TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
ANKARA İVEDİK ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ BAŞKANLIĞI
BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/2581)
Karar Tarihi: 7/1/2016
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Engin YILDIRIM
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Celal Mümtaz AKINCI
Muammer TOPAL
M. Emin KUZ
Raportör
:
Fatma KARAMAN ODABAŞI
Başvurucu
:
Ankara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığı
Vekili
:
Av. İsmail AYDOS
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1.Başvuru; tapu iptali ve tescil davasında sunulan deliller ve ilgili kurumlardangönderilen belgelerin dikkate alınmaması, hükme esas bilirkişi raporlarınıngerçeği yansıtmaması, icrası mümkün olmayan ve anlaşmazlığı gidermeyen şekildehüküm kurulması ve dava sonunda tapu kaydının iptali ile tescile karar verilmişolması nedenleriyle mülkiyet ve adil yargılanma haklarının ihlal edildiğiiddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2.Başvuru 17/4/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesinedoğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bireksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3.İkinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 25/11/2014 tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesi Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4.Bölüm tarafından 18/12/2014 tarihinde, başvurununkabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına kararverilmiştir.
5.Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık)gönderilmiştir.
6.Bakanlığın 16/2/2015 tarihli yazısında AnayasaMahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfenbaşvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
A. Olaylar
7.Başvuru formu ve ekleri ile Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) aracılığıylaerişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir:
8.Küçük sanayi türü iş yerlerinin kent dışına taşınarak sanayi sitesioluşturulmasına yönelik projeden yararlanabilmek için Ankara BüyükşehirBelediye Başkanlığı (Belediye) ile 1987 ve 1989 yıllarında iki ayrı sözleşme ve1994 yılında ek sözleşme imzalandığı, Hazine arazilerini de kapsayan alanda yertahsisi yapılarak arsa tahsis belgesi verildiği, 2004 yılında Belediye Mecliskararıyla Belediye idaresindeki arazilerin, 12/4/2000tarihli ve 4562 sayılı Organize Sanayi Bölgeleri Kanunu kapsamında kurulanAnkara İvedik Organize Sanayi Bölgesi Başkanlığına (İvedik OSB) devrine karar verildiği, tahsis edilen tümalanların bedeli ödenmiş olmasına rağmen 112 imar parselinin tapusunundevredilmediği iddiasıyla Arı Toplu İşyeri Yapı Kooperatifi tarafından MaliyeBakanlığı (Hazine) ve başvurucu aleyhine 7/8/2007 tarihinde Ankara 21. AsliyeHukuk Mahkemesinde tapu iptali ve tescil davası açılmıştır.
9.Mahkemece 29/12/2011 tarihli ve E.2007/330, K.2011/494sayılı karar ile ilk keşfe istinaden daha önce alınan bilirkişi raporunda, davakonusu taşınmaza ait bedel tespitinin yapıldığı, daha sonra dosya üzerindeninceleme yapılmak suretiyle alınan bilirkişi raporunda ise net bir sonucaulaşılamayıp heyete hesap uzmanı bilirkişi katılması gerektiğinin bildirildiği,bunun üzerine son bilirkişi heyetinden alınan rapor ve ek raporlar kapsamındadavacı ile Belediye arasında yapılan sözleşmeyle davacıya yer tahsisiyapıldığı, bunlar içinde Hazineye ait taşınmazların da bulunduğu dava konusu112 adet parselden 58’inin Hazine, 54’ünün ise hisseli olarak Hazine ve İvedik OSB adına kayıtlı olduğu, tapularının verilmediği,Hazine arazilerinin bedelini ödeme sorumluluğu Belediyede iken aralarındakiprotokolle İvedik OSB'ye devredildiği, 31/12/2004tarihi itibarıyla Belediye alacağı ve davacı ödemesi güncellenip tahsis edilenbrüt arazi tutarı belirlenerek tamamının davacı tarafça ödendiği, bu hesaptaHazineye ait arazi bedelinin hariç tutulduğuna dair kayıt olmadığı, davacıalacağından İvedik OSB alacağı mahsup edildiğindedavacının 32.411 TL alacaklı kaldığı ancak bunun dava konusu edilmediği,taşınmazlardaki İvedik OSB’ye ait hisselerin tapukayıtlarının iptali ile davacı adına tescili, Hazine adına tam ve hisselikayıtlı taşınmaz bedeli olan 2.680.645 TL’nin ise Hazine adına depo edilmesihâlinde bu taşınmazların da tapu kayıtlarının iptali ile davacı adına tesciledilebileceğinin belirtildiği, buna göre Hazine adına kayıtlı olantaşınmazların bedeli ödenmeden tapularının iptali yönünde karar verilemeyeceği,İvedik OSB'nin bedelini ödeyerek tescilin sağlanmasıhususundaki davacı talebinin usule uygun olmadığı, bu hususta tespitmahiyetinde karar verileceği gerekçesiyle İvedik OSBhakkındaki davanın kabulüne, diğer davalı Hazine hakkındaki tapu iptali vetescil talebinin reddine ancak davacıya tahsis edilen ve hâlâ tam ve hisseliolarak davalı Hazine adına kayıtlı olan parsellerin bedelinin 2.680.645 TLolduğunun ve bu bedelin davalı İvedik OSB tarafındankarşılanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir.
10.Karar, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 9/10/2012 tarihlive E.2012/7648, K.2012/11411 sayılı ilamı ile onanmıştır.
11.Karar düzeltme istemi ise aynı Dairenin 7/2/2013tarihli ve E.2013/106, K.2013/1742 sayılı ilamı ile reddedilmiştir.
12.Nihai karar 18/3/2013 tarihinde başvurucuya tebliğedilmiş olup başvurunun 17/4/2013 tarihinde yapıldığı anlaşılmıştır.
B. İlgili Hukuk
13.4562 sayılı Kanun’un 20/2/2014 tarihli ve 6525 sayılıKanun’la yapılan değişiklikten önceki 4. maddesinin ilgili bölümleri şöyledir:
“OSB, Yer Seçimi Yönetmeliğine göre uygungörülen yerlerde Bakanlığın onayı ile kurulur.
OSB’lere ait yer seçimi Bakanlığınkoordinatörlüğünde ilgili kurum ve kuruluşların temsilcilerinin katılımıylaoluşan Yer Seçimi Komisyonunun yerinde yaptığı inceleme sonucunda, varsa1/25000 ölçekli çevre düzeni planı kararları dikkate alınarak oybirliği ileyapılır ve OSB ilan edilir. Mer’i mevzuat gereğince korunması gereken ve sanayitesislerinin kurulmasına izin verilmeyen alanlar OSB yeri olarak incelemeyealınmaz.
….
OSB sınırları içerisinde yapılacak (…) imar veparselasyon planları ve değişiklikleri, OSB tarafından yönetmeliğe uygun olarakhazırlanır ve Bakanlığın onayına sunularak. İl İdare Kurulu kararı ileyürürlüğe girer. Onaylı OSB imar planları ilgili kurumlara bilgi içingönderilir.
….
(Değişik fıkra: 3/7/2005-5393/85md.) Yürürlüğegiren (…) imar plânına göre arazi kullanımı, yapı ve tesislerininprojelendirilmesi, inşası ve kullanımıyla ilgili ruhsat ve izinler ile işyeriaçma ve çalışma ruhsatları OSB tarafından verilir ve denetlenir. İşyeri açma veçalışma ruhsatının verilmesi sırasında işyeri açma ve çalışma ruhsatına ilişkinharçlar, OSB tarafından tahsil edilerek ilgili belediye veya il özel idaresihesabına yatırılır.
Yer seçiminin Hazine veya kamu kurum vekuruluşlarına ait arazilerden yapılması halinde, bu araziler, talep edilmesi vebaşkaca bir sakıncası bulunmaması durumunda, 29.1.2004 tarihli ve 5084 sayılıKanunun 2 nci maddesinin (b) bendi kapsamındaki illerdebedelsiz devredilebilir, diğer illerde ise 492 sayılı Harçlar Kanununun 63 üncümaddesinde yer alan harca esas değerleri, üzerinden peşin veya taksitle ödenmeküzere pazarlık usulüyle OSB’lere satılabilir. Bu konudaki esas ve usuller Bakanlık ve MaliyeBakanlığınca ortaklaşa belirlenir. …
Seçilen bölgede özel mülkiyette olan arazilerbulunması halinde bu araziler rızaen satın alma veyakamulaştırma yoluyla iktisap edilir. Bu nitelikte taşınmazlar hakkında 2942sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümleri uygulanır.
(Değişikfıkra: 23/10/2008-5807/2 md.) OSB; kurulması öngörülen yerde varsasanayi odası, yoksa ticaret ve sanayi odası, o da yoksa ticaret odasından en azbiri ile talepleri halinde il özel idaresi veya OSB’nin içinde bulunacağı il,ilçe veya belde belediyesinin, büyükşehirlerde ayrıca büyükşehir belediyesinintemsilcilerince imzalı ve valinin olumlu görüşünü muhtevi kuruluş protokolününBakanlıkça onaylanması ve sicile kaydı ile tüzel kişilik kazanır.
…. ”
14.4562 sayılı Kanun’un 4/7/2012 tarihli ve 6353 sayılıKanun’la yapılan değişiklikten önceki 5. maddesi şöyledir:
“OSB, kamuyararı gerekçesiyle adına kamulaştırma yapılabilen veya yaptırılabilen bir özelhukuk tüzel kişiliğidir.
Kamu yararı kararı, OSB müteşebbis heyetinin başvurusuüzerine Bakanlıkça verilir. Arazinin mülkiyetinin edinilmesinde yapılanmasraflar ile arazi bedeli ödeme yükümlülüğü OSB tüzel kişiliğine aittir.”
15.4562 sayılı Kanun’un 6525 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikten önceki geçici6. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Kanununyürürlüğe girmesinden önce OSB kurmak amacı ile müteşebbis heyeti meydanagetiren kurum ve kuruluşlar adına iktisap edilmiş bulunan tüm arsalar, arazilerve tüm gayrimenkuller ile bilahare bunlar üzerinde müteşebbis heyeti meydanagetiren kurum ve kuruluşlar adına inşa edilmiş olan tüm binalar ve ortaktesisler OSB tüzel kişiliği lehine tapuda tashihentescil edilir.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
16.Mahkemenin 7/1/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucunun İddiaları
17.Başvurucu; Hazineye ait arsa bedelleri Belediyeye ve İvedikOSB’ye ödenmediği hâlde bilirkişilerce davacının arazi bedellerini ödediğinedair iddiası kabul edilerek rapor düzenlendiğini, Hazine arazilerininbedellerinin ödendiğine dair bir kayıt ve belge bulunmadığını, sunulan veBelediye tarafından gönderilen belgelerin dikkate alınmadığını, bu kapsamdasavunma hakkının kısıtlandığını, Hazineye ait olup da bedeli ödenmeyenarazilerin bedelinin başvurucu tarafından ödenmesinin tespitine dair verilenkararın icrasının mümkün olmadığını ve anlaşmazlığı gidermediğini belirterekAnayasa’nın 35. ve 36. maddeleri kapsamında güvence altına alınan mülkiyet veadil yargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti iledosyanın yeniden yargılama yapılmak üzere Mahkemesine gönderilmesini talepetmiştir.
B. Değerlendirme
18. Başvuru formu ve ekleriincelendiğinde başvurucunun, başvuruya konu tapu iptali ve tescil davasıylailgili olarak Anayasa’nın 35. ve 36. maddelerinde tanımlanan mülkiyet ve adilyargılanma haklarının ihlal edildiğini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.Başvurucu, mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasını münhasıran tapu iptali vetescil davasının sonucuna dayandırmaktadır. Anayasa Mahkemesi, olaylarınbaşvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay veolguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16).
19.Başvurucunun, Hazineye ait arsa bedelleri ödenmediği hâlde bilirkişilercedavacının arazi bedellerini ödediğine dair iddiası kabul edilerek rapordüzenlendiğine, Hazine arazilerinin bedellerinin ödendiğine dair bir kayıt vebelge bulunmadığına, Belediye tarafından gönderilen belgelerin dikkatealınmadığına, savunma hakkının kısıtlandığına, davacının Hazineye ait olup dabedelini ödemediği yerlerin bedelinin başvurucu tarafından ödenmesinintespitine dair kararın icrasının mümkün olmadığına ve anlaşmazlığıgidermediğine dair şikâyetlerinin özü yargılama sonucunda verilen kararın adilolup olmadığına yönelik olup bu şikâyetler bir bütün olarak adil yargılanmahakkı kapsamında değerlendirilmiştir.
20. Başvurucu; 4562 sayılıKanun’un 3. maddesi kapsamında sanayinin uygun görülen alanlarda yapılanmasınısağlamak, kentleşmeyi yönlendirmek, çevre sorunlarını önlemek, bilgi ve bilişimteknolojilerinden yararlanmak, imalat sanayi türlerinin belirli bir plandâhilinde yerleştirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla sınırları tasdik edilmişarazi parçalarının gerekli alt yapı hizmetleriyle ve ihtiyaca göre tayinedilecek sosyal tesisler ve teknoparklar ile donatılıp planlı bir şekilde vebelirli sistemler dâhilinde sanayi için tahsis edilmesiyle oluşturulan veişletilen, aynı Kanun’un 5. maddesi kapsamında özel hukuk tüzel kişiliğini haizmal ve hizmet üretim bölgesi olarak tanımlanmıştır.
21.Anayasa’nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası ile 30/3/2011tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama UsulleriHakkında Kanun’un 45. maddesinin (1) numaralı fıkrasında, temel hak veözgürlüklerinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunma hakkı tanınmıştır. Ancak anılanKanun’un 46. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde, kamu tüzelkişilerinin bireysel başvuru yapamayacakları belirtilmiştir.
22.Başvurucunun kuruluşu aşamasında yürürlükte bulunan 4562 sayılı Kanun ve ilgiliyönetmeliğe göre OSB, yer seçimi yönetmeliğine göre uygun görülen yerlerde ilözel idaresinin, OSB’nin içinde bulunacağı il, ilçe veya belde belediyesinin;büyükşehirlerde ayrıca büyükşehir belediyesinin, il ve ilçedeki mevcudiyetdurumuna göre sanayi odası, ticaret odası veya ticaret ve sanayi odasının,sanayici dernek veya kooperatiflerinin bir veya daha fazlasının temsilcilerinceimzalı ve valinin olumlu görüşünü içeren kuruluş protokolünün Sanayi ve TicaretBakanlığı tarafından onaylanması ve sicil kaydını müteakip tüzel kişilikkazanmaktadır. Bu durumda OSB’nin kuruluşunda ve organlarının oluşumunda birkısım merkezî ve mahallî idarelerin katılımı söz konusu ise de OSB’ler mutlaksurette kamu gücü ayrıcalıkları ve yetkileriyle donatılmış olmayıp kamu tüzelkişiliğini haiz değildir (AYM, E.2013/49, K.2013/125, 31/10/2013;Uyuşmazlık Mahkemesi E.2014/1089, K.2015/4, 26/1/2015; E.2015/264, K.2015/283,4/5/2015; E.2015/752, K.2015/770, 30/11/2015; E.2015/496, K.2015/566,28/9/2015).
23.4562 sayılı Kanun'un 5. maddesinin birinci fıkrasında, OSB'nin bir özel hukuktüzel kişisi olduğu açıkça kurala bağlanmıştır. Bu bakımdan kamu gücününkullanılmasına ilişkin yetkilerle donatılmış olmayan ve özel hukuk tüzel kişisiolduğu anlaşılan başvurucunun bireysel başvuruda bulunma ehliyeti bakımındanbir eksiklik bulunmadığı anlaşılmıştır.
24.Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
“Bireysel başvuruda, kanun yolunda gözetilmesi gerekenhususlarda inceleme yapılamaz.”
25.6216 sayılı Kanun’un “Bireysel başvurularınkabul edilebilirlik şartları ve incelenmesi” kenar başlıklı 48.maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, …açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabuledilemezliğine karar verebilir.”
26.6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasında açıkça dayanaktanyoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine karar verilebileceğibelirtilmiştir. Anayasa’nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasında ise açıkçadayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanun yolundagözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
27.Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleri önünde dava konusuyapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerin değerlendirilmesi,hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derece mahkemelerinceuyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olup olmaması bireyselbaşvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derece mahkemelerinintespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzda bariz takdirhatası veya açık keyfîlik içermesi ve bu durumunkendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlal etmişolmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular, derecemahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013,§ 26).
28.Başvuru konusu olayda Belediye ile yapılan sözleşmeler kapsamında Hazineye ait taşınmazlarıda kapsayacak şekilde arsa tahsisi yapılması ve bedelinin tamamen ödenmişolmasına rağmen taşınmazların tapusunun devredilmediği iddiasıyla Belediyeninhalefi sıfatıyla başvurucu ve Hazine aleyhine tapu iptali ve tescil davasıaçılmıştır. Mahkemece taşınmazların tapu kaydı, kadastro plan örnekleri, tahsisişlemine ilişkin belgeler, sözleşmeler getirtilip mahallinde keşif yapılarakbilirkişilerden rapor ve ek rapor alınmış, net bir sonuca ulaşılamaması vehesap uzmanı bilirkişinin heyete dâhil edilmesi gerektiğinin bildirilmesiüzerine hesap uzmanı mali müşavir bilirkişi dâhil edilmek suretiyle yenidenoluşturulan bilirkişi heyetinden 14/7/2010 tarihinderapor alınmış, tarafların rapora itirazları üzerine alınan 3/7/2011 ve14/11/2011 tarihli ek raporların ardından 29/11/2011 tarihinde davanın kısmenkabulüne karar verilmiştir. Temyiz üzerine hüküm, Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin9/10/2012 tarihli ilamı ile onanmış, karar düzeltmetalebi ise reddedilerek hükmün 7/2/2013 tarihinde kesinleştiği karara şerhdüşülmüştür.
29.Mahkeme gerekçeli kararında, davacıya tahsis edilen alanda Hazineye aittaşınmazların da bulunduğu, tahsis edilen yerlerin bedelinin davacı tarafçatamamen ödendiği, hesaplamalarda Hazineye ait taşınmaz bedellerinin hariçtutulduğuna dair kayıt bulunmadığı, Hazine arazilerinin bedelini ödemesorumluluğunun Belediyede iken protokol ile başvurucuya devredildiğibelirtilmiş ve toplanan delillerle uyumlu bulunan son bilirkişi raporu ve ekraporların benimsendiği vurgulanmıştır.
30.Mahkemece hükme esas alınan 14/7/2010 tarihlibilirkişi raporunda ise taraflar ve Belediye yazışmaları ile buna ilişkinbelgelerin, sözleşmelerin, hesap tablolarının ve tapu kayıtlarınındeğerlendirildiği, davacı ile Belediye arasında 24/3/2004 tarihinden sonrayapıldığı anlaşılan ek sözleşme ile davacıya yer tahsis edildiği, ek sözleşmededavacıya tahsis edilen ada ve parsellere ilişkin cetvelde dava konusu yerlerinde gösterildiği, taraflar arasındaki yazışmalar irdelendiğinde davacıya tahsisedilen alan içerisinde Hazine arazilerinin de bulunduğu ve bedellerinintamamının ödendiğinin anlaşıldığı belirtilmiştir. Raporun devamında,başvurucunun dilekçesine karşılık olarak 9/3/2009tarihli Belediye yazısı ve eklerinde kooperatiflerin ödemelerine ilişkin belgedekibedelin Hazine arazileri hariç kamulaştırma bedeli olduğu belirtilmiş ise de buyazı çelişkili olup zühul olduğunun düşünüldüğü vurgulanmış, itiraz üzerinealınan ek raporlarda da itirazların ve sunulan belgelerin değerlendirildiği veasıl rapordaki görüşün değişmediği bildirilmiştir.
31.Mahkemenin gerekçesi ve başvurucunun iddiaları incelendiğinde iddiaların özününDerece Mahkemesi tarafından delillerin değerlendirilmesinde ve hukukkurallarının yorumlanmasında isabet bulunmadığına ve esas itibarıyla yargılamanınsonucuna ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.
32.Başvurucu, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğu deliller ve görüşlerhakkında bilgi sahibi olamadığına, kendi delillerini ve iddialarını sunmaolanağı bulamadığına, karşı tarafça sunulan delillere ve iddialara etkili birşekilde itiraz etme fırsatı bulamadığına ya da uyuşmazlığın çözümekavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesi tarafındandinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadığı gibi Mahkemekararlarında bariz takdir hatası veya açık keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
33.Öte yandan dava dilekçesinde tapu iptali ve tescil talebi ile birlikte,Hazineye ait taşınmazların bedellerinin davacı tarafça başvurucuya ödendiğihâlde Hazineye ödenmediğinin anlaşılması durumunda Hazineye ödenecek arazibedelinin tespitiyle başvurucu tarafından Hazineye ödenmesine karar verilmeside istenmiştir. Mahkemece, Hazine adına kayıtlı olantaşınmazların bedeli ödenmeden tapularının iptali yönünde karar verilemeyeceği,yalnızca tespit mahiyetinde karar verilebileceği gerekçesiyle Hazineye yöneliktapu iptali tescil talebinin reddine ancak davacıya tahsis edilen ve hâlâ tamve hisseli olarak davalı Hazine adına kayıtlı olan taşınmazların yüzölçümü vebedeli belirlenerek bu bedelin başvurucu tarafından karşılanması gerektiğinintespitine hükmedilmiştir. Başvurucunun, hükmün bu bölümünün anlaşmazlığıgidermediği ve icrasının mümkün olmadığı yönündeki iddiasının da delillerindeğerlendirilmesinde ve hukuk kurallarının yorumlanmasında isabet olmadığına veesas itibarıyla yargılamanın sonucuna ilişkin olduğu anlaşılmakta olup DereceMahkemesi kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilememiştir.
34.Açıklanan nedenlerle başvurucu tarafından ileri sürülen iddiaların kanun yoluşikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemesi kararlarının bariz takdir hatasıveya açık keyfîlik de içermediği anlaşıldığındanbaşvurunun diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniylekabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
A. Başvurununaçıkça dayanaktan yoksun olmasınedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılamagiderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA,
7/1/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLEkarar verildi.