TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALPARSLAN ALTAN BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2019/25385)
Karar Tarihi: 4/11/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Selahaddin MENTEŞ
Raportör
:
Ali Rıza SÖNMEZ
Başvurucu
:
Alparslan ALTAN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; ilk derece mahkemesince mahkûmiyet hükmüylebirlikte verilen tutukluluk hâlinin devamına dair karardan sonra yapılantahliye taleplerinin değerlendirilmemesi ve tutukluluğun sürdürülmesinedenleriyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 25/7/2019 tarihlerinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Komisyon ayrıcabaşvurucunun adli yardım talebinin kabulüne karar vermiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle veUlusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgelerçerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
A. GenelBilgiler
8. Türkiye 15 Temmuz 2016 tarihinde askerî bir darbeteşebbüsüyle karşı karşıya kalmış, bu nedenle 21/7/2016 tarihinde ülkegenelinde olağanüstü hâl ilan edilmesine karar verilmiş ve olağanüstü hâl19/7/2018 tarihinde -yeniden uzatılmayarak- son bulmuştur. Kamu makamları veyargı organları -olgusal temellere dayanarak- bu teşebbüsün arkasındaFetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) olarakisimlendirilen bir yapılanmanın olduğunu değerlendirmişlerdir (Aydın Yavuzve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 12-25).
9. Darbe teşebbüsü sırasında ve sonrasında ülke genelindedarbe girişimiyle bağlantılı ya da doğrudan darbe girişimiyle bağlantılı olmasabile FETÖ/PDY ile bağlantılı olan ve aralarında yargı mensuplarının dabulunduğu çok sayıda kişi hakkında Cumhuriyet başsavcılıkları tarafındansoruşturma başlatılmıştır. Bu kapsamda teşebbüsün savuşturulduğu gün AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca -aralarında yüksek mahkeme üyelerinin de bulunduğu-üç bine yakın yargı mensubu hakkında FETÖ/PDY ile bağlantılarının bulunduğuiddiasıyla başlatılan soruşturmada bu kişilerin büyük bölümü hakkında gözaltıve tutuklama tedbirlerine başvurulmuştur (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§51, 350).
B. Başvurucuyaİlişkin Süreç
10. Başvurucu 1993 yılında Cumhuriyet savcısı olarakgöreve başlamış, 2001 yılında Anayasa Mahkemesi raportörü olarakgörevlendirilmiş, kısa bir süre idari görevde bulunduktan sonra 2010 yılında-üst kademe yöneticileri arasından- Anayasa Mahkemesi yedek üyeliğine seçilmişve aynı yıl yapılan Anayasa değişikliği sonrası yedek üyeler asil üye olmuş,2011 ile 2015 yılları arasında Anayasa Mahkemesi başkan vekili olarak görevyapmıştır.
11. Darbe teşebbüsü sonrası Ankara CumhuriyetBaşsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Cumhuriyet savcısının16/7/2016 tarihli yazılı talimatıyla "Türkiye genelinde hükümetidevirmeye ve anayasal düzeni cebren ilgaya teşebbüs etmek suçunun hâlenişlenmeye devam edildiği, bu suçu işleyen Fetullah[çı] Terör Örgütlenmesiüyelerinin yurt dışına kaçıp saklanma ihtimali bulunduğu" gerekçesiylebaşvurucu aynı gün gözaltına alınmıştır.
12. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 19/7/2016 tarihindetutuklanması istemiyle başvurucuyu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğine sevketmiştir. Başvurucu hakkındaki talep yazısında, başvurucunun "15-16Temmuz 2016 tarihlerinde cebir ve şiddet kullanarak Türkiye CumhuriyetiAnayasasının öngördüğü düzeni ortadan kaldırmaya veya değiştirmeye teşebbüs veFETÖ/PDY isimli silahlı terör örgütüne üye olmak suç[ların]dan mevcutluolarak gönderildiği" belirtilerek "atılı suçların CMK100/3-a-11 maddesinde tutuklama nedeni olarak gösterilmesi, FETÖ örgütünün birkısım üyelerinin olaydan sonra kaçtıkları tespit edilmiş olup [başvurucununda aralarında olduğu] mevcutlu şüphelilerin de kaçma şüphesinin bulunması,delillerin henüz tam olarak toplanmayışı, şüphelilerin delillere tesir edipdelilleri değiştirme ihtimallerinin olması, AİHM'nin [Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi] birden çok vermiş olduğu kararlarında belirtildiği üzereşüphelilerin salıverilmeleri halinde adaletin işleyişine zarar verecekfaaliyetlerde bulunma tehlikesinin veya başka suçlar işleme tehlikesininbulunması nedenlerine göre" tutuklanmasına karar verilmesiistenmiştir.
13. Başvurucunun sorgusu Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğince20/7/2016 tarihinde yapılmıştır. Başvurucu sorgu sırasındaki ifadesindesuçlamaları reddetmiş ve hiçbir örgütle ilişkisinin olmadığını savunmuş; ayrıcaAnayasa Mahkemesi üyesi olması nedeniyle hakkında ancak Anayasa Mahkemesincesoruşturma ve kovuşturma yapılabileceğini, bunun istisnasını oluşturan ağırcezalık suçüstü hâlinin ise somut olayda söz konusu olmadığını, dolayısıylayapılan işlemlerin usul kurallarına aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
14. Başvurucu tarafından ileri sürülen, görevi (YüksekMahkeme üyeliği) dolayısıyla özel soruşturma usullerine tabi olması nedeniyleAnkara Cumhuriyet Başsavcılığının ve Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin yetkiliolmadığına dair iddia Hâkimlik tarafından "şüphelilerin üzerine atılısilahlı terör örgütüne üye olma suçunun temadi eden suçlardan olması, suçüstühalinin varlığı dikkate alınarak ... soruşturmanın genel hükümlere tabiolduğu" gerekçesiyle kabul edilmemiştir.
15. Sorgu sonucunda Ankara 2. Sulh Ceza Hâkimliğitarafından başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasınakarar verilmiştir. Başvurucu 21/7/2016 tarihinde tutuklama kararına itirazetmiş, Ankara 3. Sulh Ceza Hâkimliğinin 9/8/2016 tarihli kararı ile itirazınkesin olarak reddine karar verilmiştir.
16. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 25/10/2017 tarihinde,başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğinden bahislehakkında kamu davasının açılması için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınahitaben fezleke düzenlemiştir. Anılan fezlekede 15 Temmuz 2016 tarihindegerçekleştirilen darbe teşebbüsünün arkasında FETÖ/PDY'nin olduğu belirtilmiş;bu yapılanmaya mensup oldukları, yapılanmanın emir ve talimatları doğrultusundahareket ettikleri değerlendirilen yargı mensupları hakkında adli soruşturma yapıldığınadeğinilmiştir. Savcılık, darbe tehlikesinin tam olarak bertaraf edilemediğinedikkat çekerek ağır ceza mahkemesinin görev alanına giren suçüstü hâlininmevcut olduğu sonucuna varmıştır. Fezlekede, bu durum dikkate alınarakbaşvurucu hakkında genel hükümlere istinaden Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca16/7/2016 tarihinde soruşturma başlatıldığı ifade edilmiştir.
17. FETÖ/PDY'nin kuruluşu ve yapısı ile yargıorganlarındaki örgütlenmesine ilişkin etraflıca açıklamaların yer aldığıfezlekede, başvurucunun FETÖ/PDY'nin yargıdaki yapılanmasında bilerek veisteyerek yer aldığına ilişkin birtakım olgulara dayanılmıştır (bu olgularailişkin olarak bkz. Alparslan Altan [GK], B. No: 2016/15586, 11/1/2018,§ 25).
18. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 15/1/2018 tarihliiddianamesiyle başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçunu işlediğindenbahisle cezalandırılması istemiyle Yargıtay 9. Ceza Dairesinde (ilk derecemahkemesi sıfatıyla) kamu davası açılmıştır.
19. Yapılan yargılama sonucunda Yargıtay 9. Ceza Dairesi6/3/2019 tarihinde, başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 11yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükümle birlikte tutuklulukhâlinin devamına karar vermiştir.
20. Başvurucu, hükümle birlikte verilen tutukluluğunundevamı kararına 7/3/2019 tarihinde itiraz etmiştir. Yargıtay 10. Ceza Dairesi28/3/2019 tarihinde yaptığı inceleme sonucunda başvurucunun itirazının kesinolarak reddine karar vermiştir. Anılan karar başvurucuya 10/4/2019 tarihindetebliğ edilmiştir.
21. Öte yandan başvurucu hukuka aykırı olaraktutuklandığı iddiasıyla Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) bireyselbaşvuruda bulunmuş; AİHM 16/4/2019 tarihinde -Yargıtay 9. Ceza Dairesininbaşvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılmasınahükmetmesinden sonra- başvurucunun özgürlük ve güvenlik hakkının ihlaledildiğine karar vermiştir (Alparslan Altan/Türkiye, 16/4/2019, B.No: 12778/17). Kararda, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza MuhakemesiKanunu'nun 2. maddesinde suçun işlendiği esnada ya da işlendikten hemen sonratespit edilmesi durumuyla bağlantılı olan suçüstü kavramının klasik birtanımına yer verildiği; buna karşın Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/10/2017tarihli kararına (E.2017/YYB-997, K.2017/404) göre 5271 sayılı Kanun'un 100.maddesi uyarınca bir suç örgütüne üye olma şüphesinin herhangi bir fiilî unsurveya devam eden cezai bir eylem belirtisine ihtiyaç duyulmaksızın suçüstü hâlibakımından yeterli görülebileceği belirtilmiştir. AİHM'e göre suçüstü hâlikavramının tespitine ilişkin olarak yapılan bu geniş yorum, başvurucu açısından30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve YargılamaUsulleri Hakkında Kanun'da yer alan güvenceleri etkisiz hâle getirmiştir (AlparslanAltan/Türkiye, § 112). AİHM, Yargıtayın mütemadi suça ilişkinyerleşik içtihadının suçüstü hâli kavramının kapsamının genişletilmesininasıl haklılaştırdığının ilgili kararından anlaşılamadığını belirtmiştir.AİHM'e göre Yargıtayın -önceki kararlarından görüldüğü kadarıyla- temadi edensuçların niteliğine ilişkin yaklaşımı, ceza mahkemelerinin yetkisini belirlemekve bu tür davalarda zamanaşımı kuralının uygulanmasını sağlamak amacınayöneliktir. Bu değerlendirmeler ışığında AİHM, ulusal mahkemelerin suçüstühâli kavramını genişletmelerinin ve ulusal hukuku somut olayda uygulamabiçimlerinin belirsizliğe yol açtığı sonucuna varmıştır (AlparslanAltan/Türkiye, §§ 114, 115).
22. Başvurucu 22/4/2019 ve 20/5/2019 tarihli dilekçeleriile anılan AİHM kararında belirlenen hukuki durum çerçevesinde tutuklulukdurumunun incelenerek tahliye edilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucunun butaleplerinin değerlendirilerek sonucunun başvurucuya tebliğ edilip edilmediğidosya kapsamından anlaşılamamaktadır.
23. Başvurucu, hakkında Yargıtay 9. Ceza Dairesinceverilen mahkûmiyet hükmünü vekili aracılığıyla 31/5/2019 tarihinde temyiz etmişolup temyiz dilekçesinde ayrıca -mahkûmiyetten sonra AİHM tarafından verilenkarar gözönüne alınarak- tutukluluk hâlinin incelenerek tahliyesine kararverilmesini talep etmiştir.
24. Başvurucu ayrıca 20/6/2019, 27/6/2019, 4/7/2019,11/7/2019, 18/7/2019 ve 24/7/2019 tarihlerinde de devam eden tutuklulukdurumunun AİHM kararındaki hukuki belirlemeler kapsamında incelenerek tahliyeedilmesi talebinde bulunmuştur. Başvurucunun bu taleplerinin değerlendirilereksonucunun başvurucuya tebliğ edilip edilmediği dosya kapsamındananlaşılamamaktadır.
25. Başvurucu 25/7/2019 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
26. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarihitibarıyla temyiz incelemesi için gönderildiği Yargıtay Ceza Genel Kurulundaderdesttir.
IV. İLGİLİHUKUK
27. İlgili ulusal ve uluslararası hukuk için bkz. AlparslanAltan, §§ 39-71; Ç.Ö., [GK], B. No: 2014/5927, 19/7/2018, §§ 16-24; YıldırımTuran [GK], B. No: 2017/10536, 4/6/2020, §§ 27-82.
V. İNCELEME VEGEREKÇE
28. Mahkemenin 4/11/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları ve Bakanlık Görüşü
29. Başvurucu; hakkında yapılan yargılama sonucundamahkûmiyetine ve hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verildiğitarihten sonra AİHM tarafından tesis edilen Anayasa Mahkemesi üyesi olarakgörev yapmaktayken terör örgütü (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan hukuka aykırıolarak tutuklandığı iddiasıyla AİHM'e yaptığı başvuruda, isnat edilen suçailişkin ağır cezalık suçüstü hâli bulunmadığına ve bu anlamda mesleğindenkaynaklı muhakeme usulüne riayet edilmeden tutuklandığına ilişkin AİHM'in AlparslanAltan/Türkiye kararında yaptığı hukuki tespit çerçevesinde tahliye edilmesigerekmesine rağmen tutukluluğunun hâlen devam ettirildiğini belirterek kişihürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
30. Bakanlık görüşünde öncelikle 5271 sayılı Kanun'un141. maddesindeki tazminat yolunun tüketilmesi gerektiği belirtilmiştir. Esasbakımından yapılacak inceleme yönünden ise Bakanlık; başvurucunun somutolaydaki hukuki durumunun mahkûmiyet hükmüne bağlı tutma niteliğinde olmasınedeniyle söz konusu başvurunun Anayasa'nın 19/8. maddesi kapsamındadeğerlendirmeyeceğini, başvurucu hakkında tesis edilen söz konusu hükme dayalıtutma kararının mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı ceza olarak kabuledilmesi gerektiğini, bu anlamda başvurucunun şikâyeti açısından kabuledilemezlik kararı verilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Bakanlık ayrıcabaşvurucu hakkında verilen tutuklama kararında açıklanan gerekçeler,iddianameyle başvurucuya isnat edilen eylemler ve dayanılan delillerin içeriğidikkate alındığında tutuklamaya esas alınan kanıtların objektif bir gözlemciyi,başvurucunun üzerine atılı suçları işlediği konusunda ikna edecek yeterlilikteolduğu ve tutuklama anında somut delillere dayanan kuvvetli suç şüphesininbulunduğu görüşündedir.
31. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanında genelolarak başvuru formunda belirttiği iddialarını tekrarlamıştır.
B. Değerlendirme
32. Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerinsınırlanması" kenar başlıklı 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
33. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasının ilgilikısmı ile sekizinci fıkrası şöyledir:
"Şekil ve şartları kanundagösterilen:
Mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi; … halleridışında kimse hürriyetinden yoksun bırakılamaz."
...
Her ne sebeple olursa olsun, hürriyetikısıtlanan kişi, kısa sürede durumu hakkında karar verilmesini ve bukısıtlamanın kanuna aykırılığı halinde hemen serbest bırakılmasını sağlamak amacıylayetkili bir yargı merciine başvurma hakkına sahiptir."
34. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun şikâyetlerinin özü, mahkûmiyet hükmüyle birlikte tutuklulukhâlinin devam ettirilmesine karar verilmesinin -cezalandırılma kararından sonraAİHM tarafından 16/4/2019 tarihinde verilen kararda belirlenen hukuki durumçerçevesinde- hukuka aykırı olması nedeniyle temel hak ve özgürlüklerinin ihlaledildiğine yöneliktir. Bu itibarla bu kısımdaki iddiaların Anayasa'nın 19.maddesinin ikinci ve sekizinci fıkraları bağlamındaki kişi hürriyeti vegüvenliği hakkı kapsamında incelenmesi gerekir.
1. Genelİlkeler
35. Genel ilkeler için bkz. Kadri Enis Berberoğlu B.No: 2017/27793, 18/7/2018, §§ 44-50; Ç.Ö., §§ 29-38.
2. İlkelerinOlaya Uygulanması
36. Somut olayda başvurucu, darbe teşebbüsününarkasındaki yapılanma olduğu belirtilen FETÖ/PDY'nin mensubu olduğu iddiasıylayürütülen soruşturma kapsamında silahlı terör örgütü üyesi olma suçlamasıyla5271 sayılı Kanun'un 100. maddesi uyarınca tutuklanmıştır (bkz. §§ 11-15).Soruşturma sürecinde uygulanan bu tutuklama tedbiriyle ilgili olarak başvurucutarafından yapılan bireysel başvuruda Anayasa Mahkemesince verilen kararda, 15Temmuz 2016 tarihinde başlayan ve ertesi gün de devam eden darbe teşebbüsününsavuşturulması sırasında (16/7/2016 tarihinde) gözaltına alınıp darbeteşebbüsünün arkasındaki yapılanma olduğu belirtilen ve yargı makamlarıncasilahlı bir terör örgütü olduğuna karar verilen FETÖ/PDY'nin üyesi olmasuçundan tutuklanması ve örgüt üyeliği suçuna ilişkin olarak Yargıtayınyaklaşımı birlikte dikkate alındığında başvurucuya isnat edilen silahlı terörörgütü üyesi olma suçunun kişisel suç olarak nitelendirilmiş olmasının ve busuç yönünden suçüstü hâlinin bulunduğu yönünde soruşturma mercilerince yapılandeğerlendirmelerin olgusal ve hukuki temelden yoksun ve keyfî olduğunun kabulümümkün görülmemiştir. Dolayısıyla başvurucunun mesleğinden kaynaklanangüvencelere riayet edilmeksizin tutuklandığından bahisle kişi hürriyeti vegüvenliği hakkının ihlal edildiği iddiası Anayasa Mahkemesince açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur (AlparslanAltan, §§ 112-150).
37. Başvurucu 6/3/2019 tarihli mahkûmiyet hükmünden sonraAİHM tarafından verilen kararda (bkz. § 21) tutuklanmasına ilişkin olaydasuçüstü hâli bulunmadığı ortaya konulmasına rağmen Anayasa'da ve 6216 sayılıKanun'da -Anayasa Mahkemesi üyeleriyle ilgili- öngörülen usule ilişkingüvencelere riayet edilmeksizin tutukluluk hâlinin devam ettirildiğini iddiaetmektedir.
38. Anayasa Mahkemesi 15 Temmuz darbe teşebbüsünden sonrayargı mensupları hakkında uygulanan tutuklama tedbirleriyle ilgili bireyselbaşvuruları karara bağlarken bu kişilerin tutuklanmalarının önünde-mesleklerine ilişkin güvencelerden kaynaklanan- kanuni bir engelin olupolmadığını birçok kararında incelemiştir.
39. Bu bağlamda Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve Danıştay(Yüksek Mahkeme) üyeleri yönünden yapılan değerlendirmelerde; öncelikle bukişilerin kişisel suçları yönünden de olsa haklarında bir soruşturmayürütülmesi için ilgili Yüksek Mahkemenin kurulları tarafından bir kararverilmesi gerektiği ancak ağır cezalık suçüstü hâlinin bunun istisnasınıoluşturduğu sonucuna varılmıştır. Bu değerlendirmeler ilgili yüksek mahkemeüyelerinin yargılanma usulüne ilişkin güvencelerin yer aldığı kanun hükümleriçerçevesinde yapılmıştır. Anayasa Mahkemesi, Yüksek Mahkeme üyeleri bakımındantutuklama tedbirine konu olan silahlı terör örgütü üyeliği suçuna ilişkinolarak -ilgili Yargıtay kararlarına değinerek- bunun kişisel bir suç olduğunutespit ettikten sonra ağır cezalık suçüstü hâlinin bulunduğunu ifadeetmiştir (Anayasa Mahkemesi üyeleri yönünden bkz. Alparslan Altan, §§114-129; Erdal Tercan [GK], B. No: 2016/15637, 12/4/2018, §§ 130-146;Yargıtay üyeleri bakımından bkz. Salih Sönmez, B. No: 2016/25431,28/11/2018, §§ 106-121; Mehmet Arı, B. No: 2016/22732, 10/1/2019, §§61-77; Ramazan Bayrak, B. No: 2016/22901, 7/2/2019, §§ 70-86; Danıştayüyeleri yönünden bkz. Hannan Yılbaşı, B. No: 2016/37380, 17/7/2019, §§61-63; Resul Çomoğlu, B. No: 2017/8756, 26/9/2019, §§ 55-65).
40. Anayasa Mahkemesi, darbe teşebbüsünden hemen sonrasilahlı terör örgütü (FETÖ/PDY) üyeliği suçundan tutuklanan Yüksek Mahkemeüyeleri yönünden ağır cezalık suçüstü hâlinin bulunduğunun kabuledilebileceğine yönelik içtihadını A.B. ([GK], B. No: 2016/22702,31/10/2019) kararında geliştirmiştir. Anılan kararda ilk olarak ilgili kanunmetinleri ve Yargıtay içtihatlarından hareketle tutuklamaya konu örgüt üyeliğisuçunun ağır ceza mahkemelerinin görev alanındaki kişisel bir suç olduğutespiti yinelenmiştir. Anayasa Mahkemesi, suçüstü hâli kavramı yönündenyaptığı incelemede ise -önceki kararlarındaki diğer Yüksek Mahkeme üyelerigibi- başvurucunun darbe teşebbüsünün henüz savuşturulmakta olduğu ve bugirişimin millî güvenlik ve kamu düzeni üzerinde oluşturduğu tehlikenin tümağırlığıyla devam ettiği bir sırada yakalanıp gözaltına alındığına ve-sonrasında- tutuklandığına özellikle vurgu yapmış; soruşturma mercilerinin detutuklama taleplerinde ve hâkimliklerin tutuklama kararlarında bunun altınıçizdiğine dikkat çekmiştir (A.B., §§ 89, 91; Yıldırım Turan, §107).
41. Buna göre 15 Temmuz darbe teşebbüsünden hemen sonratutuklanan Yüksek Mahkeme üyeleri yönünden suçüstü hâlinin bulunduğukabul edilirken temel hareket noktası bizzat darbe teşebbüsüdür. AnayasaMahkemesi de dâhil olmak üzere Türk yargı makamları tarafından olgusaltemellere dayalı olarak verilen çok sayıdaki kararda da ifade edildiği üzereFETÖ/PDY darbe teşebbüsünün arkasındaki yapılanmadır. Bu durumda darbeteşebbüsünün savuşturulmakta olduğu ve teşebbüs dolayısıyla devletin varlığı vemillî güvenlik üzerinde oluşan tehlikenin tüm ağırlığıyla devam ettiği birdönemde teşebbüsün arkasındaki yapılanma ile örgütsel nitelikte ilişkide olduğudeğerlendirilen kişilerle ilgili olarak suçüstü hâlinin bulunduğunun kabuledilebileceğini söylemek temelsiz bir yaklaşım değildir (A.B., § 94; YıldırımTuran, § 108).
42. Anayasa Mahkemesi A.B. kararında sonuç olarakdarbe teşebbüsüne bağlı olgular çerçevesindeki değerlendirmesi karşısında-Yargıtay kararlarında yer alan silahlı terör örgütü üyeliği suçu bakımındansuçun (temadi eden) niteliği dolayısıyla ağır cezalık suçüstü hâlinin bulunduğuyönündeki yaklaşım da dikkate alındığında- başvurucuya isnat edilen silahlıterör örgütü üyesi olma suçuna ilişkin suçüstü hâlinin bulunduğu yönündesoruşturma mercilerince yapılan değerlendirmelerin olgusal ve hukuki temeldenyoksun ve keyfî olduğunun kabulünü mümkün görmemiştir (A.B., § 94; YıldırımTuran, § 109).
43. Başvuru konusu olayda davaya ilk derece mahkemesisıfatıyla bakan Yargıtay 9. Ceza Dairesi 6/3/2019 tarihinde, başvurucununFETÖ/PDY'ye üye olma suçunu işlediği sonucuna ulaşarak 11 yıl 3 ay hapiscezasıyla cezalandırılmasına ve kaçma şüphesinin varlığına vurgu yapmaksuretiyle tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir (bkz. § 19).
44. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak görev yapmaktaykenterör örgütü üyeliği suçundan tutuklanan başvurucunun hukuka aykırı olaraktutuklandığı iddiasıyla yaptığı başvuruda AİHM tarafından-anılan mahkûmiyetkararından sonra-verilen kararın ( bkz. § 21) bir suç isnadına bağlı olarak tutmanınhukukiliğine ilişkin tespitler içerdiği görülmektedir. Anayasa Mahkemesi dedâhil olmak üzere Türk yargı makamları tarafından olgusal temellere dayalıolarak verilen çok sayıdaki kararda Yüksek Mahkeme üyeleri yönünden tutuklamayakonu FETÖ/PDY üyeliği suçunun kişisel bir suç olduğunun ve bu kişilerle ilgili-teşebbüsle bağlantılı olarak- ağır cezalık suçüstü hâlinin bulunduğunun kabuledilebileceği değerlendirilmiş ve bu anlamda AİHM'in anılan kararındaki tespitve sonuçtan farklı bir görüş benimsenmiştir (bkz. §§ 39-42). Dolayısıylabaşvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak mesleğinden kaynaklı muhakeme usulüneriayet edilmeden kanuna aykırı olarak tutuklandığı iddiası hakkında AnayasaMahkemesince daha önceki bireysel başvurusunda karar verilmiş olup anılankarardan ayrılmayı gerektirecek bir husus bulunmamaktadır (bu yönde ayrıntılıaçıklama için bkz. Alparslan Altan, §§ 114-129).
45. Buna göre hakkında mahkûmiyet hükmüyle birliktetutukluluğunun devamına karar verilen başvurucunun bireysel başvuruya konuettiği tutulma hâlinin Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında birsuç isnadına bağlı tutma niteliğinde değil aynı maddenin ikinci fıkrasıkapsamında mahkûmiyete bağlı tutma, bir diğer ifadeyle "mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" niteliğinde incelenmesi gerektiği anlaşılmaktadır. Bunitelikteki bir tutmayla ilgili olarak yapılan bireysel başvuruda suçisnadına bağlı tutmaya ilişkin güvencelerin uygulanması mümkün değildir (KadriEnis Berberoğlu, § 54).
46. Anayasa'nın 19. maddesinin ikinci fıkrasındabelirtilen "mahkemelerce verilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların vegüvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" ile bağlantılı bir ihlaliddiası söz konusu ise Anayasa Mahkemesinin görevi kişinin hürriyetten yoksunbırakılmasının kısmen ya da tamamen bu koşullarda gerçekleşip gerçekleşmediğinitespit etmekle sınırlıdır. Bir kimse Anayasa'da yer alan diğer sebepler(yakalama, gözaltı ve tutuklama gibi) dışında ancak "mahkemelerceverilmiş hürriyeti kısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerinegetirilmesi" kapsamında hürriyetinden yoksun bırakılabilir. Eğertutmanın kısmen veya tamamen bu koşulları taşımadığı tespit edilirse bu durumunmeşru bir amacının olduğundan veya ölçülü olduğundan söz edilemez, doğrudankişi hürriyeti ve güvenliği hakkı ihlal edilmiş olur (Ercan Bucak (2),B. No: 2014/11651, 16/2/2017, § 39; Şaban Dal, B. No: 2014/2891,16/2/2017, § 31).
47. Bir kimsenin "mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların ve güvenlik tedbirlerinin yerine getirilmesi" kapsamındahürriyetinden yoksun bırakıldığının söylenebilmesi için her şeyden öncehürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin bir mahkeme tarafındanverilmesi, ikinci olarak yerine getirilecek kararın hürriyeti kısıtlayıcı cezaveya güvenlik tedbirlerine ilişkin olması gerekir. Ceza veya güvenlik tedbiriiçermeyen bir karara dayanılarak bir kimsenin hürriyetinden yoksun bırakılmasımümkün değildir. Son olarak hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilenhürriyeti kısıtlayıcı ceza veya güvenlik tedbirinin kapsamını aşmaması gerekir(Ercan Bucak (2), § 40; Şaban Dal, § 32).
48. Bu kapsamda yapılan incelemede başvurucununmahkûmiyet hükmünü ve mahkûmiyete bağlı tutulma kararını veren mercinin birmahkeme olmadığı, kararın hürriyeti kısıtlayıcı bir niteliğinin bulunmadığıveya hürriyetten yoksun bırakılmanın mahkemece verilen hürriyeti kısıtlayıcıceza veya tedbirin kapsamını aştığı şeklinde bir iddiasının bulunmadığıgörülmektedir. Ayrıca Anayasa Mahkemesince bu yönde herhangi bir tespit deyapılmamıştır.
49. Nitekim Anayasa Mahkemesi benzer nitelikteki çoksayıda başvuruda, hükümle birlikte tutukluluk hâlinin devamına karar verilenbaşvurucuların hüküm sonrasındaki tutulmalarına ilişkin kişi hürriyeti vegüvenliği haklarının ihlal edildiği iddialarını, tutulmanın Anayasa'nın 19.maddesinin ikinci fıkrası kapsamında "mahkemelerce verilmiş hürriyetikısıtlayıcı cezaların yerine getirilmesi" niteliğinde olduğunubelirterek açıkça dayanaktan yoksun bulmuş ve kabul edilemezlik kararıvermiştir (Murat Dağ, B. No: 2014/125, 4/2/2016, §§ 45-48; Güven Ersoy,B. No: 2014/126, 4/2/2016, §§ 45-48).
50. Öte yandan Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrası uyarınca, hürriyeti kısıtlanan kişi kısa sürede durumu hakkında kararverilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemen serbestbırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurma hakkınasahiptir (Mehmet Haberal, B. No: 2012/849, 4/12/2013, § 122; Ç.Ö.,§ 43).
51. Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında, herne sebeple olursa olsun hürriyeti kısıtlanan bir kimsenin kısa sürede durumuhakkında karar verilmesini ve bu kısıtlamanın kanuna aykırılığı hâlinde hemenserbest bırakılmasını sağlamak amacıyla yetkili bir yargı merciine başvurmahakkı bulunduğu belirtilirken kısıtlama sebebi bakımından bir ayrımyapılmadığından buradaki başvuru hakkı, elbette mahkûmiyet hükmüne bağlı olaraktutulma nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmayı da kapsamaktadır (Mehmetİlker Başbuğ, B. No: 2014/912, 6/3/2014, § 80; Ç.Ö., § 46).
52. Bununla birlikte Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrasında güvence altına alınan -tutulmaya karşı- yetkili bir yargı merciinebaşvuru hakkı, tutulmanın niteliğine uygun başvuruları kapsamaktadır.Tutulmanın niteliği ile bağdaşmayan başvuruların Anayasa'nın 19. maddesinin sekizincifıkrası kapsamında olduğunun kabulü mümkün değildir (Ç.Ö., § 47).
53. Bu bağlamda mahkûmiyete bağlı olarak tutulmanınkoşulları ile suç isnadına bağlı olarak tutulmanın koşulları farklı olduğundanmahkûmiyete bağlı olarak hürriyetinden yoksun bırakılan kişilerin suç isnadınabağlı olarak tutulmaya ilişkin koşulların bulunmadığına yönelik başvuruları,Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencelerden yararlanamaz (Ç.Ö.,§ 48).
54. Mahkûmiyete bağlı tutulma hâlinde bir mahkeme tarafındanverilmiş olan hürriyeti bağlayıcı cezanın infazı söz konusu olduğundanmahkûmiyete bağlı olarak tutulan kişi ancak tutulmasının bu niteliğine ilişkiniddialarla -serbest bırakılmak amacıyla- yetkili bir yargı merciine başvurduğutaktirde Anayasa'nın 19. maddesinin sekizinci fıkrasında yer alan güvencelerin-bunlardan tutulmanın niteliğine uygun olanlarının- uygulanması söz konusuolabilir. Bu kapsamda ileri sürülebilecek nedenlerin neler olduğu AnayasaMahkemesince genel olarak belirtilmiştir (bkz. § 47).
55. Bunların yanı sıra mahkûmiyete bağlı olarak tutulankişilerin tutulmalarının dayanağını oluşturan mahkûmiyet hükmüyle ilgili olaraktutulmaya devam edilmeyi hukuka aykırı hâle getirecek yeni bir meselenin(mahkûmiyete konu olan eylemin suç olmaktan çıkarılması, bir cezasızlık hâlininbulunduğunun anlaşılması, mahkûmiyet hükmünü geçersiz kılan bir kanundeğişikliği yapılması gibi) ortaya çıktığını belirterek serbest bırakılmakamacıyla yetkili bir yargı merciine başvurduğunda da Anayasa'nın 19. maddesininsekizinci fıkrası kapsamındaki güvencelerin tatbiki söz konusu olabilecektir (Ç.Ö.,§ 50).
56. Başvuru formu ve ekleri ile UYAP aracılığıylaerişilen tutukluluğunun devamına yönelik -AİHM'in Alparslan Altan/Türkiyekararından sonraki süreçte yazılan- itiraz dilekçelerinde ileri sürüleniddiaların mahkûmiyete bağlı tutulmanın koşullarına ilişkin olduğu yönünde birolgu ve açıklamanın ortaya konulmadığı görülmektedir. Aksine itiraz dilekçeleriincelendiğinde burada ileri sürülen hususların suç isnadına bağlı tutulmanınkoşullarına yönelik olduğu anlaşılmıştır (bkz. §§ 22-24). Bu durumdamahkûmiyete bağlı olarak tutulmakta olan başvurucunun suç isnadına bağlı olaraktutulmanın koşullarının oluşmadığını ileri sürdüğü bu itirazının Anayasa'nın19. maddesinin sekizinci fıkrasındaki güvencelerden yararlanması mümkündeğildir. Kaldı ki başvurucunun bir suç isnadına bağlı olarak kanuna aykırıtutuklandığı iddiası Anayasa Mahkemesince incelerek karara bağlanmıştır (AlparslanAltan, §§ 112-150).
57. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun mahkûmiyethükmüyle birlikte verilen tutukluluk hâlinin devamına dair karara ilişkintahliye taleplerinin değerlendirilmemesi ve tutukluluğunun sürdürülmesiyönünden bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkûmiyet hükmüyle birlikte verilen tutuklulukhâlinin devamına dair karara yönelik tahliye taleplerinin değerlendirilmemesive tutukluluğun sürdürülmesi dolayısıyla kişi hürriyeti ve güvenliği hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 339. maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca tahsil edilmesimağduriyetine neden olacağından adli yardım talebi kabul edilen başvurucununyargılama giderlerini ödemekten TAMAMEN MUAF TUTULMASINA 4/11/2020 tarihindeOYBİRLİĞİYLE karar verildi.