TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALPER ŞAHİN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2018/25293)
Karar Tarihi: 15/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Volkan ÇAKMAK
Başvurucular
:
1. Alper ŞAHİN
2. Fatma ŞAHİN
3. Kurban ŞAHİN
4. Sultan ŞAHİN
5. Taner ŞAHİN
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru, hukuk davasında yargılamanın makul süredetamamlanmaması ve aleyhe yüksek tutarda nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 6/8/2018 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. 2018/24645, 201825386, 2018/26005, 2018/26026 numaralıbireysel başvuru dosyaları, aralarında konu yönünden hukuki irtibat bulunmasınedeniyle 2018/25293 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmiş olupinceleme 2018/25293 numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmüştür.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleolaylar özetle şöyledir:
8. Başvuruculardan Sultan ve Kurban Şahin'in oğlu, diğerbaşvurucuların ise kardeşi olan E.Ş., Çanakkale'nin Kumburun mevkisinde mukimşantiyede işçi olarak çalışmakta iken meydana gelen iş kazası sonucu 24/8/2007tarihinde vefat etmiştir.
9. Başvurucular, Ezine Asliye Hukuk Mahkemesi (Mahkeme)nezdinde iş kazasında sorumluluğu bulunduğunu ileri sürdükleri beş şirketaleyhine 9/1/2008 tarihinde tazminat davası açmıştır. Davaya konu toplam istem190.000 TL tutarındadır.
10. Mahkeme 13/1/2010 tarihli kararıyla davanın kısmenkabulüne, kısmen reddine hükmetmiştir. Mahkeme keşif ve bilirkişi incelemesiyaptırmak suretiyle müteveffanın tali, davalı şirketlerin ise asli kusurluolduğuna kanaat getirmiştir. Mahkeme ayrıca maddi tazminat isteminin atiyebırakılması nedeniyle bu istem hakkında karar verilmesine yer olmadığı sonucunaulaşmıştır. Manevi tazminat yönünden ise anne ve babaya toplam 60.000 TL,kardeşlere ise toplam 45.000 TL'nin davalı şirketler tarafından müştereken vemüteselsilen ödenmesine hükmetmiş, fazlaya ilişkin istemi reddetmiştir. Mahkemeayrıca her bir davacı lehine ayrı ayrı vekâlet ücretinin davalı şirketlercemüştereken ve müteselsilen ödenmesine hükmetmiştir. Bununla birlikte Mahkeme,her bir davalı şirket lehine ayrı ayrı vekâlet ücretinin başvuruculartarafından ödenmesine hükmetmiştir.
11. Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 29/3/2012 tarihli hükmüile anılan kararı bozmuştur. Gerekçede kusur oranlarının takdirinde ve faizinhesabında hataya düşüldüğü, vekâlet ücreti belirlenmesinde ise toplam üzerindenhesap yapılmaması ve aleyhe hükmedilen miktarın lehe takdir edilen miktarıgeçmemesi gerektiği ifade edilmiştir.
12. Mahkeme bozma kararına uyarak 5/11/2014 tarihindedavanın kısmen kabulüne, kısmen reddine hükmetmiştir. Gerekçede öncelikle bozmakararı uyarınca iş hukuku mevzuatı gerekleri gözetilerek yeniden yaptırılanbilirkişi incelemesi uyarınca kusur oranlarının belirlendiği ifade edilmiştir.Buna göre Sultan Şahin lehine her bir davalıdan ayrı ayrı 699,73 TL olmak üzeremaddi tazminat ödenmesine, Kurban Şahin'in maddi tazminat talebinin yasalkoşulları bulunmadığından reddine hükmedilmiştir. Manevi tazminat istemi yönündenise Kurban ve Sultan Şahin lehine toplam 60.000 TL manevi tazminatın davalılartarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesine, diğer başvurucular lehine isetoplam 45.000 TL manevi tazminatın davalılar tarafından müştereken vemüteselsilen ödenmesine hükmedilmiş, fazlaya ilişkin istemler isereddedilmiştir. Mahkeme ayrıca her bir davacı lehine ayrı ayrı vekâletücretinin davalı şirketlerce müştereken ve müteselsilen ödenmesinehükmetmiştir. Bununla birlikte Mahkeme her bir davalı şirket lehine ayrı ayrıvekâlet ücretinin başvurucularca ödenmesine hükmetmiştir.
13. Anılan hüküm Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 25/6/2018tarihli kararıyla onanmıştır.
14. Başvurucular, nihai kararı tebellüğ ettikten sonrasüresinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. İlgiliMevzuat
15. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun 323. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Yargılama giderleri şunlardır:
...
ğ) Vekille takip edilen davalarda kanungereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
...''
16. 6100 sayılı Kanun'un 326. maddesinin (1) ve (3)numaralı fıkraları şöyledir:
"(1) Kanunda yazılı hâller dışında,yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına kararverilir.
(3) Aleyhine hüküm verilenler birdenfazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceğigibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir.''
17. 19/3/1969 tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun164. maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Avukatlık ücreti, avukatın hukukîyardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri ifade eder.''
18. 1136 sayılı Kanun'un 168. maddesinin (3) numaralıfıkrası şöyledir:
"Avukatlık ücretinin takdirinde,hukukî yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihteyürürlükte olan tarife esas alınır."
19. 1136 sayılı Kanun'un 169. maddesi şöyledir:
"Yargı mercilerince karşı tarafayükletilecek avukatlık ücreti, avukatlık ücret tarifesinde yazılı miktardan azve üç katından fazla olamaz.''
20. 28/12/2013 tarihli ve 28865 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe giren (Karar tarihinde yürürlükte bulunan) AvukatlıkAsgari Ücret Tarifesi'nin 3. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Müteselsil sorumluluk da dahilolmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebiortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekililehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur.''
B. Yargıtayİçtihatları
21. Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 5/12/2017 tarihli veE.2015/18471, K.2017/8540 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
''Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin3/2. maddesi hükmüne göre; ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tekavukatlık ücretine hükmolunur hükmü uyarınca ret sebebi aynı olan ve kendisinivekille temsil ettiren davalılar lehine tek vekalet ücreti tayin ve takdirigerekirken her biri yararına ayrı ayrı avukatlık ücretine karar verilmiş olmasıisabetsiz ise de, bu husus, yargılamanın yeniden yapılmasını gerekli kılmadığından;hükmün 3. 4. ve 5. bentleri hüküm yerinden çıkartılarak yerine “750,00 TLvekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılar [H.], [B.B.B.], [A.A.Ç. ve M.Ç.]'averilmesine” ibaresinin yazılmasına ve hükmün bu şekliyle düzeltilerekonanmasına…''
22. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 3/11/2016 tarihli veE.2015/4784, K.2016/14899 sayılı kararının ilgili kısmı şöyledir:
''…Davacı vekilinin vekalet ücretineyönelik temyiz itirazlarına gelince;
Karar tarihinde yürürlükte bulunanAvukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 3/2. maddesi “Müteselsil sorumluluk da dahilolmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebiortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekililehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur” hükmünüamirdir. Somut olayda, dava, tek bir nedenden dolayı reddedildiği, dolayısıylayukarıda anılan madde uyarınca tüm davalılar lehine tek avukatlık ücretinehükmedilmesi gerektiği halde her bir davalı için ayrı ayrı vekalet ücretinehükmedilmesi doğru değildir…''
23. Yargıtay hukuk dairelerinin benzer yönde kararlarımevcuttur (çok sayıda karar arasından bkz. Yargıtay 16. Hukuk Dairesi29/12/2015, E.2015/8355, K.2015/16453; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 11/2/2015,E.2014/2504, K.2015/1914; Yargıtay 14. Hukuk Dairesi 18/2/2014, E.2013/15852,K.2014/2076; Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 24/2/2010, E.2010/597, K.2010/2009)
V. İNCELEME VEGEREKÇE
24. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Makul SüredeYargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucularınİddiaları
25. Başvurucular, makul sürede yargılanma haklarınınihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
26. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedeni de bulunmadığıanlaşılan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
27. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin yargılamanın süresi tespit edilirken sürenin başlangıç tarihi olarakdavanın ikame edildiği tarih; sürenin sona erdiği tarih olarak -çoğu zaman icraaşamasını da kapsayacak şekilde- yargılamanın sona erdiği tarih, yargılamasıdevam eden davalar yönünden ise Anayasa Mahkemesinin makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiğine ilişkin şikâyetle ilgili kararını verdiği tarih esasalınır (Güher Ergun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, §§ 50, 52).
28. Medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili uyuşmazlıklarailişkin yargılama süresinin makul olup olmadığı değerlendirilirken yargılamanınkarmaşıklığı ve kaç dereceli olduğu, tarafların ve ilgili makamların yargılamasürecindeki tutumu ve başvurucunun yargılamanın süratle sonuçlandırılmasındakimenfaatinin niteliği gibi hususlar dikkate alınır (Güher Ergun ve diğerleri,§§ 41, 45).
29. Anılan ilkeler ve Anayasa Mahkemesinin benzerbaşvurularda verdiği kararlar dikkate alındığında 10 yılı aşkın bir süredetamamlanan yargılamaya ilişkin sürecin makul olmadığı sonucuna varmak gerekir.
30. Açıklanan gerekçelerle Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
B. MahkemeyeErişim Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucununİddiaları
31. Başvurucular, davada kendisini vekille temsil ettirenher bir davalı için Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne aykırı şekilde ayrı ayrıvekâlet ücretine hükmedilmesinin mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğini ilerisürmüştür.
2. Değerlendirme
32. Anayasa’nın "Hak arama hürriyeti"kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, meşrû vasıta veyollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalıolarak iddia ve savunma (Değişik ibare: 3.10.2001-4709/14 md.) ile adilyargılanma hakkına sahiptir."
33. Anayasa'nın 13. maddesi şöyledir:
"Temel hak ve hürriyetler, özlerinedokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplerebağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanınsözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerineve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz."
a. KabulEdilebilirlik Yönünden
34. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir nedenin de bulunmadığıanlaşılan aleyhe birden fazla vekâlet ücretine hükmedilmesine yönelik iddianınkabul edilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
b. EsasYönünden
i. HakkınKapsamı ve Müdahalenin Varlığı
35. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddiada bulunma vesavunma hakkına sahip olduğu belirtilmiştir. Dolayısıyla mahkemeye erişimhakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğününbir unsurudur. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanmaibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılanma hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni (Sözleşme)yorumlayan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 6. maddesinin(1) numaralı fıkrasının mahkemeye erişim hakkını içerdiğini belirtmektedir (ÖzbakımÖzel Sağlık Hiz. İnş. Tur. San. ve Tic. Ltd. Şti., B. No: 2014/13156,20/4/2017, § 34).
36. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan hakarama özgürlüğü, bir temel hak olmanın yanında diğer temel hak veözgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmayı ve bunların korunmasını sağlayanen etkili güvencelerden biridir. Bu bakımdan davanın bir mahkeme tarafındangörülebilmesi ve kişinin adil yargılanma hakkı kapsamına giren güvencelerdenfaydalanabilmesi için ilk olarak kişiye iddialarını ortaya koyma imkânınıntanınması gerekir. Diğer bir ifadeyle dava yoksa adil yargılanma hakkınınsağladığı güvencelerden yararlanmak mümkün olmaz (Mohammed Aynosah, B.No: 2013/8896, 23/2/2016, § 33).
37. Anayasa Mahkemesi bireysel başvuru kapsamında yaptığıdeğerlendirmelerde mahkemeye erişim hakkının bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına geldiğini ifade etmiştir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52).
38. Mahkemelerin gereksiz yere meşgul edilmemesi veuyuşmazlıkların makul sürede bitirilebilmesi amacıyla belli yükümlülükleröngörülebilir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu makamlarının takdiryetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız kılmadıkça yada aşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğisöylenemez. Davanın sonucuna göre kaybeden tarafa yüklenen vekâlet ücretinindavanın açıldığı tarih itibarıyla öngörülebilir olduğu takdirde mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiğinden söz edilemez (Serkan Acar, B. No:2013/1613, 2/10/2013, §§ 38, 40).
39. Somut olayda tazminat davasında kendini vekilletemsil ettiren davalılar yararına ve başvurucular aleyhine birden fazlahükmedilen vekâlet ücreti nedeniyle başvurucunun mahkemeye erişim hakkınayönelik bir müdahalenin bulunduğu görülmektedir.
ii. Müdahalenin İhlal Oluşturup Oluşturmadığı
40. Adil yargılanma hakkının görünümlerinden biri olanmahkemeye erişim hakkı, mutlak bir hak olmayıp bu hakkın sınırlandırılmasımümkündür. Ancak mahkemeye erişim hakkına müdahalede bulunulurken temel hak veözgürlüklerin sınırlandırılmasına ilişkin genel ilkeleri düzenleyen Anayasa'nın13. maddesinin gözönünde bulundurulması gerekmektedir.
41. Anayasa'nın 13. maddesi uyarınca temel hak veözgürlükler, demokratik toplum düzeninin gereklerine ve ölçülülük ilkesineaykırı olmaksızın Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlıolarak ve ancak kanunla sınırlanabilir.
42. Somut başvuruda öncelikle müdahalenin Anayasa’nın 13.maddesinde öngörülen kanunilik koşuluna uygun olup olmadığının belirlenmesigerekmektedir.
43. 6100 sayılı Kanun'da yargılama giderlerinden sayılanve mahkeme tarafından haklılık durumuna göre taraflara yükletileceği belirtilenvekâlet ücretinin birden fazla davalı aleyhine açılan davalarda ne şekildeyükleneceği açık değildir. Ancak 1136 sayılı Kanun uyarınca bağlayıcı olanTürkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu tarafından hazırlanıp Bakanlığagönderilen ve 2014 yılı için yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ÜcretTarifesi'nin 3. maddesinin (2) numaralı fıkrasında birden fazla davalıya karşıaçılan davaların reddinde, ret sebebinin ortak olması hâlinde tek vekâletücretine karar verileceği ifade edilmiştir (İrfan Çinkaya, B. No:2014/11854, 5/10/2017, § 34).
44. Davanın niteliği itibarıyla zorunlu dava arkadaşıkonumunda ve müteselsil sorumluluk içerisinde bulunulan ya da aynı hukuksalnedene dayanılarak birden fazla davalı hakkında açılan uyuşmazlıklarda davanınreddinde ortak sebebe dayanılması hâlinde temyiz mercii olan Yargıtayın ilgiliDaireleri davalılar ayrı ayrı vekiller vasıtasıyla temsil edilmiş olsalardahi tüm davalılar için tek bir vekâlet ücretine hükmedileceğinikararlarında tekrar tekrar vurgulamıştır (bkz. §§ 21, 23).
45. Bireysel başvuruya esas olan tazminat davasına konuyargılama sürecinde Mahkeme tazminat taleplerinin fazlaya ilişkin kısımlarınıreddederken başvurucuların durumlarını esas almış ve davalıları ödenecektazminattan müştereken ve müteselsilen sorumlu tutmuştur. Bir başka ifadeyledavanın reddedilen kısmı için davalılar adına farklı bir gerekçe söz konusudeğildir.
46. Mahkeme tarafından davanın tüm davalılar için aynıgerekçeyle reddedilen kısmı nedeniyle tüm davalılar lehine ayrı ayrı vekâletücretine karar verilirken Mahkeme ve Yargıtay kararlarında bu hususun yasaldayanağı açıklanmamıştır.
47. Bu bağlamda, 1136 sayılı Kanun, Avukatlık AsgariÜcret Tarifesi ve Yargıtay içtihatları gözetildiğinde, ortak bir sebebe dayalıolarak kısmen ret hükmü kurulan dava için reddedilen kısım üzerinden her birdavalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesi şeklinde derece mahkemesitarafından mahkemeye erişim hakkına yönelik olarak gerçekleştirilen müdahaleninöngörülebilir bir kanuni temelinin olmadığı açıktır.
48. Açıklanan gerekçelerle ret sebebi ortak olan davadaher bir davalı lehine hem ayrı ayrı hem de her bir başvurucudan ayrı ayrıalınarak hükmedilen vekâlet ücretleri yönünden Anayasa’nın 36. maddesindegüvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine kararverilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
49. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesinin ilgilikısımları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
50. Başvurucular, yeniden yargılama yapılması vetazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
51. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
52. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlaledildiğine karar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadankaldırıldığından söz edilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâlegetirmenin yani ihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun içinise öncelikle ihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması,ihlale neden olan karar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadankaldırılması, varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesiayrıca bu bağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
53. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı durumlardaAnayasa Mahkemesi, 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ileAnayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün 79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendiuyarınca, ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılamayapılmak üzere kararın bir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder.Anılan yasal düzenleme, usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarakihlali ortadan kaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran vebireysel başvuruya özgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenleAnayasa Mahkemesi tarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılamakararı verildiğinde usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklıolarak ilgili mahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususundaherhangi bir takdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararkendisine ulaşan mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizinAnayasa Mahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererekdevam eden ihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerinegetirmektir (Mehmet Doğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2),§§ 57-59, 66, 67).
54. İncelenen başvuruda Ezine Asliye Hukuk Mahkemesitarafından yapılan yargılama sonucu adil yargılanma hakkı kapsamında mahkemeyeerişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Dolayısıyla mahkemeyeerişim hakkı yönünden somut başvuruda ihlalin mahkeme kararından kaynaklandığıanlaşılmaktadır.
55. Bu durumda mahkemeye erişim hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise usul hukukunda yer alan benzerkurumlardan farklı ve bireysel başvuruya özgü bir düzenleme içeren 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasına göre ihlalin ve sonuçlarınınortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamda yeniden yargılama sürecindemahkemelerce yapılması gereken iş, öncelikle hak ihlaline yol açan mahkemekararının ortadan kaldırılmasından ve Anayasa Mahkemesini ihlal sonucunaulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelere uygun yeni birkarar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğinin yenidenyargılama yapılmak üzere ilgili mahkemeye gönderilmesine karar verilmesigerekir.
56. Somut başvuruda ayrıca makul sürede yargılanmahakkının ihlal edildiği sonucuna da varılmıştır.
57. Makul sürede yargılanma hakkına ilişkin ihlalintespit edilmesiyle giderilemeyecek olan manevi zararları karşılığındabaşvuruculara net 20.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesi gerekir.
58. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 1.473,50 TL harçtutarının başvuruculara ödenmesine karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Mahkemeye erişim hakkına ilişkin iddianın KABULEDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
C. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında mahkemeye erişim hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
D. Anayasa’nın 36. maddesinde hüküm altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamında makul sürede yargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
E. Kararın bir örneğinin mahkemeye erişim hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ezine Asliye Hukuk Mahkemesine (E.2012/181, K.2014/192) GÖNDERİLMESİNE,
F. Makul sürede yargılanma hakkının ihlali nedeniyle,ihlalin tespiti ile giderilemeyecek olan zararlarına karşılık başvuruculara20.000 TL tazminatın MÜŞTEREKEN ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerinREDDİNE,
G. 1.473,50 TL harç tutarının başvuruculara MÜŞTEREKENÖDENMESİNE,
H. Ödemenin, kararın tebliğini takiben başvurucuların Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
İ. Kararın bir örneğinin Adalet Bakanlığına GÖNDERİLMESİNE15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.