TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
ARZU ÇOBAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/8850)
Karar Tarihi: 7/2/2019
BİRİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan
:
Burhan ÜSTÜN
Üyeler
:
Serdar ÖZGÜLDÜR
Serruh KALELİ
Kadir ÖZKAYA
Yusuf Şevki HAKYEMEZ
Raportör Yrd.
:
Halil İbrahim DURSUN
Başvurucular
:
1. Arzu ÇOBAN
2. Behçet ÇOBAN
3. Gülay EREL
4. Gülbahar EREL
5. Gülsefer ÇOBAN
6. Hafize TOSUN
7. Hasan ÇOBAN
8. Nusrettin ÇOBAN
9. Serdar ÇOBAN
10. Serpil DEĞER
11. Sibel DEĞER
12. Suret AKGÜN
13. Teyfik ÇOBAN
Vekili
:
Av. Habibe DANIŞMAN DEYAR
I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, öldürme olayına ilişkin olarak etkili bir cezasoruşturması yürütülmemesi nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiği iddiasınailişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 21/5/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan önincelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölümtarafından yapılmasına karar verilmiştir.
5. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik veesas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
6. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgiliolaylar özetle şöyledir:
7. Başvurucuların babası Ş.Ç., 22/7/1993 günü saat 21.00sıralarında Mardin/Derik'e bağlı bir köy yolunda H.K., A.C. ve S.S. adlıkişilerle birlikte araç içinde seyir hâlinde iken gerçekleştirilen silahlısaldırı sonucu başından ve sol omzundan, araçta bulunan H.K. adlı kişi desırtından vurulmuştur. Araçtaki diğer kişiler ise saldırıdan herhangi bir yaraalmadan kurtulmuş ve olay yerinden kaçarak uzaklaşmışlardır.
8. Olay yerinden kaçarak uzaklaşan A.C. 23/7/1993 günü saat06.00 sıralarında olayı Derik İlçe Jandarma Komutanlığına bildirmiştir. Derikİlçe Jandarma Komutanlığı ise olay hakkında Derik Cumhuriyet Başsavcılığınabilgi vermiştir. Bunun üzerine yetkili makamlar olay yerinde çeşitliincelemeler yapmışlardır. Olay Yeri Tespit Tutanağı'nagöre aracın sol ön koltuğunda başvurucuların babası Ş.Ç., aracın sol arkakoltuğunda ise H.K. adlı kişi ölü olarak bulunmuştur. Olay Yeri Tespit Tutanağı'na göre ayrıca yapılan araştırmalar neticesindearacın durduğu yerden otuz metre ileride boş mermi kovanları bulunmuştur.23/7/1993 tarihinde Cumhuriyet savcısının da katılımıyla ölü muayene işlemlerigerçekleştirilmiştir.
9. Derik Cumhuriyet Başsavcılığı, araçta bulunan ve olaydan yaraalmadan kurtulan A.C. ile S.S.nin ifadelerinialmıştır. S.S. 26/7/1993 tarihli ifadesinde özetle biçicilikişi ile iştigal etiğini, olay günü Ş.Ç., H.K. ve A.C. ile birlikte Pınarcıkköyüne giderek biçicilik işinden alacaklarını ilgilikişilerden tahsil ettiğini, saat 21.00-21.30 sıralarında bu köydenayrıldıklarını, seyir hâlinde iken araçlarının uzun namlulu silahlarlataranmaya başladığını, bu olayın yaklaşık 2-3 dakika sürdüğünü belirtmiştir.S.S., silah seslerinin kesilmesi üzerine belli bir süre arabanın içindebekledikten sonra olay yerine en yakın köye doğru kaçmaya başladığını, olayyeri karanlık olduğundan kendilerine kimlerin ateş ettiğini göremediğini,kimseyle herhangi bir husumetlerinin bulunmadığını ifade etmiştir. Araçtabulunan A.C. de S.S.nin ifadesine benzer şekildebeyanda bulunmuştur.
10. Olay hakkında yürütülen soruşturma kapsamında, PKK terörörgütünden ayrılarak güvenlik güçlerine teslim olan N.M. adlı kişinin deifadesi alınmıştır. N.M., 9/8/1993 tarihli ifadesinde özetle kendisininherhangi bir terör eylemine karışmadığını, bununla birlikte Pınarcık Köyündeiki kişinin öldürülmesi olayı dâhil olmak üzere bazı olayların PKK terör örgütütarafından yapıldığının kendisine anlatıldığını ifade etmiştir. N.M. ifadesindeayrıca Derik ilçesinde faaliyet gösteren terör örgütü mensuplarının kodadlarının neler olduğunu yetkili makamlara iletmiştir. Başvuru formundaki bilgive belgelerden, olayın faillerinden yalnızca H.B.ninkimlik bilgilerinin bilindiği, diğer faillerin ise kimlik bilgilerininbilinmeyip sadece kod adlarının bilindiği anlaşılmaktadır.
11. Derik Cumhuriyet Başsavcılığı olayın PKK terör örgütütarafından yapıldığını, olayı soruşturma görev ve yetkisinin Diyarbakır DevletGüvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığında olduğunu belirterek 14/9/1993tarihinde görevsizlik kararı vermiştir.
12. Bu karar üzerine soruşturma işlemlerine Diyarbakır DevletGüvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığının 1993/3790 sayılı dosyasıüzerinden devam edilmiştir. Bu kapsamda olay yerinde bulunan on dokuz adetmermi kovanı 22/8/1994 tarihinde Diyarbakır Bölge KriminalPolis Laboratuvarı tarafından incelenmiş ve bu inceleme sonucunda olay yerindebulunan on dokuz adet mermi kovanının tek bir silah ile atılmış olduğu tespit edilmiştir.Bu inceleme kapsamında ayrıca olay yerinde bulunan on dokuz adet mermi kovanıile diğer faili meçhul olaylarda elde edilen mermi kovanları mukayese edilmişancak aralarında herhangi bir irtibat kurulamamıştır.
13. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelerinincelenmesinden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığıtarafından 29/9/1993 tarihinde Derik İlçe Jandarma Komutanlığına, MardinEmniyet Müdürlüğüne ve Mardin İl Jandarma Komutanlığına müzekkereler yazılarakolayın faillerinin araştırılmasının ve her üç ayda bir olayla ilgili olarakSavcılığa bilgi verilmesinin istendiği anlaşılmaktadır.
14. Bu müzekkkereler üzerine kollukgörevlilerince düzenlenen, olayın fail ya da faillerinin tespit edilemediğineilişkin tutanaklar Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilmiştir. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi CumhuriyetBaşsavcılığına gönderilen tutanaklar arasında olayın faillerinden olduğudeğerlendirilen ve kimlik bilgileri bilinen H.B. adlı kişinin araştırılmasınailişkin tutanaklar da yer almaktadır. Bu tutanaklarda, H.B.nin1992 yılında PKK terör örgütüne katıldığı ve 1993 yılında Mardin'in Mazıdağıilçesi kırsalında meydana gelen bir çatışmada öldürüldüğünün kendi köy halkıtarafından bilindiği belirtilmiştir.
15. Başvuruculardan Behçet Çoban, Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığına 25/9/2012 tarihinde bir dilekçe sunarak babasının ölümüneilişkin olarak yürütülen soruşturma dosyasında bulunan tüm belgelerin birerfotokopisinin kendisine verilmesi talebinde bulunmuştur. Başvuru formu veeklerinden, başvurucu Behçet Çoban'a soruşturma evrakının bir fotokopisinverilmesinin uygun olduğunun değerlendirildiği anlaşılmaktadır.
16. Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, dava zamanaşımı süresininyirmi yıl olduğu ve bu sürenin 23/7/2013 tarihinde dolduğu gerekçesiyle17/9/2013 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına karar vermiştir.
17. Başvurucular anılan kararı 27/4/2015 tarihindeöğrendiklerini belirterek 21/5/2015 tarihinde bireysel başvurudabulunmuşlardır.
IV. İLGİLİ HUKUK
18. İlgili hukuk için bkz. Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,B. No: 2014/15732, 24/1/2018, §§ 32-69.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
19. Mahkemenin 7/2/2019 tarihinde yapmış olduğu toplantıdabaşvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurucularınİddiaları
20. Başvurucular; ölüm olayı ile soruşturmayı sonuçlandırankarar arasında geçen yirmi yıl boyunca kendilerine hiçbir tebligatyapılmadığını, soruşturmaya sunabilecekleri bir katkı olup olmadığı hususundaifadelerinin dahi alınmadığını iddia etmişlerdir. Başvurucular ayrıca lehe olandelillerin toplanmasını isteme hakkının kendilerine sunulmadığını,soruşturmanın etkili ve sonuç alıcı bir şekilde yürütülmediğini, soruşturmanınyıllarca sadece üç ayda bir düzenlenen tutanaklarla ilerlediğini, soruşturmanınmakul sürede tamamlanmadığını ifade etmişlerdir. Başvurucular bu iddialarlaadil yargılanma, makul sürede yargılanma haklarının, kanun önünde eşitlikilkesinin, hakkın kötüye kullanılması yasağının ve etkili başvuru hakkınınihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.
B. Değerlendirme
21. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucu tarafından yapılanhukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifinikendisi takdir eder (Tahir Canan,B. No: 2012/969, 18/9/2013, § 16). Somut olayda başvurucular temel olarakyakınlarının ölüm olayı hakkında etkili bir ceza soruşturması yürütülmediğiniileri sürmektedirler. Başvurucular eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiasıdâhil diğer ihlal iddiaları yakında yeterli bir açıklama yapmamışlardır. Buitibarla başvurucuların tüm şikâyetlerinin yaşam hakkının usul yönü kapsamındaincelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
22. Anayasa’nın "Kişinindokunulmazlığı, maddî ve manevî varlığı"kenar başlıklı 17. maddesinin birinci fıkrasışöyledir:
"Herkes,yaşama, maddî ve manevî varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir."
23. Anayasa’nın "Devletintemel amaç ve görevleri" kenar başlıklı 5. maddesinin ilgilibölümü şöyledir:
“Devletintemel amaç ve görevleri, … Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin vetoplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak vehürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacaksurette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanınmaddî ve manevî varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamayaçalışmaktır.”
24. Yaşam hakkının doğal niteliği gereği, yaşamını kaybeden kişiaçısından bu hakka yönelik bir başvuru ancak ölen kişinin mağdur olan yakınlarıtarafından yapılabilecektir (SerpilKerimoğlu ve diğerleri, B. No: 2012/752, 17/9/2013, § 41).Başvurucular, başvuruya konu olayda yaşamını yitiren kişinin çocuklarıdır. Bunedenle başvuruda başvuru ehliyeti açısından bir eksiklik bulunmamaktadır.
25. Bununla birlikte başvurunun başvuru yollarının tüketilmesive bu kuralla iç içe girmiş bulunan otuz günlük başvuru süresi kuralıbakımından da ayrı bir değerlendirmeye tabi tutulması gerekmektedir.
26. Anayasa'nın 148. maddesinin üçüncü fıkrası şöyledir:
“...Başvuruda bulunabilmek için olağan kanunyollarının tüketilmiş olması şarttır.”
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa MahkemesininKuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 45. maddesinin (2) numaralıfıkrası şöyledir:
“İhlaleneden olduğu ileri sürülen işlem, eylem ya da ihmal için kanunda öngörülmüşidari ve yargısal başvuru yollarının tamamının bireysel başvuru yapılmadan öncetüketilmiş olması gerekir.”
28. 6216 sayılı Kanun’un “Bireyselbaşvuru usulü” kenar başlıklı 47. maddesinin (5) numaralı fıkrasışöyledir:
“Bireysel başvurunun, başvuru yollarınıntüketildiği tarihten; başvuru yolu öngörülmemişse ihlalin öğrenildiği tarihtenitibaren otuz gün içinde yapılması gerekir.”
29. Öncelikle belirtmek gerekir ki anılan Anayasa ve Kanunmaddelerinde yer verilen kanun yollarının tüketilmesi koşulu, bireyselbaşvurunun temel hak ihlallerini önlemek için son ve olağanüstü bir çareolmasının doğal sonucudur (Necati Gündüz veRecep Gündüz, B. No: 2012/1027, 12/2/2013, § 20).
30. Temel hak ve özgürlüklere saygı, devletin tüm organlarınınanayasal ödevi olup bu ödevin ihmal edilmesi nedeniyle ortaya çıkan hakihlallerinin düzeltilmesi idari ve yargısal makamların görevidir. Bu nedenletemel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle derecemahkemeleri önünde ileri sürülmesi, bu makamlar tarafından değerlendirilmesi vebir çözüme kavuşturulması esastır (Ayşe Zıraman ve Cennet Yeşilyurt, B. No: 2012/403,26/3/2013, § 16).
31. Tüketilmesi gereken başvuru yolları, başvurucununşikâyetleri açısından makul bir başarı şansı sunabilecek ve bir çözümsağlayabilecek nitelikteki kullanılabilir ve etkili başvuru yollarıdır. Ayrıcabaşvuru yollarını tüketme kuralı ne kesin ne şeklî olarak uygulanabilir birkural olup bu kurala uygunluğun denetlenmesinde somut başvurunun koşullarınındikkate alınması esastır. Bu anlamda yalnızca hukuk sisteminde birtakım başvuruyollarının varlığının değil aynı zamanda bunların uygulama şartları ilebaşvurucunun kişisel koşullarının gerçekçi bir biçimde ele alınmasıgerekmektedir. Bu nedenle başvurucuların kendisinden başvuru yollarınıntüketilmesi noktasında beklenebilecek her şeyi yerine getirip getirmediklerininbaşvurunun özellikleri dikkate alınarak incelenmesi gerekir (S.S.A., B. No: 2013/2355, 7/11/2013, §28).
32. İhlal iddiasını değerlendirmeye ve ihlal tespitiyapıldığında yeterli giderimi sağlamaya imkân tanıyan bir başvuru yolununbulunmaması hâlinde başvuru yollarının tüketilmesi kuralını uygulamak mümkünolmayacaktır (Yasin Ağca, B. No:2014/13163, 11/5/2017, § 121). Böyle bir durumda başvurucuların ihlaliöğrendikleri tarihten itibaren otuz gün içinde bireysel başvuruda bulunmalarıgerekmektedir.
33. Şikâyetleri konusunda çözüm sağlayabilecek etkili birbaşvuru yolunun mevcut olması hâlinde öncelikle bireysel başvuruda bulunmak,dava ve başvurularını takip etmek için gerekli özeni gösterme yükümlülüğübulunan başvurucular, en kısa sürede yetkili makamlara başvurmalıdırlar. Zirazaman geçtikçe delillerin kaybolma veya bozulma ihtimali artmakta, gerçeklerinortaya çıkması zorlaşmaktadır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, § 84).
34. Öte yandan şikâyeti yetkili makamlara iletmenin imkânsızveya önemli ölçüde güç olduğu durumlar -ki bu durumların neler olduğu herbaşvuruda olay ve olgular ile başvurucunun tutumu nazara alınarak ayrıcadeğerlendirilmelidir-mevcutsa başvurucuların özen yükümlülüğünün ancak bahsekonu durumların sona ermesinden itibaren başlayacağı kabul edilmelidir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 85).
35. Yaşam hakkı ile ilgili bir soruşturmanın etkili olupolmadığı yönünden inceleme yapılabilmesi için -mutlak surette gerekli olmasada- yürütülen soruşturmanın makul bir süreyi aşmaması şartıyla ilgili kamumakamları tarafından nasıl sonlandırılacağının beklenmesi, bireysel başvuru ilegetirilen koruma mekanizmasının ikincil niteliğine uygun olacaktır (Rahil Dink ve diğerleri, B. No: 2012/848,17/7/2014, § 76; Hüseyin Caruş,B. No: 2013/7812, 6/10/2015, § 46).
36. Diğer taraftan başvurucuların yetkili makamlara müracaatetmelerine rağmen doğal olmayan bir ölümle ilgili soruşturma başlatılmamışsabaşlatılan soruşturmada ilerleme yoksa veya soruşturma artık etkisiz bir hâlalmışsa başvuruculardan soruşturmanın sonucunu beklemelerini istemek makulolmayacaktır. Böyle bir durumda başvurucular, gerekli özeni göstermeli veşikâyetini çok uzun süre geçirmeden Anayasa Mahkemesine sunabilmelidirler (Rahil Dink ve diğerleri, § 77). Zirasoruşturmanın etkililiğini sağlayacak bir başvuru yolu bulunmamaktadır. O hâldeanılan ihlal iddiaları yönünden başvuru yollarının tüketilmesi gerekmemektedir(Yasin Ağca, § 121). Böyle birdurumda başvurucular, etkili bir soruşturma yürütülmediğinin farkına vardıklarıveya varmaları gerektiği andan itibaren otuz gün içinde bireysel başvurudabulunmalıdırlar. Doğal olarak başvurucuların etkili bir soruşturma yürütülmediğininne zaman farkına varmaları gerektiği her davanın şartlarına bağlı olarakdeğerlendirilecektir (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 87).
37. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut vericigelişmeler ve gerçekçi varsayımlar bulunduğu, soruşturmanın ilerlemesinisağlayıcı tedbirler alındığı sürece başvuruculardan başvuru yollarınıtüketmeden bireysel başvuruda bulunmaları da beklenmemelidir. Ancak bu hâldedahi soruşturmanın daha sonra etkisizleştiğini öğrenen başvurucular, durumunfarkına vardıkları veya varmaları gerektiği andan itibaren süresi içindebireysel başvuruda bulunmalıdırlar (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu, §88).
38. Son olarak ifade etmek gerekir ki soruşturmanınetkisizliğinin fark edildiği veya fark edilmesi gerektiği andan itibaren süresiiçinde bireysel başvuru yapılmayıp zamanaşımı süresinin dolması nedeniylekovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesinin beklenmesi hâlindesoruşturmaya konu olayın üzerinden geçen uzun zaman gerçeklerin ortayaçıkmasını zorlaştıracak ve neredeyse imkânsızlaştıracaktır. Böylesi bir durumdaAnayasa Mahkemesi, devletin negatif ve pozitif yükümlülüklerine gerçekten uyupuymadığını inceleyemeyecek; yaşam hakkının usul boyutu yönünden yapacağıdeğerlendirmede yeniden yargılamaya karar veremeyecek ve şartlarıgerçekleştiğinde sadece ihlali tespit edip tazminata hükmedebilecektir. Oysaölüm olayının sebep ve koşulları ile sorumluların tespitine imkân verenetkinlikte bir soruşturma yapılması ve gerektiği takdirde sorumlularıncaydırıcı bir ceza ile cezalandırılmaları için yeniden yargılamaya kararverilebilmesinin benzer yaşam hakkı ihlallerinin önlenmesinde oynadığı rolünbüyüklüğü tartışılmazdır (Adle Azizoğlu ve Sadat Azizoğlu,§ 89).
39. Başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre somutolayda yaşanan hadiseyle ilgili olarak resen bir ceza soruşturması başlatılmış,bu kapsamda olay yeri incelemesi ile ölü muayene işlemleri gerçekleştirilmiş,olayla ilgili bilgi sahibi olabilecek bazı kişilerin ifadesi alınmıştır.Bununla birlikte başvuru formu ve eklerindeki bilgi ve belgelere göre-özellikle Diyarbakır Bölge Kriminal PolisLaboratuvarının 22/8/1994 tarihli raporundan sonra- olayın aydınlatılmasına vefaillerin tespitine yönelik önemli herhangi bir soruşturma işlemi yapılmamış,yalnızca faillerin tespitine çalışıldığı yönünde kolluk görevlilerince belliaralıklarla tutulan ve zamanla sıradan hâle gelen tutanaklar soruşturma evrakıarasına alınmıştır.
40. Başvuruculardan Behçet Çoban, Diyarbakır CumhuriyetBaşsavcılığına 25/9/2012 tarihinde bir dilekçe sunarak babasının ölümüneilişkin olarak yürütülen soruşturma dosyasında bulunan tüm belgelerin birerfotokopisinin kendisine verilmesi talebinde bulunmuştur. Soruşturma dosyasınınbir nüshasının istenmesinden ibaret olan bu talebin de soruşturmanınilerlemesini sağlayıcı nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Dolayısıylabaşvuruculardan Behçet Çoban'ın bu talep ile soruşturmanın etkililiği adınayetkili makamlarla anlamlı bir temas kurduğu söylenemez.
41. Behçet Çoban'ın Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına sunduğu25/9/2012 tarihli dilekçesi dikkate alındığında başvurucuların babalarının ölümolayıyla ilgili olarak bir ceza soruşturması yürütüldüğünden haberdar olduğuanlaşılmaktadır. Başlatılan ceza soruşturmasından sonra olayla ilgilişikâyetlerini yetkili makamlara iletmede veya soruşturmanın etkisizliğiyleilgili bireysel başvuru yapmada güçlük çektikleri yönünde herhangi biriddiaları bulunmayan başvurucular, yaşanan elim olayla ilgili şikâyetleriniyetkili makamlara iletmemiş ve soruşturmanın etkililiği yönünde beklentiyegirmelerine neden olacak şekilde soruşturma makamları ile anlamlı bir temaskurmamışlardır. Soruşturmada ilerleme sağlanacağına dair umut verici birgelişme yaşanmamış ve soruşturmanın ilerlemesini sağlayıcı bir tedbir dealınmamıştır. Buna rağmen başvurucular, bireysel başvuru yapmak içinkovuşturmaya yer olmadığına dair kararın verilmesini beklemişlerdir. Yürütülensoruşturmanın etkisiz bir hâl alması nedeniyle soruşturma sonucunu beklemesigerekmeyen başvurucuların Anayasa Mahkemesinin zaman bakımından yetkisininbaşlangıcı olan 23/9/2012 tarihinden makul olmayan bir süre sonra 21/5/2015tarihinde yaptıkları başvuru, süresinde yapılmış bir başvuru olarak kabuledilemez.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurunun diğer kabul edilebilirlikşartları yönünden ayrıca incelenmeksizin süreaşımı nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. Yaşam hakkının usul yönünün ihlal edildiğine ilişkin iddianınsüre aşımı nedeniyle KABULEDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucular üzerinde BIRAKILMASINA7/2/2019 tarihinde OY BİRLİĞİYLE karar verildi.