TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ARİF ÇEVİK BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2014/16144)
Karar Tarihi: 28/6/2018
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Hicabi DURSUN
Hasan Tahsin GÖKCAN
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Yusuf Enes KAYA
Başvurucu
:
Arif ÇEVİK
Vekili
:
Av. Kurbani ODABAŞI
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; tutuklu kalınan süre için verilen tazminatın düşük olmasınedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, bilirkişi raporunun tebliğedilmemesi ve mahkeme kararlarının gerekçeli olmaması nedenleriyle de adilyargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 3/10/2014 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına(Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüşünü bildirmiştir.
6. Başvurucu, Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyandabulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
7. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
8. Başvurucu; nitelikli cinsel istismar, yol kesmek suretiyleyağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından yargılandığı davada14/4/2007 tarihinde tutuklanmıştır.
9. Başvurucunun bu davada 22/4/2010 tarihinde beraatine ve tahliyesine karar verilmiştir. Beraat kararı,Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 5/10/2011 tarihli ilamıyla onanmıştır.
10. Beraat kararının kesinleşmesinden sonra başvurucu; tutuklukaldığı süre için 51.068,60 TL maddi, 100.000 TL manevi tazminata hükmedilmesitalebiyle Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinde Maliye Hazinesi aleyhine davaaçmıştır.
11. Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi 17/4/2012 tarihli duruşmadabaşvurucunun maddi zararı hususunda bilirkişiden rapor alınmasına kararvermiştir.
12. 4/12/2012 tarihli duruşmada bilirkişiye rapor ve dosyayıibraz etmesi hususunda ihtarat yapılmasına ve birsonraki duruşmanın 25/12/2012 tarihine bırakılmasına karar verilmiştir.
13. Başvurucu müdafii 12/12/2012tarihinde, Mahkemeye 25/12/2012 tarihinde başka bir davada duruşması olduğunubelirterek mazeret dilekçesi sunmuştur.
14. 25/12/2012 tarihli duruşmada Mahkeme, başvurucu müdafiinin mazeret dilekçesini delillendirmediğigerekçesiyle mazeretin reddine karar vermiştir. Bu duruşmada dosya bilirkişidendönmüş, bilirkişi raporu okunmuş ve duruşma savcısından görüşü sorulmuştur.
15. Mahkeme; aynı duruşmada yargılamayı sonlandırarakbaşvurucuya 19.981,44 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminat ve 2.400 TL vekâletücreti ödenmesine, başvurucunun tazminata ilişkin diğer taleplerinin reddinekarar vermiştir.
16. Kararın gerekçesinin ilgili bölümü şöyledir:
"Mahkememizce yapılan yargılama, Bakırköy8. AĞCM'nin dava dosyası, tazminat talebine ilişkinbilirkişi raporu ve dosya kapsamındaki diğer tüm deliller, davalı savunması,davalı vekilinin beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde; Davacının hakkındayapılan soruşturma kapsamında Bakırköy 3 Sulh Ceza Mahkemesinin 04/04/2007tarihli ve 2007/116 Sorgu sayılı kararıyla tutuklandığı ve 22/04/2010 tarihindetahliye olduğu ,hakkında kasten tasarlayarak adam öldürme, nitelikli yağma,cinsel saldırı, konut dokunulmazlığını ihlal etme, hürriyetten yoksun kılmasuçundan Bakırköy 8 Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılanyargılama sonucunda mahkemenin 2007/220 Esas - 2010/131Karar sayılı ilamıyla beraatine karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, davacınınberaat kararı verilmesi nedeniyle haksız olarak tutuklu kaldığı anlaşılmakla;bilirkişi raporu da gözönüne alındığında tazminattalebinin 19.981,44 TL 'lik kısmının kabulüne,fazlaya ilişkin talebinin reddine, manevi tazminat talebinin de 20,000,00 TL lik kısmının kabulüne, fazlaya ilişkin kısmının reddine ve tutuklamatarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıyaverilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıda yazılışekilde hüküm kurulmuştur."
17. Başvurucu bu kararı temyiz etmiştir.
18. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23/6/2014 tarihli ilamıyla ilkderece mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Kararınilgili bölümü şöyledir:
Yapılan incelemeye, toplanıp karar yerindegösterilen delillere, incelenen dosya kapsamına göre, davalı ve davacıvekillerinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Kendisini vekil ile temsil ettiren davacılehine, hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının toplamı üzerindenyürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin üçüncü kısmında yerverilen oranlar üzerinden, '4.597,95' TL nispi vekalet ücretine hükmedilmesigerektiği gözetilmeden, karar tarihindeki maktu vekalet ücretine hükmedilmesi,
2-Dava dilekçesinde, tutuklama tarihindenitibaren faiz talebinde bulunulmasına rağmen, davacı lehine hükmolunan maddi vemanevi tazminatlar için, 04.04.2007 tarihinden itibaren faize hükmedilmesi,
3-Gerekçeli karar başlığında, 'dava' yerine'suç', dava tarihi yerine, 'suç tarihi ve saati' ile' suç yeri' ibarelerine yerverilmiş olması,
İsabetsiz olup, davalı ve davacı vekillerinintemyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılıKanunun 8/1. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapmayı gerektirmeyen buhususların aynı Kanunun 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün bulunduğundan,gerekçeli karar başlığında yer verilen 'suç yeri' ibaresi çıkartılarak, 'suç'ibaresi yerine 'dava', 'suç tarihi ve saati' yerine 'dava tarihi' yazılması vehükmün vekalet ücretine ilişkin beşinci bendi hüküm fıkrasından çıkartılarakyerine Kendisini vekil ile temsil ettiren davacı lehine hükmolunan maddi vemanevi tazminat miktarlarının toplamı üzerinden karar tarihinde yürürlüktebulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre '4.597,95' TL olarak hesaplanannispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine ibaresininyazılması ve hüküm fıkrasının birinci ve üçüncü bendlerindedavacı lehine hükmolunan maddi ve manevi tazminatların yasal faize ilişkinkısımlarında yer alan '04.04.2007' ibaresinin çıkartılıp yerine '14.04.2007'ibaresinin yazılması suretiyle, sair yönleri usul ve kanuna uygun olan hükmündüzeltilerek onanmasına [karar verildi].
19. Bu karar başvurucuya 8/9/2014 tarihinde tebliğ edilmiştir.
20. Başvurucu 3/10/2014 tarihinde bireysel başvurudabulunmuştur.
IV. İLGİLİ HUKUK
A. Ulusal Hukuk
21. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tazminat istemi" kenar başlıklı141. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgili bölümü şöyledir:
"Suç soruşturması veya kovuşturmasısırasında;
...
e) Kanuna uygun olarak yakalandıktan veyatutuklandıktan sonra haklarında kovuşturmaya yer olmadığına veya beraatlerine karar verilen,
...
Kişiler, maddî ve manevî her türlüzararlarını, Devletten isteyebilirler."
B. Uluslararası Hukuk
1. Sözleşme Metinleri
22. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) "Özgürlük ve güvenlik hakkı"kenar başlıklı 5. maddesinin ilgili bölümü şöyledir:
"1. Herkes özgürlük ve güvenlik hakkınasahiptir. Aşağıda belirtilen haller dışında ve yasanın öngördüğü usule uygunolmadan hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz:
...
c) Kişinin bir suç işlediğinden şüphelenmekiçin inandırıcı sebeplerin bulunduğu veya suç işlemesine ya da suçu işlediktensonra kaçmasına engel olma zorunluluğu kanaatini doğuran makul gerekçelerinvarlığı halinde, yetkili adli merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması vetutulması;
...
5. Bu madde hükümlerine aykırı bir yakalamaveya tutma işleminin mağduru olan herkes tazminat hakkına sahiptir."
23. Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilgilibölümü şöyledir:
"Herkes medeni hak ve yükümlülükleri ileilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalarkonusunda karar verecek olan, kanunla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkemetarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarakgörülmesini istemek hakkına sahiptir..."
2. Avrupa İnsan HaklarıMahkemesinin İçtihadı
24. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) göre Sözleşme'nin 5.maddesinin (5) numaralı fıkrasında öngörülen tazminat hakkı, ulusal bir makamveya Sözleşme kurumları tarafından bu maddenin diğer fıkralarından birininihlal edildiğinin sabit bulunduğu varsayımına dayanır (N.C./İtalya [BD], B. No: 24952/94,18/12/2002, § 49). Sözleşme'nin 5.maddesinin (1), (2), (3) ve (4) numaralıfıkraları kapsamında bir özgürlükten yoksun bırakılma için tazminat almak üzerebaşvuru imkânının bulunması hâlinde anılan maddenin (5) numaralı fıkrasınauygunluk sağlanmış olacaktır (Wassink/Hollanda,B. No: 12535/86, 27/9/1990, § 38).
25. AİHM'e göre bir müdahalenin telafiedilmesine yönelik hukuk yollarının başarısızlığı Mahkemenin sonradan zamanbakımından yargı yetkisine dâhil edilmez (Blecic/ Hırvatistan [BD], B. No: 59532/00, 8/3/2006, §§ 77-79).AİHM, Korizno/Litvanya (k.k.) (B. No: 68163/01, 28/9/2006) kararındazaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten önce başvurucunun gözaltınaalınmasının sona erdiğini belirterek Sözleşme'nin 5. maddesinin (1) numaralıfıkrasının ihlal edildiği şikâyetinin yanı sıra (5) numaralı fıkrasının ihlaledildiği iddiasını da incelememiştir.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
26. Mahkemenin 28/6/2018 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Kişi Hürriyeti veGüvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
27. Başvurucu, tutuklu kaldığı süre nedeniyle kendisine ödenen tazminatındüşük olduğunu ve tazminatın tazminat hukukunun genel prensiplerine aykırıolarak hesaplandığını belirterek kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlaledildiğini ileri sürmüştür.
28. Bakanlık; 5271 sayılı Kanun’un 141. maddesinin (1) numaralıfıkrasının (e) bendinin beraatine karar verilenherkese tazminat imkânı sunduğunu, burada tutulmanın haksızlığının tespitinintazminata hak kazanılması için bir ön koşul olmadığını, herhangi bir haksızlıkveya düzenlemelere aykırılık tespiti yapılmayan somut olaydaki tutuklamayaistinaden beraat sonucu talep edilen tazminat hakkının Anayasa’nın 19.maddesinin dokuzuncu fıkrasının kapsamına girmediğini, şikâyetin konubakımından yetkisizlikle reddedilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bakanlık ayrıcabaşvurucunun tutukluluk hâli zaman bakımından yetki tarihinden önce sona erdiğiiçin bu şikâyetin de zaman bakımından yetkisizlik nedeniyle kabul edilemezolduğunu ileri sürmüştür.
29. Başvurucu, bakanlık görüşüne karşı beyanında Bakanlığınbaşvurunun kabul edilmezlik nedeniyle reddedilmesi yönündeki görüşlerinekatılmadığını belirtmiş; esas yönünden ise başvuru dilekçesindekiaçıklamalarına benzer açıklamalarda bulunmuştur.
2. Değerlendirme
30. Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası ile dokuzuncu fıkrasışöyledir:
"Suçluluğu hakkında kuvvetli belirtibulunan kişiler, ancak kaçmalarını, delillerin yokedilmesiniveya değiştirilmesini önlemek maksadıyla veya bunlar gibi tutuklamayı zorunlukılan ve kanunda gösterilen diğer hallerde hâkim kararıyla tutuklanabilir.Hâkim kararı olmadan yakalama, ancak suçüstü halinde veya gecikmesinde sakıncabulunan hallerde yapılabilir; bunun şartlarını kanun gösterir.
...
Bu esaslar dışında bir işleme tâbi tutulankişilerin uğradıkları zarar, tazminat hukukunun genel prensiplerine göre,Devletçe ödenir."
31. Başvurucunun bu bölümdeki şikâyetlerinin Anayasa'nın kişihürriyeti ve güvenliği hakkını düzenleyen 19. maddesi kapsamında incelenmesigerekir.
32. 30/11/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşuve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un geçici 1. maddesinin (8) numaralıfıkrası şöyledir:
"Mahkeme, 23/9/2012 tarihinden sonrakesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhine yapılacak bireysel başvurularıinceler."
33. Anılan hüküm gereğince Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisi 23/9/2012 tarihinden sonra kesinleşen nihai işlem ve kararlar aleyhineyapılan bireysel başvurularla sınırlıdır. Kamu düzenine ilişkin bu düzenlemekarşısında anılan tarihten önce kesinleşmiş nihai işlem ve kararları daiçerecek şekilde yetki kapsamının genişletilmesi mümkün değildir (G.S., B. No: 2012/832, 12/2/2013, § 14).
34. Somut olayda başvurucu; yargılandığı davada 14/4/2007tarihinde tutuklanmış, 22/04/2010 tarihinde tahliye edilmiştir. Bu itibarlabaşvurucunun tutuklanması suretiyle hürriyetinden yoksun bırakılması AnayasaMahkemesinin zaman bakımından yetkisinin kapsamında değildir.
35. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişihürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak konduktan sonra ikincive üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıylakişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olaraksayılmıştır. Maddenin dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci ve sekizincifıkralarında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunan kişileretanınan güvencelere ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir (Safkan Aydoğdu, B. No: 2014/7498,5/4/2017, § 43).
36. Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncu fıkrasında ise buesaslar dışında bir işleme tabi tutulan kişilerin uğradıkları zararlarıntazminat hukukunun genel prensiplerine göre devlet tarafından ödeneceği ifadeedilmiştir. Anılan fıkrada yer alan "buesaslar dışında bir işleme tâbi tutulan kişiler" tabiri ilemaddenin diğer tüm fıkralarında belirtilen kurallara aykırı bir işleme tabikılınmanın kişiye tazminat hakkı doğurduğu belirtilmiştir. Buna göre maddeninikinci veya üçüncü fıkralarında belirtilen durumlara aykırı şekilde kişihürriyeti ve güvenliği hakkına müdahalede bulunulması ya da kişi hürriyeti vegüvenliği hakkına müdahale edilen kimsenin maddenin dördüncü, beşinci, altıncı,yedinci ve sekizinci fıkralarındaki güvencelerden yararlandırılmaması hâlindeuğranılan zararlar devlet tarafından ödenecektir (Safkan Aydoğdu, § 44).
37. Anayasa Mahkemesinin Anayasa'nın 19. maddesinin dokuzuncufıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edilip edilmediğinibelirleyebilmesi için öncelikle başvurucunun anılan maddenin diğer fıkralarındabelirtilen esaslar dışında bir işleme tabi tutulup tutulmadığını incelemesigerekmektedir. Yapılacak bu inceleme sonucunda başvurucunun Anayasa'nın 19.maddesinin ilk sekiz fıkrasında belirtilen esaslara aykırı bir işleme tabitutulduğu ve bu kapsamda uğradığı zararın devlet tarafından tazminat hukukunungenel prensiplerine göre ödenmediği tespit edilirse Anayasa'nın 19. maddesinindokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlali söz konusuolabilecektir(Safkan Aydoğdu, §45).
38. Anayasa Mahkemesi, başvurucunun hürriyetinden yoksunbırakılmasının Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında hukukauygun olup olmadığını inceleyememektedir. Anayasa Mahkemesinin zaman bakımındanyetkisinin dışında olması nedeniyle hukukiliğini inceleyemediği bir hürriyettenyoksun bırakılma hâlini, dolayısıyla başvurucunun Anayasa'nın 19. maddesinindokuzuncu fıkrasında güvence altına alınan tazminat hakkının ihlal edildiğiiddiasını incelemesi de mümkün değildir. Anılan şikâyet bakımından da zaman bakımındanyetkisizlik söz konusudur (Safkan Aydoğdu ,§ 46).
39. Zira bireysel başvuruya konu müdahaleyi telafi etmeyiamaçlayan hukuk yollarının Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşladığı tarihten sonra olumsuz biçimde sonuçlanması, müdahaleyi her zamanAnayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisi içine sokmaz. Bu bağlamda 5271sayılı Kanun'un 141. maddesinde öngörülen tazminat yolunun Anayasa Mahkemesininbireysel başvurularda zaman bakımından yetkisinin başladığı tarihten sonra tüketilmişolmasının bir önemi bulunmamaktadır (SafkanAydoğdu, § 47).
40. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının zaman bakımındanyetkisizlik nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
B. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkinİddia
1. Çelişmeli Yargılama ve Silahların Eşitliğiİlkelerinin İhlal Edildiğine İlişkin İddia
a. Başvurucunun İddiaları
41. Başvurucu; dava dosyasına sunulan bilirkişi raporununkendisine tebliğ edilmediğini, rapora karşı beyanlarını ve itirazlarınısunamadan karar verildiğini ileri sürmüştür.
42. Bakanlık, bu şikâyete ilişkin görüş bildirmemiştir.
b. Değerlendirme
43. Anayasa'nın 36. maddesi uyarınca herkes iddia, savunmave adil yargılanma hakkınasahiptir. Anayasa'nın anılan maddesinde adil yargılanma hakkından ayrı olarak iddia ve savunmahakkına birlikte yer verilmesi taraflara iddia ve savunmalarını mahkeme önündedile getirme fırsatı tanınması gerektiği anlamını da içermektedir (Gökay Dayan, B. No: 2014/12206, 21/9/2017,§ 21).
44. Diğer yandan Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, bu ibarenin Türkiye'nin tarafı olduğu uluslararasısözleşmelerce de güvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metninedâhil edildiği vurgulanmıştır. Nitekim Anayasa Mahkemesi de Anayasa’nın 36.maddesi uyarınca inceleme yaptığı birçok kararında, AİHM içtihadıyla adilyargılanma hakkının kapsamına dâhil edilen silahlarıneşitliği ilkelerine Anayasa’nın 36. maddesi kapsamında yervermektedir. Bu itibarla anılan ilkenin adil yargılanma hakkının kapsam veiçeriğine dâhil olduğu sonucu ortaya çıkmaktadır. Anılan ilkeye uygunyürütülmeyen bir yargılamanın hakkaniyete uygun olması olanaklı değildir (Gökay Dayan, § 22).
45. Silahların eşitliği ilkesi, davanın taraflarının usuleilişkin haklar bakımından aynı koşullara tabi tutulması ve taraflardan birinindiğerine göre daha zayıf bir duruma düşürülmeksizin iddia ve savunmalarınımakul bir şekilde mahkeme önünde dile getirme fırsatına sahip olması anlamınagelir (Yaşasın Aslan, B. No:2013/1134, 16/5/2013, § 32). Bu usul güvencesi, uyuşmazlığın her iki tarafınada savunmasının temel dayanağı olan delilleri sunma imkânı tanınmasınıkapsamaktadır (Yüksel Hançer, B.No: 2013/2116, 23/1/2014, § 18).
46. Daha önce ulaşılamayan bilgi ve belgelere üst yargılamaaşamasında ulaşılmış ve bunlara karşı iddia ve itirazlar dile getirilmiş isesilahların eşitliği ilkesi ihlal edilmiş sayılmayabilir. Anayasa Mahkemesininbireysel başvuru kapsamındaki görevi, somut olayın usul kurallarına uygunluğunudenetlemek değil adil yargılanma hakkı kapsamındaki güvencelerin somut olaydaihlal edilip edilmediğini denetlemektir (DurmazOto. Petrol Ürünleri İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti. (4), B. No:2013/251, 10/6/2015, § 22). Silahların eşitliği ilkesi kapsamında yapılacakinceleme başvuru konusu yargılamanın bir bütün olarak adil olup olmadığınındeğerlendirilmesidir (Yüksel Hançer,§ 19).
47. Somut olayda yargılama sürecinde 25/9/2012 tarihli duruşmadadosyanın Mahkemece uzman bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan bilirkişiraporunun 25/12/2012 tarihli son celseden önce dava dosyasına sunulduğu, her nekadar başvurucu ve vekili son celseye katılmamışsa da raporun içeriğinin 25/12/2012tarihli Mahkeme kararının tebliği ile öğrenildiği, bilirkişi raporuna karşıitirazlarını temyiz mercii önünde ileri sürme hakkının başvurucuya tanındığı vebaşvurucunun bu yöndeki itirazlarını temyiz incelemesinde ileri sürdüğüanlaşılmıştır.
48. Buna göre başvurucunun daha önce ulaşamadığı bilgi vebelgelerin içeriğini yargılamanın sonraki aşamasında elde ettiği, bunlara karşıiddia ve itirazlarını dile getirme imkânına kavuştuğu, bu açıdan yargılamasürecindeki uygulamanın diğer tarafı üstün bir konuma getirmediği, yargılamayıfiilen ve gerçekten adaletten yoksun kılmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
49. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun silahların eşitliği veçelişmeli yargılama ilkesine yönelik bir ihlalin olmadığı açık olduğundanbaşvurunun bu kısmının açıkça dayanaktanyoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesigerekir.
2. Gerekçeli Karar Hakkının İhlal Edildiğineİlişkin İddia
50. Başvurucu; tutuklu kalması nedeniyle uğradığı maddizararları delilleriyle ispat etmesine rağmen maddi zararlarının sadece maaştanibaret sayıldığını, maaşının da asgari ücret üzerinden hesaplandığını, yinedelilleriyle birlikte ortaya koyduğu manevi tazminat talebinin de çok düşüktespit edildiğini, aynı davada yargılanan başka bir sanığa 55.000 TL manevitazminat ödendiğini, kendisinin evli ve dört çocuklu olması, ailesinin olaynedeniyle taşınmak zorunda kalması gibi durumlar gözönünealındığında manevi zararı daha büyük olmasına rağmen kendisine 20.000 TL manevitazminat ödendiğini, tüm bu hususları dava dilekçesinde ve temyiz dilekçesindebelirtmesine rağmen derece mahekemelerinin bu delillereve açıklamalara neden itibar etmediğini açıklamadığını, gerekçesiz bir şekildekarar verdiklerini ileri sürmüştür.
51. Bakanlık, bu şikâyete ilişkin görüş bildirmemiştir.
a. Kabul Edilebilirlik Yönünden
52. Açıkça dayanaktan yoksun olmadığı ve kabul edilemezliğinekarar verilmesini gerektirecek başka bir neden de bulunmadığı anlaşılangerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın kabul edilebilirolduğuna karar verilmesi gerekir.
b. Esas Yönünden
53. Anayasa'nın 36. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin adilyargılanma hakkına sahip olduğu belirtilmiş ancak gerekçeli karar hakkındanaçıkça söz edilmemiştir. Bununla birlikte Anayasa'nın 36. maddesine adil yargılanma ibaresinin eklenmesineilişkin gerekçede, Türkiye'nin taraf olduğu uluslararası sözleşmelerce degüvence altına alınan adil yargılama hakkının madde metnine dâhil edildiğivurgulanmıştır. Nitekim Sözleşme'nin 6. maddesinin (1) numaralı fıkrasındakihakkaniyete uygun yargılanma hakkının kapsamına gerekçeli karar hakkının dadâhil olduğu AİHM'in birçok kararında vurgulanmıştır.Dolayısıyla Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkınıngerekçeli karar hakkı güvencesini de kapsadığının kabul edilmesi gerekir (Canan Tosun, B. No: 2014/8891, 10/5/2017,§ 22).
54. Anayasa'nın 141. maddesinin üçüncü fıkrasında da "Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeliolarak yazılır." denilerek mahkemelere kararlarını gerekçeliyazma yükümlülüğü yüklenmiştir. Anayasa’nın bütünlüğü ilkesi gereği anılanAnayasa kuralı da gerekçeli karar hakkının değerlendirilmesinde gözönünde bulundurulmalıdır (Canan Tosun, § 23).
55. Gerekçeli karar hakkı, kişilerin adil bir şekildeyargılanmalarını sağlamayı ve denetlemeyi amaçlamaktadır. Tarafların muhakemesırasında ileri sürdükleri iddialarının kurallara uygun biçimde incelenipincelenmediğini bilmeleri ve ayrıca demokratik bir toplumda kendi adlarınaverilen yargı kararlarının sebeplerini toplumun öğrenmesinin sağlanması için degereklidir (Sencer Başat ve diğerleri[GK], B. No: 2013/7800, 18/6/2014, §§ 31, 34).
56. Mahkemelerin anılan yükümlülüğü, yargılamada ileri sürülenher türlü iddia ve savunmaya karar gerekçesinde ayrıntılı şekilde yanıtverilmesi gerektiği şeklinde anlaşılamaz. Ancak derece mahkemeleri, kendilerinesunulan tüm iddialara yanıt vermek zorunda değilse de (Yasemin Ekşi, B. No: 2013/5486, 4/12/2013,§ 56) davanın esas sorunlarının incelenmiş olduğu gerekçeli karardananlaşılmalıdır.
57. Bir kararda tam olarak hangi unsurların bulunması gerektiği,davanın niteliğine ve koşullarına bağlıdır. Muhakeme sırasında açık ve somutbir biçimde öne sürülen iddia ve savunmaların davanın sonucuna etkili olması,başka bir deyişle davanın sonucunu değiştirebilecek nitelikte bulunması hâlindedavayla doğrudan ilgili olan bu hususlara mahkemelerce makul bir gerekçe ileyanıt verilmesi gerekir (Sencer Başat vediğerleri, § 35).
58. Aksi bir tutumla mahkemenin davanın sonucuna etkili olduğunukabul ettiği bir husus hakkında ilgili veyeterli bir yanıt vermemesi veya yanıt verilmesini gerektiren usulveya esasa dair iddiaları cevapsız bırakmış olması hak ihlaline nedenolabilecektir (Sencer Başat ve diğerleri,§ 39).
59. Öte yandan temyiz merciinin yargılamayı yapan mahkemeninkararını uygun bulması hâlinde bunu ya aynı gerekçeyi kullanarak ya da biratıfla kararına yansıtması yeterlidir. Burada önemli olan husus, temyizmerciinin bir şekilde temyizde dile getirilmiş ana unsurları incelediğini,derece mahkemesinin kararını inceleyerek onadığını ya da bozduğunugöstermesidir (Yasemin Ekşi, §57).
60. Somut olayda Mahkemenin gerekçeli kararında geçen "Mahkememizce yapılan yargılama, Bakırköy 8. AĞCM'nin dava dosyası, tazminat talebine ilişkin bilirkişiraporu ve dosya kapsamındaki diğer tüm deliller, davalı savunması, davalıvekilinin beyanı hep birlikte değerlendirildiğinde;" ibarelerinden tazminat miktarını etkileyecek iddialarındeğerlendirildiği görülmektedir. Kanun yolu incelemesi sonucunda verilenkararda da değerlendirme konusu hüküm ve gerekçenin uygun bulunduğu dikkatealındığında gerekçeli karar hakkına yönelik bir ihlal olmadığının açık olduğuanlaşılmaktadır.
61. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabuledilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemezolduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğineilişkin iddianın zaman bakımındanyetkisizlik nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Adil yargılanma hakkı kapsamında çelişmeli yargılama vesilahların eşitliği ilkelerinin ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
3. Adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkınınihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkçadayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA28/6/2018 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.