındığı gerçeğinideğiştirmemektedir. Kamu makamları taşınmaz kültür varlıklarının bütünleyicisiolup bunlardan kopan parçaların özel koleksiyoncuların envanterinekaydedilebileceği yolunda bir inancın oluşmasına kendi tutum ve davranışlarıylaneden olmuştur. Kamu makamlarının eylemsizliği ve hatta aktif katkısı sebebiyleoluşan hukuksal duruma güvenerek söz konusu kültür varlıklarını edinenkişilerin bu güvenlerinin korunması gerekir.
96. Kuşkusuz bu durum taşınmaz kültür varlıklarınınparçasını oluşturan eserlerin kamu mülkiyetine geçirilemeyeceği anlamınagelmemektedir. Ancak bunların tazminatsız olarak müzeye teslimedilebilmesi için çok daha güçlü nedenlere ihtiyaç vardır. Somut olayda isekamu otoriteleri bunların korunması gereksiniminden başka bir nedengösterememiştir. Dahası kamu makamları başvurucu Şirketin bunları gereği gibikorumadığını ve müzeye teslimi hâlinde daha iyi korunacağını da iddiaetmemiştir. Bu koşullarda idarenin başvurucu Şirketin envanterine kayıtlı olankültür varlıklarının tazminatsız olarak müzeye teslim edilmesini haklılaştıranbir sebep ortaya koyabildiğini kabul etmek güçtür.
97. Öte yandan mahkeme kararında açıklanan ihtilaf konusueserlerin taşınmaz kültür varlığı niteliğinde olması nedeni ilekolleksiyonculuk faaliyetine konu edilmesinin mümkün olmadığı görüşünün deyukarıda değinilen mevzuat karşısında sorunlu olduğu görülmektedir. 5835 sayılıKanun'un 4. maddesiyle 2863 sayılı Kanun'a eklenen geçici 8. madde dahi11/3/2005 tarihinden önce koleksiyoncuların envanterlerine kaydedilenlerleilgili olarak oluşan mülkiyet durumunu kendiliğinden ortadan kaldırmamakta, bukonuda idareye takdir yetkisi tanımaktadır. Dolayısıyla Mahkemenin mevzuatıntaşınmaz kültür varlığının koleksiyonculuk faaliyetine imkân sağlamadığıyönündeki gerekçesinin ilgili ve yeterli olarak kabul edilmesi mümkün değildir.
98. Bu koşullarda Şirketin koleksiyonuna dâhil olantaşınmaz kültür varlıklarının tazminatsız olarak müzeye teslim edilmesibiçiminde başvurucuya ağır külfet yükleyen bir aracın kültür varlığınınkorunması amacına ulaşılması için en hafif müdahale teşkil eden araçolduğu sonucuna ulaşılamamıştır. Bu durumda başvurucunun mülkiyet hakkınayapılan müdahalenin gereklilik kriterini karşılamadığı değerlendirilmiştir.
99. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 35. maddesindegüvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verilmesigerekir.
3. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
100. 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
"(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir. …
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir."
101. Başvurucular ihlalin tespit edilmesi, yenidenyargılama yapılmasına ancak bu talebin kabul edilmemesi hâlinde fazlaya ilişkinhakları saklı kalmak üzere 1.000.000 TL maddi, 1.000.000 TL manevi tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
102. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına işaretetmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506, 7/11/2019).
103. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi,ayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
104. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesi tarafındanihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde usulhukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgili mahkemeninyeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi bir takdiryetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisine ulaştığımahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
105. İncelenen başvuruda idarenin başvurucu Şirketinkoleksiyonuna kayıtlı olan kültür varlıklarının tazminatsız olarak müzeyeteslim edilmesini haklılaştıran bir sebep ortaya koyamaması nedeniyle mülkiyethakkının ihlal edildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlal idareninişleminden kaynaklanmıştır. Bununla birlikte derece mahkemeleri de bu ihlaligiderememiştir.
106. Bu durumda mülkiyet hakkının ihlalinin sonuçlarınınortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Muğla 1. İdare Mahkemesine gönderilmesinekarar verilmesi gerekmektedir.
107. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 294,70 TL harçve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 4.794,70 TL yargılama giderininbaşvurucu Şirkete ödenmesine, diğer başvurucular tarafından yapılan yargılamagiderlerinin üzerlerinde bırakılmasına karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Y.D.nin koleksiyonuna kayıtlı olan yedi eseryönünden mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın konu bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Şirketin koleksiyonuna kayıtlı olan eserler yönündenmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın gerçek kişi başvurucularaçısından kişi bakımından yetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Şirketin koleksiyonuna kayıtlı olan eserler yönündenmülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvurucu Şirket açısındanKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Başvurucu Şirketin koleksiyonuna kayıtlı olan eserleryönünden Anayasa'nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkınınİHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin mülkiyet hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere Muğla1. İdare Mahkemesine (E.2016/159, K.2017/922) GÖNDERİLMESİNE,
D. 294,70 TL harç ve 4.500 TL vekâlet ücretinden oluşantoplam 4.794,70 TL yargılama giderinin başvurucu Şirkete ÖDENMESİNE, diğerbaşvurucular tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerlerindeBIRAKILMASINA,
E. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucu ŞirketinHazine ve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içindeyapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihtenödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
F. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 13/1/2022 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.