TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALPARSLAN ALTAN BAŞVURUSU (2)
(Başvuru Numarası: 2018/22191)
Karar Tarihi: 9/5/2019
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Recep KÖMÜRCÜ
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
Recai AKYEL
Raportör
:
Ömer MENCİK
Başvurucu
:
Alparslan ALTAN
Vekili
:
Av. Erol Yılmaz ARAS
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılması, soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanması,tutuklama tedbirinin makul süreyi aşması ve tutukluluğa itirazının gecikmeliolarak karara bağlanması nedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/7/2018 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve UlusalYargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Genel Bilgiler
8. Türkiye 15/7/2016 tarihinde askerî bir darbe teşebbüsüylekarşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülke genelinde olağanüstühâl ilan edilmesine karar verilmiştir. Olağanüstü hâl 19/7/2018 tarihinde sonbulmuştur. Kamu makamları ve yargı organları -olgusal temellere dayanarak- buteşebbüsün arkasında Türkiye'de çok uzun yıllardır faaliyetlerine devam eden veson yıllarda Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veyaParalel Devlet Yapılanması (PDY) olarak isimlendirilen bir yapılanmanınolduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindeCumhuriyet başsavcılıkları tarafından, darbe girişimiyle bağlantılı ya dadoğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasa bile FETÖ/PDY ile bağlantılı olanve aralarında yargı mensuplarının da bulunduğu çok sayıda kişi hakkındasoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (AydınYavuz ve diğerleri, §§ 51, 350).
10. Bakanlık verilerine göre yüz altmıştan fazla yüksek mahkeme (AnayasaMahkemesi, Yargıtay ve Danıştay) üyesi hakkında tutuklama tedbiri uygulanmış,bunlardan bir kısmı sonradan tahliye edilmiştir. Soruşturma ve/veya kovuşturmamercilerince kaçak oldukları değerlendirilen yaklaşık otuz yüksek mahkeme üyesihakkında ise yakalama emri çıkarılmıştır (ErdalTercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, § 14).
11. Türk yargı organları yakın dönemde verdikleri birçok karardaFETÖ/PDY'nin silahlı bir terör örgütü olduğunu kabuletmişlerdir. Bu kapsamda Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26/9/2017 tarihinde(E.2017/16.MD-956, K.2017/370) ve -terör suçlarına ilişkin davaların temyizmercii olan- Yargıtay 16. Ceza Dairesi 24/4/2017 ve 14/7/2017 tarihlerindeverdiği kararlarda (Selçuk Özdemir[GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 20, 21) FETÖ/PDY'ninsilahlı bir terör örgütü olduğu sonucuna varmışlardır.
12. FETÖ/PDY'nin (genel özelliklerineilişkin olarak bkz. Aydın Yavuz ve diğerleri,§ 26) yargı kurumlarındaki örgütlenmesine ve faaliyetlerine ilişkin olaraksoruşturma ve kovuşturma belgeleri ile tedbir/disiplin kararlarında yer alan,başta haklarında soruşturma yürütülen yargı mensuplarının beyanları olmak üzeremaddi olgulara dayalı bulunan iddia ve tespitler Selçuk Özdemir kararında geniş olarak açıklanmıştır (Selçuk Özdemir, § 22).
B. Başvurucuya İlişkinSüreç
13. Başvurucu 1993 yılında Cumhuriyet savcısı olarak görevebaşlamış, 2001 yılında Anayasa Mahkemesi raportörü olarak görevlendirilmiş,kısa bir süre idari görevde bulunduktan sonra 2010 yılında -üst kademeyöneticileri arasından- Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine seçilmiş ve aynı yılyapılan Anayasa değişikliği sonrası yedek üyeler asil üye olmuş; 2011 ile 2015yılları arasında Anayasa Mahkemesi başkan vekili olarak görev yapmıştır.
14. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından başlatılan soruşturma kapsamında (bkz. § 9) Cumhuriyet savcısının16/7/2016 tarihli yazılı talimatıyla "Türkiyegenelinde hükümeti devirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmeksuçunun hâlen işlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesiüyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu"gerekçesiyle başvurucunun gözaltına alınmasına, konutu, aracı ve işyerindearama yapılmasına karar verilmiştir. Başvurucu aynı gün gözaltına alınmıştır.
15. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir.
16. Başvurucunun sorgusu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Sorgu sonucunda Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğitarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasınakarar verilmiştir.
17. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/8/2016 tarihli kararı ile itirazınkesin olarak reddine karar verilmiştir.
18. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/10/2017 tarihinde,başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahislehakkında kamu davasının açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınahitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15/7/2016 tarihindegerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'ninolduğu belirtilmiş; bu yapılanmaya mensup oldukları, yapılanmanın emir vetalimatları doğrultusunda hareket ettikleri değerlendirilen yargı mensuplarıhakkında adli soruşturma yapıldığına değinilmiştir. Savcılık, darbetehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğine dikkat çekerek ağır cezamahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlinin mevcut olduğu sonucuna varmıştır.Fezlekede, bu durum dikkate alınarak başvurucu hakkında genel hükümlereistinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca 16/7/2016 tarihinde soruşturmabaşlatıldığı ifade edilmiştir.
19. FETÖ/PDY'nin kuruluşu ve yapısıile yargı organlarındaki örgütlenmesine ilişkin etraflıca açıklamaların yeraldığı fezlekede, başvurucunun FETÖ/PDY'nin yargıdakiyapılanmasında bilerek ve isteyerek yer aldığına ilişkin birtakım olgularadayanılmıştır (Bu olgulara ilişkin olarak bkz. AlparslanAltan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018, § 25).
20. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/1/2018 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derecemahkemesi sıfatıyla) kamu davası açılmıştır. FETÖ/PDY'yeve bu örgütün yargıdaki yapılanmasına ilişkin genel bilgilerin yer aldığıiddianamede başvurucunun üzerine atılı suçu işlediğine dair temel olarak AnkaraCumhuriyet Başsavcılığının 25/10/2017 tarihli fezlekesindeki olgularadayanılmıştır.
21. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 25/1/2018 tarihinde iddianameninkabulüne karar vermiş ve E.2018/23 sayılı dosya üzerinden kovuşturmabaşlamıştır.
22. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 8/2/2018 tarihinde yaptığı tensip(duruşmaya hazırlık) incelemesi sırasında başvurucunun tutukluluk durumunu da-duruşma yapmaksızın- değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına kararvermiştir. Ayrıca başvurucu hakkındaki davanın ilk duruşmasının "dosya sayısı ve iş yoğunluğu da dikkatealınarak" 15/5/2018 tarihinde yapılmasına ve iddianame iletensip zaptının başvurucuya tebliğ edilmesine karar verilmiştir.
23. Tensip zaptı ile iddianame, başvurucunun bulunduğu ceza infazkurumu tarafından 14/2/2018 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.
24. Tensip incelemesi sırasında verilen karara istinadenbaşvurucunun tutukluluk durumu 3/5/2018 tarihinde Yargıtay 9. Ceza Dairesinceincelenmiştir. Daire, dosya üzerinden yaptığı bu inceleme sonucunda "...tanık beyanları, dosya kapsamı ve mevcutdelil durumuna göre; sanığın atılı suçu işlediği yönünde kuvvetli suç şüphesinigösteren somut delillerin bulunduğu, örgütün yöneticilik ve üyeliği suçununfaili pek çok kimsenin halen kaçak olduğu, işlenen suçlara dair delillerintoplanmaya devam edilmekte olduğu hususları dikkate alındığında sanığın kaçma,saklanma ve delilleri karartma şüphesi bulunduğu, müsnetsuçun CMK'nın 100/3. maddesinde sayılan katalogsuçlardan olduğu, suçun vasıf ve mahiyeti ile kanunda gösterilen cezamiktarları dikkate alındığında verilen tutuklama tedbirinin ölçülü ve orantılıolduğu, bu aşamada hükmedilecek adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı,tutuklanmasından sonra sanığın hukuki durumunda herhangi bir değişiklik debulunmadığı..." gerekçesiyle tutukluluğun devamına kararvermiştir.
25. Başvurucu 14/5/2018 tarihinde bu karara itiraz etmiştir.
26. Yargıtay 9. Ceza Dairesi 15/5/2018 tarihli ilk duruşmadabaşvurucunun tutukluluk durumunu da değerlendirmiş ve tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
27. Başvurucu 22/5/2018 tarihinde bu karara da itirazdabulunmuştur.
28. Başvurucunun 14/5/2018 ve 22/5/2018 tarihli itirazlarınıbirlikte değerlendiren Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 3/7/2018 tarihinde yaptığıinceleme sonucunda her iki itirazın da reddine karar vermiştir.
29. Başvurucu, anılan kararı 13/7/2018 tarihinde öğrenmiştir.
30. Başvurucu 26/7/2018 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
31. Yapılan yargılama sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesi,6/3/2019 tarihli kararıyla başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olmasuçundan 11 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birliktetutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir.
32. Başvurucu hakkında verilen mahkûmiyet hükmü başvurucutarafından temyiz edilmiş olup bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıylayargılama dosyası Yargıtay 9. Ceza Dairesindedir.
IV. İLGİLİ HUKUK
33. İlgili hukuk için bkz. SalihSönmez (B. No: 2016/25431, 28/11/2018, §§ 33-56) kararı.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
34. Mahkemenin 9/5/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Tutuklulukİncelemelerinin Hâkim/Mahkeme Önüne Çıkarılmaksızın Yapıldığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
35. Başvurucu; tutuklanmasına karar verildiği tarihten ilkduruşmanın yapıldığı tarihe kadar geçen on sekiz aya yakın bir süre boyuncatutukluluk incelemelerinin duruşmasız olarak yapıldığını, tutukluluğa yönelikitirazlarının da dosya üzerinden yapılan incelemeler sonucunda reddedildiğinibelirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ilerisürmüştür.
36. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 4/12/2004 tarihli ve 5271sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 141. maddesinde düzenleme altına alınanbaşvuru yolunu tüketmediği belirtilmiştir. Bakanlık görüşünde esasa yönelikolarak ise Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına atıfta bulunularak buşikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.
37. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hükümkesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği dedikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkünolmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünün esasa ilişkin kısmınayönelik beyanında ise genel hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarınıtekrarlamıştır.
2. Değerlendirme
38. Anayasa'nın Anayasa Mahkemesinin görev ve yetkilerini düzenleyen 148. maddesinin üçüncüfıkrasının son cümlesi şöyledir:
"Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır."
39. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
40. Yukarıda belirtilen Anayasa ve Kanun hükümleri gereğinceAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hak ihlallerinin derecemahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecek ikincil nitelikte birkanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillik niteliği gereği AnayasaMahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikle olağan kanunyollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, §§ 16, 17).
41. Anayasa Mahkemesi SalihSönmez kararında tutukluluk incelemelerinin duruşmasız yapılmasıve/veya makul sürede hâkim/mahkeme önüne çıkarılmama şikâyetini incelemiştir.Anayasa Mahkemesi anılan kararda başvurucunun inceleme tarihi itibarıylahâkim/mahkeme önüne çıkarılmış olması hususunu nazara alarak verilecek birihlal kararının başvurucunun yeniden hâkim önüne çıkarılmasını sağlamayacağı veserbest kalması sonucunu doğurmayacağını belirtmiş, bu durumda yalnızca kişininuzun süre hâkim/mahkeme önüne çıkarılmamasıyla ilgili bir hak ihlalinin tespitive gerekiyorsa belli bir miktar tazminata hükmedilmesiyle yetinileceği sonucunavarmıştır.
42. Öte yandan Anayasa Mahkemesi anılan kararda bu tür ihlaliddiaları bakımından öncelikle aynı giderim imkânını sağlayan başvuruyollarının tüketilmesi ve bunlardan sonuç alınamaması hâlinde bireyselbaşvuruda bulunulması gerektiğini belirterek 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde belirtilen dava yolunun başvurucunun durumuna uygun telafikabiliyetini haiz etkili bir hukuk yolu olduğu tespitini yapmış ve başvuruyollarının tüketilmediği sonucuna varmıştır (SalihSönmez, §§ 162, 177).
43. Somut olayda başvurucu 20/7/2016 tarihinde tutuklanmış vetutuklandıktan sonra ilk kez kovuşturma aşamasında 15/5/2018 tarihinde yapılanduruşmada mahkeme önüne çıkmış ve itirazlarını etkili bir biçimde ileri sürmefırsatına sahip olmuştur. Başvurucunun hâkim/mahkeme önüne çıkmadığı süreyaklaşık 1 yıl 9 ay 25 gündür. Dolayısıyla somut başvuru yönünden anılankarardan ayrılmayı gerektiren bir durum söz konusu değildir.
44. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklulukincelemelerinin hâkim/mahkeme önüne çıkarılmaksızın yapıldığına ilişkin iddiasıile ilgili olarak yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuruyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabuledilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Soruşturma DosyasınaErişimin Kısıtlandığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
45. Başvurucu; gözaltına alınmasından başlayıp hakkındadüzenlenen iddianamenin kabulüne kadar geçen yaklaşık on yedi aylık süreboyunca soruşturma dosyasını inceleyemediğini, dosyadaki deliller ve evraklarhakkında tarafına bilgi verilmediğini, bu nedenlerle tutukluluğa etkin birbiçimde itirazda bulunamadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
46. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yolunu tüketmediği belirtilmiştir.Bakanlık görüşünde esasa yönelik olarak ise suçlamalara dayanak olan temel unsurlarınve tutmanın hukukiliğinin değerlendirilmesi için esas olan bilgilerinbaşvurucuya veya müdafiine bildirildiği vebaşvurucuya bunlara karşı savunmasını ileri sürme imkânı verilmiş olduğudikkate alındığında başvurucunun tutukluluğa karşı etkili bir şekilde itirazdabulunamadığının kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek bu şikâyetin açıkçadayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.
47. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hükümkesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği dedikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkünolmadığını belirtmiştir. Başvurucu; Bakanlık görüşünün esasa ilişkin kısmınayönelik beyanında ise genel hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarınıtekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
48. Başvuru formunda soruşturma dosyasını incelemeye izinverilmediği ileri sürülmüş ancak iznin verilmemesine neden olan kararınsavcılık ya da hangi mahkeme tarafından hangi tarihte verildiğine ilişkin biraçıklamada bulunulmamıştır.
49. Başvuru formu ve eklerinde, kısıtlama kararının daha sonra kaldırılıpkaldırılmadığı hususunda da herhangi bir bilgi veya belge bulunmamakla birlikteYargıtay 9. Ceza Dairesince iddianamenin kabul edildiği 25/1/2018 tarihi (bkz.§ 21) itibarıyla kısıtlılık, 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4) numaralıfıkrası uyarınca kendiliğinden sona ermiş bulunmaktadır.
50. Bireysel başvuruların 6216 sayılı Kanun'un 47. maddesinin(5) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) 64. maddesinin (1) numaralı fıkrası uyarınca başvuru yollarınıntüketildiği tarihten, başvuru yolu öngörülmemiş ise ihlalin öğrenildiğitarihten itibaren otuz gün içinde yapılması gerekmektedir.
51. Somut olayda 5271 sayılı Kanun'un 153. maddesinin (4)numaralı fıkrası uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesince iddianamenin kabuledildiği 25/1/2018 tarihi itibarıyla kısıtlılık kanun gereği kendiliğinden sonaermiş ve dosyaya erişim imkânı sağlanmıştır. İddianame ve tensip zaptı,başvurucuya 14/2/2018 tarihinde tebliğ edilmiş; bu tebliğ ile birliktebaşvurucu soruşturma dosyasına getirilen kısıtlamanın kalktığını öğrenmiştir(bkz. § § 21, 23). Dolayısıyla başvurucunun dosyaya erişimin kısıtlanmasınayönelik başvurusunu 14/2/2018 tarihinden itibaren otuz gün içinde yapmasıgerekmektedir. Otuz günlük başvuru süresi geçtikten sonra 26/7/2018 tarihindeyapılan bireysel başvuruda süre aşımı bulunduğu anlaşılmıştır.
52. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının süre aşımı nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Tutukluluğun MakulSüreyi Aştığına İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
53. Başvurucu; tutukluluğun devamına ilişkin kararlarıngerekçeden yoksun olduğunu, bu kararlarda tutuklama nedenlerinin somut olgularadayalı olarak açıklanmadığını, kendisi yönünden bir kişiselleştirme yapılmadanmakul, ilgili ve yeterli olmayan gerekçelerle tutukluluğunun hukuka aykırıolarak devam ettirildiğini, bu nedenlerle tutukluluk süresinin makul olmaktançıktığını, tutukluluğunun infaza dönüştüğünü belirterek kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
54. Bakanlık görüşünde, başvurucunun 5271 sayılı Kanun'un 141.maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yolunu tüketmediği belirtilmiştir.Bakanlık görüşünde esasa yönelik olarak ise başvurucunun tutuklulukta geçirdiğisürenin makul olduğu, bu süreçte yargı makamlarına atfedilecek herhangi birhareketsizlik veya ihmal bulunmadığı, tutuklama kararının ve tutukluluğa itirazüzerine verilen kararların ilgili ve yeterli gerekçeyi barındırdığı belirtilerekbu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifade edilmiştir.
55. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hükümkesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği dedikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkünolmadığını belirtmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşünün esasa ilişkin kısmınayönelik beyanında ise genel hatlarıyla başvuru formunda belirttiği iddialarınıtekrar etmiştir.
2. Değerlendirme
56. Anayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
"Tutuklanan kişilerin, makul süre içindeyargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı istemehakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazırbulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceyebağlanabilir."
57. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucunun bu bölümdeki iddialarınınAnayasa'nın 19. maddesinin yedinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
58. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincillikniteliği gereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek içinöncelikle olağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve CennetYeşilyurt, §§ 16, 17).
59. Anayasa Mahkemesi, tutukluluğun kanunda öngörülen azamisüreyi veya makul süreyi aştığı iddiasıyla yapılan bireysel başvurularbakımından bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla ilk derecemahkemesince mahkûmiyet hükmü verilmiş ise hüküm kesinleşmemiş olsa da 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat davası açma imkânınıntüketilmesi gereken etkili bir hukuk yolu olduğu sonucuna varmıştır (Ahmet Kubilay Tezcan, B. No: 2014/3473,25/1/2018, §§ 24-27; Ekrem Atıcı, B.No: 2014/15609, 8/3/2018, §§ 27-30).
60. Bireysel başvuruda bulunduktan sonra 6/3/2019 tarihindemahkûmiyetine karar verilen başvurucunun tutukluluğunun makul süreyi aştığınailişkin iddiası 5271 sayılı Kanun'un 141. maddesi kapsamında açılacak davadaincelenebilir. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre başvurucununtutukluluğunun makul süreyi aştığının tespiti hâlinde görevli mahkemecebaşvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu, başvurucunun durumuna uygun,telafi kabiliyetini haiz, etkili bir hukuk yoludur ve bu olağan başvuru yolutüketilmeden yapılan bireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır.
61. Açıklanan gerekçelerle tutukluluğun makul süreyi aştığıiddiasının yargısal başvuru yolları tüketilmeden bireysel başvuru konusuyapıldığı anlaşıldığından başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
D. Tutukluluğa Yönelik İtirazınKısa Süre İçinde İncelenmemesine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddialarıve Bakanlık Görüşü
62. Başvurucu 14/5/2018 tarihli tutukluluğun devamı kararınayaptığı itirazın elli gün sonra karara bağlandığını, bu sürenin Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrasında belirtilen kısa sürede karar verilmesiyönündeki zorunlulukla bağdaşmadığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliğihakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
63. Bakanlık görüşünde, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarınaatıfta bulunularak bu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğu ifadeedilmiştir.
64. Başvurucu; Bakanlık görüşüne karşı beyanında 5271 sayılıKanun'un 141. maddesinde düzenleme altına alınan başvuru yoluna hükümkesinleşmeden başvurulamadığını, kendisinin tutukluluğunun devam ettiği dedikkate alındığında bu yolun etkili bir yol olarak görülmesinin mümkünolmadığını belirtmiştir.
2. Değerlendirme
65. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrası şöyledir:
"Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
66. Başvurucunun bu bölümdeki iddialarının Anayasa'nın 19.maddesinin sekizinci fıkrası bağlamında, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkıkapsamında incelenmesi gerekir.
67. Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru, iddia edilen hakihlallerinin derece mahkemelerince düzeltilmemesi hâlinde başvurulabilecekikincil nitelikte bir kanun yoludur. Bireysel başvuru yolunun ikincil niteliğigereği Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunabilmek için öncelikleolağan kanun yollarının tüketilmesi zorunludur (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt,§§ 16, 17).
68. Ancak tüketilmesi gereken başvuru yollarının ulaşılabilirolması yanında telafi kabiliyetini haiz ve tüketildiğinde başvurucununşikâyetlerini gidermede makul başarı şansı tanıması gerekir. Dolayısıylamevzuatta bu yollara yer verilmesi tek başına yeterli olmayıp uygulamada daetkili olduğunun gösterilmesi ya da en azından etkili olmadığının kanıtlanmamışolması gerekir (Ramazan Aras, B.No: 2012/239, 2/7/2013, § 29).
69. Başvurucunun belirli bir hukuk yolunun etkililiği konusundasadece kuşku duyması, kendisini söz konusu hukuk yolunu tüketme girişimindebulunma yükümlülüğünden kurtarmaz. Başvurucudan yorum yetkilerini kullanarakmevcut hakları geliştirme fırsatı vermek için uygun mahkemelere başvurmasıbeklenebilir. Ancak yerleşik mahkeme içtihatları ışığında, belirtilen hukukyolunun gerçekte olumlu sonuçlanma konusunda makul bir ihtimale sahip olmadığıdurumlarda başvurucunun söz konusu hukuk yolunu kullanmamış olması başvuruyollarının tüketilmediği sonucunu doğurmaz. Bir hukuk yolunun kesinliklebaşarısız olduğunu ortaya koyacak bir durum söz konusu değilse o hukuk yolununetkili bir şekilde işlediğine ilişkin emsal davaların bulunmaması tek başına başvurucuyubu hukuk yolunu tüketme yükümlülüğünden kurtarmaz. Zira başvurucunun bu hukukyoluna başvurması hâlinde mahkemelerin içtihatlarını başvurucunun lehine olacakşekilde geliştirmeleri ihtimali her zaman vardır (Cafer Yıldız, B.No: 2014/9308, 9/1/2018, § 37).
70. Somut olayda başvurucu, ihlalin tespiti ve tazminattalebinde bulunmuştur. Bu tespite bağlı olarak başvurucuya davanın esasının sonuçlanmasındanönce tazminat ödenmesini sağlayabilecek bir başvuru yolunun mevcut olupolmadığının incelenmesi gerekmektedir.
71. 5271 sayılı Kanun'un tazminat isteminin düzenlendiği 141.maddesinin (1) numaralı fıkrasının (k) bendine göre, yakalanan veya tutuklanankişilerin yakalama ve tutuklama işlemine karşı kanunda öngörülen başvuruimkânlarından yararlandırılmaması durumunda bu kişilerin maddi ve manevi hertürlü zararlarının tazminini isteyebilmesine imkân sağlanmaktadır. Somut olaydada başvurucu, tutukluluğun devamı kararına yaptığı itirazın kısa süre içindekarara bağlanmadığını ileri sürmüştür.
72. Somut olayda başvurucunun durumuna benzer bir durumda buhükmün başarıyla uyguladığını gösteren emsal davalar bulunmamaktadır. Ancakböyle bir hukuk yolunun kesinlikle başarısız olacağını iddia edebilmeyi ortayakoyacak bir durum da söz konusu değildir. Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin6/4/2016 tarihli ve E.2015/9116, K.2016/5826 sayılı kararında, yakalamaişlemine yapılan itirazın sürüncemede bırakılmasıyla ilgili bir davada asıldavanın sonuçlanması beklenmeden 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesi hükümlerinegöre tazminat talep edilmesinin mümkün olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla özelbir amaçla kabul edilen ve bu türden şikâyetlere çözüm getirmeye elverişlinitelik taşıyan bir yasal düzenlemeye işlerlik kazandırmak ve yasaldüzenlemenin kapsamını belirlemek amacıyla derece mahkemelerine başvurulmasındayarar bulunmaktadır. Bu madde kapsamında açılacak dava sonucuna göre görevlimahkemece başvurucu lehine tazminata da hükmedilebilecektir. Buna göre 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde belirtilen dava yolu tüketilmeden yapılanbireysel başvurunun incelenmesi bireysel başvurunun ikincillik niteliği ile bağdaşmamaktadır (aynı yöndekideğerlendirmeler için bkz. Cafer Yıldız, § 39).
73. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Tutukluluk incelemelerinin hâkim/mahkeme önüneçıkarılmaksızın yapılmasından dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Soruşturma dosyasına erişimin kısıtlanmasından dolayı kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın süre aşımı nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
3. Tutukluluğun makul süreyi aşmasından dolayı kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZOLDUĞUNA,
4. Tutukluluğa yönelik itirazın kısa süre içindeincelenmemesinden dolayı kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın başvuru yollarınıntüketilmemiş olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA9/5/2019 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.