TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ARAS KARGO YURTİÇİ YURTDIŞI TAŞIMACILIK A.Ş. BAŞVURUSU (3)
(Başvuru Numarası: 2017/6246)
Karar Tarihi: 15/12/2020
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Hasan Tahsin GÖKCAN
Üyeler
:
Burhan ÜSTÜN
Hicabi DURSUN
Muammer TOPAL
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör
:
Tuğba TUNA IŞIK
Başvurucu
:
Aras Kargo Yurtiçi Yurtdışı Taşımacılık A.Ş.
Vekili
:
Av. Vahide GÜZELCAN DERE
I. BAŞVURUNUNKONUSU
1. Başvuru; işe iade talebiyle açılan davada verilen işeiade kararında feshin geçersizliğine ilişkin herhangi bir gerekçeye yerverilmemesi nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURUSÜRECİ
2. Başvuru 28/2/2017 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yöndenyapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlikincelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için AdaletBakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirilmesine gerekgörülmediğini belirtmiştir.
III. OLAY VEOLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyleilgili olaylar özetle şöyledir:
A. Arka PlanBilgisi
8. B.E. 15/12/1998 tarihinden iş akdinin feshedildiği2/3/2015 tarihine kadar başvurucu şirkette Ankara Bölge Müdürü ve Kuzey AnadoluBölge Müdürü olarak çalışmıştır.
9. Başvurucu Şirket, B.E.nin iş akdinin bazı görevtanımlarının değiştirilmesi ve kaldırılması suretiyle gerekli organizasyondeğişiklikleri yapılarak verimliliğin, hizmet kalitesi ve etkinliğin sağlanmasıamacıyla yönetim kurulu kararı ile feshedildiğini açıklamıştır.
B. BaşvuruyaKonu Dava Süreci
10. B.E. tarafından iş akdinin feshinin geçersizliğinintespiti ve işe iade istemiyle başvurucu şirket aleyhine 31/3/2015 tarihindeAnkara 14. İş Mahkemesinde (Mahkeme) dava açılmıştır. Mahkeme B.Enin işverenvekili olması nedeni ile iş güvencesi hükümlerinden yararlanamayacağıgerekçesiyle 9/12/2015 tarihinde davanın reddine karar vermiştir.
11. B.E. tarafından Mahkeme kararının temyiz edilmesiüzerine Yargıtay 22. Hukuk Dairesi (Daire) 14/3/2016 tarihli kararıyla temyizbaşvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının bozulmasına karar vermiştir. Karargerekçesinde, B.E.nin işveren vekili olarak tanımlanabilmesi için işyerininbütününü sevk ve idare yetkisi ile birlikte işçiyi işe alma ve işten çıkarmayetkisinin de olması gerektiği belirtilmiştir. Öncelikle B.E.nin işletmeninbütününde değil belirli bir bölgede görevli olması sebebiyle işletmeninbütününü sevk ve idare yetkisinin olmadığı tespit edilmiştir. Diğer yandanB.E.nin bir kısım işçilere ikale sözleşmesi imzalattırılmasının yönetimkurulunca alınan karar gereği B.E.ye verilen talimat üzerine yaptırıldığı veB.E.nin uzun süredir bölge koordinatörü olmasına rağmen dosya kapsamında işçialıp çıkardığına dair bir belge olmadığının tespit edildiği vurgulanmıştır.Kararda, B.E.nin fesih tarihi itibarı ile işveren vekili yardımcısı olmamasısebebiyle iş güvencesi hükümlerinden yararlanacağının anlaşılması nedeniyledavanın esasına girilerek fesih iddiasının araştırılması gerekirken davanınreddine karar verilmesinin hatalı olduğu ifade edilmiştir.
12. Başvurucu şirket tarafından tanık beyanlarına vedavanın esasına ilişkin Mahkemeye sunulan dilekçede, uyuşmazlığın çözümü içinöncelikle feshin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı hususunun açıklığakavuşturulması gerektiği, sonrasında ise iş güvencesi şartlarının bulunupbulunmadığının irdelenmesi gerektiği belirtilmiştir. Dilekçede, B.E.'nin işakdine koordinatörlük uygulamasının kaldırılması sebebiyle son verildiği,koordinatör olarak görev yapan diğer çalışanlardan bir alt görev olan bölgemüdürlüğü kadrosunda çalışmaya devam edenlerin bulunduğu vurgulanmış, bunedenle başvurucunun işe iade talebinin samimi olmadığı ifade edilmiştir.
13. Dairenin bozma ilamına uyan Mahkeme 19/9/2016 tarihindedavanın kabulüne karar vermiştir. Karar gerekçesi şöyledir:
"Tüm dosya kapsamı birliktedeğerlendirildiğinde; davacı vekili tarafından müvekkilinin iş akdininişverence haklı sebebe dayanılmaksızın feshedildiği ileri sürülerek, feshingeçersizliğine, davacının işe iadesine, işe başlatmama halinde ödenmesi gerekentazminat ile boşta geçen süre ücretinin ve diğer haklarının belirlenmesinintalep olunduğu, davacının, davalı işverende Kuzey Anadolu Bölge Koordinatörüolarak çalıştığı, davacının, işletmenin bütününde değil belirli bir bölgedegörevli olduğu, bu durumda; işletmenin bütününü sevk ve idare yetkisininbulunmadığı, davacının fesih tarihi itibariyle işveren vekili yardımcısıolmadığı ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanma hakkı bulunduğu anlaşılmakla,Yargıtay bozma ilamı doğrultusunda, davacının sübuta eren davasının kabulücihetine gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis olunmuştur."
14. Başvurucu şirket tarafından Mahkeme kararı temyizedilmiştir. Temyiz dilekçesinde, Mahkeme tarafından fesih iddiasınınaraştırılmadığı, dinlenen tanıkların beyanlarına itibar edilmediği, davacınınişe iade talebinin samimi olmadığı, yerleşik içtihatlar doğrultusunda kararverilmediği, davacının iş güvencesi kapsamında olmadığı, işletmenin kararının tutarlıuygulanıp uygulanmadığının araştırılmadığı ve karada somut gerekçe bulunmadığıileri sürülmüştür.
15. Söz konusu karar Dairenin 26/12/2016 tarihli kararıile onanarak kesinleşmiştir.
16. Nihai karar 30/1/2017 tarihinde tebliğ edilmiş,başvurucu 28/2/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İLGİLİHUKUK
17. 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu'nun 18.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Otuz veya daha fazla işçiçalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli işsözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından yada işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebedayanmak zorundadır. (Ek cümle: 10/09/2014-6552 S.K./2. md) Yer altı işlerindeçalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.
Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.
Özellikle aşağıdaki hususlar fesih içingeçerli bir sebep oluşturmaz:
a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleridışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlerekatılmak.
b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.
c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğanhaklarını takip (Ek ibare: 18/02/2009-5838 S.K./32.mad) veya yükümlülükleriniyerine getirmek
için işveren aleyhine idari veya adlimakamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.
d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aileyükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.
e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadınişçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.
f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 incimaddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işegeçici devamsızlık.
İşçinin altı aylık kıdemi, aynıişverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesapedilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde,işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısınagöre belirlenir.
İşletmenin bütününü sevk ve idare edenişveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden veişçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bumadde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrasıuygulanmaz."
18. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin ilgili kısmışöyledir:
" İş sözleşmesi feshedilen işçi,fesih bildiriminde sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli birsebep olmadığı iddiası ile fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren biray içinde işe iade talebiyle, İş Mahkemeleri Kanunu hükümleri uyarıncaarabulucuya başvurmak zorundadır. Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmayavarılamaması hâlinde, son tutanağın düzenlendiği tarihten itibaren, iki haftaiçinde iş mahkemesinde dava açılabilir. Taraflar anlaşırlarsa uyuşmazlık aynısürede iş mahkemesi yerine özel hakeme de götürülebilir. Arabulucuyabaşvurmaksızın doğrudan dava açılması sebebiyle davanın usulden reddi hâlinderet kararı taraflara resen tebliğ edilir. Kesinleşen ret kararının da resentebliğinden itibaren iki hafta içinde arabulucuya başvurulabilir.
Feshin geçerli bir sebebe dayandığınıispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığınıiddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür."
V. İNCELEME VEGEREKÇE
19. Mahkemenin 15/12/2020 tarihinde yapmış olduğutoplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucununİddiaları
20. Başvurucu; Mahkemenin Daire tarafından verilenB.E.nin fesih tarihi itibarıyla iş güvencesi hükümlerinden yararlanacağı vedavanın esasına girilerek fesih iddiasının araştırılması gerektiği yönündekibozma ilamına uyulmasına rağmen fesih iddiasına ilişkin bir gerekçeaçıklamaksızın davanın kabulüne karar vermesi sebebiyle gerekçeli kararhakkının ve diğer anayasal haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
B. Değerlendirme
21. Anayasa’nın 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
''Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
22. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafındanyapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukukitavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013,§ 16). Başvurucunun iddialarının özünün adil yargılanma hakkınıngüvencelerinden biri olan gerekçeli karar hakkına ilişkin olduğu ve bu kapsamdabir inceleme yapılması gerektiği değerlendirilmiştir.
1. KabulEdilebilirlik Yönünden
23. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabuledilemezliğine karar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığıanlaşılan gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabuledilebilir olduğuna karar verilmesi gerekir.
2. EsasYönünden
a. Genelİlkeler
24. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasındaherkesin adil yargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli kararhakkından açıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine"adil yargılanma" ibaresinin eklenmesine ilişkin gerekçede,Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce de güvence altına alınanadil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiği vurgulanmıştır. NitekimAvrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesinin (1) numaralıfıkrasındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli kararhakkının da dâhil olduğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin birçok kararındavurgulanmıştır. Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adilyargılanma hakkının gerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabuledilmesi gerekir (Abdullah Topçu, B. No: 2014/8868, 19/4/2017, § 75).
25. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da “Bütünmahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” denilerekmahkemelere kararlarını gerekçeli yazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nınbütünlüğü ilkesi gereği anılan Anayasa kuralı da gerekçeli karar hakkınındeğerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Abdullah Topçu, § 76).
26. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri [GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014,§§ 31, 34).
27. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ilerisürülen her türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B.No: 2013/5486, 4/12/2013, § 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğugerekçeli karardan anlaşılmalıdır.
28. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunmasıgerektiği, davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açıkve somut bir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkiliolması, başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunmasıhâlinde davayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul birgerekçe ile yanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat ve diğerleri, § 35).
b. İlkelerinOlaya Uygulanması
29. B.E. tarafından iş akdinin feshinin geçersizliğinintespiti ve işe iade istemiyle başvurucu şirket aleyhine açılan davada Mahkeme9/12/2015 tarihli kararıyla B.E.nin işveren vekili olması nedeni ile işgüvencesi hükümlerinden yararlanamayacağı gerekçesiyle davanın reddine kararvermiştir. Söz konusu karar temyiz incelemesi sonucunda B.E.nin iş güvencesihükümlerinden yararlanması gerektiğinin tespit edilmesi üzerine davanın esasınagirilerek fesih iddialarının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
30. Başvurucu şirket tarafından Mahkemeye sunulan dilekçede(bkz. § 12) ve yargılamanın çeşitli aşamalarında B.E.nin iş akdinin alınanişletmesel karar doğrultusunda koordinatörlük uygulamasının kaldırılmasısebebiyle feshedildiği belirtilmiş ve bu nedenle iş akdinin feshinin haklı birnedene dayandığı ileri sürülmüştür.
31. Mahkeme tarafından bozma kararı üzerine yapılanyargılama sonunda, bozma kararına uyulduğu belirtilerek B.E.nin iş güvencesihükümlerinden yararlanması gerektiği ifade edilmiş ve davanın kabulüne kararverilmiştir.
32. Dairenin bozma kararında, B.E.nin iş güvencesihükümlerinden yararlanacağından davanın esasına girilerek fesih iddialarınınaraştırılması gerektiğinin ifade edilmesine rağmen Mahkeme sadece Dairecetespiti yapılan ve bozma kararında belirtilen B.E.nin iş güvencesi hükümlerindenyararlanması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar vermiş ancak davanınesasına ilişkin fesih iddialarını değerlendirmemiş ve feshin geçersiz kabuledilmesine dair gerekçelere yer vermemiştir.
33. Bu durumda başvurucunun iş akdinin ne sebeple, nasılfeshedildiğine ilişkin iddialarına ayrı ve açık bir yanıt verilmesi ve feshingeçerliliği hususunun tartışılması gerekirken Mahkeme tarafından bu hususlartartışılmamış, başvurucu şirket tarafından ileri sürülen iddialarkarşılanmamıştır. Diğer bir ifadeyle iş akdinin feshinin geçerli bir sebebedayanıp dayanmadığı, tarafların iddia ve savunmaları değerlendirilerekgerekçelendirilmemiştir. Bu nedenle yargılama süreci bir bütün olarakdeğerlendirildiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğisonucuna varılmıştır.
34. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki gerekçelikarar hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
C. 6216 SayılıKanun'un 50. Maddesi Yönünden
35. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı AnayasaMahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 50. maddesininilgili kısmı şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda,başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlalkararı verilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyapılması gerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkemekararından kaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yenidenyargılama yapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılamayapılmasında hukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminatahükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir.Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlalkararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünsedosya üzerinden karar verir.”
36. Başvurucu, ihlalin tespiti ve maddi tazminattalebinde bulunmuştur.
37. Anayasa Mahkemesinin Mehmet Doğan ([GK], B.No: 2014/8875, 7/6/2018) kararında ihlal sonucuna varıldığında ihlalin nasılortadan kaldırılacağı hususunda genel ilkeler belirlenmiştir. Anayasa Mahkemesidiğer bir kararında ise bu ilkelerle birlikte ihlal kararının yerinegetirilmemesinin sonuçlarına da değinmiş ve bu durumun ihlalin devamı anlamınageleceği gibi ilgili hakkın ikinci kez ihlal edilmesiyle sonuçlanacağına daişaret etmiştir (Aligül Alkaya ve diğerleri (2), B. No: 2016/12506,7/11/2019).
38. Bireysel başvuru kapsamında bir temel hakkın ihlal edildiğinekarar verildiği takdirde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırıldığından sözedilebilmesi için temel kural mümkün olduğunca eski hâle getirmenin yaniihlalden önceki duruma dönülmesinin sağlanmasıdır. Bunun için ise öncelikleihlalin kaynağı belirlenerek devam eden ihlalin durdurulması, ihlale neden olankarar veya işlemin ve bunların yol açtığı sonuçların ortadan kaldırılması,varsa ihlalin sebep olduğu maddi ve manevi zararların giderilmesi, ayrıca bubağlamda uygun görülen diğer tedbirlerin alınması gerekmektedir (MehmetDoğan, §§ 55, 57).
39. İhlalin mahkeme kararından kaynaklandığı veyamahkemenin ihlali gideremediği durumlarda Anayasa Mahkemesi, 6216 sayılıKanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün79. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) bendi uyarınca ihlalin vesonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararınbir örneğinin ilgili mahkemeye gönderilmesine hükmeder. Anılan yasal düzenleme,usul hukukundaki benzer hukuki kurumlardan farklı olarak ihlali ortadankaldırmak amacıyla yeniden yargılama sonucunu doğuran ve bireysel başvuruyaözgülenen bir giderim yolunu öngörmektedir. Bu nedenle Anayasa Mahkemesitarafından ihlal kararına bağlı olarak yeniden yargılama kararı verildiğinde,usul hukukundaki yargılamanın yenilenmesi kurumundan farklı olarak ilgilimahkemenin yeniden yargılama sebebinin varlığını kabul hususunda herhangi birtakdir yetkisi bulunmamaktadır. Dolayısıyla böyle bir kararın kendisineulaştığı mahkemenin yasal yükümlülüğü, ilgilinin talebini beklemeksizin AnayasaMahkemesinin ihlal kararı nedeniyle yeniden yargılama kararı vererek devam edenihlalin sonuçlarını gidermek üzere gereken işlemleri yerine getirmektir (MehmetDoğan, §§ 58, 59; Aligül Alkaya ve diğerleri (2), §§ 57-59, 66, 67).
40. İncelenen başvuruda, gerekçeli karar hakkının ihlaledildiği sonucuna ulaşılmıştır. Dolayısıyla ihlalin mahkeme kararındankaynaklandığı anlaşılmaktadır.
41. Bu durumda gerekçeli karar hakkının ihlalininsonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasında hukukiyarar bulunmaktadır. Yapılacak yeniden yargılama ise bireysel başvuruya özgüdüzenleme içeren 6216 sayılı Kanun'un 50. maddesinin (2) numaralı fıkrasınagöre ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına yöneliktir. Bu kapsamdayapılması gereken iş yeniden yargılama kararı verilerek Anayasa Mahkemesiniihlal sonucuna ulaştıran nedenleri gideren, ihlal kararında belirtilen ilkelereuygun yeni bir karar verilmesinden ibarettir. Bu sebeple kararın bir örneğininyeniden yargılama yapılmak üzere Ankara 14. İş Mahkemesine gönderilmesine kararverilmesi gerekmektedir.
42. İhlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması içinyeniden yargılamanın yeterli bir giderim sağlayacağı anlaşıldığından tazminat talebininreddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.
43. Dosyalardaki belgeden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucu şirkete ödenmesine,
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkiniddianın KABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkı kapsamındaki gerekçeli karar hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Kararın bir örneğinin gerekçeli karar hakkınınihlalinin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmaküzere Ankara 14. İş Mahkemesine (E.2016/444, K.2016/580) GÖNDERİLMESİNE,
D. Kararın bir örneğinin bilgi için Yargıtay 22. HukukDairesine GÖNDERİLMESİNE,
E. Dosyalardaki belgeden tespit edilen 257,50 TL harç ve3.600 TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 3.857,50 TL yargılama giderininbaşvurucuya ÖDENMESİNE,
F. Ödemenin kararın tebliğini takiben başvurucunun Hazineve Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ay içinde yapılmasına,ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiği tarihten ödeme tarihinekadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin Adalet BakanlığınaGÖNDERİLMESİNE 15/12/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.