TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ALTUN ÖZYOLCU VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/7821)
Karar Tarihi: 19/9/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
Gizem Ceren DEMİR KOŞAR
Başvurucular
:
1. Altun ÖZYOLCU
2. Aynur ÖZYOLCU
3. Cemil ÖZYOLCU
4. Esra ARAZ
5. Mehmet Sıdık ÖZYOLCU
6. Selma YILDIZ
Vekili
:
Av. Emrullah BEYTAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, askerî mühimmat patlaması sonucu meydana gelen ölümolayına ilişkin etkili ceza soruşturması yürütülmemesi ve tam yargı davasındahükmedilen tazminat miktarından kusur indirimi yapılması nedenleriyle yaşamhakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 30/5/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esasincelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
7. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur. 2016/6171 numaralı bireysel başvuru dosyasının 2014/7821 başvurunumaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2014/7821başvuru numaralı bireysel başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine kararverilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucular yakını B.Ö. (30/5/1998), 16/4/2011 tarihindeAğrı ili Patnos ilçesi 34. Motorlu Piyade Tugayının yakınında bulduğu askerîmühimmat parçasının patlaması sonucu hayatını kaybetmiştir. BaşvuruculardanAynur Özyolcu B.Ö.nünannesi, Mehmet Sıddık Özyolcu babası, Altun Özyolcubabaannesi, Cemil Özyolcu dedesi, Esra Araz ve Selma Yıldız kardeşleridir.
A. Ceza Soruşturmasınaİlişkin Süreç
10. Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturmakapsamında 17/4/2011 tarihinde ölü muayene ve otopsi tutanağı düzenlenmiştir.Buna göre kesin ölüm sebebi, patlayıcı maddeblast [patlama] etkisi ile oluşması muhtemel üst extremitekemik kırıkları, beyin kanaması, beyin doku harabiyeti,iç organ yaralanması, el amputasyonu ile birliktegelişen iç ve dış kanama olarak tespit edilmiştir. 27/4/2011tarihinde yetkisizlik kararı verilerek dosya, Patnos Cumhuriyet Başsavcılığınagönderilmiştir.
11. Patnos Cumhuriyet Başsavcılığınca da olaya ilişkinsoruşturma başlatılmış, 16/4/2011 tarihinde olay yeri incelemesi ve keşifyapılmış, bilirkişi raporu alınmıştır. Olay yeri inceleme ve keşif tutanağındaözetle şu tespitlerde bulunulmuştur:
i. Patlama, 34. Motorlu Piyade Tugay Komutanlığının atışpoligonunun üst sınırından kışlanın tel örgülerine 53 metre mesafedegerçekleşmiştir.
ii. Aynı yerde poşet içinde kurulu hâlde, patlamamış ama her anpatlamaya hazır durumda bomba atar mühimmatı ile roket atar parçaları, LAWroketi mühimmatı parçaları, bomba atar mühimmatı parçaları, demir ve mühimmatparçaları vb. bulunmuş; tehlikeli olan mühimmat patlatılarak olay yerinde imhaedilmiştir.
12. Ağrı Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü Bombaİmha ve İnceleme Büro Amirliğince düzenlenen bilirkişi inceleme raporundaözetle şu hususlar belirtilmiştir:
i. Elde edilen kabartmalı çelik ve sarı renkli alüminyum metalparçaların 10 mm'lik bomba atar mühimmatına aitolabileceği, bu mühimmatın M383 ve M384 modellerinin kabartmalı çelik gövdeliolduğu
ii. M533 model tapalar üzerinde sarı alüminyum konikkısımlarının bulunduğu, içinde RDX ve A5 terkibi 54,5 g patlayıcı maddebulunduğu
iii. Patlayan bombanın birbiri ile benzerlik gösteren M383 veM384 model 40 mm'lik tahrip güçlü bomba atarmühimmatı olabileceği ve söz konusu parçaların askerî mühimmatlardan olan M383ve M384 model tahrip 40 mm'lik bomba atar mühimmatınaait olabileceği, bahse konu patlamanın bu mühimmatın patlaması sonucugerçekleşmesinin mümkün olduğu
13. Patnos Cumhuriyet Başsavcılığı 5/1/2012 tarihindegörevsizlik kararı vererek dosyayı Kara Kuvvetleri Komutanlığı Ağrı 12.Mekanize Piyade Tugay Komutanlığı AskerÎ Savcılığına göndermiştir.
14. Askerî Savcılık 10/8/2012 tarihinde, Tugay Komutanlığınınkuzey istikametinde bulunan atış sahası alanındaki tel örgülerin yakınlarındabulunan metal parçalarını toplamak için ölen B.Ö. ve yaralanan diğer ikikişinin olay tarihinde söz konusu yere gittikleri, B.Ö.nüntel örgülerin yakınlarında bulduğu mühimmat ile oynaması sonucu patlamanıngerçekleştiği, tel örgülerin yakınına hayvan sürüsünün, çoban ve çocuksivillerin girdiği, buradan hurda değeri olan malzemelerin toplanmayaçalışıldığı, bu nedenle kışla yakınında görülen sivil şahıslarla ilgili olarakTugay Komutanlığı tarafından değişik tarihlerde emniyet birimlerine bildirimdebulunulduğu, sivil halkın atış alanı yakınlarında dolaşmamaları konusundaçeşitli zamanlarda ikaz edildikleri ve bu konuda kişilere yazılı tebliğleryapıldığı, atış alanında yapılan atışlarda zaman zaman patlamayan mühimmatlarolduğu, bu mühimmatların daha sonra aranarak patlatıldığı, olay tarihinden öncede Tugay Komutanlığı tarafından kışla içinde arama yapıldığı ve patlamayanmühimmata rastlanmadığı, olaya sebep olan merminin Türk Silahlı Kuvvetleri(TSK) envanterinde bulunduğu, Tugay Komutanlığı tarafından olayın öncesindeemniyet tedbirleri konusunda halkın bilgilendirilmiş olduğu, atışlar esnasındagerekli tedbirlerin alınmasına karşın sekmeler yaşanabildiği ve seken bumermileri tespit etmenin neredeyse imkânsız olduğu, bölgenin birinci dereceaskerî yasak bölge içinde kaldığı, mevcut olayda kusurlu bulunan askerîpersonel olmadığı, patlamaya sebep olan merminin hangi silahtan, kim tarafındanatıldığının tespit edilmesinin mümkün olmadığı, patlama sonrasında TugayKomutanlığı tarafından gerekli müdahalenin yapıldığı ve yaralılara acil sağlıkhizmeti sağlandığı belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına dair kararvermiştir.
15. Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazüzerine Sarıkamış 9'uncu Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı Askerî Mahkemesince 3/12/2012tarihinde soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiştir. Soruşturmanıngenişletilmesi kararı üzerine dosya, Van Jandarma Asayiş Kolordu KomutanlığıAskerî Savcılığına gönderilmiştir.
16. Başvurucular 30/5/2014 tarihinde, kovuşturmaya yer olmadığınadair karara karşı yaptıkları itiraz hakkında bir karar verilmediğini belirterekbireysel başvuruda bulunmuşlardır.
17. Soruşturmanın genişletilmesi kararı doğrultusunda VanJandarma Asayiş Kolordu Komutanlığı Askerî Savcılığınca yürütülen soruşturmaişlemlerinin akabinde Sarıkamış 9'uncu Motorlu Piyade Tugay Komutanlığı AskerîMahkemesinin kapatılması üzerine dosyanın gönderildiği 23'üncü Jandarma SınırTümen Komutanlığı Askerî Mahkemesi 13/1/2015 tarihinde kovuşturmaya yerolmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar vermiştir. Anılankarar 1/6/2015 tarihinde başvuruculara tebliğ edilmiştir.
B. Tam Yargı Davasınaİlişkin Süreç
18. Başvuruculardan Altun Özyolcu,Aynur Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu 7/9/2011tarihinde Millî Savunma Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı aleyhine tam yargıdavası açmıştır.
19. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, anne Aynur Özyolcuiçin 29.637,62 TL, baba Mehmet Sıddık Özyolcu için 27.272,96 TL maddi(destekten yoksun kalma) zarar doğduğu kanaati bildirilmiştir.
20. 27/2/2013 tarihinde Erzurum 1. İdare Mahkemesi tarafındanolayda hizmet kusuru olduğu tespit edilmiş; anne, baba, büyükanne, büyükbaba vebeş kardeş için toplam 195.000 TL manevi, anne ve baba için toplam 39.837,40 TLmaddi tazminat ödenmesine hükmedilmiştir. Kararın gerekçesi şöyledir:
"Uyuşmazlık konusu olayda; zararındoğmasına neden olan mühimmatın, askeri mühimmatlardan olabileceğine yönelikolarak düzenlenen bilirkişi raporu, olayın meydana geldiği yerin gerek meskunmahalle ve gerek ise askeri tel örgülere ve hatta askeri atış poligonuna yakınbir mesafede olması, öyle ki Mahkememizin ara kararına cevaben Patnos İlçeEmniyet Müdürlüğünce gönderilen krokiden olayın meydana geldiği yer, Patnos 34.Motorlu Piyade Tugayı Komutanlığının tel örgülerine 39, en yakın ikametnoktasına, bir başka deyişle Patnos İlçe merkezine olan uzaklığının ise 903metre olarak gösterilmesi, öte yandan olayın hemen sonrasında olay yerindetespit edilen deliller ile söz konusu mahallin insanların kullanımına açık,hayvan otlatılan ve serbestçe girilip gezilebilen bir bölgede olduğu hususlarıgöz önüne alındığında; gerek İçişleri Bakanlığı'nın gerekse Milli SavunmaBakanlığı'nın olayın meydana gelmesinde hizmet kusurunun bulunduğunun kabulügerektiği sonucuna varılmaktadır.
...bilirkişi M. Zeki Umudum tarafındanhazırlanarak 07/01/2013 tarihinde Mahkememize sunulan bilirkişi raporuna göre,tüm faktörler dikkate alınarak yapılan hesaplamada sonuç olarak vefat edeninbabası Mehmet Sıddık Özyolcu için 27.272,96.-TL, annesi Aynur Özyolcu için ise29.637,62.-TL olmak üzere toplam 56.910,58-TL maddi (destekten yoksun kalma)zarar doğduğu kanaatine varıldığı belirtilmiştir.
Bilirkişi raporu taraflara tebliğ edilmişolup, davalı idareler tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığı, davacılarvekili tarafından ise bilirkişi raporunun incelendiği ve herhangi bir itirazınolmadığının belirtildiği anlaşılmış olup, bilirkişi raporu içeriği itibariyleMahkememizce de karara esas alınılabilecek nitelikte görülmüştür.
Diğertaraftan, olayın meydana gelmesinde olaytarihiitibariyle12 yaşında bulunan çocukları üzerindeki gözetim ve denetim sorumluluğunugereğince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da %30 oranında kusurluolduğu sonucuna ulaşılmakla, tazminata hükmedilirken davacıların mütefarik kusurunun da dikkate alınması gerekmektedir.
Bununla birlikte, davacılar tarafından ölümolayı nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararları ortaya koyabileceknitelikte başkaca herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığından, destekten yoksunkalma tazminatı dışında davalı idarelerin üzerine düşen herhangi bir madditazmin yükümlülüğü bulunmamaktadır.
Bu itibarla müteveffanın desteğinden yoksunkalma nedeniyle bilirkişi raporunda hesaplanan miktar ile davacıların %30oranındaki mütefarik kusuru dikkate alındığında, babaMehmet Sıddık Özyolcuiçin 19.091,07.-TL, anne AynurÖzyolcu için 20.746,33.-TL olmak üzere toplam 39.837,40.-TL maddi tazminattalebinin kabulü gerekmektedir.
...
Dava konusu olayda, baba Mehmet Sıddık Özyolcuiçin 100.000.-TL, anne Aynur Özyolcu için 100.000.-TL ve her bir kardeş için (4küçük kardeş ve 1 büyük evli kardeş) 50.000.-TL ve büyük anne ve büyük babaiçin de ayrı ayrı 50.000.TL olmak üzere toplam 550.000.TL manevi tazminat talepedildiği, ölüm olayının meydana gelmesinde idarelerin kusuru, davacıların müterafik kusuru, olayın oluş şekli ve zararın niteliğidikkate alındığında, baba Mehmet Sıddık Özyolcu için 50.000.-TL, anne AynurÖzyolcu için 50.000.-TL, her bir kardeş (5 kardeş) için ayrı ayrı 15.000.-TL vebüyük anne için 10.000.TL, büyük baba için de 10.000.TL olmak üzere takdiren toplam 195.000.-TL manevi tazminat tutarınındavacılara ödenmesinin hakkaniyete uygun olacağı sonuç ve kanaatinevarılmıştır."
21. Anılan karar, Danıştay Onuncu Dairesince 30/12/2013tarihinde onanmıştır. Başvurucuların karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin17/12/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir.
22. Anılan karar başvuruculara 2/3/2016 tarihinde tebliğedilmiştir. Başvurucular 1/4/2016 tarihinde tam yargı davasına yönelik bireyselbaşvuruda bulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
23. 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama UsulüKanunu’nun “Doğrudan doğruya tam yargıdavası açılması” kenar başlıklı 13. maddesinin (1) numaralı fıkrasışöyledir:
"İdari eylemlerden hakları ihlal edilmişolanların idari dava açmadan önce, bu eylemleri yazılı bildirim üzerine veyabaşka süretle öğrendikleri tarihten itibaren bir yılve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıl içinde ilgili idareye başvurarakhaklarının yerine getirilmesini istemeleri gereklidir. Bu isteklerin kısmenveya tamamen reddi halinde, bu konudaki işlemin tebliğini izleyen gündenitibaren veya istek hakkında altmış gün içinde cevap verilmediği takdirde busürenin bittiği tarihten itibaren, dava süresi içinde dava açılabilir."
B. Uluslararası Hukuk
24. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "İnsan haklarına saygıyükümlülüğü"kenar başlıklı 1. maddesi şöyledir:
"Yüksek Sözleşmeci Taraflar kendi yetkialanları içinde bulunan herkesin, bu sözleşme'ninbirinci bölümünde açıklanan hak ve özgürlüklerden yararlanmalarınısağlarlar."
25. Sözleşme'nin "Yaşamhakkı" kenar başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasınınilgili bölümü şöyledir:
"Herkesin yaşam hakkı yasaylakorunur..."
26. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarında,Sözleşme'nin 2. maddesinin ilk cümlesinin devletin yalnızca kasti ve hukukaaykırı olarak ölüme sebebiyet vermekten kaçınmasını değil aynı zamandaegemenlik yetkileri içinde bulunan kişilerin yaşamlarını korumak için gereklitedbirleri almalarına dair devlete pozitif yükümlülük yüklediği debelirtilmektedir (L.C.B/İngiltere,B. No: 23413/94, 9/6/1998, § 36).
27. AİHM, Sözleşme'nin 2. maddesinin 1. maddesiyle birlikteyorumlandığında devletin yaşama hakkı kapsamındaki bir olayı pozitif yükümlülükkapsamında etkili soruşturma yükümlülüğünün bulunduğunu kabul etmiştir (McCann ve diğerleri/Birleşik Krallık[BD], B. No: 18984/91, 27/9/1995, § 161).
28. AİHM'e göre kastengerçekleştirilen ölümlerde etkili bir cezai soruşturma yürütme zorunluluğubulunmakla birlikte ihmal nedeniyle meydana gelen ölüm olaylarına ilişkindavalar açısından farklı bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Buna göre yaşamahakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmemiş ise etkili bir yargısal sistem kurma yönündeki pozitifyükümlülük her olayda mutlaka ceza davası açılmasını gerektirmez. Mağdurlaratek başına ya da bir ceza soruşturmasıyla birlikte hukuki, idari ve hattadisiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması yeterli olabilir (Vo/Fransa [BD], B. No: 53924/00, 8/7/2004, §90; Mastromatteo/İtalya [BD], B. No: 37703/97, 24/10/2002, §§ 90, 94, 95; Calvelli ve Ciglio/İtalya [BD], B. No:32967/96, 17/1/2002, § 51; Anna Todorova/Bulgaristan,B. No: 23302/03, 24/5/2011, § 73; ErcanBozkurt/Türkiye, B. No: 20620/10, 23/6/2015, § 59).
29. AİHM; yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyet verilmediğiolaylarda kullanabilecek birden fazla başvuru yolu bulunup da başvurucuların buyolların tamamını kullandıkları durumlarda etkili yargısal sistem kurmayükümlülüğünün yerine getirilebilmesi için söz konusu yolların tamamının etkiliyürütülmesi gerekmediğini, bu nedenle incelemesinin sadece devletin buyollardan herhangi biriyle etkili yargısal sistem kurma yükümlülüğünü yerinegetirip getirmediğini denetlemekten ibaret olacağını belirtmiştir(Anna Todorova/Bulgaristan,§ 74).
30. Bununla birlikte AİHM'e göre ihmalsuretiyle meydana gelen ölüm olaylarında kamu görevlilerinin bu konuda muhakemehatasını veya dikkatsizliği aşan bir ihmali olduğu, başka bir ifadeyle olasısonuçların farkında olmalarına rağmen kendilerine verilen yetkileri göz ardıederek tehlikeli bir faaliyet nedeniyle oluşan riskleri bertaraf etmek içingerekli ve yeterli önlemleri almadıkları durumlarda -bireyler kendiinisiyatifleriyle ne gibi hukuk yollarına başvurmuş olursa olsun- insanlarınhayatının tehlikeye girmesine neden olan kişiler aleyhine hiçbir suçlamadabulunulmaması ya da bu kişilerin yargılanmaması yaşam hakkının ihlaline nedenolabilir (Öneryıldız/Türkiye [BD], B. No: 48939/99, 30/11/2004, § 93; Budayeva ve diğerleri/Rusya, B. No: 15339/02,11673/02, 15343/02 ..., 20/3/2008,§ 140).
31. Ancak AİHM tehlikeli faaliyetler bakımından bu prensibi benimsemeklebirlikte somut başvuruya benzeyen ve Türkiye aleyhine başvurulan, bilhassaaskerî mühimmatların imhasına ilişkin yönetmeliğin uygulanması hususunda kamugörevlilerinin ihmali söz konusu olduğu başvurularda, ilgili ulusal mevzuatı veDanıştayın ilgili içtihadını ayrıntılı biçimdeincelemiş ve tazminat yolunun etkiliyargısal sistem kriterini karşıladığına ve ihlalin tespiti ilegiderilmesi bakımından uygun ve yeterli olarak kabul edilebileceğine kararvermiştir (Hayri Aslan ve diğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 18751/05, 30/11/2010; Akdemir ve Evin/Türkiye, B. No: 58255/08,29725/09, 17/3/2015, § 55; SelviŞimşek/Türkiye (k.k.), B. No: 3839/13,17/11/2016).
32. AİHM, askerî mühimmatın imhasına dair yönetmeliğinuygulanmasında kamu görevlilerinin ihmali söz konusu olduğu hâllerde tazminatyoluna başvurulmasının bireysel başvuruda bulunmak için gerekli olduğunuhatırlatmakta (Hayri Aslan vediğerleri/Türkiye; Sarıhan/Türkiye,B. No: 55907/08, 6/12/2016, § 39) ve Türkiye'deki mahkemelerin benzer olaylardakayda değer tazminatlar ödenmesine karar verdiğini belirttikten sonra bu yoltüketilerek yapılan başvuruları, olayın koşullarına göre yeterli tazminatlarödendiği takdirde açıkça dayanaktan yoksun bulmaktadır (Akdemir ve Evin/Türkiye, § 69).
33. Bu bağlamda ifade edilmelidir ki AİHM; yaşama hakkınıngerektirdiği pozitif yükümlülüklerin yerine getirilmesi kapsamında alınacaktedbirlerin belirlenmesinin idari ve yargısal makamların takdirinde olan birhusus olduğunu, hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması adına pek çokyöntemin benimsenebileceğini ve mevzuatta düzenlenmiş herhangi bir tedbirinyerine getirilmesinde başarısız olunsa bile pozitif yükümlülüklerin diğer birtedbir ile yerine getirilebileceğine karar vermiştir (Fadeyeva/Rusya, B. No: 55723/00, 9/6/2005, § 96; İlbeyi Kemaloğlu ve Meriye Kemaloğlu/Türkiye, B. No: 19986/06,10/4/2012, § 37).
34. AİHM, Sözleşme’nin 34. maddesi uyarınca başvuranıngenellikle mağdur sıfatındanyoksun bırakılması için bir kararın veya başvurana uygun bir tedbirin yeterliolmadığını ancak ulusal makamların açıkça veya özet olarak kabul etmesininardından Sözleşme ihlalini telafi edilmesi durumunda yeterli olduğunuhatırlatmaktadır. Söz konusu iki koşulun yerine getirilmesi durumundaSözleşme’nin koruma mekanizmasının ikincillik niteliği başvurunun incelenmesiniengellemektedir (Abdulbari Tamaçu vediğerleri/Türkiye (k.k.), B. No: 37930/09, 24/1/2017, § 40).
35. Bununla birlikte ulusal mahkemelerin yaşam hakkına yapılanhaksız müdahaleden kaynaklanan sorumluluğu belirsizlik içinde bırakmamalarıAİHM için önem taşımaktadır. Söz konusu durum, toplumun güvenini korumak vehukuk devletinin benimsenmesini sağlamak amacıyla gereklilik arz etmektedir (Abdulbari Tamaçu ve diğerleri /Türkiye, § 62).
36. AİHM'in görevi, kullanılan yargısisteminin caydırıcı etkisinin ve yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde busistemin oynaması gereken rolün öneminin zayıflatılmaması için mahkemelerinkarara varırken Sözleşme’nin 2. madde ile öngörülen dikkatli inceleme şartınıyerine getirip getirmediğini ve ne kadar yerine getirdiğini belirlemektenibarettir (Abdulbari Tamaçu ve diğerleri /Türkiye, § 63).
V. İNCELEME VE GEREKÇE
37. Mahkemenin 19/9/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları ve Bakanlık Görüşü
38. Başvurucular müteveffanın annesi, babası, dedesi, babaannesive kardeşleri olup kamu makamlarının özensiz bir şekilde açık alana atmışoldukları patlamamış bomba atar mermisinin patlaması sonucu yakınlarının vefatetmesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini, yürütülen cezasoruşturmasının etkili olmadığını ve kovuşturmaya yer olmadığı kararıylasonuçlandığını, kovuşturmaya yer olmadığı kararına karşı yapılan itirazhakkında ise bir karar verilmediğini belirterek etkili başvuru haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
39. Başvurucular Altun Özyolcu, AynurÖzyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu ayrıca olayda birkusurları bulunmamasına karşın tam yargı davasında anne ve babaya %30 oranındakusur izafe edilmesi, bu oranda tazminat miktarından indirim yapılmasınedeniyle adil yargılanma ile yaşam haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşlerdir.
40. Bakanlık görüşünde; iddiaların yaşam hakkının usul boyutukapsamında incelenmesi gerektiği, müteveffanın ölümüne sebep olan olayla ilgiliderhâl soruşturma başlatıldığı ve delillerin toplandığı, başvuruculara açıkolarak yürütülen soruşturmanın 1 yıl 4 aylık bir sürede tamamlandığı veherhangi bir kişiye kusur atfedilemediği gerekçeleriyle kovuşturmaya yerolmadığına dair karar ile sonuçlandığı, yapılan itiraz üzerine soruşturmanıngenişletilmesine karar verildiği, askerî mahkemenin kapatılması üzerine dosyanıngönderildiği mahkeme tarafından itirazın reddine karar verildiği, soruşturmanıngenişletilmesine karar verilmiş olması nedeniyle itiraz sonrası hareketsizkalınan uzun bir süre bulunmadığı belirtilmiştir.
41. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı beyanlarındasoruşturmanın genişletilmesi kararının kendilerine tebliğ edilmediğini ve bukarardan sonra hiçbir işlem yapılmayarak itirazın reddine karar verildiğini,soruşturmanın uzun sürdüğünü, soruşturma sürecinde yetkili kişilerinifadelerinin alınmadığını ve soruşturmanın etkili olmadığını ifade etmişlerdir.
B. Değerlendirme
42. Anayasa’nın “Kişinindokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” kenar başlıklı 17.maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
"Herkes, yaşama, maddive manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
43. Anayasa'nın “Devletintemel amaç ve görevleri” kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümüşöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
44. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Başvurucuların iddialarının tümünün yaşamhakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
45. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişiaçısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak yaşanan ölüm olayı nedeniyle ölenkişinin mağdur olan yakınları tarafından yapılabilecektir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, B. No:2012/752, 17/9/2013, § 41). Başvuru konusu olayda başvurucular ölenin annesi,babası, babaannesi, dedesi ve kardeşleridir. Bu nedenle başvuru ehliyetiaçısından bir eksiklik bulunmamaktadır. Bununla birlikte başvuruda diğer kabuledilebilirlik kriterleri bakımından da değerlendirme yapılması gerekir.
46. Anayasa'nın 17. maddesinde düzenlenen yaşama hakkı,Anayasa'nın 5. maddesiyle birlikte değerlendirildiğinde devlete pozitif venegatif ödevler yükler (Serpil Kerimoğlu vediğerleri, § 50).
47. Devletin negatif bir yükümlülük olarak yetki alanındabulunan hiçbir bireyin yaşamına kasıtlı ve hukuka aykırı olarak son vermemeyükümlülüğünün yanı sıra pozitif bir yükümlülük olarak yine yetki alanındabulunan tüm bireylerin yaşama hakkını gerek kamusal makamların gerek diğerbireylerin gerekse kişinin kendisinin eylemlerinden kaynaklanabilecek risklere karşıkoruma yükümlülüğü bulunmaktadır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, §§ 50, 51).
48. Devletin sorumluluğunu gerektirebilecek şartlar altında cankaybının gerçekleştiği durumlarda kamu makamlarının Anayasa'nın 17. maddesigereğince öncelikle yetkileri dâhilinde tüm imkânları kullanarak yaşama hakkınayönelen tehdit ve risklere karşı etkili yasal ve idari tedbirleri oluşturmalarıgerektiği ifade edilmelidir. Bu kapsamda anılan yasal ve idari tedbirler,yaşama hakkına yönelik ihlalleri durdurmayı ve gerektiğinde faillerincezalandırılmasını sağlayacak nitelikte olmalıdır. Bu yükümlülük, yaşamahakkının tehlikeye girebileceği her durum bakımından geçerlidir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, § 52).
49. Devletin yaşama hakkı kapsamındaki pozitif yükümlülüklerininayrıca usule ilişkin yönü bulunmaktadır (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, § 54). Yaşama hakkı kapsamındaki usuleilişkin yükümlülük olayın niteliğine bağlı olarak cezai, hukuki ve idarinitelikte soruşturmalarla yerine getirilebilir. Kasten meydana gelen ölümolaylarında Anayasa'nın 17. maddesi gereğince devletin, sorumluların tespitinive cezalandırılmalarını sağlayabilecek nitelikte bir cezai soruşturma yürütmeyükümlülüğü bulunmaktadır. Bu tür olaylarda idari soruşturmalar ve tazminatdavaları sonucunda idari bir yaptırım veya tazminata hükmedilmesi, ihlaligidermek ve dolayısıyla mağdur sıfatını ortadan kaldırmak için yeterli değildir(Serpil Kerimoğlu ve diğerleri, §55).
50. Öte yandan ceza soruşturmasının amacı yaşama hakkını koruyanhukukun etkili bir şekilde uygulanmasını ve sorumluların ölüm olayına ilişkinhesap vermelerini sağlamak olmakla birlikte bu yükümlülük, kesin olarak birsonuç elde etmeyi değil uygun araçların kullanılmasını gerektirir. Diğer yandanAnayasa'nın 17. maddesi, başvuruculara üçüncü kişileri bir suç nedeniyleyargılatma ya da cezalandırma hakkı vermediği gibi devlete tüm yargılamalarımahkûmiyetle sonuçlandırma ödevi yüklemez (SerpilKerimoğlu ve diğerleri,§56).
51. Bununla birlikte kasıtlı olmayan eylemler nedeniyle meydanagelen ölüm olaylarına ilişkin soruşturma yükümlülüğü açısından farklı biryaklaşım benimsenebilir. Bu kapsamda yaşama hakkının ihlaline kasten sebebiyetverilmediği durumlarda etkili bir yargısalsistem kurma yönündeki pozitif yükümlülük mağdurlara hukuki, idarive hatta disiplinle ilgili hukuk yollarının açık olması ile yerine getirilmişsayılabilir (Serpil Kerimoğlu ve diğerleri,§ 59).
52. Anayasa Mahkemesi için bu noktada önemli olan husus,yargısal sistemin yaşama hakkına kasıtlı olmayan eylemlerle yapılanmüdahalelerden doğan sorumluluğu hiçbir durumda belirsizlik içindebırakmamasıdır. Bu, toplumun yargısal sisteme olan güvenini korumak ve hukukdevletinin benimsenmesini sağlamak amacıyla gereklidir.
1. Başvurucular Altun Özyolcu, Aynur Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz veMehmet Sıdık Özyolcu Yönünden İlkelerin Olaya Uygulanması
53. Başvurucular, yaşam hakkının kasten ihlal edildiğini ilerisürmemiş olup somut olayda yakınlarının ölümüne kasten sebebiyet verildiğiizlenimi edinilmesini gerektirecek bir unsur da saptanmamıştır.
54. Başvurucular; patlama riskine karşı yakınlarının yaşamhakkını korumak için devletin pozitif yükümlülüğünü yerine getirmediğini, cezasoruşturmasının etkili yürütülmeyerek kovuşturmaya yer olmadığı kararı ilesonuçlandığını, soruşturmanın genişletilmesi kararının kendilerine tebliğedilmediğini ve soruşturmanın bir bütün olarak makul sürede tamamlanmadığınıileri sürmektedirler. Başvurucular Altun Özyolcu,Aynur Özyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu ayrıca tamyargı davasında hukuka aykırı ve haksız olarak anne ve babaya kusur izafeedildiğini, tazminat miktarından indirim yapıldığını belirterek tam yargıdavasının da etkili yürütülmediğini ileri sürmektedirler.
55. Yapılan incelemede başvuruya konu olaydan sonra derhâl olayyeri incelemesi ve keşif yapılarak bilirkişi raporu düzenlendiği, otopsisonucunda kesin ölüm sebebinin belirlendiği, patlamaya sebep olan mühimmatüzerinde teknik incelemeler yapıldığı, olaya ilişkin tanık ve müştekibeyanlarının alındığı, somut olayın meydana geliş koşullarının ortaya koyulduğuanlaşılmaktadır.
56. Yürütülen ceza soruşturması her ne kadar kovuşturmaya yerolmadığına dair karar ile sonuçlanmış olsa ve başvurucular tarafından çeşitlisebeplerle soruşturmanın etkili olmadığı ileri sürülmüşse de somut olayda,olayın meydana geliş koşullarının tespit edilerek kamu makamlarınınsorumluluğunun tespit edilmesi ve giderim sağlanmasına imkân sağlayacak şekildeve yeterlilikte bir ceza soruşturması yürütülmüş olduğu sonucunaulaşılmaktadır.
57. Yürütülen ceza soruşturması sonucunda olayın somut koşullarıve meydana geliş şekli belirlenmiştir. Başka bir anlatımla yürütülensoruşturmada olayın sebebi ve yaşama hakkına yapılan müdahaleden doğan sorumlulukbelirsizlik içinde bırakılmamıştır. Soruşturma,mevcut olayda kusurlu bulunan askerî personel olmadığı gerekçesiylekovuşturmaya yer olmadığına dair karar ile sonuçlanmıştır.
58. Erzurum 1. İdare Mahkemesince yürütülen yargılamada iseolayda kamu makamlarının hizmet kusuru bulunduğunun açıkça tespit edildiğianlaşılmaktadır. Mahkeme, İçişleri Bakanlığı ile Millî Savunma Bakanlığınınbaşvuruculara tazminat ödemesine karar vermiştir.
59. Ölüm kasıtlı olarak meydana gelmemişse somut olayınkoşullarının belirsizlik içinde bırakılmamış olması ve kamu makamlarınınolaydaki sorumluluklarının tespit edilmiş olması hâlinde hukuk veya idari davayoluyla tazminat edinimi uygun telafi teşkil edebilecektir.
60. Somut olayda başvurular yakınının ölümüne sebebiyet verenolayın maddi koşullarının yürütülen ceza soruşturmasında tespit edildiği, bununyanı sıra Erzurum 1. İdare Mahkemesi tarafından kamu makamlarının olaydakisorumluluğunun tespit edildiği anlaşılmaktadır. Bu durumda başvurucularaödenmesine hükmedilen tazminat miktarının uygun ve yeterli bir telafi sağlayıpsağlamadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
61. Başvurucular, anne ve babaya hukuka aykırı olarak kusurizafe edilmesi ve tazminat miktarından bu oranda indirim yapılması nedenleriyletazminat miktarının yetersiz olduğunu ileri sürmektedirler.
62. Somut olayda Erzurum 1. İdare Mahkemesi tarafından önceliklemaddi tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişi raporu alındığıanlaşılmaktadır. Mahkeme, olay tarihiitibariyle oniki yaşında bulunan çocukları üzerindeki gözetim ve denetim sorumluluğunugereğince yerine getirmeyen davacı anne ve babanın da %30 oranında kusurluolduğu sonucuna ulaşarak bilirkişi raporunda tespit edilen maddi zararmiktarları üzerinden mütefarik kusur indirimi yaparakanne ve baba için toplam 39.837,40 TL madditazminata hükmetmiştir.
63. Tarafların kusur oranlarının takdiri derece mahkemelerininyetkisinde olup somut olayda da başvurucuların kusur oranının hukuka aykırıolduğu iddiasının soyut şekilde ileri sürüldüğü ve derece mahkemesinin ulaştığısonuçtan şüphe edilmesini gerektirecek bir gerekçe içermediği anlaşılmaktadır.Mahkemenin ulaştığı sonuçta bariz takdir hatası ya da açıkça keyfîlik de tespit edilmemiştir.
64. Ayrıca ölüm olayının meydana gelmesinde idarelerin kusuru, davacılarınmüterafik kusuru, olayın oluş şekli ve zararınniteliği Erzurum 1. İdare Mahkemesince dikkate alınarak baba Mehmet SıddıkÖzyolcu için 50.000 TL, anne Aynur Özyolcu için 50.000 TL, başvurucu Esra'nında aralarında bulunduğu her bir davacı kardeş için 15.000 TL, büyükanne için10.000 TL ve büyükbaba için 10.000 TL manevi tazminata hükmedildiğianlaşılmaktadır.
65. Anayasa Mahkemesinin benzer ihlal tespitlerinde verdiğitazminat miktarları da dikkate alınarak başvuruculara ödenen tazminat miktarlarınınaçıkça yetersiz olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna ulaşılmıştır.
66. Sonuç olarak başvuruya konu olaya ilişkin kamu makamlarıncasoruşturma işlemlerine derhâl başlanarak sorumluluğun tespit edilmesine yeterlibir ceza soruşturması yürütüldüğü, İdare Mahkemesince idarenin kusurunun tespitedildiği ve açıkça yetersiz olmayan bir giderime hükmedildiği, bu kapsamdayaşam hakkına yönelik bir ihlal bulunmadığının açık olduğu sonucunaulaşılmıştır.
67. Açıklanan gerekçelerle yaşam hakkının ihlal edildiğiyönündeki iddiaların diğer kabul edilebilirlik koşulları yönündenincelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksunolması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. Başvurucu Selma YıldızYönünden
68. Anayasa'nın 125. maddesinin birinci ve yedinci fıkralarışöyledir:
"İdarenini hertürlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır.
...
İdare, kendi eylem ve işlemlerinden doğanzararı ödemekle yükümlüdür."
69.Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"... Başvuruda bulunabilmek için olağankanun yollarının tüketilmiş olması şarttır."
70. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
"İhlale neden olduğu ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüş idari ve yargısal başvuru yollarınıntamamının bireysel başvuru yapılmadan önce tüketilmiş olması gerekir."
71.Anılan Anayasa ve Kanun maddelerinde yer verilen kanunyollarının tüketilmesi koşulu, bireysel başvurunun temel hak ihlalleriniönlemek için son ve olağanüstü bir çare olmasının doğal sonucudur. Diğer birifadeyle temel hak ihlallerini öncelikle idari makamların ve derecemahkemelerinin gidermekle yükümlü olması, kanun yollarının tüketilmesi koşulunuzorunlu kılmaktadır (Necati Gündüz ve RecepGündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).
72. Başvuruya ilişkin olarak diğer başvurucular yönündenyukarıda yapılan incelemede ölümün kasıtlı olarak meydana gelmediği, olayınkoşullarının belirsizlik içinde bırakılmamış olduğu ve kamu makamlarınınolaydaki sorumluluklarının tespit edilmiş olduğu belirtilerek hukuk veya idaridava yoluyla tazminat edimi sağlanmasının uygun bir telafi teşkil edebileceğisonucuna ulaşılmıştır.
73. Başvurucu Selma Yıldız tarafından da iddiaları bakımındanerişilebilir ve etkili olmadığı ileri sürülmeyen kamu idaresi aleyhine tamyargı davası açma yolunun somut olayda sorumluluğu tespit ve tazmin etmekapasitesini haiz olduğu sonucuna varılmaktadır.
74. Bireysel başvuru dosyasında başvurucu Selma Yıldıztarafından kamu idaresi aleyhine tam yargı davası açma yoluna başvurulduğunayönelik bilgi ve belge bulunmamaktadır.
75. Bu itibarla başvuru konusu olayda yaşamı korumayükümlülüğünün ihlal edildiği iddiasına ilişkin kanunda öngörülen idari yargıyoluna başvurulmadığından başvurucu Selma Yıldız tarafından başvuru yollarınınusulünce tüketildiği söylenemez.
76. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden incelenmeksizin başvuruyollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğunakarar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu Altun Özyolcu, AynurÖzyolcu, Cemil Özyolcu, Esra Araz ve Mehmet Sıdık Özyolcu yönünden yaşamhakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınaçıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Başvurucu Selma Yıldız yönünden yaşam hakkının ihlaledildiğine ilişkin iddianın başvuruyollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA19/9/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.