TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ARİF ŞİMBİL VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2013/8660)
Karar Tarihi: 4/2/2016
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Erdal TERCAN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Raportör Yrd.
:
İsmail Emrah PERDECİOĞLU
Başvurucular
:
1. Arif ŞİMBİL
2. Hüseyin ŞİMBİL
3. Hasan ŞİMBİL
4. Hatice ŞİMBİL
5. Mustafa ŞİMBİL
6. Ayişe VATANSEVER
7. Nuran ÖZNAZLI
8. Umran BALABAN
9. Fatime KARDELEN
10. Binnaz ŞULAN
11. Nesibe İŞLER
12. Zübeyde KARATAŞ
Vekili
:
Av. Coşkun DOĞRU
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; miras yolu ile intikal eden taşınmazınkamulaştırılması sürecinde tebligatların usulüne uygun yapılmaması,kamulaştırma bedeli olarak idarece herhangi birödemeyapılmaması, buna rağmen açılan kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanantazminat davasının reddedilmesi, yargılama sırasında esasa etki edebilecekönceki yargılama dosyalarının temin edilememesi, ayrıca yargılama sonunda maktuolarak belirlenmesi gereken vekâlet ücreti yerine nispi olarak belirlenenvekâlet ücretine hükmedilmesi nedenleriyle adil yargılanma ve mülkiyethaklarının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 26/11/2013 tarihinde İzmir 10. Asliye Hukuk Mahkemesivasıtasıyla yapılmıştır. Başvuru formu veeklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyonasunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir.
3. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 16/1/2014tarihinde,başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına kararverilmiştir.
4. Bölüm Başkanı tarafından 5/6/2015 tarihinde, başvurunun kabuledilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü 14/8/2015 tarihinde AnayasaMahkemesine sunmuştur.
6. Bakanlık tarafından AnayasaMahkemesine sunulan görüş 26/8/2015 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiştir.Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı beyanlarını 9/9/2015 tarihinde ibrazetmiştir.
7. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nufüs İdaresi Sistemi'nden yapılan sorgulama neticesindebaşvuruculardan Hasan Şimbil'in (T.C. Kimlik No: 50356249554)bireysel başvuru tarihinden önce 24/5/2013'te vefat ettiği tespit edilmiştir.
III. OLAYLAR VE OLGULAR
A. Olaylar
8. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
9. Başvurucu Arif Şimbil 24/12/2010 tarihindeİzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesinde açtığı kamulaştırmasız el atmadankaynaklanan tazminat davasında, kendisine murislerinden intikal eden İzmir iliGaziemir ilçesi Yeşil Mahallesi 233 adada bulunan 70 ve 107 parsel numaralarınakayıtlı iki parselin 1979 yılında toplu konut yapılması amacıyla Arsa OfisiGenel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılıKamulaştırma Kanunu'nun geçici 6. maddesi uyarınca davalı idareye 19/12/2010tarihinde başvurduğunu ancak talebinin reddedildiğini belirterek fazlayailişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalı idare aleyhine tazminatahükmedilmesi talebinde bulunmuştur.
10. Diğer başvurucular 2/5/2011 tarihinde İzmir 9. Asliye HukukMahkemesinde aynı taşınmazlara ilişkin açtıkları kamulaştırmasız el atmadankaynaklanan tazminat davasında taşınmazların kendilerine miras yolu ile intikalettiğini, taşınmazların 1979 yılında toplu konut yapılması amacıyla Arsa OfisiGenel Müdürlüğü tarafından kamulaştırıldığını ancak kamulaştırma bedelinin mirasçılaraödenmediğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalıidare aleyhine tazminata hükmedilmesi talebinde bulunmuşlardır.
11. İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi her iki dava dosyasınınaralarında bulunan bağlantı nedeniyle E.2010/614 sayılı dosyadabirleştirilmesine karar vermiştir.
12. İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesindegörülenyargılamasürecinde dava konusu taşınmazlar ile butaşınmazlara değer açısından emsal olabilecek taşınmazların tapu kayıtları,akit tabloları, imar durumları, emlak beyan değerleri incelenmiş; taşınmazlaradavalı tarafça el atılıp atılmadığının, el atılmış ise tazminat miktarının veel atılan yerlerin emsallerine göre değerinin tespit edilmesi içintaşınmazlarda keşif yapılarak bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişiraporları ile birlikte bunlara ek raporlar aldırılmıştır.
13. Başvurucular 19/4/2011 tarihli dilekçeleri ile dava değerini835.051 TL artırarak 845.051 TL olarak ıslah etmişlerdir.
14. Yargılama sonunda İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/12/2012tarihli ve E.2010/614, K.2012/611 sayılı kararı ile uyuşmazlık konusutaşınmazların İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1983/179, K.1984/740 veİzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1985/364, K.1985/754 sayılı kararları ileArsa Ofisi Genel Müdürlüğü adına tesciline hükmedildiğini, kamulaştırmatebligatlarının usulüne uygun ve yasal olarak yapılmış olduğunu, ayrıca 2942sayılı Kanun'un öngördüğü süre içinde dava açılmadığı gibi uzun yıllar sonrakamulaştırma kararına rağmen tebligat yapılmadığından bahisle dava açmanın22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nda belirtilen hakkınkötüye kullanılması niteliğinde olduğunu ve bu durumun hukuk düzenincekorunmayacağını belirtmiş; davanın reddine hükmetmiştir. Kararın ilgilikısımları şöyledir:
"... Taraflar iddia ve savunmaya ilişkindelillerini bildirmiş, belgelerini ibraz etmiş, celbi gerekli kayıt ve belgelerilgili yerlerden celp edilmiştir. İzmir 8.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1985/364Esas 1985/754 Karar sayılı dosyası istenmiş ise de müzekkeremize verilen cevapitibariyle bulunamadığının bildirildiği anlaşılmıştır.
...
bilirkişi Y.Ö.'den29/08/2012 havale tarihli raporunda; Halk Bankası İzmir Şubesine yazılanmüzekkereye verilen cevapta Mustafa Şimbil, Mümine Şimbil, Ahmet Şimbil adına kayıtlı70 ve 107 parsel ile ilgili yatırılmış ve çekilmiş bir para olmadığınınbildirildiği, ancak Emlak Kredi Bankası İzmir Şubesine paraların yatırıldığınınaçılan tescil davalarında belirtildiği, böylece cevap ile kayıtlar arasındaçelişki oluştuğu, öncelikle oluşan çelişkinin giderilmesi ve bankaya parayatırılıp yatırılmadığının, yatırıldı ise hak sahibi kişiler tarafından bedelintahsil edilip edilmediğinin belirlenmesi gerektiği, 26/11/2012 tarihli raporudosyaya ibraz olunmuş; İzmir, Gaziemir, Yeşil mah.213 ada, 70 parsel yönünden; kamulaştırma evraklarının Ayişe(Ayşe) Vatansever (Şimbil), Fatime(Fatma) Kardelen (Şimbil), Hüseyin Şimbil ve Ahmet Şimbil'e usulüneuygun tebliğ edilmediği, Mehmet Şimbil'in 18/03/1948 tarihinde evlendiği ve 08/08/2011 tarihlimutarlık ilmühaberi ile eki 1986-1989 yıllarına aitemlak beyannamesine göre kardeşi Hasan Şimbil ilebitişik binada fakat farklı numaralı meskende ikamet ettiği, her iki meskenindeHasan Şimbil'e ait olduğu, Mehmet'e yapılantebligatın 28 sokak no:32 adresinde kardeşi Hasan'a yapıldığı, Mehmet Şimbil'in ise 32/A numaralı meskende oturduğu adreslerdekiyakınlık nedeni ile bu kişilerin aynı çatı altında yaşayan kişiler olupolmadığının ve kamulaştırmaevrakının usulüne uygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin takdirinin mahkemeyeait olduğu, tüm hak sahiplerinin kamulaştırma işleminden açılan tescil davasısırasında haberdar olduğu, kamulaştırma bedelinin bankaya yatırıldığı, ancakdavacılar veya murisleri tarafından paranını tahsiledildiğine dair bir belgenin dosyada olmadığı, İzmir , Gaziemir, Yeşil mah., 233 ada 107 parsel yönünden; kamulaştırmaevraklarının, Ayişe (Ayşe) Vatansever (Şimbil), Fatime (Fatma) Kardelen(Şimbil), Hüseyin Şimbil veAhmet Şimbil'e usulüne uygun tebliğ edilmediği,Mehmet Şimbil'in 18/03/1948 tarihinde evlendiği ve08/08/2011 tarihli mutarlık ilmühaberi ile eki1986-1989 yıllarına ait emlak beyannamesine göre kardeşi Hasan Şimbil ile bitişik binada fakat farklı numaralı meskendeikamet ettiği, her iki meskeninde Hasan Şimbil'e aitolduğu, Mehmet'e yapılan tebligatın 28 sokak no:32 adresinde kardeşi Hasan'ayapıldığı, Mehmet Şimbil'in ise 32/A numaralımeskende oturduğu adreslerdeki yakınlık nedeni ile bu kişilerin aynı çatıaltında yaşayan kişiler olup olmadığının ve kamulaştırma evrakının usulüneuygun olarak tebliğ edilip edilmediğinin takdirinin mahkemeye ait olduğu, İzmir8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1985/364 Esas ve 1985/754 Karar sayılı davasında107 parselde ki hissenin Kamulaştırma Kanunun 17.maddesi gereği idare adına tesciliiçin dava açılmış ve davada Ahmet Şimbil adına 7sokak no:20 Gaziemir adresine, Hüseyin Şimbil adına173/1 sokak no:6/6 Basın Sitesi/ İzmir adresinde yukarıda belirtilen dört kişiadına ise 28 sokak Sakarya mah. No:32 Gaziemir/ İZMİRadresine tebligat çıkartıldığı, mahkemece tüm araştırma ve aramalara rağmendava dosyası aslının dosyaya celp edilemediğinden ve karar örneğinden haksahiplerine tebligatın nasıl yapıldığı ve tebligatı kimlerin aldığıanlaşılamadığından tüm hak sahiplerinin kamulaştırma işleminden açılan tescil davası sırasında haberdar olup olmadığı konusunda bir değerlendirmeyapılamayacağı, kamulaştırma bedelinin İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesiningerekçeli kararına göre bankaya yatırıldığı, ancak davacılar veya murisleritarafından paranın tahsil edildiğine dair bir belgenin dosyada olmadığı görüşve kanaatine vardığı anlaşılmıştır.
Bilirkişi raporunun tafsilatlı ve denetimeaçık hazırlamış olması nedeniyle mahkememizce başkaca bilirkişi incelemesicihetine gidilmemiştir.
...
Yapılan yargılama sonucunda; Gaziemir ilçesi,Yeşil mahallesi, Damlacık mevkii, ada 233, parsel 107 de kayıtlı taşınmazınAhmet oğlu Mustafa Şimbil 13/24 pay, Ahmet kızıNebiye Güven 11/24 pay maliki olduklarından Nebiye Güven'in payının davalı ArsaOfisi Genel Müdürlüğüne satıldığı, Ahmet oğlu Mustafa Şimbil'inpayının İzmir 6. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1983/179 Esas 1984/740 Karar sayılıhükmü ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü'ne tescil edildiği, aynı yer 233 ada, 70parselde kayıtlı taşınmazın 1/3 hisse itibariyle Ahmet oğlu Mustafa Şimbil, Hasan kızı Mümine Şimbil,Mustafa oğlu Ahmet Şimbil adına tapuda kayıtlıolduğu, İzmir 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1985/364 Esas 1985/754 Karar sayılıhükmü ile Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü adına tesciline karar verildiği, kamulaştırmatebligatlarının usulüne uygun ve yasal olarak yapılmış olduğu, KamulaştırmaKanunun öngördüğü yasal süresi içinde dava açılmadığı gibi uzun yıllar sonraKamulaştırma Kararına rağmen tebligat yapılmadığından bahisle KamulaştırmasızEl Koyma davasının T.M.K. 2. Maddesinde belirtilen hakkın kötüye kullanılmasıolduğu ve hukuk düzenince korumayacağından davanın reddine ve aşağıda hükümkısmında belirtildiği şekilde karar verileceği kanısına varılmıştır. ..."
15. İlk Derece Mahkemesi aynı kararında ayrıca asıl davayönünden 44.102 TL, birleşen dava yönünden 84.000 TL olmak üzere toplam 128.102TL nispi vekâlet ücretininbaşvuruculardan tahsili iledavalı tarafa ödenmesine karar vermiştir.
16. İlk Derece Mahkemesi kararı, temyiz incelemesi sonucuYargıtay 18. Hukuk Dairesinin 26/3/2013 tarihli ve E.2013/2120, K.2013/4767sayılı ilamı ile onanmıştır.
17. Onama ilamının ardından başvurucuların karar düzeltmetalebinde bulunmaları üzerine karar düzeltme incelemesi devam ederken 24/5/2013tarihli ve 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 2942 sayılı Kanun’un geçici 6.maddesinin yedinci fıkrası değiştirilerek geçici 6. madde uyarınca açılandavalarda nispi vekâlet ücreti yerine maktu vekâlet ücreti uygulanacağı, onuncufıkrasıyla da değişen hükümlerin kesinleşmeyen davalara da uygulanacağı hükümaltına alınmıştır. Söz konusu düzenleme 11/6/2013 tarihli ve 28674 sayılı ResmîGazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir.
18. Başvurucuların karar düzeltme istemi Yargıtay 18. HukukDairesinin 24/9/2013 tarihli ve E.2013/9592, K.2013/12140 sayılı ilamı ilereddedilmiş ve İlk Derece Mahkemesi kararı aynı tarihte kesinleşmiştir.
19. Karar düzeltme talebinin reddine ilişkin ilam başvuruculara30/10/2013 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucular 26/11/2013 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
B. İlgili Hukuk
21. 2942 sayılı Kanun'un, 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ileyapılan değişiklikten önceki geçici 6. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarışöyledir:
"Kamulaştırma işlemleri tamamlanmamış veya kamulaştırması hiçyapılmamış olmasına rağmen 9/10/1956 tarihi ile 4/11/1983 tarihi arasındafiilen kamu hizmetine ayrılan veya kamu yararına ilişkin bir ihtiyaca tahsisedilerek üzerinde tesis yapılan taşınmazlara veya kaynaklara kısmen veyatamamen veyahut irtifak hakkı tesis etmek suretiyle malikin rızası olmaksızınfiili olarak el konulması sebebiyle, malik tarafından ilgili idareden tazminattalebinde bulunulması halinde, öncelikle uzlaşma yoluna gidilmesi esastır.
İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde, uzlaşmazlıktutanağının tanzim edildiği veya ikinci fıkradaki sürenin uzlaşmaya davetolmaksızın sona erdiği tarihten itibaren üç ay içerisinde malik tarafındansadece tazminat davası açılabilir. Dava açılması halinde, fiilen el konulan taşınmazınveyaüzerindetesis edilen irtifak hakkının müracaattarihindeki değeri, ikinci fıkranın birincicümlesindeki esaslara göre mahkemece tespit ve taşınmazın veya hakkın idareadına tesciline veya terkinine ve malike tazminat ödenmesine hükmedilir.Tescile veya terkine ilişkin hüküm kesin olup tarafların hükmedilen tazminatailişkin temyiz hakkısaklıdır."
22. 2942 sayılı Kanun'un, 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ileyapılan değişiklikten sonraki geçici 6. maddesinin altıncı ve yedinci fıkralarıile onuncu fıkrasının ilgili kısımları şöyledir:
"İdare ve malik arasında uzlaşma sağlanamadığı takdirde,uzlaşmazlık tutanağının tanzim edildiği tarihten itibaren üç ay içinde malikveya idare tarafından bedel tespiti davası açılabilir. Dava açılması hâlinde,fiilen el konulan taşınmazın veya üzerinde tesis edilen irtifak hakkının davatarihindeki değeri, ikincifıkranın birincicümlesindeki esaslara göre mahkemece bu Kanunun 15 inci maddesine görebilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle tespit ve taşınmazın veya hakkın idareadına tesciline veya terkinine hükmedilir. Tespit edilen bedel, bu maddeninsekizinci fıkrasına göre idarece ödenir. Tescile veya terkine ilişkin hükümkesin olup tarafların hükmedilen bedele ilişkin temyiz hakkı saklıdır.
Bu madde kapsamında açılan davalarda mahkeme ve icra harçları ile hertürlü vekalet ücretleri bedel tespiti davalarında öngörülen şekilde maktuolarak belirlenir.
...
Bu madde hükümleri karara bağlanmamış veya kararı kesinleşmemiş tümdavalara uygulanır. Kararı kesinleşen davalara ise, bu maddenin yalnızcasekizinci fıkra hükümleri uygulanır.”
23. 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk MuhakemeleriKanunu'nun "Hukukun uygulanması" kenarbaşlıklı 33. maddesi şöyledir:
"Hâkim, Türk hukukunu resen uygular."
24. 6100 sayılı Kanun'un "Yargılamagiderlerinin kapsamı" kenar başlıklı 323. maddesi şöyledir:
"Yargılama giderleri şunlardır:
...
ğ)Vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti.
..."
25. 6100 sayılı Kanun’un "Zamanbakımından uygulama" kenar başlıklı 448. maddesi şöyledir:
“BuKanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhâl uygulanır.”
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 4/2/2016 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
27. Başvurucular; murisleri adına tapuya tescilli taşınmazların1979 yılında kamulaştırıldığını ancak kamulaştırma kararlarının taraflarınatebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedellerinin ödenmediğini, 2942 sayılıKanun'un geçici 6. maddesi gereği taşınmazın bedelinin ödenmesi talebiyle davaaçtıklarını, yargılama sürecinde taşınmazlardan birine ilişkin ve bu taşınmazınidare adına tescili ile sonuçlanan öncekiyargılama sürecine ait dava dosyasının temin edilemediğini, kamulaştırmatebligatlarının usulsüz yapıldığını doğrulayan bilirkişi raporunun varlığınarağmen davanın reddedildiğini ve yargılama sırasında yürürlüğe giren Kanungereği maktu olarak belirlenecek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirkenyargılama sonunda nispi olarak belirlenen vekâlet ücretine hükmedildiğinibelirterek adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiğini ilerisürmüşler; ihlaller nedeniyle oluşan zararların tazminine, taşınmazlarınbedellerinin kendilerine ödenmesine ve yargılama sonunda hükmedilen vekâletücretinin iadesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
B. Değerlendirme
28. Başvurucuların adil yargılanma hakkına yönelikşikâyetlerinin özü, yargılama sürecinde delillerin değerlendirilmesi veyorumlanmasında hata yapılarak yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığınave Kanun'un açık hükmüne rağmen nispi vekâlet ücretine hükmedilerek mahkemeyeerişim haklarının ihlal edildiğine ilişkin olup her iki şikâyetin bu kapsamdaayrı ayrı değerlendirilmesi uygun görülmüştür.
29. Öte yandan başvurucuların mülkiyet hakkının ihlal edildiğiiddiası, temel olarak başvuruya konu Mahkeme kararının sonucuna bağlı olupdelillerin değerlendirilmesi ile ilgili olarak Mahkeme kararının hakkaniyeteuygun olmaması veya bu konuyla ilişkili olarak yargılama sürecinde ve karardabaşvurucuların anayasal haklarının ihlal edildiğinin anlaşılması hâlindeincelenebilecek bir konu olduğundan mülkiyet hakkının ihlali iddiası yönündenayrıca bir değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir.
30. Anayasa Mahkemesince Merkezî Nüfus İdaresi Sistemi üzerindenyapılan incelemede başvuruculardan Hasan Şimbil'inbireysel başvuru tarihinden önce vefat ettiği anlaşıldığından (bkz. § 7) adıgeçen başvurucu yönünden incelemenin ayrılarak yapılması uygun görülmüştür.
1. Kabul EdilebilirlikYönünden
31. AnayasaMahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ilebağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, B. No: 2012/969, 18/9/2013, §16).
a. Başvurucu Hasan Şimbil Yönünden İnceleme
32. Başvurucu vekili; miras yolu ile başvurucuya intikal edentaşınmazların kamulaştırılması sürecinde tebligatların usulüne uygunyapılmadığını, kamulaştırma bedeli olarak idarece herhangi birödemeyapılmadığını, buna rağmen açılan kamulaştırmasız el koymadan kaynaklanantazminat davasının reddedildiğini, yargılama sırasında esasa etki edebilecekönceki yargılama dosyalarının temin edilemediğini, ayrıca yargılama sonundamaktu olarak belirlenmesi gereken vekâlet ücreti yerine nispi olarak belirlenenvekâlet ücretine hükmedildiğini belirterek başvurucunun adil yargılanma vemülkiyet haklarının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
33. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmıştemel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla AnayasaMahkemesine başvurabilir. Başvuruda bulunabilmek için olağan kanun yollarınıntüketilmiş olması şarttır."
34. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un "Bireysel başvuru hakkı" kenar başlıklı 45.maddesinin (1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak veözgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve buna ek Türkiye'nin tarafolduğu protokoller kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlaledildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir."
35. 6216 sayılı Kanun'un "Bireyselbaşvuru hakkına sahip olanlar" kenar başlıklı 46. maddesinin(1) numaralı fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuru ancak ihlale yol açtığı ileri sürülen işlem,eylem ya da ihmal nedeniyle güncel ve kişisel bir hakkı doğrudan etkilenenlertarafından yapılabilir."
36. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü ve 6216 sayılı Kanun'un45. maddesinin (1) numaralı fıkraları uyarınca Anayasa'da güvence altınaalınmış temel hak ve özgürlüklerinden Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi(Sözleşme) ve buna ek Türkiye'nin taraf olduğu protokoller kapsamındakiherhangi birinin kamu gücü tarafından ihlal edildiğini iddia eden herkeseAnayasa Mahkemesine bireysel başvuru yapma hakkı tanınmıştır. Dolayısıylamedeni haklara sahip gerçek ve tüzel kişiler bireysel başvuru yönünden davaehliyetine sahiptir (Büğdüz Köyü Muhtarlığı, B. No: 2012/22,25/12/2012, § 24).
37. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), Sözleşme'nin 34.maddesinde yer alan "mağdur"kelimesi ile ihtilaf konusu eylem ya da ihmalden doğrudan etkilenen kişininkast edildiğini belirtmiş (Brumarescu/Romanya [BD], B. No: 28342/95,28/10/1999, § 50); hakkı ihlal edilen kişinin bireysel başvuru yapmadan önceölmesi durumunda mağdurluk durumunun ortadan kalkması nedeniyle hukuken birbaşkasının ölen kişi adına bireysel başvuruda bulunamayacağına karar vermiştir(Davut Kaya, ZöhrePolat/Türkiye, B. No: 2794/05, 40345/05, 21/10/2008).
38. 4721 sayılı Kanun'un "I.Doğum ve ölüm" kenar başlıklı 28. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Kişilik, çocuğun sağ olarak tamamıyladoğduğu anda başlar ve ölümle sona erer."
39. 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "b. Ölüm, ehliyetsizlik ve diğer durumlar" kenarbaşlıklı 43. maddesi şöyledir:
"Hukuki işlemden doğan temsil yetkisi, aksi taraflarcakararlaştırılmadıkça veya işin özelliğinden anlaşılmadıkça, temsil olunanınveya temsilcinin ölümü, gaipliğine karar verilmesi, fiil ehliyetini kaybetmesiveya iflas etmesi durumlarında sona erer.
Bu hüküm, bir tüzel kişiliğin sona ermesi durumunda da uygulanır.
Tarafların karşılıklı kişisel hakları saklıdır."
40. 6098 sayılı Kanun'un "2.Ölüm, ehliyetin kaybedilmesi ve iflas" kenar başlıklı 513.maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi şöyledir:
"Sözleşmeden veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça sözleşme,vekilin veya vekâlet verenin ölümü, ehliyetini kaybetmesi ya da iflası ilekendiliğinden sona ermiş olur."
41. 4721 sayılı Kanun'un 28. maddesine göre gerçek kişilerhakkında sağ doğmakla başlayan kişilik ölümle sona ermekte olup ölüm ilekişiliği sona erenler için artık hak ve fiil ehliyetine sahip olduklarından sözetmeye olanak bulunmamaktadır. 6098 sayılı Kanun'un anılan hükümlerindenanlaşıldığı üzere ise hukuki işlemden doğan vekâlet veren ile vekil arasındatemsil yetkisine dair sözleşme,aksikararlaştırılmadıkça veya işin niteliğinden aksi anlaşılmadıkça taraflarınınbirinin ölümü, ehliyetini kaybetmesi veya iflası ile hiçbir işleme gerekkalmaksızın kendiliğinden son bulacaktır (Abdurrehman URAY, B. No: 2013/6140, 5/11/2014, § 28).
42. 6216 sayılı Kanun'un "Başvuruhakkının kötüye kullanılması" kenar başlıklı 51. maddesişöyledir:
"Bireyselbaşvuru hakkını açıkça kötüye kullandığı tespit edilen başvurucular aleyhine,yargılama giderlerinin dışında, ayrıca ikibin TürkLirasından fazla olmamak üzere disiplin para cezasına hükmedilebilir."
43. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün(İçtüzük) “Başvuru hakkının kötüyekullanılması” kenar başlıklı 83. maddesi şöyledir:
“Başvurucunun istismar edici, yanıltıcı ve benzeri niteliktekidavranışlarıyla bireysel başvuru hakkını açıkça kötüye kullandığının tespitedilmesi hâlinde başvuru reddedilir ve yargılama giderleri dışında, ilgilinin ikibin Türk Lirasından fazla olmamak üzere disiplin paracezasıyla cezalandırılmasına karar verilir.”
44. İlgili düzenlemeler vasıtasıyla genel hukuk teorisinde birkamu düzeni kuralı olarak ele alınan ve genel olarak bir hakkın açıkçaöngörüldüğü amaç dışında ve başkalarını zarara sokacak şekilde kullanılmasınınhukuk düzenince himaye edilmeyeceğini ifade eden hakkın kötüye kullanılmasının,bireysel başvuru alanında özel olarak ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamdabireysel başvuru usulünün amacına açıkça aykırı olan ve Mahkemenin başvuruyugereği gibi değerlendirmesini engelleyen davranışların başvuru hakkının kötüyekullanılması olarak değerlendirilmesi mümkündür (Mehmet Güven Ulusoy, [GK], B. No: 2013/1013, 2/7/2015, § 31;S.Ö., B. No: 2013/7087,18/9/2014, § 28).
45. Bu kapsamda özellikle mahkemeyi yanıltmak amacıyla gerçekolmayan maddi vakıalara dayanılması veya bu nitelikte bilgi ve belge sunulması,başvurunun değerlendirilmesi noktasında esaslı olan bir unsur hakkında bilgiverilmemesi, başvurunun değerlendirilmesi sürecinde vuku bulan ve söz konusudeğerlendirmeyi etkileyecek nitelikte yeni ve önemli gelişmeler hakkındamahkemenin bilgilendirilmemesi suretiyle başvuru hakkında doğru bir kanaatoluşturulmasının engellenmesi, medeni ve meşru eleştiri sınırları saklı kalmakkaydıyla bireysel başvuru amacıyla bağdaşmayacak surette hakaret, tehdit veyatahrik edici bir üslup kullanılması ile söz konusu başvuru yolu kapsamındaihlalin tespiti ile ihlal ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına ilişkin amaçlabağdaşmayacak surette içeriksiz bir başvuruda bulunulması durumunda başvuruhakkının kötüye kullanıldığı kabul edilebilecektir (Mehmet Güven Ulusoy, § 32; S.Ö.,§ 29).
46. Başvuru konusu olayda İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesindeaçılan davanın karar düzeltme incelemesi sırasında 24/5/2013 tarihindebaşvurucu vefat etmiş, daha sonra Yargıtay 18. Hukuk Dairesinin karar düzeltmeisteminin reddine ilişkin 24/9/2013 tarihli ilamın başvurucu vekilinetebliğinin ardından vekil tarafından anılan yargılama sonucunda başvurucununadil yargılanma ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla bireysel başvuruyapılmış, başvuru formunda başvurucunun öldüğü konusunda bir bilgiye yerverilmemiştir.
47. Kamu gücü tarafından hakkı ihlal edilen kişinin bireyselbaşvuru yapmadan önce ölmesi durumunda ölen kişi adına bir başkası tarafındanbireysel başvuru yapma imkânı bulunmamaktadır (Abdurrehman URAY, § 30).
48. Açıklanan nedenlerle başvuru tarihinden önce vefat etmişbaşvurucu adına vekâlet ilişkisi sona ermiş olan avukat tarafından yapılanbireysel başvurunun başvuru hakkının kötüyekullanımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerekir.
49. Bu durumda Avukat Coşkun Doğru aleyhine, Anayasa Mahkemesiniyanıltıcı nitelikte başvuru yapması nedeniyle 6216 sayılı Kanun'un 51. maddesive İçtüzük’ün 83. maddesi uyarınca takdiren 2.000 TL disiplin para cezasına hükmedilmesigerekir.
b. Diğer Başvurucular Yönünden İnceleme
i. Yargılamanın Sonucu İtibarıyla Adil Olmadığınaİlişkin İddia
50. Başvurucular; murisleri adına tapuya tescilli taşınmazların1979 yılında kamulaştırıldığını ancak kamulaştırma kararlarının taraflarınatebliğ edilmediğini ve kamulaştırma bedellerinin ödenmediğini, 2942 sayılıKanun'un geçici 6. maddesi gereği taşınmazın bedelinin ödenmesi talebiyle davaaçtıklarını, yargılama sürecinde taşınmazlardan birine ilişkin ve bu taşınmazınidare adına tescili ile sonuçlanan öncekiyargılama sürecine ait dava dosyasının temin edilemediğini, kamulaştırmatebligatlarının usulsüz yapıldığını doğrulayan bilirkişi raporunun varlığınarağmen davanın reddedildiğini belirterek adil yargılanma haklarının ihlaledildiğini ileri sürmüşlerdir.
51. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrası şöyledir:
"Bireysel başvuruda, kanun yolundagözetilmesi gereken hususlarda inceleme yapılamaz."
52. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasışöyledir:
"Mahkeme, .... açıkça dayanaktan yoksunbaşvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir."
53. 6216 sayılı Kanun'un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaaçıkça dayanaktan yoksun başvuruların Mahkemece kabul edilemezliğine kararverilebileceği belirtilmiştir. Anayasa'nın 148. maddesinin dördüncü fıkrasındaise açıkça dayanaktan yoksun başvurular kapsamında değerlendirilen kanunyolunda gözetilmesi gereken hususlara ilişkin şikâyetlerin bireysel başvurudaincelenemeyeceği kurala bağlanmıştır.
54. Anılan kurallar uyarınca ilke olarak derece mahkemeleriönünde dava konusu yapılmış maddi olay ve olguların kanıtlanması, delillerindeğerlendirilmesi, hukuk kurallarının yorumlanması ve uygulanması ile derecemahkemelerince uyuşmazlıkla ilgili varılan sonucun esas yönünden adil olupolmaması bireysel başvuru incelemesine konu olamaz. Bunun tek istisnası, derecemahkemelerinin tespit ve sonuçlarının adaleti ve sağduyuyu hiçe sayan tarzdabariz takdir hatası veya açık keyfîlik içermesi ve budurumun kendiliğinden bireysel başvuru kapsamındaki hak ve özgürlükleri ihlaletmiş olmasıdır. Bu çerçevede kanun yolu şikâyeti niteliğindeki başvurular,derece mahkemesi kararları bariz takdir hatası veya açık keyfîlikiçermedikçe Anayasa Mahkemesince incelenemez (NecatiGündüz ve Recep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 26).
55. AİHM, delillerin kabul edilebilirliği ve değerlendirilmesineilişkin şikâyetleri adil yargılanma hakkı kapsamında “hakkaniyete uygunyargılanma (fair hearing)hakkı” çerçevesinde incelenmektedir. AİHM’e göre“delillerin kabul edilebilirliği”, öncelikle iç hukukun düzenleme alanına girerve “delillerin değerlendirmesi” kural olarak ulusal mahkemelerin görevidir.Bireysel başvuru kapsamında AİHM'in görevi-delillerin elde edilme yöntemi de dâhil-yargılamanın bir bütün olarak adilolup olmadığını saptamaktır (Seyla Süvari veLeyla Kalyoncu, B. No: 2013/6313, 5/11/2015, § 38).
56. Delillerin kabul edilebilirliği veya değerlendirilmesi gibikonular öncelikle derece mahkemelerinin görevi olup bu konuya ilişkin takdiryetkisi ilgili mahkemelere aittir. Derece mahkemelerince olguların veya hukukundeğerlendirilmesindeki farklılıklar, Anayasa ve Sözleşme tarafından güvencealtına alınan haklar ve özgürlükler ihlal edilmediği sürece bireysel başvurukapsamında inceleme konusu yapılamaz (Seyla Süvari ve Leyla Kalyoncu, § 39).
57. Yargılama makamları yargılamanın taraflarınca ileri sürüleniddiaları ve gösterdikleri delilleri gereği gibi incelemek zorundadır. Bununlabirlikte belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme vegösterilmek istenen delilin davayla ilgili olup olmadığına karar verme yetkisiesasen derece mahkemelerine aittir. Mevcut yargılamada geçerli olan delil sunmave inceleme yöntemlerinin adil yargılanma hakkına uygun olup olmadığınıdenetlemek Anayasa Mahkemesinin görevi kapsamında olmayıp Mahkemenin görevibaşvuru konusu yargılamanın bütünlüğü içinde adil olup olmadığınıdeğerlendirmektir. Genel anlamda hakkaniyete uygun bir yargılamanınyürütülebilmesi için silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkeleriışığında taraflara iddialarını sunmak hususunda uygun olanakların sağlanmasışarttır. Taraflara tanık delili de dâhil olmak üzere delillerini sunma veinceletme noktasında da uygun imkânların tanınması gerekir. Bu anlamdadelillere ilişkin dengesizlik veya hakkaniyetsizlik iddialarının dayargılamanın bütünü ışığında değerlendirilmesi gerekir (Muhittin Kaya ve Muhittin Kaya İnşaat TaahhütMadencilik Gıda Turizm Pazarlama Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti, B. No:2013/1213, 4/12/2013, § 27).
58. Başvuru konusu olayda başvurucuların murisleri adına tapuyatescilli taşınmazları 1979 yılında kamulaştırılmasına rağmen kamulaştırmakararlarının taraflarına tebliğ edilmediği ve kamulaştırma bedellerininödenmediği iddiasıyla 2010 ve 2011 yıllarında açılan ve birleştirilerek görülendavalarda İlk Derece Mahkemesi, yargılama sürecinde söz konusu taşınmazlar ileonlara emsal olabilecek nitelikteki benzer taşınmazların tapu kayıtlarını, akittablolarını, imar durumlarını, emlak beyan değerlerini incelemiş; taşınmazlarüzerindeki el atma durumunun belirlenmesi, taşınmazlara el atılmış ise elatılan yerlerin emsaller dikkate alınarak değerlerinin tespit edilebilmesi içinkeşif yapmış, keşfin ardından bilirkişi raporu aldırmış, yine yargılama dosyasıüzerinden de bilirkişi incelemesi yaptırmıştır.
59. Bu kapsamda İlk Derece Mahkemesince ayrıntılı ve denetimeaçık olarak hazırlandığı kabul edilen bilirkişi raporunda, taşınmazlardan 70parselde kayıtlı olan yönünden tüm hak sahiplerinin daha önce açılan tescildavasında kamulaştırma işleminden haberdar olduklarının ve kamulaştırma bedelininbankaya yatırıldığının, 107 parselde kayıtlı olan yönünden her ne kadar sözkonusu taşınmazın kamu idaresi adına tesciline ilişkin İzmir 8. Asliye HukukMahkemesinin E.1985/364, K.1985/754 sayılı dosyasına ulaşılamamış olsa dabulunamayan dava dosyasının mevcut olan gerekçeli kararından görüldüğü üzerekamulaştırma bedellerinin bankaya yatırıldığının tespit edildiği anlaşılmıştır(bkz. § 14).
60. Yapılan yargılama sonunda ise İzmir 9. Asliye HukukMahkemesi 24/12/2012 tarihli kararı ile davanın reddine hükmetmiştir. İlkDerece Mahkemesinin davanın reddine yönelik kararında uyuşmazlık konusu 107parselde kayıtlı taşınmazın başvurucuların murislerine düşen kısmının İzmir 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1983/179, K.1984/740 sayılı dosyasında görülenyargılamada uyuşmazlık konusu 70 parselde kayıtlı diğer taşınmazın İzmir 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin E.1985/364, K.1985/754 sayılı dosyasında görülenyargılamada kamu adına tescil edildiği, kamulaştırma tebligatlarının usulüneuygun olduğu ve kanuni süreleri içinde yapıldığı, 2942 sayılı Kanun'daöngörülen yasal süre içinde dava açılmadığı gibi kamulaştırma işleminden uzunyıllar sonra tebligat yapılmadığından bahisle kamulaştırmasız el atma davasıaçılmasının 4721 sayılı Kanun'da belirtilen hakkın kötüye kullanılmasımahiyetinde olduğu gerekçelerine dayandığı ve kararın Yargıtay denetiminden degeçerek kesinleştiği anlaşılmıştır.
61. Bu durumda dava konusu taşınmazların 1979 yılındakamulaştırıldığı, bedellerinin taşımaz malikleri adına bankaya bloke edildiği,1984 ve 1985 yıllarında Mahkeme kararlarıyla Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü adınatescil edildiği hususları başvurucular veya murislerinin aradan uzun yıllargeçmesine rağmen bu konuda talepte bulunmamaları gerçeği ile birliktedeğerlendirildiğinde yargılamanın hakkaniyete uygun olmadığının söylenemeyeceğisonucuna ulaşılmıştır.
62. Öte yandan başvurucuların adil yargılanma hakkı kapsamındayer alan şikâyetlerinden biri olan İzmir 8. Asliye Hukuk MahkemesininE.1985/364, K.1985/754 sayılı dava dosyasının temin edilememesi durumunungerekçeli karadan anlaşıldığı üzere yargılamayı yapan İzmir 9. Asliye HukukMahkemesince de dikkate alındığı (bkz. § 14) ancak bu durumun davanın esasıüzerinde etkili görülmediği, davanın farklı gerekçeler üzerinden hükmebağlandığı anlaşılmıştır. Bununla birlikte başvurucular da söz konusu davadosyasının bulunamamasının davanın esası üzerinde ne gibi etki yarattığına yada yaratacağına yönelik Anayasa Mahkemesine herhangi bir açıklamadabulunmamışlardır.
63. Başvurucular, yargılama sürecinde karşı tarafın sunduğudeliller ve görüşler hakkında bilgi sahibi olamadıklarına, kendi delillerini veiddialarını sunma olanağı bulamadıklarına, karşı tarafça sunulan delillere veiddialara etkili bir şekilde itiraz etme fırsatı bulamadıklarına ya dauyuşmazlığın çözüme kavuşturulmasıyla ilgili iddialarının Derece Mahkemesitarafından dinlenmediğine ilişkin bir bilgi ya da kanıt sunmadıkları gibiMahkemenin kararında bariz takdir hatası veya açık keyfîlikoluşturan herhangi bir durum da tespit edilmemiştir.
64. Açıklanan nedenlerle başvurucular tarafından ileri sürüleniddiaların kanun yolu şikâyeti niteliğinde olduğu, Derece Mahkemelerikararlarının bariz takdir hatası veya açık keyfilik de içermediğianlaşıldığından başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşullarıyönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
b. Mahkemeye Erişim Hakkının İhlali İddiası
65. Başvurucuların, yargılama devam ederken yapılan kanundeğişikliğine rağmen aleyhlerine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesi nedeniylemahkemeye erişim haklarının ihlal edildiği şikâyetleri açıkça dayanaktan yoksunolmadığı gibi bu şikâyet için diğer kabul edilemezlik nedenlerinden herhangibiri de bulunmamaktadır. Bu nedenle başvurunun bu bölümüne ilişkin olarak kabuledilebilirlik kararı verilmesi gerekir.
2. Esas Yönünden
66. Başvurucular, 6487 sayılı Kanun'la değiştirilen 2942 sayılıKanun’un açık hükmüne rağmen nisbi vekâlet ücretiödemesine hükmedilmesi nedeniyle Anayasa'nın 36. maddesinin ihlal edildiğiniiddia etmişlerdir.
67. Bakanlık görüş yazısında AİHM'inkonuyla ilgili içtihatlarına atıfta bulunmakla birlikte başvurucuların, sözkonusu kanun değişikliği yürürlüğe girdikten sonra değişikliğin açtıklarıdavaya uygulanması yönünde yargılama makamlarına ek bir dilekçe sunmadıklarınıbelirtilmiştir.
68. Başvurucular Bakanlık görüşüne karşı beyanlarında bir usulhükmü olan yargılama giderlerine ilişkin olarak talepten sonra başka birdilekçe ile talepte bulunma imkânı bulunmadığını, ayrıca Yargıtay 18. HukukDairesinin benzer davalarda talep olmamasına rağmen 2942 sayılı Kanun’un geçici6. maddesini resen uyguladığını belirtmişlerdir.
69. Anayasa'nın "Hakarama hürriyeti" kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes, meşru vasıta ve yollardanfaydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia vesavunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir."
70. Sözleşme'nin "Adilyargılanma hakkı" kenar başlıklı 6. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes davasının, medeni hak veyükümlülükleriyle ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilensuçlamaların esası konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş, bağımsız vetarafsız bir mahkeme tarafından, kamuya açık olarak ve makul bir süre içindegörülmesini isteme hakkına sahiptir."
71. Sözleşme metni ile AİHM kararlarından ortaya çıkan ve adilyargılanma hakkının somut görünümleri olan alt ilke ve haklar, Anayasa'nın 36.maddesinde yer verilen adil yargılanma hakkının da unsurlarıdır. AnayasaMahkemesi de Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararındailgili hükmü Sözleşme'nin 6. maddesi ve AİHM içtihadı ışığında yorumlamaksuretiyle gerek Sözleşme'nin lafzi içeriğinde yer alan gerek AİHM içtihadıylaadil yargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen ilke ve haklara, Anayasa'nın36. maddesi kapsamında yer vermektedir (GüherErgun ve diğerleri, B. No: 2012/13, 2/7/2013, § 38).
72. Vekâlet ücreti davayı vekille takip eden ve davası kabuledilen lehine hükmedilen bir ücrettir.Davaaşamasında kimin lehine ya da aleyhine olacağı önceden belli olmayan bu ücretyükümlülüğü bir usul kuralı olup mahkemeye erişim hakkı ile ilişkilidir. (Serkan Acar, B. No: 2013/1613, 2/10/2013,§ 38).
73. Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önünetaşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasınıisteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyenveya mahkeme kararını anlamsız hâle getiren, bir başka ifadeyle mahkemekararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkınıihlal edebilir (Özkan Şen, B. No:2012/791, 7/11/2013, § 52). Mahkemeye erişim hakkı, kural olarak mutlak bir hakolmayıp sınırlandırılabilen bir haktır. Bununla birlikte getirileceksınırlandırmaların kanuni olması, meşru bir amaç izlemesi ve ölçülü olması yanibaşvurucu üzerinde ağır bir yük oluşturmaması gerekir (Serkan Acar, § 38).
74. Vekâlet ücreti bir yargılama gideri olup kural olarak bu türgiderler mahkemeye erişim hakkına müdahale teşkil eder. Ancak gereksizbaşvuruların önlenerek dava sayısının azaltılması ve böylece mahkemeleringereksiz yere meşgul edilmeksizin uyuşmazlıkları makul sürede bitirebilmesiamacıyla başvuruculara kanuna uygun olarak belli yükümlülükler öngörülebilir.Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisiiçindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hâle getirmedikçe ya daaşırı derecede zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez(Serkan Acar, § 39).
75. Somut olayda 18/6/2010 tarihli ve 5999 sayılı Kanun'ladeğişik 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesine dayanarak kamulaştırmasız elatma nedeniyle tazminat davası açan başvurucuların davası reddedilmiş veyargılamayı gören İzmir 9. Asliye Hukuk Mahkemesi 24/12/2012 tarihli kararıylaasıl dava yönünden 44.102 TL; birleşen dava yönünden 84.000 TL vekâletücretinin tahsili ile davalı tarafa ödenmesine hükmetmiştir. Anılan kararYargıtay 18. Hukuk Dairesinin 26/3/2013 tarihli ilamıyla onanmış, yargılamadosyası üzerinde karar düzeltme incelemesi devam ederken 24/5/2013 tarihindekabul edilen 6487 sayılı Kanun'un 21. maddesi ile 2942 sayılı Kanun’un geçici6. maddesinin yedinci fıkrası değiştirilerek nispi vekâlet ücreti yerine maktuvekâlet ücreti uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Bahsedilen düzenleme11/6/2013 tarihli ve 28674 sayılı Resmî Gazete'deyayımlanarak yürürlüğe girmiştir.AncakYargıtay 18. Hukuk Dairesi 24/9/2013 tarihli ilamında karar düzeltme talebinireddetmiş ve vekâlet ücretine ilişkin bir düzeltme yapmamıştır.
76. 6100 sayılı Kanun'un 323. maddesine göre (bkz. § 24) vekâletücreti de yargılama giderleri kapsamında bulunmaktadır. Aynı Kanun’un 448.maddesine göre (bkz. § 25) ise Kanun'un hükümlerinin tamamlanmamış işlerietkilememek kaydıyla derhâl uygulanması gerekir.Buhüküm, usul kurallarının yargılamanın her aşamasında hâkim tarafından resendikkate alınması ve derhâl uygulanması gerektiği yönündeki ilkeninkarşılığıdır. 2942 sayılı Kanun’un geçici 6. maddesinin yedinci fıkrası ilegetirilen düzenleme de bir yargılama gideri olduğu açık olan vekâlet ücretineilişkin olup bir usul hükmü olduğu ve derhâl niteliğini haiz olduğu, ayrıcabahsedilen geçici 6. maddenin 10. fıkrasında, yapılan değişikliklerin henüz kesinleşmeyendavalara da uygulanacağı hükmünün yer aldığı ve bu nedenle mahkemelerce derhâlve resen uygulanması gerektiği açıktır (Seyla Süvari ve Leyla Kalyoncu, B. No:2013/6313, 5/11/2015,§ 57).
77. 6100 sayılı Kanun’un 33. maddesinde ifade edildiği gibihukuku uygulamak hâkimin görevi olduğundan usul hükümlerinin taleple bağlıolmaksızın hâkim tarafından resen dikkate alınması gerektiği açıktır. NitekimYargıtay 9. Hukuk Dairesi 6/4/2010 tarihli ve E.2010/12803, K.2010/9690 sayılıkararında bu durumu şu şekilde açıklamıştır: “HukukMuhakemeleri Kanunu'nun 423. maddesinin 6. bendinde açıkça belirtildiği gibi,vekâlet ücreti bir yargılama gideridir. Bu nedenle 29.05.1997 gün ve 4/6 sayılıİçtihadı Birleştirme Kararında yazılı olduğu şekilde, yargılama giderlerindenolan avukatlık parası, diğer yargılama giderlerinde olduğu gibi mahkemecekendiliğinden hükme bağlanır…” (Seyla Süvari ve LeylaKalyoncu, § 58).
78. Usul kurallarının derhâl uygulanması, hakların himayesibakımından daha iyi usuller öngördüğü kabul edilmesi gereken yeni usulhükümlerinin, devam etmekte olan davalar bakımından da hemen uygulanmayabaşlanması düşüncesine dayanır (Seyla Süvari veLeyla Kalyoncu, § 59).
79. Nitekim Yargıtay 18. Hukuk Dairesi de Kanun'un yürürlüğegirdiği tarihin hemen akabinde farklı kararlar verse de kısa süre sonraiçtihadında değişiklik yaparak sonraki kararlarında ilk derece mahkemelerininnispi vekâlet ücretine ilişkin kararlarını maktuya dönüştürerek önündekidavaları düzelterek onamış veya esasla birlikte yargılama giderlerine aithükümleri de bozarak karar vermeye başlamıştır. Örneğin Yargıtay 18. HukukDairesi 26/9/2013 tarihli ve E.2013/10227, K.2013/15845 sayılı kararında ilkderece mahkemesinin esasa ilişkin hükmünü onarken yargılama giderlerine ilişkinnispi olarak hükmedilen vekâlet ücretini 1.200 TL olarak düzelterek kararıonamıştır.
80. Bakanlığın cevap yazısında başvurucuların vekâlet ücretininmaktuya çevrilmesi için ek dilekçe vermediği ifade edilse de usul kuralı olanyargılama giderlerine ilişkin hükmün yargılamanın her safhasında resen dikkatealınarak derhâl uygulanması gerekliliği ve 2942 sayılı Kanun’un değişen geçici6. maddesinin 10. fıkrasında yapılan değişikliklerin henüz kesinleşmeyendavalara da uygulanacağı yönündeki açık hüküm dikkate alındığında başvurucularayüklenecek bir sorumluluğun bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
81. Yukarıda yer verilen tespitler uyarınca başvurucularındavalı idareye nispi vekâlet ücreti ödemesine ilişkin mahkeme hükmünün ilgilikararın karar düzeltme talebi aşamasında yürürlüğe giren açık usul hükmü ve buhükmün kesinleşmeyen davalara da uygulanacağına dair açık hüküm ile bu konudakiaçık içtihatlara rağmen maktuya çevrilmediği, bu durumda vekâlet ücretineilişkin Mahkeme hükmünün kanuni dayanağının bulunmadığı Anayasa'nın 36.maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim haklarının ihlal edildiğisonucuna ulaşılmıştır.
82. Açıklanan nedenlerle başvurucuların adil yargılanmahaklarının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir.
3. 6216 Sayılı Kanun'un50. Maddesi Yönünden
83. 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralıfıkraları şöyledir:
“(1) Esas inceleme sonunda, başvurucununhakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verilir. İhlal kararıverilmesi hâlinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılmasıgerekenlere hükmedilir…
(2) Tespit edilen ihlal bir mahkeme kararındankaynaklanmışsa, ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılamayapmak üzere dosya ilgili mahkemeye gönderilir. Yeniden yargılama yapılmasındahukuki yarar bulunmayan hâllerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veyagenel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılamayapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığıihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden kararverir.”
84. Başvurucular; haklarının ihlal edilmesi nedeniylezararlarının tazminine, bireysel başvuruya konu yargılama sürecinde belirlenentaşınmaz bedellerinin kendilerine ödenmesine, aleyhlerine hükmedilen vekâletücretlerinin iadesine karar verilmesi taleplerinde bulunmuşlardır.
85. Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlalin sonuçlarınınortadan kaldırılması bakımından yeniden yargılama yapılmasında hukuki yararbulunmadığından salt ihlalin tespitiyle giderilemeyecek olan zararlarıkarşılığında başvuruculardan Arif Şimbil'e net 42.000TL; başvurucular Hüseyin Şimbil, Hatice Şimbil, Mustafa Şimbil, Ayişe Vatansever, FatimeKardelen, Nuran Öznazlı, UmranBalaban, Binnaz Şulan, Nesibe İşler ve ZübeydeKarataş'a ayrı ayrı net 7.000 TL manevi tazminat ödenmesine karar verilmesigerekir.
86. Başvurucular tarafından maddi tazminat talebinde bulunulmuşolmakla beraber başvurunun vekâlet ücretine ilişkin mahkemeye erişim hakkıdışındaki şikâyetleri kabul edilemez bulunduğundan ve tespit edilen ihlal ileiddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşıldığından,başvurucuların maddi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerekir.
87. Dosyadaki belgelerden tespit edilen 198,35 TL harç ve 1.800TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 1.998,35 TL yargılama giderininbaşvurucular Arif Şimbil, Hüseyin Şimbil,Hatice Şimbil, Mustafa Şimbil,Ayişe Vatansever, FatimeKardelen, Nuran Öznazlı, UmranBalaban, Binnaz Şulan, Nesibe İşler ve ZübeydeKarataş'a müşterek olarak ödenmesine karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Başvurucu Hasan Şimbil yönünden yapılan başvurunun başvuru hakkının kötüye kullanılmasınedeniyle REDDİNE,
2. Yargılamanın sonucu itibarıyla adil olmadığına ilişkiniddianın açıkça dayanktanyoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianınKABUL EDİLEBİLİR OLDUĞUNA,
B. Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan adilyargılanma hakkının İHLAL EDİLDİĞİNE,
C. Başvurucu Arif ŞİMBİL'e net 42.000TL; başvurucular Hüseyin ŞİMBİL, Hatice ŞİMBİL, Mustafa ŞİMBİL, Ayişe VATANSEVER, FatimeKARDELEN, Nuran ÖZNAZLI, Umran BALABAN, Binnaz ŞULAN,Nesibe İŞLER ve Zübeyde KARATAŞ'a ayrı ayrı net 7.000TL manevi tazminat ÖDENMESİNE, tazminata ilişkin diğer taleplerin REDDİNE,
D. 198,35TL harç ve 1.800 TLvekâlet ücretinden oluşan toplam 1,998,35 TL yargılama giderinin BAŞVURUCULARArif ŞİMBİL, Hüseyin ŞİMBİL, Hatice ŞİMBİL, Mustafa ŞİMBİL, AyişeVATANSEVER, Fatime KARDELEN, Nuran ÖZNAZLI, Umran BALABAN, Binnaz ŞULAN, Nesibe İŞLER ve Zübeyde KARATAŞ'a MÜŞTEREK OLARAK ÖDENMESİNE,
E. 6216 sayılı Kanun'un 51.maddesi ve Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü'nün 83. maddesiuyarınca 2.000 TL disiplin para cezasının Avukat Coşkun DOĞRU'danTAHSİLİNE,
F. Ödemelerin, kararın tebliğinitakiben başvurucuların Maliye Bakanlığına başvuru tarihinden itibaren dört ayiçinde yapılmasına, ödemede gecikme olması hâlinde bu sürenin sona erdiğitarihten ödeme tarihine kadar geçen süre için yasal FAİZ UYGULANMASINA,
G. Kararın bir örneğinin İzmirBarosuna GÖNDERİLMESİNE,
H. Kararın bir örneğinin AdaletBakanlığına GÖNDERİLMESİNE
4/2/2016 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.