TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALİRIZA AKSOY BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/4836)
Karar Tarihi: 9/3/2016
R.G. Tarih ve Sayı: 12/4/2016-29682
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Osman Alifeyyaz PAKSÜT
Recep KÖMÜRCÜ
M. Emin KUZ
Raportör
:
Recep ÜNAL
Başvurucu
:
Alirıza AKSOY
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, 12 Eylül 1980 döneminde maruz kalındığı iddia edilenişkence ve kötü muamelelere ilişkin şikâyet sonucunda verilen kovuşturmaya yerolmadığına dair karar nedeniyle Anayasa'nın 17. maddesinde güvence altınaalınan işkence, eziyet ve insan haysiyeti ile bağdaşmayan muamele yasağınınihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 25/6/2013 tarihinde Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 16/6/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
4. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
5. Başvurucu "12 Eylül 1980 Askerî Müdahalesi"sonrasındaki süreçte, 1980 yılı Ekim ayında gözaltına alınmasını müteakiptutuklanmış ve aynı yıl Aralık ayı sonundasalıverilmiştir. Başvurucu, 17/2/1981 tarihinde tekrar gözaltına alınmış,Gölcük Donanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin 15/5/1981 tarihlive 750-327 sayılı gıyabi tevkif kararına istinaden Bursa 1. Sulh CezaMahkemesinin 23/5/1981 tarihli ve 981/340 sayılı kararı ile tutuklanmıştır.
6. Gölcük Donanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askerî Mahkemesinin21/7/1982 tarihli ve E.1981/328, K.1982/505 sayılı kararı ile başvurucunun "yasa dışı silahlı çeteyegirme" suçunu işlediği sabit görülerek altı sene iki ay 20 gün ağır hapiscezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
7. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının (CMK 250. madde ile görevlive yetkili) 25/1/2012 tarihli ve 2012/73 Soruşturma, 2012/44 sayılı görevsizlikkararıyla başvurucunun iddiaları ile benzer mahiyetteki şikâyetlere ilişkinsoruşturma dosyasının ilgili kısımlarının gönderildiği Bursa CumhuriyetBaşsavcılığınca 2012/7689 sayılı soruşturma başlatılmıştır.
8. Başvurucu, 29/5/2012 tarihli dilekçe ile Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınamüracaat ederek kendisine işkence yaptıklarıiddiasıyla, gözaltına alındığı 17/2/1981 ve sonraki tarihlerde görev alankolluk görevlileri hakkında şikâyetçi olmuştur. Anılan dilekçenin ilgilikısımları şöyledir:
"12 Eylül 1980 darbe sürecinde 'yasa dışıörgüte üye' olmak gerekçesiyle 17/02/1981 tarihinde Gemlik İlçe... EmniyetMüdürlüğü ekiplerince gözaltına alındım. Gözaltına alındığımda 15 yaşında(l)ise 1. (s)ınıf öğrencisiydim. Gemlik'te gözaltınaalındıktan sonra hemen Bursa İl Emniyet Müdürlüğüne getirildim.
... sonra suçlandığım konu bana bildirilmedendoğrudan işkenceye alındım. Bursa Emniyet Müdürlüğünün FomaraFevzi Çakmak Cad...desindebulunan binasının 5. katına çıkarıldım ve burada diğer gözaltına alınanlarlabirlikte şiddete ve işkenceye maruz kaldım.
Bana imzalatılmak istenen gerçek dışıbeyanların bulunduğu ifade metinini kabul etmediğim için vücuduma elektrikverildi ve kaba dayak uygulandı. Daha sonra bu işkence zoruyla imzaladığımifade metni nedeniyle yargılandım ve ne yazık ki cezaya çarptırıldım.
Gölcük Donanma ve Sıkıyönetim KomutanlığıAskeri Mahkemesince işkenceyle alınan ifademden başka delil bulunmamasınarağmen yasa dışı örgüt üyeliği gerekçesiyle 6 sene 20 gün ağır hapis cezasınaçarptırıldım. (...)
82 Anayasası (g)eçici15. madde nedeniyle gözaltında kaldığım süre içinde uğradığım işkenceleri davaedemediğim gibi, haksız tutuklama nedeniyle uğradığım hak kayıpların(ı) da davaedemedim. 12 Eylül 2010 tarihinde yapılan referandum ile anayasa değişiklikmaddeleri kabul edilmiş, 23.10.2010 tarihinde ... ResmiGazete'de yayınlanmıştır. Bu nedenle cezai ve hukukianlamda tarafıma yapılan işkence ve kötü muameleyle ilgili hak aramanınönündeki engel kalkmıştır.
Ayrıca tarafıma yapılan işkence suçu birinsanlık suçudur ve bu suç için hem yasalarımızda hem de kabul ettiğimizuluslararası anlaşma metinlerinde zaman aşımı bulunmamaktadır.
1981 yılında tarafıma işkence yapan kollukgüçleri devletin kayıtlarında mevcuttur. Gözaltına alındığım tarih bellidir.Ayrıca aynı tarihte daha bir çok gençle beraber Gemlikilçesinde gözaltına alınmış ve Bursa'ya getirilmiştik. Bu nedenle olaya şahit bir çok insan da mevcuttur.
Bu işkenceyle alınan ifadeler nedeniyle haksızbir şekilde cezalandırıldım ve yıllarca ceza evlerinde kaldım. Bu nedenle banabu acıyı ve zulmü yaşatanlardan şikayetçiyim.
... "
9. Cumhuriyet savcısı tarafından aynı tarihte başvurucununifadesi alınmıştır. İfade tutanağının ilgili kısımları şöyledir:
"...
12 Eylül 1980 darbe sürecinde yasadışı örgüteüye olduğum gerekçesi ile 17/02/1981 tarihinde 15 yaşında bulunduğum sıradaGemlik Emniyet Müdürlüğü ekiplerince göz altına alındım. Daha sonra Bursa İlEmniyet Müdürlüğüne getirildim. Burada neyle suçlandığım bana bildirilmedengözlerim bağlandı. İşkenceye alındım. Bana imzalatılmak istenen gerçek dışıbeyanların bulunduğu ifade metnini kabul etmediğim için vücuduma elektrikverildi. Tarafıma kaba dayak uygulandı. Bunun sonucunda beyanlarım olmadığıhalde gerçek dışı beyanlarla dolu ifadeyi imzalamak zorunda kaldım. GölcükDonanma ve Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Mahkemesinde yargılandım. 1981/321Esas, 1982/505 Karar sayılı kararı ile 6 yıl 20 gün ağır hapis cezasınaçarptırıldım. Yaklaşık 3 yıl cezaevinde yattım.
12/09/2010 tarihindeki referandumla kabuledilen anayasa değişikliği çerçevesinde, 12 Eylül darbesi sonrasına korumagetiren geçici 15. [m]addenin yürürlüktenkaldırılması nedeniyle bu dilekçeyi veriyorum. Tarafıma yapılan işkence suçubir insanlık suçudur. Ülkemizin de taraf olduğu [u]luslararası[a]n[d]laşmalarçerçevesinde, bu tür suçlarda zaman aşımı bulunmamaktadır. O dönem Gemlikilçesinde benim gibi pekçok insan mağdur olmuştur.İşkenceyle alınan ifadeler neticesi haksız bir şekilde cezalandırıldım.Belirttiğim gibi yıllarca cezaevinde kaldım.
17/02/1981 tarihinde Gemlik ilçesinde gözaltına alındıktan sonra Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Siyasi Şubede bana işkenceve kötü muamelede bulunan, zorla istemediğim ifadeyi imzalattıran kamugörevlilerinden şikayetçiyim. ... "
10. Başvurucunun şikâyeti üzerine başlatılan 2012/33256 numaralısoruşturma, "aralarında fiili ve hukukiirtibat bulunduğu" gerekçesiyle 5/6/2012 tarihli ve 2012/500sayılı kararla Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2012/7689 numaralısoruşturma (bkz.§ 7) ile birleştirilmiştir.
11. Bursa Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmasonucunda şüpheliler hakkında 30/1/2013 tarihli ve 2012/7689 Soruşturma ve2013/2825 sayılı kararla kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir. Kararınilgili kısımları şöyledir:
"...
Müştekilerin şikayetdilekçelerinde belirtmiş oldukları iddiaların araştırılması ve şüphelilerinsavunmalarının alınması için İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele ŞubeMüdürlüğüne talimat yazıldığı,
Bursa İl Emniyet Müdürlüğü Terörle MücadeleŞube Müdürlüğünün hazırlamış olduğu 04/06/2012 tarihli evrakta; şüphelilerden... savunmalarının alındığı, ... atılı suçlamaları kabul etmedikleri,şüphelilerden ... vefat ettiği, tespit edilen diğer şüphelilerin de yeni görevyerleri ve ikamet adreslerinin bildirildiği,
Şüphelilerden ... bulundukları İlleresavunmalarının alınması için talimat yazılmış, talimat ile ifadeleri alınanşüpheliler savunmalarında, atılı suçlamaları kabul etmediklerini beyanettikleri,
Müştekilerin iddialarının 12/09/1980 darbesisonrasında 1980-1985 yılları arasındaki dönemde kendilerine yönelik kötümuamele, işkence suçlarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Müştekilerin iddialarının aradan geçen zamanve dönem dikkate alındığında somut olarak belgelendirilemeyip iddia konusueylemlerin şüphelilerce gerçekleştirildiğine dair ilişkilendirme yapılabilecekdelil mevcut olmadığı gibi olay tarihi ve Cumhuriyet Başsavcılıklarıncasoruşturmaya başlama tarihleri dikkate alındığında dava zaman aşımı süresininaşılmış olduğu anlaşılmış olmakla;
..."
12. Başvurucunun anılan karara karşı itirazı, Yalova Ağır CezaMahkemesinin 30/5/2013 tarihli ve 2013/742 Değişik İş sayılı kararı ilereddedilmiştir. Anılan karar başvurucuya 17/6/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
13. Başvurucu 25/6/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
B. İlgili Hukuk
1. Anayasa
14. Anayasa’nın mülga geçici 15. maddesi şöyledir:
"12 Eylül 1980tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye Büyük MilletMeclisinin Başkanlık Divanını oluşturuncaya kadar geçecek süre içinde, yasamave yürütme yetkilerini Türk milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunla kuruluMillî Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuşhükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden DanışmaMeclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezaî, malîveya hukukî sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi biryargı merciine başvurulamaz.
Bu karar ve tasarrufların idarece veya yetkilikılınmış organ, merci ve görevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar,tasarrufta bulunanlar ve uygulayanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükümleriuygulanır."
2. İlgili Ceza Kanunları
15. 13/3/1926 tarihli ve 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nunzamanaşımı sürelerini düzenleyen 102. maddesi şöyledir:
"Kanunda başka türlüyazılmış olan ahvalin maadasında hukuku amme davası:
1- Ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis ve müebbed ağır hapis cezalarını müstelzim cürümlerde yirmisene,
2- Yirmi seneden aşağı olmamak üzere muvakkatağır hapis cezasını müstelzim cürümlerde on beş sene,
3- Beş seneden ziyade ve yirmi seneden az ağırhapis veya beş seneden ziyade hapis yahud hidematı ammeden müebbedenmahrumiyet cezalarından birini müstelzim cürümlerde on sene,
4- Beş seneden ziyade olmamak üzere ağır hapisveya hapis yahud sürgün veya hidematıammeden muvakkaten mahrumiyet cezalarını ve ağır para cezasını müstelzimcürümlerde beş sene,
5- Bir aydan ziyade hafif hapis veya otuzliradan ziyade hafif para cezasını müstelzim fiillerde iki sene,
6- Bundan evvelki bendlerdebeyan olunan mikdardan aşağı cezaları müstelzimkabahatlerde altı ay geçmesile ortadan kalkar.
Bu kanunun ikinci kitabının birinci babındayazılı ağırlaştırılmış müebbet ağır hapis veya müebbedyahud muvakkat ağır hapis cezalarını müstelzimcürümlerin yurd dışında işlenmesi halinde dava müruruzamanı yoktur."
16. 765 sayılı mülga Kanun’unzamanaşımını kesen sebepleri düzenleyen 104. maddesi şöyledir:
"Hukuku amme davasının müruru zamanı, mahkumiyet hükmü yakalama, tevkif, celbveya ihzar müzekkereleri, adli makamlar huzurunda maznunun sorguya çekilmesi,maznun hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karar veya C. müddeiumumisitarafından mahkemeye yazılan iddianame ile kesilir.
Bu halde müruru zaman, kesilme günündenitibaren yeniden işlemeğe başlar. Eğer müruru zamanı kesen muameleler müteaddid ise müruru zaman bunların en sonuncusundanitibaren tekrar işlemeğe başlar. Ancak bu sebepler müruru zaman müdetini 102 ncimaddede ayrı ayrı muayyen olan müddetlerin yarısının ilavesi ile baliğ olacağımüddetten fazla uzatamaz."
17. 765 sayılı mülga Kanun’un243. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Bir kimseye cürümlerini söyletmek,mağdurun, şahsi davacının, davaya katılan kimsenin veya bir tanığın olaylarıbildirmesini engellemek, şikayet veya ihbarda bulunmasını önlemek için yahutşikayet veya ihbarda bulunması veya tanıklık etmesi sebebiyle veya diğerherhangi bir sebeple işkence eden veya zalimane veya gayriinsani veya haysiyetkırıcı muamelelere başvuran memur veya diğer kamu görevlilerine sekiz yıla kadarağır hapis ve sürekli veya geçici olarak kamu hizmetlerinden mahrumiyet cezasıverilir."
18. 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Zaman bakımından uygulama" kenarbaşlıklı 7. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
"Suçun işlendiği zamanyürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümlerifarklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur."
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 9/3/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
20. Başvurucu; 12 Eylül 1980 sonrasında çocuk yaşta gözaltınaalınarak hakkındaki suçlamalar kendisine bildirilmeksizin işkenceye maruzbırakıldığını, suçlamaları kabul etmesi için kendisine defalarca işkenceyapıldığını, bu çerçevede salt alınan ikrara dayalı olarak ağır hapis cezasınamahkûm edildiğini, tahliye olduktan sonra okul, askerlik ve iş hayatında daaynı nedenle mağdur olduğunu, kendisine işkence yapan görevliler hakkındaAnayasa'nın mülga geçici 15. maddesi nedeniyle şikâyetçi olamadığını, 12/9/2010tarihli referandumla kabul edilerek 23/10/2010 tarihinde yürürlüğe girenAnayasa değişikliğine dair Kanun'la anılan geçici maddenin yürürlüktenkaldırılması üzerine işkence faillerinin soruşturulması önündeki engelinkalktığını, o dönemde yaşadığı olayların birçok şahidi olduğunu, devletkayıtlarına göre kendisine işkence yapanların belli olduğunu, bu çerçevedeAnayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan işkenceyasağının ihlal edildiğini ileri sürmüş; yeniden yargılanma ile maddi ve manevitazminat taleplerinde bulunmuştur.
B. Değerlendirme
21. Başvurucunun iddiaları ve başvuruya konu soruşturmakapsamında elde edilen bilgi ve belgeler, Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasının maddi boyutunun ihlal edilip edilmediği konusunda değerlendirmeyapılmasına imkân sağlayacak nitelikte kanıt unsuru içermemektedir. Bu şartlaraltında başvurucunun işkence iddialarının sağlıklı bir şekildedeğerlendirilebilmesi ancak devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü gerektiğigibi yerine getirip getirmediğinin tespiti ile mümkün olabileceğindenbaşvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin de Anayasa’nın 17. maddesininüçüncü fıkrasında güvence altında alınan işkence yasağının usul boyutu ilesınırlı olarak yapılması gerekli ve yeterli görülmüştür.
22. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuruların kabul edilebilirlik şartları veincelenmesi" kenar başlıklı 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"Mahkeme, ... açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
23. Başvurucu, ilk defa gözaltına alındığı 1980 yılı Ekim ayındave sonraki tarihlerde kolluk görevlilerinin, kendisine işkence yaptıklarınıileri sürmektedir. Başvurucu bu iddialarını 29/5/2012 tarihine kadar yetkiliherhangi bir soruşturma mercii önüne taşımaksızın beklemek suretiyle pasif birtutum sergilemiştir. Başvurucu, iddia edilen olayın meydana geldiği tarihten 30yılı aşkın bir süre geçtikten sonra etkili bir soruşturma yapılmasının mümkünolamayacağı bir aşamada işkence iddialarını soruşturma makamlarının bilgisinesunmuştur. Başvurucu ve diğer şikâyetçilerin şikâyetleri üzerine derhâlsoruşturmaya başlayan Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şüphelilerinsavunmaları alındıktan ve gerekli yazışmalar yapıldıktan sonra "[Başvurucunun] ... iddialarının aradan geçen zaman ve[gelinen] dönem dikkate alındığında somut olarak belgelendirilemeyip iddiakonusu eylemlerin şüphelilerce gerçekleştirildiğine dair ilişkilendirmeyapılabilecek delil mevcut olmadığı gibi olay tarihi ve CumhuriyetBaşsavcılıklarınca soruşturmaya başlama tarihleri dikkate alındığında davazaman aşımı süresinin aşılmış olduğu ..." gerekçelerinedayanılarak kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiştir.
24. Her ne kadar başvurucu, işkence iddiaları ile ilgili olarakAnayasa'nın geçici 15. maddesinin sorumlular hakkında şikâyetçi olmasınıengellediğini ileri sürmekte ise de benzer şikâyetlerin Anayasa'nın geçici 15.maddesine dayanılarak reddedildiğine dair herhangi bir karar ve işlem örneğiibraz etmemiştir.
25. Kaldı ki geçici 15. maddenin lafzı incelendiğinde “12 Eylül1980 Askerî Müdahalesi” sonrasında oluşturulan Hükûmetin veya Meclisin karar vetasarruflarını yerine getiren kişi ve organları güvence altına aldığı, kamugörevlilerine işledikleri kişisel suçlar bakımından koruma sağlamadığıanlaşılmaktadır (Zeycan Yedigöl[GK], B. No: 2013/1566, 10/12/2015, § 41).
26. Bu çerçevede 29/5/2012 tarihli şikâyet üzerine yürütülensoruşturma sonucunda işkence, eziyet veya insan haysiyeti ile bağdaşmayanmuamele iddialarının gerçekliğinin tespitinin ve varsa sorumlularınbelirlenerek etkili bir şekilde cezalandırılmalarının sağlanamamış olmasında,iddia edilen olay tarihi ile soruşturmanın başlatıldığı tarih arasında geçen 30yılı aşkın sürenin etkili olduğu kuşkusuzdur. Anılan süre zarfındabaşvurucunun, işkence iddialarını, etkili soruşturma yürütülmesinin mümkün olduğubir dönemde, bu konuda herhangi bir engelleyici durum söz konusu olmamasınarağmen soruşturma makamlarının önüne taşımamış olmasından soruşturmamakamlarının sorumlu tutulması ve dolayısıyla işkence yasağı bağlamında devlettarafından etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlal edildiğinin kabulü mümkündeğildir.
27. Belirtilen nedenlerle Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncüfıkrasında güvence altına alınan etkili soruşturma yükümlülüğünün ihlaledilmediği açık olduğundan başvurunun diğer kabul edilebilirlik şartlarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
Osman Alifeyyaz PAKSÜT bu görüşekatılmamıştır.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Anayasa'nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasının ihlal edildiğineilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA
9/3/2016 tarihinde Osman Alifeyyaz PAKSÜT'ün karşıoyu veOYÇOKLUĞUYLA karar verildi.
KARŞIOY GEREKÇESİ
1. Başvurucu, 12 Eylül 1980 askeri darbesini takip eden günlerdegüvenlik güçlerince gözaltına alınıp işkence gördüğünü, işkence ile alınanifadelerine dayanarak ağır hapis cezasına mahkum edildiğini, tahliye olduktansonra da okul, askerlik ve iş hayatında da mağduriyete uğradığını, kendisineişkence yapan görevliler hakkında Anayasa’nın geçici 15. maddesi nedeniyleşikayetçi olamadığını, referandumla kabul edilerek 23/10/2010 tarihindeyürürlüğe giren Anayasa Değişikliğine Dair Kanun’la anılan Geçici Madde’ninyürürlükten kaldırılması üzerine kendisine işkence yapan görevliler hakkındaşikayetçi olduğunu, ancak açılan soruşturmanın da kovuşturmaya yer olmadığı kararıile sonuçlandığını, anılan karara karşı itirazının da reddedildiğini belirterekAnayasa’nın 17. maddesinde yer alan haklarının ihlal edildiğine ve tazminatahükmedilmesini talep etmiştir.
2. Başvuru, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilenişkence ve kötü muamele yasağının usuli boyutununihlal edilip edilmediği yönünden incelenmiştir. Anayasa Mahkemesi İkinciBölümü, bu inceleme sonucunda başvurunun açıkça dayanaktan yoksun olduğugerekçesiyle, kabul edilemez olduğuna oyçokluğuyla karar vermiştir.
3. Başvuruya konu olan olayların incelenmesinden önce, 12 Eylül1980 askeri darbesi döneminin yüzlerce kişinin işkenceyle öldürüldüğü,binlercesinin sakat bırakıldığı, onbinlercevatandaşın işinden atıldığı, yüzbinlerce kişinin fişlendiği bir dönem olduğunuhatırda tutmak gerekir. Askeri müdahalenin liderinin “Asmayalım da besleyelim mi”ve “Bir soldan bir sağdan astık” gibi, tarihegeçen sözleriyle hatırlanan bu dönem, hukukun tam anlamıyla geçersiz halegeldiği bir dönemdir. Bu dönemde gözaltına alınan bir kişinin işkenceyeuğraması normal, aksi durum istisna kabul edilmelidir. Bu dönemde henüz 15yaşında iken gözaltına alınan ve ağır hapse mahkumedilen başvurucunun, bütün hayatını olumsuz etkileyen bu muamelelerden dolayısomut kanıt sunmasını beklemek hayatın olağan akışına uygun olmadığı gibihakkaniyete de aykırıdır.
4. Bunun da ötesinde, askeri darbe döneminden Anayasalıdemokratik düzene tedrici geçiş yılları olan ve askeri darbe liderininCumhurbaşkanlığını sürdürdüğü 1989’a kadar aynı kadroların görevde kalması vedevlet yönetimine hakim olan cezasızlık kültürü nedeniyle, çok somut delilleredayalı ve inkarı mümkün olmayan işkence ve öldürme olayları için yürütülen azsayıdaki soruşturma ve kovuşturmalar dışında, yapılan gözaltında öldürme,yargısız infaz ve işkencelerin çok büyük çoğunluğu hakkında yargısal işlemyapılmamış veya yapılamamıştır. Başvurucunun da bu kapsamda mağdur olan vehakkını arayamayan kişilerden olduğu anlaşılmaktadır.
5. Başvurucunun iddialarıAnayasa’nın Geçici 15. maddesiyle ilgili olduğundan öncelikle bu yönden birinceleme yapılması gerekmektedir. Hemen belirtmek gerekir ki Geçici 15. madde12 Eylül döneminde işlenmiş işkence ve kötü muamele suçlarının soruşturulmasınıveya kovuşturulmasını engelleyen bir madde değildi. Ancak yukarıda değindiğimizcezasızlık kültürü ve kamu görevlilerinin yargılanmasında karşılaşılan direnç,Geçici 15. maddenin bir yargılama engeli olduğu şeklinde toplumda bir algıyerleşmesine yol açmış ve bu algı da yargılanabilecek kişilerin işinegelmiştir.
6. Başvurucunun da gerek olay tarihinde çocuk yaşta olması gerekyaratılmış olan “kamu görevlileri yargılanamazlar” algısının etkisiyle,zamanında suç duyurusu yapamamış, hakkını arayamamış ve son olarak açılansoruşturmada da (başvurucunun şikayetinin benzer diğer şikayetlerlebirleştirilmesi suretiyle)somut delil bulunmadığı,ayrıca dava zamanaşımı süresinin de dolduğu gerekçesiyle ilgililer hakkındaKYOK kararı verilmiştir. Dolayısıyla, başvuruyu incelerken Geçici 15. maddeetrafında biraz da kasıtlı olarak yaratılmış olan kafa karışıklığını gidermek,daha sonra da etkili soruşturma yapılmamış olması yönünden başvurunun kabuledilebilirlik ve esas değerlendirmesini yapmak gerekir.
7. Anayasanın Geçici 15. maddesinin 12 Eylüldöneminde işlenen suçlara etkisi:
2709 sayılı TürkiyeCumhuriyeti Anayasası, Kurucu Meclis tarafından 18.10.1982’de halkoylamasınasunulmak üzere kabul edilmiş ve 20.10.1982 tarihli, 17844 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.
7.11.1982 tarihindehalkoylaması ile kabul edildikten sonra 9.11.1982 tarihli ve 17863 sayılımükerrer resmi Gazete’deyeniden yayımlanmıştır.
Bu şekilde kabul edilerekyürürlüğe giren Anayasanın Geçici 15. Maddesinde şöyle denilmekteydi:
“12Eylül 1980 tarihinden, ilk genel seçimler sonucu toplanacak Türkiye BüyükMillet Meclisinin Başkanlık Divanı oluşturuluncaya kadar geçecek süre içinde,yasama ve yürütme yetkilerini Türk Milleti adına kullanan, 2356 sayılı Kanunlakurulu Milli Güvenlik Konseyinin, bu Konseyin yönetimi döneminde kurulmuşhükümetlerin, 2485 sayılı Kurucu Meclis Hakkında Kanunla görev ifa eden DanışmaMeclisinin her türlü karar ve tasarruflarından dolayı haklarında cezai, maliveya hukuki sorumluluk iddiası ileri sürülemez ve bu maksatla herhangi biryargı merciine başvurulamaz.
Bukarar ve tasarrufların idarece veya yetkili kılınmış organ, merci vegörevlilerce uygulanmasından dolayı, karar alanlar,tasarrufta bulunanlar veya uygulayanlarhakkında da yukarıdaki fıkra hükümleri uygulanır.
Budönem içinde çıkarılan kanunlar, kanun hükmünde kararnameler ile 2324 sayılıAnayasa Düzeni Hakkında Kanun uyarınca alınan karar ve tasarrufların Anayasayaaykırılığı iddia edilemez”
Maddenin son fıkrası,3.10.2001 tarihli ve 4709 sayılı Kanun’un 34. maddesi ile yürürlüktenkaldırılmıştır.
8. Maddenin tümü, 7.5.2010 tarihli ve 5982 sayılı Kanun’un 24.maddesiyle yürürlükten kaldırılmıştır. Yürürlükten kaldırmaya ilişkin maddeningerekçesinde “Maddeyle, demokrasi ve hukukdevleti ilkeleriyle bağdaşmayan, Anayasanın geçici 15 inci maddesi yürürlüktenkaldırılmaktadır” denilmiştir. Maddenin kaldırılması öncesinde kamu oyunda yapılan tartışmalarda darbenin ve darbecilerinyargılanması, dönemin ve ilgililerin mahkum edilmesi, kamu görevlileritarafından işlenen suçların geçmişe dönük olarak yeniden soruşturulması vesorumluların yargılanması şeklinde özetlenebilecek, hukuki yönden tartışmalıolsa da toplumsal talebe dayanan, çok güçlü beklentiler oluşmuştur. Ancak bukonuda yapılanlar, Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında darbe suçundandolayı dava açmakla sınırlı kalmış, sanıkların vefatı üzerine ilk derecemahkemesince verilen mahkumiyet kararları Yargıtay’caonanarak kesin hüküm haline gelemeden dava düşmüştür.
9. Geçici 15. maddenin suç işlemek konusunda dönemin kamugörevlilerine bir imtiyaz sağlamadığı, işkence veya benzeri suçlardadokunulmazlık veya yargılanmazlık garantisivermediği, ayrıca zaman aşımını da durdurmadığı açıktır. Ancak Geçici 15.madde, Milli Güvenlik Konseyi ile dönemin hükümetlerinin karar vetasarruflarını uygulayanlar hakkında yargı yolunu kapatmaktadır. Bu döneminkamu görevlilerinin bu dokunulmazlıktan yararlanmaları için Milli GüvenlikKonseyinin veya hükümetin karar ve tasarruflarını uygulamış olmalarıgerekmektedir. Madde, bu nedenle, genel bir “cezasızlıkkültürünün” doğmasına yol açmıştır.
10. Türkiye Cumhuriyeti’nin bir hukuk devleti olduğu (Madde 2),yaşama hakkı ve işkence yasağı (Madde 17), ceza sorumluluğunun şahsi olduğu(Madde 38),kanunsuz emrin yerine getirilemeyeceği vekonusu suç teşkil eden emri yerine getirenin sorumluluktan kurtulamayacağı(Madde 137) gibi evrensel nitelikteki temel ilkeler de baştan beri Anayasadayer almıştır.
11. Buna göre, 12 Eylül döneminde Milli Güvenlik Konseyinin veyahükümetin karar ve tasarrufları bağlamında verilmiş olabilecek, konusu suçteşkil eden herhangi bir emrin, bu kapsamda adam öldürme veya işkence yapmaemri veya talimatının, Geçici 15. madde kapsamında bir korumanın konusuolamayacağı açıktır. Madde ile korunan ve ceza davasına da konu olamayacağıbelirtilen iş ve işlemler, yürütme erki kapsamında yerine getirilen, takdiryetkisinin kullanımı kapsamındaki idari iş ve işlemler olup, “karar ve tasarruflar” tabirinin de başka türlüanlaşılması mümkün değildir. Bu nedenle dönemin kamu görevlilerinin işlemişolabilecekleri adam öldürme veya işkence eylemleri tamamen bunların kişiselsuçlarıdır ve Geçici 15. madde kapsamında değildir. Esasen Milli GüvenlikKonseyi başkan ve üyeleri veya dönemin hükümet mensupları hakkında işkence veyaadama öldürme emri verme iddiasıyla herhangi bir delil sunulmadığından, dava daaçılmadığından, o dönemde işkence yapan veya adam öldüren kamu görevlilerininMilli Güvenlik Konseyinin veya Hükümetin karar ve tasarrufları çerçevesindehareket ettikleri sübut bulmamıştır. Bu suçların kovuşturulmasına Geçici 15.Madde değil, “cezasızlık kültürü”engel olmuştur.
12. Açıklanan nedenlerle Geçici 15. maddenin dönemin işkencesuçları için bir yargı engeli teşkil ettiği söylenemeyeceği gibi, Geçici 15.maddenin kaldırılmasının ceza hukukunun zamanaşımına ilişkin evrenselkurallarına, hukuk güvenliği ve kesin hüküm kurumunun istikrarına tamamenaykırı olarak, 12 Eylül 1980 sonrasında vuku bulmuş olayların yenidensoruşturulması ve kovuşturulması şeklinde mağdurlar lehine bir hakdoğurmayacağını kabul etmek gerekir. Diğer bir deyişle, dönemin icraatları,zamanaşımı, delillerin toplanması, soruşturma açılması veya takipsizlik kararıverilmesi gibi hukuki iş ve işlemler yönünden, eylemin vuku bulduğu zamandakiceza hukuku kurallarına tabi olmaya devam etmektedirler. Bu durumda Devletin,işlenmiş olabilecek işkence ve kötü muamele suçlarının faillerini cezalandırma imkanı ortadan kalkmıştır.
13. Etkin soruşturma yapılmadığı ve işkencedendolayı her hangi bir giderimin sağlanmadığı iddiasınınincelenmesi:
Hemen belirtmek gerekirki, olayda failler yönünden zamanaşımı bulunması, bir temel hak ihlali olarakotuz yıl önce meydana gelen işkence eyleminin etkili soruşturma incelemesiyönünden Anayasa Mahkemesinin yetkisi kapsamına girmediği anlamınagelmemektedir.
14. Bu dosyada incelenenin, otuz yıldan fazla zaman önce vukubulan olayın maddi boyutu olmadığı açıktır. Öte yandan, bu döneme aitsoruşturmalarda tanıklar dinlenmemiş, gerçekleri ortaya çıkartmak için gerekenözen gösterilmemiş, adeta suçluların kayırılması ve olayın üstünün örtülmesiiçin gayret sarf edilmiştir.Başkabir ifadeyle, kamu gücünün tamamen keyfi davranması olgusundan söz edilebilir.
15. Etkili bir soruşturma yapılmayışının en açık göstergesi,olay tarihindeki Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Usul Kanunu hükümlerinegöre resen soruşturulması gereken bir suç olan işkence konusunda kamumakamlarının, cumhuriyet savcılarının resen harekete geçmek şöyle dursun tambir isteksizlikle hareket etmeleri ve bunun yaygın ve sistematik bir adlipratik haline gelmesidir.
16. Başvurucu 2010 yılında gerçekleştirilen ve 12 Eylül 2010referandumuyla kabul edilen Anayasa değişiklikleri kapsamında Geçici 15. maddeninkaldırılması üzerine ilk kez bir girişimde bulunmuştur. Başvurucu, Anayasa’nınGeçici madde 15'inin kaldırılması sonucu 12 Eylül 1980 darbe dönemininyargılanması için yeni ve farklı bir hukuki durum yaratıldığını düşünmektehaksız değildir. Zira bu bağlamda:
a) 12 Eylül 1980 askeri müdahalesinin başı ve 7. CumhurbaşkanıKenan EVREN ve komuta kademesi hakkında 8 Nisan 2011 tarihinde AnkaraCumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma açılmış,
b) 10 Ocak2012 tarihinde iddianame Ankara 12. Ağır CezaMahkemesince kabul edilmiş,
c) Mahkemenin 6 Nisan 2012 tarihli ara kararıyla:
- Başbakanlık, TBMM, CHP,MHP, DİSK, HAK-İŞ gibi kurum ve kuruluşlar ile birlikte, gözaltında ikenkaybolan bazı kişilerin yakınlarının davaya müdahil olarak kabulüne,
-İşkence iddialarıyla ilgili suç duyurusunda bulunulmasına
karar verilmiştir.
17. Kenan EVREN’in, yargılamanınAnayasaya aykırı olduğu iddiasıyla Anayasa Mahkemesine 13.2.2013 tarihindeyaptığı Bireysel Başvuru, Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü’nün 25.6.2014tarihli ve 2013/1276 sayılı kararı ile “başvuruyollarının tüketilmemesi” nedeniyle reddedilmiştir.
18. Kenan EVREN ve Komuta Kademesinden hayatta olan diğer sanıkTahsin ŞAHİNKAYA, yargılamayı yapan 12. Ağır Ceza Mahkemesinin kapatılmasıüzerine davaya bakan Ankara 10. Ağır Ceza Mahkemesince 18.6.2014 günü açıklanankararla, müebbet hapse mahkum edilmişlerdir.
19. Karar sanıklarca temyiz edilmiş; ancak temyiz safhasında,önce Kenan EVREN’in bilahare de Tahsin ŞAHİNKAYA’nın vefat etmeleri nedeniyle dava düşmüştür.
20. Sonuç olarak, Geçici 15. maddenin kaldırılması konusundatoplumda ve siyasi partiler arasında tam bir oybirliği olmasının, siyaseten 12Eylül darbe dönemiyle hukuki yollarla da hesaplaşılması yolunda kamuoyundagüçlü beklentiler yaratılmasının da gösterdiği gibi, 12 Eylül darbe dönemisuçlarına ilişkin genel olarak o dönemlerde etkili soruşturma yapılmadığıhususunda tüm kamuoyunda ve devlet kurumlarında görüş birliği bulunmaktadır.
21. Olayda suçlular Devletin zamanında etkili soruşturmayapmaması nedeniyle zamanaşımından yararlanmışlar ve cezasız kalmışlardır.Resen soruşturulması gereken işkence suçunda zamanaşımı süresi doluncaya kadaretkili hiçbir soruşturma yapılmamış olması karşısında, başvurucunun Anayasa’nın17. maddesinde güvence altına alınan temel haklarının usuliboyutunun ihlal edildiğini ve ihlalin başvuru tarihi itibariyle devam ettiğininkabulü gerekir
22. Bu nedenle, Başvurunun KABUL EDİLEBİLİRLİĞİNE kararverilmelidir.
23. Başvurucunun bu güne kadar eldeedemediği giderimin nasıl sağlanabileceğine gelince, başka yolla giderimsağlanması artık mümkün olmayan başvurucuya talebi doğrultusunda manevitazminat ödenmesi gerekir.
24. Başvurunun kabulü halinde, Türkiye’nin karanlık birdönemiyle yüzleşmesi, hukuk devletine yaraşır şekilde, başvurucu ve benzerdurumdaki diğer kişilerin mağduriyetlerinin giderilmesiyle geç de olsagerçekleştirilebilecekti. Başvurunun reddi, adil ve hakkaniyete uygun olan bu imkanın kaçırılmasına yol açmıştır. Bu nedenle hukukenolduğu kadar yerindelik yönünden de doğru bulmadığım karara katılmamaktayım.
Üye
Osman Alifeyyaz PAKSÜT